Anestezi ve Reanimasyon

Çölyak Pleksus Bloğu

Koru Hastanesi olarak çölyak pleksus bloğu ve nörolizini ileri görüntüleme rehberliğinde uyguluyor, pankreas kanseri ve kronik pankreatit ağrısında etkin tedavi sunuyoruz.

Çölyak pleksus bloğu, başta pankreas kanseri ve kronik pankreatit olmak üzere üst abdominal organ kaynaklı refrakter visseral ağrıların tedavisinde altın standart kabul edilen, ileri girişimsel ağrı yönetimi yöntemidir. T12 ve L1 vertebra cisimlerinin önünde, aortun anterolateralinde retroperitoneal alanda yerleşmiş olan çölyak pleksusun lokal anestezikle geçici, alkol veya fenolle uzun süreli (nörolitik) blokajı, hastaların önemli bir bölümünde aylar boyunca sürebilen analjezik etki sağlar. Yöntemin tarihçesi 1914 yılında Kappis'in tanımına dayanmakta olup günümüzde floroskopi, bilgisayarlı tomografi (BT) ve endoskopik ultrason (EUS) rehberliğinde uygulanan modern teknikleriyle güvenlik profili belirgin biçimde artmıştır.

Epidemiyolojik veriler ışığında pankreas kanseri olgularının %75-90'ında ileri evrede orta ya da şiddetli ağrı geliştiği, bu hastaların önemli bir kısmının opioid temelli farmakolojik tedaviye yetersiz yanıt verdiği bildirilmiştir. Çölyak pleksus nörolizinin (nörolitik çölyak pleksus bloğu) pankreas kanserli hastalarda %70-90, kronik pankreatitli olgularda %50-75 oranında klinik anlamlı analjezi sağladığı ve opioid tüketiminde ortalama %30-50 azalma yarattığı meta-analizlerce gösterilmiştir.

Tanım ve Patofizyolojik Temeller

Çölyak pleksus, splanknik sinirler (büyük, küçük ve en küçük splanknikler), sempatik zincir lifleri ve vagusun parasempatik dallarının buluştuğu, üst abdominal organların (pankreas, mide, karaciğer, safra yolları, dalak, böbrekler, sürrenal bezler ve proksimal ince barsak) viseral afferent yolaklarını içeren büyük bir otonomik ağdır. Bu yapıların ağrı uyaranı sempatik T5-T12 köklerinden splanknik sinirler aracılığıyla pleksusa ulaşır.

Lokal anestezik enjeksiyonu sempatik aktiviteyi bloke ederek visseral ağrı iletimini durdururken, alkol veya fenol gibi nörolitik ajanlar Wallerian dejenerasyon yoluyla aksonal yıkım oluşturur ve uzun süreli denervasyon sağlar. Sempatik blokaj, abdominal arteriollerde vazodilatasyona yol açarak gastrointestinal motilitede artışa, pulsatil kan akımında değişikliklere ve hipotansiyona neden olabilir.

Anatomik Yaklaşımlar

İşlem klasik posterior retrokrural, anterokrural, transaortik, anterior (transabdominal) ve endoskopik ultrason rehberli yaklaşımlarla yapılabilir. Her yaklaşımın avantaj ve dezavantajları farklıdır; hasta bazında en uygun teknik tercih edilir.

Posterior retrokrural yaklaşım, klasik teknik olarak L1 vertebra korpusu seviyesinde, paramediyen olarak 7-8 cm lateralde iğne giriş noktasıyla başlar; iğne L1 korpusunun anterolateraline yönlendirilir. Anterokrural yaklaşımda iğne diyafragmanın krurasını geçerek aort ve celiac trunkus etrafına ulaşır; bu yaklaşımda diyafragma kruslarının önündeki splanknik sinirler de etkilenir. Anterior yaklaşım, hastanın supin pozisyonunda transabdominal olarak yapılır ve özellikle BT veya endoskopik ultrason rehberliğinde tercih edilir; bu teknik posterior anatomik distorsiyonu olan hastalar için uygun bir alternatiftir.

Endoskopik ultrason rehberli çölyak pleksus bloğu (EUS-CPB) ve EUS-CPN, gastrointestinal endoskopi sırasında transgastrik olarak çölyak ekseninin görüntülenmesi ve enjeksiyonun yapılmasını sağlar. Yöntemin avantajları arasında pankreas ve damar yapılarının yüksek çözünürlüklü görüntülenmesi, kanama riskinin azalması ve aynı seansta diagnostik biyopsilerin yapılabilmesi yer alır. Bu yaklaşım özellikle pankreas kanseri tanısı sırasında entegre tedavi olarak değer kazanmıştır.

Çölyak pleksus üzerinden geçen sempatik liflerin sayısı bireysel olarak değişkenlik gösterir; bu nedenle blokaj tek başına yeterli olmayabilir, splanknik sinirleri de hedef alan kombine yaklaşımlar başarıyı artırır. Kontrast madde dağılım paternleri (post-aortik, prevertebral, kruslar arası) iğne ucunun konumunu belirler ve yayılımın yeterli olup olmadığını gösterir.

Endikasyonlar, Nedenler ve Risk Faktörleri

Çölyak pleksus bloğunun başlıca endikasyonları aşağıda sıralanmıştır:

  • Pankreas kanseri ağrısı: En sık ve en güçlü endikasyon.
  • Kronik pankreatit: Refrakter ağrı, alkolik ya da idiyopatik formlar.
  • Üst abdominal malignite ağrısı: Mide, karaciğer, safra yolları, dalak, sürrenal kanserleri.
  • Akut nekrotizan pankreatit: Şiddetli viseral ağrı kontrolü.
  • Mezenterik iskemi ağrısı (seçilmiş olgular).
  • Refrakter dispepsi ve fonksiyonel abdominal ağrı sendromları (sınırlı endikasyon).
  • Postherpetik nevralji (üst abdominal dermatomlarda).

Risk faktörleri ve dikkat edilecek durumlar arasında koagülopati ve antitrombotik tedavi (INR > 1,5, trombosit < 75.000), aort anevrizması ve diseksiyonu, retroperitoneal kitle ya da geniş lenfadenopati, lokal cilt enfeksiyonu, ciddi sistemik enfeksiyon, retroperitoneal anatomi distorsiyonu, gebelik ve hasta uyumsuzluğu yer alır. Yaygın asit varlığında EUS yaklaşımı tercih edilebilir.

Hasta seçiminde detaylı onkolojik ve gastroenterolojik değerlendirme, performans skoru (ECOG, Karnofsky), beslenme durumu, mevcut analjezik kullanımı ve psikososyal durum incelenir. Multidisipliner ağrı kurulu, palyatif bakım ve onkoloji ekipleriyle koordineli karar alınması, sürecin başarısı ve hasta memnuniyeti açısından kritik öneme sahiptir. Pankreas kanserinde tanı ile birlikte erken çölyak pleksus bloğu uygulamasının, ileri evrede uygulamaya kıyasla daha üstün sonuçlar verdiği gösterilmiştir.

Kronik pankreatit hastalarında ise alkol bağımlılığının tedavisi, beslenme desteği ve enzim replasmanı eş zamanlı planlanmalıdır. Çölyak pleksus bloğu, kronik pankreatitte ağrı kontrolü için değerli bir araç olmakla birlikte, etki süresi onkolojik olgulara kıyasla daha kısa olabilmektedir. Tekrarlayan uygulamalar ve nörolitik tedavi adayları için detaylı yarar-zarar analizi yapılır.

Belirti ve Bulgular

Başarılı bir çölyak pleksus bloğu sonrası beklenen klinik bulgular:

  • Üst abdomen kaynaklı ağrıda VAS skorlarında ≥%50 azalma.
  • Opioid tüketiminde belirgin düşüş ve buna bağlı sedasyon, konstipasyon, bulantının azalması.
  • İştah ve oral alımın iyileşmesi.
  • Yaşam kalitesi indekslerinde iyileşme, fiziksel aktivite ve uyku kalitesinde artış.
  • İlk saatlerde ortostatik hipotansiyon ve ılık ekstremite bulguları (sempatik blokaj göstergesi).
  • Geçici diyare (sempatik blokaja bağlı parasempatik dominansı).
  • Termografide üst abdomen ve yan duvarlarda sıcaklık artışı.

Yetersiz analjezi belirtileri arasında VAS skorlarının düşmemesi, opioid tüketiminin azalmaması ve yaşam kalitesinde iyileşme olmaması sayılabilir. Bu durumda iğne yerleşiminin ve ilaç dağılımının yeniden değerlendirilmesi, alternatif yaklaşımların düşünülmesi ya da splanknik sinir bloğu/nörolizine geçilmesi gerekebilir. Hasta seçimi ile yöntem başarısı arasında doğrudan ilişki vardır.

Pankreas kanserinde lenfatik metastaz, retroperitoneal infiltrasyon ve perinöral invazyon nedeniyle anatomi belirgin biçimde distorsiyona uğramış olabilir. Bu durumda klasik anatomik landmarklar yerine her olguya özel görüntüleme rehberli yaklaşım zorunludur. Bilgisayarlı tomografi, anatomik haritalama, lenfadenopati değerlendirmesi ve damar yapılarının görüntülenmesinde altın standart olmaya devam etmektedir.

Tanı Yöntemleri

Hasta seçimi ve takipte aşağıdaki yöntemler kullanılır:

  • Tanısal blok: Düşük volümde lokal anestezikle ön denemede %50 ve üzeri yanıt nörolitik blok endikasyonunu destekler.
  • BT rehberliği: Anatomik haritalandırma, iğne yerinin doğrulanması ve kontrast yayılımının izlenmesi.
  • Floroskopi: Klasik posterior yaklaşımda hızlı ve pratik.
  • Endoskopik ultrason (EUS): Anterior yaklaşımda pankreas ve damar yapılarının yüksek çözünürlüklü görüntülenmesi.
  • Transabdominal USG: Seçilmiş hastalarda.
  • MR anjiyografi: Aort patolojisi ve damar varyasyonlarının değerlendirilmesi.
  • Termografik görüntüleme: Sempatik blokajın objektif değerlendirmesi.

Endoskopik ultrason rehberli çölyak pleksus bloğu, gastroenteroloji ve algoloji disiplinlerinin işbirliğini gerektirir. Aynı seansta yapılan biyopsi ile tanı doğrulanabilir, gereken kemoterapi ya da diğer tedaviler için yol haritası oluşturulur. Bu entegre yaklaşım, hasta için zaman ve maliyet avantajı sağladığı gibi, tedavi sürecinin daha verimli yönetilmesine olanak tanır.

Ayırıcı Tanı

Çölyak pleksus bloğu öncesinde ve sonrasında karşılaşılabilecek tabloların ayırıcı tanısında dikkat edilmelidir:

  • Somatik abdominal duvar ağrısı: Çölyak bloğa yanıt vermez; transversus abdominis pleyn (TAP) bloğu uygundur.
  • Nöropatik abdominal ağrı: Diyabetik nöropati, postherpetik nevralji.
  • Mezenterik iskemi: Akut karın bulguları gelişebilir.
  • Aort patolojileri: Anevrizma, diseksiyon.
  • Retroperitoneal hematom: İşlem komplikasyonu.
  • İntestinal perforasyon ya da peritonit.
  • Pelvik kaynaklı yansıyan ağrı.
  • Psikojenik ağrı bileşeni baskın olgular.

Termografik görüntüleme, sempatik blokaj sonrası abdominal cilt sıcaklık artışını objektif olarak ortaya koyar ve etkinin doğrulanmasında değerli bir yardımcıdır. Lazer Doppler flowmetri ile dermal mikrosirkülasyondaki değişiklikler ölçülebilir. Bu objektif değerlendirme yöntemleri, klinik bulgularla birleştirildiğinde yöntemin başarısının daha güvenilir olarak değerlendirilmesini sağlar.

Tedavi: İlaçlar, Doz ve Uygulama Protokolleri

Çölyak pleksus bloğu için kullanılan ajanlar ve dozlar şu şekildedir:

  • Tanısal blok: Bupivakain %0,25, 15-20 mL ya da ropivakain %0,2-0,5, 15-20 mL bilateral.
  • Etil alkol %50-100: Nörolitik blokaj için 20-30 mL bilateral; etki süresi 3-12 ay.
  • Fenol %6-10: 15-20 mL bilateral; alkole alternatif.
  • Steroid (kronik pankreatitte): Triamsinolon 40-80 mg ya da metilprednizolon 40-80 mg lokal anestezikle birlikte.
  • Radyofrekans nöroliz: Splanknik sinirlere 80 °C, 90 saniye, çoklu lezyon.
  • Premedikasyon: Midazolam 0,02-0,05 mg/kg IV; remifentanil 0,05 mcg/kg/dk infüzyon; gerekirse hafif sedasyon eşliğinde monitörize anestezi.
  • Hidrasyon: İşlem öncesi 500-1000 mL kristaloid; sempatik blokaja bağlı hipotansiyon profilaksisi.
  • Multimodal destek: Parasetamol 1 g IV/6 saat, deksketoprofen 50 mg IV/8 saat, gabapentinoidler (pregabalin 75 mg/12 saat), kurtarma opioidi olarak morfin ya da tramadol.

Çölyak pleksus nörolizi sırasında alkol enjeksiyonunun yarattığı geçici ağrı, lokal anestezikle ön karıştırma yapılarak azaltılabilir. Genellikle %50-%75 alkolün lokal anestezikle 1:1 karıştırılması, hem prosedürel ağrıyı azaltır hem de etkinliği korur. Çift taraflı (bilateral) uygulama standarttır; tek taraflı uygulamalar yetersiz analjezi riskini artırır. Kontrast madde ile yayılımın doğrulanması, alkol enjeksiyonu öncesinde son derece önemlidir; intravasküler ya da intratekal yayılım dışlanmalıdır.

Splanknik sinir bloğu ve nörolizi, çölyak pleksusun proksimalindeki splanknik sinirleri hedef alan alternatif bir yaklaşımdır; T11-T12 düzeylerinde uygulanır. Bu yaklaşım, çölyak pleksusa erişimin teknik olarak güç olduğu durumlarda ya da çölyak pleksus nörolizinden yanıt alınmamış hastalarda tercih edilebilir. Radyofrekans nöroliz, splanknik sinirlerde 80 °C'de 90 saniye süreyle uygulanan termal lezyonla kontrollü denervasyon sağlar.

Komplikasyonlar

Çölyak pleksus bloğunun başlıca komplikasyonları şunlardır:

  • Hipotansiyon: %30-60 sıklıkta; sempatik blokaja bağlı.
  • Diyare ve gastrointestinal hipermotilite: %25-44 sıklıkta, kendiliğinden geriler.
  • Sırt ağrısı: %30-90 sıklıkta, geçici.
  • Aort yaralanması ve retroperitoneal hematom.
  • Pnömotoraks ve şilotoraks (yüksek yaklaşımda).
  • Böbrek hasarı, hematüri.
  • İntervertebral disk hasarı.
  • İntratekal/epidural enjeksiyon ve geçici paraplji.
  • Adamkiewicz arteri etkilenmesine bağlı kalıcı paraplji (nadir, %0,15).
  • İmpotans ve seksüel disfonksiyon.
  • Lokal enfeksiyon, abse, peritonit.
  • İntervisseral perforasyon (anterior yaklaşımda).

Adamkiewicz arteri etkilenmesine bağlı paraplji, çölyak pleksus bloğunun en korkulan komplikasyonlarından biridir. Bu büyük segmental medüller arter, %75 olguda T9-T12 düzeyleri arasında, sıklıkla solda yerleşmiştir ve omuriliğin alt yarısının kanlanmasından sorumludur. Etyolojide alkolün damar duvarına vasokonstriktif etkisi, doğrudan damar embolizasyonu ve mekanik travma rol oynar. Kontrast yayılımının damar paterni göstermesi durumunda işlem derhal sonlandırılmalı, gerekirse lokal anestezik uygulanmalı ve hasta nörolojik açıdan yakın takip edilmelidir.

Korunma ve Önleme

Komplikasyonların önlenmesi için aşağıdaki ilkelere bağlı kalınmalıdır:

  • İşlemi mutlaka görüntüleme rehberliği (BT, floroskopi, EUS) altında uygulamak.
  • İğne pozisyonunu ve kontrast yayılımını her aşamada doğrulamak.
  • Aspirasyon testini sıklıkla yapmak.
  • Ön hidrasyon ile hipotansiyonu önlemek.
  • İşlem öncesi koagülasyon testleri ve antitrombotik kesim sürelerine uyum.
  • Steril cilt hazırlığında %2 klorheksidin-alkol kullanmak.
  • Hastayı işlem sonrası 24 saat hastanede izlemek; hemodinami, idrar çıkışı ve nörolojik muayene takibi.
  • Çölyak nörolizinde aort lümenine kaçışı engellemek için transaortik ve anterior yaklaşımları seçmemek (yüksek riskli olgular).
  • Hastaya yazılı onam ve detaylı bilgilendirme.

