Eklem sıvısı incelemesi, şişmiş ya da ağrılı bir eklemin içinden ince bir iğneyle alınan sıvının laboratuvarda görünüm, hücre, kristal ve mikrop açısından değerlendirilmesidir. Eklem içinden sıvı alınması işlemine artrosentez denir ve bu işlem hem tanıya yardımcı örnek elde etmeyi hem de biriken sıvının boşaltılmasıyla basıncın azalmasını sağlayabilir. İncelemede sıvının rengi, berraklığı ve kıvamı ile içindeki hücrelerin türü ve miktarı birlikte yorumlanır. Polarize ışıklı mikroskopla yapılan kristal analizi, gut ile psödogut gibi kristal kaynaklı eklem iltihaplarının ayrılmasına katkı sağlar. Boyalı inceleme ve kültür ise eklemde mikrobik bir enfeksiyon bulunup bulunmadığının araştırılmasında önemli yer tutar.
Eklem Sıvısı İncelemesi Nedir ve Eklem İçindeki Sıvıdan Hangi Bilgiler Elde Edilir?
Eklem sıvısı (sinovyal sıvı), eklemi içten saran zarın ürettiği, kıkırdağı besleyen ve hareket sırasında sürtünmeyi azaltan kaygan bir sıvıdır. Sağlıklı bir eklemde bu sıvı az miktarda bulunur ve eklemin rahat hareket etmesine yardımcı olur. Eklemde iltihap, enfeksiyon, kristal birikimi ya da kanama olduğunda sıvının miktarı artar ve yapısı değişir. Eklem sıvısı incelemesi, bu değişiklikleri görmek için eklem içinden ince bir iğneyle alınan örneğin laboratuvarda değerlendirilmesidir. Örneğin alınma işlemine artrosentez (eklem ponksiyonu) adı verilir ve işlem sırasında bölge genellikle lokal uyuşturma ile hazırlanır; hissedilen rahatsızlık çoğu kişide kısa süreli olur. İncelemede sıvının rengi, berraklığı ve kıvamı ile birlikte hücre sayımı ve hücre türlerinin dağılımı değerlendirilir. Kristal analizi, boyalı mikroskobik inceleme ve kültür de gereken durumlarda aynı örnekte yapılabilir. Böylece tek bir örnekten eklem şikayetinin iltihaplı mı, iltihapsız mı, enfeksiyona mı yoksa kanamaya mı bağlı olduğuna dair önemli ipuçları elde edilir. Gergin ve şiş bir eklemden sıvının boşaltılması, basıncı azaltarak kişinin kendini daha rahat hissetmesine de katkı sağlayabilir.
Eklem Sıvısı Örneği Hangi Şikayetler Üzerine İstenir?
Eklem sıvısı örneği en sık, nedeni açıklanamayan eklem şişliği bulunan kişilerde istenir. Aniden başlayan, kızarık, sıcak ve dokunmakla belirgin biçimde ağrıyan tek bir eklem bu incelemenin öne çıkan nedenlerindendir. Ateş ve halsizliğin eşlik ettiği şişlikte eklem içi enfeksiyonun araştırılması amacıyla örnek alınması gündeme gelir. Ayak başparmağı, diz ya da ayak bileğinde tekrarlayan ataklar gut veya psödogut şüphesi doğurduğunda kristal aramak için sıvı incelenir. Bir yaralanmanın ardından dizde hızla gelişen şişlik, eklem içine kanama olup olmadığının anlaşılması için değerlendirilebilir. Uzun süredir devam eden ve birden fazla eklemi etkileyen şikayetlerde de sıvı incelemesi romatizmal hastalıkların araştırılmasına katkı sağlar. Bilinen bir eklem hastalığı olan kişide şişliğin beklenmedik biçimde artması, tabloya yeni bir sorunun eklenip eklenmediğini düşündürdüğünde örnek alınabilir. Protezli bir eklemde ortaya çıkan ağrı ve şişlik de bu incelemenin istendiği durumlar arasındadır. Şişliğin tek eklemde mi yoksa birden çok eklemde mi olduğu, hangi incelemelerin öncelikli olarak isteneceğinin belirlenmesinde yol gösterir.
Eklem Sıvısının Berraklığı ve Kıvamı (Viskozitesi) Neyi Yansıtır?
Eklem sıvısı laboratuvara ulaştığında yapılan ilk değerlendirme, gözle görülen özelliklerin not edilmesidir. Sağlıklı eklem sıvısı açık saman sarısı renkte, berrak ve arkasındaki yazının okunabileceği kadar saydamdır. İltihap arttıkça sıvıya çok sayıda hücre karıştığı için sıvı bulanıklaşır ve yarı saydam ya da opak bir görünüm kazanır. Enfeksiyon durumunda sıvı yoğun biçimde bulanık, sarı yeşil ve irin benzeri olabilir. Kırmızı ya da kahverengi renk sıvıda kan bulunduğunu düşündürür; ancak bu kanın işlem sırasında iğneye bağlı olarak karışıp karışmadığı ayrıca değerlendirilir. Sağlıklı sıvının kıvamı (viskozitesi) yüksektir ve şırıngadan damlatıldığında uzun bir iplik gibi uzar. İltihap, sıvıya kaygan özelliğini veren maddeleri parçaladığı için kıvam azalır ve sıvı su gibi akmaya başlar. Bazı laboratuvarlarda müsin pıhtı testiyle bu maddelerin durumu ayrıca gözlenebilir. Görünüm ve kıvam tek başına yorum için yeterli olmasa da hücre sayımı ve kristal analiziyle birlikte değerlendirildiğinde yol gösterici bir başlangıç sunar.
Eklem Sıvısı Sonuçları Hangi Gruplara Ayrılarak Değerlendirilir?
Eklem sıvısı sonuçları, görünüm, kıvam ve hücre sayımı gibi özelliklerin bir arada ele alınmasıyla belirli gruplara ayrılır. İlk grup, özellikleri sağlıklı eklem sıvısına yakın olan normal sıvıdır. İkinci grup iltihapsız (non-inflamatuar) sıvı olup berrak görünümü ve az sayıda hücre içermesiyle dikkat çeker; eklem kıkırdağının aşınması gibi mekanik sorunlarda görülebilir. Üçüncü grup iltihaplı (inflamatuar) sıvıdır; hücre sayısı artmış, görünüm bulanıklaşmış ve kıvam azalmıştır. Dördüncü grup enfeksiyonla uyumlu (septik) sıvıdır ve genellikle çok yoğun hücre içeriği ile irin benzeri görünüm taşır. Beşinci grup kanlı (hemorajik) sıvıdır ve eklem içine kanama olan durumları yansıtır. Bu gruplar arasındaki sınırlar her zaman keskin değildir; örneğin şiddetli bir gut atağında sıvı enfeksiyona benzer yoğunlukta hücre içerebilir. Aynı şekilde erken dönemde ya da daha önce antibiyotik kullanılmış bir enfeksiyonda hücre içeriği beklenenden düşük kalabilir. Bu nedenle gruplama bir başlangıç çerçevesi olarak kullanılır ve kristal analizi, boyalı inceleme ve kültür sonuçlarıyla birlikte yorumlanır.
İltihaplı ve İltihapsız Eklem Sıvısı Birbirinden Nasıl Ayrılır?
İltihaplı ve iltihapsız eklem sıvısının ayrımında öne çıkan ölçütlerden biri, sıvıdaki beyaz kan hücrelerinin (lökosit) miktarı ve türüdür. İltihapsız sıvıda hücre sayısı düşük kalır ve hücrelerin çoğunluğu mikroplarla savaşan nötrofil türünde değildir. İltihaplı sıvıda ise hücre sayısı belirgin biçimde artar ve nötrofillerin payı yükselir. Görünüm açısından iltihapsız sıvı berrak ve kıvamlıyken iltihaplı sıvı bulanık ve daha akışkandır. İltihapsız sıvı çoğunlukla eklem kireçlenmesi (osteoartrit), menisküs yırtığı gibi mekanik sorunlar ya da eklemi zorlayan yaralanmalar sonrasında görülür. İltihaplı sıvı ise romatoid artrit, sedef hastalığına bağlı eklem iltihabı, reaktif artrit ve kristal hastalıkları gibi durumlarda ortaya çıkar. Hücre türlerine bakılması, bazen alerjik ya da parazitik durumlar gibi daha nadir tabloların fark edilmesine de yardımcı olur. İltihaplı sıvı saptandığında bir sonraki adım, bu iltihabın kristalden mi, enfeksiyondan mı yoksa bağışıklık sistemi kaynaklı bir hastalıktan mı kaynaklandığının araştırılmasıdır. Bu ayrım için kristal analizi ve kültür sonuçları büyük önem taşır.
Kristal Analizi Nedir ve Polarize Işıklı Mikroskopta Nasıl Yapılır?
Kristal analizi, eklem sıvısında gözle görülemeyecek kadar küçük kristallerin mikroskopla aranmasıdır. Bu inceleme için polarize ışıklı mikroskop kullanılır; bu mikroskopta ışık özel filtrelerden geçirildiği için kristaller karanlık zemin üzerinde parlak biçimde seçilir. Kristallerin şekli, ışığı kırma gücü ve ışık yönüne göre aldığı renk incelenerek hangi türe ait oldukları belirlenmeye çalışılır. Bu amaçla mikroskoba kırmızı dengeleyici (kompansatör) adı verilen ek bir parça takılır ve kristallerin bu parçanın eksenine göre sarı ya da mavi görünmesi değerlendirilir. Kristallerin iltihap hücrelerinin içinde yer alması, o sırada etkin bir kristal iltihabı yaşandığını düşündürür. İnceleme deneyim gerektiren bir işlemdir ve sonucun güvenilirliği örneği değerlendiren kişinin tecrübesiyle yakından ilişkilidir. Az sayıda kristal bulunduğunda ya da örnek küçük olduğunda kristaller gözden kaçabileceği için olumsuz bir sonuç kristal hastalığını tamamen dışlamaz. Kristal analizi, gut ile psödogut ayrımında ve bu hastalıkların enfeksiyondan ayrılmasında temel bilgiyi sağlar. Nadiren kolesterol kristalleri ya da eklem içine uygulanan enjeksiyonlara ait kristal benzeri parçacıklar da görülebilir.
Monosodyum Ürat Kristalleri Gut Şüphesinde Ne İfade Eder?
Monosodyum ürat kristalleri, vücutta biriken ürik asidin eklem içinde çökmesiyle oluşan ve gut hastalığına yol açan kristallerdir. Polarize ışıklı mikroskopta ince, uzun ve iğne biçiminde görülürler. Bu kristaller ışığı güçlü biçimde kırar ve dengeleyici parçanın eksenine paralel konumlandıklarında sarı renkte görünürler; bu özellik negatif çift kırıcılık olarak tanımlanır. Atak sırasında kristallerin iltihap hücrelerinin içinde görülmesi, eklem iltihabının gutla ilişkili olduğunu güçlü biçimde destekler. Eklem sıvısında monosodyum ürat kristallerinin gösterilmesi, gut tanısının değerlendirilmesinde önemli bulgulardan biri kabul edilir. Ataklar arasındaki sakin dönemde de daha önce gut atağı geçirmiş eklemden alınan sıvıda kristaller görülebilir. Kulak kepçesi, dirsek ya da parmaklarda gelişen tebeşir benzeri birikintilerden (tofüs) alınan örneklerde de aynı kristaller aranabilir. Kristal görülmesi aynı eklemde enfeksiyon bulunmadığı anlamına gelmediği için kültür sonucu da ayrıca gözden geçirilir. Kandaki ürik asit düzeyinin yorumuna ilişkin ayrıntılar kütüphanedeki Ürik Asit sayfasında yer alır.
Kalsiyum Pirofosfat Kristalleri Psödogut Açısından Neyi Gösterir?
Kalsiyum pirofosfat kristalleri, kıkırdak dokusunda biriken ve psödogut olarak bilinen eklem iltihabına yol açabilen kristallerdir. Psödogut, gut atağına benzer biçimde ani başlayan şişlik, kızarıklık ve ağrıyla seyrettiği için bu iki tablo yalnızca şikayetlere bakılarak ayırt edilemeyebilir. Polarize ışıklı mikroskopta kalsiyum pirofosfat kristalleri kısa, kalın, dikdörtgen ya da eşkenar dörtgen biçiminde görülür. Bu kristaller ışığı zayıf kırar ve dengeleyici parçanın eksenine paralel konumlandıklarında mavi renkte görünürler; bu özelliğe pozitif çift kırıcılık denir. Işığı zayıf kırdıkları için monosodyum ürat kristallerine göre daha kolay gözden kaçabilirler. Psödogut en sık diz ve el bileğini etkiler ve ileri yaşlarda daha sık görülür. Bazı kişilerde röntgende kıkırdak içinde kireçlenmeye benzer çizgilenmeler (kondrokalsinozis) görülmesi bu olasılığı destekler. Kalsiyum pirofosfat birikimi zaman zaman paratiroid bezi, vücutta demir birikimi ya da magnezyum düzeyiyle ilgili sorunlara eşlik edebildiğinden kan testleriyle ek değerlendirme yapılabilir. Aynı eklemde hem ürat hem de pirofosfat kristalleri bulunabildiği için mikroskobik incelemede iki tür de ayrı ayrı aranır.
Septik Artrit Şüphesinde Eklem Sıvısı Neden Gecikmeden İncelenir?
Septik artrit, eklem içine mikrop yerleşmesi sonucu gelişen ve eklem kıkırdağına kısa sürede zarar verebilen bir enfeksiyondur. Bu nedenle ateşle birlikte aniden şişen, sıcak ve hareket ettirilemeyen bir eklem, zaman kaybetmeden değerlendirilmesi gereken durumlar arasında yer alır. Septik artrit şüphesinde eklem sıvısının antibiyotik başlanmadan önce alınması, mikrobun üretilme şansını artırır. Antibiyotik başlandıktan sonra alınan örnekte mikrop üremeyebilir ve bu durum sonucun yorumlanmasını güçleştirir. Örneğin gecikmeden incelenmesi, hücre sayımı, boyalı inceleme ve kültür için sıvının uygun koşullarda laboratuvara ulaşmasını sağlar. Bekleyen örnekte hücreler bozulabileceği ve kristallerin görünümü değişebileceği için sıvı alındıktan sonra hızla laboratuvara iletilir. Kan kültürü ile CRP ve sedimantasyon gibi iltihap belirteçleri tabloya destek olabilir; ancak bu testler eklem sıvısı incelemesinin yerini tutmaz. Enfeksiyon düşünülen eklemden sıvının boşaltılması, iltihaplı içeriğin azaltılmasına da yardımcı olabilir. Yüksek ateş ve titremeyle birlikte ani başlayan sıcak, şiş bir eklem varsa acil servise başvurmak yerinde olur.
Eklem Sıvısında Boyalı İnceleme ve Kültür Hangi Bilgiyi Verir?
Boyalı inceleme, eklem sıvısından hazırlanan yaymanın Gram yöntemiyle boyanarak mikroskopta mikrop aranmasıdır. Bu yöntem kısa sürede sonuç verdiği için enfeksiyon şüphesinde ilk bilgiyi sağlayabilir. Gram boyama, görülen bakterilerin şekline ve boyanma özelliğine göre hangi mikrop grubunun sorumlu olabileceği konusunda ipucu verir. Ancak her enfeksiyonda mikroplar boyalı preparatta görülemeyebilir; bu nedenle boyalı incelemenin olumsuz çıkması enfeksiyonu dışlamaz. Kültür, eklem sıvısının özel besiyerlerine ekilerek mikrobun üretilmesidir ve enfeksiyonun doğrulanmasında temel yöntemdir. Kültürde üreyen mikrop için antibiyotik duyarlılık testi yapılarak hangi antibiyotik grubunun etkili olabileceği belirlenir. Kültür sonucunun çıkması boyalı incelemeye göre daha uzun sürer ve bu süre içinde klinik tablo ile diğer bulgular birlikte değerlendirilir. Verem ya da mantar gibi yavaş üreyen mikroplardan şüphelenildiğinde özel boyama ve kültür yöntemlerine başvurulabilir. Bazı durumlarda mikrobun genetik materyalini arayan moleküler testler de ek bilgi sağlayabilir.
Kanlı Eklem Sıvısı (Hemartroz) Hangi Durumlarda Karşımıza Çıkar?
Kanlı eklem sıvısı (hemartroz), eklem boşluğuna kan sızması sonucu ortaya çıkan ve sıvının kırmızı ya da kahverengi görünmesine yol açan durumdur. Sık görülen neden, özellikle dizde bağ yırtığı, menisküs hasarı ya da eklem içi kırık gibi yaralanmalardır. Hemofili gibi kalıtsal kanama hastalıkları başta olmak üzere pıhtılaşma bozuklukları, belirgin bir travma olmadan da tekrarlayan eklem içi kanamalara neden olabilir. Kan sulandırıcı ilaç kullanan kişilerde de hafif zorlanmalardan sonra eklem içine kanama gelişebilir. Eklem zarından kaynaklanan bazı iyi huylu doku büyümeleri ve eklem protezi çevresindeki sorunlar kanlı sıvının daha nadir nedenleri arasındadır. Sıvı alınırken iğnenin küçük bir damara değmesi de örneğe kan karışmasına yol açabilir; bu durumda kan genellikle işlem boyunca eşit dağılmaz ve ayrım yapılırken bu özellik dikkate alınır. Kanlı sıvı içinde yağ damlacıklarının görülmesi eklem içi kemik kırığını düşündürebilir. Tekrarlayan hemartrozda kıkırdak zamanla etkilenebileceği için altta yatan nedenin araştırılması önem taşır. Bu amaçla pıhtılaşma testleri ve görüntüleme yöntemleri eklem sıvısı bulgularıyla birlikte değerlendirilir.
Eklem Sıvısı Sonucu Romatizmal Hastalık Araştırmasına Nasıl Katkı Sağlar?
Eklem sıvısı incelemesi, romatizmal hastalıkların araştırılmasında kan testleri ve görüntüleme yöntemleriyle birlikte değerlendirilen önemli bir basamaktır. Sıvının iltihaplı özellik taşıması, şikayetlerin yalnızca mekanik aşınmadan kaynaklanmadığını ve eklemde etkin bir iltihap süreci bulunduğunu düşündürür. Kristal ve enfeksiyon dışlandığında iltihaplı sıvı romatoid artrit, sedef hastalığına bağlı artrit, reaktif artrit ya da bağ dokusu hastalıkları gibi tabloların değerlendirilmesine yön verir. Bu aşamada Anti-CCP, ANA, CRP ve sedimantasyon gibi kan testleri eklem sıvısı bulgularını tamamlayan bilgi sağlar. İltihapsız sıvı saptanması ise daha çok kireçlenme veya mekanik sorunların araştırılmasını öne çıkarır. Bazı merkezlerde eklem sıvısında glukoz ya da protein gibi ek ölçümler de yapılabilir; ancak bunların yorumu diğer bulgularla birlikte anlam kazanır. Uzun süredir izlenen bir romatizmal hastalıkta yeni gelişen şişlik, hastalığın alevlenmesiyle mi yoksa eklenen bir enfeksiyon ya da kristal iltihabıyla mı ilgili olduğunun ayrılması için incelenebilir. Bu değerlendirmede şikayetler, muayene bulguları ve tüm test sonuçları bir arada yorumlanır. Eklem sıvısı incelemesi böylece tanı sürecinde yol gösterici bir basamak olarak yer alır.