Çocuk Cerrahisi

Omfalosel ve Gastroşizis Farkı

Omfalosel ve gastroşizis birbirine benzese de farklı patogenezleri ve prognozları olan konjenital karın duvarı defektleridir. Doğru ayrım yönetim stratejisini belirler.

Karın ön duvarı gelişim kusurları, fetal hayatın erken dönemlerinde ortaya çıkan ve doğum sonrasında acil çocuk cerrahisi yaklaşımı gerektiren anomaliler arasında yer almaktadır. Bu kusurların başında gelen omfalosel ve gastroşizis, yenidoğan döneminde karın organlarının dışarıda bulunması ile karakterize iki ayrı klinik tablodur. Her iki durum da görsel olarak benzer izlenim oluştursa da embriyolojik kökenleri, eşlik eden anomali sıklıkları, kese varlığı, lokalizasyonları ve uzun dönem seyirleri açısından belirgin farklılıklar göstermektedir. Çocuk cerrahisi pratiğinde bu iki tablonun ayırt edilmesi, doğru zamanlamada uygun yaklaşımın planlanması ve ailelerin gebelik döneminde yeterli düzeyde bilgilendirilmesi açısından kritik öneme sahiptir.

Omfalosel, karın ön duvarının orta hat bölgesinde, göbek kordonunun tabanında oluşan ve içerisinde karın içi organlarının yer aldığı bir kese ile karakterize konjenital bir defekttir. Embriyolojik dönemde barsakların karın boşluğuna geri dönüş sürecinin tamamlanamaması sonucu meydana gelir. Kese, amniyon ve periton katmanlarından oluşan iki tabakalı yapıya sahiptir ve içerisinde ince barsak, kalın barsak, mide, karaciğer ve dalak gibi organlar yer alabilir. Defektin çapı birkaç santimetreden başlayarak karın ön duvarının büyük bölümünü kaplayan dev formlara kadar değişkenlik gösterebilmektedir. Kesenin sağlam olması, karın içi organları dış ortamın olumsuz etkilerinden koruyan doğal bir bariyer işlevi görmektedir.

Gastroşizis ise göbek kordonunun sağ tarafında, genellikle birkaç santimetre çapında olan tam kat karın ön duvarı defektidir. Omfaloselden farklı olarak bu tabloda herhangi bir kese yapısı bulunmamakta, karın içi organları doğrudan amniyon sıvısı ile temas halinde gelişmektedir. Defektten dışarıya çoğunlukla ince ve kalın barsaklar çıkar, daha nadir olarak mide ve gonadal yapılar eşlik edebilir. Karaciğerin defektten dışarıya çıkması gastroşizis için tipik bir bulgu değildir ve oldukça nadir gözlenir. Amniyon sıvısının uzun süreli teması nedeniyle barsak duvarlarında kalınlaşma, ödem ve fibröz peel olarak adlandırılan tabaka oluşumu görülebilmektedir.

Embriyolojik açıdan değerlendirildiğinde omfalosel, gebeliğin altıncı ile onuncu haftaları arasında yaşanan fizyolojik barsak herniasyonunun karın boşluğuna geri dönmemesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu süreçte lateral karın duvarı katlantılarının orta hatta birleşmemesi temel patogenetik mekanizma olarak kabul edilmektedir. Gastroşizisin oluşum mekanizması ise hâlâ tartışma konusu olmakla birlikte, sağ omfalomezenterik arterin erken regresyonu veya sağ umbilikal venin involüsyonuna bağlı vasküler yetmezlik teorileri ön plana çıkmaktadır. Bu vasküler olaylar sonucu karın duvarının sağ paraumbilikal bölgesinde iskemiye bağlı bir defekt geliştiği düşünülmektedir.

Eşlik eden anomali sıklığı açısından iki tablo arasında belirgin farklılık bulunmaktadır. Omfalosel olgularında ek konjenital anomali görülme oranı oldukça yüksektir ve yaklaşık olarak yüzde elli ile yetmiş arasında değişmektedir. Bu olgularda kromozomal anomaliler özellikle trizomi on üç, trizomi on sekiz ve trizomi yirmi bir öne çıkmaktadır. Beckwith-Wiedemann sendromu, Pentaloji of Cantrell ve OEIS kompleksi gibi sendromik tablolar omfaloselle birlikte değerlendirilmesi gereken klinik durumlardır. Kardiyak anomaliler, nöral tüp defektleri, genitoüriner sistem anomalileri ve iskelet sistemi malformasyonları da sıklıkla eşlik edebilmektedir. Gastroşizis olgularında ise eşlik eden anomali oranı oldukça düşüktür ve genellikle barsak sistemine sınırlı kalmaktadır. Barsak atrezisi, malrotasyon ve kısa barsak sendromu gastroşizise eşlik edebilen sazaltma sistemi sorunları arasında yer almaktadır.

