Acil Servis

Akut Otitis Media: Acil Müdahale, Risk Faktörleri ve Korunma Yolları

Koru Hastanesi olarak akut otitis media tedavisinde uygun antibiyotik seçimi, ağrı kontrolü ve komplikasyon takibini uzman kulak burun boğaz ekibimizle uyguluyoruz.

Akut otitis media (AOM), orta kulak mukozasının akut enflamasyonu ve enfeksiyonu olarak tanımlanan, özellikle pediatrik popülasyonda sık karşılaşılan bir klinik tablodur. Östaki tüpünün anatomik ve fonksiyonel yetersizliği nedeniyle nazofarenksten orta kulak boşluğuna patojen mikroorganizmaların ascendan yolla ulaşması, hastalığın temel patogenezini oluşturur. Orta kulak boşluğunda biriken pürülan veya mukopürülan efüzyon, timpanik membranın eritematöz ve bombeleşmiş görünümü ile karakterize olan bu durum, ciddi ağrı, işitme kaybı ve sistemik enfeksiyon bulgularına yol açabilmektedir. Akut otitis media, üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra çocukluk çağında en sık antibiyotik reçetelenmesine neden olan ikinci tanıdır ve bu nedenle hem bireysel hem de toplumsal düzeyde önemli bir sağlık sorunu olarak değerlendirilmektedir.

Hastalığın epidemiyolojik verileri incelendiğinde, çocukların yaklaşık yüzde sekseninin yaşamlarının ilk üç yılı içinde en az bir kez akut otitis media atağı geçirdiği görülmektedir. Tekrarlayan ataklar, kronik otitis media, kolesteatom oluşumu ve kalıcı işitme kaybı gibi komplikasyonlara zemin hazırlayabilmesi nedeniyle erken tanı ve etkin tedavi büyük önem taşımaktadır. Acil servis pratiğinde ise özellikle ateş, kulak ağrısı ve huzursuzluk şikayetleriyle başvuran pediatrik hastaların değerlendirilmesinde akut otitis media tanısının hızlı ve doğru bir şekilde konulması, uygun tedavi protokolünün başlatılması ve olası komplikasyonların önlenmesi açısından kritik bir yere sahiptir.

Etiyoloji ve Patojen Mikroorganizmalar

Akut otitis medianın etiyolojisinde bakteriyel ve viral ajanlar birlikte rol oynamaktadır. En sık izole edilen bakteriyel patojenler arasında Streptococcus pneumoniae, non-tiplenebilir Haemophilus influenzae ve Moraxella catarrhalis yer almaktadır. Streptococcus pneumoniae, tüm AOM olgularının yaklaşık yüzde otuz beş ile kırk arasındaki kısmından sorumlu olup en virülan patojen olarak kabul edilmektedir. Haemophilus influenzae ise özellikle beta-laktamaz üreten suşları nedeniyle tedavi direnci açısından klinik öneme sahiptir. Moraxella catarrhalis, beta-laktamaz üretim oranının yüzde doksanın üzerinde olması nedeniyle ampirik tedavi seçiminde göz önünde bulundurulması gereken bir patojendir.

Viral etkenler arasında respiratuvar sinsityal virüs (RSV), rinovirüs, influenza virüsleri, parainfluenza virüsleri ve adenovirüsler öne çıkmaktadır. Viral üst solunum yolu enfeksiyonları, östaki tüpü mukozasında ödem ve silyar fonksiyon bozukluğuna yol açarak bakteriyel süperenfeksiyon gelişimine zemin hazırlamaktadır. Son yıllarda yapılan moleküler çalışmalar, AOM olgularının önemli bir kısmında viral-bakteriyel ko-enfeksiyonun mevcut olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum, hastalığın patogenezinin tek bir etkenle açıklanamayacak kadar karmaşık bir süreç olduğunu göstermektedir.

Risk Faktörleri ve Predispozan Durumlar

Akut otitis media gelişiminde çok sayıda risk faktörü tanımlanmıştır. Bu faktörlerin bilinmesi, hem hastalığın önlenmesi hem de riskli popülasyonların belirlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Risk faktörleri intrinsik ve ekstrinsik olmak üzere iki ana kategoride değerlendirilmektedir.

Anatomik ve Fizyolojik Risk Faktörleri

  • Yaş: Altı aydan üç yaşa kadar olan dönem en yüksek risk periyodudur. Östaki tüpünün kısa, geniş ve horizontal pozisyonda olması nazofarengeal sekresyonların orta kulağa reflüsünü kolaylaştırmaktadır.
  • Östaki tüpü disfonksiyonu: Konjenital veya edinsel östaki tüpü fonksiyon bozuklukları, orta kulak havalanmasını engelleyerek negatif basınç oluşumuna ve efüzyon birikimine neden olmaktadır.
  • Kraniyofasiyal anomaliler: Yarık damak, Down sendromu ve diğer kraniyofasiyal malformasyonlar, östaki tüpü fonksiyonunu olumsuz etkileyerek AOM riskini belirgin şekilde artırmaktadır.
  • Adenoid hipertrofisi: Büyümüş adenoid doku, nazofarenkste mekanik obstrüksiyon oluşturarak östaki tüpü ostiumunun tıkanmasına ve orta kulak drenajının bozulmasına yol açmaktadır.
  • İmmün sistem immatüritesi: Özellikle süt çocuklarında sekretuvar IgA düzeylerinin düşüklüğü ve mukozal immün yanıtın yetersizliği, patojen kolonizasyonuna karşı savunmayı zayıflatmaktadır.

Çevresel ve Davranışsal Risk Faktörleri

  • Pasif sigara dumanı maruziyeti: Tütün dumanı, mukosiliyer klirensi bozarak ve mukozal inflamasyonu tetikleyerek AOM riskini iki ila üç kat artırmaktadır.
  • Kreş ortamı: Toplu bakım merkezlerinde bulunan çocuklarda viral üst solunum yolu enfeksiyonlarının sıklığının artması, sekonder AOM gelişim riskini yükseltmektedir.
  • Emzirme şekli: Anne sütü ile beslenmenin koruyucu etkisi kanıtlanmış olup, biberon ile beslenmede özellikle supin pozisyonda emzirme nazofarengeal reflüyü artırarak risk oluşturmaktadır.
  • Mevsimsel faktörler: Sonbahar ve kış aylarında üst solunum yolu enfeksiyonlarının artmasına paralel olarak AOM insidansı da yükselmektedir.
  • Sosyoekonomik düzey: Kalabalık yaşam koşulları, yetersiz hijyen ve sağlık hizmetlerine erişim güçlüğü, AOM sıklığını artıran faktörler arasındadır.

Klinik Bulgular ve Semptomatoloji

Akut otitis medianın klinik prezentasyonu, hastanın yaşına göre önemli farklılıklar göstermektedir. Verbal iletişim kurabilen çocuklarda kulak ağrısı (otalji) en belirgin yakınma olarak karşımıza çıkarken, süt çocuklarında nonspesifik bulgular ön plandadır ve tanı koymayı güçleştirebilmektedir.

Süt Çocuklarında Klinik Bulgular

Süt çocuklarında akut otitis media, ateş yüksekliği, irritabilite, beslenme güçlüğü, uyku düzeninde bozulma ve kulak çekme davranışı ile kendini gösterebilmektedir. Otore varlığında ise timpanik membran perforasyonu düşünülmeli ve hasta bu açıdan dikkatle değerlendirilmelidir. Gastrointestinal semptomlar olarak kusma ve ishal eşlik edebilmekte, bu durum tanıyı karmaşık hale getirebilmektedir. Süt çocuklarında ateşin otuz sekiz buçuk derecenin üzerine çıkması, bilateral tutulum ve otore varlığı ağır hastalık bulguları olarak değerlendirilmekte ve agresif tedavi yaklaşımını gerektirmektedir.

Büyük Çocuklar ve Erişkinlerde Klinik Bulgular

Büyük çocuklar ve erişkinlerde otalji, işitme azalması, kulakta dolgunluk hissi ve otore başlıca şikayetlerdir. Ağrı genellikle ani başlangıçlı, zonklayıcı karakterde olup gece saatlerinde şiddetlenmektedir. Timpanik membranın gerilmesine bağlı kondüktif tip işitme kaybı gelişebilmekte, bu durum özellikle bilateral tutulumda belirgin olmaktadır. Sistemik bulgular olarak ateş, halsizlik, miyalji ve servikal lenfadenopati eşlik edebilmektedir.

Acil Serviste Tanı Yaklaşımı

Akut otitis media tanısı esasen klinik değerlendirme ve otoskopik muayene ile konulmaktadır. Acil servis koşullarında hızlı ve doğru tanı, uygun tedavinin zamanında başlatılması ve gereksiz antibiyotik kullanımının önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.

Otoskopik muayenede timpanik membranın eritematöz, opak ve bombeleşmiş görünümü akut otitis media için karakteristiktir. Normal timpanik membran yarı saydam, gri-beyaz renkli ve konkav yapıdadır; AOM varlığında bu özelliklerin kaybı tanıyı desteklemektedir. Pnömatik otoskopi, timpanik membran mobilitesinin değerlendirilmesinde altın standart olup, azalmış veya kaybolmuş mobilite orta kulak efüzyonunun varlığını güçlü bir şekilde düşündürmektedir. Timpanometri, orta kulak basıncının objektif olarak ölçülmesine olanak tanıyan bir tanı yöntemidir ve özellikle tanısal belirsizlik durumlarında yardımcı olmaktadır.

Acil servis pratiğinde tanı kriterleri şu şekilde özetlenebilmektedir: orta kulak efüzyonunun varlığı, timpanik membranın akut inflamasyon bulgularının mevcudiyeti ve akut semptomların başlangıcının belirlenmesi. Bu üç kriterin birlikte değerlendirilmesi, tanı doğruluğunu artırmakta ve gereksiz tedavi uygulamalarının önüne geçmektedir. Ayırıcı tanıda dış kulak yolu enfeksiyonu, seröz otitis media, miringit ve referred ağrı nedenleri mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.

Acil Müdahale ve Tedavi Protokolleri

Akut otitis media tedavisinde temel yaklaşım, hastanın yaşı, semptomların şiddeti, bilateral veya unilateral tutulum durumu ve eşlik eden risk faktörleri göz önünde bulundurularak belirlenmektedir. Tedavi stratejisi, analjezi, antibiyoterapi ve gerekli durumlarda cerrahi müdahaleyi kapsamaktadır.

Analjezik Tedavi

Ağrı yönetimi, akut otitis media tedavisinin temel bileşenlerinden birini oluşturmaktadır. İbuprofen ve asetaminofen, ilk basamak analjezik ajanlar olarak önerilmektedir. İbuprofen, antiinflamatuvar etkisi nedeniyle tercih edilmekte olup, çocuklarda on miligramı kilogram başına dozda altı ile sekiz saat arayla uygulanmaktadır. Asetaminofen ise on beş miligramı kilogram başına dozda dört ile altı saat arayla verilebilmektedir. Topikal analjezik damlalar, timpanik membran intakt olan hastalarda ek ağrı kontrolü sağlamak amacıyla kullanılabilmektedir. Opioid analjeziklerin kullanımı, pediatrik popülasyonda ciddi yan etki potansiyeli nedeniyle son derece kısıtlı tutulmalı ve yalnızca şiddetli ağrının konvansiyonel analjeziklerle kontrol altına alınamadığı durumlarda değerlendirilmelidir.

Antibiyotik Tedavisi

Antibiyotik tedavi kararı, güncel kılavuzlar çerçevesinde hastanın bireysel özellikleri değerlendirilerek verilmelidir. Altı ayın altındaki tüm hastalarda, bilateral AOM tanısı alan iki yaş altı çocuklarda, otore ile birlikte seyreden olgularda ve ağır semptomların eşlik ettiği durumlarda derhal antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Amoksisilin, yüksek doz olarak seksen ile doksan miligramı kilogram başına günde iki dozda uygulanmak üzere ilk basamak tedavide altın standart olarak kabul edilmektedir.

Amoksisilin tedavisine yanıt alınamayan hastalarda veya beta-laktamaz üreten organizma şüphesinde amoksisilin-klavulanat kombinasyonu ikinci basamak tedavi olarak önerilmektedir. Penisilin alerjisi olan hastalarda sefalosporinler, makrolidler veya klindamisin alternatif tedavi seçenekleri olarak değerlendirilmektedir. Tedavi süresi, iki yaş altı çocuklarda ve ağır olgularda on gün, iki yaş üstü komplike olmayan olgularda ise beş ile yedi gün olarak planlanmaktadır.

Gözlem seçeneği, altı ay ile iki yaş arası unilateral hafif AOM olgularında ve iki yaş üstü komplike olmayan olgularda uygulanabilmektedir. Bu yaklaşımda hastaya analjezik tedavi düzenlenmekte ve kırk sekiz ile yetmiş iki saat içinde klinik düzelme olmazsa antibiyotik tedavisi başlanmaktadır. Gözlem stratejisinin uygulanabilmesi için güvenilir takip imkanının bulunması ve ailenin tedavi sürecine uyum gösterebilecek durumda olması gerekmektedir.

Komplikasyonlar ve Uyarıcı Bulgular

Akut otitis media, uygun tedavi edilmediğinde veya tedaviye dirençli seyrettiğinde ciddi intratemporal ve intrakranial komplikasyonlara yol açabilmektedir. Bu komplikasyonların erken tanınması, morbidite ve mortaliteyi azaltmak açısından hayati önem taşımaktadır.

İntratemporal Komplikasyonlar

  • Akut mastoidit: Mastoid hücrelerin enfeksiyonunun periosta yayılması sonucu gelişen, retroauriküler bölgede ağrı, şişlik, kızarıklık ve aurikülün öne-aşağı deplasmanı ile karakterize ciddi bir komplikasyondur. İntravenöz antibiyoterapi ve gerekli durumlarda mastoidektomi gerektirmektedir.
  • Timpanik membran perforasyonu: Orta kulak basıncının artması sonucu timpanik membranın rüptürü meydana gelmekte, genellikle pürülan otore ile kendini göstermektedir. Akut perforasyonların büyük çoğunluğu spontan olarak iyileşmektedir.
  • Fasiyal sinir paralizisi: Orta kulak enfeksiyonunun fasiyal sinir kanalına yayılması sonucu gelişebilen, acil değerlendirme gerektiren bir komplikasyondur.
  • Labirentit: Enfeksiyonun iç kulağa yayılması sonucu vertigo, sensörinöral işitme kaybı ve nistagmus gelişebilmektedir.

İntrakranial Komplikasyonlar

  • Menenjit: En sık görülen intrakranial komplikasyon olup ateş, ense sertliği, bilinç değişikliği ve fokal nörolojik defisitlerle kendini göstermektedir.
  • Beyin apsesi: Temporal lob veya serebellumda lokalize olabilen, başağrısı, ateş ve fokal nörolojik bulgularla seyreden ciddi bir komplikasyondur.
  • Lateral sinüs trombozu: Sigmoid sinüsün tromboflebiti olup yüksek ateş, başağrısı ve artmış intrakranial basınç bulguları ile karakterizedir.
  • Epidural ve subdural apse: Enfeksiyonun intrakranial boşluğa direkt yayılımı sonucu gelişebilmekte, nöroşirürjikal müdahale gerektirebilmektedir.

Acil serviste komplikasyon şüphesi taşıyan hastalarda derhal ileri görüntüleme çalışmaları planlanmalı, kontrastlı bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme ile değerlendirme yapılmalıdır. Komplike olgularda kulak burun boğaz uzmanı ve gerekli durumlarda nöroşirürji, enfeksiyon hastalıkları ve pediatri konsültasyonları istenmelidir.

Özel Hasta Gruplarında Yaklaşım

Belirli hasta gruplarında akut otitis media yönetimi standart yaklaşımdan farklılık göstermekte ve özelleştirilmiş tedavi stratejileri gerektirmektedir.

İmmünsüpresif hastalarda, konjenital veya edinsel immün yetmezlik durumlarında AOM atipik patojenlerle seyredebilmekte ve daha agresif bir klinik tablo ortaya çıkabilmektedir. Bu hasta grubunda ampirik tedavinin geniş spektrumlu olması, tedavi süresinin uzatılması ve yakın klinik takip yapılması önerilmektedir. Koklear implant taşıyan hastalarda AOM, implant enfeksiyonu ve menenjit riski nedeniyle özellikle dikkatli bir şekilde yönetilmelidir.

Tekrarlayan otitis media tanısı alan çocuklarda, altı ay içinde üç veya daha fazla ya da bir yıl içinde dört veya daha fazla atak geçiren hastalarda profilaktik yaklaşımlar değerlendirilmelidir. Timpanostomi tüpü yerleştirilmesi, tekrarlayan AOM ataklarının önlenmesinde etkinliği kanıtlanmış cerrahi bir yöntemdir. Adenoidektomi ise özellikle adenoid hipertrofisi olan ve tekrarlayan AOM atakları geçiren çocuklarda yararlı olabilmektedir.

Yenidoğan döneminde AOM nadir görülmekle birlikte, karşılaşıldığında Gram negatif enterik basiller ve Grup B Streptokok gibi neonatal patojenler göz önünde bulundurulmalıdır. Yenidoğanlarda sepsis riski nedeniyle daha agresif tanısal ve terapötik yaklaşım benimsenmeli, kan kültürü ve gerekli durumlarda lomber ponksiyon yapılmalıdır.

Korunma Stratejileri ve Önleyici Yaklaşımlar

Akut otitis mediadan korunma, hastalığın bireysel ve toplumsal yükünü azaltmak açısından tedavi kadar önemli bir konudur. Kanıta dayalı korunma stratejileri, aşılama programları, çevresel modifikasyonlar ve davranışsal müdahaleleri kapsamaktadır.

  • Pnömokok aşısı: Konjuge pnömokok aşıları, AOM insidansını yüzde altı ile yedi oranında azaltmakta olup ulusal aşı takviminde yer almaktadır. On üç valanlı konjuge aşı, önceki yedi valanlı formülasyona kıyasla daha geniş serotip kapsamı sağlamaktadır.
  • İnfluenza aşısı: Yıllık influenza aşılaması, viral üst solunum yolu enfeksiyonlarının azaltılması yoluyla sekonder AOM gelişim riskini düşürmektedir.
  • Anne sütü ile beslenme: En az altı ay süreyle emzirmenin AOM riskini belirgin şekilde azalttığı çok sayıda çalışma ile gösterilmiştir. Anne sütündeki sekretuvar IgA, laktoferrin ve oligosakkaritler mukozal immüniteyi güçlendirmektedir.
  • Sigara dumanından korunma: Pasif sigara dumanı maruziyetinin ortadan kaldırılması, AOM riskini azaltmada en etkili çevresel müdahalelerden biridir.
  • Emzik kullanımının sınırlandırılması: Altı aydan sonra emzik kullanımının sınırlandırılması, AOM riskini azaltmaya katkı sağlamaktadır.
  • Hijyen uygulamaları: Düzenli el yıkama ve üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunma önlemleri, AOM gelişim riskini dolaylı olarak azaltmaktadır.

Güncel Kılavuzlar ve Kanıta Dayalı Yaklaşımlar

Akut otitis media yönetiminde güncel klinik kılavuzlar, gereksiz antibiyotik kullanımının azaltılması ve akılcı tedavi yaklaşımının benimsenmesi yönünde önemli vurgular yapmaktadır. Amerikan Pediatri Akademisi ve Amerikan Aile Hekimleri Akademisi tarafından yayımlanan ortak kılavuzlar, tedavi kararının hastanın yaşı, semptom şiddeti ve lateralite durumuna göre bireyselleştirilmesini önermektedir.

Antibiyotik direnci, küresel düzeyde giderek artan bir sorun olup AOM tedavisinde de tedavi başarısızlığının önemli nedenlerinden birini oluşturmaktadır. Penisilin dirençli Streptococcus pneumoniae suşlarının prevalansındaki artış, yüksek doz amoksisilin kullanımının rasyonelini oluşturmaktadır. Beta-laktamaz üreten Haemophilus influenzae ve Moraxella catarrhalis suşlarının yaygınlığı ise amoksisilin-klavulanat kombinasyonunun ikinci basamak tedavide tercih edilmesinin temelini teşkil etmektedir.

Güncel kanıtlar, otitis media tanısında klinik skorlama sistemlerinin kullanılmasının tanı doğruluğunu artırabileceğini göstermektedir. Otalji şiddeti, timpanik membran bulguları ve sistemik semptomların puanlandığı bu sistemler, özellikle deneyimi sınırlı klinisyenler için karar destek aracı olarak değer taşımaktadır. Ayrıca timpanosentez, hem tanısal hem de terapötik amaçlı uygulanabilen bir girişim olup tedaviye dirençli olgularda, ciddi komplikasyon varlığında ve immünsüpresif hastalarda kültür ve antibiyogram için materyal elde etmek amacıyla endikedir.

Prognoz ve Uzun Dönem Takip

Akut otitis media, uygun tedavi ile genellikle iyi prognoza sahip bir hastalıktır. Olguların büyük çoğunluğunda semptomlar yetmiş iki saat içinde belirgin düzelme göstermekte, orta kulak efüzyonu ise haftalarca devam edebilmektedir. Tedavi sonrası otoskopik kontrol, özellikle komplike olgularda ve tekrarlayan AOM öyküsü olan hastalarda önerilmektedir.

Uzun dönemde tekrarlayan AOM atakları, kronik efüzyonlu otitis media gelişimi, kondüktif ve sensörinöral işitme kaybı gibi sekeller görülebilmektedir. Çocukluk çağında işitme kaybı, konuşma ve dil gelişimini olumsuz etkileyebilmekte, akademik performansta düşüşe neden olabilmektedir. Bu nedenle özellikle tekrarlayan AOM atakları geçiren çocuklarda odyolojik değerlendirme yapılması ve konuşma-dil gelişiminin yakından izlenmesi gerekmektedir. Timpanostomi tüpü yerleştirilen hastalarda düzenli otoskopik kontrol ve işitme testleri ile uzun dönem takip planlanmalıdır.

Acil Serviste Hasta Yönetimi ve Taburculuk Kriterleri

Acil serviste akut otitis media tanısı konulan hastaların yönetiminde sistematik bir yaklaşım benimsenmelidir. Hastanın vital bulguları değerlendirildikten sonra detaylı otoskopik muayene yapılmalı, komplikasyon bulguları araştırılmalı ve tedavi planı bireyselleştirilmelidir. Taburculuk öncesinde hastaya ve aileye hastalığın doğası, tedavi rejimi, olası komplikasyon belirtileri ve kontrol zamanlaması hakkında ayrıntılı bilgilendirme yapılmalıdır.

Hastaneye yatış endikasyonları arasında ciddi sistemik enfeksiyon bulguları, intratemporal veya intrakranial komplikasyon şüphesi, oral alım bozukluğu nedeniyle intravenöz tedavi gereksinimi ve güvenilir takip imkanının bulunmaması yer almaktadır. Gözlem stratejisi uygulanan hastalarda kırk sekiz saat içinde kontrole çağrılması ve klinik kötüleşme durumunda derhal başvurması konusunda uyarılması gerekmektedir.

Taburculuk sonrası takipte, antibiyotik tedavisi tamamlandıktan iki ile dört hafta sonra otoskopik kontrol önerilmektedir. Efüzyonun üç aydan uzun süre devam etmesi durumunda kulak burun boğaz uzmanına yönlendirme yapılmalıdır. Tekrarlayan AOM atakları geçiren hastalar için risk faktörlerinin modifikasyonu, aşılama durumunun gözden geçirilmesi ve profilaktik yaklaşımların değerlendirilmesi amacıyla kapsamlı bir plan oluşturulmalıdır.

Akut Otitis Mediada Bütüncül Değerlendirme ve Klinik Önemi

Akut otitis media, görünürdeki basit klinik tablosunun ötesinde ciddi komplikasyonlara yol açabilme potansiyeli taşıyan, dikkatli klinik değerlendirme ve uygun tedavi yaklaşımı gerektiren bir hastalıktır. Acil servis pratiğinde sık karşılaşılan bu klinik durumun etkin yönetimi, hasta memnuniyetinin artırılması, komplikasyonların önlenmesi ve akılcı antibiyotik kullanımının sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır. Multidisipliner yaklaşım, kanıta dayalı tedavi protokollerinin uygulanması ve hasta eğitimi, akut otitis media yönetiminin temel bileşenleri olarak değerlendirilmelidir.

Özellikle pediatrik acil servis başvurularının önemli bir kısmını oluşturan bu hastalığın tanı ve tedavisinde güncel kılavuzların takip edilmesi, gereksiz antibiyotik reçetelenmesinin önlenmesi ve komplikasyon bulgularının erken tanınması klinisyenlerin öncelikli sorumlulukları arasındadır. Ailelerin hastalık konusunda bilinçlendirilmesi, korunma stratejilerinin uygulanması ve düzenli takibin sağlanması, akut otitis medianın bireysel ve toplumsal yükünü azaltmada anahtar rol oynamaktadır. Koru Hastanesi Acil Servis bölümünde uzman hekimlerimiz, akut otitis media dahil tüm acil kulak burun boğaz problemlerinde güncel tanı ve tedavi protokolleri çerçevesinde hastalarımıza en üst düzey sağlık hizmeti sunmaktadır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu