Çocuk Cerrahisi

Çocuklarda Göğüs Önünde Kitle

Anterior mediastinal kitleler çocuklarda hava yolu kompresyonu ve anestezik risk taşıyan ciddi tablolardır. Doğru görüntüleme ve biyopsi yaklaşımı yaşam kurtarır.

Çocukluk çağında göğüs ön bölgesinde saptanan kitleler, hem ailelerde hem de hekimlerde dikkatli bir değerlendirme gerektiren klinik tablolar arasında yer almaktadır. Anterior mediastinal kitle olarak tanımlanan bu oluşumlar, göğüs kafesinin tam ortasında, kalp ile akciğerlerin önünde uzanan bölgede gelişen yapısal değişimleri ifade etmektedir. Pediatrik yaş grubunda mediastinal kitlelerin yaklaşık üçte birinin ön mediastende konumlandığı bildirilmekte olup, bu durum çocuk cerrahisi pratiğinde ayrı bir başlık altında ele alınmaktadır. Söz konusu bölgede yer alan timüs, lenf dokuları, perikard ve büyük damar yapıları, farklı kökenli kitlelerin gelişimine zemin hazırlayabilmektedir. Çocuklarda erişkinlerden farklı olarak embriyolojik gelişim sürecindeki sapmalar ve hızlı büyüyen lenfoid dokunun varlığı, bu bölgedeki patolojilerin çeşitliliğini artıran etkenler arasında değerlendirilmektedir.

Ön mediastinal kitlelerin etiyolojisi oldukça geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Pediatrik popülasyonda en sık karşılaşılan nedenler arasında lenfomalar, germ hücreli tümörler, timüs kaynaklı oluşumlar ve nadiren tiroid uzanımları yer almaktadır. Hodgkin ve non-Hodgkin lenfomalar, özellikle adolesan dönemde ön mediastinal yerleşimli kitlelerin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Germ hücreli tümörler içinde teratomlar, kistik veya solid bileşenler içerebilen, çoğunlukla iyi huylu seyirli oluşumlar olarak tanımlanmaktadır. Timik hiperplazi, timik kist ve timoma gibi timüs kaynaklı patolojiler, çocukluk çağında erişkinlere kıyasla daha az sıklıkta görülmekle birlikte ayırıcı tanıda mutlaka göz önünde bulundurulmaktadır. Bunların yanı sıra lenfanjiyom, hemanjiyom ve nadir görülen mezenkimal tümörler de bu bölgenin patolojik tablosuna katkıda bulunabilmektedir.

Klinik tablo, kitlenin boyutuna, komşu yapılarla olan ilişkisine ve histolojik yapısına bağlı olarak belirgin farklılıklar göstermektedir. Küçük boyutlu kitleler çoğu durumda asemptomatik seyretmekte ve başka bir nedenle çekilen göğüs grafilerinde tesadüfen saptanmaktadır. Buna karşılık büyük hacimli kitleler, soluk borusu, ana bronşlar, üst kaval ven veya özofagusa bası yaparak çeşitli belirtilerin ortaya çıkmasına yol açabilmektedir. Çocuklarda en sık görülen yakınmalar arasında inatçı öksürük, eforla artan nefes darlığı, hışıltılı solunum, yüzde ve boyunda dolgunluk ile zaman zaman yüzeysel damarlarda belirginleşme sayılabilmektedir. Üst kaval ven sendromu olarak adlandırılan tablo, baş ve boyun bölgesinde venöz dönüşün bozulmasıyla seyreden ve acil değerlendirme gerektiren ciddi bir bulgu olarak kabul edilmektedir.

Yenidoğan ve süt çocukluğu döneminde anterior mediastinal kitlelerin klinik yansıması farklılık göstermektedir. Bu yaş grubunda solunum yollarının çapı dar olduğundan, küçük boyutlu bir kitle bile belirgin solunum sıkıntısına neden olabilmektedir. Beslenme güçlüğü, kilo alımında duraklama, sık tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları ve uykuda artan stridor benzeri sesler, ailelerin dikkatini çekebilecek erken belirtiler arasında yer almaktadır. Okul çağı ve adolesan döneminde ise yakınmalar genellikle göğüs ağrısı, çabuk yorulma, kilo kaybı, gece terlemesi ve uzun süredir geçmeyen kuru öksürük şeklinde tanımlanmaktadır. Bu tür yakınmaların altı haftayı aşan süreçlerde devam etmesi, ileri görüntüleme tetkiklerinin planlanması açısından önemli bir uyarı işareti olarak değerlendirilmektedir.

Tanı sürecinde temel basamak, ayrıntılı bir öykü ve fizik muayene ile başlamaktadır. Çocuğun büyüme eğrisi, geçirilmiş enfeksiyonlar, ailesinde benzer hastalıkların varlığı ve eşlik eden sistemik bulgular dikkatle sorgulanmaktadır. Servikal, aksiller ve inguinal lenf nodlarının değerlendirilmesi, özellikle lenfoma kuşkusu taşıyan olgularda yol gösterici olabilmektedir. Solunum seslerinin asimetrisi, kalp seslerinin uzak işitilmesi veya boyun venlerinde dolgunluk gibi muayene bulguları, kitlenin hemodinamik etkilerine ilişkin önemli ipuçları sağlamaktadır. Pediatrik değerlendirme sürecinde çocuğun konforu gözetilerek yapılan kademeli inceleme, doğru klinik yönlendirme açısından belirleyici olmaktadır.

Görüntüleme yöntemleri tanı sürecinin merkezinde yer almaktadır. İki yönlü akciğer grafisi, çoğu olguda kitlenin varlığını gösteren ilk basamak inceleme olarak kullanılmaktadır. Mediasten konturlarında genişleme, trakeada itilme veya hava sütununda daralma gibi bulgular grafide dikkat çekebilmektedir. Ardından bilgisayarlı tomografi, kitlenin boyutunu, sınırlarını, içeriğinin yapısını ve komşu yapılarla ilişkisini ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır. Manyetik rezonans görüntüleme ise özellikle damarsal yapılarla ilişkinin değerlendirilmesinde, kistik ve solid bileşenlerin ayırt edilmesinde tercih edilen yöntemler arasında yer almaktadır. Ultrasonografi, bazı kistik lezyonların tanımlanmasında ve biyopsi rehberliğinde kullanılabilmektedir. Pediatrik olgularda iyonlaştırıcı radyasyona maruziyetin sınırlandırılması ilkesi doğrultusunda görüntüleme algoritması bireyselleştirilerek planlanmaktadır.

Laboratuvar incelemeleri de ayırıcı tanıda önemli bir yere sahiptir. Tam kan sayımı, biyokimya panel testleri ve laktat dehidrogenaz düzeyi, lenfoproliferatif hastalıkların değerlendirilmesinde yol gösterici olabilmektedir. Germ hücreli tümör şüphesi taşıyan olgularda alfa-fetoprotein ve beta-insan koryonik gonadotropin düzeylerinin ölçülmesi, hem tanı hem de izlem açısından kritik bilgiler sunmaktadır. Tiroid kaynaklı bir uzanım düşünüldüğünde tiroid fonksiyon testleri istenmekte, miyastenia gravis ile birlikte görülen timoma olasılığında ise asetilkolin reseptör antikorları araştırılabilmektedir. Bu testlerin sonuçları, görüntüleme bulgularıyla birlikte değerlendirildiğinde, doku örneklemesi öncesinde olası tanılar belirli ölçüde daraltılabilmektedir.

Histopatolojik inceleme, kesin tanının konulmasında belirleyici basamak olarak kabul edilmektedir. Kitleden örnek alma işlemi, görüntüleme rehberliğinde gerçekleştirilen ince iğne aspirasyonu, kalın iğne biyopsisi veya cerrahi olarak yapılan açık biyopsi yöntemleriyle uygulanabilmektedir. Lenfoma kuşkusu taşıyan olgularda yeterli doku örneği alınması, alt tiplendirme açısından önem taşımakta ve bu nedenle çoğu durumda kalın iğne ya da cerrahi biyopsi tercih edilmektedir. Anestezi planlaması sırasında büyük mediastinal kitlelerin hava yolu ve büyük damarlar üzerindeki olası bası etkileri ayrıntılı biçimde değerlendirilmekte, gerektiğinde yarı oturur pozisyonda lokal anestezi seçenekleri gündeme gelebilmektedir. Pediatrik anestezi ekibiyle çocuk cerrahisi ekibinin koordineli çalışması, işlem güvenliğinin sağlanmasında temel bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır.

Anterior mediastinal kitlelerin yönetimi, altta yatan tanının niteliğine göre belirgin biçimde farklılaşmaktadır. İyi huylu teratomlar gibi sınırları belirgin ve kapsüllü lezyonlarda cerrahi olarak çıkarılma yaklaşımıyla yönetilmekte, böylece histolojik doğrulama ve kalıcı yönetim aynı anda sağlanabilmektedir. Timik kistler ve bazı benign timik oluşumlar da benzer biçimde cerrahi olarak uzaklaştırılabilmektedir. Lenfomalar gibi sistemik hastalıkların parçası olan kitlelerde ise yaklaşım, pediatrik hematoloji-onkoloji ekibinin yönlendirdiği protokoller çerçevesinde planlanmakta ve cerrahi genellikle tanısal amaçlı sınırlı bir rol üstlenmektedir. Germ hücreli malign tümörlerde kemoterapi sonrası rezidü kitlenin çıkarılması, çok disiplinli yaklaşımın önemli bir bileşeni olarak değerlendirilmektedir.

Cerrahi yaklaşım seçenekleri arasında klasik sternotomi, torakotomi ve minimal invaziv yöntemler yer almaktadır. Son yıllarda pediatrik cerrahide torakoskopik tekniklerin yaygınlaşması, küçük ve orta boyutlu lezyonlarda daha az ağrı, daha kısa hastane yatışı ve daha estetik sonuçlar elde edilmesine katkı sağlamaktadır. Büyük hacimli, damarsal yapılarla yakın komşuluk gösteren veya malign potansiyel taşıyan kitlelerde açık cerrahi yaklaşım tercih edilebilmektedir. Cerrahi planlama sürecinde frenik sinir, perikard, büyük damarlar ve hava yolu yapılarının korunmasına özel önem verilmektedir. Operasyon öncesi ayrıntılı görüntüleme değerlendirmesi, olası komplikasyonların öngörülmesi ve uygun cerrahi stratejinin belirlenmesi açısından kritik bir aşama olarak kabul edilmektedir.

Anestezi yönetimi, anterior mediastinal kitleli çocuklarda özel bir dikkat gerektirmektedir. Genel anestezi sırasında kas tonusunun azalmasıyla birlikte büyük kitlelerin trakea ve büyük damarlar üzerindeki basısı belirginleşebilmekte, bu durum solunum ve dolaşım sorunlarına yol açabilmektedir. Bu nedenle ameliyat öncesi havayolu değerlendirmesi, ekokardiyografi ile kalp fonksiyonlarının incelenmesi ve gerekli durumlarda pozisyon planlaması yapılmaktadır. Yüksek riskli olgularda kemoterapi veya steroid tedavisi ile kitlenin boyutunun küçültülmesinin ardından cerrahi girişim planlanabilmektedir. Bu çok aşamalı yaklaşım, çocuk hastalarda güvenli bir perioperatif süreç sağlanması açısından önemli bir strateji olarak benimsenmektedir.

Tanı sonrası izlem süreci, hastalığın türüne göre uzun soluklu bir planlama gerektirmektedir. İyi huylu lezyonların cerrahi olarak çıkarılmasının ardından genellikle düzenli kontrollerle nüks açısından gözlem önerilmektedir. Malign hastalıklarda ise hematoloji-onkoloji izlemi, görüntüleme tetkikleri ve tümör belirteçlerinin periyodik takibi, uzun yıllar sürebilen bir süreci kapsamaktadır. İzlem programı, çocuğun yaşı, hastalığın evresi ve uygulanan yönetim yaklaşımları göz önünde bulundurularak bireyselleştirilmektedir. Bu süreçte büyüme ve gelişmenin değerlendirilmesi, geç dönem etkilerin saptanması ve psikososyal desteğin sağlanması bütüncül yaklaşımın ayrılmaz parçaları arasında yer almaktadır.

Çocuklarda göğüs ön bölgesinde saptanan kitlelerin ayırıcı tanısında, enfeksiyöz nedenler de göz ardı edilmemektedir. Tüberküloz, mantar enfeksiyonları ve nadir görülen bazı bakteriyel etkenler, mediastinal lenf nodlarında büyümeye yol açarak kitle benzeri görünümlere neden olabilmektedir. Endemik bölgelerden gelen çocuklarda ve bağışıklık sistemi baskılanmış olgularda bu olasılık daha yüksek oranda akla getirilmektedir. Ayrıca konjenital bronkojenik kistler, perikardiyal kistler ve özofagus duplikasyon kistleri gibi gelişimsel anomaliler de ön mediasten yerleşimli kitlesel görünümlerin nedenleri arasında sıralanmaktadır. Doğru ayırıcı tanı, gereksiz cerrahi girişimlerin önlenmesi ve uygun yönetim planının oluşturulması açısından belirleyici bir rol oynamaktadır.

Aileler açısından bu süreç, hem tıbbi hem de duygusal boyutlarıyla zorlu bir dönemi kapsamaktadır. Tanı aşamasından itibaren çocuğa ve ailesine sürecin her basamağında bilgi verilmesi, kaygının azaltılması ve sürece uyumun artırılması bakımından önem taşımaktadır. Pediatrik psikoloji, sosyal hizmet ve hasta bakım hemşireliği gibi destekleyici birimlerin sürece dahil edilmesi, bütüncül yaklaşımın önemli bileşenleri arasında değerlendirilmektedir. Okul çağındaki çocuklarda eğitim sürecinin aksamadan devam ettirilebilmesi, hastane okulları ve uzaktan eğitim olanaklarıyla desteklenebilmektedir. Bu çok yönlü yaklaşım, çocuğun yalnızca biyolojik değil, gelişimsel ve sosyal sağlığının da korunmasına katkı sağlamaktadır.

Anterior mediastinal kitleler, erken tanı ve doğru yönetim ile büyük ölçüde olumlu seyir gösterebilen bir hastalık grubunu temsil etmektedir. Pediatrik cerrahi, çocuk onkolojisi, radyoloji, patoloji, anestezi ve yoğun bakım disiplinlerinin koordineli çalıştığı merkezlerde, bu olguların değerlendirilmesi ve yönetimi daha güvenli biçimde gerçekleştirilebilmektedir. Belirti ve bulguların erken dönemde tanınması, gecikmiş tanıya bağlı komplikasyonların önlenmesinde belirleyici rol oynamaktadır. Çocuğunda inatçı öksürük, nefes darlığı, yüzde dolgunluk veya açıklanamayan kilo kaybı gibi yakınmalar gözlemleyen ailelerin pediatri hekimi ile iletişime geçmeleri ve gerekli görülmesi durumunda ileri merkezlere yönlendirilmeleri, sürecin sağlıklı biçimde ilerlemesine zemin hazırlamaktadır.

Kaynakça

  1. National Cancer Institute (NCI) — Çocukluk çağı mediastinal ve toraks tümörlericancer.gov/types/childhood-cancers
  2. StatPearls - National Center for Biotechnology Information (NCBI) — Mediastinal kitle değerlendirmesi ve ayırıcı tanıncbi.nlm.nih.gov/books/NBK441948
  3. MedlinePlus (U.S. National Library of Medicine) — Mediastinal tümör belirtileri ve tanısımedlineplus.gov/ency/article/001086.htm
  4. Mayo Clinic — Mediastinal tümörler: nedenler, belirtiler ve tedavimayoclinic.org/diseases-conditions/mediastinal-tumors/symptoms-causes/syc-20353771

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Cerrahisi Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

9 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.