Prealbümin, karaciğerde üretilen ve kanda dolaşan küçük yapılı bir proteindir; bilimsel adı transtiretindir. Vücutta kısa süre kaldığı için beslenme durumundaki değişiklikleri albümine göre daha çabuk yansıtır. Bu özelliği sayesinde özellikle yoğun bakımda yatan, ameliyat geçiren ya da uzun süre yeterince beslenemeyen kişilerde beslenme desteğinin etkisini izlemek amacıyla kullanılır. Bununla birlikte iltihabi durumlar, karaciğer ve böbrek hastalıkları ile vücuttaki sıvı dengesi de prealbümin düzeyini etkiler. Bu nedenle test sonucu tek başına değil, klinik tablo ve diğer laboratuvar bulgularıyla birlikte anlam kazanır.
Prealbümin (Transtiretin) Nedir ve Vücutta Hangi Görevleri Üstlenir?
Prealbümin, büyük bölümü karaciğerde üretilen ve kan plazmasında bulunan bir taşıyıcı proteindir. Adındaki "pre" eki, laboratuvardaki ayrıştırma işleminde albüminden önce belirmesinden gelir; albüminin öncülü olduğu anlamına gelmez. Günümüzde daha çok kullanılan transtiretin adı ise proteinin iki temel görevini anlatır: tiroid hormonunu (tiroksin) ve retinolü, yani A vitaminini taşımak. Prealbümin, A vitaminini doğrudan değil, retinol bağlayıcı protein adı verilen başka bir proteinle birleşerek taşır. Bu birleşme, küçük yapılı retinol bağlayıcı proteinin böbreklerden süzülüp kaybolmasını da önler. Prealbümin kanda yalnızca birkaç gün kalır ve sürekli yenilenir; bu yüzden karaciğerin protein yapım hızındaki değişiklikler kan düzeyine kısa sürede yansır. Protein üretimi için yeterli enerji ve amino asit (proteinin yapı taşı) alınması gerektiğinden prealbümin, vücudun beslenme durumuyla yakından ilişkilidir. Az miktarda prealbümin beyin omurilik sıvısında da üretilir ve bu sıvıda tiroid hormonunun taşınmasına katkı verir. Transtiretin genindeki bazı kalıtsal değişiklikler proteinin yapısını bozarak dokularda birikmesine yol açabilir; bu tablo kalıtsal transtiretin amiloidozu olarak bilinir ve sinir sistemi ile kalbi etkileyebilir. Amiloidozun araştırılması ise prealbümin düzeyinin ölçülmesiyle değil, genetik ve doku incelemeleriyle yapılır.
Prealbümin Testi Hangi Durumlarda İstenir?
Prealbümin testi en sık, beslenme yetersizliği riski taşıyan hastalarda beslenme durumunu izlemek amacıyla istenir. Yoğun bakımda yatan, ağız yoluyla yeterince beslenemeyen ya da tüple veya damar yoluyla beslenen hastalarda desteğin yeterli olup olmadığı bu testle takip edilebilir. Büyük ameliyat öncesinde ve sonrasında, ciddi yanık ya da travma geçiren kişilerde de vücudun protein yapım kapasitesine dair fikir vermesi için tercih edilebilir. Uzun süren kilo kaybı, iştahsızlık, yutma güçlüğü ya da emilim bozukluğuna yol açan bağırsak hastalıkları testin gündeme geldiği diğer durumlardır. Kanser tedavisi gören, diyalize giren ya da kronik karaciğer hastalığı olan kişilerde beslenme durumunun değerlendirilmesine katkı sağlamak için de istenebilir. Prematüre (erken doğmuş) bebeklerde büyüme ve beslenme desteğine verilen yanıtın izlenmesinde kullanılabilir. Testin bir amacı da tek seferlik ölçümden çok, zaman içindeki değişimi görmektir. Bu nedenle çoğunlukla belirli aralıklarla tekrarlanan bir izlem testi olarak planlanır.
Prealbümin Testi Nasıl Yapılır, Hazırlık Gerekir mi?
Prealbümin testi, koldaki bir toplardamardan alınan kan örneğiyle yapılır. Kan alma işlemi rutin kan tahlillerinden farklı değildir ve kısa sürer. Örnek laboratuvarda serum kısmına ayrılır ve genellikle ışık saçılımına dayalı immünolojik yöntemlerle ölçülür. Test için çoğu zaman özel bir hazırlık gerekmez; ancak başka tahliller de aynı örnekten çalışılacaksa laboratuvar aç gelinmesini isteyebilir. Kişinin kullandığı ilaçları ve hormon tedavilerini bildirmesi, sonucun doğru yorumlanmasına yardım eder. Hastanede yatan hastalarda örnek çoğunlukla diğer rutin tahlillerle aynı anda alınır ve sıvı tedavisinin zamanlaması not edilir. İzlem amacıyla yapılan ölçümlerin aynı laboratuvarda çalışılması, yöntem farkından doğabilecek değişkenliği azaltır. İşlem sonrası kan alınan bölgeye bir süre bastırmak morarmayı önlemeye yardım eder.
Prealbümin Sonucu Nasıl Değerlendirilir?
Prealbümin sonucu, laboratuvarın kullandığı yönteme göre belirlenen referans aralığıyla karşılaştırılarak yorumlanır. Referans aralığı laboratuvardan laboratuvara değişebildiği için rapordaki aralık esas alınır. Tek bir ölçümden çok, art arda yapılan ölçümlerdeki yön bilgisi önem taşır; düzeyin yükselmesi beslenme desteğine yanıt verildiğini düşündürebilir. Düşük bir sonuç her zaman yetersiz beslenmeye bağlı değildir, çünkü iltihap, enfeksiyon ve karaciğer hastalığı da düzeyi düşürür. Bu nedenle sonuç, iltihap göstergeleri, karaciğer ve böbrek testleri ile birlikte ele alınır. Kişinin kilo değişimi, besin alımı, kas kütlesi ve genel klinik durumu da değerlendirmenin parçasıdır. Sonuçların anlamını bu bulguların tümünü bir arada gören hekim yorumlar. Böylece laboratuvar değerindeki bir değişikliğin beslenmeden mi yoksa eşlik eden hastalıktan mı kaynaklandığı daha net ayırt edilebilir.
Prealbümin Düşüklüğü Ne Anlama Gelir?
Prealbümin düşüklüğü, karaciğerin bu proteini yeterince üretemediğini ya da üretilen proteinin hızla tüketildiğini gösterebilir. Yeterli protein ve enerji alınamadığında karaciğer yapım kaynaklarını daha öncelikli işlere ayırır ve prealbümin üretimi azalır. Bu durumda düşüklük, beslenme yetersizliğinin ya da beslenme riskinin bir işareti olabilir. Öte yandan vücutta iltihap olduğunda karaciğer üretimini başka proteinlere yönlendirir ve besin alımı yeterli olsa bile prealbümin düşebilir. Bu yüzden düşük sonuç, beslenme yetersizliği ile iltihabi süreç arasında ayrım yapılmasını gerektirir. Düşüklüğün derecesi, eşlik eden bulgularla birlikte hafif, orta ya da belirgin olarak sözel biçimde sınıflandırılabilir. Belirgin düşüklük, yara iyileşmesinin gecikmesi ve enfeksiyonlara yatkınlık gibi sorunlarla ilişkili bulunabilir. Tekrarlanan ölçümlerde düşük seyrin sürmesi, beslenme planının ya da altta yatan hastalığın yeniden gözden geçirilmesine işaret edebilir.
Prealbümin Düşüklüğüne Yol Açan Durumlar Nelerdir?
Yetersiz protein ve enerji alımı, prealbümin düşüklüğünün başlıca nedenleri arasındadır. Uzun süreli açlık, dengesiz diyet, yeme bozuklukları, yutma güçlüğü ve yaşlılıkta görülen iştah kaybı bu gruba girer. Bağırsaktan besin emilimini bozan hastalıklar ve bağırsak cerrahisi sonrası dönem de düzeyi düşürebilir. Siroz ve kronik hepatit gibi karaciğer hastalıklarında karaciğerin protein yapım kapasitesi azaldığı için prealbümin azalır. Ciddi enfeksiyonlar, yaygın iltihabi hastalıklar, büyük ameliyatlar, yanıklar ve travmalar vücudun stres yanıtı nedeniyle düzeyi kısa sürede düşürür. Böbrek yoluyla protein kaybına neden olan durumlar, bağırsaktan protein kaybettiren hastalıklar ve bazı kanser türleri de düşüklüğe katkı verebilir. Tiroid bezinin aşırı çalışması, metabolizmayı hızlandırarak prealbümin düzeyini azaltabilir. Aşırı sıvı yüklenmesi ise gerçek bir üretim azalması olmadan kanın sulanmasına ve ölçülen değerin düşük görünmesine yol açabilir. Bu nedenlerin birden fazlası aynı hastada bir arada bulunabilir.
Prealbümin Yüksekliği Hangi Durumlarda Görülür?
Prealbümin yüksekliği, düşüklüğüne göre daha seyrek karşılaşılan bir bulgudur. Böbrek işlevleri ileri derecede azalmış kişilerde prealbüminin vücuttan atılımı yavaşladığı için düzey olduğundan yüksek görünebilir. Bu durum, aslında beslenme yetersizliği olan bir hastada sonucun yanıltıcı biçimde normal çıkmasına neden olabilir. Sıvı kaybı ve susuzluk, kanı koyulaştırarak prealbümin dahil birçok proteinin ölçülen düzeyini artırabilir. Bazı hormon içeren tedaviler ve iltihap giderici etkili bazı ilaç grupları da karaciğerde üretimi etkileyerek düzeyi yükseltebilir. Alkol kullanımı bazı kişilerde prealbümin düzeyinin geçici olarak yükselmesiyle ilişkilendirilmiştir. Beslenme desteği başlanan hastalarda düzeyin yükselmesi ise çoğu zaman bir hastalık bulgusu değil, desteğe verilen yanıtın göstergesidir. Yüksek sonuç genellikle tek başına bir hastalığı işaret etmez ve kişinin böbrek işlevi, sıvı durumu ve kullandığı tedavilerle birlikte yorumlanır.
Prealbümin Beslenme Durumunu Neden Albüminden Daha Hızlı Yansıtır?
Prealbümin ile albüminin beslenme değişikliklerine farklı hızda yanıt vermesinin temel nedeni, kanda kalma sürelerinin farklı olmasıdır. Albümin kanda haftalarca dolaşırken prealbümin yalnızca birkaç gün içinde yıkılır ve yenisiyle yer değiştirir. Bu nedenle protein yapımında bir azalma ya da artış olduğunda prealbümin düzeyi günler içinde değişirken albümin düzeyi ancak uzun bir süre sonra belirgin biçimde değişir. Ayrıca vücuttaki toplam prealbümin miktarı albümine göre çok daha küçüktür ve büyük bir yedek havuzu yoktur. Albüminin önemli bir kısmı damar dışındaki dokularda bulunur ve kan düzeyi azaldığında bu yedekten takviye yapılabilir. Bu özellikler prealbümini, beslenme desteğinin kısa dönemli etkisini izlemede yararlı bir gösterge yapar. Albümin ise daha uzun dönemli protein durumu ve hastalığın genel ağırlığı hakkında bilgi vermeye yatkındır. İki testin birbirinin yerine değil, farklı zaman dilimlerini yansıtan tamamlayıcı araçlar olarak görülmesi daha doğru bir yaklaşımdır.
Prealbümin Neden Negatif Akut Faz Proteini Olarak Kabul Edilir?
Akut faz yanıtı, vücudun enfeksiyon, yaralanma, ameliyat ya da iltihap gibi bir stres durumuna karşı verdiği hızlı savunma tepkisidir. Bu yanıt sırasında karaciğer, bazı proteinlerin yapımını artırırken bazılarının yapımını azaltır. Düzeyi artan proteinlere pozitif akut faz proteini, düzeyi azalanlara ise negatif akut faz proteini denir. Prealbümin, albümin ve transferrin ile birlikte negatif akut faz proteinleri arasında yer alır. İltihap sırasında salgılanan bağışıklık haberci maddeleri (sitokinler), karaciğerin prealbümin üretimini baskılar. Ayrıca iltihap, damar geçirgenliğini artırarak bazı proteinlerin damar dışına sızmasına neden olabilir. Bu nedenle ağır bir enfeksiyon ya da büyük bir ameliyat sonrasında besin alımı yeterli olsa bile prealbümin kısa sürede düşebilir. İltihap geriledikçe üretim yeniden artar ve düzey toparlanmaya başlar. Bu davranış, prealbüminin iltihaplı dönemde beslenme göstergesi olarak yorumlanmasını güçleştiren başlıca etkendir.
Prealbümin ile Albümin ve CRP Neden Birlikte Değerlendirilir?
Prealbümin hem beslenmeden hem de iltihaptan etkilendiği için düşük bir sonucun hangi nedene bağlı olduğunu anlamak için başka testlere ihtiyaç duyulur. CRP (C reaktif protein), iltihap sırasında hızla yükselen pozitif bir akut faz proteinidir ve iltihabın varlığı hakkında bilgi verir. CRP yüksekken prealbüminin düşük olması, düşüklüğün önemli ölçüde iltihaba bağlı olabileceğini düşündürür. CRP normal düzeydeyken prealbüminin düşük seyretmesi ise beslenme yetersizliği olasılığını daha fazla destekler. Takip sürecinde CRP gerilerken prealbüminin yükselmeye başlaması, iltihabın yatıştığına ve vücudun yeniden protein yapımına geçtiğine işaret edebilir. Albümin ise daha uzun süreli durumu yansıttığı için tablonun ne kadar süredir devam ettiği konusunda fikir verir. Üç testin bir arada okunması, beslenme desteğine mi yoksa altta yatan iltihabın kontrolüne mi öncelik verilmesi gerektiğinin değerlendirilmesine katkı sağlar. Bu testler yine de kilo değişimi, besin alımı ve fizik muayene bulgularının yerini tutmaz.
Prealbümin Sonucunu Etkileyen Faktörler Nelerdir?
Prealbümin sonucu, beslenme durumu dışında pek çok etkenden etkilenebilir. Enfeksiyon, iltihabi hastalık, ameliyat, yanık ve travma gibi stres durumları üretimi azaltarak düzeyi düşürür. Karaciğer hastalıkları yapım kapasitesini azaltırken ileri böbrek yetmezliği atılımı yavaşlatarak düzeyi olduğundan yüksek gösterebilir. Vücudun sıvı durumu da önemlidir; aşırı sıvı yüklenmesi değeri düşük, sıvı kaybı ise yüksek gösterebilir. Bazı hormon içeren tedaviler ve iltihap giderici etkili bazı ilaç grupları karaciğerdeki üretimi etkileyerek sonucu değiştirebilir. Tiroid bezinin aşırı çalışması ve hamilelik gibi hormon dengesinin değiştiği dönemler de düzeyi etkileyebilir. Kullanılan ölçüm yöntemi ve laboratuvarlar arasındaki teknik farklar, aynı örnekte bile küçük sapmalara yol açabilir. Kan alımı sırasında turnikenin uzun süre bağlı kalması gibi örnek alma koşulları da protein ölçümlerini etkileyebilir. Bu etkenler bilindiğinde sonucun gerçek beslenme durumunu ne ölçüde yansıttığı daha dengeli biçimde yorumlanabilir.
Prealbümin Sonucuyla Hangi Bölüme Başvurulur, Takip Nasıl Yapılır?
Prealbümin testi çoğunlukla hastanede yatan hastalarda istendiği için sonuç genellikle hastayı izleyen ekip tarafından değerlendirilir. Ayaktan izlenen kişilerde beslenme sorunları için iç hastalıkları bölümüne başvurulabilir. Klinik beslenme birimi olan hastanelerde bu birim, beslenme desteğinin planlanması ve izlenmesinde görev alır. Düşüklüğün arka planında karaciğer hastalığı düşünüldüğünde gastroenteroloji, böbrek sorunu düşünüldüğünde nefroloji bölümü değerlendirmeye katılabilir. Çocuklarda ve prematüre bebeklerde takip çocuk sağlığı ve hastalıkları ya da yenidoğan birimi tarafından yürütülür. Takip, beslenme desteğinin başlangıcında yapılan ölçümün ardından belirli aralıklarla tekrarlanan testlerle sürdürülür ve değişimin yönü izlenir. Bu süreçte iltihap göstergeleri, kilo, besin alımı ve yara iyileşmesi gibi klinik bulgular da birlikte kaydedilir. Beslenme planındaki değişiklik kararları, tüm bu bulguları bir arada değerlendiren hekim tarafından verilir. Diyetisyen ise kişinin günlük besin alımını hesaplayarak planın uygulanmasına destek olur.