A vitamini, yağda çözünen vitaminler grubunda yer alan ve kanda çoğunlukla retinol biçiminde bulunan bir besin öğesidir. Gözün loş ışıkta görebilmesi, bağışıklık sisteminin düzenli çalışması, deri ve mukozaların (ağız, bağırsak ve solunum yollarını döşeyen nemli iç yüzeyler) sağlıklı kalması bu vitamine bağlıdır. A vitamini testi, kandaki retinol miktarını ölçerek vücudun bu vitamini yeterli ölçüde alıp alamadığı hakkında fikir verir. Test özellikle yağ emiliminin bozulduğu bağırsak ve pankreas hastalıklarında, karaciğer hastalığında, yetersiz beslenmede ve fazla takviye kullanımından şüphelenildiğinde gündeme gelir. Sonuç tek başına yorumlanmaz; belirtiler, beslenme alışkanlıkları, eşlik eden hastalıklar ve diğer tahlillerle birlikte değerlendirilir.
A Vitamini (Retinol) Nedir ve Vücutta Nasıl Kullanılır?
A vitamini, vücudun kendi başına üretemediği ve besinlerle alınması gereken yağda çözünen bir vitamindir. Hayvansal besinlerde doğrudan retinol ve benzeri hazır biçimlerde bulunur, bitkisel besinlerde ise beta-karoten gibi öncül maddeler hâlinde yer alır. Besinlerle alınan A vitamini, bağırsaktan yağlarla birlikte emilir ve bu nedenle emilim için safra ile pankreas salgılarının yeterli olması gerekir. Emilen vitaminin büyük bölümü karaciğerde depolanır ve vücut ihtiyaç duydukça bu depodan kana bırakılır. Kanda retinol, karaciğerde üretilen retinol bağlayıcı protein adlı özel bir taşıyıcıya bağlanarak dokulara ulaşır. Gözde retinol, ışığa duyarlı pigmentlerin yapısına katılır ve özellikle loş ışıkta görmenin temelini oluşturur. Bunun yanında deri ve mukoza hücrelerinin yenilenmesini, bağışıklık hücrelerinin olgunlaşmasını ve çocuklarda büyüme ile gelişmeyi destekler. Karaciğer deposu uzun süre yetebildiği için kan düzeyi, depolar belirgin biçimde azalana kadar çoğu zaman normal görünebilir.
A Vitamini Testi Hangi Durumlarda İstenir?
A vitamini testi, rutin kontrollerde sık istenen bir tahlil değildir ve genellikle belirli bir şüphe olduğunda planlanır. Karanlıkta ya da alacakaranlıkta görmede zorlanma, göz kuruluğu ve gözde batma hissi eksikliği düşündüren belirtiler arasında yer alır. Deride kuruluk ve pürüzlenme, sık tekrarlayan enfeksiyonlar ve çocuklarda büyüme geriliği de testin istenmesine yol açabilir. Çölyak hastalığı, kistik fibrozis, pankreas yetmezliği ve iltihabi bağırsak hastalıkları gibi yağ emilimini bozan durumlarda düzenli izlem amacıyla bakılabilir. Bağırsak ameliyatı ya da obezite cerrahisi geçirmiş kişilerde eksiklik riskini izlemek için de test gündeme gelir. Kronik karaciğer hastalığı, uzun süreli yetersiz beslenme ve kısıtlayıcı diyetler diğer istem nedenleridir. Öte yandan fazla A vitamini içeren takviyeler kullanan ve baş ağrısı, deride soyulma ya da karaciğer tahlillerinde bozulma gibi bulguları olan kişilerde fazlalığı araştırmak için istenebilir. Test çoğu zaman D, E ve K vitaminleriyle birlikte, yağda çözünen vitaminleri bir arada değerlendiren bir panelin parçası olarak planlanır.
A Vitamini Testi Nasıl Yapılır ve Hazırlık Gerekir mi?
A vitamini testi, koldaki bir toplardamardan alınan kan örneğiyle yapılır ve işlem birkaç dakikadan uzun sürmez. Yemeklerle alınan yağlar ve vitamin kan düzeyini kısa süreliğine etkileyebildiği için laboratuvarlar genellikle aç karnına örnek verilmesini ister. Kullanılan takviyelerin ve düzenli ilaçların örnek alınmadan önce ilgili sağlık personeline bildirilmesi yorumu kolaylaştırır. Retinol ışıkla kolayca bozulan bir madde olduğu için alınan kan örneği ışıktan korunan tüplerde ya da üzeri kapatılmış biçimde laboratuvara ulaştırılır. Örnek santrifüj edilerek serumu ayrılır ve ölçüme kadar uygun koşullarda soğukta saklanır. Ölçümde çoğunlukla sıvı kromatografi adı verilen, kan içindeki maddeleri birbirinden ayırarak miktarını belirleyen bir yöntem kullanılır. Bu yöntem her laboratuvarda bulunmadığı için örnek bazen başka bir merkeze gönderilir. Kan alma sonrasında kısa süreli morarma dışında dikkat edilecek özel bir durum yoktur ve kişi günlük yaşamına hemen dönebilir.
A Vitamini Sonucu Nasıl Değerlendirilir?
A vitamini sonucu, laboratuvarın kendi yöntemine ve yaş grubuna göre belirlediği referans aralıkla karşılaştırılarak raporlanır. Çocuklar ile yetişkinlerin referans aralıkları farklı olabildiği için sonuç, raporda yer alan aralığa göre okunmalıdır. Aralığın altında kalan sonuç eksiklik yönünde, üstünde kalan sonuç ise fazlalık yönünde değerlendirilir. Ancak kan düzeyi karaciğer deposunu her zaman doğru yansıtmaz; depolar azalmaya başladığında kan düzeyi uzun süre korunabilir. Bu nedenle sınırdaki sonuçlar belirtiler, beslenme öyküsü ve risk etkenleriyle birlikte ele alınır. Retinol bağlayıcı protein ve albümin gibi taşıyıcı proteinlerin düzeyi de sonucu etkilediği için gerektiğinde bu proteinlere de bakılabilir. Aynı dönemde enfeksiyon ya da iltihaplanma olup olmadığı, CRP gibi iltihap belirteçleriyle araştırılarak düşüklüğün gerçek bir eksiklik mi yoksa geçici bir değişim mi olduğu ayırt edilmeye çalışılır. Sonucun değerlendirilmesinde yağda çözünen diğer vitaminler ve çinko düzeyi de tamamlayıcı bilgi sağlar.
A Vitamini Düşüklüğü Ne Anlama Gelir?
A vitamini düşüklüğü, vücudun bu vitamini yeterince alamadığını, emilemediğini ya da depolardan kana aktaramadığını düşündürür. Kan düzeyinin düşmesi çoğu zaman karaciğer deposunun belirgin biçimde azaldığına işaret edebilir. Eksikliğin ilk fark edilen belirtisi genellikle loş ışıkta görmede zorlanma, yani gece körlüğüdür. İlerleyen dönemde gözde kuruluk, deride kuruluk ve pürüzlenme, saçlarda matlaşma gibi bulgular ortaya çıkabilir. Mukozaların koruyucu yapısı zayıfladığı için solunum yolu ve bağırsak enfeksiyonlarına yatkınlık artabilir. Çocuklarda eksiklik büyüme ve gelişmeyi olumsuz etkileyebilir ve enfeksiyonların daha ağır seyretmesiyle ilişkilendirilir. Hafif düşüklükler ise belirti vermeden yalnızca tahlilde fark edilebilir. Düşük bir sonuç, altta yatan nedenin araştırılması gerektiğini gösterir ve tek başına bir hastalık adı taşımaz.
A Vitamini Düşüklüğüne Yol Açan Durumlar Nelerdir?
A vitamini düşüklüğünün en sık nedenleri arasında yağ emilimini bozan hastalıklar yer alır. Çölyak hastalığında ince bağırsak yüzeyinin zarar görmesi, yağda çözünen vitaminlerin emilimini azaltabilir. Kistik fibrozis ve kronik pankreatit gibi pankreas yetmezliğine yol açan durumlarda, yağların sindirimi için gereken enzimler yetersiz kaldığı için vitamin emilimi de düşer. Safra akışını bozan karaciğer ve safra yolu hastalıkları, iltihabi bağırsak hastalıkları ve bağırsağın bir bölümünün çıkarıldığı ameliyatlar da benzer biçimde etkili olabilir. Obezite cerrahisi sonrasında emilim yüzeyinin azalması, zamanla yağda çözünen vitamin eksikliklerine zemin hazırlayabilir. Uzun süreli yetersiz ya da tek yönlü beslenme, hayvansal ve renkli bitkisel besinlerden fakir diyetler eksikliğin diğer bir nedenidir. Çinko eksikliği, karaciğerde retinol bağlayıcı proteinin yapımını azalttığı için kandaki A vitamini düzeyini de düşürebilir. Böbrek ve karaciğer hastalıkları ile ağır enfeksiyonlar da taşıma ve depolama süreçlerini etkileyerek düşüklüğe katkıda bulunabilir.
A Vitamini Eksikliğinde Göz Bulguları Neden Ön Plana Çıkar?
Gözün ağ tabakasında (retina) bulunan ve loş ışıkta görmeyi sağlayan çubuk hücreleri, ışığı algılamak için rodopsin adlı bir pigment kullanır. Rodopsinin yapımında retinol türevi bir madde temel yapı taşı olarak görev alır. Işıkla karşılaşan pigment parçalanır ve yeniden oluşturulması için sürekli A vitamini gerekir. Vitamin azaldığında bu yenilenme yavaşlar ve kişi karanlığa girdiğinde gözünün alışması uzar ya da alacakaranlıkta nesneleri seçmekte zorlanır. Eksiklik sürdükçe gözün ön yüzeyini örten konjonktiva ve kornea (saydam tabaka) nemini koruyamaz ve göz kuruluğu gelişir. Bu evreye kseroftalmi adı verilir ve gözün beyaz kısmında köpüksü, grimsi lekeler görülebilir. Uzun süren ve ağır eksiklikte korneada yumuşama ve hasar gelişebilir; bu tablo görme kaybına yol açabilecek ciddi bir durumdur. Göz dokuları vitamin eksikliğine erken tepki verdiği için bu bulgular çoğu zaman diğer belirtilerden önce fark edilir.
A Vitamini Yüksekliği Ne Anlama Gelir?
A vitamini yüksekliği, günlük beslenmeyle nadiren gelişir ve çoğunlukla fazla miktarda takviye ya da A vitamini içeren ilaç kullanımıyla ilişkilidir. Yağda çözünen bir vitamin olduğu için fazlası idrarla hızla atılamaz ve karaciğerde birikir. Kısa sürede yüksek miktarda alındığında baş ağrısı, bulantı, kusma, baş dönmesi ve bulanık görme gibi yakınmalar ortaya çıkabilir. Uzun süreli fazla alımda deride kuruluk ve soyulma, dudaklarda çatlama, saç dökülmesi, kemik ve eklem ağrıları görülebilir. Karaciğerde biriken vitamin, karaciğer tahlillerinde bozulmaya ve ilerleyen durumlarda karaciğer hasarına yol açabilir. Sivilce tedavisinde kullanılan A vitamini türevi ilaçları kullanan kişilerde de benzer yan etkiler izlenebilir. Böbrek yetmezliğinde vitaminin taşıyıcı proteinle birlikte kanda birikmesi nedeniyle yüksek sonuçlar görülebilir. Yüksek bir sonuç saptandığında kullanılan tüm takviyelerin gözden geçirilmesi ve bu ürünlerin hekim kontrolü dışında sürdürülmemesi önem taşır.
Retinol ile Beta-Karoten Arasındaki Fark Nedir?
Retinol, vücudun doğrudan kullanabildiği hazır A vitamini biçimidir ve karaciğer, yumurta sarısı, tereyağı ve süt ürünleri gibi hayvansal besinlerde bulunur. Beta-karoten ise havuç, balkabağı, tatlı patates, kayısı ve koyu yeşil yapraklı sebzeler gibi bitkisel besinlerde yer alan ve vücutta gerektikçe A vitaminine dönüştürülen bir öncül maddedir. Vücut, beta-karotenin dönüşümünü ihtiyaca göre düzenlediği için bitkisel kaynaklardan fazla A vitamini yüklenmesi beklenmez. Bu nedenle beta-karoten, hazır retinolden farklı olarak besinlerle fazla alındığında zehirlenme tablosuna yol açmaz. Turuncu renkli sebze ve meyveler çok tüketildiğinde beta-karoten deride birikerek avuç içi ve ayak tabanlarında belirgin, zararsız bir sararmaya neden olabilir. Bu tablo karotenemi olarak adlandırılır ve gözlerin beyaz kısmını sarartmamasıyla sarılıktan ayrılır. A vitamini testi kandaki retinolü ölçer; beta-karoten düzeyi ise gerektiğinde ayrı bir tahlille değerlendirilir. Bitkisel ağırlıklı beslenen kişilerde yeterli A vitamini alımı, beta-karotenden zengin besinlerin yağ içeren öğünlerle birlikte tüketilmesine de bağlıdır.
A Vitamini Karaciğer Hastalıklarında Neden Ayrıca Değerlendirilir?
Karaciğer hem A vitamininin ana depo organı hem de onu kanda taşıyan retinol bağlayıcı proteinin üretim yeridir. Siroz, kronik hepatit ve yağlı karaciğer hastalığının ileri evreleri gibi durumlarda depolama kapasitesi azalabilir. Karaciğerin protein yapımı bozulduğunda taşıyıcı protein yetersiz kalır ve depoda vitamin bulunsa bile kana yeterince aktarılamaz. Safra akışının bozulduğu karaciğer ve safra yolu hastalıkları ise bağırsaktan yağ ve vitamin emilimini azaltarak eksikliği derinleştirir. Alkol kullanımına bağlı karaciğer hasarında hem beslenme yetersizliği hem de vitaminin karaciğerdeki işlenmesinin bozulması birlikte rol oynar. Öte yandan fazla A vitamini alımı karaciğere zarar verebildiği için karaciğer hastalığı olan kişilerde takviyelerin dikkatle ele alınması gerekir. Bu iki yönlü ilişki nedeniyle karaciğer hastalığında A vitamini sonucu, ALT, AST ve albümin gibi karaciğer tahlilleriyle birlikte yorumlanır. Böylece düşüklüğün eksik alımdan mı yoksa taşıma sorunundan mı kaynaklandığı daha iyi anlaşılır.
A Vitamini Sonucunu Etkileyen Faktörler Nelerdir?
A vitamini ölçümü, örneğin alınma ve saklanma koşullarına duyarlı bir tahlildir. Kan örneğinin ışıkla uzun süre temas etmesi retinolün bozulmasına ve sonucun olduğundan düşük çıkmasına yol açabilir. Örneğin laboratuvara geç ulaştırılması ya da uygun sıcaklıkta saklanmaması da benzer bir etki yaratabilir. Enfeksiyon, ateşli hastalık, yakın zamanda geçirilmiş ameliyat ya da yaygın iltihaplanma sırasında karaciğer taşıyıcı protein yapımını azaltır ve kan düzeyi geçici olarak düşebilir. Bu nedenle akut bir hastalık döneminde bulunan düşük sonuç, iyileşme sonrasında yinelenen ölçümle doğrulanabilir. Yakın zamanda yağlı bir öğün ya da takviye alınması kan düzeyini kısa süreliğine yükseltebilir. Kolesterol düşürücü bazı ilaçlar, safra asitlerini bağlayan ilaçlar, yağ emilimini azaltan zayıflama ilaçları ve bazı nöbet önleyici ilaçlar A vitamini düzeyini etkileyebilir. Böbrek yetmezliği, düşük protein düzeyleri, çinko eksikliği ve gebelik gibi fizyolojik durumlar da sonucun yorumunda göz önünde tutulur.
A Vitamini Sonucuyla Hangi Bölüme Başvurulur, Süreç Nasıl İlerler?
A vitamini sonucunun değerlendirilmesinde başvurulacak bölüm, testin istenme nedenine ve eşlik eden şikâyetlere göre değişir. Beslenme yetersizliği ya da genel halsizlik gibi yakınmalarda iç hastalıkları bölümü ilk değerlendirmeyi yapabilir. İshal, kilo kaybı, yağlı dışkılama gibi emilim bozukluğunu düşündüren bulgularda gastroenteroloji bölümü öne çıkar. Çocuklarda büyüme geriliği ve sık enfeksiyon eşlik ettiğinde çocuk sağlığı ve hastalıkları ile çocuk gastroenterolojisi bölümleri süreci yürütür. Gece görme sorunu ve göz kuruluğu gibi bulgularda göz hastalıkları bölümü gözün durumunu ayrıca inceler. Karaciğer hastalığı ya da karaciğer tahlillerinde bozulma varsa gastroenteroloji ve hepatoloji alanında izlem sürdürülür. Değerlendirme sürecinde altta yatan neden araştırılır, beslenme düzeni gözden geçirilir ve gerektiğinde diyetisyen desteği planlanır. Takviye gerekip gerekmediği, hangi biçimde ve ne kadar süre kullanılacağı hekim tarafından belirlenir ve kontrol tahlilleriyle izlenir.