Nükleer Tıp

Hipertiroidide Radyoaktif İyot

Radyoaktif İyot Hipertiroidizmde Özellikleri, günlük yaşamı etkileyebilen ve doğru takiple yönetilebilen bir durumdur. Hastalığın özelliklerini ve izlem önerilerini öğrenin.

Hipertiroidi, tiroid bezinin gereğinden fazla tiroid hormonu üretmesi sonucu ortaya çıkan ve metabolizmayı hızlandıran endokrin bir bozukluktur. Bu tabloya yol açan başlıca nedenler arasında Graves hastalığı, toksik multinodüler guatr ve toksik adenom yer almaktadır. Söz konusu durumlarda hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkileyen çarpıntı, kilo kaybı, terleme, sinirlilik ve titreme gibi belirtiler sık gözlenmektedir. Endokrinoloji ve nükleer tıp uzmanları tarafından değerlendirilen olgularda antitiroid ilaç, cerrahi ve radyoaktif iyot uygulaması olmak üzere üç temel yaklaşım öne çıkmaktadır. Bunların içinde radyoaktif iyot, uzun yıllardır güvenli biçimde kullanılan, uygulaması kolay ve genellikle ayaktan gerçekleştirilebilen bir yöntem olarak öne çıkmaktadır. Koru Hastanesi Nükleer Tıp bölümünde bu uygulama, çok disiplinli bir değerlendirme sürecinin ardından titizlikle planlanmaktadır.

Radyoaktif iyot, kimyasal olarak vücudun doğal iyotuyla aynı özellikleri taşıyan; ancak radyoaktif özellik gösteren iyot-131 (I-131) izotopunun kullanıldığı bir yaklaşımdır. Ağız yoluyla alınan bu izotop, kan dolaşımına karışarak selektif biçimde tiroid dokusu tarafından tutulmaktadır. Tiroid hücreleri iyotu hormon sentezinde kullanmak üzere aktif olarak içeri aldığından, radyoaktif iyot da benzer mekanizmayla bezin içinde yoğunlaşmaktadır. Yayılan beta ışınları kısa mesafede etkisini gösterdiği için çevre dokulara zarar riski oldukça sınırlı kalmakta ve aşırı çalışan tiroid hücrelerinin faaliyeti azaltılarak hormon üretimi kontrol altına alınmaktadır. Bu seçici etki mekanizması sayesinde yöntem, hipertiroidi yönetiminde önemli bir yer edinmiştir.

Radyoaktif iyot uygulamasının önerildiği başlıca hasta grupları arasında Graves hastalığına bağlı hipertiroidi tabloları, toksik multinodüler guatr olguları ve tek başına aşırı hormon üreten toksik adenomlar bulunmaktadır. Antitiroid ilaçlara karşı yan etki gelişen, uzun süreli ilaç kullanımından fayda görmeyen ya da hastalığı nüksleyen bireylerde bu yaklaşımın gündeme geldiği bilinmektedir. Cerrahi girişim için uygun olmayan, ek sağlık sorunları nedeniyle ameliyat riski yüksek değerlendirilen kişilerde de radyoaktif iyot güvenli bir seçenek olarak öne çıkmaktadır. Kararın verilmesi sürecinde hastanın yaşı, guatr büyüklüğü, göz bulguları, eşlik eden hastalıklar ve doğurganlık planları gibi pek çok değişken bir arada değerlendirilmektedir.

Uygulama öncesinde ayrıntılı bir hazırlık aşaması yürütülmektedir. Hastanın tiroid fonksiyon testleri, tiroid ultrasonografisi ve gerektiğinde tiroid sintigrafisi ile tutulum çalışması yapılmaktadır. Bu incelemeler, tiroid bezinin iyot tutma kapasitesini ve verilecek dozun kişiye özel biçimde ayarlanmasını sağlamaktadır. Uygulamadan önceki dönemde iyot içeren gıdalardan, iyotlu kontrast madde ile yapılan görüntülemelerden ve bazı vitamin takviyelerinden uzak durulması gerekli görülmektedir. Antitiroid ilaçların bir süre önce kesilmesi, hormon değerlerinin izlenmesi ve doğurganlık çağındaki kadınlarda gebelik durumunun mutlaka dışlanması, hazırlık aşamasının kritik başlıklarını oluşturmaktadır. Emziren annelerde ise emzirmenin sonlandırılması önerilmektedir.

Radyoaktif iyot dozu, tamamen kişiye özel biçimde hesaplanmaktadır. Bu hesaplamada tiroid bezinin hacmi, sintigrafide belirlenen tutulum yüzdesi, altta yatan hastalığın türü ve klinik hedef göz önünde bulundurulmaktadır. Graves hastalığında genellikle kalıcı hipotiroidi oluşturacak düzeyde bir doz tercih edilirken, toksik nodüler guatrda yalnızca aşırı çalışan alanları baskılayacak daha ölçülü doz stratejileri uygulanmaktadır. Nükleer tıp uzmanı tarafından belirlenen doz, kapsül ya da sıvı formunda ağız yoluyla verilmekte; uygulama birkaç dakika içinde tamamlanmaktadır. Böylece hem yeterli klinik yanıt hedeflenmekte hem de gereksiz radyasyon maruziyetinden kaçınılmaktadır.

Uygulama gününde hastaların aç karnına gelmesi ve verilen izotopu aldıktan sonra bir süre yeme içmeden kaçınması istenmektedir. İzotop alındıktan sonra hastanın klinik durumuna ve verilen doza bağlı olarak kısa süreli gözlem yapılmaktadır. Yüksek doz uygulanması gereken bazı olgularda özel olarak düzenlenmiş radyoaktif iyot odalarında yatarak izlem gerekebilmektedir. Düşük ve orta dozlarda çoğu durumda ayaktan uygulama yeterli olmakta ve hasta aynı gün evine dönebilmektedir. Uygulamadan sonraki ilk günlerde bol sıvı tüketimi, sık idrara çıkma ve limon gibi tükürük bezlerini uyaran gıdaların önerilmesi, radyoaktif maddenin vücuttan atılımını hızlandırmaya yönelik önlemler arasında yer almaktadır.

Radyasyon güvenliği, sürecin merkezinde yer alan başlıklardan biridir. Radyoaktif iyot vücuttan büyük ölçüde idrar, tükürük, ter ve dışkı yoluyla atılmaktadır. Bu nedenle uygulamadan sonraki ilk günlerde hasta yakınları, özellikle küçük çocuklar ve gebeler ile yakın temasın sınırlandırılması önerilmektedir. Tuvalet kullanımında hijyen kurallarına özen gösterilmesi, çamaşırların ayrı yıkanması, ayrı havlu ve kişisel eşya kullanımı gibi basit ancak etkili önlemler alınmaktadır. Uygulamayı yapan ekip tarafından hastanın günlük yaşamına ilişkin ayrıntılı bir bilgilendirme yapılmakta ve süreç boyunca uyulması gereken kurallar yazılı biçimde paylaşılmaktadır. Bu yaklaşım, hem hastanın hem de çevresindeki kişilerin güvenliği açısından önemli görülmektedir.

Radyoaktif iyot uygulamasının etkisi hemen ortaya çıkmamaktadır. Tiroid hormon düzeylerinde belirgin değişimin görülmesi çoğu durumda birkaç haftadan birkaç aya kadar uzayabilmektedir. Bu süre içinde çarpıntı, sıcak intoleransı ve titreme gibi şikâyetler yavaş yavaş azalırken, hormon değerleri periyodik testlerle izlenmektedir. Erken dönemde tiroid dokusundan hormon salınımına bağlı geçici bir tirotoksikoz alevlenmesi görülebilmekte, bu tablo genellikle destekleyici yaklaşımlarla kontrol altına alınmaktadır. Zamanla tiroid bezinin fonksiyonu azaldıkça hastaların şikâyetleri geriler; ancak izleminde hipotiroidi gelişme olasılığı göz önünde bulundurulmaktadır. Bu nedenle takip aralıkları, uzman hekim tarafından belirlenen bir program dâhilinde sürdürülmektedir.

Yöntemin en sık karşılaşılan uzun dönem sonucu, tiroid bezinin fonksiyonlarını yeterince yerine getirememesi olarak tanımlanan hipotiroidi tablosudur. Özellikle Graves hastalığında amaç, hastalığın nüks etme olasılığını en aza indirmek için hipertiroidiyi kalıcı olarak baskılamaktır. Bu hedef doğrultusunda pek çok olguda uygulamadan aylar ya da yıllar sonra hipotiroidi gelişmekte ve ömür boyu tiroid hormon replasmanı gerekli hâle gelmektedir. Bu durum, radyoaktif iyot uygulamasının olumsuz bir sonucu olarak değil, planlı bir klinik sonuç olarak kabul edilmektedir. Düzenli hekim takibi ve doğru dozlanan levotiroksin ile hastaların büyük çoğunluğunda normal tiroid fonksiyonuna uygun bir yaşam düzeni sağlanmaktadır.

Radyoaktif iyot uygulaması, genel olarak iyi tolere edilen bir yaklaşım olmakla birlikte bazı yan etkiler görülebilmektedir. Boyun bölgesinde geçici hassasiyet, hafif ağrı ve şişlik, tükürük bezlerinde iltihap benzeri tablo, ağız kuruluğu ve tat almada geçici değişiklikler bildirilen yakınmalar arasında yer almaktadır. Bulantı, nadiren kusma ve halsizlik de kısa süreli yakınmalar arasındadır. Bu şikâyetler çoğu durumda kendiliğinden geriler ya da basit destekleyici uygulamalarla kontrol altına alınır. Nadir görülen ve ayrıntılı izlem gerektiren durumlar için hastalara başvurmaları gereken semptomlar açıkça anlatılmakta, iletişim kanalları önceden paylaşılmaktadır.

Graves oftalmopatisi olarak bilinen tiroid ilişkili göz tutulumu bulunan hastalarda radyoaktif iyot uygulaması ayrı bir dikkat gerektirmektedir. Bazı olgularda uygulamanın ardından göz bulgularının belirginleşebildiği bilinmektedir. Bu tür durumlarda göz hastalıkları ve endokrinoloji uzmanlarıyla birlikte değerlendirme yapılarak koruyucu kortikosteroid uygulaması gündeme gelebilmektedir. Sigara kullanımı da bu tabloyu olumsuz etkileyen önemli bir risk etkeni olarak öne çıkmakta; hastalara sigarayı bırakmaları güçlü biçimde önerilmektedir. Radyoaktif iyot kararı verilirken oftalmopatinin şiddeti, aktivite düzeyi ve olası ilerleme riski dikkatle değerlendirilmektedir.

Gebelik ve emzirme dönemleri, radyoaktif iyot uygulaması açısından kesin sakınca oluşturan durumlar arasında yer almaktadır. Radyoaktif iyot plasentayı geçebilmekte ve fetal tiroid bezinde birikerek gelişmekte olan bebekte kalıcı sorunlara yol açabilmektedir. Bu nedenle doğurganlık çağındaki kadınlarda uygulama öncesi mutlaka gebelik testi yapılmakta ve uygulamadan sonra belirli bir süre gebelikten korunma önerilmektedir. Erkek hastalarda da uygulamayı takip eden dönemde belirli bir süre çocuk sahibi olmayı ertelemenin uygun olacağı bildirilmektedir. Bu konular, hasta ve yakınlarıyla önceden ayrıntılı biçimde konuşulmakta ve yazılı onam süreci titizlikle yürütülmektedir.

Radyoaktif iyot yaklaşımının cerrahi ve uzun süreli antitiroid ilaç yaklaşımıyla karşılaştırıldığında bazı belirgin üstünlükleri bulunmaktadır. Cerrahi girişim, anestezi riski, ses kısıklığı ve paratiroid bezlerine ilişkin komplikasyon olasılığı taşırken; radyoaktif iyot ayaktan, kısa sürede ve genel anestezi gereksinimi olmadan gerçekleştirilebilmektedir. Uzun süreli ilaç kullanımında ise karaciğer ve kan hücrelerine yönelik yan etki riski ile nüks olasılığı gündeme gelmektedir. Bu üç seçeneğin karşılaştırmalı olarak sunulması, hastanın bilinçli tercihinin alınması açısından belirleyici görülmektedir. Karar süreci, hastanın bireysel klinik tablosuna, tercihlerine ve yaşam koşullarına göre şekillendirilmektedir.

Radyoaktif iyot sonrası izlem, en az uygulamanın kendisi kadar önemli bir aşama olarak değerlendirilmektedir. Uygulamayı takip eden ilk aylarda 4-6 haftalık aralıklarla tiroid fonksiyon testleri yapılmakta; hormon düzeyleri, klinik yanıt ve olası hipotiroidi gelişimi izlenmektedir. Zamanla hasta stabil hâle geldiğinde takip aralıkları uzatılabilmekte; ancak yaşam boyu düzenli kontrol önerilmektedir. Kilo değişikliği, saç dökülmesi, cilt kuruluğu, yorgunluk ve halsizlik gibi hipotiroidi belirtileri erken dönemde fark edildiğinde uygun replasman yaklaşımı başlatılmaktadır. Böylece hastaların günlük yaşam aktivitelerini sürdürmesi ve olası komplikasyonların önüne geçilmesi hedeflenmektedir.

Koru Hastanesi Nükleer Tıp bölümünde hipertiroidiye yönelik radyoaktif iyot yaklaşımı, endokrinoloji, göz hastalıkları ve gerektiğinde genel cerrahi uzmanlarının katıldığı çok disiplinli bir süreç içerisinde yürütülmektedir. Hastalar; ayrıntılı öykü alımı, ileri görüntüleme ve laboratuvar değerlendirmeleriyle başlayan; uygulama, izlem ve uzun dönem takibi kapsayan bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmektedir. Radyasyon güvenliği kuralları, hasta bilgilendirme süreçleri ve uzun süreli izlem programları güncel bilimsel rehberler doğrultusunda planlanmaktadır. Böylece bireye özel bir yol haritası oluşturularak hipertiroidi tablosunun etkili ve güvenli biçimde yönetilmesi amaçlanmaktadır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu