Biyokimya Kütüphanesi

Çölyak Antikorları (Anti-tTG, EMA)

Çölyak Antikorları (anti-tTG, EMA)

Çölyak antikorları, glutene karşı gelişen otoimmün yanıtı yansıtan ve kanda ölçülen bağışıklık proteinleridir. Çölyak hastalığında buğday, arpa ve çavdarda bulunan gluten, genetik yatkınlığı olan kişilerde ince bağırsak iç yüzeyinde iltihaba ve emilim bozukluğuna yol açar. Bu süreçte doku transglutaminaz (Anti-tTG IgA) ve endomisyum (EMA) antikorları oluşur ve basit bir kan örneğiyle saptanabilir. Test paneli çoğu zaman total IgA ölçümüyle birlikte istenir; böylece IgA eksikliğine bağlı yalancı negatif sonuçların önüne geçilmeye çalışılır. Sonuçlar tek başına tanı anlamı taşımaz, belirtiler, eşlik eden hastalıklar ve gerektiğinde ince bağırsak biyopsisiyle birlikte yorumlanır.

Çölyak Antikorları (Anti-tTG, EMA) Nedir ve Neden Ölçülür?

Çölyak antikorları, bağışıklık sisteminin gluten ile karşılaştığında kendi dokularına yönelik ürettiği otoantikorlardır. Bu antikorların başlıcaları doku transglutaminaz enzimine karşı gelişen Anti-tTG IgA ile bağırsak düz kasını saran bağ dokusu katmanına yönelen endomisyum antikorudur (EMA). Doku transglutaminaz, gluten içindeki gliadin parçalarını değiştirerek bağışıklık sisteminin bu parçaları daha güçlü biçimde tanımasına yol açan bir enzimdir. Genetik yatkınlığı olan kişilerde bu etkileşim, ince bağırsaktaki emilim yüzeyini oluşturan tüy benzeri çıkıntıların (villus) düzleşmesine neden olabilir. Antikor düzeyleri, gluten tüketimi sürdükçe yüksek kalma eğilimindedir ve bağırsaktaki otoimmün sürecin kandaki izini gösterir. Bu nedenle testler, çölyak hastalığı olasılığını araştırmak, biyopsi gerekip gerekmediğini belirlemek ve tanı sonrasında beslenme uyumunu izlemek amacıyla kullanılır. Çölyak hastalığı ishal gibi sindirim belirtileriyle ortaya çıkabileceği gibi sessiz de seyredebildiği için kan testleri tanı sürecinin ilk basamaklarından birini oluşturur. Antikor testleri gluten duyarlılığı ya da buğday alerjisi gibi farklı tabloları ölçmez; yalnızca otoimmün çölyak yanıtına odaklanır.

Çölyak Antikor Testleri Hangi Durumlarda İstenir?

Çölyak antikor testleri, uzun süren ishal, karın şişkinliği, gaz, karın ağrısı ve açıklanamayan kilo kaybı gibi sindirim şikâyetlerinde istenebilir. Hastalık her zaman bağırsak belirtileriyle kendini göstermediğinden, nedeni bulunamayan demir eksikliği anemisi, kemik erimesi (osteoporoz) ve sık tekrarlayan ağız yaraları da araştırma nedenleri arasındadır. Dermatitis herpetiformis adı verilen, kaşıntılı ve su toplayan cilt döküntüsü çölyak hastalığının deri üzerindeki yansıması kabul edilir. Tip 1 diyabet ve otoimmün tiroid hastalıkları gibi başka otoimmün durumları olan kişilerde çölyak hastalığı daha sık görüldüğü için tarama gündeme gelebilir. Çocuklarda boy kısalığı, büyüme geriliği, ergenliğin gecikmesi ve diş minesi bozuklukları da değerlendirmeye yol açan bulgulardandır. Nedeni açıklanamayan karaciğer enzim yüksekliği, süregen yorgunluk, eklem ağrıları ve bazı sinir sistemi yakınmaları da testin istenmesine gerekçe olabilir. Yakın aile bireylerinde (anne, baba, kardeş, çocuk) çölyak hastalığı bulunan kişilerde belirti olmasa bile tarama düşünülebilir. Down sendromu ve Turner sendromu gibi bazı genetik durumlar da çölyak hastalığı açısından artmış risk taşır.

Çölyak Antikor Testleri Nasıl Yapılır?

Çölyak antikor testleri koldan alınan bir kan örneğiyle yapılır ve özel bir işlem gerektirmez. Kan örneği laboratuvarda ayrıştırılarak serum kısmında antikor düzeyleri çalışılır. Anti-tTG IgA ve total IgA çoğunlukla otomatik immünolojik yöntemlerle ölçülürken EMA, işaretleyici boyalarla hazırlanan doku kesitlerinin mikroskop altında incelenmesiyle değerlendirilir. Bu nedenle EMA sonucu daha zahmetli ve uygulayıcının yorumunu gerektiren bir yöntemle elde edilir. Test öncesinde açlık genellikle gerekmez, ancak kişinin o dönemde düzenli olarak gluten içeren besinler tüketiyor olması önemlidir. Kullanılan ilaçlar, özellikle bağışıklığı baskılayan tedaviler, sonuçları etkileyebileceğinden örnek alımı sırasında bildirilmelidir. Çocuklarda da aynı yöntemle kan alınır ve sonuç yaşa uygun biçimde yorumlanır. Sonuç raporunda her testin laboratuvara özgü referans aralığı yer alır ve değerlendirme bu aralığa göre yapılır.

Anti-tTG ile EMA Arasındaki Fark Nedir?

Anti-tTG IgA, çölyak hastalığı araştırmasında ilk basamakta en sık tercih edilen antikor testidir. Otomatik yöntemlerle ölçülmesi, sayısal sonuç vermesi ve yaygın bulunması bu testi taramaya uygun hâle getirir. Duyarlılığının yüksek olması, hastalığı olan kişilerin büyük bölümünde testin pozitif çıkması anlamına gelir. EMA ise aynı enzime karşı gelişen yanıtı doku üzerinde gösteren ve özgüllüğü yüksek kabul edilen bir testtir; pozitif çıktığında çölyak hastalığı dışındaki nedenlerle açıklanma olasılığı düşüktür. Buna karşın EMA daha zahmetli, yoruma açık ve her laboratuvarda bulunmayan bir yöntemdir. Bu nedenle çoğu durumda önce Anti-tTG IgA bakılır, sınırda ya da beklenmedik sonuçlarda EMA destekleyici test olarak eklenir. Bu testlerin birlikte pozitif olması çölyak hastalığı olasılığını belirgin biçimde güçlendirir. Anti-tTG düşük düzeyde pozitifken EMA negatif kalıyorsa, başka otoimmün hastalıklar ya da karaciğer sorunları gibi geçici yükselmelere yol açan durumlar da akla gelir.

Total IgA Ölçümü Çölyak Panelinde Neden Yer Alır?

Anti-tTG ve EMA testlerinin en sık kullanılan biçimleri IgA sınıfı antikorları ölçer. Seçici IgA eksikliği toplumda görece sık rastlanan bir bağışıklık durumudur ve çölyak hastalarında genel topluma göre daha sık görülür. IgA üretimi yetersiz olan bir kişide çölyak hastalığı bulunsa bile IgA temelli antikorlar yükselemez ve sonuç yanıltıcı biçimde negatif çıkar. Total IgA ölçümü bu yalancı negatiflik riskini ortaya koymak için panele eklenir. Total IgA düzeyi yaşa göre beklenen sınırlardaysa IgA temelli antikor sonuçları güvenle yorumlanabilir. Total IgA düşük ya da ölçülemeyecek kadar azsa değerlendirme IgG temelli testlere kaydırılır. Bu amaçla deamide gliadin peptit antikorlarının IgG türü ve Anti-tTG IgG kullanılabilir; bazı merkezlerde EMA IgG de çalışılabilir. Küçük çocuklarda total IgA doğal olarak daha düşük olabildiğinden bu ölçüm yaşa özgü aralıklara göre yorumlanır.

Çölyak Antikor Sonuçları Nasıl Değerlendirilir?

Çölyak antikor sonuçları laboratuvarın kullandığı yönteme ve raporda belirtilen referans aralığına göre negatif, sınırda ya da pozitif olarak bildirilir. Farklı laboratuvarlar farklı ölçüm sistemleri kullandığından bir laboratuvardaki sonuç başka bir laboratuvardaki sonuçla doğrudan karşılaştırılmaz. Değerlendirmede antikorun pozitif olup olmadığı kadar düzeyinin ne kadar yüksek olduğu da önem taşır. Total IgA düzeyi, yorumun güvenilirliğini belirleyen ilk basamaktır. Sonuçlar kişinin belirtileri, gluten tüketim durumu, aile öyküsü ve eşlik eden hastalıklarıyla birlikte ele alınır. Sınırda sonuçlarda testin bir süre sonra tekrarlanması, EMA eklenmesi ya da genetik testin istenmesi gibi seçenekler değerlendirilebilir. Antikor testleri tek başına tanı koydurmaz; çoğu yetişkinde bulgular ince bağırsak biyopsisiyle birlikte yorumlanır. Sonucu anlamlandırma süreci gastroenteroloji alanında deneyimli hekim tarafından yürütülür.

Çölyak Antikor Pozitifliği Ne Anlama Gelir?

Anti-tTG IgA ya da EMA pozitifliği, bağışıklık sisteminin glutene karşı otoimmün yanıt geliştirdiğini düşündürür. Antikor düzeyi yükseldikçe ve EMA da pozitif olarak eşlik ettikçe çölyak hastalığı olasılığı artar. Ancak pozitif sonuç tek başına hastalığın varlığını göstermez; özellikle düşük düzeydeki pozitiflikler başka nedenlerle de ortaya çıkabilir. Tip 1 diyabet, otoimmün tiroid hastalıkları, otoimmün karaciğer hastalıkları ve bazı iltihabi bağırsak hastalıkları düşük düzeyde Anti-tTG yüksekliğiyle ilişkili olabilir. Pozitif sonuç, bağırsak dokusunun durumunu değerlendirmek için endoskopik biyopsi planlamasına yol açabilir. Bu aşamada glutensiz beslenmeye geçilmemesi, biyopsi bulgularının doğru yorumlanması açısından önem taşır. Belirtisi olmayan ama antikoru pozitif çıkan kişilerde de bağırsakta hasar bulunabileceği için değerlendirme aynı özenle sürdürülür. Pozitiflik saptandığında yakın aile bireylerinin de tarama açısından bilgilendirilmesi gündeme gelebilir.

Çölyak Antikor Negatifliği Hastalığı Dışlar mı?

Total IgA düzeyi yeterli bir kişide negatif çıkan Anti-tTG IgA sonucu, gluten tüketmeye devam edildiği sürece çölyak hastalığı olasılığını belirgin biçimde azaltır. Yine de negatif sonuç hastalığı her durumda dışlamaz. Seçici IgA eksikliği olan kişilerde IgA temelli testler hastalık varken bile negatif kalabilir. Test öncesinde gluten tüketiminin azaltılmış ya da bırakılmış olması antikorların düşmesine ve yalancı negatif sonuca yol açabilir. Küçük çocuklarda bağışıklık yanıtı henüz tam gelişmemiş olabileceğinden antikorlar beklenen düzeye ulaşmayabilir. Bağışıklığı baskılayan tedaviler alan kişilerde de antikor üretimi azalabilir. Nadiren bağırsakta çölyak hastalığına uygun hasar bulunduğu hâlde antikorların negatif kaldığı seronegatif çölyak tabloları görülebilir. Belirtiler güçlü biçimde çölyak hastalığını düşündürüyorsa negatif antikor sonucuna rağmen genetik test ya da biyopsi gibi ek değerlendirmeler planlanabilir.

Test Öncesinde Glutensiz Beslenmeye Geçilmesi Neden Sorun Yaratır?

Çölyak antikorları, bağışıklık sisteminin gluten ile sürekli karşılaşmasına bağlı olarak üretilir. Kişi test öncesinde glutensiz beslenmeye geçerse bu uyarı ortadan kalkar ve antikor düzeyleri zamanla düşmeye başlar. Böylece gerçekte çölyak hastalığı olan bir kişinin sonucu normal çıkabilir ve tanı gecikebilir. Aynı durum ince bağırsaktaki hasar için de geçerlidir; glutensiz dönemde bağırsak yüzeyi iyileşmeye başladığından biyopsi bulguları da belirginliğini yitirebilir. Bu nedenle çölyak hastalığından şüphelenilen kişilerin tanı süreci tamamlanmadan beslenmelerinden gluteni çıkarmamaları önerilir. Daha önce kendi kararıyla glutensiz beslenmeye başlamış kişilerde değerlendirme karmaşıklaşır ve gluten içeren beslenmeye kontrollü dönüş gündeme gelebilir. Bu dönüşün süresi ve biçimi kişiye göre belirlenir, planlama sağlık ekibiyle birlikte yapılır. Glutensiz beslenmeye geçmek isteyen kişilerin önce test yaptırmaları, gereksiz kısıtlamaların ve yanlış yönlendirmelerin önüne geçer.

Antikor Sonrasında Endoskopik Biyopsi Neden Gündeme Gelir?

Çölyak antikorlarının pozitif çıkması durumunda ince bağırsağın iç yüzeyini doğrudan değerlendirmek için endoskopi gündeme gelebilir. Üst sindirim sistemi endoskopisi sırasında ince bağırsağın başlangıç bölümünün farklı noktalarından küçük doku örnekleri alınır. Bu örnekler patoloji incelemesinde villusların düzleşmesi, bağırsak bezlerinin derinleşmesi ve yüzeydeki bağışıklık hücrelerinin artışı açısından değerlendirilir. Biyopsi, antikor sonucunun bağırsaktaki hasarla uyumlu olup olmadığını göstermeye ve benzer bulgular oluşturabilen başka hastalıkları ayırt etmeye yardımcı olur. Biyopsinin anlamlı olabilmesi için işlem öncesinde gluten tüketiminin sürdürülmesi gerekir. Bazı çocuklarda Anti-tTG IgA düzeyinin çok yüksek bulunması, ayrı bir kan örneğinde EMA pozitifliğiyle desteklenmesi ve belirtilerin uyumlu olması durumunda biyopsi yapılmadan tanıya gidilen yaklaşımlar uygulanabilmektedir. Bu yaklaşımın hangi çocukta uygun olduğu, çocuk gastroenteroloji hekiminin değerlendirmesiyle belirlenir. Yetişkinlerde ise biyopsi çoğunlukla tanı sürecinin bir parçası olarak yer alır.

Çölyak Antikor Sonucunu Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Çölyak antikor sonuçlarını etkileyen en önemli etken, test öncesindeki gluten tüketim düzeyidir; azaltılmış ya da bırakılmış gluten alımı antikorları düşürebilir. Seçici IgA eksikliği, IgA temelli testlerin yalancı negatif çıkmasına neden olur ve total IgA ölçülmeden bu durum fark edilmeyebilir. Bağışıklığı baskılayan tedaviler ve steroid grubu ilaçlar antikor üretimini azaltarak sonucu olduğundan düşük gösterebilir. Küçük yaş, bağışıklık yanıtının henüz olgunlaşmamış olması nedeniyle yorumu güçleştirebilir. Tip 1 diyabet, otoimmün tiroid ve karaciğer hastalıkları gibi başka otoimmün durumlar düşük düzeyli, geçici Anti-tTG yükselmelerine yol açabilir. Kullanılan ölçüm yöntemi ve laboratuvarın referans aralığı farklılık gösterdiğinden izlemde aynı laboratuvarın tercih edilmesi karşılaştırmayı kolaylaştırır. EMA testinin mikroskop altında değerlendirilmesi, sonucun uygulayıcı deneyimine bağlı olarak değişebilmesine yol açar. Ağır protein kaybı ya da genel bağışıklık yetmezliği gibi durumlar da antikor düzeylerini etkileyebilir.

Sonuçlarla Hangi Bölüme Başvurulur, Süreç Nasıl İlerler?

Çölyak antikor sonuçları yetişkinlerde gastroenteroloji, çocuklarda ise çocuk gastroenteroloji bölümünde değerlendirilir. Test iç hastalıkları, çocuk sağlığı ve hastalıkları, dermatoloji ya da endokrinoloji bölümlerinde istenmiş olabilir; pozitif ya da şüpheli sonuçlarda kişi çoğunlukla sindirim sistemi hastalıklarıyla ilgilenen bölüme yönlendirilir. Hekim, sonuçları belirtiler ve eşlik eden hastalıklarla birlikte ele alarak biyopsi, genetik test ya da ek laboratuvar incelemesi gerekip gerekmediğini değerlendirir. Tanı konduktan sonra glutensiz beslenme, diyetisyen desteğiyle kişiye özel olarak planlanır. Demir, vitamin ve kemik sağlığıyla ilgili eksiklikler de bu süreçte değerlendirilir ve gerekli görülürse ilgili bölümlerle birlikte izlenir. Antikor düzeylerinin tanı sonrasında belirli aralıklarla ölçülmesi, glutensiz beslenmeye uyumun ve bağırsağın iyileşme sürecinin izlenmesine yardımcı olur. Antikorların beklenen şekilde düşmemesi, farkında olmadan gluten alındığını düşündürebilir ve beslenmenin yeniden gözden geçirilmesine yol açar. Yakın aile bireylerinin (anne, baba, kardeş, çocuk) tarama açısından bilgilendirilmesi de sürecin bir parçasıdır.

Yayın tarihi:

Merak edilen sorular

15 başlık

Bu değerle en çok ilişkilendirilen soruların yanıtları.

1

Çölyak Antikor Testi İçin Aç Kalmak Gerekir mi?

Çölyak antikor testi için genellikle aç kalmak gerekmez. Antikor düzeyleri kısa süreli yemek yemeyle değişmez, bu nedenle günün herhangi bir saatinde kan verilebilir. Aynı örnekten açlık gerektiren başka testler de çalışılacaksa laboratuvarın açlık önerisine uyulması uygun olur. Testten önce önemli olan açlık değil, kişinin gluten içeren besinleri düzenli olarak tüketmeye devam etmesidir. Kullanılan ilaçların, özellikle bağışıklığı baskılayan tedavilerin, örnek alımı sırasında bildirilmesi yorumu kolaylaştırır.
2

Çölyak Paneli Sonucu Ne Kadar Sürede Çıkar?

Çölyak panelinin sonuçlanma süresi laboratuvarın çalışma düzenine ve istenen testlere göre değişir. Anti-tTG IgA ve total IgA otomatik sistemlerde çalışıldığı için çoğu zaman kısa sürede raporlanır. EMA testi mikroskop altında değerlendirildiğinden ve bazı laboratuvarlarda belirli günlerde toplu çalışıldığından daha uzun sürebilir. Örneğin başka bir merkeze gönderilmesi gerektiğinde sonuç günler içinde çıkabilir. Kan verme sırasında laboratuvardan beklenen sonuç tarihinin öğrenilmesi planlamayı kolaylaştırır.
3

Çocuklarda Çölyak Antikorları Hangi Dönemden Sonra Anlamlıdır?

Çocuklarda çölyak antikorlarının anlamlı olabilmesi için çocuğun ek gıdalarla birlikte gluten içeren besinlerle tanışmış ve bunları bir süredir tüketiyor olması gerekir. Gluten hiç alınmamışsa bağışıklık sistemi bu proteine karşı yanıt oluşturmadığından test bilgi vermez. Bebeklik döneminde total IgA doğal olarak düşük olabildiğinden IgA temelli testler yanıltıcı olabilir ve IgG temelli testler birlikte değerlendirilebilir. Anneden geçen antikorlar da yaşamın ilk aylarında sonucu etkileyebilir. Testin hangi dönemde ve hangi antikorlarla yapılacağı çocuk gastroenteroloji hekiminin değerlendirmesiyle belirlenir.
4

IgA Eksikliği Olan Kişilerde Tanı Nasıl Konur?

Seçici IgA eksikliği olan kişilerde IgA temelli Anti-tTG ve EMA testleri hastalık varken bile negatif çıkabilir. Bu nedenle total IgA düşük bulunduğunda değerlendirme IgG temelli testlere kaydırılır. Deamide gliadin peptit antikorlarının IgG türü, Anti-tTG IgG ve bazı merkezlerde EMA IgG bu amaçla kullanılabilir. IgG temelli testlerden biri pozitif çıktığında ince bağırsak biyopsisi çoğu durumda tanı sürecinin bir parçası olur. Sonuçların birlikte yorumlanması ve sonraki adımların planlanması hekim tarafından yapılır.
5

Gliadin Antikorları Hangi Durumlarda Tercih Edilir?

Doğal gliadine karşı gelişen eski tip antikor testleri güvenilirliklerinin sınırlı olması nedeniyle günümüzde çölyak araştırmasında önerilmemektedir. Bunların yerine deamide gliadin peptit antikorları kullanılır; bu test, doku transglutaminazın değiştirdiği gliadin parçalarına karşı gelişen yanıtı ölçer. Deamide gliadin peptit antikorlarının IgG türü, özellikle seçici IgA eksikliği olan kişilerde Anti-tTG IgA'nın yerine başvurulan testlerden biridir. Küçük çocuklarda Anti-tTG yanıtı henüz gelişmemişken bu antikorların daha erken yükselebildiği bildirilmektedir. Belirti ve risk durumuna göre bu testler diğer antikorlarla birlikte panele eklenebilir.
6

Çölyak Antikorları ile HLA-DQ2 ve HLA-DQ8 Genetik Testi Arasındaki Fark Nedir?

Çölyak antikorları glutene karşı o anda süren otoimmün yanıtı gösterirken HLA-DQ2 ve HLA-DQ8 testi hastalığa zemin hazırlayan genetik yatkınlığı araştırır. Bu genetik yatkınlık toplumda sık görülür ve bu genleri taşıyan kişilerin büyük çoğunluğunda çölyak hastalığı gelişmez. Bu nedenle genetik testin pozitif çıkması hastalığın varlığını göstermez. Buna karşın HLA-DQ2 ve HLA-DQ8 taşımayan kişilerde çölyak hastalığı olasılığı çok düşüktür ve test özellikle hastalık olasılığını dışlamada yol gösterir. Genetik sonuç yaşam boyu değişmediği için glutensiz beslenmeye önceden geçmiş kişilerde ve sınırda antikor sonuçlarında değerlendirmeye katkı sağlar.
7

Ailede Çölyak Hastalığı Olanlarda Tarama Yapılır mı?

Yakın aile bireylerinde (anne, baba, kardeş, çocuk) çölyak hastalığı bulunan kişilerde hastalık görülme olasılığı toplum geneline göre daha yüksektir. Bu nedenle belirti olmasa da bu kişilerde çölyak antikorlarıyla tarama yapılması gündeme gelebilir. Tarama çoğunlukla total IgA ile birlikte Anti-tTG IgA ölçümüyle başlar. Negatif sonuç alınan aile bireylerinde ilerleyen dönemde belirti ortaya çıkarsa test yeniden değerlendirilebilir. HLA-DQ2 ve HLA-DQ8 genetik testi, bu genleri taşımayan aile bireylerinde tekrarlayan taramaya gerek olup olmadığını belirlemede yardımcı olabilir.
8

Demir Eksikliği Anemisinde Çölyak Antikorları Neden İstenir?

Çölyak hastalığında ince bağırsağın başlangıç bölümü zarar görür ve demir de büyük ölçüde bu bölümden emilir. Bu nedenle bağırsak şikâyeti olmayan kişilerde bile açıklanamayan ya da demir desteğine yanıt vermeyen demir eksikliği anemisi çölyak hastalığının ilk bulgusu olabilir. Çölyak antikorları, kan kaybı gibi başka nedenler bulunamadığında ya da eksiklik tekrarladığında emilim sorununu araştırmak amacıyla istenir. Pozitif sonuç, anemiyi açıklayabilecek bir bağırsak hastalığı olasılığını gündeme getirir. Tanı sonrasında bağırsak iyileştikçe demir emilimi de düzelme eğilimi gösterebilir.
9

Kemik Erimesi Saptanan Kişilerde Çölyak Araştırması Yapılır mı?

Çölyak hastalığında kalsiyum ve D vitamini emilimi bozulabildiği için kemik yoğunluğu azalabilir. Özellikle genç yaşta, erkeklerde ya da belirgin bir risk etkeni olmadan saptanan kemik erimesinde altta yatan neden olarak çölyak hastalığı araştırılabilir. Araştırma total IgA ile birlikte Anti-tTG IgA ölçümüyle başlar. Tanısı doğrulanan kişilerde glutensiz beslenme kemik sağlığının korunmasına katkı sağlayabilir. Kemik yoğunluğu izlemi ve eksikliklerin değerlendirilmesi ilgili bölümlerle birlikte planlanır.
10

Dermatitis Herpetiformis Adı Verilen Cilt Bulgusunda Hangi Antikorlar Bakılır?

Dermatitis herpetiformis, dirsek, diz, kalça ve saçlı deri gibi bölgelerde görülen, yoğun kaşıntılı ve küçük su kabarcıklarıyla seyreden bir cilt hastalığıdır. Bu tablo çölyak hastalığının cilt üzerindeki yansıması kabul edilir ve çoğu kişide bağırsak belirtileri belirgin olmayabilir. Değerlendirmede total IgA ile birlikte Anti-tTG IgA, gerektiğinde EMA ve epidermal transglutaminaz antikorları çalışılabilir. Tanıda deriden alınan örnekte bağışıklık birikimlerinin gösterilmesi önemli yer tutar. Cilt bulguları ve antikor sonuçları dermatoloji ile gastroenteroloji bölümlerinde birlikte değerlendirilir.
11

Şeker Hastalığı ve Tiroid Hastalığında Çölyak Taraması Neden Gündeme Gelir?

Tip 1 diyabet ve otoimmün tiroid hastalıkları, çölyak hastalığı ile benzer genetik ve bağışıklık zeminini paylaşır. Bu nedenle bu hastalıkları olan kişilerde çölyak hastalığı toplum geneline göre daha sık görülür ve çoğu zaman belirti vermeden seyreder. Tip 1 diyabetli kişilerde fark edilmeyen çölyak hastalığı kan şekeri dengesinin bozulmasına ve açıklanamayan düşüklüklere katkıda bulunabilir. Tiroid hastalığında ise bağırsaktaki emilim bozukluğu tiroid hormonu yerine koyma tedavisinin etkisini azaltabilir. Bu gruplarda tarama total IgA ile birlikte Anti-tTG IgA ölçümüyle yapılır ve gerektiğinde zaman içinde yinelenebilir.
12

Çölyak Antikorları Yalnızca Sindirim Şikâyeti Olanlarda mı İstenir?

Çölyak antikorları yalnızca ishal, karın şişkinliği ve karın ağrısı gibi sindirim şikâyeti olan kişilerde istenmez. Hastalık birçok kişide bağırsak dışı bulgularla ya da hiçbir belirti vermeden seyredebilir. Açıklanamayan demir eksikliği, kemik erimesi, süregen yorgunluk, ağız yaraları, karaciğer enzim yüksekliği ve cilt döküntüleri bu bulgular arasındadır. Çocuklarda boy kısalığı ve büyüme geriliği, yetişkinlerde ise kısırlık ve tekrarlayan gebelik kayıpları da araştırma nedeni olabilir. Risk grubundaki kişilerde belirti olmasa da tarama amacıyla test yapılabilir.
13

Çölyak Antikorları Gluten İntoleransı Testleriyle Aynı Şey midir?

Çölyak hastalığı, glutene karşı gelişen otoimmün bir hastalıktır ve bağırsak hasarıyla birlikte özgül antikorların oluşmasına yol açar. Çölyak dışı gluten duyarlılığında ise kişi gluten tükettiğinde şikâyet yaşar, ancak çölyak antikorları negatif kalır ve bağırsakta çölyak hastalığına özgü hasar bulunmaz. Gluten duyarlılığını gösteren yerleşik bir kan testi bulunmamaktadır; bu tablo çölyak hastalığı ve buğday alerjisi dışlandıktan sonra belirtilerin beslenmeyle ilişkisine göre düşünülür. Buğday alerjisi ise IgE aracılı bir alerjik tepkidir ve farklı testlerle araştırılır. Gıda intoleransı adıyla sunulan IgG temelli besin testleri çölyak antikor testlerinin yerine kullanılmaz.
14

Boy Kısalığı ve Büyüme Geriliğinde Çölyak Antikorları İstenir mi?

Çölyak hastalığında besin öğelerinin emilimi bozulduğundan çocuklarda boy uzaması ve kilo alımı yavaşlayabilir. Bazı çocuklarda büyüme geriliği, sindirim şikâyeti olmadan ortaya çıkan tek bulgu olabilir. Bu nedenle nedeni açıklanamayan boy kısalığı ve büyüme geriliğinde çölyak antikorları değerlendirmenin bir parçası olarak istenir. Test, çocuğun gluten içeren besinleri düzenli olarak tükettiği dönemde total IgA ile birlikte yapılır. Tanı sonrasında glutensiz beslenmeyle birçok çocukta büyüme hızının düzelme eğilimi gösterdiği bildirilmektedir.
15

Tanı Sonrasında Antikorlar Hangi Aralıklarla Takip Edilir?

Tanı sonrasında çölyak antikorları, glutensiz beslenmeye uyumu ve bağışıklık yanıtının gerilemesini izlemek amacıyla belirli aralıklarla ölçülür. Beslenmeye iyi uyum sağlandığında antikor düzeyleri zaman içinde düşme eğilimi gösterir. Antikorların beklenen şekilde düşmemesi ya da yeniden yükselmesi, farkında olmadan gluten alındığını düşündürebilir. İzlem aralığı kişinin belirtilerine, antikor düzeyinin seyrine ve eşlik eden hastalıklara göre hekim tarafından belirlenir. Beslenmenin gözden geçirilmesi ve yeniden planlanması diyetisyen desteğiyle yapılır.

Önemli Bilgilendirme ve Yasal Uyarı

Bu sayfada yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde tıbbi tanı, teşhis, tedavi ya da kişiye özel sağlık danışmanlığı niteliği taşımaz.

Sitemizdeki tıbbi metinler, Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik kapsamında toplumun sağlık okuryazarlığını artırmak amacıyla tarafsız, nesnel ve kanıta dayalı olarak hazırlanmıştır. Anılan mevzuat uyarınca “bilgilendirme içeriklerinde kurum logosunun yer alması tek başına reklam veya talep yaratma faaliyeti teşkil etmez” ilkesi esas alınmaktadır.

  • Buradaki bilgiler bir hekimin muayenesinin, değerlendirmesinin veya tıbbi görüşünün yerini tutmaz.
  • Tahlil sonuçları; yaş, cinsiyet, kullanılan ilaçlar, mevcut hastalıklar ve laboratuvara göre değişkenlik gösterir. Referans aralıkları her laboratuvarda farklı olabilir.
  • Tahlil sonuçlarınız mutlaka sizi muayene eden bir hekim tarafından, klinik durumunuzla birlikte yorumlanmalıdır.
  • Bu içeriklere dayanarak ilaç kullanmayınız, tedavinizi değiştirmeyiniz veya erteleme yapmayınız.
  • Acil bir sağlık durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayınız veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Koru Sağlık Grubu, bu içeriklerin kişisel yorumlanmasından doğabilecek sonuçlardan sorumlu tutulamaz. İçerikler T.C. Sağlık Bakanlığı mevzuatı gereği bilgilendirme amacıyla sunulmakta olup reklam veya yönlendirme amacı taşımaz.