Hasta eğitimi ve bilgilendirilmiş onam süreci, çölyak pleksus bloğunun başarısının vazgeçilmez parçalarıdır. Hastaya işlemin amacı, beklenen analjezik etki, etki süresi, olası komplikasyonlar ve alternatif tedavi seçenekleri ayrıntılı olarak açıklanmalıdır. Yazılı bilgilendirme materyalleri, hasta yakınlarının da süreci anlamasını kolaylaştırır. İşlem sonrası hipotansiyon olasılığı dikkate alınarak, hastanın 24 saatlik gözlem altında izlenmesi önerilir.

Refrakter olgularda intratekal opioid pompası, spinal kord stimülasyonu ve dorsal kök ganglion stimülasyonu gibi nöromodülasyon yöntemleri tedavi seçenekleri arasında değerlendirilmelidir. Multimodal palyatif bakım planı; ağrı tedavisi, beslenme desteği, psikososyal destek ve fiziksel rehabilitasyonu kapsayacak şekilde bireyselleştirilmelidir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalı

Çölyak pleksus bloğu uygulanan hastalar aşağıdaki bulgularda gecikmeden hekime başvurmalıdır:

  • İşlem sonrası şiddetli ve geçmeyen sırt ya da karın ağrısı.
  • Bayılma hissi, ortostatik hipotansiyon, çarpıntı.
  • Bacaklarda güçsüzlük, his kaybı, yürüyüş bozukluğu.
  • Mesane ya da bağırsak kontrol kaybı, idrar retansiyonu.
  • 38 °C ve üzerinde ateş, üşüme-titreme.
  • Bulantı-kusma artışı, kan içerikli kusma.
  • Hematüri, melena ya da hematokezya.
  • Nefes darlığı, ani göğüs ağrısı.
  • İşlem yerinde belirgin şişlik, kızarıklık, akıntı.

Çölyak pleksus bloğunun tarihçesi, anatomi ve farmakoloji alanındaki gelişmelerle birlikte sürekli evrim göstermiştir. Kappis'in 1914'teki ilk tanımından bugüne, görüntüleme teknolojilerindeki ilerlemeler, yeni nörolitik ajanlar ve cihazlar yöntemin güvenliğini ve etkinliğini önemli ölçüde artırmıştır. Yapay zeka destekli iğne yönlendirme sistemleri, navigasyonlu robotik uygulamalar ve gelişmiş görüntüleme algoritmaları, gelecekteki uygulamalarda daha da yüksek başarı oranlarını mümkün kılacaktır.

Hasta sonuçlarının uzun vadeli takibi, yöntemin etkinliğinin değerlendirilmesinde temel parametredir. Brief Pain Inventory (BPI), Edmonton Symptom Assessment Scale (ESAS), EORTC-QLQ-C30 ve EQ-5D gibi standardize ölçekler izlemde kullanılır. Bu objektif değerlendirmeler, klinik karar alma süreçlerinin iyileştirilmesine katkı sağlar.

Kapanış

Çölyak pleksus bloğu, refrakter üst abdominal viseral ağrının tedavisinde modern algolojinin en güçlü silahlarından biridir. Doğru hasta seçimi, gelişmiş görüntüleme, deneyimli ekip ve multidisipliner takip; yöntemin başarısını ve güvenliğini doğrudan belirleyen faktörlerdir. Koru Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon bölümünde uzman hekimlerimiz, ileri floroskopi, BT ve endoskopik ultrason imkânlarıyla çölyak pleksus bloğu ve nörolizini uluslararası kılavuzlara tam uyumla uygulamakta; gastroenteroloji, onkoloji ve algoloji ekibimizle birlikte hastalarımıza yaşam kalitesini artıran kapsamlı bir bakım sunmaktadır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu