Beyin ve Sinir Cerrahisi

Boyun Yapay Disk Ameliyatı

Boyun fıtığında hasarlı disk çıkarıldıktan sonra kaynaştırma yerine hareketli metal yapay disk (protez) yerleştirilerek boyun hareket açıklığının korunduğu modern cerrahidir.

Boyun fıtığında yapay disk ameliyatı, tıbbi terminolojide servikal disk protezi ya da anterior servikal disk replasmanı olarak isimlendirilen, dejenere olmuş ya da fıtıklaşmış servikal disk mesafesine hareketli bir implant yerleştirilmesi temeline dayanan modern bir cerrahi yöntemdir. İngilizce literatürde ACDR (Anterior Cervical Disc Replacement) veya cervical disc arthroplasty olarak geçen bu yaklaşım, uzun yıllar boyunca boyun fıtığı cerrahisinin altın standardı kabul edilen anterior servikal diskektomi ve füzyon (ACDF) ameliyatına önemli bir alternatif olarak geliştirilmiştir. Klasik füzyon ameliyatı ile karşılaştırıldığında yapay disk protezinin en belirgin farkı, ameliyat edilen segmentin hareket açıklığını korumaya devam etmesi ve komşu servikal disk mesafelerine binen aşırı yükü azaltmayı amaçlamasıdır. Beyin ve Sinir Cerrahisi kliniğinde, uygun endikasyonu bulunan hastalarda servikal disk protezi uygulaması modern nöromonitorizasyon eşliğinde titiz bir cerrahi planlama sonrasında gerçekleştirilir.

Servikal Disk Protezi (ACDR) Ameliyatı Kimlere Uygulanır?

Servikal disk protezi ameliyatının en temel endikasyonu, konservatif tedavilere yeterli yanıt vermeyen semptomatik servikal disk hastalığıdır. Bu tanım altında değerlendirilen hastalarda genellikle boyundan başlayıp kola ve ele yayılan radiküler ağrı, uyuşma, karıncalanma ve kas gücünde azalma gibi radikülopati bulguları öne çıkar. Bir bölümünde ise omurilik basısına bağlı denge kaybı, ellerde beceri kaybı, yürüme güçlüğü ve refleks artışları gibi myelopati tablosu tespit edilir. Konservatif tedavi olarak fizik tedavi, medikal analjezi, epidural steroid enjeksiyonları ve postür rehabilitasyonu gibi yöntemler en az altı hafta boyunca uygulanmasına rağmen semptomlar devam ediyorsa cerrahi seçenek gündeme getirilir.

Hasta seçiminde çok titiz kriterler bulunur. Uluslararası kılavuzlar ve FDA onay çalışmalarında yaş aralığı genellikle 21 ila 67 arasında tanımlanır; bunun altında iskelet olgunluğu tam sağlanmadığı için, bunun üzerinde ise dejeneratif değişikliklerin şiddeti arttığından protez performansı düşebilir. Ameliyat edilecek seviye tek ya da iki komşu segment olabilir; üç ve daha fazla seviyeli hastalıklarda arthroplasti FDA endikasyonu dışında kalır. Ameliyat öncesi çekilen manyetik rezonans görüntülemede disk hastalığının yumuşak disk fıtığı ya da sınırlı dejenerasyon şeklinde olması, ileri düzeyde osteofit oluşumu, faset artrozu veya ankiloz saptanmaması beklenir. Dinamik röntgende segmentin instabil olmaması, uçtan uca üç milimetreyi aşan translasyon veya 11 dereceyi geçen açılanma bulunmaması gerekir.

Servikal disk protezinin en önemli avantajı, doğru hasta seçildiğinde uzun yıllar boyunca boyun hareketini korumasıdır. Bu nedenle özellikle genç, aktif meslek grubunda çalışan, sporcu ya da mesleği gereği başını sık hareket ettirmek zorunda olan bireyler bu ameliyat için ideal aday profili oluşturur. Buna karşılık ağırlıklı olarak eksenel yani yalnızca boyun ağrısı yakınması olan, kol yayılımı bulunmayan hastalarda protezin bu tür ağrıları azaltıcı etkisi sınırlıdır; bu durumda beklenti yönetimi hasta ile ayrıntılı görüşülmelidir. Cerrahi ekip aday hastaları klinik muayene, ileri görüntüleme ve gerektiğinde elektrofizyolojik incelemelerle bütüncül olarak değerlendirir ve protez uygulamasının hastanın yaşam beklentisi ile örtüşüp örtüşmediğini analiz eder.

Yapay Disk ile Füzyon (ACDF) Ameliyatı Arasındaki Temel Farklar Nelerdir?

Anterior servikal diskektomi ve füzyon, on yıllar boyunca boyun fıtığı cerrahisinin altın standardı olarak kabul edilmiştir. Bu yöntemde dejenere disk çıkarıldıktan sonra iki komşu vertebra korpusu arasına kafes veya kemik greft yerleştirilerek segmentin kaynaması, yani füzyona uğraması sağlanır. Genellikle titanyum plak vidalı sistem kullanılır. Sonuçta hareket eden bir mesafe hareketsiz kemik bloğuna dönüşür. Servikal disk protezinde ise dejenere disk aynı ön yaklaşımla çıkarılır, ancak boşluğa metal ve polimer bileşenlerden oluşan hareketli bir implant yerleştirilir. Böylece segment kaynamaz, aksine ameliyat öncesi hareket açıklığını mümkün olduğunca korumaya çalışır.

Yaklaşım açısından her iki teknik de anterior servikal, yani boynun ön tarafından yapılan küçük yatay bir kesi ile karotis kılıfı ile trakeoözofagusal yapılar arasından ilerleyerek diski ortaya koyar. Cerrahi teknik ilk aşamada büyük benzerlik gösterir. Ancak diskektomi sonrası end-plate hazırlığında önemli farklar bulunur. Füzyonda kaynama sağlanabilmesi için kartilaj tabakası tamamen sıyrılır ve subkondral kemik kanaması sağlanır. Protez uygulamasında ise ideal implant oturmasını ve subsidansı yani implantın kemik içine gömülmesini önlemek için subkondral plakanın anatomisi korunur, aşırı agresif hazırlıktan kaçınılır. Ayrıca protez uygulamasında posterior longitudinal ligamentin de tam olarak açılması önerilir; böylece dekompresyon eksiksiz sağlanır.

Ameliyat sonrası dönemde de belirgin farklar vardır. Füzyon ameliyatı sonrasında bir süre boyunluk kullanımı ve kaynamanın tamamlanması için çoğunlukla üç ay boyunca ağır aktivitelerden kaçınma tavsiye edilir. Protez uygulamasında ise sert boyunluk çoğu zaman gerekmez, gerekliyse sadece rahatlık amaçlı yumuşak boyunluk birkaç gün kullanılabilir; erken hareket ve fizyoterapiye başlanabilir. Uzun dönem sonuçlar açısından yapılan randomize kontrollü çalışmalar, klinik iyileşmenin her iki yöntemde birbirine yakın olduğunu, ancak protezin komşu segment hastalığı ve tekrar cerrahi oranları açısından belirgin avantaj sağladığını göstermektedir. Prestige LP, Mobi-C, ProDisc-C, Bryan ve M6-C protezleri ile yürütülen yedi ile on yıllık takip çalışmalarında yeniden ameliyat oranı füzyona kıyasla yaklaşık yarı yarıya azalmaktadır. Buna karşılık ağır osteofit, instabilite, ileri faset dejenerasyonu, osteoporoz varlığında ise füzyon hâlâ daha güvenli ve kalıcı bir çözüm olmaya devam eder.

Boyun Fıtığında Yapay Disk Ameliyatının Hareket Açıklığı Üzerindeki Avantajı Nedir?

Servikal disk protezinin en özgün ve öne çıkan özelliği, ameliyat edilen segmentte doğal hareket açıklığının korunmasını hedeflemesidir. Sağlıklı bir servikal disk mesafesinin fleksiyon ekstansiyon düzleminde ortalama sekiz ile on iki derece arasında bir hareket kabiliyeti bulunur. Diskin dejenere olması sonrasında bu hareket önce ağrı ve kas spazmına bağlı azalır, ileri evrelerde ise otofüzyona yakın hâle gelebilir. Yapay disk protezi tasarımıyla bu doğal aralığı büyük ölçüde geri kazandırmayı amaçlar. Bryan protezi ile yürütülen on yıllık takip çalışmalarında implante edilen segmentte medyan sekiz derece civarında sürekli hareket dokümante edilmiştir. Prestige, Mobi-C ve ProDisc-C çalışmalarında da benzer şekilde altı ile on iki derece arasında değişen hareket koruması bildirilmiştir.

Segmental hareketin korunmasının en somut avantajı, komşu servikal seviyelerin kompansatuar aşırı yüklenmeden korunmasıdır. Füzyon uygulanan bir segmentte, hareket kaybını telafi etmek için komşu seviyeler daha fazla fleksiyon, ekstansiyon ve rotasyon yapmak zorunda kalır. Bu durum uzun vadede komşu disklerde hızlanmış dejenerasyona neden olabilir. Buna karşılık protez uygulaması ile segmentin kendi hareketini sürdürmesi, komşu disk mesafelerine gelen mekanik stresi belirgin biçimde azaltır. Böylece hem klinik hem de radyolojik komşu segment hastalığı gelişme riski düşer.

Hastalar açısından günlük yaşam kalitesi de belirgin biçimde farklıdır. Boynunu sık çeviren mesleklerde çalışan, örneğin şoförler, sporcular, öğretmenler, cerrahlar, kuaförler ya da müzisyenler gibi bireyler protez uygulaması sonrasında boyunlarında sertlik hissetmeksizin işlerine devam edebilir. Baş yukarı bakma, aşağıya doğru okuma, omuz üzerinden dönme gibi hareketlerde belirgin kısıtlılık yaşanmaz. Ayrıca boyun hareket açıklığının korunmuş olması, günlük postür üzerindeki olumlu etkisiyle uzun vadede omuz, üst sırt ve baş ağrılarının azalmasına da katkı sağlar. Şüphesiz bu avantajlardan tam anlamıyla yararlanabilmek, doğru endikasyon konması, uygun protez seçimi ve tecrübeli cerrahi ekip ile sağlanan başarılı bir implantasyona bağlıdır. Aksi hâlde protez uygun oturmadığında ya da heterotopik ossifikasyon geliştiğinde hareket avantajı sınırlanabilir.

Servikal Disk Protezinde Kullanılan Metal ve Polietilen Malzemeler Vücutta Ne Kadar Dayanıklıdır?

Servikal disk protezleri, hem yüksek mekanik yüklere dayanacak hem de vücuda uzun yıllar boyunca uyum sağlayacak biyouyumlu malzemelerden imal edilir. Kullanılan başlıca malzeme grupları; kobalt krom molibden alaşımları, titanyum, seramik, ultra yüksek moleküler ağırlıklı polietilen ve polikarbonat üretan gibi elastomerlerdir. Farklı marka protezlerde bu malzeme kombinasyonları çeşitlilik gösterir. Prestige LP tipik olarak metal metal yani kobalt krom moliben eşleşmesi kullanır. Bryan protezi titanyum plakalar arasında poliüretan bir çekirdek içerir. ProDisc-C, Mobi-C ve PCM protezlerinde metal endplate ile ultra yüksek moleküler ağırlıklı polietilen çekirdek eşleştirilmiştir. M6-C protezi ise polikarbonat üretan çekirdek ve polietilen fiber halkalar sayesinde doğal disk annulus fibrosus yapısına en çok benzeyen tasarımı sunar.

Bu malzemelerin klinik dayanıklılığı, uzun süreli takip çalışmaları ve laboratuvar aşınma testleri ile değerlendirilmiştir. Ortopedik implant literatüründe on milyonu aşan siklus üzerinden yürütülen yıpranma testleri, günde ortalama beş bin fleksiyon ekstansiyon hareketi kabul edildiğinde yaklaşık kırk yıllık kullanıma karşılık gelen bir dayanıklılık aralığını simüle eder. Servikal disk protezleri bu testlerde kabul edilebilir sınırlar içinde parça kaybı sergilemektedir. Klinik pratikte on yıllık takip verileri, protezlerin belirgin aşınma bulgusu göstermeksizin işlev görmeye devam ettiğini ortaya koymaktadır.

Malzeme uyumluluğu açısından bilinmesi gereken bir konu, hastanın metal alerjisi öyküsüdür. Özellikle nikel, kobalt ve krom içeren alaşımlara karşı bilinen alerjisi olan bireylerde protez seçimi titanyum ya da polimer ağırlıklı modellere yönlendirilebilir. Metaloz olarak bilinen metal iyon birikimine bağlı doku reaksiyonları servikal protezlerde kalça protezlerine kıyasla oldukça nadir bildirilir; ancak metal metal eşleşmeli protezlerde yıllar içinde takip önerilir. Polietilen bileşenlerde ise mikroskobik aşınma partikülleri günümüzde çapraz bağlı polietilen üretim teknikleriyle en aza indirilmiştir. Elastomer çekirdekli protezlerde uzun vadeli sızma ve delaminasyon riski üzerinde durulmuş olsa da mevcut klinik veriler kabul edilebilir profil sunmaktadır.

Yapay Disk Ameliyatı Hangi Servikal Seviyelerde (C3-C7) Uygulanabilir?

Servikal disk protezi ameliyatı, boyun omurgasının hareketli disk mesafelerini kapsayacak şekilde tasarlanmıştır. Klinik uygulamada en sık müdahale edilen seviyeler C3-C4, C4-C5, C5-C6 ve C6-C7 arasındaki disklerdir. Bu seviyeler kranyoservikal geçişte üstte ve servikotorasik geçişte altta yer alan biyomekanik açıdan farklı bölgelerin dışında kalır ve hem hareketlilik hem de patoloji sıklığı bakımından protez uygulaması için uygundur.

Servikal disk hastalığının en sık görüldüğü mesafe C5-C6 seviyesidir; onu C6-C7 seviyesi izler. Bu iki seviyede biyomekanik yüklenme yoğun olduğundan hem disk fıtığı hem de dejeneratif değişiklikler daha erken yaşlarda ortaya çıkar. Yapay disk protezi tasarımlarının büyük çoğunluğu bu seviyelerde en verimli klinik sonuçları verecek şekilde geliştirilmiştir. C3-C4 ve C4-C5 seviyelerinde ise disk fıtığı daha az sıklıkta gözlense de myelopati bulgularının belirgin olduğu hastalarda protez seçeneği değerlendirilir.

Kraniyoservikal geçişte yer alan C1-C2 ve oksipito servikal eklem farklı biyomekaniğe sahip olduğundan bu bölgede yapay disk uygulaması yapılmaz. Aynı şekilde C7-T1 servikotorasik geçişte de omuz kafesi ve pektoralislerin engellemesi nedeniyle anterior yaklaşım zor olduğundan bu seviyeye yapay disk uygulaması nadirdir. Aday hastalarda ameliyat öncesi manyetik rezonans görüntüleme ve dinamik röntgen ile lezyonun bulunduğu seviye net biçimde saptanır. Semptomların dermatom ve miyotom paternleri de klinik değerlendirmede seviyenin doğrulanmasına yardımcı olur. Örneğin başparmak uyuşması ve biseps kuvvet kaybı C6, orta parmak ve triseps zayıflığı C7 kökünü işaret eder. Klinik pratikte her hastanın seviyesi klinik muayene ile radyolojik bulgular korele edilerek belirlenir ve implant seçimi hastaya özel yapılır.

Çok Seviyeli Boyun Fıtığında Yapay Disk Yerleştirilebilir mi?

Servikal disk hastalığı bazı bireylerde tek seviye ile sınırlı kalmaz; iki hatta daha fazla komşu segmentte eşzamanlı dejenerasyon ve fıtık görülebilir. Bu durumda hangi seviyelerin cerrahi olarak ele alınacağı, hastanın semptomlarının hangi kökten kaynaklandığının doğru şekilde ortaya konması ile belirlenir. Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi tarafından iki komşu seviyede servikal disk protezi uygulaması için birden fazla model onay almıştır. Mobi-C protezi iki seviyeli endikasyon için özellikle geniş kanıt tabanına sahiptir. Prestige LP, ProDisc-C ve M6-C gibi diğer modellerin de iki seviyeli kullanımına yönelik uzun süreli takip verileri bulunur.

Yapılan yedi yıllık takip çalışmalarında iki seviyeli Mobi-C uygulamasında boyun engellilik indeksi iyileşmesi, iki seviyeli füzyona kıyasla belirgin biçimde daha üstün bulunmuştur. Komşu segment hastalığı gelişme oranı iki seviyeli protezde yaklaşık yüzde altı iken, iki seviyeli füzyonda yüzde kırk civarında raporlanmıştır. Bu farkın en önemli nedeni, iki seviye kaynatıldığında geriye kalan hareketli disklere binen yükün orantısız biçimde artmasıdır. İki seviyeli protez uygulaması bu artışı önemli ölçüde önler.

Buna karşılık üç ve daha fazla seviye söz konusu olduğunda, yapay disk protezi güncel kılavuzlarda önerilmemektedir. Bunun birkaç önemli nedeni bulunur. Üç seviyeli implantasyonda cerrahi süre uzar, kanama artar, protezlerin doğru hizalanması zorlaşır. Ayrıca bu tabloda hastaların çoğunda ileri düzeyde dejenerasyon, faset artrozu ve instabilite eşlik ettiği için protez performansı düşer. Bu vakalarda daha güvenilir bir seçenek olan ACDF veya hibrit yaklaşım tercih edilir. Hibrit yaklaşımda dejenerasyonun ileri olduğu bir seviyeye füzyon, mobil olan komşu seviyeye protez uygulanabilir; bu yaklaşımın uzun dönem sonuçları memnuniyet vericidir. Deneyimli cerrahi ekipler çok seviyeli olgularda tüm bu seçenekleri sistematik olarak değerlendirir ve hastanın klinik durumu, meslek yaşamı, dejenerasyon paterni ve beklentileri doğrultusunda kişiye özel bir plan hazırlar.

Ameliyat Öncesi MR ve Dinamik Röntgen Neden Zorunludur?

Servikal disk protezi ameliyatının başarısı, doğru hasta seçimi ve titiz ameliyat öncesi değerlendirme ile doğrudan ilişkilidir. Bu değerlendirmenin temel taşlarını manyetik rezonans görüntüleme ve dinamik röntgen tetkikleri oluşturur. Manyetik rezonans görüntüleme, servikal omurga yumuşak dokularının, disklerin, spinal kordun ve sinir köklerinin en detaylı biçimde incelenmesine olanak tanır. Bu tetkik ile fıtığın hangi seviyede olduğu, komşu segmentlerin durumu, disk yüksekliği, sinyal değişiklikleri, spinal kord bası bulguları, foraminal daralma ve olası ligamentöz hipertrofi ayrıntılı biçimde ortaya konur.

Protez adayı hastada manyetik rezonans görüntülemede özellikle disk mesafesi yüksekliğinin korunmuş olması, aşırı ossifikasyon bulunmaması, posterior longitudinal ligamentin ossifiye olmaması gibi ayrıntılar dikkatle değerlendirilir. Ayrıca miyelopati bulgusu var mı, spinal kord içinde T2 hiperintens sinyal artışı mevcut mu, ligamentum flavum hipertrofisi eşlik ediyor mu sorularının yanıtı planlamayı doğrudan etkiler. Bir bölüm hastada bilgisayarlı tomografi de eklenebilir; özellikle osteofit, faset artrozu ve kemik anatomisinin değerlendirilmesinde bilgisayarlı tomografi büyük katkı sağlar.

Dinamik röntgen ise servikal omurganın fleksiyon ve ekstansiyon pozisyonlarında elde edilen yan grafi çekimlerinden oluşur. Bu inceleme statik görüntülerin göstermediği bir bilgiyi verir; segmentin hareketli veya sabit olup olmadığını, komşu vertebralar arasında öne arkaya translasyon bulunup bulunmadığını ve açılanmayı ölçer. Segmental translasyonun üç milimetreyi aşması ya da fleksiyon ekstansiyon açılanmasının on bir dereceyi geçmesi instabilite olarak kabul edilir ve protez uygulaması için kontrendikasyon oluşturur. Aynı zamanda dejenere segmentte hareket yok denecek kadar azalmışsa bu da otofüzyon bulgusu olarak yorumlanır ve protezden beklenen hareket koruma avantajı elde edilemeyeceğinden farklı planlama gerekir. Bir başka önemli bulgu ise dinamik grafide segmental kifozdur; ameliyat sonrası protezin sagital dengeyi bozmaması için bu konu dikkatle değerlendirilir. Gerektiğinde elektromiyografi, sinir iletim çalışmaları ve kemik yoğunluğu ölçümü de değerlendirmeye eklenir.

Osteoporoz veya İleri Faset Artrozu Olan Hastalara Servikal Protez Takılabilir mi?

Servikal disk protezi ameliyatının başarısı, implantın oturduğu vertebra korpuslarının sağlıklı yani belirli bir kemik yoğunluğuna sahip olmasına ve segmentin posterior yapılarının, yani faset eklemlerinin fonksiyonel olarak korunmasına bağlıdır. Bu nedenle osteoporoz ve ileri faset artrozu, servikal disk protezi uygulamasında en önemli iki kontrendikasyon başlığını oluşturur.

Osteoporoz varlığında vertebra korpusları içindeki trabeküler kemik dansitesi düşmüştür. Bu durumda protezin subkondral kemik üzerine binmesi sırasında implantın kemik içine gömülmesi yani subsidans riski belirgin biçimde artar. Uzun vadede yaşanan bu gömülme protezin işlevini bozar, komşu köklerin sıkışmasına yol açabilir, hatta füzyona konversiyon gerektirebilir. Bu nedenle kemik yoğunluğu ölçümü sonucu T skoru negatif bir buçuğun altında olan hastalarda protez uygulaması önerilmez. Bu hastalarda öncelikle osteoporoz tedavisi düzenlenir; medikal tedavi ile kemik dansitesi iyileştirilse dahi protez yerine ACDF ameliyatı daha güvenli bir seçenek olarak tercih edilebilir.

Faset eklemleri servikal omurganın posterior kolonunda yer alan ve hareket sırasında disklerle birlikte yükü paylaşan yapılar olduğu için, faset eklemlerde ileri dejenerasyon bulunması protezin performansını olumsuz etkiler. Faset eklemlerinde grade iki ve üzeri dejenerasyonun bulunması yani belirgin osteofit oluşumu, subkondral skleroz ya da eklem aralığında daralma varlığında protez uygulaması sonrasında ameliyat öncesi mevcut olan eksenel boyun ağrısının devam etme ihtimali yüksektir. Ayrıca faset yükünün artması bu eklemlerde dejeneratif sürecin hızlanmasına yol açabilir. Bu nedenle ileri faset artrozu bulunan hastalarda protez yerine ACDF veya posterior dekompresyon füzyon gibi alternatif cerrahi yaklaşımlar tercih edilir.

Bunların dışında romatoid artrit gibi otoimmün hastalıklar, aktif enfeksiyon, malignite, konjenital füzyon, ciddi kifoz varlığı ve bilinen nikel krom alerjisi protez uygulaması için kontrendikasyon oluşturur. Klinik pratikte protez adayı her hasta detaylı laboratuvar, kemik dansitometresi ve ileri görüntüleme ile değerlendirilir; risk profili yüksek hastalar füzyon veya alternatif tedavi planına yönlendirilir.

Ameliyat Sonrası Boyunluk Kullanımı ve İşe Dönüş Süresi Ne Kadardır?

Servikal disk protezi ameliyatının hastalar tarafından en çok tercih edilme nedenlerinden biri, ameliyat sonrası dönemin füzyon cerrahisine kıyasla belirgin biçimde daha konforlu ve hızlı geçmesidir. Protez uygulamasının biyomekanik amacı segmentin hareketini korumak olduğu için, ameliyat sonrasında segmentin uzun süreli immobilizasyonu, aksine bu hedefi olumsuz etkiler. Bu nedenle çoğu hastada sert boyunluk kullanımı gerekmez.

Ameliyat sonrası ilk gün cerrah tercihine ve hastanın konforuna göre yumuşak boyunluk birkaç günlüğüne kullanılabilir. Bu boyunluğun temel amacı hastanın rahatlığını sağlamak, ameliyat bölgesinde meydana gelebilecek yumuşak doku ödeminin verdiği hissiyatı azaltmak ve psikolojik güven oluşturmaktır. Genellikle üç ila yedi gün içinde yumuşak boyunluk çıkarılır ve hasta serbestçe boyun hareketlerine devam edebilir. Erken dönemde boyun ROM egzersizleri fizyoterapistle beraber başlatılır; bu egzersizler protez segmentindeki hareket kabiliyetini korumak ve heterotopik ossifikasyon gelişimini azaltmak açısından değerlidir.

Yatış süresi genellikle bir ya da iki gündür. Hasta ameliyat gecesi mobilize olabilir, yardımsız yürüyebilir. Ağrı yönetimi standart analjezik protokollerle sağlanır. Yara bakımı basittir; kesi genellikle boyun ön yüzünde doğal cilt kıvrımına yerleştirildiği için estetik açıdan uzun vadede oldukça iyi sonuç verir. Duş genellikle iki üç gün sonra alınabilir. Sıkışma yapmayan yumuşak yakalı kıyafetler tercih edilmelidir.

İşe dönüş süresi mesleğin niteliğine göre değişir. Masa başı çalışan hastalar, ofis işleri ve yönetim pozisyonlarında olanlar genellikle bir ile iki hafta içinde işlerinin başına dönebilir. Uzaktan çalışma imkanı olan hastaların çoğu ilk hafta içinde iş yaşamına kısa süreli katılım gösterebilir. Fiziksel efor gerektiren mesleklerde, boyun rotasyonu ve baş üstü çalışma yoğun olanlarda ise dönüş süresi dört ila altı hafta kadar uzayabilir. Sporcular için tam yükle antrenmana dönüş genellikle ikinci ay sonrasında planlanır. Ağır kaldırma ve yüksek etkili aktiviteler ilk dört ila altı hafta boyunca sınırlandırılır. Hastanın kişisel iyileşme temposu ve rehabilitasyon süreci bu takvimleri kısaltabilir veya uzatabilir.

Yapay Disk Ameliyatı Sonrası Komşu Segment Hastalığı Riski Azalır mı?

Komşu segment hastalığı, servikal cerrahi sonrasında en önemli uzun vadeli sorunlardan biridir. Bu tanım altında ameliyat edilen mesafenin hemen üstünde veya altında yer alan disk mesafesinde ilerleyen yıllarda gelişen semptomatik dejenerasyon süreci ifade edilir. Klinik olarak yeniden radikülopati, myelopati veya boyun ağrısı ile karşımıza çıkar ve önemli bir bölümünde yeniden cerrahi gerektirir. Bu tabloyu ortaya çıkaran temel biyomekanik neden, ameliyat edilen segmentin kaynatılmış olması nedeniyle hareket kaybı yaşaması ve komşu seviyelerin bu kaybı telafi etmek için aşırı yüklenmesidir.

Servikal disk protezi tasarımının temel motivasyonlarından biri komşu segment hastalığı riskini azaltmaktır. Yapılan uzun süreli randomize kontrollü çalışmalar bu hedefin büyük ölçüde başarıldığını göstermektedir. Prestige LP protezinin on yıllık takip verilerinde protez grubunda ikincil cerrahi oranı yüzde on iki iken, füzyon grubunda yüzde yirmi iki bulunmuştur. ProDisc-C ile yapılan yedi yıllık takipte yeniden ameliyat oranı protez grubunda yüzde iki nokta dokuz iken füzyon grubunda yüzde on bir nokta üç raporlanmıştır. Mobi-C protezinin iki seviyeli uygulamasında ise komşu segment hastalığı oranı protez grubunda yüzde altı, füzyon grubunda yüzde kırk bir olarak bildirilmiştir.

Bununla birlikte komşu segment hastalığı üzerine hala bilimsel tartışma sürmektedir. Bazı yazarlar, komşu segment hastalığının temel nedeninin cerrahi teknik olmayıp genel dejeneratif hastalığın doğal seyri olduğunu ileri sürmektedir. Bu görüşe göre komşu segmentte zaman içinde dejenerasyon gelişmesinin kaçınılmaz olduğu, protezin bu süreci sınırlı ölçüde geciktirdiği düşünülmektedir. Ancak randomize kontrollü çalışmaların ortak sonucu, doğru hastada uygulanan yapay disk protezinin uzun vadede yeniden cerrahi ihtiyacını belirgin biçimde azalttığı yönündedir. Bu avantajın ortaya çıkması yıllar içinde yavaş biçimde belirginleşir; ilk beş yılda fark küçükken, yedi ve on yıllık verilerde açılım netleşir. Bu nedenle özellikle genç hastalarda ve iki seviyeli uygulamalarda protez tercihi biyomekanik açıdan mantıklı bir seçim olarak öne çıkar.

Servikal Protezin Kayması veya Aşınması Durumunda Ne Yapılır?

Servikal disk protezi son yıllarda geliştirilen tasarımlar sayesinde oldukça güvenilir bir cerrahi seçenek hâline gelmiştir. Ancak her implant uygulamasında olduğu gibi burada da uzun vadede karşılaşılabilecek bazı sorunlar mevcuttur. Bu sorunların en önemlileri protezin yerinden kayması yani migrasyon, aşınma ve implant başarısızlığı olarak sıralanabilir. Bu tür sorunların gelişme oranı literatürde yaklaşık yüzde bir ile üç arasında bildirilir; yani oldukça nadir görülür.

Erken dönemde ortaya çıkan protez kayması genellikle cerrahi tekniğe bağlıdır. İmplantın boyut ve derinlik açısından optimum yerleşmemesi, ameliyat sırasında end-plate hazırlığının yetersiz veya aşırı yapılmış olması, hastanın postoperatif dönemde uygunsuz aktiviteleri bu sürece katkı sağlayabilir. Erken protez migrasyonunda hasta ani boyun ağrısı, yeniden ortaya çıkan radikülopati veya nörolojik semptomlarla başvurabilir. Bu durumda röntgen ve bilgisayarlı tomografi ile durum doğrulanır; gerekirse manyetik rezonans görüntüleme de eklenir. Erken saptanan migrasyonda protez yeniden konumlandırılabilir ya da füzyon dönüşümü yapılabilir.

Uzun vadede ise aşınma, çekirdek yıpranması, subsidans yani protezin kemik içine gömülmesi, segmental kifoz gelişimi veya heterotopik ossifikasyona bağlı hareket kısıtlaması karşılaşılabilecek sorunlar arasındadır. Aşınma partiküllerinin çevre dokuda oluşturduğu inflamatuvar cevap nadir görülür fakat metaloz olarak isimlendirilen bu durum semptomlar oluşturursa değerlendirilir. Bu sorunların çoğu düzenli izlem sırasında saptanır; ilk yıl üç ve altıncı ay kontrolleri ile sonrasında yıllık grafik takipleri önerilir.

Semptomatik hâle gelen protez sorunlarında revizyon cerrahisi gerekebilir. En sık yapılan revizyon yaklaşımı ACDR ameliyatının ACDF ameliyatına dönüştürülmesidir. Bu ameliyatta protez çıkarılır ve kaynama sağlanabilmesi için kafes ile plak vida sistemi yerleştirilir. Revizyon cerrahisi teknik açıdan zorlayıcı olabilir; bu nedenle deneyimli bir ekip tarafından yapılması gerekir. Bazı durumlarda posterior dekompresyon veya lateral kütle vida uygulaması eşliğinde 360 derece stabilizasyon planlanabilir. Deneyimli cerrahi ekipler hem primer protez uygulamalarında hem de karmaşık revizyon vakalarında modern cerrahi teknikleri ve mikroskop eşliğinde nöromonitorizasyonu kullanarak güvenli ve kalıcı sonuçlar elde etmeyi hedefler.

Heterotopik Ossifikasyon (Kemikleşme) Yapay Diskin Hareketini Nasıl Etkiler?

Heterotopik ossifikasyon, servikal disk protezi uygulaması sonrasında karşılaşılan en özgün radyolojik bulgu olup implante edilen segmentte, protezin çevresinde yumuşak dokuda yeni kemik oluşumunu ifade eder. Bu kemikleşme süreci genellikle asemptomatik başlar ve zaman içinde radyolojik takiplerde tesadüfen saptanır. Ancak belirli oranlarda protezin hareket açıklığını sınırlayabilir ve nadiren de tam otofüzyona kadar ilerleyebilir. Heterotopik ossifikasyon dünya genelinde Mehren-McAfee sınıflaması ile değerlendirilir. Bu sınıflamada grade sıfır kemikleşme yokluğunu, grade bir hareketi kısıtlamayan minimal kemik köprüsünü, grade iki daha belirgin ancak hareketi hala koruyan kemikleşmeyi, grade üç hareketi belirgin biçimde kısıtlayan kemik köprüsünü ve grade dört ise tam otofüzyonu ifade eder.

Beş yıllık takip serilerinde radyolojik olarak herhangi bir dereceden heterotopik ossifikasyonun yüzde otuz ile elli oranında gözlendiği bildirilmektedir. Ancak hareketi klinik olarak sınırlayan grade üç ve grade dört düzeyinde kemikleşmenin oranı yüzde beş ile on arasında kalmaktadır. Yani radyolojik olarak sık gözlense de klinik olarak hareket kaybına yol açan bir bulguya dönüşmesi çok daha nadirdir.

Heterotopik ossifikasyon gelişimini artıran çeşitli faktörler belirlenmiştir. Bunlar arasında ameliyat sırasında agresif kemik hazırlığı yapılması ve subkondral kemikten kanama fazla olması, ameliyat sonrası boyunluk kullanımı ile segmentin uzun süre immobilize edilmesi, hastanın yaşı, dejenerasyonun ileri olması ve genetik yatkınlık sayılabilir. Bu nedenle erken dönemde boyunluğun kaldırılması ve boyun ROM egzersizlerine başlanması önemlidir. Ayrıca ameliyat sonrası bir bölüm merkez, heterotopik ossifikasyonu önlemek için birkaç hafta boyunca nonsteroid antiinflamatuvar ilaç kullanımı önermektedir; ancak bu konudaki kanıt düzeyi henüz güçlü değildir.

Klinik olarak heterotopik ossifikasyon boyun sertliği, hareket kaybı ve nadir olarak sinir kökü sıkışması gibi semptomlarla ortaya çıkabilir. Bu tabloda hastanın değerlendirilmesi bilgisayarlı tomografi ile yapılır. Grade üç veya dört kemikleşme saptanan ancak semptomsuz hastalarda takip önerilir; semptomatik hastalarda ise fizik tedavi, medikal analjezi ve gerekirse revizyon cerrahisi düşünülebilir. Genel olarak uygun cerrahi teknik ve erken postoperatif mobilizasyon ile heterotopik ossifikasyon riski yönetilebilir düzeyde kalır.

ACDR Sonrası Yutma Güçlüğü ve Ses Kısıklığı Ne Kadar Sürer?

Servikal disk protezi ameliyatı, ACDF ameliyatı gibi anterior servikal yaklaşım kullanılarak yapıldığı için, boyun ön kısmındaki yumuşak dokuların ekartasyonu gereklidir. Bu ekartasyon sırasında en sık karşılaşılan geçici komplikasyonlar yutma güçlüğü yani disfaji ve ses kısıklığıdır. Bu bulgular çoğunlukla hafif düzeyde olup birkaç gün ile birkaç hafta içinde kendiliğinden geriler. Ancak bir bölüm hastada süreç uzayabildiği için ameliyat öncesi bu konu ayrıntılı biçimde anlatılmalıdır.

Yutma güçlüğü büyük ölçüde özofagus ve trakea etrafındaki yumuşak dokuların ekartasyon sırasında maruz kaldığı gerilme ve ödemden kaynaklanır. Cerrahi başarı sağlansa dahi bu doku travması nedeniyle hastaların önemli bir kısmı ilk günlerde katı gıdaları yutmakta zorlanır. Ameliyat sonrası ilk yirmi dört saat boyunca sıvı ve yumuşak gıda diyeti önerilir. Birinci haftanın sonunda hastaların önemli bir bölümünde disfaji büyük ölçüde geriler. İkinci ve üçüncü haftalardan itibaren normal beslenmeye geçiş sağlanır. Küçük bir hasta grubunda disfaji üç ay boyunca sebat edebilir; bu vakalarda ilerlemenin sürdüğü izlendiği sürece endişe edilecek bir durum yoktur. Nadir vakalarda kalıcı disfaji bildirilir ve genellikle preoperatif dönemde de yutma sorunu olan yaşlı hastalarda görülür.

Ses kısıklığı ise özellikle rekurrent laringeal sinirin ekartasyona bağlı gerilmesi ile ortaya çıkar. Bu sinir sol tarafta daha uzun bir seyir izlediği için genellikle sol taraf yaklaşımı sağdakine kıyasla farklı risk profili taşır. Ekartasyon süresi uzadıkça, kaflı entübasyon tüplerinin basıncı yüksek olursa ses kısıklığı riski artar. Cerrahi ekip bu riski azaltmak için endotrakeal tüp kafının basıncını ekartör açılışı sırasında düşürmek gibi teknik önlemler uygular. Ses kısıklığı hastaların büyük çoğunluğunda birkaç gün ile birkaç hafta içinde tamamen düzelir. Bir bölüm hastada iyileşme birkaç aya kadar uzayabilir. Kalıcı ses kısıklığı oranı yüzde bir düzeyinin altında bildirilir.

Semptomların hızla gerilemesi için ameliyat sonrası dönemde soğuk sıvı tüketimi, boğaz spreyleri, ses istirahati ve gerektiğinde konuşma terapisi yardımcı olabilir. Nadiren üç ayı aşan disfaji veya ses kısıklığında kulak burun boğaz muayenesi ve larengoskopi yapılır. Cerrahi ekipler tüm hastaları bu olası geçici komplikasyonlar hakkında ameliyat öncesi ayrıntılı biçimde bilgilendirir ve postoperatif takip programına dahil eder.

Yapay Disk Ameliyatı Sonrası MR Çekimi ve Spor Aktiviteleri Kısıtlanır mı?

Servikal disk protezi ameliyatı sonrası dönemde hastalar genellikle iki önemli konuyu merak eder. Bunlar; gelecekte manyetik rezonans görüntüleme yapılabilir mi ve spor aktivitelerine dönüş mümkün müdür sorularıdır. Her iki konuda da güncel implant tasarımı ile son derece iyi haberler bulunmaktadır. Modern servikal disk protezlerinin büyük çoğunluğu manyetik rezonans uyumlu yani MR compatible olarak üretilmektedir. Titanyum, kobalt krom molibden ve polimer içerikli implantlar bir buçuk Tesla ve üç Tesla manyetik alan gücündeki cihazlarda güvenli biçimde görüntülenebilir. Protez etrafında oluşan metalik artefakt implantın hemen çevresindeki dokuların değerlendirilmesini kısmen zorlaştırabilir; ancak komşu segmentlerin ve genel omurga anatomisinin görüntülenmesinde önemli bir engel oluşturmaz. Metal artefaktı azaltma sekansları modern cihazlarda bu sorunu büyük ölçüde çözer.

Bu nedenle protez uygulanmış bir hasta, ilerleyen yıllarda başka nedenlerle manyetik rezonans görüntüleme yaptırma ihtiyacı duyduğunda çekim yapılabilir. Beyin, omurga, karın, pelvis, eklem ve tüm vücut manyetik rezonans incelemeleri güvenle uygulanır. Hastanın implantı ile ilgili belgeleri elinde bulundurması, radyoloji ekibinin uygun sekans planlamasına katkı sağlar. Bilgisayarlı tomografi çekimleri ise implantın olmadığı diğer bölgeler dahil sınırsız uygulanabilir.

Spor aktivitelerine dönüş de servikal disk protezi ameliyatının en olumlu yönlerinden biridir. Segmentin hareketinin korunmuş olması, hastanın uzun vadede boyun hareketini kısıtlamadan sportif faaliyetlerine devam edebilmesine olanak tanır. Ameliyat sonrası ilk dört ila altı hafta boyunca ağır kaldırma, yüksek etkili sporlar, yumuşak dokuya yük bindiren aktivitelerden kaçınılması önerilir. Bu dönem içinde yürüyüş, sabit bisiklet ve hafif germe egzersizleri güvenli biçimde yapılabilir. Altıncı haftadan itibaren yüzme, pilates ve düşük yoğunluklu koşu programlarına geçilebilir. Üçüncü ay sonunda çoğu hasta ağırlık antrenmanlarına ve orta yoğunluklu sporlara dönebilir. Altıncı ayda ise tam etkili spor aktiviteleri, tenis, futbol, basketbol ve benzeri temaslı sporlara dönüş genellikle mümkündür. Sadece profesyonel dövüş sporları, yüksek irtifa dalış ve yüksek darbe riski taşıyan aktiviteler kişiye özel değerlendirilerek karara bağlanır.

Bu makalede sunulan bilgiler Boyun Fıtığında Yapay Disk Ameliyatı hakkında genel bir bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her hastanın servikal patolojisi, dejenerasyon paterni, meslek yaşamı, beklentileri ve genel sağlık durumu farklıdır; bu nedenle protez veya füzyon kararı, uygulanacak seviye ve cerrahi yaklaşım hastaya özel olarak planlanmalıdır. Yazılı içerik, hekim muayenesi ve bireysel klinik değerlendirmenin yerini almaz. Boyun ağrısı, kola yayılan uyuşma, güç kaybı gibi şikayetleriniz varsa mutlaka bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanına başvurmanız önerilir. Servikal disk protezi ameliyatı hakkında daha ayrıntılı bilgi almak ve size özel tedavi seçeneklerini değerlendirmek için bir sağlık kuruluşuna başvurabilirsiniz. Deneyimli ekip, modern nöromonitorizasyon ve mikrocerrahi teknikleri eşliğinde uygun hasta seçimi ve titiz cerrahi planlama ile en güncel yapay disk protezi seçeneklerini sizlere sunmaktadır. Beyin ve Sinir Cerrahisi ekibi olarak sağlıklı ve hareketli bir omurga için yanınızdayız.

Yayın tarihi: Son güncelleme:

Kaynakça

  1. National Institute for Health and Care Excellence (NICE) — Servikal disk protezi ile total disk replasmanı girişim rehberinice.org.uk/guidance/ipg341
  2. StatPearls - National Center for Biotechnology Information (NCBI Bookshelf) — Servikal disk artroplastisi (yapay disk)ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK560731
  3. National Library of Medicine - PubMed (NLM) — Servikal disk artroplastisi ve ACDF karşılaştırmasıpubmed.ncbi.nlm.nih.gov/30913272
  4. American Academy of Orthopaedic Surgeons - OrthoInfo (AAOS) — Boyun fıtığı (servikal disk herniasyonu) tanı ve tedaviorthoinfo.aaos.org/en/diseases--conditions/cervical-radiculopathy-pinched-nerve

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Beyin ve Sinir Cerrahisi Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

15 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.