Acil Servis

Boyun Travması Kimlerde Görülür?

Koru Hastanesi olarak boyun travması tedavisinde havayolu güvenliği, vasküler hasar kontrolü ve servikal stabilizasyon protokollerini uzman travma ekibimizle uyguluyoruz.

Epidemiyolojik Veriler ve Prevalans

Boyun travması, servikal vertebralar, intervertebral diskler, ligamentöz yapılar, spinal kord, sinir kökleri ve çevre yumuşak dokuların mekanik kuvvetler sonucunda maruz kaldığı hasarı tanımlayan geniş kapsamlı bir klinik terimdir. Servikal bölge, vertebral kolonun en hareketli segmenti olması nedeniyle travmatik yaralanmalara karşı özellikle savunmasızdır. Boyun travması, hafif miyofasiyal gerilmelerden hayatı tehdit eden spinal kord yaralanmalarına kadar uzanan geniş bir spektrumda kendini gösterebilir. Akut servikal travma, acil tıp pratiğinde sık karşılaşılan ve hızlı değerlendirme gerektiren klinik durumlar arasında yer almaktadır.

Servikal omurganın anatomik yapısı incelendiğinde, yedi servikal vertebranın kraniyumdan torakal bölgeye kadar uzandığı ve baş hareketlerinin büyük çoğunluğunu sağladığı görülmektedir. Atlanto-oksipital ve atlantoaksiyel eklemler, fleksiyon-ekstansiyon ve rotasyon hareketlerinin primer merkezleridir. Bu anatomik özellik, travmatik kuvvetlere karşı bölgenin vulnerabilitesini artıran temel faktördür. Boyun travmasının doğru anlaşılabilmesi için öncelikle hangi popülasyonların risk altında olduğunun belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Dünya genelinde boyun travması insidansı yılda yaklaşık yüz bin kişide on iki ile elli arasında değişmektedir. Gelişmiş ülkelerde motorlu taşıt kazaları en sık neden olarak öne çıkarken, gelişmekte olan ülkelerde düşme ve iş kazaları daha baskın etyolojik faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Erkek cinsiyet, kadınlara kıyasla yaklaşık iki ile üç kat daha fazla boyun travmasına maruz kalmaktadır. Yaş dağılımı incelendiğinde, on beş ile kırk beş yaş arası aktif çalışma çağındaki bireylerde ve altmış beş yaş üzeri geriatrik popülasyonda bimodal bir dağılım paterni gözlemlenmektedir.

Türkiye özelinde değerlendirildiğinde, trafik kazaları boyun travmasının en önde gelen nedeni olarak istatistiklerde yerini korumaktadır. Acil servis başvurularının önemli bir bölümünü oluşturan servikal travma vakaları, multidisipliner yaklaşım gerektiren kompleks klinik tablolar sunabilmektedir. Erken tanı ve uygun müdahale, morbidite ve mortalite oranlarının azaltılmasında kritik öneme sahiptir.

  • Genel insidans: Yılda 100.000 kişide 12-50 vaka arasında değişmektedir
  • Cinsiyet dağılımı: Erkeklerde kadınlara göre 2-3 kat daha sık görülmektedir
  • Yaş dağılımı: 15-45 yaş arası ve 65 yaş üzerinde bimodal dağılım göstermektedir
  • En sık neden: Trafik kazaları tüm servikal yaralanmaların %40-60 kadarını oluşturmaktadır
  • Mortalite: Spinal kord yaralanması eşlik eden vakalarda mortalite oranı belirgin şekilde artmaktadır

Boyun Travması Nedir?

Patofizyolojik Mekanizmalar

Boyun travması, servikal omurganın anatomik yapılarının mekanik kuvvetler sonucu hasar görmesi durumudur. Servikal omurga yedi vertebradan oluşmakta olup kraniyumdan torakal bölgeye kadar uzanmaktadır. Travmanın patofizyolojisi, primer ve sekonder hasar mekanizmalarıyla açıklanmaktadır. Primer hasar, travma anında doğrudan mekanik kuvvetlerin dokuya uygulanmasıyla oluşmaktadır. Bu mekanizmalar arasında hiperfleksiyon, hiperekstansiyon, aksiyel yüklenme, distraksiyon ve rotasyonel kuvvetler yer almaktadır.

Sekonder hasar ise primer hasardan saatler ile günler sonra gelişen inflamatuar kaskad, vasküler bozukluklar, eksitotoksisite, serbest radikal hasarı ve apoptotik süreçleri kapsamaktadır. Spinal kord ödeminin yayılması, iskemik penumbra bölgesinin genişlemesi ve nöral dokunun progresif dejenerasyonu sekonder hasar mekanizmalarının başlıca bileşenleridir.

  • Hiperfleksiyon yaralanması: Anterior longitudinal ligament, disk ve vertebra cisminde hasar oluşturmaktadır
  • Hiperekstansiyon yaralanması: Posterior longitudinal ligament ve posterior elemanlarda hasara yol açmaktadır
  • Aksiyel kompresyon: Vertebra cisim kırıkları ve burst kırıklarına neden olmaktadır
  • Rotasyonel kuvvet: Faset eklem çıkıkları ve unilateral kilitlenmelere yol açabilmektedir
  • Distraksiyon: Ligamentöz kopmalar ve kraniyo-servikal ayrışma oluşturabilmektedir

Boyun Travmasının Nedenleri

Trafik Kazaları ve Yüksek Enerjili Travma

Motorlu taşıt kazaları, boyun travmasının en sık karşılaşılan nedenidir ve tüm servikal yaralanmaların yaklaşık yüzde kırk ile altmış arasındaki dilimini oluşturmaktadır. Özellikle arkadan çarpma mekanizmasıyla gerçekleşen kazalarda whiplash yaralanması olarak adlandırılan hiperekstansiyon-hiperfleksiyon hasarı meydana gelmektedir. Bu mekanizmada baş, gövdeye göre ani bir ivmelenme ve deselerasyon hareketine maruz kalarak servikal yapılarda aşırı gerilme oluşturmaktadır.

Emniyet kemeri kullanmayan sürücü ve yolcularda servikal travma riski belirgin şekilde artmaktadır. Hava yastığı sistemlerinin devreye girmesiyle birlikte frontal çarpışmalarda boyun yaralanma şiddeti azalmış olsa da lateral ve arkadan çarpmalarda koruyuculuk düzeyi sınırlı kalmaktadır. Motosiklet kazaları, yüksek enerjili travma mekanizması nedeniyle daha ağır servikal yaralanmalara yol açabilmektedir. Motosiklet sürücülerinde kask kullanımı kafa travmasını azaltmakla birlikte, servikal bölgeye olan mekanik yüklenmeyi paradoksal olarak artırabilmektedir.

Yaya olarak trafik kazasına karışan bireylerde, özellikle araç çarpması sonrası savrulma mekanizmasıyla multipl travma tablosu gelişebilmektedir. Bu hastalarda servikal yaralanma, eşlik eden kafa travması ve ekstremite kırıkları nedeniyle gözden kaçabilmektedir. Bisiklet sürücüleri de trafik kazalarında boyun travmasına maruz kalan önemli bir risk grubunu oluşturmaktadır. Toplu taşıma araçlarındaki ani fren ve kalkış manevralarında ayakta seyahat eden yolcuların dengesini kaybetmesi, özellikle yaşlı bireylerde servikal travmaya neden olabilmektedir.

Spor Yaralanmaları ve Düşmeler

Sportif aktiviteler, özellikle temas ve çarpışma gerektiren branşlarda boyun travması için önemli bir risk faktörü oluşturmaktadır. Amerikan futbolu, ragbi, buz hokeyi, güreş, judo ve boks gibi sporlarda servikal yaralanma insidansı belirgin şekilde yüksektir. Bu branşlarda sporcuların boyun bölgesine doğrudan darbe alması veya ani rotasyonel kuvvetlere maruz kalması, akut servikal travmaya neden olabilmektedir.

Dalış ve suya atlama aktiviteleri, katastrofik boyun yaralanmalarının önemli bir nedenidir. Sığ suya baş üstü dalış, servikal vertebralarda kompresyon kırıklarına ve spinal kord hasarına yol açabilmektedir. Yüzme havuzlarında ve doğal su kaynaklarında gerçekleşen bu tür yaralanmalar, genellikle genç ve sağlıklı bireylerde görülmekte olup kalıcı nörolojik defisitlere neden olabilmektedir.

Mesleki ve Yaşa Bağlı Risk Grupları

Geriatrik popülasyon, boyun travması açısından yüksek risk taşıyan önemli bir hasta grubunu temsil etmektedir. Altmış beş yaş üzerindeki bireylerde servikal omurganın dejeneratif değişiklikleri, kemik mineral yoğunluğundaki azalma ve ligamentöz yapılardaki elastikiyet kaybı, düşük enerjili travmalarda bile ciddi servikal yaralanmaların gelişmesine neden olabilmektedir. Osteoporoz, ankilozan spondilit ve diffüz idiyopatik skeletal hiperostoz gibi komorbid durumlar, servikal vertebraların kırılganlığını artırarak travma eşiğini düşürmektedir.

Belirli meslek grupları, iş ortamındaki fiziksel riskler nedeniyle boyun travmasına daha fazla maruz kalmaktadır. İnşaat sektörü çalışanları, yüksekten düşme ve ağır cisim çarpması gibi mekanizmalarla sıklıkla servikal yaralanma yaşamaktadır. İnşaat işçilerinde iskele kazaları, çatıdan düşme ve yıkım sırasında enkaz altında kalma, yüksek enerjili boyun travmasının başlıca nedenlerindendir.

  • Trafik kazaları (%40-60): Motorlu taşıt, motosiklet, bisiklet ve yaya kazaları
  • Düşmeler (%20-30): Ev içi, merdiven, banyoda kayma, yüksekten düşme
  • Spor yaralanmaları (%5-15): Amerikan futbolu, ragbi, dalış, jimnastik, binicilik
  • İş kazaları (%5-10): İnşaat, madencilik, tarım, ormancılık sektörleri
  • Şiddet ve saldırı (%5-10): Ateşli silah yaralanmaları, kesici delici alet yaralanmaları

Boyun Travmasının Belirtileri

Akut Dönem Semptomları

Boyun travmasının klinik belirtileri, yaralanmanın şiddetine, lokalizasyonuna ve etkilenen yapılara göre büyük farklılıklar göstermektedir. Hafif servikal gerilme vakalarında boyun ağrısı, sertlik ve hareket kısıtlılığı ön plandayken, ciddi yaralanmalarda nörolojik defisitler ve hayatı tehdit eden bulgular ortaya çıkabilmektedir. Whiplash yaralanmasında semptomların saatler hatta günler sonra ortaya çıkabilmesi, tanıda gecikmeye neden olabilecek önemli bir klinik özelliktir.

Nörolojik Bulgular

Spinal kord ve sinir kökü tutulumuna işaret eden nörolojik bulgular, boyun travmasının ciddiyetini gösteren en önemli klinik parametrelerdir. Üst ve alt ekstremitelerde güçsüzlük veya paralizi, dermatomal dağılımlı duyu kaybı, parestezi ve uyuşukluk, patolojik refleksler ve mesane-barsak fonksiyon bozuklukları bu bulgular arasında yer almaktadır.

  • Boyun ağrısı ve sertlik: En sık karşılaşılan semptom olup hareketle şiddetlenmektedir
  • Radiküler ağrı: Sinir kökü basısına bağlı olarak kol ve ele yayılan ağrı görülmektedir
  • Motor defisit: Üst ve alt ekstremitelerde güçsüzlük veya paralizi gelişebilmektedir
  • Duyu kaybı: Dermatomal dağılımlı hipoestezi veya anestezi saptanabilmektedir
  • Otonomik disfonksiyon: Nörojenik şok tablosunda bradikardi ve hipotansiyon görülmektedir
  • Solunum yetmezliği: C3-C5 seviyesi yaralanmalarında diyafragma paralizisi gelişebilmektedir

Boyun Travmasında Tanı Yöntemleri

Klinik Değerlendirme ve Fizik Muayene

Boyun travması şüphesi olan hastaların değerlendirmesinde sistematik bir klinik yaklaşım izlenmesi hayati önem taşımaktadır. İlk değerlendirmede havayolu, solunum ve dolaşım kontrolünü kapsayan primer survey tamamlanmalı ve servikal immobilizasyon sağlanmalıdır. Bilinç düzeyinin değerlendirilmesi, nörolojik muayene ve travma mekanizmasının sorgulanması tanısal sürecin temel adımlarını oluşturmaktadır.

Fizik muayenede servikal bölgede hassasiyet, deformite, şişlik ve ekimoz varlığı araştırılmalıdır. Nörolojik değerlendirmede motor güç, duyu muayenesi, derin tendon refleksleri ve patolojik refleksler sistematik olarak incelenmelidir. ASIA (American Spinal Injury Association) skalası, spinal kord yaralanmasının şiddetini ve seviyesini belirlemede standart değerlendirme aracı olarak kullanılmaktadır.

Görüntüleme yöntemlerinin seçiminde klinik karar kuralları yol gösterici olmaktadır. NEXUS kriterleri ve Canadian C-Spine Rule, düşük riskli hastaların belirlenmesinde ve gereksiz radyolojik tetkiklerin önlenmesinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Servikal direkt grafi, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme, klinik duruma göre kademeli olarak uygulanabilecek görüntüleme modaliteleridir. Bilgisayarlı tomografi, kemik patolojilerin değerlendirilmesinde altın standart olarak kabul edilirken, manyetik rezonans görüntüleme yumuşak doku yaralanmaları, disk patolojileri ve spinal kord hasarının tespitinde üstün tanısal değere sahiptir.

Görüntüleme Yöntemleri ve Tanısal Kriterler

  • NEXUS kriterleri: Beş kriter (orta hat hassasiyeti yok, fokal nörolojik defisit yok, normal bilinç, intoksikasyon yok, dikkat dağıtıcı yaralanma yok) karşılanırsa görüntüleme gerekmemektedir; sensitivite %99,6
  • Canadian C-Spine Rule: Yüksek riskli faktörler (yaş >65, tehlikeli mekanizma, ekstremite parestezisi) sensitivite %99,4 ile değerlendirilmektedir
  • Servikal BT: Kemik patolojilerin değerlendirilmesinde altın standart; kırık tespitinde sensitivite %98-100 arasındadır
  • Servikal MRG: Yumuşak doku yaralanmaları, disk patolojileri ve spinal kord hasarının tespitinde üstün tanısal değere sahiptir
  • Servikal direkt grafi: Lateral, AP ve odontoid grafiler; BT ile karşılaştırıldığında sensitivitesi düşüktür

Boyun Travmasında Ayırıcı Tanı

Travmatik Olmayan Servikal Patolojiler

Boyun travması sonrası ortaya çıkan semptomların ayırıcı tanısında, travmayla doğrudan ilişkili olmayan ancak benzer klinik tablo oluşturabilen durumlar dikkatle değerlendirilmelidir. Özellikle minor travma sonrası başvuran hastalarda altta yatan patolojilerin travma ile dekompanse olma olasılığı göz önünde bulundurulmalıdır.

  • Servikal disk hernisi: Travma öncesinde var olan disk protrüzyonunun semptomatik hale gelmesi; MRG ile kesin tanı konulmaktadır
  • Servikal spondiloz: Dejeneratif değişiklikler zemininde gelişen miyelopati veya radikülopati; özellikle yaşlı hastalarda akut tabloya neden olabilmektedir
  • Servikal spinal stenoz: Konjenital veya edinsel kanal darlığı; minor travmada bile spinal kord basısı ve santral kord sendromuna yol açabilmektedir
  • Vertebral arter diseksiyonu: Travmatik veya spontan olabilir; boyun ağrısı, baş ağrısı ve posterior sirkülasyon inmesi bulguları ile prezente olabilmektedir
  • Miyokardiyal iskemi: Boyun ve omuz ağrısı ile prezente olabilen kardiyak patolojiler; EKG ve troponin ile dışlanmalıdır
  • Retrofaringeal apse: Boyun ağrısı, disfaji ve ateşle prezente olabilir; lateral servikal grafide retrofaringeal mesafe artışı görülür
  • Meningeal irritasyon: Subaraknoid kanama veya menenjit; boyun sertliği ve nörolojik bulgularla boyun travmasını taklit edebilmektedir

Boyun Travmasında Tedavi Yaklaşımları

Akut Dönem Farmakolojik Tedavi

Boyun travmasının tedavisi, yaralanmanın tipine, şiddetine ve eşlik eden patolojilere göre konservatif veya cerrahi yöntemlerle planlanmaktadır. Konservatif tedavi seçenekleri arasında servikal ortez uygulaması, farmakolojik ağrı kontrolü, fizik tedavi ve rehabilitasyon programları yer almaktadır. Stabil servikal kırıklar ve ligamentöz yaralanmaların büyük çoğunluğu konservatif yöntemlerle başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir.

Cerrahi tedavi endikasyonları arasında instabil servikal kırıklar, progresif nörolojik defisit, spinal kord basısı ve konservatif tedaviye yanıt vermeyen olgular sayılabilmektedir. Anterior servikal diskektomi ve füzyon, posterior laminektomi, laminoplasti ve servikal korpektomi, en sık uygulanan cerrahi prosedürlerdir. Minimal invaziv cerrahi tekniklerin gelişmesiyle birlikte operatif morbiditede azalma ve iyileşme süresinde kısalma sağlanmıştır.

Rehabilitasyon süreci, boyun travması tedavisinin ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır. Erken mobilizasyon, progresif egzersiz programları ve fonksiyonel eğitim, hastaların günlük yaşam aktivitelerine dönüşünü hızlandırmaktadır. Spinal kord yaralanması olan hastalarda kapsamlı rehabilitasyon programları, motor iyileşmenin optimizasyonu, spastisite yönetimi ve komplikasyonların önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir. Psikolojik destek ve mesleki rehabilitasyon, tedavi sürecinin tamamlayıcı bileşenleri olarak değerlendirilmektedir.

İlaç Dozajları ve Cerrahi Seçenekler

Farmakolojik tedavide ağrı yönetimi ön plandadır. Akut dönemde kademeli analjezik yaklaşım uygulanmaktadır. Cerrahi tedavi endikasyonları arasında instabil servikal kırıklar, progresif nörolojik defisit ve spinal kord basısı yer almaktadır.

  • Parasetamol: 1000 mg IV/oral, 6 saatte bir, maksimum 4 g/gün ilk basamak analjezi
  • Diklofenak sodyum: 75 mg IM günde 1-2 kez NSAİİ analjezi
  • Tizanidin: 2-4 mg oral günde 2-3 kez kas gevşetici olarak
  • Tramadol: 50-100 mg IV/oral, 4-6 saatte bir, şiddetli ağrıda (maks 400 mg/gün)
  • Gabapentin: 300-3600 mg/gün kademeli artırımla nöropatik ağrı tedavisi
  • Metilprednizolon: 30 mg/kg IV bolus + 5.4 mg/kg/saat 23 saat infüzyon (NASCIS III, ilk 8 saatte, tartışmalı)

Boyun Travmasının Komplikasyonları

Akut ve Kronik Komplikasyonlar

Boyun travması, zamanında ve doğru müdahale edilmediğinde ciddi ve kalıcı komplikasyonlara yol açabilmektedir. Komplikasyonların erken tanınması ve uygun yönetimi, hasta prognozunu doğrudan etkileyen kritik bir faktördür.

  • Spinal kord yaralanması: Tam veya parsiyel nörolojik defisit, kuadripleji veya parapleji gelişebilmektedir
  • Nörojenik şok: T6 üzeri yaralanmalarda sempatik sinir sistemi hasarına bağlı bradikardi, hipotansiyon ve hipotermi
  • Vertebral arter yaralanması: Servikal kırık ve çıkıklarda posterior sirkülasyon inmesine yol açabilmektedir
  • Solunum yetmezliği: C3-C5 seviyesinde frenik sinir tutulumuna bağlı diyafragma paralizisi
  • Derin ven trombozu ve pulmoner emboli: İmmobilizasyon nedeniyle tromboembolik risk artmaktadır
  • Kronik ağrı sendromu: Whiplash sonrası hastaların %20-40 kadarında kronik boyun ağrısı
  • Post-travmatik miyelopati: Geç dönemde spinal kanal darlığı ve progresif nörolojik bozulma
  • Otonom disrefleksi: T6 üzeri yaralanmalarda paroksismal hipertansiyon, baş ağrısı ve terleme

Boyun Travmasından Korunma

Bireysel ve Toplumsal Koruyucu Önlemler

Boyun travmasının önlenmesinde bireysel ve toplumsal düzeyde alınabilecek önlemler büyük önem taşımaktadır. Trafik güvenliği kapsamında emniyet kemeri kullanımı, uygun baş dayama ayarı, hız sınırlarına uyum ve alkollü araç kullanımından kaçınma temel koruyucu faktörlerdir. Sportif aktivitelerde uygun ekipman kullanımı, kural uyumu ve boyun kas güçlendirme programları yaralanma riskini azaltmaktadır.

İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında ergonomik çalışma ortamlarının düzenlenmesi, kişisel koruyucu donanım kullanımı ve çalışan eğitim programları mesleki boyun travmasının önlenmesinde etkin stratejiler olarak öne çıkmaktadır. Yaşlı bireylerde düşme önleme programları, ev güvenliği düzenlemeleri ve denge eğitimi geriatrik servikal travma insidansının azaltılmasında katkı sağlamaktadır.

