Kulak Burun Boğaz

Hipoglossal Sinir Stimülasyonu

Klinik bulgularıyla dikkat çeken ve doğru değerlendirme gerektiren bir durumdur. Klinik özellikleri ve değerlendirme yaklaşımını öğrenin.

Obstrüktif uyku apnesi, uyku sırasında üst hava yolunun tekrarlayan biçimde daralması veya tamamen kapanmasıyla ortaya çıkan, solunum duraklamalarına ve kan oksijen düzeyinde düşüşe yol açan kronik bir bozukluk olarak tanımlanır. Toplumda görülme sıklığı yaşla birlikte artmakta, orta yaş grubunda erişkinlerin önemli bir bölümünü etkilemektedir. Hastalık yalnızca gece uykusunun bölünmesine değil, gün içi aşırı uyku hâli, konsantrasyon güçlüğü, sabah baş ağrısı ve iş verimliliğinde azalmaya da neden olmaktadır. Uzun vadede kontrolsüz seyreden olgularda hipertansiyon, ritim bozuklukları, koroner arter hastalığı, inme ve tip 2 diyabet gibi metabolik ve kardiyovasküler tabloların sıklığında belirgin bir artış bildirilmektedir. Bu nedenle obstrüktif uyku apnesi, salt bir uyku sorunu olarak değil, çok sistemli bir sağlık meselesi olarak değerlendirilir.

Standart yaklaşımda ilk basamak, yaşam tarzı düzenlemeleri ile birlikte pozitif hava yolu basıncı cihazlarının kullanımı olarak öne çıkmaktadır. Sürekli pozitif hava yolu basıncı uygulaması, hava yolunu pnömatik bir destekle açık tutarak solunum duraklamalarını azaltmaya katkı sağlar. Ancak literatürde ve klinik uygulamada, cihaza uzun süreli uyumun sınırlı kaldığı olguların azımsanmayacak bir oran oluşturduğu görülmektedir. Maske teması, hava basıncının rahatsız edici hissedilmesi, cilt tahrişi, klostrofobi benzeri şikâyetler, ağız kuruluğu ve gürültü gibi etkenler cihaz kullanımının bırakılmasına neden olabilmektedir. Bu grup hastalarda alternatif yaklaşımlara duyulan gereksinim, son yıllarda yeni teknolojik çözümlerin klinik uygulamaya girmesini hızlandırmıştır.

Hipoglossal sinir stimülasyonu, orta ve ağır düzey obstrüktif uyku apnesi bulunan ve pozitif hava yolu basıncı cihazına uyum sağlayamayan seçilmiş hastalarda gündeme gelen implant temelli bir yaklaşım olarak tanımlanır. Sistem; göğüs ön duvarına yerleştirilen bir jeneratör, dil hareketlerinden sorumlu olan hipoglossal sinire yönlendirilen bir stimülasyon elektrodu ve solunum döngüsünü algılayan bir sensör bileşeninden oluşmaktadır. Cihaz, hastanın uykuya geçmesiyle birlikte etkinleştirilir ve solunumun inspirasyon fazına eş zamanlı olarak dile hafif bir elektriksel uyarı gönderir. Bu uyarı, dilin geriye doğru düşerek hava yolunu daraltmasını engelleyecek biçimde dili öne doğru hareketlendirir. Böylece uyku sırasında üst hava yolu açıklığının korunmasına katkı sunulmuş olur.

Yöntemin gelişim sürecine bakıldığında, dilin ve üst hava yolu kaslarının nöromodülasyon aracılığıyla desteklenmesi fikrinin uzun yıllara dayanan bir araştırma birikiminden beslendiği görülmektedir. Klinik çalışmalarda solunum eforuna senkronize uyarı stratejisinin, sabit ritimli uyarıya kıyasla daha fizyolojik bir yanıt sağladığı bildirilmiştir. Günümüzde kullanılan sistemler, hastanın kendine özgü solunum örüntüsünü öğrenerek uyaranı bireysel biçimde ayarlayabilmektedir. Cihaz üzerindeki uzaktan kumanda ile hasta, uyku öncesinde sistemi etkinleştirebilir, sabah kalktığında kapatabilir ve gerektiğinde uyarı şiddetini önceden belirlenmiş sınırlar içinde ayarlayabilir. Bu bireysel programlanabilirlik, uzun dönem uyumu destekleyen unsurlar arasında sayılmaktadır.

Hipoglossal sinir stimülasyonunun uygun aday belirleme sürecinde ayrıntılı bir değerlendirme protokolü izlenmektedir. Hastanın öncelikle polisomnografi ile belgelenmiş orta ya da ağır düzeyde obstrüktif uyku apnesi tanısı bulunması, apne-hipopne indeksinin belirlenen aralıklarda seyretmesi ve santral apne oranının belirli bir eşiğin altında kalması aranan koşullar arasındadır. Vücut kitle indeksi belirli bir üst sınırın altında olan, pozitif hava yolu basıncı cihazına yeterli uyum gösteremediği objektif verilerle ortaya konmuş yetişkin hastalar öncelikli olarak değerlendirilir. Ayrıca uyku sırasında ilaç etkisiyle yapılan endoskopik inceleme aracılığıyla üst hava yolunun kollaps paterni incelenir. Yumuşak damak düzeyinde tam çevresel tıkanma paterni saptanan olgularda yöntemin etkinliği sınırlı kaldığından, bu grup hastalar genellikle farklı yaklaşımlara yönlendirilir.

Hasta seçim aşamasında kulak burun boğaz uzmanı, göğüs hastalıkları uzmanı, nöroloji uzmanı ve gerektiğinde çene cerrahisi hekiminin yer aldığı çok disiplinli bir değerlendirme büyük önem taşımaktadır. Bu ekip yaklaşımı, olası eşlik eden anatomik varyasyonların, kronik akciğer hastalıklarının, ritim bozukluklarının ve nörolojik ek tanıların bütüncül biçimde ele alınmasına olanak sağlar. Ek olarak psikolojik değerlendirme, hastanın uzun soluklu bir implant süreciyle uyum sağlama potansiyelini ortaya koyması bakımından anlamlıdır. Böyle çok yönlü bir kabul süreci, uzun dönem sonuçların öngörülebilirliğini artırmakta ve yönteme uygun olmayan olguların erken aşamada belirlenmesini kolaylaştırmaktadır.

Cerrahi aşama, genel anestezi altında ve genellikle üç küçük kesi üzerinden gerçekleştirilir. Boyunda dilin altında bulunan hipoglossal sinire mikrocerrahi teknikle ulaşılır ve sinirin dili öne hareketlendiren dallarına stimülasyon elektrodu yerleştirilir. Göğüs ön duvarına, köprücük kemiği altına küçük bir cepte jeneratör konumlandırılır. Solunum sensörü ise kaburgalar arasındaki uygun bir bölgeye yerleştirilerek göğüs duvarının solunum hareketlerini algılamasına olanak tanır. Tüm bileşenler cilt altında kalır ve dış görünümde belirgin bir iz oluşturmadan ilerler. Cerrahi işlem çoğu durumda üç ila dört saat sürer; hastalar genellikle bir gecelik hastane gözleminin ardından günlük yaşamlarına dönebilecek biçimde taburcu edilir. İyileşme sürecinde birkaç haftalık bir istirahat dönemi önerilir; bu sürede sistem henüz aktive edilmemiştir.

Ameliyat sonrasında yaklaşık bir aylık iyileşme aralığının ardından cihazın aktivasyonu planlanır. Bu randevu sırasında jeneratörün ayarları programlanır, hastaya cihaz kullanımına ilişkin ayrıntılı bilgi verilir ve uzaktan kumandanın kullanımı gösterilir. İlerleyen haftalarda ince ayar amacıyla ek programlama seansları düzenlenir. Bu seanslarda uyarı şiddeti, hastanın toleransı ve solunum yanıtı gözetilerek kademeli olarak titre edilir. Ayrıca ek bir uyku çalışması ile cihazın etkinliği objektif verilerle değerlendirilir; apne-hipopne indeksindeki değişim, oksijen desatürasyon örüntüsü ve uyku mimarisi karşılaştırmalı biçimde incelenir. Bu titrasyon süreci genellikle birkaç ay sürer ve hastanın konforu ile klinik yanıt arasındaki dengeyi kurmayı amaçlar.

Yöntemin klinik etkinliğine bakıldığında, uygun endikasyonla seçilmiş hasta gruplarında apne-hipopne indeksinde belirgin düşüşler ve oksijen desatürasyon değerlerinde iyileşmeye katkı sağladığı bildirilmektedir. Uzun dönemli takip çalışmalarında elde edilen kazanımların yıllar boyunca sürdürülebildiği, gündüz uykululuk skorlarında düşüş, yaşam kalitesi ölçeklerinde artış ve horlama şiddetinde azalma gözlendiği rapor edilmiştir. Yatak partnerlerinin de sürecin dolaylı yararlanıcıları arasında olduğu, uyku bütünlüğünün iki taraflı olarak korunmasına katkı sağladığı vurgulanmaktadır. Yine de bireyler arasında yanıt farklılıklarının bulunduğu ve tüm hastalarda aynı düzeyde iyileşmeye katkı sağlanamayabileceği unutulmamalıdır.

Herhangi bir implant temelli yaklaşımda olduğu gibi hipoglossal sinir stimülasyonunda da olası komplikasyonlar bulunmaktadır. Kısa dönemde ameliyat bölgesinde ağrı, geçici his değişiklikleri, dilde hafif hareket kısıtlılığı, dilin uyarım yönünde belirgin biçimde asimetrik hareket etmesi ya da uyarı sırasında geçici rahatsızlık hissi görülebilmektedir. Bu belirtilerin büyük bölümü haftalar içinde geriler. Nadiren enfeksiyon, elektrodun yer değiştirmesi, jeneratör cebinde sıvı birikimi ya da cihazın teknik arızası gibi durumlar bildirilmektedir. Uzun vadede batarya ömrünün tamamlanmasıyla birlikte jeneratörün değişimi gündeme gelmektedir; bu değişim genellikle küçük çaplı, kısa süreli bir işlemle gerçekleştirilir. Hastaların komplikasyonlar ve olası müdahaleler hakkında işlem öncesinde ayrıntılı biçimde bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Cihazın günlük kullanımı, hastanın yaşam düzenine kolaylıkla entegre olabilecek biçimde tasarlanmıştır. Uyku öncesinde uzaktan kumanda yardımıyla sistem etkinleştirilir; belirli bir gecikme süresi tanınarak hastanın uykuya dalması sağlanır ve ardından uyarı devreye girer. Sabah kalkıldığında cihaz yeniden kapatılır. Kumanda üzerinde uyarı şiddetinin sınırlı bir aralıkta artırılıp azaltılmasına olanak tanıyan bir ayar bulunur; bu, hastanın alışma sürecinde konforunu desteklemek amacıyla eklenmiştir. Cihazın manyetik rezonans görüntüleme uyumluluğu üretici tarafından tanımlanmış koşullar çerçevesinde bildirilmekte, hastalara bu konuda özel bir kart verilmekte ve görüntüleme öncesinde ilgili hekimlerle iletişim kurulması önerilmektedir.

Hipoglossal sinir stimülasyonu, tek başına değil çok bileşenli bir uyku sağlığı yaklaşımının parçası olarak konumlandırılmaktadır. Kilo yönetimi, alkol ve sedatif kullanımının sınırlandırılması, düzenli fiziksel etkinlik, uyku hijyeninin desteklenmesi ve eşlik eden metabolik hastalıkların kontrol altında tutulması, yöntemin sağladığı klinik kazanımların sürdürülebilirliği bakımından belirleyicidir. Nazal tıkanıklığa neden olan yapısal sorunların uygun biçimde ele alınması, alerjik rinit gibi kronik durumların yönetilmesi ve gastroözofageal reflünün kontrolü de üst hava yolu dinamiklerini olumlu yönde etkileyen faktörler arasında yer almaktadır. Bu bütüncül yaklaşımla yönetilen olgularda, cihazın sunduğu nöromodülasyon etkisi anatomik ve metabolik iyileşmelerle güçlenerek daha kararlı sonuçlar üretebilmektedir.

Yöntemin diğer cerrahi seçeneklerle karşılaştırılması sıklıkla gündeme gelen bir başka konudur. Klasik üst hava yolu cerrahileri arasında yumuşak damak ve bademcik bölgesine yönelik girişimler, dil kökü küçültme işlemleri ve maksillomandibular ilerletme ameliyatları yer almaktadır. Bu girişimlerin her biri belirli hasta profillerinde anlamlı yanıt sağlayabilmekte, ancak anatomik değişiklik içerdiklerinden geri dönüşü sınırlı olabilmektedir. Hipoglossal sinir stimülasyonu ise anatomik yapıya kalıcı bir değişiklik uygulamadan, fonksiyonel bir destek sağlayarak farklı bir mekanizma üzerinden etki gösterir. Bu yönüyle özellikle anatomik cerrahilere uygun görülmeyen ya da bu yaklaşımlarla yeterli yanıt alınamamış olgularda değerlendirmeye alınmaktadır. Yöntem seçiminde hastanın anatomik özellikleri, ek tanıları, beklentileri ve yaşam biçimi belirleyici olmaktadır.

Ekonomik yük açısından değerlendirildiğinde, implant temelli sistemler ilk kurulum döneminde belirgin bir gider oluşturmaktadır. Ancak orta ve uzun vadeli bir bakış açısıyla incelendiğinde, kontrolsüz seyreden uyku apnesinin kardiyovasküler olaylar, iş gücü kayıpları, trafik kazaları ve eşlik eden hastalıkların yönetimi üzerinden yarattığı dolaylı yük göz ardı edilmemesi gereken bir boyuta ulaşmaktadır. Bu nedenle uygun endikasyonla seçilen hastalarda yöntemin sağlık ekonomisi açısından anlamlı bir yer tuttuğu bildirilmektedir. Geri ödeme kapsamı ülkeden ülkeye farklılık göstermekte olup ülkemizde de belirli koşullar çerçevesinde değerlendirilmektedir. Hastaların bu konuda güncel bilgiye kendi sağlık kurumları ve ilgili resmi kaynaklar aracılığıyla ulaşması önerilir.

Uzun dönem takip protokollerinde hastalar, cihazın etkinliğinin sürekliliğini değerlendirmek amacıyla belirli aralıklarla poliklinik kontrollerine çağrılır. Bu kontrollerde subjektif uyku kalitesi anketleri, gündüz uykululuk ölçekleri ve gerektiğinde tekrar uyku çalışmaları uygulanır. Cihazın bataryası, elektrod bütünlüğü ve algılama fonksiyonu telemetri aracılığıyla incelenir. Yaşam biçimi değişiklikleri, kilo dalgalanmaları ya da eşlik eden hastalıkların seyrindeki değişiklikler doğrultusunda uyarı parametreleri güncellenebilir. Böylece cihaz statik bir çözüm olarak değil, hastanın klinik gidişine göre dinamik biçimde yeniden ayarlanabilen bir sistem olarak konumlanır.

Hipoglossal sinir stimülasyonu yönteminin gelecekte daha geniş kitlelere ulaşması bakımından araştırma başlıkları hızla genişlemektedir. Yumuşak damak düzeyinde çevresel kollaps paterni bulunan olgular için farklı elektrod tasarımları, çok noktalı uyarı stratejileri, daha küçük boyutlu ve daha uzun batarya ömrüne sahip jeneratörler ile solunum döngüsünü algılamayan, sürekli düşük yoğunluklu uyarı sunan yeni nesil sistemler üzerinde çalışmalar sürmektedir. Aday havuzunun genişletilmesine yönelik pediatrik grup çalışmaları, Down sendromu gibi belirli genetik durumlarla ilişkili uyku apnesinde elde edilen deneyimler ve santral apne bileşeni bulunan karışık formlar üzerine yürütülen araştırmalar da alanın gelişimine katkı sağlamaktadır. Bu ilerlemeler, obstrüktif uyku apnesi olan bireylerin kişiselleştirilmiş yaklaşımla yönetilme olanaklarını genişletmektedir.

Sonuç olarak hipoglossal sinir stimülasyonu, pozitif hava yolu basıncı cihazına uyum sağlayamayan seçilmiş orta ve ağır obstrüktif uyku apnesi hastalarında değerlendirmeye alınan, fizyolojik temelli ve programlanabilir bir yaklaşım olarak dikkat çekmektedir. Uygun hasta seçimi, çok disiplinli değerlendirme, deneyimli bir cerrahi ekip ve düzenli takip, yöntemin sağladığı klinik yararların sürdürülebilirliği bakımından belirleyici unsurlar arasında yer almaktadır. Yaşam tarzı düzenlemeleri, kilo yönetimi ve eşlik eden hastalıkların kontrolü ile birlikte ele alındığında, cihaz uykuda solunum güvenliğinin korunmasına anlamlı katkı sunabilmektedir. Obstrüktif uyku apnesi tanısı bulunan ve mevcut yaklaşımlarla yeterli yanıt alamamış bireylerin, kulak burun boğaz ve uyku tıbbı alanında deneyimli bir merkezde ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi, yöntemin kendilerine uygunluğunun belirlenmesi bakımından önemlidir.

Kaynakça

  1. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Hypoglossal Nerve Stimulation ve obstrüktif uyku apnesi tedavisiwww.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK594262/
  2. MedlinePlus — Obstructive sleep apnea (obstrüktif uyku apnesi)medlineplus.gov/ency/article/000811.htm
  3. Mayo Clinic — Obstructive sleep apnea: diagnosis & treatmentwww.mayoclinic.org/diseases-conditions/obstructive-sleep-apnea/diagnosis-treatment/drc-20352095
  4. NHLBI (National Heart, Lung, and Blood Institute) — Sleep Apnea: treatmentwww.nhlbi.nih.gov/health/sleep-apnea/treatment

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Sık Sorulan Sorular

10 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.