Borrelia enfeksiyonu, Borrelia cinsi spiroket bakterilerin neden olduğu bir grup zoonotik enfeksiyon hastalığını kapsar; bunlardan en iyi bilineni Lyme hastalığıdır. Lyme hastalığı, Borrelia burgdorferi sensu lato kompleksi (özellikle B. burgdorferi sensu stricto, B. afzelii ve B. garinii) tarafından oluşturulan, Ixodes cinsi keneler aracılığıyla bulaşan, multisistem tutulumlu kronik bir enfeksiyondur. Hastalık adını ilk kez 1975 yılında ABD Connecticut eyaletinin Lyme kasabasında tanımlanmasından almıştır. Bakteri ise 1982'de Willy Burgdorfer tarafından izole edilerek "Borrelia burgdorferi" olarak adlandırılmıştır. Lyme hastalığı, kuzey yarımkürenin ılıman iklim bölgelerinde, Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya'da geniş yayılım gösterir.
Avrupa Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi verilerine göre Avrupa'da yıllık tahminen 65 bin yeni vaka bildirilmektedir; gerçek vaka sayısının 200-300 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Türkiye'de yapılan epidemiyolojik çalışmalarda Trakya, Marmara, Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerinde Borrelia seroprevalansı genel popülasyonda yüzde 1-5, risk gruplarında yüzde 10-25 düzeyinde bildirilmektedir. ICD-10 kodlama sisteminde Lyme hastalığı A69.2 kodu altında sınıflandırılır. Bu yazıda Borrelia enfeksiyonu, hastalığın spektrumu, klinik yönetimi ve önemli bilgiler kapsamlı olarak ele alınacaktır.
Borrelia Enfeksiyonu Nedir?
Borrelia enfeksiyonu, Borrelia cinsine ait spiroket bakterilerin kene ısırığı ile veya nadir durumda bit (Borrelia recurrentis için) yoluyla insana bulaşması ve sistemik dolaşıma geçerek çoklu organ tutulumu oluşturması süreçidir. Spiroketler, helikal yapıda, hareketli, mikroaerofilik bakterilerdir; periplasmik flagellaları aksiyel filament olarak adlandırılır ve bakterinin tirbuşon hareketini sağlar. Bu hareket yeteneği, bakteriin doku ve mukoz membranlarda ilerlemesine ve immün sistemden kaçışına olanak tanır.
Patofizyolojik açıdan Borrelia, ısırık bölgesinden cilde girer ve kene tükürüğündeki immünomodülatör maddeler (Salp15 gibi) sayesinde immün yanıttan korunur. Cilt içinde aktif çoğalma ve göçle erythema migrans (EM) lezyonu oluşturur. Hastalığın erken evresinde lokal cilt lezyonu, daha sonra kan ve lenf yoluyla yayılarak diğer organlara ulaşır; özellikle eklem, sinir sistemi, kalp ve cilt etkilenir.
Bakterinin yüzey lipoproteinleri (OspA, OspB, OspC, VlsE) önemli virülans faktörleridir. OspC, kene tükürüğünden insan kanına geçerken eksprese edilir ve erken enfeksiyonda kritiktir. VlsE, antijenik varyasyon yapan bir protein olup bakterinin immün yanıttan kaçışını sağlar; binlerce farklı varyant oluşturabilir. Bu antijenik değişkenlik, kronik enfeksiyon ve geç evre belirtilerin gelişiminde rol oynar.
Borrelia, hücre dışı bir patojendir; ancak bazı hücre içi pasajlar da bildirilmiştir. Hastalığın geç evre belirtilerinde otoimmün mekanizmalar da rol oynar; antibiyotik tedavisinden sonra devam eden artrit (post-Lyme artritis), immün sistemin aktive olmuş kondisyonunu yansıtır. Belirli HLA tipleri (HLA-DR4, HLA-DR2) ile ilişkili otoimmün yanıt, refrakter Lyme artriti gelişimine yatkınlık sağlar.
Borrelia recurrentis, dönek ateş etkenidir ve insan biti yoluyla bulaşır; antijenik varyasyon ile dönek ateş atakları yapar. Borrelia hermsii, B. parkeri, B. duttoni ise yumuşak keneler aracılığıyla bulaşan dönek ateş etkenleridir. Borrelia miyamotoi, sert keneler ile bulaşan, son yıllarda tanımlanan başka bir etkendir.
Etiyoloji ve Risk Faktörleri
Lyme hastalığı bulaşı, enfekte Ixodes cinsi kenelerin (I. scapularis ABD'de, I. ricinus Avrupa'da, I. persulcatus Asya'da) ısırığı ile gerçekleşir. Kenelerin yaşam döngüsü larva, nymph ve yetişkin evrelerini içerir; her evre kan emer ve farklı konaklara yapışır. İnsanlara bulaş genellikle nymph ve yetişkin dişi kenelerle olur. Kene ısırığı sırasında bakteriin insan vücuduna bulaşması için kenenin en az 24-48 saat yapışık kalması gereklidir; daha kısa süreli yapışmalarda bulaş oranı düşüktür.
Bakteri rezervuarı küçük memeliler (özellikle beyaz ayaklı fareler), kuşlar, sincaplar, kirpiler, beyaz kuyruklu geyiklerdir. Geyikler kene yaşam döngüsünün sürdürülmesi için kritik konaklardır. Kene popülasyonu ve enfekte kene oranı bölgeden bölgeye değişir; endemik bölgelerde nymph kenelerin yüzde 20-40'ı Borrelia ile enfekte olabilir.
- Coğrafi risk: Endemik bölgelere seyahat veya yaşam (Kuzey Amerika kuzey-doğu eyaletleri, Orta Avrupa, İskandinavya, Rusya, Çin, Türkiye'de Trakya ve Karadeniz).
- Mevsimsel risk: İlkbahar geç dönem ve yaz aylarında en yüksek (mayıs-eylül).
- Aktivite ile ilgili: Doğa yürüyüşleri, kamp, çadır, dağcılık, ormancılık, çiftçilik.
- Habitat: Yüksek çimli alanlar, ormanlık bölgeler, çalılık yerler.
- Mesleki maruziyet: Orman işçileri, askerler, avlanıcılar, bahçıvanlar, biyolojistler, veterinerler.
- Kıyafet: Açık renkli, uzun kollu, uzun pantolon kullanmama; kapalı ayakkabı yerine sandalet.
- Repellent kullanmama: Permetrin, DEET içeren repellentlerin kullanılmaması.
- Kene kontrolü: Doğa aktivitesi sonrası vücut kontrolünün yapılmaması.
- Evcil hayvan: Köpek ve kediler kene taşıyabilir; ev içinde insanlara bulaş aracı olabilir.
Klinik Belirtiler
Lyme hastalığı klinik prezentasyonu evrelere göre belirgin farklılık gösterir. Erken lokalize evre (3-30 gün, ortalama 7-14 gün) klasik olarak erythema migrans (EM) lezyonu ile karakterizedir. EM, kene ısırık bölgesinde başlayan, yavaş genişleyen, halka şeklinde, eritem rengi cilt lezyonudur. Klasik formda merkez solgunlaşır ve "boğa gözü" görünümü oluşur; ancak vakaların sadece yüzde 30-40'ında bu klasik form görülür. Lezyon çapı en az 5 cm olmalıdır; ortalama 5-15 cm çapındadır, bazen 30 cm üzerine çıkabilir. Lezyon ağrısız veya hafif kaşıntılı olur, ısı artışı görülebilir. Eşlik eden gribal şikayetler (ateş, halsizlik, miyalji, artralji, baş ağrısı, lenfadenopati) hastaların yüzde 50-60'ında bulunur.
Erken yaygın evre (haftalar-aylar sonra) bakterinin kan ve lenf yoluyla yayılımı sonucu gelişir. Multipl EM lezyonları (yüzde 20 vakada), kardiyak tutulum (Lyme karditi - atriyoventriküler blok, miyoperikardit), nörolojik tutulum (Lyme nöroborreliozis) görülebilir. Lyme nöroborreliozis kraniyal sinir paralizisi (özellikle fasiyal sinir, vakaların yüzde 10'unda; bilateral fasiyal paralizi Lyme'a oldukça özgüldür), aseptik menenjit, ağrılı radikülopati (Bannwarth sendromu Avrupa'da yaygın) ile prezente olabilir. Karaciğer fonksiyon bozukluğu, splenomegali, lenfadenopati, konjunktivit, üveit eşlik edebilir.
Geç evre (aylar-yıllar sonra) tedavi edilmemiş veya yetersiz tedavi edilmiş hastalarda gelişir. Lyme artriti, en sık geç evre belirtisidir; özellikle Kuzey Amerika'da daha sık görülür. Mono- veya oligoartrit şeklinde, en sık dizleri etkiler; aralıklı ataklar şeklinde olabilir. Eklem ağrısı, şişlik, sıvı toplanması, hareket kısıtlılığı görülür. Sistemik bulgular hafiftir.
Geç evre nörolojik bulgular arasında ensefalopati (kognitif disfonksiyon, hafıza problemleri, konsantrasyon bozukluğu), kronik aksonal polinöropati, ensefalomiyelit (özellikle Avrupa'da B. garinii kaynaklı), beyaz cevher demyelinizasyonu yer alır. Acrodermatitis chronica atrophicans (ACA), B. afzelii kaynaklı, Avrupa'ya özgü kronik cilt lezyonudur; ekstremitelerin ekstansör yüzeylerinde başlar, eritem-ödem fazını atrofik faz izler.
Post-tedavi Lyme hastalığı sendromu, antibiyotik tedavisinden sonra 6 aydan fazla süren, yorgunluk, kas-eklem ağrıları, kognitif şikayetler ile karakterizedir. Patogenezi tartışmalıdır; persistan enfeksiyon, otoimmün yanıt, doku hasarı ve psikososyal faktörler rol oynayabilir.
Tanı Yaklaşımları
Lyme hastalığı tanısı klinik bulgular ve serolojik testlerin entegrasyonu ile konulur. Erken lokalize evrede (EM) klinik tanı yeterlidir; serolojik testler bu evrede negatif olabilir (yüzde 50). Tipik EM lezyonu olan hastalarda serolojik test gerekmeden tedavi başlatılır.
Serolojik testler iki adımlı yaklaşımla uygulanır: ilk basamak ELISA (enzim bağlı immünosorbent assay) veya kimiluminesan immunoassay (CLIA) ile total IgG/IgM antikor taraması; pozitif veya borderline sonuçlar Western blot ile doğrulanır. IgM antikorları enfeksiyonun ilk 4-6 haftasında pozitifleşir; IgG antikorları 6-8 haftadan itibaren pozitifleşir ve kalıcı kalır. Geç evre hastalıkta sadece IgG pozitifliği yeterlidir; izole IgM pozitifliği geç evrede yanlış pozitiflik olabilir.
Western blot için CDC kriterleri: IgM için 23, 39, 41 kDa bantlarından en az 2 tanesinin pozitifliği; IgG için 18, 21, 28, 30, 39, 41, 45, 58, 66, 93 kDa bantlarından en az 5 tanesinin pozitifliği. C6 peptid ELISA testi alternatif olarak kullanılabilir.
Lyme nöroborreliozis tanısında BOS analizi yapılır; lenfositik pleositozis (50-1000/mm³), protein yüksekliği (50-300 mg/dL), normal-hafif düşük glukoz görülür. BOS-serum antikor indeksi (CXCL13 dahil) BOS'ta intratekal antikor üretimi gösterir; tanı koydurucudur. PCR ile BOS'ta Borrelia DNA tespiti duyarlılığı düşüktür (yüzde 30-40).
Lyme artriti tanısında eklem sıvısı analizi yapılır; nötrofil hakimiyetli pleositozis (10.000-100.000/mm³), pozitif Lyme serolojisi gerekir. Eklem sıvısında PCR duyarlılığı yüzde 70-80'dir ve tanıda yardımcıdır.
Direkt bakteri tespiti zordur; kan, BOS, eklem sıvısı, deri biyopsisinden kültür duyarlılığı düşüktür ve özel besiyeri (BSK-H veya MKP) gerektirir. Görüntüleme yöntemleri arasında MR (Lyme ensefalomiyelit, beyaz cevher değişiklikleri), ekokardiyografi (Lyme karditi), eklem MR/ultrason (Lyme artriti) klinik duruma göre uygulanır.
Yanlış pozitif serolojiler önemli bir sorundur; sifiliz, leptospiroz, dönek ateş, sistemik lupus eritematozus, romatoid artrit, multipl skleroz, mononükleozis, periodontal hastalıklarda çapraz reaksiyon görülebilir. Bu nedenle iki adımlı yaklaşım ve klinik korelasyon kritiktir.
Ayırıcı Tanı
Borrelia enfeksiyonunun ayırıcı tanısında benzer klinik tablo oluşturan diğer hastalıklar değerlendirilmelidir. EM lezyonu için sellülit, ringworm (tinea corporis), erythema multiforme, böcek ısırığı reaksiyonu, pyoderma, kontakt dermatit, granuloma annulare ayırıcı tanıda yer alır.
Aseptik menenjit ayırıcı tanısında viral menenjit (enteroviruslar, herpes virusları), Mycoplasma, Mycobacterium tuberculosis, Brucella, Leptospira, fungal menenjit yer alır. Aseptic menenjite eşlik eden fasiyal sinir paralizisi varlığında HIV serokonversiyon, sifiliz, sarkoidoz, Sjögren sendromu, multipl skleroz değerlendirilmelidir.
Lyme artriti ayırıcı tanısında reaktif artrit, romatoid artrit, ankilozan spondilit, gut, septik artrit (özellikle Staphylococcus aureus, Streptococcus, Neisseria gonorrhoeae), juvenil idiyopatik artrit, akut romatizmal ateş yer alır. Kronik nörolojik şikayetler için multipl skleroz, kronik yorgunluk sendromu, fibromiyalji, depresyon, anksiyete bozuklukları, B12 eksikliği, hipotiroidizm değerlendirilmelidir.
Diğer kene kaynaklı hastalıklar (anaplazmosis, ehrlichiozis, babesiosis, Powassan virus enfeksiyonu, Crimean-Kongo hemorajik ateşi, kene kaynaklı ensefalit) endemik bölgelere göre düşünülmelidir. Ko-enfeksiyon (Borrelia + Anaplasma + Babesia) mümkündür ve klinik tabloyu zorlaştırabilir; tedavide her etken için uygun ajanlar kullanılmalıdır.
Tedavi Stratejileri
Lyme hastalığı tedavisi evreye, klinik tabloya, hasta yaşına ve gebelik durumuna göre planlanır. Erken lokalize evrede (EM) ve erken yaygın evre kütanöz tutulumda oral antibiyotik tedavisi yeterlidir. Doksisiklin (100 mg günde 2 doz oral, 10-14 gün; çocuklarda 8 yaş altı kontrendike, 8 yaş ve üzeri 4 mg/kg/gün) ilk tercihtir; aynı zamanda olası ko-enfeksiyon (Anaplasma) için de etkilidir.
Alternatif olarak amoksisilin (500 mg günde 3 doz oral, 14-21 gün; çocuklarda 50 mg/kg/gün) ve sefuroksim aksetil (500 mg günde 2 doz oral, 14-21 gün) etkilidir. Penisilin ve sefalosporin alerjisi olanlarda makrolidler (azitromisin 500 mg günde tek doz, 5-7 gün) alternatif olarak kullanılabilir; ancak diğer ajanlardan daha az etkilidir.
Erken yaygın evre nörolojik tutulumda (Lyme nöroborreliozis) ve geç nörolojik tutulumda intravenöz tedavi tercih edilir. Seftriakson 2 gram günde tek doz IV 14-28 gün ilk tercihtir; sefotaksim 2 gram günde 3 doz IV ve penisilin G 18-24 milyon ünite/gün IV bölünmüş dozlarda alternatiftir. Doksisiklin yüksek doz oral (200 mg günde 2 doz, 14-28 gün) izole fasiyal paralizi gibi hafif nörolojik tutulumda etkilidir.
Lyme karditi tedavisinde hafif olgular oral doksisiklin veya amoksisilin ile, ileri AV blok veya kardiyak yetmezlik olanlar IV seftriakson ile tedavi edilir. Geçici pacemaker gerektirebilir; AV blok antibiyotik tedavisi ile genellikle haftalar içinde geriler.
Lyme artriti tedavisinde oral doksisiklin veya amoksisilin 28 gün ilk basamak tedavidir. Yanıt alınamayan vakalarda 28 gün IV seftriakson ile yeniden tedavi denenir. Antibiyotik refrakter Lyme artriti (post-Lyme artritis), antibiyotik tedavisi sonrası devam eden eklem inflamasyonu olup, otoimmün mekanizmalı olduğu düşünülür ve nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar, hidroksiklorokin, intraartiküler steroid, sinovektomi ile yönetilir.
Gebelikte tedavi: amoksisilin (500 mg günde 3 doz oral, 14-21 gün) veya seftriakson (2 gram günde tek doz IV, 14-28 gün) tercih edilir; doksisiklin gebelikte kontrendikedir.
Profilaksi: kene yapışmasından sonraki 72 saat içinde, endemik bölgede, en az 36 saat yapışmış olan, Ixodes nymph kene için tek doz doksisiklin 200 mg oral profilaksi olarak uygulanabilir; ancak rutin değildir, klinik karar gerektirir.
Komplikasyonlar
Lyme hastalığının komplikasyonları tedavi gecikmesi veya yetersiz tedavi durumunda gelişir. Erken tanı ve tedavi ile hastalık tamamen iyileşebilir. Tedavi edilmeyen hastalarda haftalardan aylara, hatta yıllara uzanan multisistem tutulum gelişebilir.
Nörolojik komplikasyonlar arasında kraniyal sinir paralizisi (özellikle fasiyal), aseptik menenjit, radikülonöropati (Bannwarth sendromu), ensefalit, ensefalomiyelit, kronik aksonal nöropati, ensefalopati (kognitif disfonksiyon), beyaz cevher lezyonları yer alır. Kalıcı nörolojik sekel, fasiyal paralizide yüzde 10-15, ileri nörolojik tutulumda daha yüksek oranda görülebilir.
Kardiyak komplikasyonlar arasında atriyoventriküler blok (1-3. derece), miyoperikardit, kardiyomiyopati yer alır. AV blok genellikle antibiyotik tedavisi ile geriler; geçici pacemaker gerekebilir, kalıcı pacemaker nadiren gerekir. Kronik kardiyomiyopati nadirdir.
Eklem komplikasyonları arasında Lyme artriti, kronik artrit, antibiyotik refrakter artrit, eklem hasarı, kronik ağrı, fonksiyonel bozukluk yer alır. Acrodermatitis chronica atrophicans atrofik cilt değişiklikleri, telanjektazi, pigmentasyon değişiklikleri ve cilt elastisitesi kaybı ile sonuçlanır.
Post-tedavi Lyme hastalığı sendromu, antibiyotik tedavisinden 6 ay sonra devam eden yorgunluk, kas-eklem ağrıları, kognitif şikayetler ile karakterizedir. Patogenezi tartışmalıdır; persistan enfeksiyon hipotezi, otoimmün yanıt hipotezi, doku hasarı hipotezi, fonksiyonel sendrom hipotezi öne sürülmektedir. Uzun süreli antibiyotik tedavisi yarar göstermemiştir; semptomatik destek tedavi uygulanır.
Gebelikte Lyme hastalığı, uygun tedavi edildiğinde fetal etkilenme nadirdir. Tedavi edilmemiş gebelerde nadir vakalar düşük, intrauterin gelişme geriliği, konjenital anomaliler, ölü doğum bildirilmiştir; ancak nedensel ilişki tartışmalıdır.
Korunma ve Önleme Stratejileri
Borrelia enfeksiyonundan korunma, kene maruziyetinin azaltılması, kene tespit ve uzaklaştırılması, profilaksi seçenekleri ile sağlanır. Kene maruziyetini azaltmak için endemik bölgelere seyahat ederken doğa yürüyüşü, kamp, çiftlik ziyaretleri sırasında uygun kıyafet kullanılmalıdır. Açık renkli, uzun kollu gömlek, uzun pantolon (paçaları çorap içine sokulmuş), kapalı ayakkabı, şapka, eldiven kene yapışmasını önler ve görmeyi kolaylaştırır.
Repellent kullanımı önemlidir. DEET içeren ürünler (yüzde 20-30 konsantrasyon yetişkinlerde, yüzde 10-20 çocuklarda) cilde uygulanır. Permetrin içeren ürünler kıyafetlere ve kamp ekipmanına uygulanır; permetrin keneleri öldürür ve birkaç yıkama sonrasında bile etkili kalır. Picaridin ve IR3535 alternatif repellent ajanlardır.
- Kıyafet: Açık renkli, uzun kollu, uzun pantolon, paçalar çorabın içinde, kapalı ayakkabı.
- Repellent: DEET (yüzde 20-30 cilt için), permetrin (yüzde 0,5 kıyafet için).
- Kene kontrolü: Doğa aktivitesi sonrası tüm vücudun (özellikle saçlı bölge, koltuk altı, kasık, diz arkası, göbek deliği) kontrolü.
- Kene uzaklaştırma: İnce uçlu pens ile cilde yakın tutma, düz çekme, ezmeme, alkol veya yakma yapmama.
- Habitat kontrolü: Bahçe çimlerinin biçilmesi, çalıların temizlenmesi, taş duvar oluşturma, geyik bariyerleri.
- Evcil hayvan: Kene preventif ürünleri, düzenli kontrol, ev içine girmeden önce kontrolü.
- Profilaksi: Yüksek riskli kene yapışmasında 72 saat içinde tek doz doksisiklin (klinik karar).
- Eğitim: Risk grupları (orman işçileri, askerler, biyologlar) için farkındalık eğitimi.
Lyme aşısı, geçmişte LYMErix (rOspA aşısı) olarak ABD'de kullanılmış ancak 2002'de pazardan çekilmiştir. Yeni nesil çoklu OspA tipi içeren aşılar (VLA15) klinik araştırma fazındadır ve önümüzdeki yıllarda kullanılabilir hale gelmesi beklenmektedir.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalı
Lyme hastalığında erken tanı kritik öneme sahiptir; geç tanı kalıcı komplikasyonlara yol açabilir. Endemik bölgede yaşayan veya seyahat eden bireylerde kene ısırığı sonrası izlem yapılmalıdır. Kene ısırığı yerinde 30 gün içinde gelişen halka şeklinde, çapı 5 cm üzerinde, genişleyen eritemli lezyon (erythema migrans) mutlaka değerlendirilmelidir; bu lezyon Lyme hastalığı için patognomonik kabul edilir.
Kene ısırık öyküsü ile birlikte gelişen ateş, halsizlik, miyalji, artralji, baş ağrısı, lenfadenopati gibi gribal şikayetler de hekim başvurusunu gerektirir. Bilateral fasiyal sinir paralizisi, açıklanamayan kraniyal sinir tutulumu, aseptik menenjit, ağrılı radikülopati Lyme nöroborreliozis açısından alarm verici bulgulardır ve acil değerlendirme gerektirir.
Açıklanamayan AV blok, miyokardit, perikardit, kalp yetmezliği bulguları, özellikle kene maruziyeti öyküsü olan genç hastalarda Lyme karditi açısından mutlaka değerlendirilmelidir. Aralıklı veya sürekli mono/oligoartrit (özellikle diz), kene maruziyeti öyküsü ile birlikte Lyme artriti açısından romatoloji değerlendirmesi gerektirir.
Antibiyotik tedavisinden sonra 6 aydan uzun süreyle devam eden yorgunluk, kas-eklem ağrıları, kognitif şikayetler post-tedavi Lyme hastalığı sendromu açısından değerlendirilmelidir. Tedavi yanıtsız vakalarda diğer kene kaynaklı hastalıklar (anaplasmosis, ehrlichiozis, babesiosis) ko-enfeksiyon olasılığı araştırılmalıdır.
Gebelikte gelişen kene ısırığı veya Lyme hastalığı şüphesi acil değerlendirme gerektirir; gebelik uyumlu antibiyotik tedavisi (amoksisilin veya seftriakson) erken başlatılmalıdır. Çocuklarda 8 yaş altı doksisiklin kontrendikasyonu nedeniyle alternatif tedavi seçenekleri için pediatrik enfeksiyon hastalıkları konsültasyonu önemlidir.
Hekim Desteği ve Bilinçli Yaklaşımın Önemi
Koru Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları bölümünde uzman hekimlerimiz, Borrelia enfeksiyonu (Lyme hastalığı) tanısı, tedavisi ve uzun dönem takibinde geniş klinik deneyime sahiptir. Modern mikrobiyoloji laboratuvarımızda iki adımlı serolojik testler (ELISA + Western blot), C6 peptid ELISA, BOS antikor indeksi ve moleküler PCR yöntemleri ile yüksek doğrulukla tanı konulmaktadır. Kene ısırığı sonrası erken değerlendirme, profilaksi kararı, erythema migrans yönetimi, multisistem tutulum vakalarında multidisipliner yaklaşım sağlanmaktadır. Lyme nöroborreliozis vakalarında nöroloji, Lyme karditi olgularında kardiyoloji, Lyme artriti hastalarında romatoloji bölümleri ile koordineli izlem yürütülmektedir. Pediyatrik hastalarımız için çocuk enfeksiyon hastalıkları uzmanı ile birlikte özelleşmiş protokoller mevcuttur. Gebelik döneminde gelişen olgularda kadın hastalıkları ve doğum bölümü ile entegre yaklaşım sağlanmaktadır. Endemik bölgelere seyahat edecek veya doğa aktivitelerine katılacak bireylere kapsamlı danışmanlık, kene koruma stratejileri, repellent kullanımı, kene tespit-uzaklaştırma teknikleri konusunda eğitim verilmektedir. Post-tedavi Lyme hastalığı sendromu olan hastalarımız için multidisipliner destek tedavi, semptomatik yönetim ve yaşam kalitesi iyileştirme programları sunulmaktadır. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişede vakit kaybetmeden tarafımıza başvurmanız, erken tanı ve uygun tedavi ile uzun vadeli komplikasyonların önüne geçilmesini sağlayacaktır.