  • Araç içi güvenlik: Emniyet kemeri, baş dayama ve çocuk koltuğu kullanımı servikal travma riskini önemli ölçüde azaltmaktadır
  • Spor güvenliği: Koruyucu boyunluk, kask ve uygun teknik eğitimi yaralanma insidansını düşürmektedir
  • İş güvenliği: Ergonomik düzenlemeler, koruyucu ekipman ve çalışan bilinçlendirmesi mesleki yaralanmaları önlemektedir
  • Ev güvenliği: Kaymaz zemin kaplamaları, tutunma barları ve yeterli aydınlatma yaşlılarda düşme riskini azaltmaktadır
  • Fiziksel kondisyon: Düzenli boyun kas güçlendirme egzersizleri servikal bölgenin travmaya karşı direncini artırmaktadır

Boyun Travmasında Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?

Acil Başvuru Gerektiren Durumlar

Boyun travması sonrasında bazı klinik durumlar acil tıbbi değerlendirme gerektirmektedir. Bu belirtilerin erken tanınması, ciddi komplikasyonların önlenmesinde hayati önem taşımaktadır.

  • Kol veya bacaklarda uyuşukluk, karıncalanma veya güçsüzlük: Spinal kord veya sinir kökü basısının göstergesi olabilir
  • Şiddetli ve dinlenmeyle geçmeyen boyun ağrısı: Kırık veya ligament yaralanmasını düşündürmektedir
  • Boyun hareketlerinde belirgin kısıtlılık: İnstabil yaralanmanın bulgusu olabilir
  • Yürüme güçlüğü veya denge kaybı: Spinal kord tutulumuna işaret edebilmektedir
  • İdrar veya gaita kontrolünde bozukluk: Kauda ekuina sendromu veya kord basısının acil bulgusudur
  • Bilinç bulanıklığı veya bilinç kaybı: Eşlik eden kafa travmasını düşündürmektedir
  • Yutma güçlüğü veya nefes darlığı: Servikal bölgedeki şişlik veya hematomun basısına bağlı olabilir
  • Yüksek enerjili travma mekanizması: Trafik kazası veya yüksekten düşme sonrası semptom olmasa bile değerlendirme yapılmalıdır

Travma sonrası semptomların hemen ortaya çıkmayabileceği unutulmamalıdır. Whiplash yaralanmasında belirtiler saatler hatta günler sonra gelişebilmektedir.

Koru Hastanesi Acil Servis Hizmetleri

Multidisipliner Travma Yönetimi

Boyun travmasının etkin yönetimi, farklı tıp disiplinlerinin koordineli çalışmasını gerektiren karmaşık bir süreçtir. Acil tıp, ortopedi, beyin ve sinir cerrahisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon, radyoloji ve anesteziyoloji bölümleri, boyun travması hastalarının tedavisinde aktif rol üstlenen başlıca klinik birimlerdir. Multidisipliner yaklaşım, tanıdan tedaviye ve rehabilitasyona kadar tüm süreçlerde hasta sonuçlarını iyileştirmektedir.

Travma merkezlerinde protokol bazlı yönetim stratejileri, boyun travması hastalarının standardize edilmiş ve kanıta dayalı tedavi almasını sağlamaktadır. Prehospital aşamada uygun immobilizasyon ve hızlı transportasyon, hastane içi değerlendirmede sistematik yaklaşım ve tedavide multidisipliner konsültasyon, optimal hasta sonuçlarının elde edilmesinde belirleyici faktörlerdir.

Boyun travması, zamanında ve doğru müdahale edildiğinde olumlu klinik sonuçlar elde edilebilen ancak gecikmiş veya yetersiz tedavide kalıcı nörolojik defisitlere yol açabilen ciddi bir klinik durumdur. Risk gruplarının bilinmesi, koruyucu önlemlerin alınması ve travma sonrası hızlı değerlendirme, boyun travmasına bağlı morbidite ve mortalitenin azaltılmasında temel yaklaşımlardır. Koru Hastanesi Acil Servis bölümünde uzman hekimlerimiz, boyun travması şüphesi olan hastaların hızlı değerlendirmesi, ileri görüntüleme yöntemleriyle doğru tanı konulması ve multidisipliner tedavi planlamasının oluşturulması konularında güncel bilgi ve deneyimle 7/24 hizmet vermektedir.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu