Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

Hanta Virüs Enfeksiyonu Hakkında

Hanta Virüs Enfeksiyonu hastalarının sorularına cevap arayan uzman rehberi. Tanı, tedavi ve yaşam tarzı burada.

Hanta virüs enfeksiyonu, kemirgenler tarafından taşınan ve insanlara bulaşan ciddi bir viral hastalık grubudur. Bunyaviridae ailesinin Hantavirus cinsine ait olan bu virüsler, dünya genelinde farklı klinik tablolarla seyreden iki temel sendroma yol açar: hemorajik ateş ve renal sendrom (HFRS) ile hantavirüs pulmoner sendromu (HPS). Türkiye'de özellikle Karadeniz Bölgesi'nde sporadik vakalar bildirilmekte olup ilk büyük salgın 2009 yılında Bartın ve Zonguldak illerinde tespit edilmiştir. Avrupa'da yıllık 3.000 ile 10.000 arasında HFRS vakası raporlanırken, Asya'da bu rakam 100.000'i aşmaktadır. Amerika kıtasında ise HPS daha sık görülmekte, mortalite oranı yüzde 35-40 düzeyine ulaşabilmektedir.

Hantavirüs enfeksiyonlarının insidansı coğrafi konuma, mevsime ve kemirgen popülasyonu yoğunluğuna göre değişkenlik gösterir. İlkbahar ve sonbahar aylarında vaka sayılarında artış gözlenmektedir. Kırsal bölgelerde yaşayan, tarımla uğraşan veya orman alanlarında aktivite gösteren bireyler yüksek risk grubunda yer alır. Hastalığın bulaş yolları, klinik seyri ve tedavi protokolleri hakkında detaylı bilgi sahibi olmak, erken tanı ve etkin tedavi açısından kritik önem taşımaktadır. ICD-10 kodlamasında A98.5 olarak sınıflandırılan bu hastalık grubu, halk sağlığı açısından zoonotik enfeksiyonlar kategorisinde değerlendirilmektedir.

Hanta Virüs Enfeksiyonu Nedir?

Hanta virüs enfeksiyonu, RNA içeren zarflı virüslerin neden olduğu zoonotik bir hastalıktır. Virüs ilk kez 1976 yılında Kore'nin Hantan Nehri çevresinde izole edildiği için bu adı almıştır. Hantavirüsler yaklaşık 80-120 nanometre çapında, üç segmentli negatif polariteli RNA genomuna sahip patojenlerdir. S (small), M (medium) ve L (large) olarak adlandırılan üç ayrı segment sırasıyla nükleokapsid proteinini, glikoprotein öncüsünü (Gn ve Gc) ve RNA bağımlı RNA polimerazı kodlar.

Patofizyolojik açıdan değerlendirildiğinde, hantavirüsler primer olarak vasküler endotel hücrelerini hedef alır. Beta-3 integrin reseptörleri aracılığıyla hücreye giren virüs, kapiller geçirgenliğin artmasına ve endotel disfonksiyonuna neden olur. Bu mekanizma, hastalığın iki temel klinik formunda da merkezi rol oynar. HFRS formunda böbrek glomerüllerinde ve medüller damarlarda hasar oluşurken, HPS formunda akciğer mikrovasküler yapısı etkilenir. Sitokin fırtınası olarak adlandırılan inflamatuvar yanıt, TNF-alfa, IL-6 ve IFN-gamma seviyelerinde belirgin yükselme ile karakterizedir.

Dünya çapında tanımlanmış 20'den fazla hantavirüs serotipi bulunmaktadır. Avrupa ve Asya'da hastalığa yol açan başlıca türler Hantaan virüsü, Seoul virüsü, Puumala virüsü ve Dobrava-Belgrade virüsüdür. Amerika kıtasında ise Sin Nombre virüsü, Andes virüsü ve Bayou virüsü HPS etyolojisinde rol oynar. Türkiye'de yapılan çalışmalarda Dobrava-Belgrade ve Puumala virüsleri başlıca etken olarak saptanmıştır. Her serotip farklı bir kemirgen rezervuara sahiptir ve klinik şiddetleri değişkenlik gösterir.

Hanta Virüs Enfeksiyonunun Nedenleri

Hanta virüs enfeksiyonunun temel nedeni, virüsü taşıyan kemirgenlerin atık ve sekresyonlarına maruz kalmaktır. Virüs, enfekte kemirgenlerin idrar, dışkı ve tükürük yollarıyla çevreye yayılır. Kemirgenler asemptomatik taşıyıcılardır ve yaşamları boyunca virüsü saçmaya devam ederler. Bulaş yolları arasında en yaygın olanı aerosol inhalasyonudur. Kontamine tozun solunması, özellikle kapalı ve havalandırması yetersiz mekanlarda yapılan temizlik işlemleri sırasında risk oluşturur.

Diğer bulaş yolları arasında kontamine yiyecek ve su tüketimi, kemirgen ısırığı, mukoz membran teması ve cilt yaralarından virüsün vücuda girişi sayılabilir. Andes virüsü ise insandan insana bulaşabilen tek hantavirüs türüdür ve Güney Amerika'da raporlanmıştır. Mesleki risk grupları arasında çiftçiler, ormancılar, askerler, laboratuvar çalışanları, depo işçileri ve avcılar yer alır. Tarla farelerinin yoğun olduğu bölgelerde tahıl depolama alanlarına giriş, ahır temizliği ve odun toplama gibi aktiviteler bulaş riskini artırmaktadır.

Çevresel faktörler de hastalığın yayılımında önemli rol oynar. Yağışlı geçen kışlar sonrası kemirgen popülasyonunun artması, vaka sayılarında belirgin yükselmeye neden olur. Ekolojik dengesizlik, ormansızlaşma, kentleşme ve iklim değişikliği gibi faktörler de hastalığın epidemiyolojisini etkilemektedir. Türkiye'de 2009 yılındaki Bartın salgınında, sel sonrası kemirgen popülasyonunun yerleşim alanlarına yaklaşması temel etken olarak belirlenmiştir.

Hanta Virüs Enfeksiyonunun Belirtileri

Hanta virüs enfeksiyonunun belirtileri, hastalığın klinik formuna ve etken virüsün serotipine göre belirgin farklılıklar gösterir. Kuluçka süresi genellikle 1-5 hafta arasında değişmekte olup ortalama 2-3 hafta olarak kabul edilmektedir. HFRS formu klasik olarak beş klinik dönem halinde seyreder: febril dönem, hipotansif dönem, oligürik dönem, poliürik dönem ve iyileşme dönemi. Her bir dönem farklı semptom kümeleri ile karakterizedir ve toplam hastalık süresi 4-6 hafta arasında değişebilir.

Febril dönem 3-7 gün sürer ve ani başlangıçlı yüksek ateş (39-40°C), şiddetli baş ağrısı, sırt ve karın ağrısı, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma ile karakterizedir. Yüz, boyun ve üst gövdede flushing (kızarıklık), konjonktival enjeksiyon, peteşiyel döküntüler ve damak peteşileri tipiktir. Bu dönemde kapiller permeabilite artışı ve trombositopeni belirginleşir. Hipotansif dönemde sistolik kan basıncı 90 mmHg'nın altına düşer, taşikardi ve şok tablosu gelişebilir. Bu dönem birkaç saatten 2 güne kadar sürebilir ve ölümlerin önemli bir kısmı bu evrede görülür.

Oligürik dönemde günlük idrar miktarı 400 ml'nin altına düşer, akut böbrek yetmezliği bulguları belirginleşir. Serum kreatinin değerleri 5-10 mg/dL'ye, BUN değerleri 100-150 mg/dL'ye yükselebilir. Hiperkalemi, metabolik asidoz ve sıvı yüklenmesi gelişebilir. Bu dönem 3-7 gün sürer ve hastaların yaklaşık yüzde 40-60'ında diyaliz ihtiyacı doğar. Poliürik dönemde idrar miktarı günde 3-6 litreye ulaşabilir, dehidratasyon ve elektrolit bozuklukları açısından dikkatli izlem gerekir. İyileşme dönemi haftalar hatta aylar sürebilir.

HPS formunda klinik tablo daha hızlı ve dramatik seyreder. Prodromal dönem 3-5 gün sürer ve ateş, miyalji, baş ağrısı, gastrointestinal şikayetler ile karakterizedir. Kardiyopulmoner fazda hızla gelişen dispne, taşipne, hipoksi ve non-kardiyojenik akciğer ödemi tablosu görülür. Akciğer grafisinde bilateral interstisyel ve alveoler infiltrasyonlar tespit edilir. Hastaların önemli bir kısmında saatler içinde mekanik ventilasyon ihtiyacı doğar. Mortalite oranı yüzde 35-50 arasında değişmektedir.

Hanta Virüs Enfeksiyonu Tanısı

Hanta virüs enfeksiyonu tanısı, klinik şüphe, epidemiyolojik öykü ve laboratuvar testlerinin birlikte değerlendirilmesi ile konulur. Endemik bölgelerde yaşayan veya seyahat öyküsü olan, kemirgen teması bulunan hastalarda akut febril hastalık ve böbrek/akciğer tutulumu varlığında hantavirüs enfeksiyonundan şüphelenilmelidir. Tanı algoritması serolojik testler, moleküler yöntemler ve destekleyici laboratuvar bulgularını içerir.

Serolojik tanıda ELISA yöntemi ile IgM ve IgG antikorlarının saptanması altın standarttır. IgM antikorları semptomların başlangıcından 2-3 gün sonra pozitifleşir ve 2-3 ay boyunca tespit edilebilir. IgG antikorları ise 7-10. günde yükselmeye başlar ve yıllarca pozitif kalabilir. İmmünfloresan antikor (IFA) testi ve nötralizasyon testleri de tanıda kullanılabilir. Akut ve konvalesan dönem serum örneklerinde antikor titresinde dört kat artış tanı koydurucudur.

Moleküler tanıda RT-PCR yöntemi viral RNA'nın saptanmasını sağlar ve özellikle hastalığın erken döneminde, antikor yanıtı henüz oluşmadan tanı koymada değerlidir. Sensitivitesi yüzde 85-95, spesifitesi yüzde 98-100 düzeyindedir. Viral yük tayini hastalık şiddetini öngörmede kullanılabilir. Hızlı tanı testleri (ICT) sahada uygulanabilir alternatifler olarak geliştirilmektedir.

Destekleyici laboratuvar bulguları arasında trombositopeni (50.000-100.000/mm³), lökositoz, sola kayma, atipik lenfositoz, yüksek hematokrit (hemokonsantrasyon), proteinüri, hematüri, yüksek serum kreatinin ve BUN değerleri yer alır. Karaciğer enzimlerinde (AST, ALT) hafif-orta yükseklik, LDH artışı ve hipoalbuminemi görülebilir. C-reaktif protein ve prokalsitonin düzeyleri yüksektir. HPS formunda akciğer grafisi ve toraks BT bulguları tanıyı destekler. Akciğerde diffüz interstisyel infiltrasyon, plevral efüzyon ve Kerley B çizgileri tipiktir.

Ayırıcı Tanı

Hanta virüs enfeksiyonunun ayırıcı tanısında benzer klinik tabloya yol açabilen birçok hastalık değerlendirilmelidir. Leptospiroz, hantavirüs enfeksiyonu ile en sık karışan hastalıklardan biridir. Her iki hastalıkta da ateş, miyalji, baş ağrısı, böbrek tutulumu ve trombositopeni görülür. Leptospirozda konjonktival sufüzyon, sarılık, ikter ve baldır kaslarında belirgin hassasiyet daha tipiktir. Mikroskopik aglütinasyon testi (MAT) ve PCR ile ayrım yapılabilir. Doksisiklin ve penisilin tedavisi leptospirozda etkindir.

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), özellikle Türkiye'de önemli bir ayırıcı tanı seçeneğidir. KKKA'da kene teması öyküsü, daha belirgin hemorajik bulgular, yüksek karaciğer enzimleri (AST, ALT genellikle 1000 IU/L üzerinde), CK yüksekliği ve uzamış protrombin zamanı tipiktir. KKKA RT-PCR ve IgM testleri ile tanı doğrulanır. Ribavirin tedavisinin yararı tartışmalı olmakla birlikte uygulanmaktadır. Hantavirüs enfeksiyonunda karaciğer enzim yükseklikleri daha hafiftir.

Akut piyelonefrit, hantavirüs enfeksiyonunun oligürik döneminde ayırıcı tanıda yer alır. Piyelonefritte idrar kültüründe üreme, lökosit silendirleri, daha belirgin lökositoz ve antibiyotik tedavisine hızlı yanıt görülür. Hantavirüs enfeksiyonunda idrar kültürü negatiftir ve trombositopeni belirgindir. Sepsis ve septik şok, özellikle hipotansif dönemde karışabilir; ancak hantavirüs enfeksiyonunda kan kültürleri negatiftir, prokalsitonin değerleri sepsise göre daha düşüktür.

Trombotik trombositopenik purpura (TTP) ve hemolitik üremik sendrom (HÜS), trombositopeni ve böbrek yetmezliği ile karakterize hastalıklardır. TTP'de mikroanjiopatik hemolitik anemi, şistositler, ADAMTS13 aktivite düşüklüğü görülür. HÜS özellikle E. coli O157:H7 ile ilişkilidir ve kanlı ishal öyküsü vardır. Diğer ayırıcı tanı seçenekleri arasında dengue ateşi, sıtma, hepatit, glomerülonefrit, vaskülitler, Weil hastalığı, riketsiyozlar ve viral hemorajik ateşler (Lassa, Marburg, Ebola) yer alır. ARDS ve kardiyojenik akciğer ödemi, HPS formunda ayırıcı tanıda değerlendirilmelidir.

Hanta Virüs Enfeksiyonu Tedavisi

Hanta virüs enfeksiyonunun tedavisi öncelikle destek tedavisidir ve hastalığın klinik dönemine göre düzenlenir. Spesifik antiviral tedavi konusunda sınırlı seçenekler bulunmakla birlikte, ribavirin Asya kaynaklı HFRS vakalarında erken dönemde kullanıldığında yararlı bulunmuştur. Ribavirin tedavisi yükleme dozu olarak 33 mg/kg intravenöz, ardından dört gün boyunca 16 mg/kg her 6 saatte bir, sonraki üç gün için 8 mg/kg her 8 saatte bir şeklinde uygulanır. Hemoliz, anemi, hiperbilirubinemi ve teratojenite gibi yan etkiler açısından dikkatli izlem gerekir.

Sıvı tedavisi, hantavirüs enfeksiyonu yönetiminin temel taşıdır. Hipotansif dönemde dikkatli kristaloid replasmanı uygulanır; ancak aşırı sıvı yüklenmesinden kaçınılmalıdır. Santral venöz basınç 8-12 cmH2O hedeflenir. Hipotansiyon devam ederse vazopresör ajanlar (noradrenalin 0.05-0.5 mcg/kg/dakika) eklenir. Oligürik dönemde sıvı kısıtlaması uygulanır, idrar çıkışı ve insensible kayıplara göre günlük sıvı dengesi titiz şekilde hesaplanır. Hiperkalemi varlığında kalsiyum glukonat, insülin-glukoz infüzyonu ve sodyum polistiren sülfonat kullanılır.

Renal replasman tedavisi, hastaların yüzde 40-60'ında gerekli olur. Hemodiyaliz endikasyonları arasında refrakter hiperkalemi (K>6.5 mEq/L), şiddetli metabolik asidoz (pH<7.20), sıvı yüklenmesi ve üremik komplikasyonlar yer alır. Sürekli renal replasman tedavisi (CRRT) hemodinamik instabilitesi olan hastalarda tercih edilir. Trombositopeni belirgin olsa da kanama riskini azaltmak için heparinsiz veya regional sitratlı diyaliz uygulanabilir.

HPS formunda ekstrakorporeal membran oksijenasyonu (ECMO) hayat kurtarıcı olabilir. Veno-arteryel ECMO kardiyovasküler kollaps gelişen hastalarda endikedir. Mekanik ventilasyon stratejisinde düşük tidal volüm (4-6 ml/kg ideal vücut ağırlığı), pozitif end-ekspiratuvar basınç (PEEP 8-15 cmH2O) ve permisif hiperkapni uygulanır. Trombosit transfüzyonu aktif kanama veya 20.000/mm³ altındaki trombositopenide yapılır. Taze donmuş plazma DIC tablosunda kullanılabilir. Kortikosteroid tedavisinin yararı tartışmalı olup rutin kullanılmamaktadır.

Komplikasyonlar

Hanta virüs enfeksiyonunun komplikasyonları, hastalığın klinik formuna ve şiddetine göre değişkenlik gösterir. HFRS formunda en sık görülen komplikasyon akut böbrek yetmezliğidir. Hastaların önemli bir bölümünde geçici diyaliz ihtiyacı doğar; ancak vakaların büyük çoğunluğunda böbrek fonksiyonları tam olarak iyileşir. Kronik böbrek yetmezliğine ilerleyen vakalar nadir olmakla birlikte, hipertansiyon ve proteinürinin uzun dönemde devam edebildiği bildirilmiştir.

Hemorajik komplikasyonlar arasında gastrointestinal kanama, retroperitoneal hematom, beyin kanaması ve dissemine intravasküler koagülasyon (DIC) yer alır. Trombositopeni 20.000/mm³ altına düştüğünde spontan kanama riski belirgin şekilde artar. Pulmoner ödem, kalp yetmezliği ve perikardiyal efüzyon kardiyak komplikasyonlar arasında sayılabilir. Miyokardit ve aritmiler de bildirilmiş komplikasyonlardır. Nörolojik komplikasyonlar arasında ensefalit, meningoensefalit, Guillain-Barré sendromu ve hipofiz yetmezliği yer almaktadır.

HPS formunda en kritik komplikasyon kardiyojenik şok ve refrakter hipoksemi nedeniyle gelişen multiorgan yetmezliğidir. Akciğer hasarı geri dönüşlü olmakla birlikte ağır vakalarda sekonder bakteriyel pnömoni, pnömotoraks, pulmoner emboli ve uzamış ventilatör desteği gerekebilir. İyileşme döneminde dikkat eksikliği, yorgunluk, egzersiz toleransında azalma gibi post-viral sendrom bulguları aylarca devam edebilir. Çocuklarda büyüme geriliği ve okul performansında düşüş bildirilmiştir.

Hanta Virüs Enfeksiyonundan Korunma

Hanta virüs enfeksiyonundan korunmanın temeli, kemirgen kontrolü ve maruziyetin önlenmesidir. Ev, depo, ahır ve diğer kapalı mekanlarda kemirgen girişini engellemek için tüm açıklıklar kapatılmalı, çelik yünü ve metal levhalar ile yarım santimetreden büyük tüm boşluklar tıkanmalıdır. Yiyecekler sıkıca kapatılmış cam veya metal kaplarda saklanmalı, çöpler ağzı kapaklı kovalarda biriktirilmelidir. Çevre temizliğine dikkat edilmeli, bina dışında uzun otlar kesilmeli ve odun yığınları evden uzakta tutulmalıdır.

Kemirgenlerin yaşadığı veya yaşamış olabileceği alanların temizliğinde özel önlemler alınmalıdır. Süpürge ve elektrikli süpürge kullanmaktan kaçınılmalı çünkü bu işlemler kontamine partikülleri havalandırarak inhalasyon riskini artırır. Temizlik öncesi alan en az 30 dakika havalandırılmalı, eldiven, N95 maske ve koruyucu gözlük kullanılmalıdır. Yüzeyler önce çamaşır suyu solüsyonu (1 ölçü çamaşır suyu, 9 ölçü su) ile dezenfekte edilmeli, ardından nemli bez ile silinmelidir. Ölü kemirgenler eldivenli ellerle alınıp çift kat plastik torbaya konularak imha edilmelidir.

Aşı geliştirme çalışmaları sürmekte olup Çin ve Güney Kore'de inaktive aşılar kullanılmaktadır. Hantavax adlı aşı Hantaan virüsüne karşı geliştirilmiş olup risk gruplarında uygulanmaktadır. Avrupa ve Amerika'da rutin kullanıma giren bir aşı henüz bulunmamaktadır. Risk grubundaki kişilere meslek sağlığı eğitimleri verilmeli, kişisel koruyucu ekipman kullanımı zorunlu hale getirilmelidir. Laboratuvar çalışanları biyogüvenlik düzeyi 3 (BSL-3) koşullarında çalışmalıdır.

Endemik bölgelere seyahat eden kişiler kırsal alanlarda ve eski binalarda konaklamaktan kaçınmalı, kamp yapılan yerlerde çadır zemini sıkıca kapatılmalıdır. Yiyecekler kemirgenlerden korunmalı, içme suyu kapaklı kaplarda muhafaza edilmelidir. Rezervuar kemirgenlerin temizleme sürecinde ısırılma durumunda yara yıkanmalı, antiseptikle temizlenmeli ve sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?

Hanta virüs enfeksiyonu açısından erken tıbbi değerlendirme, mortalite ve morbiditeyi azaltmada kritik önem taşır. Endemik bölgede yaşayan veya seyahat öyküsü bulunan, kemirgen ile teması olan kişilerde aşağıdaki belirtilerin varlığında derhal sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır: 38.5°C üzerinde 2-3 günden uzun süren ateş, şiddetli baş ağrısı, sırt ve karın ağrısı, kas ağrıları, halsizlik, bulantı ve kusma, görme bozuklukları, idrar miktarında azalma veya kanlı idrar.

Acil başvuru gerektiren durumlar arasında nefes darlığı, hızlı ve yüzeysel solunum, göğüs ağrısı, siyanoz, hipotansiyon belirtileri (baş dönmesi, baygınlık), peteşi veya purpura gibi cilt döküntüleri, dişeti veya burun kanaması, kanlı kusma, melena, mental durum değişiklikleri, idrar çıkışının olmaması ve şuur bulanıklığı yer alır. Bu belirtiler ciddi hastalık ve yaşamı tehdit eden komplikasyonların habercisi olabilir.

Risk grubundaki kişilerin (çiftçi, ormancı, asker, laboratuvar çalışanı, depo işçisi) kemirgen teması sonrası 6 hafta içinde gelişen herhangi bir febril hastalıkta hantavirüs enfeksiyonu açısından değerlendirilmesi gerekir. Hamile kadınlar, çocuklar, immünsüpresif hastalar ve kronik böbrek hastalığı olan bireyler bu açıdan özel risk grubunda yer alır ve daha düşük eşikte tıbbi başvuru yapmaları önerilir.

Koru Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları bölümünde uzman hekimlerimiz, hantavirüs enfeksiyonu şüphesi taşıyan hastalara erken tanı, kapsamlı laboratuvar değerlendirmesi ve modern tedavi protokolleri ile hizmet sunmaktadır. Yoğun bakım ünitemiz, nefroloji, pulmoner hastalıklar ve enfeksiyon hastalıkları multidisipliner ekibimiz bu hastaların yönetiminde uyum içinde çalışmaktadır. Diyaliz ünitemiz ve ileri yaşam destek olanaklarımız ile en ağır vakalarda dahi optimal tedavi süreci sağlanmaktadır. Şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi için kliniğimize başvurmanız önerilmektedir.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu