Omurga çimentolama ameliyatı, tıp literatüründe vertebroplasti adıyla bilinen ve özellikle osteoporotik vertebral kompresyon kırıklarında ağrının hızlı kontrolü amacıyla uygulanan perkütan bir omurga girişimidir. İlk olarak 1987 yılında Fransız radyologlar Galibert ve Deramond tarafından servikal vertebradaki agresif hemanjiom tedavisi için tanımlanan bu yöntem, günümüzde polimetil metakrilat (PMMA) adı verilen özel bir kemik çimentosunun ince iğneler yardımıyla kırık omur cismine enjekte edilmesi esasına dayanır. Beyin ve sinir cerrahisi ile girişimsel radyolojinin ortak çalışma alanına giren bu işlem, açık cerrahi gerektirmediği, lokal anestezi altında güvenle uygulanabildiği ve hastanın çok kısa sürede ayağa kalkarak günlük yaşamına dönmesine imkân tanıdığı için ileri yaş grubundaki hastalar başta olmak üzere geniş bir hasta popülasyonunda tercih edilmektedir. İlgili bölümlerde vertebroplasti işlemi, ileri görüntüleme donanımı, deneyimli cerrahi ekip ve modern yoğun bakım desteği eşliğinde titiz bir hasta seçimi sonrasında uygulanmakta; her hastanın klinik tablosuna, kırık yaşına, kemik kalitesine ve eşlik eden hastalıklarına göre bireyselleştirilmiş bir tedavi planı hazırlanmaktadır.
Vertebroplasti (Omurga Dolgu Tedavisi) Nasıl Tanımlanır?
Vertebroplasti, kırılmış ya da patolojik olarak zayıflamış bir vertebral cismin içine floroskopi veya bilgisayarlı tomografi rehberliğinde perkütan yolla kemik çimentosu enjekte edilmesi işlemidir. Kelime kökeninde Latince vertebra ve Yunanca plassein birleşiminden türeyen terim, omurun yeniden şekillendirilmesi anlamına gelmekle birlikte; klinik pratikte omur cismine anatomik biçim vermek değil, mekanik stabiliteyi yeniden sağlamak ve mikro hareketlere bağlı ağrıyı ortadan kaldırmak amaçlanır. İşlemde kullanılan polimetil metakrilat, iki bileşenli akrilik bir polimerdir; toz halindeki polimer ile sıvı monomer karıştırıldığında ekzotermik bir reaksiyonla sertleşmeye başlar ve yaklaşık on ile on beş dakika içinde tam sertliğine ulaşarak trabeküler kemiği içeriden destekleyen bir iskele oluşturur.
Klasik açık omurga cerrahisinden farklı olarak vertebroplaside cilt kesisi bulunmaz, sadece iki milimetreyi geçmeyen iğne giriş noktaları vardır. Kas, bağ ve kemik yapılarına yönelik geniş bir diseksiyon yapılmadığı için doku travması minimum düzeyde kalır. Bu özellik, işlemi özellikle ileri yaşlı, kardiyopulmoner rezervi kısıtlı ve genel anestezi toleransı düşük hastalar için son derece uygun kılmaktadır. Perkütan yaklaşım, aynı zamanda enfeksiyon riskini de belirgin biçimde azaltmakta; hastanede kalış süresini çoğu vakada bir gün ile sınırlamaktadır.
Vertebroplastinin temel etki mekanizması iki bileşenlidir. Birincisi mekanik stabilizasyondur; PMMA sertleştikten sonra kırık trabeküllerin birbirine hareketini engelleyerek nosiseptif uyaranın azalmasını sağlar. İkincisi kimyasal-termal etkidir; polimerizasyon sırasında açığa çıkan ısı ve monomer, periost ile intraosseöz sinir uçlarında nörolitik etki oluşturarak ağrı iletiminde azalmaya katkı verir. Bu ikili mekanizma sayesinde hastaların önemli bir kısmında işlem sonrası ilk yirmi dört ile yetmiş iki saat içinde belirgin ağrı azalması gözlenir.
Vertebroplasti Hangi Hastalıklarda Tercih Edilir ve Ne Anlama Gelir?
Vertebroplastinin klinik endikasyonları yıllar içinde genişlemekle birlikte, en yaygın uygulama alanı osteoporoza bağlı vertebral kompresyon kırıklarıdır. Postmenopozal kadınlarda ve ileri yaşlı erkeklerde kemik mineral yoğunluğunun düşmesine bağlı olarak günlük aktiviteler, hafif düşmeler hatta bazen sadece öksürme ve hapşırma gibi minör mekanik yükler bile omur cisminde çökme kırığına yol açabilir. Konservatif tedavi ile altı hafta içerisinde ağrısı gerilemeyen, yatak istirahati ve analjezik tedaviye rağmen mobilizasyonu bozulan hastalarda vertebroplasti güçlü bir tedavi seçeneği olarak öne çıkar. Bu grup hastalarda erken mobilizasyon sağlanması, sekonder komplikasyonların önlenmesi açısından yaşamsal önem taşır.
İkinci önemli endikasyon grubu, omurgayı tutan malign hastalıklardır. Meme, prostat, akciğer, tiroid ve böbrek karsinomlarının vertebral metastazları; multipl myelom ve lenfoma gibi hematolojik malignitelerin omur tutulumu; agresif seyirli vertebral hemanjiomlar bu kapsamda değerlendirilir. Bu hasta grubunda vertebroplasti hem ağrı palyasyonu hem de patolojik kırık gelişimini önleme amacıyla uygulanır. Radyoterapi ile eş zamanlı planlandığında sinerjik bir yanıt elde edilebilir; hastanın yaşam kalitesi belirgin biçimde iyileşir ve opioid gereksinimi azalır.
Seçilmiş travmatik burst kırıklarında, arka duvar bütünlüğünün korunduğu ve nörolojik defisitin bulunmadığı olgularda vertebroplasti destekleyici bir tedavi olarak düşünülebilir. Ayrıca Kümmell hastalığı olarak bilinen geç posttravmatik vertebral osteonekrozda intravertebral vakum boşluğunun çimento ile doldurulması etkin bir seçenektir. Ancak endikasyon kararı her zaman ayrıntılı klinik ve radyolojik değerlendirme sonrası verilmelidir; sadece görüntülemede kırık saptanması işlem için tek başına yeterli değildir. Ağrının kırıkla korelasyonu, konservatif tedavinin yetersizliği ve hastanın genel durumu birlikte değerlendirilir.
Vertebroplasti Tekniği Adım Adım Nasıl Uygulanır?
Vertebroplasti işlemi steril ameliyathane koşullarında ya da girişimsel radyoloji ünitesinde uygulanır. Hasta genellikle yüzüstü, yani pron pozisyonda yatırılır; göğüs ve pelvis altına yerleştirilen destekler ile karın serbest bırakılarak epidural venöz basınç düşürülür ve solunum konforu sağlanır. Cilt hazırlığı sonrasında hedef vertebra, biplan floroskopi ya da bilgisayarlı tomografi rehberliğinde tam olarak lokalize edilir. Deneyimli merkezlerde her iki yöntemin kombinasyonu kullanılabilir; floroskopi gerçek zamanlı akış görüntüsü sağlarken, tomografi çimento dağılımını üç boyutlu değerlendirme imkânı sunar.
Cilt ve derin dokular lokal anestezik infiltrasyonu ile uyuşturulduktan sonra pedikülün lateral duvarından transpediküler yaklaşımla 11 ile 13 gauge kalınlığında özel vertebroplasti iğnesi ilerletilir. Torakal segmentlerde pedikül çapı daha dar olduğundan bazen ekstrapediküler yani parapediküler yaklaşım tercih edilebilir. İğnenin pedikülden geçerek vertebral cismin ön üçte birine ulaşması hedeflenir; bu konum çimentonun cisim içinde homojen dağılımı için ideal noktadır. Bilateral yaklaşım genellikle tercih edilir ancak orta hatta ulaşabilen unilateral teknik de uygun vakalarda başarıyla uygulanır ve işlem süresini kısaltır.
İğne pozisyonu doğrulandıktan sonra polimetil metakrilat çimento hazırlanır. Toz ve sıvı bileşenler steril bir kap içinde karıştırılır; radyoopak hale gelmesi için baryum sülfat veya zirkonyum eklenmiş formülasyonlar kullanılır. Karışım diş macunu kıvamına ulaştığında özel enjektörlere doldurulur ve iğne kanalından yavaşça vertebral cisme verilir. Enjeksiyon boyunca floroskopik izlem kesintisiz sürdürülür; çimentonun anterior venöz pleksusa, epidural boşluğa veya intervertebral disk aralığına kaçış göstermesi durumunda enjeksiyon derhal durdurulur. Ortalama üç ile altı mililitre çimento tek segment için genellikle yeterlidir. Sertleşmeyi tamamlamak üzere on ile on beş dakika beklenir; ardından iğneler dikkatle çekilir ve giriş noktalarına bası pansumanı uygulanır.
Vertebroplasti Sonrası Ev Ortamında Bakım ve Hareket Programı Nasıl Olmalıdır?
Vertebroplasti sonrasında hastanın ev yaşantısına dönüşü genellikle çok hızlıdır ancak bu hız gevşek bir davranış modeline değil, kontrollü bir aktivasyon programına dayanır. İşlemden sonraki ilk iki saat sırtüstü yatak istirahati önerilir; bu süre içinde iğne giriş yerlerinde hematom gelişimi ve nörolojik değerlendirme rutin olarak yapılır. Sonrasında hasta önce yatak kenarına oturtulur, ardından yardımlı olarak ayağa kaldırılır ve kısa mesafeli yürüyüş denenir. Genel kural olarak hastalar aynı gün veya en geç ertesi sabah taburcu edilir; taburculuk sonrasında ev ortamında düşme riskini artıran halı kıvrımları, kablo dağınıklığı, yetersiz aydınlatma gibi faktörler mutlaka gözden geçirilmelidir.
İlk hafta içinde ağır kaldırma, öne eğilme, ani dönme ve zorlanmalı yatak-koltuk geçişleri kısıtlanır. Beş kilogramı aşan yükler kaldırılmaz; alışveriş poşetleri, torun taşıma, saksı kaldırma gibi görünürde masum davranışlar dahi omurga üzerinde beklenmedik yükler oluşturabilir. Yürüyüş süresi ilk günlerde on ile on beş dakikalık seanslar halinde başlar; ağrı ve yorgunluğa göre haftalık olarak arttırılır. Merdiven kullanımı kaçınılmaz olduğunda korkuluktan destek alınmalı, basamaklar tek tek çıkılıp inilmelidir. Duş güvenli hale getirilir; kaymayan paspaslar ve tutunma barları büyük fayda sağlar.
Ev programının bel sağlığı açısından belki de en kritik bileşeni, altta yatan osteoporoz veya malign hastalığın tedavisinin sürdürülmesidir. Kalsiyum ve D vitamini takviyesi, kemik yapımını destekleyen bifosfonatlar, denosumab, teriparatid gibi ilaçlar hekim önerisi doğrultusunda düzenli kullanılmalıdır. Sigara ve alkol kemik iyileşmesini olumsuz etkilediği için kısıtlanmalıdır. Protein alımını dengeli tutan, magnezyum ve K2 vitamini içeren yeşil yapraklı sebzeler tabakta yer bulmalıdır. Fizyoterapist eşliğinde başlanan izometrik sırt kaslarına yönelik güçlendirme egzersizleri; postür bilinci, denge çalışmaları ve Tai Chi gibi düşük etkili aktiviteler yeni kırık riskini azaltan uzun vadeli koruyucu stratejilerdir.
Vertebroplasti Öncesi Hangi Görüntüleme ve Kan Tetkikleri İstenir?
Vertebroplasti kararı yalnızca fizik muayene ile verilebilecek bir işlem değildir; kapsamlı bir görüntüleme protokolü ile klinik bulgunun radyolojik olarak doğrulanması şarttır. Standart ayakta çekilen ön-arka ve yan omurga grafileri, mevcut kırığın morfolojisini gösterir ve komşu segmentlerin genel değerlendirmesine imkân verir; ancak akut ve kronik kırığın ayrımında yetersiz kalır. Bu ayrım için altın standart, manyetik rezonans görüntülemedir. Özellikle yağ baskılı T2 ve STIR sekanslarında kemik iliği ödemi görüntülenerek kırığın akut mu, subakut mu yoksa iyileşmiş mi olduğu belirlenir. Ödemin varlığı, çimentolamadan fayda görme olasılığını yükselten güçlü bir belirteçtir.
Manyetik rezonans görüntülemenin kontrendike olduğu hastalarda, örneğin kalp pili bulunanlarda, kemik sintigrafisi veya SPECT-BT alternatif olarak kullanılabilir; artmış osteoblastik aktivite gösteren odaklar semptomatik segmenti işaret eder. Bilgisayarlı tomografi ise kortikal duvar bütünlüğünü, pedikül anatomisini ve olası retropulse fragmanların spinal kanaldaki durumunu ayrıntılı gösterir. Malign hastalık şüphesi bulunan olgularda tümör evrelemesi için tüm vücut değerlendirmesi, gerektiğinde PET-BT eklenir. Cerrah, seçilecek segmentin komşuluk ilişkilerini, çimento dağılım hedefini ve olası kaçış yollarını bu görüntüleme kombinasyonu ile önceden planlar.
Laboratuvar tetkikleri güvenli bir işlem için eşit önemdedir. Tam kan sayımı, protrombin zamanı, INR, aktive parsiyel tromboplastin zamanı ile trombosit fonksiyonu değerlendirilerek kanama diyatezi dışlanır. Böbrek fonksiyonlarını gösteren üre ve kreatinin, karaciğer enzimleri, C-reaktif protein ve sedimantasyon değerleri kontrol edilir; enfeksiyon parametrelerinin yüksekliği spinal enfeksiyon şüphesini artırır ve işlem ertelenir. Osteoporoz düşünülen olgularda kalsiyum, fosfor, alkalen fosfataz, 25-hidroksi D vitamini ve paratiroid hormonu ölçülerek metabolik zemin değerlendirilir. Malign zeminde tümör belirteçleri, serum protein elektroforezi ve immünfiksasyon istenerek multipl myelom taraması yapılır. Antikoagülan kullanan hastalarda ilaç yönetimi kardiyoloji ve hematoloji konsültasyonu ile birlikte planlanır.
Vertebroplasti İşleminde Hangi Anestezi Yöntemi Tercih Edilir ve İşlem Ne Kadar Sürer?
Vertebroplasti, geniş cerrahi kesi ve derin doku diseksiyonu içermediği için çoğu olguda genel anesteziye gerek duyulmadan güvenle uygulanabilen bir işlemdir. Standart yaklaşım, lokal anestezi ile birlikte hafif intravenöz sedasyondan oluşan bilinçli sedasyon yöntemidir. Hasta uyanıktır, sözlü uyarılara yanıt verir ve gerektiğinde alt ekstremitelerdeki his ile motor kontrol anlık olarak değerlendirilebilir. Bu durum, özellikle iğne yerleştirme ve çimento enjeksiyonu sırasında olası bir nöral yapı zedelenmesini erken saptama şansı verdiği için önemli bir güvenlik avantajı sağlar. Bilinçli sedasyon; midazolam gibi kısa etkili benzodiazepinler ile fentanil türü opioid analjeziklerin dozu titre edilerek uygulanır.
Bazı özel senaryolarda genel anestezi tercih edilebilir. Çok sayıda seviye aynı seansta tedavi edilecekse, hasta pron pozisyonu tolere edemeyecek kadar ağrılıysa, ileri derecede kaygılıysa veya kognitif bozukluk nedeniyle işlem sırasında uyum sağlanamıyorsa entübasyon eşliğinde genel anestezi güvenli seçenek olur. Multipl myelom ya da yaygın metastaz zemininde beş-altı segmentin tek seansta çalışılacağı vakalarda genel anestezi konfor açısından tercih edilebilir. Anestezi ekibi işlem öncesinde ayrıntılı kardiyopulmoner değerlendirme yapar; kronik obstrüktif akciğer hastalığı, kalp yetmezliği ve ciddi anemi gibi durumlar önceden optimize edilir.
İşlem süresi seviye sayısına, kullanılan yaklaşıma ve teknik zorluğa göre değişkenlik gösterir. Tek segment vertebroplasti ortalama otuz ile kırk beş dakika sürer; hazırlık ve pozisyonlama süresi eklendiğinde toplam ameliyathane süresi bir saati bulur. İki segment aynı seansta yapılıyorsa süre yaklaşık bir buçuk saate uzar. Çok seviyeli vakalarda planlama iki ayrı seansa bölünebilir. İşlem sonrası derlenme odasında iki saat gözlem yapılır; vital bulguların, nörolojik muayenenin ve iğne giriş yerlerinin stabil olduğu doğrulandıktan sonra hasta odasına alınır. Genel yaklaşım aynı gün taburculuk ya da bir gecelik hastane kalışıdır.
Vertebroplasti Sonrası Ağrı Ne Zaman Geçer ve Komşu Omurlarda Yeni Kırık Riski Var mıdır?
Vertebroplasti sonrası ağrı azalmasının hızı, işlemin en tatmin edici klinik özelliklerinden biridir. Hastaların önemli bir bölümünde işlemden sonraki ilk yirmi dört saatte belirgin rahatlama başlar; ilk yetmiş iki saatte etki en yüksek seviyeye ulaşır. Görsel analog ağrı skorunda beş-altı puanlık düşüşler sıkça bildirilmektedir. Ağrı azalması ile birlikte hasta yatak istirahatinden erken kurtulur, bu da tromboembolik olay, hipostatik pnömoni, kas erimesi ve basınç yarası gibi immobilizasyon komplikasyonlarını önler. Bir kısım hastada iğne giriş bölgesinde birkaç gün süren yüzeysel kas ağrısı hissedilebilir; bu tabloyu asıl kırık ağrısı ile karıştırmamak gerekir ve genellikle basit analjeziklere yanıt verir.
Vertebroplastinin uzun dönem etkinliği konusunda literatürde önemli tartışmalar bulunmaktadır. INVEST ve VERTOS gibi ilk gözlemsel çalışmalar %70 ile %90 arasında ağrı iyileşmesi bildirirken; 2009 yılında yayımlanan Kallmes ve Buchbinder çalışmaları plasebo yani sham iğne enjeksiyonuna karşı vertebroplastinin üstünlük sağlayamadığını ileri sürmüş, bu durum tıp dünyasında ciddi bir polemik başlatmıştır. Daha sonra yapılan VAPOUR çalışması ise akut ve şiddetli ağrılı kırıklarda vertebroplastinin plaseboya göre anlamlı üstünlüğünü göstererek dengeleri yeniden kurmuştur. Güncel yaklaşım, hasta seçiminin çok titiz yapılması, semptom süresinin altı haftayı aşmaması, MR görüntülemede kemik iliği ödeminin belgelenmiş olması ve konservatif tedaviye yeterli yanıt alınamamış olması durumunda faydanın belirgin biçimde ortaya çıktığı yönündedir.
Komşu segment kırığı riski, hasta ve yakınlarını en çok endişelendiren konudur. Sertleşen çimento kendi segmentinin mekanik dayanımını ciddi biçimde artırırken hemen komşu vertebralara aktarılan yük değişebilir; bu durum "cement stiffness" olarak adlandırılır. Literatürde yeni kırık oranı yüzde on beş ile yüzde yirmi beş arasında değişmekle birlikte, bu oranın büyük kısmının vertebroplastiye değil altta yatan osteoporozun doğal seyrine bağlı olduğu düşünülmektedir. Nitekim tedavi edilmemiş kompresyon kırığı hastalarında da beş yıl içinde ikinci kırık gelişme riski oldukça yüksektir. Bu riski en aza indirmek için osteoporoz tedavisinin sistemli sürdürülmesi, düşme önleme programları ve dengeli beslenme büyük önem taşır. Kırık gelişse dahi tekrar vertebroplasti güvenle uygulanabilecek bir seçenektir. Randomize kontrollü çalışmalardan derlenen meta-analiz verileri incelendiğinde, akut vertebral kompresyon kırığı olan ve kemik iliği ödemi belgelenmiş hasta grubunda vertebroplasti sonrası birinci ayda görsel analog skala değerinin ortalama 4,3 puan; altıncı ayda 3,8 puan azaldığı; opioid tüketiminde ise ortalama yüzde altmış beşe varan bir düşüş sağlandığı bildirilmektedir. Roland-Morris Disabilite İndeksi'nde işlemden bir ay sonra ortalama sekiz-on puanlık iyileşme gözlenmekte, hastaların günlük yaşam aktivitelerine dönüş süresi belirgin biçimde kısalmaktadır. Yan etki profili açısından değerlendirildiğinde, semptomatik çimento kaçağı sıklığı yüzde bir ile üç arasında, pulmoner emboli riski yüzde bir civarında, geçici radiküler ağrı yüzde üç ile beş arasında raporlanmakta; nörolojik defisitle sonuçlanan ciddi komplikasyon oranı ise binde beş sınırının altında kalmaktadır. Yaşlı hasta grubunda erken mobilizasyon sayesinde derin ven trombozu, üriner enfeksiyon ve pnömoni gibi immobilizasyona bağlı komplikasyon oranlarında yüzde kırka varan azalma bildirilmesi, işlemin sadece ağrı kontrolü değil genel sağkalım üzerinde de olumlu etki yarattığını göstermektedir.
Vertebroplasti Hangi Hastalarda Uygulanamaz ve Alternatif Yöntemler Nelerdir?
Vertebroplastinin başarısı hasta seçimine bağlı olduğu kadar, uygun olmayan hastalarda işlemden kaçınılmasına da bağlıdır. Aktif enfeksiyon, mutlak kontrendikasyonların başında gelir; vertebral osteomyelit, diskit, epidural abse veya sistemik sepsis varlığında çimentolama enfeksiyonun yayılmasını hızlandırabilir. Kontrolsüz koagülopati ya da düşürülemeyen antikoagülan etkinliği ciddi kanama riski yaratır. PMMA bileşenlerine karşı bilinen hipersensitivite reaksiyonu bulunan hastalar da uygun aday değildir. Retropulse kemik fragmanının spinal kanal içinde ilerleyip mevcut nörolojik defisit oluşturduğu vakalarda öncelik dekompresyondur; çimentolama tek başına nörolojik tabloyu çözmez, hatta gecikmiş cerrahi ile risk artar. Asemptomatik veya tamamen iyileşmiş bir kırıkta işlem yapılmaz; teknik olarak mümkün olsa da klinik fayda yoktur ve komplikasyon riski gereksiz alınmış olur.
Görece kontrendikasyonlar arasında ileri kollaps derecesi yer alır; vertebra yüksekliğinin dörtte üçünden fazla kaybedildiği "vertebra plana" olgularında iğne yerleştirmek teknik olarak zorlaşır ve çimento hacmi sınırlı kalır. Bu tür vakalarda kifoplasti daha uygun seçenek olabilir. Ciddi kifotik deformite, arka duvar bütünlüğünün belirgin biçimde bozulduğu durumlar ve iyi kontrol edilmemiş diyabet dikkatli değerlendirme gerektirir. Cerrah, her vakada risk-yarar dengesini hastaya net biçimde anlatmalı; alternatif seçenekleri ve olası sonuçları paylaşmalıdır.
Vertebroplastinin en yakın alternatifi kifoplastidir. Kifoplaside iğne yerleştirmeyi takiben içi boş bir balon vertebra cismine ilerletilir; balon şişirilerek kırık öncesi yüksekliğin bir kısmı geri kazanılmaya çalışılır ve oluşan boşluk düşük basınçla çimento ile doldurulur. Bu teknik çimento kaçağı riskini azaltır ve seçilmiş vakalarda kifotik açının bir miktar düzeltilmesine imkân verir. Kırığın çok yeni olmadığı, çökme derecesinin belirgin olduğu ve kifoz düzeltmesinin önem kazandığı vakalarda tercih edilir. Diğer alternatifler arasında sadece analjezik, ortez ve fizyoterapiye dayalı konservatif tedavi; nörolojik defisit veya yapısal instabilite varsa açık dekompresyon ve enstrümantasyon cerrahisi; radyofrekans ablasyon ile ısıtılmış çimento uygulaması ve son yıllarda giderek yaygınlaşan implant destekli vertebral augmentasyon yöntemleri sayılabilir. Yöntem seçimi kırığın yaşına, morfolojisine, hastanın genel durumuna ve eşlik eden hastalıklarına göre bireyselleştirilir.
Omurga çimentolama ameliyatı yani vertebroplasti, doğru endikasyonla, doğru zamanda ve deneyimli ellerde uygulandığında ağrının hızla azalması, mobilitenin geri kazanılması ve yaşam kalitesinin belirgin biçimde iyileşmesi ile sonuçlanan güçlü bir minimal invaziv omurga girişimidir. İşlem kararı, ayrıntılı klinik değerlendirme, hedeflenmiş görüntüleme, kapsamlı laboratuvar tetkikleri ve multidisipliner planlama gerektirir; sadece grafide görülen bir kırık başlı başına bir işlem endikasyonu oluşturmaz. Osteoporoz tedavisinin işlem sonrasında da titizlikle sürdürülmesi, yeni kırıkların önlenmesi açısından belki de vertebroplastinin kendisi kadar önemlidir. İlgili bölümlerde vertebroplasti işlemi, ileri görüntüleme donanımı, deneyimli cerrahi ekip, modern anestezi olanakları ve kapsamlı postoperatif izlem altyapısıyla; her hastanın kendi klinik, radyolojik ve metabolik özelliklerine göre bireyselleştirilerek planlanmakta, işlem sonrası fizyoterapi programı ve osteoporoz yönetimi bir bütün olarak sürdürülmekte, hastanın sadece işlem gününe değil sonraki yaşamına da rehberlik eden kapsamlı bir bakım anlayışı benimsenmektedir. Bu sayfada yer alan bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır ve hiçbir şekilde tıbbi tanı, tedavi ya da hekim önerisi yerine geçmez; omurga çimentolama ameliyatı yani vertebroplasti kararı hastanın yaşı, kemik kalitesi, kırığın süresi ve morfolojisi, eşlik eden hastalıklar ile ayrıntılı görüntüleme ve laboratuvar bulguları birlikte değerlendirilerek yalnızca deneyimli beyin ve sinir cerrahisi uzmanı tarafından verilebilir. Sırt ya da bel ağrısı, bacaklara yayılan uyuşukluk, güç kaybı, idrar veya dışkı kontrolünde bozulma gibi şikâyetleri olan hastaların internetten okudukları bilgilerle kendi kendine tanı ve tedavi girişiminde bulunmaları hem tanıda gecikmeye hem de geri döndürülemez nörolojik sorunlara yol açabilir; doğru bir değerlendirme için mutlaka klinik beyin ve sinir cerrahisi hekimine başvurulmalı, önerilen kontrol randevularına düzenli olarak gidilmeli ve reçete edilen tedaviler eksiksiz uygulanmalıdır.