Anestezi ve Reanimasyon

Pnömotoraks Yoğun Bakımda: Acil Tanı ve Tedavi Yaklaşımları

Pnömotoraks Yoğun Bakımda ile ilgili özet bilgi: hastalığın tanımı, belirtileri, nedenleri ve tedavi seçenekleri.

Yoğun bakım ünitelerinde solunum desteği alan hastaların yönetiminde karşılaşılan en acil ve hayatı tehdit eden durumlardan biri pnömotorakstır. Pnömotoraks, plevral boşlukta hava birikmesi sonucu akciğerin kısmen veya tamamen çökmesi durumudur. Yoğun bakım hastalarında pnömotoraks insidansı genel popülasyona kıyasla belirgin şekilde yüksektir ve mekanik ventilasyon, santral venöz kateterizasyon, torasentez gibi invaziv işlemler ile altta yatan akciğer hastalıkları bu riskin artmasına katkıda bulunur. Özellikle pozitif basınçlı ventilasyon altında gelişen pnömotoraks, tansiyon pnömotoraksa hızla ilerleyebilir ve acil müdahale gerektiren kardiyovasküler kollapsa neden olabilir.

Pnömotoraks Nedir?

Pnömotoraks, plevral yapraklar arasındaki potansiyel boşlukta hava birikmesi olarak tanımlanır. Normal koşullarda plevral boşlukta çok az miktarda seröz sıvı bulunur ve bu boşlukta negatif basınç mevcuttur. Bu negatif basınç akciğerin göğüs duvarına yapışık kalmasını ve inspirasyonda genişlemesini sağlar. Plevral boşluğa hava girmesi durumunda negatif basınç ortadan kalkar ve akciğer elastik geri tepme kuvvetiyle çökmeye başlar.

Pnömotoraks, etiyolojisine göre spontan (primer ve sekonder), travmatik ve iyatrojenik olarak sınıflandırılır. Yoğun bakım ortamında en sık karşılaşılan formlar iyatrojenik pnömotoraks ve mekanik ventilasyon ilişkili barotravmatik pnömotorakstır. Klinik ciddiyetine göre ise basit pnömotoraks, tansiyon pnömotoraks ve açık pnömotoraks olarak ayrılır. Tansiyon pnömotoraks, yoğun bakımda en korkulan formdur çünkü pozitif basınçlı ventilasyon altında hava kaçağı tek yönlü bir valf mekanizması oluşturarak plevral basıncın progresif olarak artmasına neden olur.

Yoğun Bakımda Pnömotoraks Nedenleri

Barotravma ve Mekanik Ventilasyon

Mekanik ventilasyon, yoğun bakımda pnömotoraks gelişiminin en önemli nedenidir. Yüksek havayolu basıncı, yüksek tidal volüm, yüksek PEEP ve oto PEEP gibi faktörler alveolar aşırı gerilmeye neden olarak alveol duvarlarının yırtılmasına yol açar. Serbest kalan hava perivasküler kılıflar boyunca mediastene, oradan da plevral boşluğa geçer. ARDS hastalarında pnömotoraks insidansı yüzde 5-15 arasında bildirilmektedir. Plato basıncının 30 cmH2O üzerinde olması pnömotoraks riskini belirgin şekilde artırır.

İyatrojenik Nedenler

  • Santral venöz kateterizasyon: Özellikle subklavyen ven kateterizasyonunda pnömotoraks riski yüzde 1-3 arasındadır. Ultrason rehberliğinde yapılan girişimlerde bu oran belirgin şekilde azalmaktadır.
  • Torasentez: Plevral efüzyon boşaltılması sırasında akciğerin iğne ile zedelenmesi sonucu gelişir. Ultrason eşliğinde işlem yapılması riski azaltır.
  • Transbronşial biyopsi: Bronkoskopi sırasında yapılan biyopside akciğer parankiminin zedelenmesi pnömotoraksa neden olabilir.
  • Trakeostomi: Perkütan veya cerrahi trakeostomi sırasında plevral boşluğun zedelenmesi mümkündür.
  • Kardiyopulmoner resüsitasyon: Göğüs kompresyonları sırasında kosta kırıkları ve akciğer laserasyonu pnömotoraksa neden olabilir.
  • Entübasyon komplikasyonları: Endobronşial entübasyon veya trakeal laserasyon pnömotoraks ile sonuçlanabilir.

Altta Yatan Akciğer Hastalıkları

KOAH, büllöz amfizem, kistik fibrozis, pnömosistis jirovesii pnömonisi, tüberküloz ve akciğer absesi gibi durumlar akciğer parankiminin yapısal bütünlüğünü zayıflatarak pnömotoraks riskini artırır. Özellikle mekanik ventilasyon altında bu hastaların pnömotoraks gelişme olasılığı daha yüksektir.

Klinik Belirtiler ve Tanı

Klinik Bulgular

Yoğun bakımda pnömotoraks tanısı, hastanın bilinç durumu ve mekanik ventilasyon altında olması nedeniyle zor olabilir. Uyanık hastalarda ani gelişen göğüs ağrısı, nefes darlığı ve huzursuzluk tipik belirtilerdir. Mekanik ventilasyon altındaki hastalarda ani gelişen hipoksemi, hipotansiyon, taşikardi, tepe havayolu basıncında artış ve tidal volümde düşüş pnömotoraksı düşündürmelidir. Fizik muayenede etkilenen tarafta solunum seslerinin azalması veya kaybolması, perküsyonda hipersonorite ve göğüs duvarı hareketinin azalması saptanır.

Tansiyon pnömotoraks bulgulları daha dramatiktir. Ciddi hipotansiyon, juguler venöz distansiyon, trakeal deviyasyon (karşı tarafa), siyanoz ve kardiyak arrest gelişebilir. Pozitif basınçlı ventilasyon altında tansiyon pnömotoraks çok hızlı gelişebilir çünkü her solunum döngüsünde plevral boşluğa ek hava pompalanır.

Görüntüleme Yöntemleri

Akciğer grafisi tanıda ilk kullanılan yöntemdir ancak supin pozisyonda çekilen yoğun bakım grafilerinde pnömotoraksın gözden kaçma oranı yüzde 30-50'ye ulaşabilir. Supin pozisyonda hava anterior ve bazal alana toplanır ve klasik apikal hava görüntüsü oluşmayabilir. Derin sulkus işareti, keskin kardiyofrenik açı ve diyafragma depresyonu supin pnömotoraksın ipuçlarıdır.

Yatak başı ultrasonografi, yoğun bakımda pnömotoraks tanısında giderek standart yöntem haline gelmektedir. Akciğer kayma (lung sliding) işaretinin kaybı, stratosfer (barcode) işareti, akciğer nabzının kaybı ve akciğer noktası (lung point) bulgusu pnömotoraks lehine yorumlanır. Ultrasonografinin pnömotoraks tanısındaki duyarlılığı yüzde 90-95, özgüllüğü ise yüzde 98-99 civarındadır ve direkt grafiye belirgin üstünlük gösterir.

Bilgisayarlı tomografi (BT), pnömotoraks tanısında altın standarttır ancak hastanın radyoloji ünitesine transportu gerektirdiğinden yoğun bakım hastalarında rutin olarak kullanımı sınırlıdır. Klinik olarak tanı belirsiz kaldığında veya kompleks plevral patolojilerin değerlendirilmesinde tercih edilir.

Pnömotoraks Tedavisi

Tansiyon Pnömotoraks Acil Tedavisi

Tansiyon pnömotoraks tanısı klinik olarak konur ve radyolojik doğrulama beklenmeden acil dekompresyon uygulanır. İğne torakostomi, ikinci interkostal aralık midklaviküler hattan veya dördüncü-beşinci interkostal aralık ön aksiller hattan kalın iğne (14-16 gauge) ile yapılır. İğne torakostomi geçici bir işlemdir ve ardından mutlaka tüp torakostomi uygulanmalıdır. Bazı merkezler iğne torakostomi yerine doğrudan parmak torakostomi veya mini-torakotomi ile dekompresyon tercih etmektedir.

Tüp Torakostomi

Yoğun bakımda pnömotoraks tedavisinin temel yöntemi tüp torakostomi (göğüs tüpü)dür. Genellikle dördüncü veya beşinci interkostal aralık orta aksiller hattan Seldinger tekniği veya künt diseksiyon ile yerleştirilir. Mekanik ventilasyon altındaki hastalarda genellikle büyük çaplı (24-32 Fr) tüpler tercih edilir. Göğüs tüpü kapalı su altı drenaj sistemine bağlanır ve negatif basınçlı aspirasyon (-10 ile -20 cmH2O) uygulanabilir.

Ventilatör Ayarlarının Düzenlenmesi

Pnömotoraks gelişen mekanik ventilasyon hastalarında hava kaçağını azaltmak için ventilatör ayarları optimize edilmelidir. Plato basıncı düşürülmeli, tidal volüm azaltılmalı, PEEP mümkün olan en düşük etkili değere indirilmeli ve solunum frekansı gerektiğinde düşürülmelidir. FiO2 yükseltilerek oksijenasyon desteklenir. Yüksek frekanslı jet ventilasyon veya yüksek frekanslı osilatuar ventilasyon gibi alternatif ventilasyon modları, dirençli hava kaçağı olan hastalarda düşünülebilir.

Pnömotoraks Sınıflandırması ve Derecelendirme

Yoğun bakımda pnömotoraksın doğru sınıflandırılması tedavi stratejisinin belirlenmesinde önemlidir. Boyutuna göre sınıflandırmada küçük pnömotoraks akciğer apeksi ile göğüs duvarı arasındaki mesafenin 2 cm'den az olması, büyük pnömotoraks ise 2 cm'den fazla olması veya akciğer hacminin yüzde 50'den fazla kaybı olarak tanımlanır. BTS (İngiliz Toraks Derneği) ve ACCP (Amerikan Göğüs Hekimleri Derneği) kılavuzlarında boyut kriterleri farklılık göstermekle birlikte her iki kılavuz da semptomatik ve hemodinamik etkili pnömotorakslarda aktif drenajı önermektedir.

Mekanik ventilasyon altındaki hastalarda küçük pnömotoraks bile hızla genişleyebileceğinden, genel popülasyondaki konservatif izlem yaklaşımı yoğun bakımda dikkatli uygulanmalıdır. Pozitif basınçlı ventilasyonun devam ettiği sürece pnömotoraksın büyüme riski mevcuttur. Bu nedenle birçok yoğun bakım uzmanı, mekanik ventilasyon altında saptanan her pnömotoraksa tüp torakostomi uygulanmasını savunmaktadır. Karar, pnömotoraksın boyutu, klinik etkisi, ventilatör ayarları ve hastanın genel durumu birlikte değerlendirilerek verilmelidir.

Persistan Hava Kaçağı Yönetimi

Göğüs tüpü yerleştirildikten sonra hava kaçağının 5-7 günden uzun sürmesi persistan (inatçı) hava kaçağı olarak tanımlanır. Yoğun bakım hastalarında persistan hava kaçağı oranı yüzde 10-20 arasında bildirilmektedir. Bu durumda ventilatör ayarlarının daha agresif şekilde düşürülmesi, suction basıncının azaltılması veya durdurulması ve digital su altı drenaj sistemlerinin kullanılması önerilir.

Bronkoskopik endobronşial valv yerleştirme, fibrin yapıştırıcı uygulaması ve plörodez gibi ileri müdahaleler persistan hava kaçağı olan hastalarda düşünülebilir. Cerrahi müdahale (video yardımlı torakoskopik cerrahi - VATS veya torakotomi) konservatif tedaviye yanıt alınamayan ve genel durumu cerrahiye uygun hastalarda son seçenek olarak uygulanır.

Yoğun Bakımda Pnömotoraks Önleme

  • Koruyucu ventilasyon: Düşük tidal volüm (6 mL/kg ideal vücut ağırlığı), plato basıncı 30 cmH2O altında ve uygun PEEP titrasyonu barotravma riskini azaltır.
  • Ultrason rehberliğinde girişimler: Santral venöz kateterizasyon, torasentez ve diğer invaziv işlemlerin ultrason eşliğinde yapılması iyatrojenik pnömotoraks insidansını belirgin şekilde düşürür.
  • Oto PEEP kontrolü: Hava hapsi ve dinamik hiperinflasyonun önlenmesi barotravmatik pnömotoraks riskini azaltır.
  • Hasta-ventilatör senkronizasyonu: Uyumsuzluğun önlenmesi transpulmonar basınç dalgalanmalarını azaltarak pnömotoraks riskini düşürür.
  • İşlem sonrası kontrol: İnvaziv girişimlerden sonra rutin akciğer grafisi veya ultrasonografi ile pnömotoraks kontrolü yapılmalıdır.
  • Alarm yönetimi: Ventilatör alarmlarının doğru ayarlanması ve ani basınç değişikliklerine hızlı yanıt verilmesi erken tanıyı kolaylaştırır.

Yatak Başı Ultrasonografi ile Pnömotoraks Tanısı

Yatak başı ultrasonografinin yoğun bakımda pnömotoraks tanısındaki rolü giderek artmaktadır ve birçok yoğun bakım kılavuzunda birinci basamak tanı yöntemi olarak önerilmektedir. Ultrasonografik pnömotoraks değerlendirmesi, BLUE (Bedside Lung Ultrasound in Emergency) ve FALLS (Fluid Administration Limited by Lung Sonography) protokollerinin önemli bir bileşenidir.

Pnömotoraks ultrasonografisinde değerlendirilen temel bulgular şunlardır. Akciğer kayma (lung sliding) işareti, viseral ve parietal plevranın birbiri üzerinde kaymasını temsil eder. Normal akciğerde bu işaret belirgin şekilde görülür. Pnömotoraksta hava tabakası ultrason dalgalarını yansıttığından akciğer kayma işareti kaybolur. M-modda normal akciğer kumsal (seashore) işareti gösterirken, pnömotoraks stratosfer (barcode) işareti gösterir.

Akciğer noktası (lung point), pnömotoraksın en spesifik ultrasonografik bulgusudur. Pnömotoraksın sınırında, normal akciğer kayma işaretinin görüldüğü ile kaybolduğu geçiş noktasıdır. Akciğer noktasının saptanması pnömotoraks tanısını kesinleştirir ve pnömotoraksın boyutunun tahminine olanak tanır. Masif pnömotoraksta akciğer noktası saptanamayabilir çünkü akciğer tamamen çökmüştür.

B-çizgilerinin varlığı pnömotoraksı dışlar çünkü B-çizgileri alveolar-interstisyel patolojiyi yansıtır ve plevral yaprakların teması gerektirir. Akciğer nabzının varlığı da pnömotoraksı dışlayan bir bulgudur. Ultrasonografinin pnömotoraks tanısındaki duyarlılığı direkt grafiden belirgin şekilde yüksek olup, özellikle supin pozisyonda küçük pnömotoraksların saptanmasında büyük avantaj sağlar.

Özel Durumlar

Pnömotoraks ve Transport

Yoğun bakım hastalarının görüntüleme veya cerrahi için transport edilmesi sırasında pnömotoraks gelişme veya kötüleşme riski artmaktadır. Transport sırasında ventilatör ayarlarının değişmesi, mekanik stres ve pozisyon değişiklikleri riski artırır. Mevcut pnömotoraksı olan hastaların transportu öncesinde göğüs tüpünün fonksiyonel olduğundan emin olunmalı, taşınabilir drenaj sistemi hazırlanmalı ve acil dekompresyon ekipmanı transport ekibi ile birlikte bulundurulmalıdır. Transport sırasında sürekli pulse oksimetri ve kapnografi monitörizasyonu yapılmalıdır.

Bilateral Pnömotoraks

Bilateral pnömotoraks, yoğun bakımda nadir ancak hayatı tehdit eden bir durumdur. Mekanik ventilasyon altında bilateral barotravma veya bilateral invaziv girişimler sonucu gelişebilir. Her iki tarafta solunum seslerinin kaybı, ciddi hipoksemi ve hemodinamik instabilite görülür. Acil bilateral tüp torakostomi uygulanmalıdır.

ECMO Altında Pnömotoraks

Ekstrakorporeal membran oksijenasyonu (ECMO) desteğindeki hastalarda pnömotoraks yönetimi özel dikkat gerektirir. ECMO sırasında antikoagülan kullanımı nedeniyle hematotoraks riski eşlik edebilir. Tüp torakostomi sırasında kanama komplikasyonlarına karşı hazırlıklı olunmalıdır.

Subklinik Pnömotoraks

BT'de saptanan ancak direkt grafide görülmeyen küçük pnömotorakslar subklinik (okkült) pnömotoraks olarak adlandırılır. Yoğun bakım hastalarının yüzde 2-5'inde saptanabilir. Mekanik ventilasyon altında okkült pnömotoraksların yüzde 30-50'sinin büyüyebileceği bildirilmektedir. Bu nedenle yakın izlem veya profilaktik tüp torakostomi düşünülmelidir.

Prognoz ve Sonuçlar

Yoğun bakımda pnömotoraks gelişmesi, mekanik ventilasyon süresinin uzaması, yoğun bakım kalış süresinin artması ve mortalite oranının yükselmesiyle ilişkilidir. ARDS hastalarında pnömotoraks gelişmesi mortaliteyi yüzde 10-20 oranında artırabilmektedir. Tansiyon pnömotoraks tanı ve tedavisindeki gecikme kardiyak arrest ve ölümle sonuçlanabilir. Erken tanı, hızlı müdahale ve uygun koruyucu ventilasyon stratejileri prognozu belirleyen en önemli faktörlerdir.

Yoğun bakımda pnömotoraks yönetiminde hemşirelik bakımının rolü de büyük önem taşır. Göğüs tüpü bakımı, su altı drenaj sisteminin izlenmesi, hava kaçağının değerlendirilmesi ve günlük drenaj miktarının kaydı hemşirelik bakımının temel bileşenleridir. Su altı drenaj odasında sürekli kabarcıkların varlığı aktif hava kaçağını gösterir. Drenaj sisteminin her zaman hasta seviyesinin altında tutulması, tüplerin kıvrılmaması ve sistemin sızdırmaz olması dikkat edilmesi gereken noktalardır. Göğüs tüpü çevresi cildin enfeksiyon açısından günlük olarak değerlendirilmesi ve pansuman değişimi standart bakım protokolüne dahildir.

Göğüs tüpünün çekilme zamanlaması ve yöntemi de kritik bir karardır. Hava kaçağının 24 saatten fazla durmuş olması, drenaj miktarının 200 mL/gün altına düşmesi ve akciğerin tam reekspansiyonunun sağlanması tüp çekilme kriterleridir. Tüp çekilmesi sırasında hasta Valsalva manevrası yapmalı veya ekspirasyon sonunda nefes tutmalıdır. Çekilme sonrası pnömotoraks kontrolü için akciğer grafisi veya ultrasonografi yapılmalıdır.

Günümüzde yatak başı ultrasonografinin yaygınlaşması, koruyucu ventilasyon protokollerinin standart uygulama haline gelmesi ve ultrason rehberliğinde invaziv girişimlerin artması ile yoğun bakımda pnömotoraks insidansı ve mortalitesi azalma eğilimindedir. Bununla birlikte, yoğun bakım ekibinin pnömotoraks konusunda yüksek klinik şüphe düzeyi koruması ve acil müdahale becerilerini güncel tutması hayati önem taşımaktadır.

Bunun sonucunda pnömotoraks, yoğun bakım ortamında hızlı tanı ve tedavi gerektiren acil bir durumdur. Mekanik ventilasyon altında gelişen pnömotoraks, tansiyon pnömotoraksa ilerleyerek kardiyak arrest ve ölüme neden olabilir. Yatak başı ultrasonografinin tanıda yaygınlaşması, koruyucu ventilasyon stratejilerinin benimsenmesi ve ultrason rehberliğinde invaziv girişimlerin standart hale gelmesi ile yoğun bakımda pnömotoraks insidansı ve komplikasyonları azaltılabilir. Ancak bu durumun ciddi sonuçları göz önünde bulundurularak, yoğun bakım ekibinin tanı ve tedavi konusundaki yetkinliğini sürekli güncel tutması esastır.

Koru Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon bölümünde uzman hekimlerimiz, bu alandaki en güncel tanı ve tedavi yöntemlerini uygulayarak hastalarımıza kapsamlı sağlık hizmeti sunmaktadır. Detaylı bilgi ve randevu için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu