Anestezi ve Reanimasyon

Diz Arkası Sinir Bloğu

Popliteal sinir bloğunun nasıl uygulandığını, ayak ve bilek cerrahisinde neden tercih edildiğini ve dikkat edilen noktaları açıklayan rehberi inceleyin.

Diz arkası sinir bloğu, popliteal blok olarak da bilinen, alt ekstremitenin diz altı bölgesine yönelik cerrahi girişimlerde ve ağrı yönetiminde başvurulan rejyonel anestezi uygulamalarından biridir. Bu yöntemde, popliteal fossa olarak adlandırılan diz arkası çukurunda seyreden siyatik sinirin tibial ve peroneal dallara ayrılma noktasına yakın bir alanda, lokal anestezik ajan uygulanarak ayak bileği, ayak ve baldır bölgesinde geçici bir duyusal ve motor blokaj sağlanır. Anestezi ve reanimasyon uzmanları tarafından, ultrason eşliğinde ya da sinir stimülatörü kullanılarak gerçekleştirilen bu işlem, genel anesteziye alternatif veya tamamlayıcı bir seçenek olarak değerlendirilir ve özellikle ayak ile ayak bileği cerrahisinde tercih edilen güvenilir bir uygulama yelpazesi içinde yer alır.

Popliteal blok uygulamasının anatomik temelini, siyatik sinirin diz arkası bölgesindeki seyri oluşturur. Siyatik sinir, uyluk arka yüzünden aşağıya doğru ilerlerken, popliteal fossanın yaklaşık yedi ile on santimetre üzerinde tibial ve ortak peroneal sinir olmak üzere iki ana dala ayrılır. Bu ayrım noktası, blok uygulaması için hedeflenen bölgedir. Lokal anesteziğin bu noktaya yakın bir alanda, sinir kılıfı içine veya çevresine enjekte edilmesiyle, ayak bileği eklemi, ayak tabanı, ayak sırtı ve baldırın büyük bir kısmında etkili bir analjezi ve anestezi oluşturulur. Yalnızca ayak medial kısmının duyusal innervasyonu safen siniri aracılığıyla sağlandığından, bu bölgeyi içeren cerrahilerde popliteal bloğa safen sinir bloğu eklenmesi gerekebilir. Anatomik varyasyonların önceden değerlendirilmesi, başarı oranını yükselten etmenler arasında sayılır.

İşlemin endikasyonları oldukça geniş bir yelpazeyi kapsar. Halluks valgus düzeltme cerrahileri, çekiç parmak deformitesi onarımları, ayak bileği artroskopisi, aşil tendonu rekonstrüksiyonu, kalkaneus kırıkları, ayak ve ayak bileği kırıklarının cerrahi tespiti, diyabetik ayak yaralarına yönelik debridman işlemleri ve amputasyon ameliyatlarında popliteal blok sıkça uygulanır. Genel anestezinin riskli olabileceği ileri yaş, kardiyopulmoner hastalık öyküsü bulunan ya da zor hava yolu profili tanımlanan hastalarda rejyonel anestezi seçeneği olarak değerlendirilir. Postoperatif dönemde uzun süreli analjezi ihtiyacı duyulan olgularda, kateter yerleştirilerek sürekli infüzyon biçiminde uygulanabilmesi, bu yöntemin önemli klinik avantajları arasında yer alır.

Kontrendikasyonlar açısından değerlendirildiğinde, hastanın işlemi reddetmesi, enjeksiyon bölgesinde aktif enfeksiyon bulunması, lokal anesteziklere karşı bilinen alerji öyküsü ve düzeltilmemiş ciddi koagülasyon bozuklukları mutlak kontrendikasyon kabul edilir. Antikoagülan kullanan hastalarda işlem öncesi ilaç kesimi ve laboratuvar değerlendirmesi yapılması gerekli görülür. Önceden var olan periferik nöropati öyküsü, diyabetik nöropati ya da kemoterapiye bağlı sinir hasarı bulunan hastalarda blok uygulaması göreceli kontrendikasyon oluşturur ve bu olgularda ayrıntılı nörolojik muayene ile risk-fayda analizinin yapılması önerilir. Kompartman sendromu gelişme riski yüksek olan travma hastalarında, ağrının erken tanısal değerinin maskelenmesini önlemek amacıyla blok uygulanmadan önce cerrahi ekiple ortak karar süreci yürütülür.

Modern anestezi pratiğinde popliteal blok uygulaması, büyük ölçüde ultrasonografi rehberliğinde gerçekleştirilir. Yüksek frekanslı lineer prob kullanılarak popliteal fossa görüntülenir, popliteal arter ve ven referans alınarak tibial ve peroneal sinir dalları tanımlanır. Sinirler, ultrasonda tipik olarak balpeteği görünümünde, hiperekoik yapılar biçiminde izlenir. Görüntü altında ilerletilen iğne ile sinir kılıfı içine ya da paranöral alana lokal anestezik enjekte edilir. Ultrason rehberliğinin yaygınlaşmasıyla birlikte, başarı oranlarında belirgin artış ve komplikasyon oranlarında düşüş gözlenmiştir. Sinir stimülatörü kullanımı ise klasik bir yöntem olarak hâlâ değerini korur; tibial sinir uyarımı plantar fleksiyon, peroneal sinir uyarımı ise dorsifleksiyon yanıtı oluşturarak iğne ucunun doğru konumlandığını doğrular. Pek çok merkezde her iki yöntemin birlikte kullanıldığı kombine teknikler tercih edilir.

İşlem sırasında hastanın pozisyonlandırılması, başarılı bir blok için önemli bir bileşendir. Pron, lateral dekübit veya supin pozisyonlarda uygulama yapılabilir. Pron pozisyon, popliteal fossanın doğrudan görüntülenmesine olanak tanıdığından klasik yaklaşımda yaygın olarak tercih edilirken; supin pozisyonda bacağın hafifçe kaldırılması ya da diz altından destek konulması yoluyla da işlem gerçekleştirilebilir. Pozisyon seçimi, hastanın klinik durumu, eşlik eden cerrahi gereksinim ve uygulayıcının deneyimine göre şekillendirilir. Cilt antisepsisi titizlikle sağlanır, steril örtüler kullanılır ve probun steril kılıf içine alınması, enfeksiyon kontrolünün temel bileşenleri arasında değerlendirilir. İşlem öncesinde hastanın damar yolu açık olmalı, monitörizasyon ile vital bulguları sürekli izlenmelidir.

Lokal anestezik seçimi, beklenen cerrahi süreye ve postoperatif analjezi gereksinimine göre yapılır. Kısa süreli işlemler için lidokain ya da mepivakain tercih edilebilirken, uzun süreli blokaj amaçlandığında bupivakain, levobupivakain veya ropivakain kullanımı yaygındır. Konsantrasyon ve hacim ayarlaması, hastanın yaşı, kilosu, böbrek ve karaciğer fonksiyonları dikkate alınarak bireyselleştirilir. Toplam doz, sistemik lokal anestezik toksisitesinden kaçınmak amacıyla güvenlik sınırlarının altında tutulur. Adjuvan ajan olarak deksametazon, deksmedetomidin ya da klonidin eklenmesi, blok süresinin uzatılmasına katkı sağlayan stratejiler arasındadır. İlaç seçiminde, hastanın eşlik eden hastalıkları ve kullandığı diğer ilaçlarla olası etkileşimler de göz önünde bulundurulur.

Bloğun başlangıç süresi, kullanılan lokal anesteziğe bağlı olarak on dakika ile yarım saat arasında değişir. Tam anestezi etkisi sağlanmadan cerrahi girişime başlanmaması, hasta konforu ve güvenliği bakımından önem taşır. Blok etkinliği, soğuk uygulama, iğne batırma testi veya motor güç değerlendirmesi ile kontrol edilir. Yetersiz blok durumunda, ek doz uygulaması, tamamlayıcı sinir bloğu ya da genel anestezi geçişi gibi alternatifler değerlendirilir. Cerrahi süresince hastanın bilinç durumu korunabilir, hafif sedasyon eşliğinde işlem sürdürülebilir veya hasta tercihine göre derin sedasyon uygulanabilir. Ameliyathane ortamında anestezi uzmanı ve cerrahi ekip arasındaki iletişim, sürecin her aşamasında etkin biçimde sürdürülür.

Postoperatif analjezi açısından popliteal blok, opioid tüketimini belirgin biçimde azaltan bir yöntem olarak ön plana çıkar. Tek doz uygulamada analjezi süresi sekiz ile yirmi dört saat arasında değişebilirken, perinöral kateter yerleştirilmesi yoluyla bu süre günler düzeyine uzatılabilir. Sürekli infüzyon tekniği özellikle aşil tendonu onarımı, kompleks ayak rekonstrüksiyonu ve ampütasyon sonrası fantom ağrısı yönetiminde değerli bir seçenek oluşturur. Multimodal analjezi yaklaşımı çerçevesinde, parasetamol ve nonsteroid antiinflamatuar ilaçlarla kombine edildiğinde, hastanın ağrı kontrolü daha tutarlı düzeyde sağlanır ve erken mobilizasyon imkânı doğar. Hızlı iyileşmeye katkı sağlayan bu çok yönlü yaklaşım, hastanede yatış süresinin kısalmasına da olanak tanır.

Komplikasyonlar nadir görülmekle birlikte, her invaziv girişimde olduğu gibi farkındalık gerektirir. Damar içi enjeksiyona bağlı sistemik lokal anestezik toksisitesi, en ciddi komplikasyonlardan biri olarak kabul edilir ve kardiyovasküler ile santral sinir sistemi belirtileriyle kendini gösterir. Ultrason rehberliği ve aralıklı aspirasyon uygulaması, bu riskin azaltılmasına katkı sağlar. İntralipid emülsiyonu, toksisite belirtileri ortaya çıktığında acil müdahale protokolünün ayrılmaz bir bileşeni olarak ameliyathanede hazır bulundurulur. Sinir hasarı, enjeksiyon bölgesinde hematom, enfeksiyon ve geçici parestezi diğer olası komplikasyonlar arasında yer alır. Çoğu durumda bu yan etkiler haftalar ya da aylar içinde geriler ve kalıcı nörolojik defisit oranı oldukça düşük düzeyde seyreder.

Hasta seçimi ve preoperatif değerlendirme, başarılı bir popliteal blok uygulamasının temel basamakları arasında yer alır. Anestezi uzmanı tarafından gerçekleştirilen ayrıntılı muayenede, alt ekstremitenin nörolojik durumu, periferik nabızlar, cilt bütünlüğü ve daha önce uygulanmış cerrahi girişimler değerlendirilir. Hastanın işlem hakkında bilgilendirilmesi, olası yarar ve risklerin anlaşılır biçimde aktarılması ve yazılı onam alınması süreç boyunca önem taşır. İşlem öncesi açlık kuralları, ilaç düzenlemeleri ve laboratuvar incelemeleri standart protokoller çerçevesinde gerçekleştirilir. Hasta beklentilerinin gerçekçi düzeyde yönetilmesi, postoperatif memnuniyetin artırılmasına önemli ölçüde katkı sağlar.

Pediyatrik hasta grubunda popliteal blok uygulaması, yetişkin hastalarla benzer prensiplerle gerçekleştirilmekle birlikte, çocuğun anatomisi, ilaç dozlamasındaki farklılıklar ve işbirliği güçlükleri nedeniyle özel dikkat gerektirir. Pediyatrik olgularda blok genellikle genel anestezi altında uygulanır ve bu yaklaşım, çocuğun konforunu sağlamanın yanı sıra iğne hareketlerinin kontrolünü de kolaylaştırır. Yaşa uygun lokal anestezik dozları, mililitre/kilogram hesabıyla belirlenir ve toksisite eşiğine yaklaşılmamasına özen gösterilir. Geriyatrik hastalarda ise eşlik eden kronik hastalıklar, polifarmasi ve azalmış fizyolojik rezervler dikkate alınarak doz ayarlaması yapılır. Bu hasta grubunda rejyonel anestezi, genel anestezinin getirdiği kognitif disfonksiyon riskini azaltıcı bir seçenek olarak ön plana çıkar.

Diyabetes mellitus tanılı hastalarda popliteal blok, hem cerrahi anestezi hem de postoperatif analjezi için sıkça başvurulan bir uygulamadır. Ancak diyabetik nöropatinin varlığı, sinir hasarı riskini artırabileceğinden, bu hastalarda blok uygulamasında lokal anestezik konsantrasyonunun azaltılması ve yüksek basınçlı enjeksiyondan kaçınılması önerilir. Diyabetik ayak yarası nedeniyle debridman ya da ampütasyon gereken olgularda, popliteal blok sayesinde genel anesteziye kıyasla daha az hemodinamik dalgalanma yaşanır ve postoperatif analjezi süreci daha kontrollü biçimde yönetilir. Hastanın kan şekeri düzeyi, kardiyak fonksiyonları ve böbrek durumu, anestezi planlamasında belirleyici unsurlar arasında yer alır ve multidisipliner yaklaşımla optimum sonuç hedeflenir.

Günübirlik cerrahi uygulamalarında popliteal blok, hastanın hızlı taburculuk sürecine uyumunu desteklemesi bakımından özellikle değer kazanır. Cerrahi sonrası bulantı, kusma ve sersemlik gibi genel anestezi ilişkili yan etkilerin az görülmesi, hastanın gün içinde evine dönebilmesine olanak tanır. Bu süreçte hasta, ilk yirmi dört ile kırk sekiz saat boyunca bloğun etkisinin sürmesi nedeniyle ekstremitede uyuşukluk ve hareket kısıtlılığı yaşayabileceği konusunda bilgilendirilir. Taburculuk öncesi, oral analjezik planı düzenlenir, koltuk değneği ya da yürüteç kullanımı konusunda bilgi verilir ve düşme risklerine karşı önlem alınması önerilir. Acil iletişim hatları ve kontrol randevuları hasta dosyasında belirtilir, böylece sürecin tüm aşamalarında kesintisiz bakım sürdürülür.

Anestezi ve reanimasyon kliniği bünyesinde popliteal blok uygulamaları, deneyimli uzman hekimler tarafından, güncel kılavuzlara ve uluslararası standartlara uygun biçimde gerçekleştirilir. Ultrasonografi cihazları, sinir stimülatörleri, perinöral kateter setleri ve acil müdahale ekipmanları işlem öncesinde kontrol edilir; her aşama hasta güvenliği önceliğiyle yürütülür. Ekip içi eğitim, simülasyon temelli pratik ve sürekli mesleki gelişim programları, uygulayıcı yetkinliğini destekleyen önemli bileşenlerdir. Cerrahi branşlarla kurulan yakın iş birliği, hasta odaklı anestezi planlamasının temelini oluşturur ve perioperatif sürecin her aşamasında bütüncül bir bakış benimsenir. Bu anlayış doğrultusunda, popliteal sinir bloğu uygulamaları ileri teknoloji ve klinik deneyimin birleştiği güvenli bir çerçevede sunulmaya devam eder.

Kaynakça

  1. StatPearls - NCBI Bookshelf (NCBI) — Popliteal sinir bloğu anatomisi ve teknikncbi.nlm.nih.gov/books/NBK519545
  2. New York School of Regional Anesthesia arşivli PubMed Central makalesi (PMC) — Ultrason eşliğinde alt ekstremite sinir bloklarıncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5709895
  3. National Institute for Health and Care Excellence (NICE) — Bölgesel anestezi ve perioperatif ağrı yönetiminice.org.uk/guidance/ng180
  4. MedlinePlus - National Library of Medicine (MedlinePlus) — Anestezi türleri ve rejyonal blok bilgilendirmesimedlineplus.gov/anesthesia.html

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Anestezi ve Reanimasyon Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

10 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.