Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

Oral Orofarengeal HPV Lezyonları

Oral ve orofarengeal HPV lezyonları ağız ve boğaz bölgesindeki HPV kaynaklı durumlardır, belirtileri ve yaklaşımları öğrenin.

Oral ve orofarengeal HPV lezyonları, insan papilloma virüsünün (HPV) ağız boşluğunda, dilde, damakta, bademciklerde ve yutağın arka bölümünde oluşturduğu küçük büyümeler ile doku değişikliklerini kapsayan geniş bir tabloyu anlatır. Bu lezyonların bir kısmı küçük siğil benzeri çıkıntılar olarak ortaya çıkar ve gündelik yaşamda fark edilmeden uzun süre kalabilir. Bir kısmı ise yutak arkasında, bademciklerin kıvrımları içinde yerleşerek yalnızca rutin muayene sırasında dikkati çeker. Görünüm olarak masum durabilseler de altta yatan HPV tipine göre seyirleri belirgin biçimde farklılık gösterebilir.

Son yıllarda baş ve boyun bölgesinde görülen bazı kanser tablolarının HPV ile ilişkili olduğunun anlaşılması, oral ve orofarengeal HPV lezyonlarına olan ilgiyi artırmıştır. Düşük riskli HPV tipleri çoğunlukla iyi huylu siğillere yol açarken, yüksek riskli tipler özellikle bademcik ve dil kökü bölgesinde uzun yıllar sessiz kalıp ileri dönemde kanser zeminini hazırlayabilir. Bu nedenle ağızda uzun süre geçmeyen kabarıklık, yara, beyaz veya kırmızı renk değişiklikleri ve yutma sırasında oluşan tek taraflı rahatsızlık ciddiye alınması gereken bulgular arasında yer alır.

Kimlerde Görülür?

Oral ve orofarengeal HPV lezyonları her yaş grubunda görülebilen bir tablo olsa da en sık karşılaşıldığı dönem 30 ile 60 yaş arasıdır. Genç erişkinlerde daha çok küçük, iyi huylu siğil türü büyümeler ön planda iken, orta ve ileri yaşlarda yüksek riskli HPV tipleriyle ilişkili lezyonların oranı artar. Erkeklerde, özellikle bademcik ve dil kökü kaynaklı orofarengeal HPV lezyonları kadınlara kıyasla daha yüksek sıklıkta görülür. Cinsel yolla bulaş başlıca aktarım yolu olduğundan partner sayısının fazla olması da risk düzeyini artıran bir etken olarak kabul edilir.

Sigara ve alkol kullanımı, ağız içi mukozanın direncini azalttığı için HPV’nin yerleşmesini kolaylaştırır. Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler, organ nakli sonrası ilaç kullananlar, kontrol altında olmayan HIV taşıyıcıları ve uzun süreli kortizon tedavisi alan hastalar bu lezyonlara karşı daha kırılgan bir grubu oluşturur. Diyabetin uzun süredir sürdüğü, ağız hijyeninin yetersiz kaldığı ve diş etlerinde kronik iltihabın bulunduğu kişilerde de küçük HPV ilişkili büyümelere daha sık rastlanır. Bu hastalarda bademciklerin yapısal girintileri virüsün yerleşeceği uygun bir bölge sağlar.

Aile içinde baş boyun kanseri öyküsü bulunan bireyler, daha önce serviks veya anogenital bölgede HPV ilişkili lezyon geçirenler ve HPV aşısını hiç yaptırmamış kişiler artmış risk grubunda değerlendirilir. Aynı şekilde mesleği gereği uzun süre sigara dumanına maruz kalan, sürekli tahriş edici gıdalar tüketen veya ağız içinde kötü uyumlu protez kullanan hastalarda mukoza zedelenmesi süreklilik kazanır. Bu durum HPV’nin baskılanmasını zorlaştırır ve lezyonların görünür hale gelmesini hızlandırır.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Oral HPV lezyonlarının önemli bir bölümü başlangıçta sessiz seyreder. Birçok hasta lezyonu ancak diş hekimi muayenesi, kulak burun boğaz kontrolü veya kendi diliyle damak ve yanak içini hissettiğinde fark eder. Erken dönemde damakta, dudak iç yüzünde, dilde veya yanak mukozasında küçük, yumuşak, karnabahar görünümünde kabarıklıklar dikkati çekebilir. Bu büyümeler ağrısızdır, çoğunlukla beyazımsı veya mukoza renginde olup yavaş büyür. Bazı hastalarda lezyonlar tek başına bulunurken, bazılarında küçük gruplar halinde sıralanır.

Orofarengeal yerleşimli HPV lezyonlarında belirtiler farklı bir tablo oluşturur. Bademcik bölgesinde tek taraflı şişlik, yutma sırasında takılma hissi, kulağa vuran ağrı, sürekli temizlenemeyen boğaz tıkanıklığı ve sebebi açıklanamayan ses kısıklığı dikkat edilmesi gereken bulgular arasındadır. Hastalar zaman zaman boyunda büyümüş, ağrısız bir lenf bezi fark eder ve ilk başvuru genellikle bu nedenle yapılır. Lezyonun yutağın arka bölümünde olması, sıradan bir muayenede gözden kaçmasına yol açabilir.

Bazı hastalarda ağızda uzun süre geçmeyen kırmızı veya beyaz lekeler, kanamaya eğilimli bölgeler, dilin yan kenarında iyileşmeyen küçük yara izleri ortaya çıkar. Beslenme alışkanlığı bozulabilir, baharatlı ve asitli gıdalar yendiğinde yanma hissi belirgin hale gelebilir. İleri evrelerde kilo kaybı, ağız kokusunda artış, tükürükte zaman zaman pembe renk değişikliği gibi bulgular tabloya eklenir.

Önemli olabilecek uyarıcı belirtiler şu şekilde özetlenebilir:

  • Üç haftadan uzun süren ağız içi yara veya beyaz-kırmızı leke
  • Tek taraflı bademcik büyümesi ve yutma güçlüğü
  • Kulağa vuran, sebep bulunamayan boğaz ağrısı
  • Boyunda ağrısız, sertleşmiş büyümüş lenf bezi
  • Uzun süre düzelmeyen ses kısıklığı ve takılma hissi

Nedenleri Nelerdir?

Tablonun temel sorumlusu insan papilloma virüsüdür. Bugüne kadar tanımlanmış yüzden fazla HPV tipi içinde yalnızca belirli alt grupların ağız ve yutak mukozasında yerleşme eğilimi olduğu bilinir. Düşük riskli olarak adlandırılan HPV 6 ve HPV 11 daha çok iyi huylu siğil benzeri büyümelere yol açarken, yüksek riskli grup içinde özellikle HPV 16, orofarengeal kanserlerin önemli bir kısmında karşımıza çıkar. Virüsün mukozaya tutunabilmesi için genellikle küçük bir doku zedelenmesi ya da mikro çatlak yeterlidir.

Bulaş yollarının başında oral cinsel temas gelir. Bunun yanında öpüşme sırasında karşılıklı tükürük teması, kişisel diş bakım ürünlerinin paylaşılması, ortak kullanılan kaşık ve bardak gibi nesneler de düşük olasılıkla aktarım yolu olarak değerlendirilebilir. Doğum sırasında anneden bebeğe geçiş ise nadir görülen başka bir aktarım biçimidir. Virüs vücuda alındıktan sonra her zaman lezyon oluşturmaz; bağışıklık sistemi büyük oranda virüsü baskılayabilir. Lezyon ortaya çıkması için genellikle yatkınlık zemini gerekir.

Sigara dumanı, alkol, yüksek ısıdaki içecekler ve sürekli tahriş eden kötü uyumlu protezler mukozayı zayıflatarak virüsün yerleşmesini kolaylaştırır. Beslenme bozuklukları, B vitamini ve demir eksiklikleri, kronik diş eti hastalığı, ağız kuruluğu yaratan ilaçlar ve uzun süreli uyku düzensizliği bağışıklık yanıtını sarsar. Tüm bu etkenler bir araya geldiğinde HPV’nin sessiz taşıyıcılıktan görünür lezyona dönüşme süresi kısalır.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı sürecinin ilk adımı ayrıntılı bir öyküdür. Hekim, lezyonun ne zaman fark edildiğini, büyüme hızını, eşlik eden ağrı, ses kısıklığı, yutma güçlüğü gibi belirtileri sorgular. Sigara, alkol, ağız hijyeni, cinsel yaşam öyküsü, daha önce geçirilmiş HPV ilişkili hastalıklar ve aşılanma durumu kayıt altına alınır. Bu aşamada hastanın bağışıklık sistemini etkileyebilecek diğer hastalıkları ve düzenli kullandığı ilaçlar da değerlendirilir.

Fiziksel muayenede ağız boşluğu, dil, damak, yanak mukozası, diş etleri ve bademcikler dikkatle incelenir. Orofarengeal bölgeyi değerlendirmek için bazen esnek bir endoskop kullanılır; bu cihaz burun yoluyla yutağa kadar ilerletilerek bademcik kıvrımları ve dil kökü ayrıntılı biçimde görüntülenir. Boyundaki lenf bezleri elle muayene edilerek büyüme, sertlik ve hareket kısıtlılığı yönünden değerlendirilir. Şüpheli görünen bölgelerden örnek almak için biyopsi yapılır.

Doku örneği patolojik incelemeye gönderilerek hücresel düzeyde değişiklikler araştırılır. Aynı örnekte HPV varlığı ve virüsün hangi alt tipte olduğu özel testlerle saptanabilir. Yüksek riskli tip 16 başta olmak üzere belirli alt tiplerin gösterilmesi, hem tanının netleşmesini hem de izlem planının şekillenmesini sağlar. Gerekli durumlarda boyun ultrasonografisi, manyetik rezonans veya bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemleri istenir.

Tanı sürecinde sıklıkla başvurulan yöntemler şu şekilde sıralanabilir:

  • Ayrıntılı ağız içi ve baş boyun muayenesi
  • Esnek endoskop ile yutak değerlendirmesi
  • Şüpheli bölgeden alınan doku biyopsisi ve patolojik inceleme
  • HPV tip tayini için özel moleküler testler
  • Boyun lenf bezleri için ultrasonografi ve gerektiğinde MR

Komplikasyonlar Nelerdir?

İyi huylu HPV lezyonları çoğu zaman görünüm sorunu, lokal rahatsızlık ve psikolojik kaygı şeklinde sınırlı sorunlara yol açar. Ancak lezyonlar büyüdükçe veya çok sayıda gelişti­ğinde yutma, konuşma ve hatta solunum konforu olumsuz etkilenebilir. Dil ve damaktaki büyük lezyonlar yemek yeme sırasında ısırılarak tekrar tekrar travmaya uğrayabilir; bu durum kanama, ağrı ve iyileşme güçlüğü gibi ek sorunlar doğurur. Bazı hastalarda yenileyen iltihaplar nedeniyle ağız kokusu ve tat değişiklikleri gözlenir.

Yüksek riskli HPV tiplerine bağlı orofarengeal lezyonlar uzun yıllar içinde kanser zeminine dönüşebilir. Özellikle bademcik ve dil kökü bölgesinde yerleşen lezyonlarda, erken dönemde belirti vermeden boyun lenf bezlerine yayılım gözlenebilir. Bu nedenle pek çok hastada ilk dikkat çeken bulgu ağızdaki lezyon değil, boyunda ele gelen kitle olur. Tedavi süreçleri ileri evre tablolarda daha uzun ve zorlayıcı olabilir.