Demografik özellikler bakımından da iki tablo birbirinden ayrılmaktadır. Omfalosel, anne yaşı ile pozitif korelasyon gösteren bir anomali olarak bilinmekte, ileri anne yaşında görülme sıklığı artmaktadır. Gastroşizis ise tam tersine genç anne yaşı ile ilişkilendirilmiş bir tablodur. Yirmi yaşın altındaki annelerde görülme sıklığının belirgin biçimde arttığı epidemiyolojik çalışmalarla ortaya konmuştur. Sigara kullanımı, alkol tüketimi, bazı vazoaktif ilaçların gebelik döneminde kullanımı, beslenme yetersizlikleri ve düşük sosyoekonomik düzey gastroşizis riskini artıran çevresel faktörler arasında sayılmaktadır. Son yıllarda gastroşizis sıklığında dünya genelinde gözlemlenen artış, çevresel faktörlerin etiyolojideki rolünü desteklemektedir.

Prenatal tanı süreci her iki anomali için de gebeliğin ikinci üç ayında yapılan ayrıntılı ultrasonografi incelemesi ile mümkün olmaktadır. Maternal serum alfa-fetoprotein düzeylerinin yüksekliği her iki tabloda da dikkat çekici olmakla birlikte, gastroşizis olgularında bu yükseklik omfaloselden daha belirgindir. Ultrasonografide omfaloselin orta hatta yerleşmesi, göbek kordonunun kesenin tepesinden çıkması ve kese yapısının görülmesi tipik bulgulardır. Gastroşizis olgularında ise defektin göbek kordonu sağında olması, kese bulunmaması ve barsak halkalarının amniyon sıvısı içerisinde serbestçe yüzdüğünün izlenmesi ayırıcı tanıda yardımcı olmaktadır. Manyetik rezonans görüntüleme, kompleks olgularda ek bilgi sağlayabilen tamamlayıcı bir yöntem olarak değerlendirilmektedir.

Prenatal danışmanlık süreci, ailelerin anomalinin doğası, olası eşlik eden patolojiler, doğum planlaması ve doğum sonrası izlem hakkında ayrıntılı biçimde bilgilendirildiği önemli bir aşamadır. Çocuk cerrahisi, neonatoloji, perinatoloji, genetik ve gerektiğinde kardiyoloji bölümlerinin yer aldığı multidisipliner ekip yaklaşımı ile aileye kapsamlı bir değerlendirme sunulmaktadır. Karyotip analizi özellikle omfalosel olgularında önerilen bir incelemedir. Beklenen doğum şekli, doğumun gerçekleşeceği merkezin özellikleri ve doğum sonrası ilk müdahale planı önceden belirlenmelidir.

Doğum şekli ve zamanlaması konusunda her iki anomali için yapılan değerlendirmeler benzer prensipler üzerine kurulmuştur. Sezaryen ile vajinal doğum arasında neonatal sonuçlar açısından belirgin bir üstünlük gösterilememiş olsa da, dev omfalosel olgularında kese yırtılma riski nedeniyle planlı sezaryen tercih edilebilmektedir. Gastroşizis olgularında ise prematür doğum eğilimi sıklıkla gözlenmekte ve fetal iyilik halinin yakın izlemi gerekmektedir. Barsak duvarındaki kalınlaşmanın ilerlemesini önlemek amacıyla zamanında doğum planlaması önem taşımaktadır. Doğumun çocuk cerrahisi ve yenidoğan yoğun bakım imkânlarının bulunduğu üçüncü basamak merkezlerde gerçekleşmesi, bebeğin transfer ihtiyacını ortadan kaldırarak prognoza olumlu katkı sağlamaktadır.

Doğum sonrası ilk müdahale, her iki anomalide de hayati önem taşıyan bir aşamadır. Bebek doğar doğmaz dışarıdaki organların ısı kaybını ve sıvı kaybını önlemek amacıyla steril ve nemli örtüler ile sarılır, ardından plastik koruyucu örtü uygulanır. Vücut ısısının korunması, sıvı-elektrolit dengesinin sağlanması, nazogastrik dekompresyon ile mide içeriğinin boşaltılması ve geniş spektrumlu antibiyotik başlanması temel destek yaklaşımları arasında yer almaktadır. Gastroşizis olgularında barsakların kıvrılarak mezenter damarlarının basıya uğramasını önlemek için bebeğin sağ yan pozisyonda yatırılması ve barsakların orta hatta desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.

Cerrahi yaklaşım açısından her iki anomali için farklı stratejiler uygulanabilmektedir. Küçük omfalosel olgularında primer kapama, yani karın içi organların tek seansta karın boşluğuna yerleştirilerek karın duvarının onarılması ön planda tercih edilen yöntemdir. Dev omfalosel olgularında ise karın boşluğu yetersizliği nedeniyle aşamalı kapama yaklaşımı uygulanmaktadır. Bu yaklaşımda silo adı verilen koruyucu plastik kese ile organlar dış ortamdan korunur ve günler içerisinde kademeli olarak karın boşluğuna yerleştirilir. Bazı dev omfalosel olgularında topikal ajanlar ile epitelizasyon sağlanarak gecikmeli kapama tercih edilen alternatif bir yaklaşımdır.

Gastroşizis olgularında defektin küçük olması ve barsakların dışarıda olmasından kaynaklı yaklaşımlar da farklılık göstermektedir. Hasta yatağı başında uygulanabilen redüksiyon işlemi ile barsakların karın boşluğuna yerleştirilmesi mümkün olabilmektedir. Karın içi basınç artışının izlenmesi, abdominal kompartman sendromu gelişimini önlemek açısından kritiktir. Primer kapama uygun olmayan olgularda preformed silo uygulaması ile aşamalı redüksiyon planlanır. Bu süreçte barsakların ödeminin azalması ve karın boşluğunun yeterli hacme ulaşması beklenir. Ortalama beş ila on gün içerisinde defektin kapatılması hedeflenmektedir.

Postoperatif dönem her iki anomalide de yoğun bakım izlemini gerektirmektedir. Mekanik ventilasyon desteği, parenteral beslenme, sıvı-elektrolit dengesinin sürdürülmesi, ağrı yönetimi ve enfeksiyon kontrolü temel izlem başlıklarını oluşturmaktadır. Barsak motilitesinin geri kazanılması süreci, özellikle gastroşizis olgularında uzun haftalar alabilmektedir. Bu nedenle uzun süreli parenteral beslenme ihtiyacı gündeme gelmekte ve buna bağlı olarak kolestatik karaciğer hastalığı, santral kateter enfeksiyonları ve metabolik komplikasyonlar açısından dikkatli izlem gerekmektedir. Enteral beslenmeye geçiş kademeli olarak gerçekleştirilir ve bebeklerin beslenme toleransına göre miktar artırılır.

Uzun dönem sonuçları açısından iki anomalinin prognozu farklılık göstermektedir. Gastroşizis olgularında genel sağkalım oranı yüzde doksanın üzerinde olup, izole olgularda uzun dönem yaşam kalitesi oldukça iyidir. Barsak fonksiyonlarının geri kazanılması, kilo alımının sağlanması ve normal beslenmeye geçiş aylar içerisinde gerçekleşebilmektedir. Kısa barsak sendromu, intestinal yetmezlik ve büyüme geriliği gastroşizis sonrası takip edilmesi gereken sorunlar arasındadır. Omfalosel olgularında prognoz büyük ölçüde eşlik eden anomalilerin varlığı ve şiddeti tarafından belirlenmektedir. İzole omfalosel olgularında sonuçlar oldukça yüz güldürücü olabilirken, sendromik olgularda ve dev omfaloselde mortalite ve morbidite oranları yükselebilmektedir.

Aile desteği ve uzun dönem izlem, her iki anomalide de tedavi sürecinin ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır. Beslenme uzmanları, gelişim takibi yapan pediatristler, çocuk cerrahları ve gerekli durumlarda gastroenteroloji uzmanlarının yer aldığı multidisipliner izlem planı, çocukların büyüme ve gelişimlerinin yakından değerlendirilmesini sağlamaktadır. Karın duvarı estetiği, göbek rekonstrüksiyonu ve ileri yaşlarda gündeme gelebilecek karın duvarı fıtıkları gibi konular da uzun dönem izlemin parçaları arasında yer almaktadır. Psikososyal destek, hem aileler hem de büyüme çağına ulaşan çocuklar için göz önünde bulundurulması gereken önemli bir bileşendir.

Omfalosel ile gastroşizis arasındaki farkların doğru biçimde anlaşılması, prenatal danışmanlık kalitesinden doğum sonrası klinik yönetime kadar uzanan tüm süreçleri olumlu yönde etkilemektedir. İki anomali her ne kadar karın ön duvarı defekti ortak başlığı altında değerlendirilse de embriyolojik kökenleri, klinik özellikleri, eşlik eden patolojileri ve prognozları birbirinden ayrı tablolar olarak ele alınmasını gerektirmektedir. Deneyimli bir çocuk cerrahisi ekibi, donanımlı yenidoğan yoğun bakım koşulları ve multidisipliner yaklaşımla yönetilen olgularda sonuçlar günümüzde geçmişe kıyasla belirgin biçimde iyileşmeye katkı sağlayan bir noktaya ulaşmıştır.

Kaynakça

  1. National Center for Biotechnology Information (NCBI) - StatPearls — Omfalosel tanımı, embriyoloji ve yönetimincbi.nlm.nih.gov/books/NBK519534
  2. National Center for Biotechnology Information (NCBI) - StatPearls — Gastroşizis patofizyolojisi ve tedavisincbi.nlm.nih.gov/books/NBK559067
  3. Centers for Disease Control and Prevention (CDC) — Karın duvarı defektleri: omfalosel ve gastroşiziscdc.gov/birth-defects/about/gastroschisis.html
  4. MedlinePlus - National Library of Medicine (NLM) — Karın duvarı konjenital anomalilerimedlineplus.gov/ency/article/000992.htm

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Cerrahisi Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

9 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.