Çocuk Ürolojisi

Transplant Böbrekte Ürolojik Komplikasyonlar

Rehberi, sık karşılaşılan bir tablodur ve farklı yaş gruplarında değişik şekillerde ortaya çıkabilir. Detaylı bilgi için sayfa içeriğini inceleyin.

Böbrek nakli, son dönem böbrek yetmezliğinin yönetiminde uygulanan renal replasman yaklaşımları arasında yaşam süresi ve yaşam kalitesi açısından en olumlu sonuçları sağlayan yöntemlerden biri olarak kabul edilmektedir. Cerrahi ve immünosüpresif protokollerdeki gelişmeler sayesinde greft ve hasta sağkalımı belirgin biçimde uzamış olsa da nakil sonrası dönemde ortaya çıkabilen ürolojik komplikasyonlar, greft fonksiyonunu ve hastanın klinik seyrini etkileyen önemli sorunlar arasında yer almaya devam etmektedir. Bu komplikasyonların bir bölümü erken cerrahi dönemde belirgin hâle gelirken bir bölümü aylar hatta yıllar sonra sinsi bir seyirle karşımıza çıkabilmektedir. Ürolojik komplikasyonların erken tanınması ve uygun yaklaşımla yönetilmesi, greft ömrünün korunması açısından belirleyici bir öneme sahiptir.

Transplantasyonda kullanılan cerrahi teknik, üriner sistem komplikasyonlarının sıklığını ve niteliğini doğrudan etkileyen unsurlar arasındadır. Donör böbreğin ürettiği idrarın alıcının mesanesine güvenli bir biçimde ulaştırılması amacıyla uygulanan üreteroneosistostomi işlemi, günümüzde çoğunlukla ekstravezikal Lich-Gregoir tekniği ile gerçekleştirilmektedir. Bu yöntemde submukozal tünel oluşturularak vezikoüreteral reflüye karşı bir bariyer sağlanması hedeflenmektedir. Cerrahi sırasında üreter uzunluğunun korunması, kanlanmanın titizlikle değerlendirilmesi ve anastomoz hattında gerginlik oluşturulmaması, postoperatif dönemdeki komplikasyon oranlarını belirleyen etkenlerin başında gelmektedir. Buna karşın en özenli cerrahi uygulamalarda dahi ürolojik sorunların bir bölümü kaçınılmaz biçimde görülebilmekte ve multidisipliner bir yaklaşımı gerekli kılmaktadır.

Nakil sonrası dönemde en sık karşılaşılan ürolojik komplikasyonların başında idrar kaçağı gelmektedir. Bu durum genellikle ilk bir ay içerisinde belirti vermekte ve çoğu olguda üreter distal ucundaki iskemik nekroz zeminine bağlanmaktadır. Donör üreterinin beslenmesi büyük ölçüde renal pelvisten kaynaklanan tek bir arteriyel yapıyla sağlandığından, distal segment iskemiye karşı özellikle duyarlıdır. Klinik tabloda dren çıkışında beklenmeyen artış, cerrahi bölgede şişlik, karın ağrısı, ateş, idrar çıkışında azalma ve serum kreatinin düzeyinde yükselme dikkati çekmektedir. Drenaj sıvısında kreatinin ölçümünün serum değerinin belirgin biçimde üzerinde saptanması, tanı açısından yönlendirici bir bulgudur. Ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve gerektiğinde sintigrafik incelemeler ile lokalizasyon belirlenmekte; küçük kaçaklarda üreteral stent ve mesane kateteri ile konservatif yaklaşım yeterli olabilmekte, geniş defektlerde ise cerrahi revizyon gündeme gelmektedir.

İdrar kaçağının bir diğer önemli sonucu ürinomdur. Retroperitoneal alanda biriken idrar, çevre dokularda inflamasyon, greft üzerinde bası ve enfeksiyon riski oluşturmaktadır. Perkütan drenaj ile koleksiyonun boşaltılması, üreteral stent yerleştirilmesi ve idrar akımının mesaneye yönlendirilmesi ile birçok olguda konservatif yaklaşımla süreç yönetilebilmektedir. Tekrarlayan veya büyük hacimli ürinomlarda, altta yatan üreteral defektin cerrahi olarak onarılması gerekli olabilmektedir. Bu tür durumlarda alıcının kendi üreterinin greft üreterine anastomoz edildiği üreteroüreterostomi, piyeloüreterostomi veya mesane flebi gibi rekonstrüktif seçenekler değerlendirilmektedir.

Üreteral darlık, transplantasyon sonrası orta ve geç dönemde en sık gözlenen ürolojik sorunlar arasında yer almaktadır. Genellikle ilk altı ay içerisinde ortaya çıkmakla birlikte yıllar sonra da tanı alan olgular bildirilmektedir. Darlığın en sık nedeni distal üreterdeki kronik iskemiye bağlı fibrotik değişikliklerdir. Bunun yanı sıra dış bası, periüreteral lenfosel, geç dönem enfeksiyonlar, BK virüsü ile ilişkili üreteropati ve teknik hatalar etiyolojide rol oynayabilmektedir. Klinik tabloda çoğu durumda ağrısız bir kreatinin yükselmesi ve ultrasonografide hidronefroz saptanmaktadır. Tanısal değerlendirmede antegrad piyelografi, manyetik rezonans ürografi ve nefrostomi kateteri üzerinden yapılan görüntülemeler yönlendirici olmaktadır.

Üreteral darlığın yönetiminde endoürolojik yaklaşımlar ilk basamağı oluşturmaktadır. Perkütan nefrostomi ile üriner sistemin dekomprese edilmesinin ardından antegrad veya retrograd yolla balon dilatasyon, endoüreterotomi ve stentleme uygulanabilmektedir. Kısa segmentli, erken dönem darlıklarında endoskopik yöntemlerin başarı oranı belirgin biçimde yüksek olarak bildirilmektedir. Buna karşın iki santimetreyi aşan uzun segment darlıklarında, tekrarlayan olgularda ve fibrotik zeminin belirgin olduğu durumlarda açık ya da minimal invaziv cerrahi rekonstrüksiyon daha kalıcı sonuçlar sağlamaktadır. Robotik yardımlı üreteroneosistostomi, son yıllarda seçilmiş olgularda giderek daha fazla tercih edilen bir yaklaşım hâline gelmiştir.

Vezikoüreteral reflü, transplant böbrekte sık gözlenen ancak klinik önemi olgudan olguya değişen bir bulgudur. Ekstravezikal anastomoz tekniğinin doğası gereği reflü sıklığı belirli düzeyde kabul edilmektedir. Asemptomatik hafif reflü, çoğu durumda greft fonksiyonu üzerinde belirgin bir olumsuzluk oluşturmamaktadır. Bununla birlikte tekrarlayan piyelonefrit atakları, greft fonksiyonunda kademeli bozulma ve yüksek dereceli reflü varlığında müdahale gerekli olabilmektedir. Endoskopik submukozal enjeksiyon yöntemleri, düşük ve orta dereceli reflüde tercih edilen minimal invaziv seçenekler arasındadır. Yanıt alınamayan olgularda yeniden üreteroneosistostomi düşünülmektedir.

İdrar yolu enfeksiyonları, transplant alıcılarında en sık görülen enfeksiyöz komplikasyonlar arasında yer almakta ve ürolojik değerlendirmenin ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır. İmmünosüpresif yükün yüksek olduğu erken dönemde, üretral kateter, üreteral stent ve cerrahi manipülasyona bağlı olarak enfeksiyon riski belirgin biçimde artmaktadır. Yineleyen enfeksiyonlarda üreteral darlık, reflü, mesane disfonksiyonu, taş hastalığı ve kalıcı stent varlığı gibi altta yatan ürolojik nedenler mutlaka araştırılmalıdır. Etken mikroorganizmanın belirlenmesi ve dirençli patojenlerin yönetimi açısından idrar kültürüne dayalı akılcı antibiyotik yaklaşımı önerilmektedir.

Lenfosel, cerrahi disseksiyon sırasında zedelenen lenfatik kanallardan kaynaklanan lenfatik sıvı birikimlerini ifade etmektedir. Genellikle ilk aylar içinde belirti vermekte; küçük koleksiyonlar rastlantısal olarak saptanabilirken büyük lenfoseller üreter, mesane, iliak damarlar ve greft üzerinde bası oluşturarak hidronefroz, alt ekstremite ödemi, derin ven trombozu ve greft disfonksiyonu tablolarına yol açabilmektedir. Küçük ve asemptomatik lenfoseller çoğu durumda takip ile yönetilmektedir. Semptomatik olgularda perkütan drenaj, skleroterapi ve laparoskopik peritoneal pencereleme başlıca yaklaşımlar arasında değerlendirilmektedir. Laparoskopik marsupializasyon, kalıcı sonuç açısından tercih edilen yöntemler arasındadır.

Transplant böbrekte taş hastalığı, göreli olarak nadir görülmekle birlikte önemli bir ürolojik sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Taşların bir kısmı donör böbrekten kaynaklanırken bir kısmı alıcıda nakil sonrası dönemde gelişmektedir. Kronik idrar yolu enfeksiyonları, üreteral yabancı cisimler, hiperparatiroidi, hiperkalsiüri, hiperürisemi, distal renal tübüler asidoz ve immünosüpresif ilaçların metabolik etkileri taş oluşumuna zemin hazırlayan başlıca etkenler arasındadır. Denerve greftte klasik renal kolik ağrısının bulunmaması nedeniyle tablo çoğu durumda kreatinin yükselmesi, hidronefroz ya da tekrarlayan enfeksiyon şeklinde ortaya çıkmaktadır. Küçük taşlarda ekstrakorporeal şok dalga litotripsi, orta boyutlu taşlarda üreterorenoskopi ve büyük taş yükünde perkütan nefrolitotomi seçenekleri değerlendirilmektedir.

Alıcının kendi üriner sistemine ait yapısal ve işlevsel sorunlar, transplantasyon öncesi ve sonrası dönemde titizlikle ele alınması gereken konular arasındadır. Uzun süreli diyaliz dönemi sonrasında oluşan küçük kapasiteli mesane, düşük kompliyanslı mesane, nörojen mesane disfonksiyonu ve mesane çıkım tıkanıklığı, greftin üzerine kabul edildiği alt üriner sistemi doğrudan etkilemektedir. Yüksek basınçlı bir mesane ortamı, greft üreterinde reflü, hidronefroz ve fonksiyon kaybı riskini artırmaktadır. Nakil öncesi ürodinamik değerlendirme, mesane kapasite ve kompliyansının belirlenmesi, gerekli olgularda augmentasyon sistoplastisi ya da temiz aralıklı kateterizasyon eğitimi ile alt üriner sistemin greft için uygun hâle getirilmesi hedeflenmektedir.

Erkek alıcılarda benign prostat büyümesine bağlı mesane çıkım tıkanıklığı, nakil sonrası erken dönemde idrar retansiyonu, artmış rezidü ve tekrarlayan enfeksiyonlarla belirginleşebilmektedir. İmmünosüpresyon altındaki bir hastada uygulanacak prostat girişimlerinin zamanlaması ve yönteminin dikkatle planlanması gerekmektedir. Medikal yaklaşımların yetersiz kaldığı olgularda transüretral prostat cerrahisi düşünülebilmekte; işlem, greft fonksiyonu ve enfeksiyon riski gözetilerek uygun dönemde uygulanmaktadır. Kadın alıcılarda ise pelvik taban disfonksiyonu, stres inkontinansı ve tekrarlayan sistit tabloları yaşam kalitesini etkileyen sorunlar arasında değerlendirilmektedir.

BK virüsü ile ilişkili üropati, son yıllarda giderek daha fazla dikkat çeken bir tablo olarak ön plana çıkmaktadır. Polyomavirüs ailesinden BK virüsünün reaktivasyonu, üroepitelde inflamasyona ve fibrotik değişikliklere yol açarak üreteral darlık ve greft disfonksiyonuna neden olabilmektedir. İmmünosüpresyon düzeyinin ayarlanması, viral yükün izlenmesi ve gelişen darlıkların endoürolojik ya da cerrahi yöntemlerle yönetilmesi bir arada değerlendirilmektedir. Nakil sonrası malignite riski de göz önünde bulundurularak üriner sistem ile ilgili yeni ortaya çıkan hematüri, kitle veya obstrüksiyon bulguları ayrıntılı biçimde araştırılmaktadır.

Ürolojik komplikasyonların yönetiminde görüntüleme yöntemleri belirleyici bir yer tutmaktadır. Doppler ultrasonografi, greft perfüzyonu ve toplayıcı sistem hakkında ilk basamak değerlendirmeyi sağlamaktadır. Rezistif indeks değerleri, hidronefroz derecesi ve perirenal koleksiyonlar hakkında bilgi vermektedir. Manyetik rezonans ürografi, radyasyon yükü olmaksızın üriner sistemin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesine olanak tanımaktadır. Nefrostomi kateteri üzerinden yapılan antegrad piyelografi, darlık lokalizasyonunun ve uzunluğunun belirlenmesinde referans yöntem olarak kabul edilmektedir. Nükleer tıp incelemeleri, greft fonksiyonu ve idrar boşaltımı hakkında tamamlayıcı veriler sunmaktadır.

Transplant böbrekte ürolojik komplikasyonların önlenmesi ve erken saptanması, cerrahi ekip, nefroloji ve üroloji birimlerinin uyumlu çalışmasıyla mümkün olmaktadır. Cerrahi teknik seçimi, üreteral stent kullanımına ilişkin protokoller, postoperatif dönemde düzenli görüntüleme takipleri ve kreatinin değişikliklerinin dikkatle izlenmesi bu sürecin temel bileşenleri arasındadır. İmmünosüpresif protokolün bireyselleştirilmesi, enfeksiyon profilaksisi ve metabolik risk faktörlerinin yönetilmesi, ürolojik komplikasyon sıklığını azaltmaya katkı sağlayan yaklaşımlar arasında yer almaktadır.

Sonuç olarak transplant böbrekte ürolojik komplikasyonlar, greft ve hasta sağkalımı üzerinde belirleyici etkileri olan geniş bir sorun yelpazesini kapsamaktadır. İdrar kaçağı, üreteral darlık, vezikoüreteral reflü, lenfosel, taş hastalığı, enfeksiyonlar ve alt üriner sistem işlev bozuklukları başta olmak üzere farklı klinik tablolar, olguya özgü değerlendirme ile ele alınmaktadır. Endoürolojik yöntemlerdeki gelişmeler, minimal invaziv cerrahi seçenekler ve robotik teknolojilerin ürolojik rekonstrüksiyonda kullanılabilir hâle gelmesi, bu komplikasyonların yönetiminde giderek daha iyi sonuçlar elde edilmesine olanak tanımaktadır. Multidisipliner ekip yaklaşımı, düzenli izlem ve bireyselleştirilmiş yaklaşım kararlarının bir arada uygulanması, transplant böbreğin uzun dönem işlevinin korunması açısından belirleyici öneme sahiptir.

Kaynakça

  1. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Kidney Transplantation ve Ürolojik Komplikasyonlarncbi.nlm.nih.gov/books/NBK567755/
  2. MedlinePlus — Kidney Transplantmedlineplus.gov/kidneytransplantation.html
  3. National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) — Kidney Transplantniddk.nih.gov/health-information/kidney-disease/kidney-failure/kidney-transplant
  4. Mayo Clinic — Kidney Transplantmayoclinic.org/tests-procedures/kidney-transplant/about/pac-20384777

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Sık Sorulan Sorular

10 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.