Total protein testi, kanın sıvı kısmında (serum) bulunan tüm proteinlerin toplam miktarını ölçen temel bir biyokimya incelemesidir. Bu toplamın büyük bölümünü karaciğerde üretilen albümin, kalan kısmını ise bağışıklık sisteminin antikorlarını da içeren globulinler oluşturur. Sonuç, vücuttaki sıvı miktarından beslenme durumuna, karaciğer ve böbrek işlevlerinden bağışıklık sisteminin etkinliğine kadar pek çok etkenle değişebilir. Bu nedenle total protein tek başına bir hastalığa işaret etmez, daha çok hangi yöne bakılması gerektiğini gösteren bir başlangıç noktası olarak kullanılır. Sonucun anlamı çoğu zaman albümin düzeyi, albümin/globulin oranı ve gerektiğinde protein elektroforezi ile birlikte netlik kazanır.
Total Protein Nedir ve Kanda Hangi Proteinleri Kapsar?
Total protein, kan serumunda çözünmüş halde bulunan bütün proteinlerin toplamına verilen addır. Bu proteinler iki ana gruba ayrılır: albümin ve globulinler. Albümin, damar içindeki sıvının dokulara sızmasını engelleyen çekme gücünü (onkotik basınç) sağlar ve pek çok maddeyi kanda taşır. Globulinler ise çok daha çeşitli bir ailedir; taşıyıcı proteinler, iltihap sırasında artan akut faz proteinleri, pıhtılaşmaya katkı veren bazı maddeler ve antikorlar (immünoglobulinler) bu grupta yer alır. Hormonlar, yağlar, vitaminler, mineraller ve bazı ilaçlar kanda bu proteinlere bağlanarak taşınır. Proteinler ayrıca kanın asit-baz dengesinin korunmasına da yardımcı olur. Total protein testi bu proteinlerin tek tek hangilerinin arttığını ya da azaldığını göstermez, yalnızca toplam miktar hakkında bilgi verir. Bu yüzden rutin kan tahlillerinde genel bir tarama göstergesi olarak yer alır.
Albümin ve Globulin Total Proteini Nasıl Oluşturur?
Total protein değeri, en basit anlatımla albümin ile globulinlerin toplamıdır. Albümin bu toplamın daha büyük payını oluşturur ve tamamına yakını karaciğerde üretilir. Globulinlerin bir kısmı da karaciğerde yapılırken antikor niteliğindeki gama globulinler bağışıklık sisteminin plazma hücreleri tarafından üretilir. Bu farklı kaynak, iki grubun farklı hastalıklardan farklı biçimde etkilenmesine yol açar. Örneğin karaciğer hasarında albümin azalırken süregen iltihaplı durumlarda globulinler artabilir ve toplam değer normal görünmeye devam edebilir. Laboratuvarlarda çoğu zaman total protein ve albümin ölçülür, globulin ise toplamdan albüminin çıkarılmasıyla hesaplanır. Bu nedenle total protein sonucunun albümin sonucu olmadan yorumlanması eksik kalır. İki bileşen arasındaki denge, tek başına toplam değerin gösteremeyeceği değişiklikleri ortaya çıkarabilir.
Total Protein Testi Hangi Durumlarda İstenir?
Total protein, çoğunlukla karaciğer ve böbrek işlevlerini değerlendiren kapsamlı biyokimya panellerinin bir parçası olarak istenir. Açıklanamayan kilo kaybı, halsizlik ve yorgunluk gibi yakınmalarda beslenme durumu hakkında fikir edinmek için bakılabilir. Bacaklarda, göz çevresinde ya da karında şişlik (ödem, asit) gibi sıvı birikimi bulguları testin istenme nedenleri arasındadır. İdrarda köpürme gibi böbrekten protein kaybını düşündüren durumlarda da değerlendirmeye eklenir. Uzun süren ishal, bağırsak emilim bozukluğu düşünülen durumlar ve süregen iltihaplı hastalıklar da istem nedenleri arasında yer alır. Kemik ağrısı, tekrarlayan enfeksiyonlar veya kansızlık gibi plazma hücre hastalıklarını akla getiren bulgularda ilk basamak incelemelerden biridir. Bazı iş yerlerinde çalışanların periyodik sağlık izlemi sırasında genel biyokimya taramasının bir parçası olarak da bakılabilir. Bilinen karaciğer, böbrek ya da bağışıklık sistemi hastalığı olan kişilerde gidişatın izlenmesinde de kullanılır.
Total Protein Testi Nasıl Yapılır?
Test, genellikle koldaki bir toplardamardan alınan kan örneğiyle yapılır. Alınan kan pıhtılaştırılıp santrifüj edildikten sonra ayrılan serum kısmında ölçüm gerçekleştirilir. Ölçüm, otomatik biyokimya cihazlarında proteinlerin belirli bir kimyasalla renk oluşturması esasına dayanan yöntemlerle yapılır. Total protein için çoğu laboratuvar açlık istemese de bu test genellikle açlık gerektiren diğer testlerle aynı anda çalışıldığı için sabah aç karnına kan verilmesi önerilebilir. Kan alma sırasında turnikenin uzun süre bağlı kalması ve yumruğun sık sık sıkılıp açılması, sonucu yapay olarak yükseltebileceği için dikkat edilen konulardır. Kan örneğinin parçalanması (hemoliz) ya da yağlı görünmesi (lipemi) de ölçümü etkileyebilir. İşlem kısa sürer ve kan alınan yerde hafif bir morarma dışında belirgin bir yan etki beklenmez. Bazı durumlarda proteinlere idrar ya da omurilik sıvısı örneğinde de bakılabilir, ancak bunlar ayrı testler olarak değerlendirilir.
Total Protein Sonucu Nasıl Değerlendirilir?
Total protein sonucu, raporda laboratuvarın kendi referans aralığıyla birlikte verilir. Bu aralık kullanılan cihaza, yönteme ve laboratuvarın çalıştığı topluma göre farklılık gösterebildiği için başka bir laboratuvarın değerleriyle doğrudan karşılaştırma yapmak yanıltıcı olabilir. Referans aralığı yaşa ve bazı özel durumlara göre de değişebilir; bebeklerde ve gebelikte farklı değerlendirme yapılır. Sınırın hemen üzerinde ya da altında kalan bir sonuç her zaman bir hastalığa işaret etmez, kan alma koşullarına bağlı küçük sapmalar sık görülür. Değerlendirmede öncelikle albümin düzeyine bakılır ve globulin miktarı ile albümin/globulin oranı hesaplanır. Ardından karaciğer ve böbrek testleri, tam kan sayımı, idrar tahlili ve kişinin yakınmaları birlikte ele alınır. Sonucun anlamını belirleyen, toplam değerin kendisinden çok hangi bileşenin değiştiğidir. Bu bütüncül değerlendirme, ek teste gerek olup olmadığını belirlemek için hekim tarafından yapılır.
Total Protein Yüksekliği Ne Anlama Gelir?
Total protein yüksekliği iki temel mekanizmayla ortaya çıkar. Birincisinde kandaki protein miktarı gerçekte artmamıştır, ancak sıvı kaybı nedeniyle kan koyulaştığı için proteinler daha yoğun ölçülür. Bu durumda albümin ve globulinler birlikte ve orantılı biçimde yüksek bulunur, sıvı dengesi düzeldiğinde değerler de geriler. İkinci mekanizmada ise globulin grubunda gerçek bir artış vardır. Albümin vücutta aşırı miktarda üretilmediği için gerçek protein yüksekliği hemen her zaman globulinlerden kaynaklanır. Globulin artışı, bağışıklık sisteminin uzun süreli uyarılmasına bağlı olarak pek çok farklı antikor türünün birlikte artmasıyla ya da tek bir plazma hücresi topluluğunun aynı tip antikoru aşırı üretmesiyle oluşabilir. Bu iki tabloyu ayırt etmek total protein testiyle mümkün olmaz ve bu noktada protein elektroforezine başvurulur. Yükseklik saptandığında albümin ile globulin oranına bakmak, olası nedenin hangi yönde aranacağını belirlemeye yardımcı olur.
Total Protein Yüksekliğine Yol Açan Durumlar Nelerdir?
En sık rastlanan neden, kusma, ishal, aşırı terleme ya da yetersiz sıvı alımına bağlı sıvı kaybıdır (dehidratasyon). Uzun süren enfeksiyonlar, örneğin süregen karaciğer iltihapları ve bazı bakteriyel ya da viral hastalıklar, antikor üretimini artırarak globulinleri yükseltebilir. Romatoid artrit ve lupus gibi bağışıklık sisteminin kendi dokularına yöneldiği otoimmün hastalıklar da benzer bir artışa yol açabilir. Karaciğer sirozunda albümin azalırken globulinler belirgin biçimde artabilir. Multipl miyelom gibi plazma hücre hastalıklarında tek tip bir antikorun (monoklonal protein) aşırı üretimi total proteini yükseltebilir. Waldenström makroglobulinemisi ve önemi belirsiz monoklonal gamopati (MGUS) de bu grupta değerlendirilen durumlardandır. Sarkoidoz gibi dokularda iltihaplı düğümcüklerle seyreden hastalıklar da globulin artışıyla ilişkili olabilir. Bu nedenlerin hangisinin söz konusu olduğu, yakınmalar ve ek testlerle birlikte ele alındığında anlam kazanır.
Total Protein Düşüklüğü Ne Anlama Gelir?
Total protein düşüklüğü, vücudun yeterince protein üretemediğini, proteinlerin bir yoldan kaybedildiğini ya da kanın aşırı sıvıyla sulandığını düşündürebilir. Düşüklük çoğunlukla albüminin azalmasından kaynaklanır, çünkü toplamın büyük bölümünü albümin oluşturur. Albümin azaldığında damar içindeki sıvıyı tutan çekme gücü zayıflar ve sıvı dokulara sızarak ödeme yol açabilir. Bu nedenle total protein düşüklüğü sıklıkla bacaklarda şişlik, göz çevresinde kabarıklık ya da karında sıvı birikimi ile birlikte görülür. Daha seyrek olarak globulinlerin de azaldığı durumlar vardır ve bu tablo bağışıklık sisteminin antikor üretiminde yetersizliğe işaret edebilir. Antikorlar azaldığında kişide sık tekrarlayan enfeksiyonlar ön plana çıkabilir. Düşüklük saptandığında albümin ve globulinlerin ayrı ayrı değerlendirilmesi, sorunun üretimde mi, kayıpta mı yoksa sulanmada mı olduğunu anlamaya yardımcı olur.
Total Protein Düşüklüğüne Yol Açan Durumlar Nelerdir?
Karaciğer sirozu ve ağır karaciğer hasarı, albümin üretimini azaltarak total proteinin düşmesine yol açabilir. Böbrek süzgeçlerinin hasar gördüğü nefrotik sendromda proteinler idrarla büyük miktarlarda kaybedilir. Bağırsaktan protein kaybettiren enteropatiler, çölyak hastalığı ve iltihaplı bağırsak hastalıkları gibi emilim bozuklukları da benzer bir düşüklük oluşturabilir. Uzun süreli yetersiz ya da dengesiz beslenme, vücudun protein yapımı için gereken yapı taşlarını bulamamasına neden olur. Geniş yanıklarda proteinler hasarlı deriden sıvıyla birlikte kaybedilir. Ağır enfeksiyonlar, büyük ameliyatlar ve ciddi yaralanmalar sonrasında vücudun protein tüketimi artarken albümin üretimi geçici olarak azalabilir. Damar yoluyla fazla sıvı verilmesi ve kalp yetmezliğinde vücutta sıvı birikmesi de kanı sulandırarak düşük sonuca yol açabilir. Doğuştan ya da sonradan gelişen bağışıklık yetmezliklerinde ise düşüklük antikorların azalmasıyla ilişkilidir.
Albümin/Globulin (A/G) Oranı Ne İfade Eder?
Albümin/globulin oranı, albümin miktarının hesaplanan globulin miktarına bölünmesiyle elde edilir. Sağlıklı kişilerde albümin globulinlerden daha fazla olduğu için bu oran belirli bir dengede seyreder. Oranın düşmesi, albüminin azaldığını, globulinlerin arttığını ya da ikisinin birlikte gerçekleştiğini gösterebilir. Karaciğer sirozu, böbrekten protein kaybı, otoimmün hastalıklar ve plazma hücre hastalıkları düşük oranla ilişkili durumlar arasında yer alır. Oranın yükselmesi daha seyrek görülür ve antikor üretiminin azaldığı bağışıklık yetmezliklerini akla getirebilir. Bu oranın değeri, total proteinin normal göründüğü ama bileşenlerin yer değiştirdiği durumları fark ettirmesinden gelir. Örneğin albümin düşerken globulin yükseldiğinde toplam değer değişmeyebilir, oran ise bu kaymayı ortaya çıkarır. Oranda belirgin bir bozulma saptandığında hangi globulin alt grubunun etkilendiğini görmek için genellikle protein elektroforezi planlanır.
Sıvı Kaybı (Dehidratasyon) Total Proteini Neden Yüksek Gösterir?
Total protein, belirli bir hacimdeki serumda bulunan protein miktarı olarak ölçülür. Vücut sıvı kaybettiğinde kanın sıvı kısmı azalır, ancak proteinlerin toplam miktarı aynı kalır. Daha az sıvıda aynı miktarda protein bulunduğu için ölçülen yoğunluk artar ve sonuç yüksek çıkar. Bu duruma göreceli ya da yalancı yükseklik denir ve albümin, globulin, hematokrit ile bazı böbrek testleri de genellikle birlikte yükselir. Kusma, ishal, yoğun terleme, yüksek ateş, yetersiz su içme ve idrar söktürücü tedaviler bu tablonun sık nedenleridir. Yaşlılarda susama hissi azaldığı için hafif sıvı eksikliği fark edilmeden sonuçlara yansıyabilir. Sıvı dengesi yerine konulduğunda değerlerin kısa sürede gerilemesi, yüksekliğin gerçek bir protein artışından kaynaklanmadığını destekler. Tersine, kanın aşırı sulandığı durumlarda aynı mekanizma sonucu yapay olarak düşük gösterebilir.
Total Protein Sonucuyla Hangi Bölüme Başvurulur, Süreç Nasıl İlerler?
Referans aralığı dışında bir total protein sonucu için genellikle ilk başvurulan bölüm İç Hastalıkları (Dahiliye) olur. İç hastalıkları uzmanı sonucu yakınmalar, muayene bulguları ve diğer tahlillerle birlikte değerlendirip olası nedeni belirlemeye çalışır. Sıvı kaybı düşünülüyorsa sıvı dengesi düzeltildikten sonra testin tekrarlanması istenebilir. Karaciğer kaynaklı bir sorun düşünüldüğünde Gastroenteroloji, idrarla protein kaybı saptandığında Nefroloji bölümüne yönlendirme yapılabilir. Globulin artışı ve protein elektroforezinde anormal bir bant görülmesi halinde değerlendirme Hematoloji bölümünde sürdürülür. Eklem ağrısı, döküntü gibi otoimmün hastalığı düşündüren bulgular varsa Romatoloji, tekrarlayan enfeksiyonlarda ise İmmünoloji bölümünün görüşü alınabilir. Çocuklarda süreç Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları bölümünde yürütülür. Takip sıklığı ve hangi ek testlerin gerekeceği, altta yatan duruma göre hekim tarafından planlanır.