Çocuk Romatoloji

Çocuklarda Döküntü ve Artrit

Çocuklarda Döküntü, Artrit Üzerine, erken tanınması durumunda izlem süreci daha rahat yürütülebilen bir hastalıktır. Belirtiler ve değerlendirme süreci hakkında detaylı bilgi alın.

Çocukluk çağında görülen döküntü ve eklem şişliği birlikteliği, çocuk romatolojisi pratiğinde en sık karşılaşılan tablolardan biri olarak öne çıkmaktadır. Bu iki bulgunun aynı anda ortaya çıkması, altta yatan pek çok farklı hastalığın ilk habercisi olabileceğinden, deneyimli bir çocuk hekiminin sistematik değerlendirmesi büyük önem taşımaktadır. Ateşli bir viral enfeksiyondan sistemik bir romatolojik hastalığa uzanan geniş bir yelpazede, döküntünün karakteri, dağılımı, süresi ve eklem tutulumunun tipi tanısal yaklaşımın belirlenmesinde belirleyici rol oynamaktadır. Ailelerin çoğunlukla önce ciltteki değişiklikleri fark ettiği bu tabloda, eklemlerdeki şişlik ve hareket kısıtlılığı sonradan belirgin hâle gelmekte, hekime başvuru bu şekilde gerçekleşmektedir.

Döküntü ve artritin bir arada görüldüğü durumlarda ilk olarak akla gelen tablolardan biri, çocukluk çağının sık rastlanan vaskülitlerinden İmmünoglobülin A ilişkili vaskülit, yani eski adıyla Henoch-Schönlein purpurasıdır. Genellikle üst solunum yolu enfeksiyonunu izleyen günlerde ortaya çıkan bu tablo; kalçalar, uyluk arkası ve bacaklarda simetrik yerleşimli, ele gelen, basmakla solmayan mor renkli döküntüler ile karakterize edilmektedir. Aynı süreçte diz ve ayak bileği başta olmak üzere büyük eklemlerde geçici bir artrit tablosu gözlemlenmekte, çocuğun yürümekten kaçınmasına ve topallamasına yol açabilmektedir. Karın ağrısı ve idrar analizindeki bulguların da eşlik ettiği bu tablo, çoğu durumda destekleyici yaklaşımla yönetilir ve haftalar içinde belirgin biçimde geriler.

Bir diğer önemli tablo, sistemik başlangıçlı jüvenil idiyopatik artrit olarak isimlendirilen ve eskiden Still hastalığı adıyla bilinen tablodur. Bu tabloda günün belirli saatlerinde, özellikle akşamüstü yükselen ve hızla düşen dalgalı ateş atakları izlenmektedir. Ateşin yükseldiği dönemlerde gövde ve ekstremitelerde gül pembesi renginde, kısa süreli ve kaybolup tekrar ortaya çıkabilen döküntüler dikkat çekmektedir. Eklem tutulumu başlangıçta hafif seyredebilse de haftalar veya aylar içinde belirginleşmekte, çocukluk çağının en zorlu romatolojik tablolarından biri hâline gelebilmektedir. Karaciğer, dalak büyümesi ve lenf bezlerindeki büyüme gibi sistemik bulguların eşlik ettiği bu tabloda erken tanı ve düzenli izlem, kalıcı eklem hasarının azaltılması açısından önemli bir yer tutar.

Kızamıkçık, kızamık, parvovirüs B19 ve enterovirüs enfeksiyonları başta olmak üzere pek çok viral etken, çocuklarda döküntü ile birlikte geçici bir eklem tutulumuna yol açabilmektedir. Özellikle parvovirüs B19 enfeksiyonu, yanaklardaki tokat izi görünümüyle karakterize eritema infeksiyozum tablosunu oluşturmakta, ardından gövde ve ekstremitelerde dantel benzeri döküntü izlenmektedir. Bu tabloya eşlik eden el bileği, diz ve ayak bileği artriti çoğunlukla birkaç hafta içinde iz bırakmadan ilerler. Rubella enfeksiyonunda ise küçük eklemlerin simetrik tutulumu ön plana çıkarken, kızamıkta artrit görece nadir görülmekte; tabloya yüksek ateş, konjunktivit ve karakteristik döküntü eşlik etmektedir.

Grup A beta-hemolitik streptokok enfeksiyonlarını izleyen dönemde ortaya çıkan akut romatizmal ateş, günümüzde daha az sıklıkta karşılaşılsa da tanısı gecikmemesi gereken önemli bir tablo olarak yerini korumaktadır. Boğaz enfeksiyonundan yaklaşık iki-üç hafta sonra başlayan bu tabloda gezici karakterde büyük eklem artriti gözlemlenmekte; bir eklemde başlayan şişlik ve ağrı kısa sürede diğer bir ekleme sıçramaktadır. Deri bulguları arasında eritema marginatum adı verilen, gövdede halka biçiminde, kısa süreli döküntüler ile deri altı nodüller yer almaktadır. Kalp tutulumu riski nedeniyle bu tablonun erken dönemde saptanması, uzun vadeli izlem planının oluşturulması açısından belirleyici olmaktadır.

Kawasaki hastalığı, beş yaş altındaki çocuklarda daha sık görülen ve orta çaplı damarları etkileyen sistemik bir vaskülit olarak karşımıza çıkmaktadır. Beş günden uzun süren yüksek ateş ile birlikte polimorfik gövde döküntüsü, çilek dili görünümü, konjunktival kızarıklık, el ve ayak sırtında ödem ile boyunda lenf bezi büyümesi bu tabloya eşlik etmektedir. Hastaların yaklaşık üçte birinde eklem şişliği izlenmekte, özellikle diz, ayak bileği ve el bilekleri etkilenmektedir. Koroner arter tutulumu riski nedeniyle bu tablo, çocuk kardiyoloji ve çocuk romatoloji bölümlerinin ortak izleminde değerlendirilmekte; erken dönemde intravenöz immünoglobulin uygulaması gündeme alınmaktadır.

Sistemik lupus eritematozus, ergenlik çağı yaklaştıkça sıklığı artan ve çok sistemli tutulumla seyreden bir otoimmün hastalık olarak bilinmektedir. Yüzde iki yanağı ve burun sırtını kapsayan kelebek biçimindeki döküntü, güneş ışığına karşı belirgin duyarlılık ve el, ayak, diz gibi eklemlerde simetrik artrit tablonun tipik bulguları arasında yer almaktadır. Ağız içi yaralar, saç dökülmesi, böbrek tutulumuna işaret eden idrar bulguları ve halsizlik gibi sistemik yakınmalar da sıklıkla eşlik etmektedir. Bu tablonun yönetimi çocuk romatoloji, çocuk nefroloji ve gerektiğinde çocuk hematoloji bölümlerinin ortak yaklaşımıyla planlanmakta; uzun süreli izlem ve düzenli kontrol büyük önem taşımaktadır.

Jüvenil dermatomiyozit ise nadir görülmekle birlikte, tanınması gereken önemli bir çocukluk çağı romatolojik hastalığı olarak dikkat çekmektedir. Göz kapaklarında mor-mavi renkli döküntü olarak tanımlanan heliotrop bulgusu, parmak eklemleri üzerindeki kırmızımsı papüller ve dirsek, diz ile ayak bileği üzerinde belirginleşen deri değişiklikleri tablonun karakteristik bulguları arasında sayılmaktadır. Kas güçsüzlüğü, özellikle merdiven çıkma, saç tarama gibi omuz ve kalça kaslarını gerektiren hareketlerde belirgin hâle gelmektedir. Eklem tutulumu bu tabloda kas ve deri bulgularına eşlik etmekte, tanının netleşmesi için kas enzimleri, elektromiyografi ve manyetik rezonans görüntüleme birlikte değerlendirilmektedir.

Ailesel Akdeniz ateşi olarak bilinen otoinflamatuvar hastalık, ülkemizde sık görülen bir tablo olması nedeniyle döküntü ve artrit ayırıcı tanısında mutlaka akla getirilmesi gereken hastalıklar arasında yerini almaktadır. Genellikle bir ile üç gün süren ateş atakları, karın ağrısı, göğüs ağrısı ve eklem tutulumu ile karakterize bu tabloda; ayak bileği çevresinde ele gelen, kırmızımsı, erizipel benzeri döküntü tanısal ipuçları arasında bulunmaktadır. Diz, ayak bileği ve kalça eklemleri en sık tutulan bölgeler olarak öne çıkmaktadır. Genetik testlerle desteklenen tanı sonrasında kolşisin ile yönetilen bu tabloda, düzenli takip amiloidoz gelişme riskinin azaltılması açısından önemli bir yer tutar.

Reaktif artrit adı verilen tablo, genellikle bir bağırsak veya idrar yolu enfeksiyonunu izleyen birkaç hafta içinde ortaya çıkmaktadır. Alt ekstremitelerde asimetrik büyük eklem tutulumu, göz kızarıklığı, ağız içi yaralar ve avuç içi ile ayak tabanında keratoderma blennoraji adı verilen döküntüler bu tablonun karakteristik bulguları arasında sayılmaktadır. Genç ergenlerde daha sık görülen bu tablo, çoğu durumda haftalar içinde geriler; ancak tekrarlayıcı seyir gösterebilmekte ve uzun dönemde spondiloartropati tablosuna evrilebilmektedir. Enfeksiyon odağının belirlenmesi ve altta yatan genetik yatkınlığın değerlendirilmesi izlem sürecinde önemli bir yer tutmaktadır.

İlaç aşırı duyarlılık tepkileri de çocuklarda döküntü ve eklem yakınmalarının bir arada görüldüğü tablolar arasında yer almaktadır. Antibiyotik veya antiepileptik ilaç kullanımını izleyen günlerde ortaya çıkan yaygın makülopapüler döküntü, ateş, lenf bezi büyümesi ve eklem ağrıları serum hastalığı benzeri tabloyu düşündürmektedir. Bu durumda sorumlu ilacın belirlenmesi ve kesilmesi, tabloyu belirleyici biçimde değiştirmektedir. Aile öyküsünün, ilaç kullanım geçmişinin ve aşılama takviminin ayrıntılı sorgulanması, ayırıcı tanıda hekime yol gösteren önemli basamaklardır. Klinik değerlendirme sırasında döküntünün başlangıcı, ilerleyişi ve eşlik eden sistemik bulgular tabloyu değerlendirme sürecinde dikkatle ele alınmaktadır.

Tanısal süreçte ayrıntılı öykü ve fizik muayenenin ardından hedefe yönelik laboratuvar tetkikleri planlanmaktadır. Tam kan sayımı, sedimantasyon hızı, C-reaktif protein, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, tam idrar analizi ilk basamak incelemeler arasında yer almaktadır. Antinükleer antikor, romatoid faktör, anti-streptolizin O, kompleman düzeyleri gibi ileri tetkikler klinik şüpheye göre değerlendirilmektedir. Görüntüleme yöntemleri arasında ultrasonografi eklem içindeki sıvı birikimini ve sinovyal kalınlaşmayı ortaya koymakta; manyetik rezonans görüntüleme ise erken dönem sinovit ve kemik iliği ödeminin saptanmasında değerli bilgiler sunmaktadır. Gerektiğinde eklem sıvısı incelemesi enfeksiyöz artrit ayırıcı tanısında önemli katkı sağlamaktadır.

Çocuklarda döküntü ve artrit birlikteliği söz konusu olduğunda ailelerin dikkat etmesi gereken önemli bulgular bulunmaktadır. Üç günden uzun süren ateş, giderek yayılan mor renkli döküntüler, eklemde şişlik ve hareket kısıtlılığı, yürümekten kaçınma, sabah tutukluğu, kilo kaybı, iştahsızlık ve halsizlik hekim değerlendirmesini gerektiren durumlar arasında sayılmaktadır. Özellikle geceleri artan eklem ağrısı, tek bir eklemin belirgin şişmesi ve kızarıklık göstermesi gibi bulgular acil değerlendirme kapsamında ele alınmaktadır. Erken dönemde çocuk romatoloji polikliniğine yönlendirme, tabloya uygun yaklaşımın belirlenmesinde belirleyici bir adım olarak öne çıkmaktadır.

Yönetim sürecinde altta yatan tabloya göre farklı yaklaşımlar benimsenmektedir. Viral kökenli tablolarda destekleyici yaklaşım ön planda tutulurken, otoimmün veya otoinflamatuvar tablolarda hastalığı modifiye edici ilaçlar, biyolojik ajanlar ve gerektiğinde kısa süreli kortikosteroid uygulamaları gündeme alınmaktadır. Fizik tedavi ve rehabilitasyon süreci, eklem fonksiyonlarının korunması ve kas gücünün desteklenmesi açısından bütüncül yaklaşımın önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Beslenme desteği, D vitamini ve kalsiyum takibi, aşılama planının hastalığa uygun biçimde düzenlenmesi ve okul yaşamına uyumun desteklenmesi izlem sürecinin diğer önemli bileşenleri arasında yer almaktadır.

Uzun dönem izlemde çocuğun büyüme ve gelişme parametrelerinin düzenli olarak takip edilmesi, göz muayenelerinin ihmal edilmemesi ve psikososyal desteğin sağlanması bütüncül yaklaşımın ayrılmaz parçalarıdır. Özellikle jüvenil idiyopatik artrit gibi kronik seyirli tablolarda üveit riski nedeniyle çocuk göz hekimi kontrolleri belirli aralıklarla planlanmaktadır. Ailenin hastalık hakkında bilgilendirilmesi, tedaviye uyumun desteklenmesi ve okul döneminde çocuğun gereksinimlerinin karşılanması izlem sürecinin başarıya ulaşmasında belirleyici olmaktadır. Koru Hastanesi Çocuk Romatoloji bölümü, deneyimli hekim kadrosu ve multidisipliner iş birliğiyle çocuklarda döküntü ve artrit birlikteliğinin ayrıntılı değerlendirilmesi ve uzun süreli izlem sürecinin planlanması konusunda kapsamlı bir yaklaşım sunmaktadır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu