Sırt bölgesinde yıllardır süren, bazen kaburgalara doğru kuşak gibi yayılan o sinsi ağrı, çoğu zaman kas tutulması ya da basit bir duruş bozukluğu sanılır. Oysa göğüs omurlarından çıkan sinir köklerinin sıkışması veya tahriş olması sonucunda ortaya çıkan torasik radikülopati, sırt orta bölgesinden başlayıp göğüs kafesini saran ağrılarla kendini gösterebilir. Boyun ve bel bölgesindeki sinir sıkışmaları kadar sık görülmese de yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen bir tablodur.
Torasik radikülopati, sırt orta kısmındaki on iki adet göğüs omurundan birinin hizasında, sinir kökünün baskı altında kalmasıyla ortaya çıkar. Bu sıkışma; fıtık, dejeneratif değişiklikler, travma veya enfeksiyon gibi pek çok nedenden kaynaklanabilir. Hastalar çoğu zaman önce kalp veya akciğer sorunundan şüphelenir, çünkü ağrı göğüs ön duvarına vurabilir ve nefes alıp vermekle artabilir. Doğru tanı konulduğunda ise süreç genellikle yapılandırılmış bir yaklaşımla kontrol altına alınabilir.
Kimlerde Görülür?
Torasik radikülopati, genellikle orta ve ileri yaş grubunda görülen bir tablodur. Otuz beş yaş üzerindeki bireylerde omurga disklerinde başlayan dejeneratif değişiklikler, sinir köklerinin geçtiği kanalların daralmasına zemin hazırlar. Özellikle masa başında uzun saatler kambur oturan ofis çalışanları, ağır yük taşıyan işçiler ve uzun süre direksiyon başında kalan sürücüler bu tablonun en sık karşılaşıldığı meslek gruplarındandır. Hareketsiz yaşam tarzı da omurganın bu bölgesindeki kasların zayıflamasına yol açar.
Diyabet hastalarında torasik radikülopati ayrı bir başlık altında ele alınır. Uzun süreli yüksek kan şekeri, sinir kökünü besleyen küçük damarları etkileyerek diyabetik torasik radikülopati adı verilen tabloya neden olabilir. Bu hastalarda ağrı genellikle gövdenin tek tarafında kuşak biçiminde yayılır ve haftalar içinde belirgin biçimde artabilir. Benzer şekilde uzun süre kortizon kullanan, osteoporozu olan bireyler de göğüs omurlarındaki kemik yapısı zayıfladığı için risk altındadır.
Travma öyküsü olan kişilerde de bu tablo karşımıza çıkabilir. Trafik kazaları, yüksekten düşmeler veya spor yaralanmaları sonrasında göğüs omurlarında oluşan zorlanmalar, sinir kökünün baskı altında kalmasına yol açabilir. Ayrıca skolyoz, kifoz gibi omurga eğriliği bulunan bireylerde göğüs bölgesindeki sinir kanalları doğal hizasından kayar ve bu durum yıllar içinde sıkışma tablosuna dönüşebilir. Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda ise enfeksiyöz nedenler ön plana çıkar.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Torasik radikülopatinin en belirgin işareti, sırt orta bölgesinden başlayıp göğüs kafesinin yan duvarına ve ön kısmına doğru kuşak şeklinde yayılan ağrıdır. Bu ağrı çoğu zaman keskin, yanıcı veya elektrik çarpması benzeri bir karakter gösterir. Derin nefes alma, öksürme, hapşırma veya gövdeyi döndürme gibi hareketler ağrıyı belirgin biçimde artırabilir. Hastalar bu nedenle sık sık nefes alıp vermekten çekinir ve yüzeyel solunum yapar.
Ağrıya ek olarak duyusal değişiklikler de tabloya eşlik edebilir. Etkilenen sinir kökünün dağıldığı bölgede uyuşma, karıncalanma, iğne batması hissi ya da tam tersi aşırı dokunma hassasiyeti ortaya çıkabilir. Hastalar tişört ya da gömlek kumaşının tene değmesinden bile rahatsız olabilir. Bazı kişilerde göğüs duvarında, kemerin biraz yukarısında bantlaşmış bir alanda hissizlik tarif edilir. Bu duyusal kuşak, sinir kökünün hangi seviyede etkilendiğini gösteren önemli bir bulgudur.
Daha az sıklıkla, gövde kaslarında güçsüzlük de gelişebilir. Karın duvarı kaslarının bir bölümünün zayıflaması nedeniyle karın bölgesinde tek taraflı şişkinlik, fıtık benzeri bir görünüm dikkat çekebilir. Ayrıca uzun süre ayakta durmakta zorlanma, gövdeyi dik tutmakta yorgunluk hissi ve gece ağrısı nedeniyle uykuda sık sık uyanma sık görülen şikayetlerdendir. Bazı hastalarda mide bulantısı, hazımsızlık ya da göğüs sıkışması gibi atipik belirtiler de tabloya eklenebilir.
- Sırt orta bölgesinden göğüs ön duvarına yayılan kuşak tarzı ağrı
- Derin nefes, öksürük ve hareketle artan keskin batma hissi
- Cilt üzerinde uyuşma, karıncalanma veya aşırı dokunma hassasiyeti
- Geceleri artan ve uykuyu bölen sırt-göğüs ağrısı
- Gövde kaslarında güçsüzlük ve duruş bozukluğu
Nedenleri Nelerdir?
Torasik radikülopatinin en sık karşılaşılan nedeni, omurlar arasındaki disklerin yapısal bütünlüğünü kaybetmesidir. Disk içeriği zamanla su kaybeder, esnekliği azalır ve dış halkada oluşan çatlaklardan dışarı taşabilir. Göğüs bölgesindeki disk fıtıkları, bel ve boyun fıtıklarına göre daha nadir görülse de ortaya çıktığında sinir kökü üzerinde belirgin bir baskı oluşturabilir. Yaşa bağlı dejeneratif değişiklikler bu sürecin başlıca tetikleyicisidir.
İkinci sıklıkta görülen neden, omurga kanalını ve sinir köklerinin geçtiği foramen adı verilen küçük deliklerin daralmasıdır. Bu daralma; kemik çıkıntıları (osteofitler), bağ doku kalınlaşması ve faset eklem dejenerasyonu gibi yaşa bağlı süreçlerle ortaya çıkar. Osteoporozlu hastalarda göğüs omurlarında oluşan çökme kırıkları da sinir kökünün sıkışmasına yol açabilir. Bu kırıklar bazen hafif bir hareketle, hatta öksürmeyle bile gelişebilir.
Enfeksiyöz ve sistemik nedenler de göz ardı edilmemelidir. Zona (herpes zoster) enfeksiyonu, sinir kökü boyunca yerleşerek kuşak tarzı şiddetli ağrıya neden olan klasik bir tablodur. Tüberküloz, omurga apseleri ve nadir tümörler de göğüs bölgesinde sinir kökünü etkileyebilir. Diyabet, vaskülit gibi sistemik hastalıklar ise sinir kökünü besleyen damarları etkileyerek mikrodolaşım bozukluğu üzerinden bu tabloya zemin hazırlar. Travma, omurga ameliyatları sonrası skar dokusu ve doğumsal omurga anomalileri de listede yer alan diğer nedenlerdir.
Tanı Nasıl Konulur?
Tanı sürecinin ilk adımı, ayrıntılı bir tıbbi öykü ve dikkatli bir fizik muayenedir. Hekim; ağrının ne zaman başladığını, hangi hareketlerle arttığını, gece uykuyu bölüp bölmediğini, eşlik eden uyuşma veya güçsüzlük olup olmadığını sorgular. Geçirilmiş travmalar, mevcut kronik hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve aile öyküsü de değerlendirilir. Muayenede gövde hareketleri, refleksler, duyu kusurları ve kas gücü ayrıntılı biçimde incelenir. Cilt üzerinde döküntü, kızarıklık veya hassas bölgeler aranır.
Görüntüleme yöntemleri arasında en değerli bilgiyi manyetik rezonans görüntüleme (MR) sağlar. MR; omurlar arası diskleri, sinir köklerini, omurilik kanalını ve çevre yumuşak dokuları yüksek çözünürlükle gösterir. Disk fıtığı, kanal darlığı, tümör veya enfeksiyon gibi nedenlerin ayırt edilmesinde temel bir incelemedir. Bilgisayarlı tomografi (BT) ise kemik yapıların değerlendirilmesinde, çökme kırıklarının ve osteofitlerin gösterilmesinde tercih edilir. Düz röntgen filmleri genel omurga dizilimi ve önceki kırıklar hakkında fikir verir.
Bazı durumlarda elektrofizyolojik testler de tanıya katkı sağlar. Elektromiyografi (EMG) ve sinir ileti çalışmaları, hangi sinir kökünün etkilendiğini ve etkilenmenin derecesini gösterir. Bu testler özellikle diyabetik torasik radikülopati gibi tabloların ayırt edilmesinde yardımcı olur. Ek olarak kan tetkikleri ile şeker düzeyi, iltihap belirteçleri ve gerekirse enfeksiyon paneli incelenir. Göğüs ön duvarına yayılan ağrılarda kalp ve akciğer kaynaklı nedenleri dışlamak için EKG, ekokardiyografi ve akciğer görüntülemesi de istenebilir.
- Ayrıntılı tıbbi öykü ve nörolojik muayene
- Manyetik rezonans görüntüleme ile sinir kökü değerlendirmesi
- Bilgisayarlı tomografi ile kemik yapı incelemesi
- Elektromiyografi ve sinir ileti çalışmaları
- Kan tetkikleri ve gerektiğinde kalp-akciğer değerlendirmesi
Komplikasyonlar Nelerdir?
Torasik radikülopati erken dönemde fark edilip uygun biçimde yönetilmediğinde, ağrı zamanla kronik bir hal alabilir. Kronikleşen ağrı yalnızca fiziksel bir yük olmakla kalmaz; uyku düzenini bozar, iş gücü kaybına yol açar ve uzun vadede depresyon, anksiyete gibi ruhsal tabloların gelişmesine zemin hazırlar. Sürekli ağrı nedeniyle hareketten kaçınma, sırt ve karın kaslarında belirgin güçsüzlüğe ve duruş bozukluklarına neden olabilir.
Sinir kökü üzerindeki baskı uzun süre devam ettiğinde, kalıcı duyu kayıpları ve kas güçsüzlükleri ortaya çıkabilir. Özellikle gövde kaslarındaki zayıflık, nefes alıp verme mekaniğini etkileyebilir ve solunum kapasitesinde azalmaya yol açabilir. Karın duvarı kaslarındaki tek taraflı güçsüzlük, fıtık benzeri şişkinliklere ve karın içi organların desteklenmesinde aksaklıklara neden olabilir. Bu tabloların geri dönüşü her zaman tam olmayabilir.
Daha ciddi tablolarda omurilik basısı gelişebilir. Disk fıtığının büyük olması, tümör, apse ya da kırığın omurilik kanalına ilerlemesi durumunda bacaklarda güçsüzlük, yürüyüş bozukluğu, idrar ve dışkı kontrolünde sorunlar ortaya çıkabilir. Bu durum acil değerlendirme gerektiren bir tablodur. Ayrıca zona kaynaklı torasik radikülopati sonrasında post-herpetik nevralji adı verilen, aylarca hatta yıllarca süren inatçı ağrı sendromu gelişebilir. Bu nedenle erken tanı ve düzenli takip oldukça önemlidir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Sırtınızın orta bölgesinden başlayıp göğsünüze doğru kuşak gibi yayılan, birkaç günden uzun süren ve istirahatle geçmeyen ağrılarınız varsa bir hekime başvurmanızı öneririz. Özellikle ağrı geceleri artıyor, uykunuzu bölüyor, derin nefes aldığınızda ya da öksürdüğünüzde belirginleşiyorsa bu durumu önemsemelisiniz. Cilt üzerinde uyuşma, karıncalanma ya da dokunmaya karşı aşırı hassasiyet hissediyorsanız değerlendirme almakta gecikmeyin.
Bacaklarınızda güçsüzlük, yürürken dengesizlik, idrar ya da dışkı kontrolünde sorun yaşıyorsanız bu durum acil değerlendirme gerektirir. Aynı şekilde ateş, kilo kaybı, gece terlemesi gibi sistemik belirtilerle birlikte gelişen sırt ağrılarında, ağrı kesicilere yanıt vermeyen şiddetli ağrılarda ya da travma sonrası başlayan şikayetlerde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmalısınız. Diyabet, kanser öyküsü ya da bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanımınız varsa belirtileri daha dikkatli takip etmeniz gerekir.
Göğsünüzde sıkışma, nefes darlığı, soğuk terleme veya kola yayılan ağrı eşlik ediyorsa kalp kaynaklı nedenleri dışlamak için en yakın acil servise başvurmanız gerekir. Ağrının zona benzeri döküntülerle birlikte ortaya çıkması durumunda da erken dönemde başlanan değerlendirme, ileride gelişebilecek inatçı sinir ağrılarının önüne geçilmesinde belirleyici unsurdur. Erken başvuru, doğru tanı ve uygun yönetim planı için temel bir adımdır.
- Birkaç günden uzun süren, istirahatle geçmeyen sırt-göğüs ağrısı
- Bacaklarda güçsüzlük, yürüyüş bozukluğu, idrar-dışkı kontrol sorunu
- Ateş, kilo kaybı, gece terlemesi gibi sistemik belirtiler
- Travma sonrası başlayan ya da hızla şiddetlenen ağrı
- Döküntü, kızarıklık ve cilt hassasiyetiyle birlikte gelişen şikayetler
Son Değerlendirme
Torasik radikülopati, göğüs omurlarından çıkan sinir köklerinin baskı altında kalmasıyla ortaya çıkan, sırttan göğüs ön duvarına yayılan ağrı, duyu değişiklikleri ve zaman zaman kas güçsüzlüğüyle seyreden bir tablodur. Dejeneratif disk değişikliklerinden enfeksiyonlara, travmalardan diyabete kadar geniş bir neden yelpazesi vardır. Ayrıntılı muayene, manyetik rezonans görüntüleme ve gerektiğinde elektrofizyolojik testler ile kesin tanı sağlanır; erken dönemde fark edilen olgular yapılandırılmış bir planla belirgin biçimde iyileşir.
Koru Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümünde uzman hekimlerimiz, torasik radikülopati gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.
Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.






