Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

Çocuklarda Aşı Tereddüdü

Süreci, Ebeveyn Endişeleri, Bilimsel Kanıt ve İletişim, belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebilen ve uzman değerlendirmesini gerektiren bir.

Çocukluk çağı aşıları, halk sağlığı alanında elde edilen en önemli kazanımlardan biri olarak kabul edilmektedir. Ancak son yıllarda dünya genelinde ve Türkiye'de aşı tereddüdü olarak adlandırılan olgu belirgin biçimde artış göstermektedir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel sağlık tehditleri arasında sayılan bu durum, ebeveynlerin çocuklarına önerilen aşıları yaptırma konusunda kararsızlık yaşaması, geciktirmesi veya reddetmesi biçiminde ortaya çıkmaktadır. Aşı tereddüdü, tamamen reddedişten farklı olarak, aşıya ilişkin şüphe ve endişelerin belirleyici olduğu bir spektrum üzerinde değerlendirilmektedir. Bu spektrumun bir ucunda aşıları kabul eden ancak bazı endişeleri bulunan ebeveynler, diğer ucunda ise tamamen aşı karşıtı bir tutum sergileyen bireyler yer almaktadır.

Aşı tereddüdünün ortaya çıkışında tek bir neden değil, birbiriyle etkileşim içinde olan çok sayıda etken rol oynamaktadır. Bu etkenler arasında bireysel inançlar, geçmiş sağlık deneyimleri, kültürel ve dini değerler, sosyoekonomik koşullar, eğitim düzeyi ve sağlık okuryazarlığı öne çıkmaktadır. Ayrıca dijital medya kanallarında hızla yayılan doğrulanmamış bilgiler, komplo teorileri ve yanlış yönlendirmeler ebeveynlerin karar süreçlerini olumsuz etkileyebilmektedir. Sosyal medya platformlarında paylaşılan kişisel deneyimler, bilimsel kanıtlara göre çoğu ebeveyn için daha ikna edici bir kaynak olarak algılanabilmekte; bu durum bilimsel bilgiye olan güvenin sarsılmasına yol açabilmektedir.

Tarihsel açıdan değerlendirildiğinde, aşı uygulamalarına yönelik şüphenin çiçek aşısının kullanıma girdiği dönemden itibaren var olduğu görülmektedir. Ancak günümüzdeki aşı tereddüdünün niteliği, iletişim teknolojilerinin sağladığı hız ve erişim nedeniyle geçmiş dönemlerden farklılaşmaktadır. Bilginin hızla yayılması kadar yanlış bilginin de aynı hızla dolaşıma girmesi, çocuk sağlığı alanında çalışan hekimlerin karşılaştığı en önemli iletişim güçlüklerinden birini oluşturmaktadır. Bu bağlamda, aşı kararlarının salt bilimsel veriye dayalı olarak değil, duygusal, sosyal ve kültürel bağlamlar içinde şekillendiği bilinmektedir. Ebeveynlerin karar mekanizmalarını anlamak, sağlıklı bir iletişim ortamı kurulabilmesi için gereklidir.

Aşı tereddüdüne yol açan endişelerin başında aşıların güvenliğine ilişkin kaygılar gelmektedir. Ebeveynler; aşı içeriklerinde bulunan koruyucular, adjuvanlar ve stabilizatörler hakkında bilgi eksikliği yaşayabilmekte, bu maddelerin uzun vadeli etkilerine dair kesin veri bulunmadığı düşüncesine kapılabilmektedir. Oysa aşılar, ruhsatlandırma sürecinden önce faz çalışmaları ile ayrıntılı biçimde incelenmekte; ruhsat sonrası dönemde ise farmakovijilans sistemleri aracılığıyla sürekli olarak izlenmektedir. Aşılara bağlı istenmeyen etkiler, ulusal ve uluslararası veri tabanlarında kayıt altına alınmakta ve dönemsel olarak değerlendirilmektedir. Bu sistematik gözetim süreci, çoğu durumda aşıların yarar-risk dengesinin sürekli biçimde güncellenmesine olanak tanımaktadır.

Otizm spektrum bozukluğu ile aşı arasında ilişki kurulduğuna ilişkin iddialar, aşı tereddüdünün yaygınlaşmasında belirleyici bir rol üstlenmiştir. 1998 yılında yayımlanan ve daha sonra bilimsel dolandırıcılık gerekçesiyle geri çekilen bir çalışmanın etkileri, aradan geçen yıllara karşın toplumsal bellekte varlığını sürdürmektedir. Bu çalışmanın ardından gerçekleştirilen ve milyonlarca çocuğu kapsayan geniş ölçekli epidemiyolojik araştırmalarda kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısı ile otizm arasında nedensel bir bağ saptanmamıştır. Bilim çevrelerinin ortak görüşü, aşıların otizm gelişiminde herhangi bir rolünün bulunmadığı yönündedir. Ancak yanlış bilginin düzeltilmesi, ilk verilen bilginin oluşturduğu izlenimin gücü nedeniyle güç olabilmektedir.

Aşı takviminde yer alan aşıların sayısının çokluğu da bazı ebeveynler için endişe kaynağı olarak dile getirilmektedir. Çocuğun bağışıklık sisteminin bu kadar çok antijene aynı anda maruz kalmasının olumsuz sonuç doğuracağı düşüncesi yaygınlık kazanabilmektedir. Oysa bebeklerin bağışıklık sistemi, doğumdan itibaren çevresel antijenlerle sürekli etkileşim halindedir ve aşılarda yer alan antijen sayısı, günlük olarak karşılaşılan antijen yükünün yanında son derece sınırlı kalmaktadır. Modern aşı üretim teknolojileri, geçmişe kıyasla çok daha az sayıda antijenle daha etkili bir bağışıklık yanıtı oluşturulmasına olanak tanımaktadır. Bu bilimsel gerçekliğin ebeveynlerle uygun dille paylaşılması, mevcut kaygıların giderilmesine katkı sağlayabilir.

Aşı tereddüdünün toplum sağlığı üzerindeki etkileri ciddi boyutlara ulaşabilmektedir. Aşılama oranlarının belirli bir eşiğin altına düşmesi durumunda, sürü bağışıklığı olarak adlandırılan koruyucu mekanizma zayıflamakta; bu durum daha önce kontrol altına alınmış hastalıkların yeniden görülmesine yol açabilmektedir. Kızamık, boğmaca ve difteri gibi ağır seyredebilen hastalıkların salgın biçiminde ortaya çıkışı, son yıllarda dünyanın çeşitli bölgelerinde raporlanmıştır. Bu salgınlar yalnızca aşısız bireyleri değil, tıbbi nedenlerle aşı yaptıramayan çocukları, immünsupresif tedavi alan hastaları ve henüz aşı yaşına ulaşmamış bebekleri de olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla aşı kararı bireysel bir tercih olmanın ötesinde toplumsal bir sorumluluk boyutu taşımaktadır.

Ebeveynlerin aşıya ilişkin karar süreçlerinde sağlık çalışanları merkezi bir konumda yer almaktadır. Yapılan araştırmalar, ebeveynlerin çoğunun aşı kararlarında en güvendikleri kaynağın çocuk hekimi olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle hekim-ebeveyn iletişiminin kalitesi, tereddüdün giderilmesinde belirleyici bir öneme sahiptir. Ebeveynin endişelerini yargılamadan dinleyen, kanıta dayalı bilgileri anlaşılır bir dille aktaran, karar sürecine ebeveyni ortak eden bir yaklaşımın olumlu sonuç verdiği bildirilmektedir. Buna karşın, bilgi vermeden geçiştiren veya endişeleri küçümseyen bir tutum, güven ilişkisinin zedelenmesine ve tereddüdün derinleşmesine yol açabilmektedir.

Aşı danışmanlığında güncel olarak önerilen motivasyonel görüşme tekniği, ebeveynin özerkliğine saygı gösteren, empatik ve açık uçlu sorulara dayanan bir iletişim modelini içermektedir. Bu yaklaşımda hekim, ebeveynin endişelerinin ardındaki değer ve inançları anlamaya çalışmakta; bilgi paylaşımını ebeveynin izniyle gerçekleştirmektedir. Ebeveynin daha önce sahip olduğu bilgi ve deneyimin farkında olan bir iletişim biçimi, karşılıklı güvenin oluşmasını kolaylaştırmaktadır. Bilginin nicelik olarak fazla verilmesinden çok, ebeveynin gerçekten kaygı duyduğu konulara odaklanan hedefli bir yaklaşımın daha etkili olduğu bilinmektedir.

Aşı tereddüdünün değerlendirilmesinde bireysel farklılıkların göz önünde bulundurulması önem taşımaktadır. Kimi ebeveyn belirli bir aşıya ilişkin endişe taşırken, kimi ebeveyn ise aşı uygulama zamanlaması konusunda soru işaretlerine sahip olabilmektedir. Alternatif aşı takvimleri talep eden ebeveynler bulunduğu gibi, çoklu aşı uygulamalarından kaçınmak isteyen bireyler de mevcuttur. Bu farklı profillerin her biri, ayrı bir iletişim stratejisi gerektirmektedir. Aşı reddi olarak nitelendirilen tutum ise nadiren mutlak bir konumu ifade etmekte; genellikle belirli koşullar ve zamanlar içinde değişebilen dinamik bir yapı sergilemektedir. Bu nedenle bir kez red kararı alan ebeveynle iletişimin sürdürülmesi, sonraki dönemde kararın değişebilmesine zemin hazırlayabilir.

Kültürel ve dini bağlamlar da aşı tereddüdünün şekillenmesinde etkili olabilmektedir. Aşı içeriklerinde bulunan bazı bileşenlerin dini inançlarla uyumsuz olarak algılanması, aşının hastalığı davet ettiğine dair geleneksel inanışlar veya doğal bağışıklığın yapay bağışıklıktan üstün olduğu düşüncesi bu bağlamda değerlendirilebilir. Din görevlileri ve toplum önderleriyle iş birliği içinde yürütülen bilgilendirme çalışmaları, toplumsal düzeyde aşılama oranlarının yükseltilmesine katkı sağlayabilmektedir. Türkiye'de yürütülen sağlık hizmetlerinde çeşitli disiplinlerin bir arada çalışması, bu tür karma yaklaşımların hayata geçirilmesine olanak tanımaktadır. Böyle bir çalışmanın başarısı, yerel dinamiklerin doğru okunmasına bağlıdır.

Aşı tereddüdüne yaklaşımda dijital okuryazarlık kavramı da ön plana çıkmaktadır. Ebeveynler, internet üzerinden ulaştıkları bilgilerin doğruluğunu değerlendirme konusunda çoğu zaman gerekli araçlara sahip olmayabilmektedir. Bilimsel yayın, kişisel blog, sosyal medya paylaşımı ve reklam içeriği arasındaki farkı ayırt edebilmek özel bir beceri gerektirmektedir. Sağlık kuruluşlarının dijital platformlarda güvenilir içerik üretmesi, kaynak niteliğine ilişkin farkındalık oluşturması ve yanlış bilgilerle mücadelede aktif rol alması bu bağlamda önemli görülmektedir. Ayrıca ebeveynlere doğru bilgiye nasıl ulaşabileceklerini gösteren rehberler hazırlanması, uzun vadede sağlık okuryazarlığının artmasına katkı sunabilir.

Aşı sonrası olası yan etkilere ilişkin bilgilendirmenin şeffaf biçimde yapılması, güven ilişkisinin sürdürülmesi açısından önemlidir. Aşılara bağlı hafif yan etkilerin sık görüldüğü, ancak ciddi yan etkilerin nadir olduğu bilinmektedir. Enjeksiyon bölgesinde ağrı, kızarıklık, hafif ateş ve halsizlik gibi bulguların çoğu durumda birkaç gün içinde gerilediği belirtilmektedir. Nadir görülen ciddi reaksiyonlar, hızlı tanı ve uygun müdahale ile yönetilmekte; sağlık kuruluşları bu tür durumlara karşı hazırlıklı bulunmaktadır. Ebeveynin olası yan etkiler konusunda önceden bilgilendirilmesi, gerçekleşen bir yan etki karşısında güven kaybının önüne geçmektedir.

Bebeklik döneminde başlayan aşı uygulamaları, çocuğun büyümesi ve gelişmesine paralel olarak belirli aralıklarla sürdürülmektedir. Ulusal Aşı Takvimi kapsamında yer alan aşılar, bilimsel kanıtlar ve epidemiyolojik verilere dayalı olarak Sağlık Bakanlığı tarafından güncellenmektedir. Bu takvim; çocuğun yaşına, immünolojik gelişimine ve toplumdaki hastalık yüküne göre planlanmaktadır. Takvim dışı özel durumlar için ise hekim değerlendirmesi ile bireyselleştirilmiş programlar hazırlanabilmektedir. Prematüre bebekler, kronik hastalığı bulunan çocuklar veya bağışıklık sistemi baskılanmış olgular, özel değerlendirme gerektiren gruplar arasında yer almaktadır. Bu tür özel durumlarda takvim uyarlamaları, deneyimli bir çocuk hekiminin gözetiminde gerçekleştirilmektedir.

Aşı tereddüdünün önlenmesinde erken dönemde başlayan iletişimin belirleyici olduğu vurgulanmaktadır. Gebelik döneminden itibaren ebeveyn adaylarına verilen bilgilendirmenin, doğum sonrası aşı kararlarını olumlu yönde etkilediği bildirilmektedir. Gebelik takibi yapan hekimler, doğum sonrası bakım hizmeti sunan sağlık çalışanları ve çocuk hekimleri arasında koordineli bir iletişim ağı kurulması, tutarlı ve güvenilir bilginin ebeveyne ulaşmasına olanak tanımaktadır. Aynı konuda farklı sağlık çalışanlarından çelişkili bilgi almanın, ebeveynin karar sürecini olumsuz etkilediği gösterilmiştir. Bu nedenle sağlık çalışanları arasında güncel bilgi paylaşımının sürdürülmesi, hasta merkezli bir yaklaşımın gereği olarak değerlendirilmektedir.

Aşıya ilişkin karar süreci, sabırlı ve saygılı bir iletişimi gerektirmektedir. Tereddütlü ebeveynler için tek bir görüşmede kesin bir sonuca ulaşılması genellikle mümkün olmamaktadır. Süreç içinde tekrarlanan görüşmeler, verilen bilginin sindirilmesine ve yeni sorularla iletişimin sürdürülmesine olanak tanımaktadır. Aşı kararının ertelenmesi durumunda dahi hekim-ebeveyn ilişkisinin korunması, sonraki dönemde farklı bir kararın alınabilmesi için önem taşımaktadır. Çocuk sağlığı ve hastalıkları alanında sürdürülen uzun soluklu izlem, aşı danışmanlığının yalnızca aşı öncesi bir sohbetle sınırlı kalmadığını, çocuğun büyüme ve gelişiminin bir parçası olarak değerlendirildiğini göstermektedir. Böyle bir bütüncül yaklaşımın, çocukların bulaşıcı hastalıklardan korunmasına önemli katkılar sağladığı bilinmektedir.

Kaynakça

  1. World Health Organization — Aşı tereddüdü ve bağışıklamawho.int/news-room/questions-and-answers/item/vaccines-and-immunization-what-is-vaccination
  2. Centers for Disease Control and Prevention — Ebeveynlerle aşı hakkında iletişimcdc.gov/vaccines/hcp/conversations/index.html
  3. MedlinePlus — Çocukluk çağı aşılarımedlineplus.gov/childhoodimmunization.html

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

9 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.