Biyokimya Kütüphanesi

PD-L1 Testi

PD-L1, bazı tümör hücrelerinin ve tümörün çevresindeki bağışıklık hücrelerinin yüzeyinde bulunabilen bir proteindir. Bu protein bağışıklık hücrelerindeki PD-1 alıcısına bağlandığında bağışıklık yanıtını baskılayan bir sinyal ortaya çıkar ve tümör bu yolu kullanarak bağışıklık sisteminden kaçmaya yardımcı olabilir. PD-L1 testi, hastadan alınan tümör dokusunda bu proteinin ne ölçüde bulunduğunu gösterir. Sonuç, bağışıklık sistemini harekete geçiren tedavilerden yarar görme olasılığı konusunda yol gösterici bilgi sunar. Bu sayfada testin nasıl çalışıldığı, raporun nasıl okunduğu ve sonucun neyi anlatıp neyi anlatmadığı sade bir dille ele alınmaktadır.

PD-L1 Testi Nedir ve Neyi Ölçer?

PD-L1, bazı tümör hücrelerinin ve tümör çevresindeki bağışıklık hücrelerinin yüzeyinde bulunabilen bir proteindir. Bu protein, bağışıklık hücrelerinin üzerinde yer alan PD-1 adlı alıcıya bağlanır ve bağlandığı anda bağışıklık yanıtını baskılayan bir sinyal oluşturur. Sağlıklı dokularda bu sinyal, bağışıklık sisteminin gereğinden fazla tepki vermesini önlemeye yarayan doğal bir frendir. Tümör hücreleri ise aynı yolu kullanarak bağışıklık sisteminin kendilerini tanımasını zorlaştırabilir ve bu sayede denetimden kaçmaya yardımcı olabilir. PD-L1 testi, tümör dokusunda bu proteinin ne ölçüde bulunduğunu gösteren bir patoloji incelemesidir. İnceleme, doku örneğinden alınan ince kesitlerde proteinin boyanma durumunun mikroskop altında değerlendirilmesiyle yapılır. Elde edilen bilgi, bağışıklık sistemini harekete geçiren tedavilerden yarar görme olasılığı konusunda fikir verir. Bu nedenle PD-L1, hastalığın varlığını gösteren bir bulgu değil, tedavi planlamasına katkı sağlayan bir belirteç olarak ele alınır.

PD-L1 Testi Hangi Kanser Türlerinde İstenir?

PD-L1 testi, bağışıklık sistemini harekete geçiren tedavilerin gündeme gelebildiği tümör türlerinde istenir. Akciğer kanseri, bu testin en sık istendiği hastalık gruplarının başında gelir. Baş ve boyun bölgesi kanserleri ile mide ve yemek borusu kanserlerinde de sonucun tedavi planlamasına katkısı olabilir. Üriner sistem kanserleri, üçlü negatif meme kanseri ve bazı cilt kanserlerinde test yine gündeme gelebilir. Bunların dışında kalan seçilmiş tümörlerde de hastalığın seyri ve tedavi seçenekleri göz önünde bulundurularak istem yapılabilir. Hangi tümörde hangi durumda isteneceği; hastalığın türü, yaygınlığı ve daha önce uygulanan tedavilerle birlikte değerlendirilir. Test her tümör türü için rutin bir inceleme değildir ve istem her hasta için ayrı ayrı ele alınır. İstemin gerekçesi, sonucun tedavi kararına gerçekten katkı sağlayıp sağlamayacağına göre belirlenir.

PD-L1 Testi İçin Hangi Örnek Gereklidir?

PD-L1 testi doğrudan tümör dokusu üzerinde çalışılır, bu nedenle incelemenin temeli patolojiye ulaşan doku örneğidir. En sık kullanılan örnekler, tanı sırasında alınan biyopsi parçaları ile ameliyat sırasında çıkarılan materyallerdir. Bu örnekler patoloji laboratuvarında işlenerek parafin bloklara gömülür ve test bu bloklardan alınan kesitlerle yapılır. Kan örneğiyle PD-L1 bakılamaz; damardan alınan kan bu inceleme için uygun bir materyal değildir. Akciğer ve bazı diğer bölgelerde toplanan sıvılardan hazırlanan sitoloji örnekleri ve hücre bloğu materyalleri de uygun şekilde hazırlandığında çalışmaya elverişli olabilir. Örneğin türü ne olursa olsun, değerlendirmenin yapılabilmesi için örnekte yeterli sayıda canlı tümör hücresi bulunması gerekir. Tümör hücresi içermeyen ya da yalnızca nekroz denilen ölü doku alanları taşıyan örneklerde sağlıklı bir değerlendirme yapılamaz. Bu nedenle örneğin hangi bölgeden ve nasıl alındığı, sonucun güvenilirliğini doğrudan ilgilendirir.

PD-L1 Testi Laboratuvarda Nasıl Çalışılır?

Parafin bloktan alınan ince kesitler cam lamlara aktarılır ve immünhistokimya adı verilen boyama yöntemiyle incelenir. Bu yöntemde, PD-L1 proteinini tanıyan özel antikorlar dokuya uygulanır ve protein bulunan bölgelerde renk değişimi oluşur. Boyama işlemi çoğunlukla otomatik cihazlarda, tanımlı basamakları olan programlarla yürütülür. Aynı protein için geliştirilmiş birden fazla antikor bulunur ve farklı ilaç geliştirme süreçlerinde farklı antikorlar ile farklı cihaz platformları doğrulanmıştır. Bu nedenle laboratuvar, hangi antikorun ve hangi platformun kullanıldığını raporda belirtir. Her çalışmada, boyamanın beklendiği gibi yürüdüğünü göstermek için kontrol dokuları da birlikte değerlendirilir. Boyanan kesitler patolog tarafından mikroskopta incelenir; tümör hücrelerindeki ve bağışıklık hücrelerindeki boyanmanın yaygınlığı ile niteliği ayrı ayrı gözden geçirilir. Değerlendirme, tümörün yapısı ve dokunun genel görünümü göz önünde bulundurularak yapılır.

PD-L1 Sonucu Raporda Nasıl İfade Edilir?

PD-L1 sonucu tek bir sayıya indirgenmiş basit bir ölçüm gibi değil, tanımlı bir değerlendirme biçimiyle raporlanır. Raporda, tümör hücrelerinde boyanma oranı ya da tümör ve bağışıklık hücrelerini birlikte ele alan bir skor bildirilir. Hangi değerlendirme biçiminin kullanılacağı kanser türüne göre değişir; her tümörde aynı yaklaşım geçerli değildir. Rapor genellikle sonucun pozitif mi negatif mi kabul edildiğini de belirtir ve bu ayrımın hangi değerlendirme biçimine göre yapıldığını açıklar. Kullanılan antikorun adı, boyamanın yapıldığı platform ve incelenen örneğin türü de rapora yazılır. Bu bilgiler, sonucun hangi koşullarda elde edildiğini gösterdiği için raporun ayrılmaz parçasıdır. Örnekle ilgili bir sınırlılık varsa, bu durum da raporda ayrıca belirtilir. Rapor okunurken sonucun yalnız başına değil, bu açıklamalarla birlikte ele alınması gerekir.

PD-L1 Skorlama Sistemleri Arasındaki Fark Nedir?

PD-L1 değerlendirmesinde birden fazla skorlama yaklaşımı kullanılır ve bunlar birbirinin yerine geçmez. Bir yaklaşım yalnızca tümör hücrelerindeki boyanmayı dikkate alır ve sonucu bu hücrelerin ne ölçüde boyandığına göre bildirir. Bir başka yaklaşım, tümör hücreleriyle birlikte tümörün çevresindeki bağışıklık hücrelerinin boyanmasını da hesaba katar. Üçüncü bir yaklaşımda ise bağışıklık hücrelerinin tümör alanı içinde kapladığı yer ayrı bir ölçüt olarak ele alınır. Aynı örnekte bu yaklaşımların verdiği sonuçlar birbirinden farklı olabilir; biri pozitif kabul edilirken diğeri negatif kabul edilebilir. Bu nedenle hangi skorlama yaklaşımının kullanıldığı, sonucun kendisi kadar önemlidir. Hangi tümörde hangi yaklaşımın geçerli olduğu, o tümör için yürütülmüş doğrulama çalışmalarına göre belirlenir. Raporun doğru yorumlanabilmesi, sonucun ait olduğu skorlama yaklaşımının bilinmesine bağlıdır.

PD-L1 Pozitif Sonuç Ne Anlama Gelir?

Pozitif sonuç, tümör dokusunda PD-L1 proteininin ilgili skorlama yaklaşımına göre belirgin ölçüde saptandığını gösterir. Bu durum, bağışıklık sistemini hedefleyen tedavilerden yarar görme olasılığının daha yüksek olabileceğine işaret eder. Ancak pozitiflik, tedaviye yanıt alınacağı anlamına gelmez; bu tedavilerden beklenen etki her hastada aynı biçimde ortaya çıkmaz. Tümörün biyolojik özellikleri, hastalığın yaygınlığı ve kişinin genel durumu sonucu etkileyen diğer unsurlardır. Pozitif bir sonuç tek başına bir tedavi kararı doğurmaz; diğer patoloji ve genetik inceleme sonuçlarıyla birlikte değerlendirilir. Boyanmanın yaygınlığı ile beklenen yarar arasında genel bir ilişki tanımlanmış olsa da, bu ilişki her hastada birebir yansımayabilir. Pozitiflik ayrıca hastalığın daha ağır ya da daha hafif seyredeceği anlamına da gelmez. Sonucun anlamı, tedavi seçeneklerinin tamamı gözden geçirilirken ortaya çıkar.

PD-L1 Negatif Sonuç Neyi Gösterir?

Negatif sonuç, incelenen dokuda PD-L1 proteininin ilgili skorlama yaklaşımına göre anlamlı düzeyde saptanmadığını gösterir. Bu sonuç, bağışıklık sistemini hedefleyen tedavilerin tümüyle dışlandığı anlamına gelmez. Bazı tümör türlerinde bu tedaviler PD-L1 durumundan bağımsız olarak gündeme gelebilir ve karar başka ölçütlere dayanır. Negatif sonuçlu bazı hastalarda da bu tedavilerden yarar görülebildiği bilinmektedir. Ayrıca negatiflik, incelenen örneğin sınırlılığından ya da tümör içindeki dağılım farklılığından kaynaklanıyor olabilir. Farklı bir bölgeden alınan örnekte sonucun farklı çıkması mümkündür. Negatif sonuç, hastalığın tedavi edilemeyeceği ya da seçeneklerin tükendiği biçiminde okunmamalıdır. Bu sonuç da, diğer bulgularla birlikte tedavi planının şekillendiği bir bilgi parçasıdır.

PD-L1 Testinde Örnek Yeterliliği Neden Önemlidir?

PD-L1 değerlendirmesi, kesitte görülebilen tümör hücrelerinin boyanma durumuna dayandığı için örneğin niteliği sonucu doğrudan belirler. Değerlendirmenin yapılabilmesi için örnekte yeterli sayıda canlı tümör hücresi bulunması gerekir. Küçük iğne biyopsilerinde tümör hücresi sayısı sınırlı kalabilir ve bu durum değerlendirmeyi güçleştirebilir. Dokunun alındıktan sonra uygun biçimde tespit edilmesi, yani koruyucu çözeltiye zamanında ve yeterli süre konulması bir diğer belirleyici unsurdur. Gecikmeli ya da eksik tespit edilmiş dokularda protein yapısı bozulabilir ve boyanma olduğundan zayıf görünebilir. Kemik dokusundan alınan örneklerde uygulanan dekalsifikasyon işlemi, yani kalsiyumun uzaklaştırılması, boyanmayı belirgin biçimde bozabilir. Bu nedenle kemik örnekleri PD-L1 değerlendirmesi için her zaman elverişli değildir. Örnek yeterli bulunmazsa, uygun görülen durumlarda yeniden örnekleme gündeme gelebilir.

PD-L1 Sonucunu Etkileyen Faktörler Nelerdir?

PD-L1 sonucunu etkileyen etkenlerin başında dokunun alınmasından boyanmasına kadar geçen işlem kalitesi gelir. Tespit süresinin uygun olmaması ya da dokunun işlenmesindeki aksaklıklar boyanmayı zayıflatabilir. Parafin bloğun eskimesi ve blokdan alınan kesitlerin boyanmadan önce uzun süre bekletilmesi de sonucu etkileyebilir. Farklı antikorlar ve farklı cihaz platformları aynı dokuda birbirinden farklı boyanma görüntüleri oluşturabilir. Tümörün kendi içindeki çeşitlilik önemli bir etkendir; aynı tümörün bir bölgesinde boyanma belirginken başka bölgesinde zayıf olabilir. Bu nedenle örneğin tümörün hangi bölgesinden alındığı sonucu değiştirebilir. Daha önce uygulanmış tedaviler de dokudaki protein düzeyini değiştirebilir. Son olarak değerlendirmenin gözle yapılan bir inceleme olması nedeniyle değerlendiriciler arasında farklılık görülebilir; bu farklılığı azaltmak için tanımlı ölçütler ve eğitim programları kullanılır.

PD-L1 Testi Tedavi Seçimine Nasıl Yön Verir?

PD-L1 sonucu, bağışıklık sistemini harekete geçiren tedavilerin gündeme gelip gelmeyeceği konusunda yol gösterici bir bilgi sağlar. Bu bilgi tek başına bir tedavi kararı oluşturmaz; kararın bileşenlerinden yalnızca biridir. Kanserin türü, hücresel alt tipi ve hastalığın evresi, seçeneklerin belirlenmesinde başlıca ölçütlerdir. Genetik incelemelerle saptanan değişiklikler, bazı tümörlerde PD-L1 sonucundan daha belirleyici olabilir ve yaklaşımı tümüyle değiştirebilir. Kişinin genel durumu, eşlik eden hastalıkları ve daha önce aldığı tedaviler de tabloya dahil edilir. Kişinin kendi tercihi ve beklentileri, planın oluşturulmasında ayrıca gözetilir. Tüm bu bilgiler patoloji, tıbbi onkoloji, radyoloji ve ilgili cerrahi bölümlerin bir arada bulunduğu çok disiplinli konseylerde değerlendirilir. Bu ortak değerlendirme, sonucun bağlamından kopuk yorumlanmasının önüne geçer.

PD-L1 Testi Sonrasında Süreç Nasıl İlerler?

Rapor tamamlandığında sonuç, tedaviyi planlayan ekibe iletilir ve diğer inceleme sonuçlarıyla birlikte ele alınır. Sonuç değerlendirilemediyse ya da örnek yetersiz bulunduysa, uygun görülen durumlarda yeniden örnekleme gündeme gelebilir. Tedavi başladıktan sonra hastalığın seyri görüntüleme yöntemleri ve klinik bulgularla izlenir. Hastalıkta ilerleme görülürse yeni bir örnek alınarak PD-L1 değerlendirmesinin tekrarlanması söz konusu olabilir. Bunun nedeni, dokudaki protein düzeyinin zaman içinde ve uygulanan tedavilerle değişebilmesidir. Yeni alınan örnekteki sonuç, önceki sonuçla birlikte yorumlanır ve aradaki fark gerekçeleriyle değerlendirilir. Süreç boyunca patoloji ve tıbbi onkoloji bölümleri arasındaki iletişim sürdürülür. Sonuçla ilgili anlaşılmayan noktalar, tedaviyi yürüten ekiple görüşülerek açıklığa kavuşturulabilir.

Yayın tarihi:

Merak edilen sorular

15 başlık

Bu değerle en çok ilişkilendirilen soruların yanıtları.

1

PD-L1 Testi Kan Örneğinden Yapılabilir mi?

Hayır, PD-L1 testi damardan alınan kan örneğiyle çalışılamaz. İnceleme, tümör hücrelerinin ve çevresindeki bağışıklık hücrelerinin yüzeyindeki boyanmayı gösterdiği için doğrudan tümör dokusuna ihtiyaç duyar. Bu nedenle biyopsi ya da ameliyat sırasında alınan doku örneği kullanılır. Kan örneğinden çalışılan başka belirteçler bulunsa da, bunlar PD-L1 değerlendirmesinin yerini almaz. Tanı sürecinde daha önce alınmış ve saklanan bir doku bloğu varsa, çoğu zaman yeni bir işleme gerek kalmadan bu blok kullanılabilir.
2

PD-L1 Sonucu Ne Kadar Sürede Çıkar?

Sonuç süresi laboratuvarın çalışma düzenine ve örneğin durumuna göre değişir. Doku daha önce işlenmiş ve parafin bloğu hazırsa, boyama ve değerlendirme aşamaları kısa sürede tamamlanabilir. Örnek yeni alınmışsa, öncelikle tespit ve doku takibi basamaklarının tamamlanması gerekir; bu da toplam süreyi uzatır. Boyamanın beklendiği gibi sonuçlanmadığı durumlarda işlemin yinelenmesi gerekebilir ve rapor gecikebilir. Örneğin başka bir merkeze gönderilmesi durumunda taşıma süresi de hesaba katılır.
3

Eski Parafin Bloktan PD-L1 Çalışılabilir mi?

Daha önce hazırlanmış parafin bloklardan PD-L1 çalışılması çoğu durumda mümkündür. Ancak bloğun eskimesi ve saklama koşulları boyanmanın gücünü etkileyebilir. Uzun süre önce hazırlanmış bloklarda protein yapısı zayıflayabilir ve boyanma olduğundan daha az görünebilir. Bloktan alınan kesitlerin boyanmadan önce uzun süre bekletilmesi de benzer bir etki oluşturur; bu nedenle kesitler genellikle çalışmaya yakın bir zamanda hazırlanır. Bloğun uygunluğu, değerlendirmeyi yapan patoloji bölümünce gözden geçirilir ve gerekirse yeni örnek alınması önerilebilir.
4

Sitoloji Örneğinden PD-L1 Bakılabilir mi?

Sitoloji örneklerinden ve bu örneklerden hazırlanan hücre bloklarından PD-L1 çalışılması mümkün olabilir. Bunun için hücrelerin uygun biçimde toplanmış, tespit edilmiş ve blok hâline getirilmiş olması gerekir. Değerlendirmenin yapılabilmesi için blokta yeterli sayıda canlı tümör hücresi bulunmalıdır. Sitoloji örneklerinde tümör hücrelerinin çevresindeki doku yapısı korunmadığı için, bağışıklık hücrelerini de kapsayan değerlendirmeler her zaman uygulanamayabilir. Bu nedenle örneğin türü rapora yazılır ve sonuç bu bilgiyle birlikte yorumlanır.
5

Farklı Laboratuvarlarda Farklı Antikorlar Kullanılması Sonucu Değiştirir mi?

Evet, kullanılan antikor ve cihaz platformu boyanma görüntüsünü etkileyebilir. Aynı protein için geliştirilmiş birden çok antikor bulunur ve bunlar farklı ilaç geliştirme süreçlerinde ayrı ayrı doğrulanmıştır. Bu antikorların bir bölümü birbirine yakın sonuçlar verirken, bazılarında belirgin farklılıklar görülebilir. Bu nedenle laboratuvarlar hangi antikoru ve hangi platformu kullandıklarını raporda belirtir. İki farklı merkezden alınan raporlar karşılaştırılırken bu bilginin de dikkate alınması gerekir.
6

PD-L1 Testi Her Hastada İstenir mi?

Hayır, PD-L1 testi kanser tanısı alan her hastada istenen bir inceleme değildir. İstem, tümörün türüne, hastalığın yaygınlığına ve gündeme gelebilecek tedavi seçeneklerine göre yapılır. Bağışıklık sistemini hedefleyen tedavilerin düşünülmediği durumlarda sonucun karara katkısı sınırlı kalacağı için test istenmeyebilir. Bazı tümörlerde ise karar başka inceleme sonuçlarına dayandığından PD-L1 değerlendirmesine gerek duyulmayabilir. İstemin gerekçesi, tedaviyi planlayan ekip tarafından hastanın durumuna göre belirlenir.
7

PD-L1 Testi Tümörün Tanısını Koymak İçin mi Yapılır?

Hayır, PD-L1 testi tanı koymak amacıyla yapılan bir inceleme değildir. Tümörün türü ve alt tipi, patoloji incelemesinin kendi basamaklarıyla ortaya konur. PD-L1 değerlendirmesi, tanı konulduktan sonra tedavi planlamasına katkı sağlamak üzere yapılır. Sonuç, hastalığın varlığını ya da yokluğunu göstermez; yalnızca dokuda ilgili proteinin ne ölçüde bulunduğunu bildirir. Bu nedenle PD-L1 raporu, tanıyı bildiren patoloji raporunun yerine geçmez ve onunla birlikte okunur.
8

Tedavi Sürecinde PD-L1 Testi Tekrarlanır mı?

Tedavi sürecinde PD-L1 testi her hastada rutin olarak yinelenmez. Hastalıkta ilerleme görüldüğünde ya da tedavi yaklaşımının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğinde yeni bir örnek alınarak değerlendirme tekrarlanabilir. Bunun nedeni, dokudaki protein düzeyinin zaman içinde ve uygulanan tedavilerle değişebilmesidir. Yineleme için yeni bir doku örneği gerekir; önceki bloktan yapılan çalışma güncel durumu yansıtmayabilir. Yeni sonuç, önceki sonuçla birlikte ve hastalığın seyri göz önünde bulundurularak yorumlanır.
9

Metastaz Odağından Alınan Örnekte Sonuç Farklı Çıkabilir mi?

Evet, metastaz odağından alınan örnekteki sonuç birincil tümördekinden farklı olabilir. Tümör hücreleri yayıldıkları bölgede farklı bir doku ortamıyla karşılaşır ve bu ortam protein düzeyini etkileyebilir. Ayrıca tümörün kendi içindeki çeşitlilik de iki bölge arasındaki farkı büyütebilir. Bu nedenle raporda örneğin hangi bölgeden alındığı belirtilir ve sonuç bu bilgiyle birlikte değerlendirilir. Hangi odaktan alınan sonucun tedavi planında esas alınacağı, hastalığın durumuna göre ele alınır.
10

Kemoterapi veya Radyoterapi Sonrasında PD-L1 Sonucu Değişebilir mi?

Evet, uygulanan tedaviler dokudaki PD-L1 düzeyini değiştirebilir. Kemoterapi ve ışın tedavisi tümör hücreleri ile çevresindeki bağışıklık hücreleri üzerinde etkiler oluşturur ve bu etkiler protein düzeyini artırabilir ya da azaltabilir. Bu nedenle tedavi öncesi ve sonrası alınan örneklerde sonuçlar birbirinden farklı çıkabilir. Raporun yorumlanmasında örneğin hangi aşamada alındığı önem taşır. Tedavi sonrası alınan bir örnekte sonucun değişmesi, önceki değerlendirmenin hatalı olduğu anlamına gelmez.
11

PD-L1 ile Tümör Mutasyon Yükü (TMB) Arasındaki Fark Nedir?

PD-L1 ve tümör mutasyon yükü, aynı konuya farklı pencerelerden bakan iki ayrı belirteçtir. PD-L1, doku kesitinde boyama yöntemiyle ölçülen bir protein düzeyini gösterir. Tümör mutasyon yükü ise tümör hücrelerinin genetik yapısındaki değişiklik sayısının genetik inceleme yöntemleriyle ölçülmesine dayanır ve TMB kısaltmasıyla anılır. Bu iki belirteç birbirinin yerine kullanılmaz ve sonuçları her zaman aynı yönde çıkmaz. Bir tümörde PD-L1 düşük bulunurken mutasyon yükü belirgin olabilir ya da tersi bir tablo görülebilir; bu nedenle ikisi birlikte değerlendirildiğinde daha kapsamlı bir bilgi elde edilir.
12

PD-L1 Testi Diğer İmmünhistokimya Belirteçleriyle Birlikte Çalışılır mı?

Evet, PD-L1 çoğu zaman diğer immünhistokimya belirteçleriyle birlikte çalışılır. Tümörün türünü ve alt tipini belirlemeye yarayan belirteçler ile tedavi planlamasına katkı sağlayan diğer belirteçler aynı doku bloğundan incelenebilir. Bu çalışmalar için bloktan birden çok kesit alınır ve her belirteç kendi antikoruyla ayrı ayrı boyanır. Bloktaki doku miktarı sınırlıysa hangi incelemelerin öncelikli olduğu belirlenerek sıralama yapılır. Sonuçlar tek tek değil, birbirini tamamlayan bir bütün olarak yorumlanır.
13

PD-L1 Sonucu Hastalığın Evresi Hakkında Bilgi Verir mi?

Hayır, PD-L1 sonucu hastalığın evresi hakkında bilgi vermez. Evre, tümörün büyüklüğü, çevre dokulara yayılımı, lenf bezlerinin durumu ve uzak organlara yayılım olup olmadığı gibi ölçütlerle belirlenir. Bu bilgiler görüntüleme yöntemleri, cerrahi bulgular ve patoloji raporunun ilgili bölümleriyle ortaya konur. PD-L1 ise yalnızca dokuda ilgili proteinin ne ölçüde bulunduğunu gösterir. Erken evre bir tümörde belirgin boyanma görülebileceği gibi, ileri evre bir tümörde boyanma zayıf olabilir.
14

Raporda Geçen 'Değerlendirilemedi' İfadesi Ne Anlama Gelir?

Bu ifade, örneğin PD-L1 değerlendirmesi için uygun bulunmadığını belirtir. En sık nedeni, kesitte değerlendirmeye yetecek sayıda canlı tümör hücresi bulunmamasıdır. Dokunun büyük ölçüde nekroz yani ölü hücre alanlarından oluşması ya da kemik örneklerinde uygulanan dekalsifikasyon işlemi de aynı sonuca yol açabilir. Boyamanın teknik nedenlerle beklendiği gibi yürümediği durumlarda da bu ifade kullanılır. Böyle bir durumda varsa başka bir blok denenebilir, uygun görülürse yeniden örnekleme gündeme gelebilir.
15

PD-L1 Sonucunu Hangi Bölüm Değerlendirir?

Boyanmanın mikroskopta incelenmesi ve raporlanması patoloji bölümünün görevidir. Patolog, kullanılan antikoru, örneğin niteliğini ve ilgili skorlama yaklaşımını göz önünde bulundurarak sonucu bildirir. Raporun tedavi açısından ne anlama geldiği ise tıbbi onkoloji bölümünce değerlendirilir. İki bölüm, sonucun hastalığın türü ve seyriyle nasıl bağdaştığı konusunda birlikte çalışır. Gerekli görülen durumlarda sonuç, ilgili diğer bölümlerin de katıldığı çok disiplinli konseyde ele alınır.

Önemli Bilgilendirme ve Yasal Uyarı

Bu sayfada yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde tıbbi tanı, teşhis, tedavi ya da kişiye özel sağlık danışmanlığı niteliği taşımaz.

Sitemizdeki tıbbi metinler, Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik kapsamında toplumun sağlık okuryazarlığını artırmak amacıyla tarafsız, nesnel ve kanıta dayalı olarak hazırlanmıştır. Anılan mevzuat uyarınca “bilgilendirme içeriklerinde kurum logosunun yer alması tek başına reklam veya talep yaratma faaliyeti teşkil etmez” ilkesi esas alınmaktadır.

  • Buradaki bilgiler bir hekimin muayenesinin, değerlendirmesinin veya tıbbi görüşünün yerini tutmaz.
  • Tahlil sonuçları; yaş, cinsiyet, kullanılan ilaçlar, mevcut hastalıklar ve laboratuvara göre değişkenlik gösterir. Referans aralıkları her laboratuvarda farklı olabilir.
  • Tahlil sonuçlarınız mutlaka sizi muayene eden bir hekim tarafından, klinik durumunuzla birlikte yorumlanmalıdır.
  • Bu içeriklere dayanarak ilaç kullanmayınız, tedavinizi değiştirmeyiniz veya erteleme yapmayınız.
  • Acil bir sağlık durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayınız veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Koru Sağlık Grubu, bu içeriklerin kişisel yorumlanmasından doğabilecek sonuçlardan sorumlu tutulamaz. İçerikler T.C. Sağlık Bakanlığı mevzuatı gereği bilgilendirme amacıyla sunulmakta olup reklam veya yönlendirme amacı taşımaz.