Tedavi sürecinde uygulanan ameliyat, ışın tedavisi veya ilaç tedavisi yöntemleri kendi içinde bazı yan etkiler taşıyabilir. Ağızda kuruluk, yutkunma güçlüğü, tat alma bozukluğu, ses tonunda değişiklik ve çiğneme kaslarında yorgunluk sık karşılaşılan durumlardır. Lezyonların tekrar etmesi de göz önünde bulundurulması gereken bir durumdur. Bu nedenle hastalar tedavi sonrası yıllarca düzenli aralıklarla kontrol altında tutulur. Erken dönemde fark edilen ve uygun biçimde yönetilen tablolarda komplikasyon riski belirgin biçimde azalır.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Ağzınızda üç haftadan uzun süredir geçmeyen bir yara, beyaz veya kırmızı renkte bir leke, dudak iç yüzünde ya da damakta yeni fark ettiğiniz küçük bir kabarıklık varsa bir hekime başvurmanız önerilir. Özellikle bu lezyonun büyüdüğünü, kanadığını veya çiğneme sırasında sürekli ısırıldığını fark ediyorsanız değerlendirmeyi ertelememek doğru olur. Diş hekiminizin rutin kontrol sırasında dikkat çektiği şüpheli bir bölge için de aynı şekilde ileri tetkik istemek mantıklı bir adımdır.

Yutma sırasında tek taraflı takılma hissi, kulağınıza vuran açıklanamayan boğaz ağrısı, uzun süre düzelmeyen ses kısıklığı veya tek taraflı bademcik büyümesi gibi belirtiler varsa kulak burun boğaz değerlendirmesi geciktirilmemelidir. Boynunuzda yeni fark ettiğiniz, ağrısız, sert kıvamlı ve birkaç haftadan uzun süredir küçülmeyen bir şişlik fark ederseniz bu durumu önemli bir uyarı işareti olarak değerlendirmelisiniz. Bağışıklık sisteminizi etkileyen bir hastalığınız varsa veya uzun süredir bağışıklığı baskılayan ilaç kullanıyorsanız eşik biraz daha düşük tutulmalıdır.

Aile öykünüzde baş boyun kanseri bulunuyorsa, daha önce başka bir bölgede HPV ilişkili lezyon geçirdiyseniz ve sigara, alkol gibi risk etkenlerine maruziyetiniz sürüyorsa düzenli aralıklarla muayene olmanız faydalı olur. Aşılanma yaşının uygun olduğu dönemde HPV aşısı yaptırmamış olsanız bile, ilgili yaş grubunda bir uzmanla konuşarak güncel öneriler doğrultusunda karar vermeniz yerinde olacaktır.

Son Değerlendirme

Oral ve orofarengeal HPV lezyonları, küçük ve önemsiz görünen değişikliklerden başlayıp uzun vadede ciddi tablolara dönüşebilen geniş bir yelpazeyi kapsar. Düşük riskli tiplerle ortaya çıkan iyi huylu siğil benzeri büyümeler genellikle uygun yaklaşımla kontrol altına alınırken, yüksek riskli tiplere bağlı sessiz lezyonlar zamanında fark edildiğinde sürecin seyri belirgin biçimde olumlu yönde etkilenebilir. Bu nedenle ağız ve boğaz bölgesinde uzun süredir devam eden değişiklikleri göz ardı etmemek, düzenli diş hekimi kontrolü ve gerektiğinde kulak burun boğaz değerlendirmesi almak büyük önem taşır.

Oral ve orofarengeal hpv lezyonları gibi tablolarda ileri görüntüleme yöntemleri, güncel yaklaşımlar ve bütüncül bir bakış açısı birlikte değerlendirilir. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa bir uzman hekime başvurarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Kaynakça

  1. CDC — HPV and Oropharyngeal Cancerwww.cdc.gov/cancer/hpv/basic-information/hpv-oropharyngeal-cancer.html
  2. National Cancer Institute (NIH) — HPV and Cancerwww.cancer.gov/about-cancer/causes-prevention/risk/infectious-agents/hpv-and-cancer
  3. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Human Papillomaviruswww.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK448132/
  4. MedlinePlus — HPVmedlineplus.gov/hpv.html

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

22 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.