Anti-TPO, tiroid bezinin hormon üretiminde görev alan bir enzime karşı bağışıklık sisteminin oluşturduğu antikoru ölçen bir kan testidir. Bu antikorun kanda saptanması, bağışıklık sisteminin tiroid dokusunu yabancı gibi algılamaya başladığını düşündürür. Test en sık Hashimoto tiroiditi olarak bilinen otoimmün tiroid iltihabının araştırılmasında kullanılır. Pozitif bir sonuç her zaman hastalık olduğu anlamına gelmez ve tiroid işlevini gösteren testlerle, kişinin şikâyetleriyle birlikte yorumlanır. Özellikle gebelik planlayan kadınlarda ve ailesinde tiroid hastalığı bulunan kişilerde izlem planına yön vermesi bakımından önem taşır.
Anti-TPO (Tiroid Peroksidaz Antikoru) Nedir ve Vücutta Neden Oluşur?
Tiroid peroksidaz (TPO), tiroid bezi hücrelerinde bulunan ve tiroid hormonlarının yapımında görev alan bir enzimdir. Bu enzim, besinlerle alınan iyotun hormon yapısına bağlanmasını sağlayarak tiroidin normal çalışmasına katkıda bulunur. Anti-TPO ise bağışıklık sisteminin bu enzimi yanlışlıkla yabancı madde gibi tanıyıp ona karşı ürettiği antikordur (otoantikor). Bu durum, vücudun kendi dokusuna yönelik bir bağışıklık tepkisi olan otoimmünite ile açıklanır. Antikorun oluşmasında kalıtsal yatkınlık, hormonal etkenler ve çevresel tetikleyiciler birlikte rol oynar. Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülmesi, hormonların bağışıklık sistemi üzerindeki etkisiyle ilişkilendirilir. Anti-TPO'nun varlığı, tiroid dokusunda bağışıklık hücrelerinin biriktiği bir iltihabi sürecin başladığını ya da sürdüğünü gösterebilir. Ancak antikor saptanan her kişide tiroid işlevi bozulmaz ve bazı kişilerde bu bulgu uzun yıllar belirti vermeden kalabilir.
Anti-TPO Testi Hangi Durumlarda İstenir?
Anti-TPO testi çoğunlukla tiroid işlev testlerinde bir bozukluk saptandığında bu bozukluğun nedenini araştırmak için istenir. TSH (tiroid uyarıcı hormon) düzeyinin yüksek bulunması ve tiroidin az çalıştığının düşünülmesi, testin en sık istendiği durumlardan biridir. Boyunda tiroid bezinin büyümesi (guatr) ya da ultrasonografide iltihaba uyan bir görünüm saptanması da testi gündeme getirebilir. Yorgunluk, kilo alımı, üşüme, kabızlık ve saç dökülmesi gibi tiroid yetersizliğini düşündüren şikâyetler araştırılırken de tetkikler arasında yer alabilir. Gebelik planlayan, gebe kalmakta güçlük çeken ya da tekrarlayan gebelik kaybı yaşayan kadınlarda değerlendirmeye eklenebilir. Çocukluk çağında başlayan diyabet, çölyak hastalığı veya vitiligo gibi başka otoimmün hastalığı olan kişilerde tiroid tutulumunu araştırmak için istenebilir. Tiroid işlevini etkileyebilen bazı ilaç gruplarına başlanmadan önce risk değerlendirmesi amacıyla da bakılabilir. Ailesinde otoimmün tiroid hastalığı bulunan kişilerde ise test kararı eşlik eden yakınmalara ve kişisel özelliklere göre verilir.
Anti-TPO Testi Nasıl Yapılır?
Anti-TPO testi, kol damarından alınan küçük bir kan örneğiyle yapılır. Örnek alınırken kolun üst kısmına turnike bağlanır ve işlem bölgesi temizlenir. İşlem kısa sürer ve genellikle yalnızca iğnenin girdiği anda hafif bir sızı hissedilir. Alınan kan laboratuvarda serum kısmına ayrılır ve antikor düzeyi özel ölçüm yöntemleriyle belirlenir. Test için genellikle özel bir hazırlık gerekmez, ancak aynı örnekte açlık gerektiren başka testler çalışılacaksa buna göre plan yapılır. Tiroid hormonu yerine koyma tedavisi kullanan kişilerin ilacı hangi saatte aldıklarını bildirmesi, birlikte bakılan hormon testlerinin yorumunu kolaylaştırır. Yüksek miktarda besin takviyesi kullananların, bazı takviyelerin laboratuvar ölçüm yöntemlerini etkileyebilmesi nedeniyle bunu önceden belirtmesi yararlıdır. Kan alındıktan sonra girişim yerine bir süre bastırılması morarmayı azaltır.
Anti-TPO Sonucu Nasıl Değerlendirilir?
Anti-TPO sonucu, laboratuvarın kullandığı ölçüm yöntemine göre belirlenen referans aralığıyla karşılaştırılarak negatif ya da pozitif olarak raporlanır. Farklı laboratuvarlar farklı yöntemler kullandığından, sonuçları zaman içinde karşılaştırırken aynı laboratuvarda ölçüm yapılması yorumu kolaylaştırır. Sonuç tek başına bir hastalık adı vermez ve TSH ile serbest tiroid hormonlarıyla birlikte ele alınır. Antikor düzeyinin referans aralığının hafifçe üzerinde olması ile belirgin biçimde yüksek olması, klinik açıdan farklı anlamlar taşıyabilir. Belirgin yükseklik, zaman içinde tiroid yetersizliği gelişme olasılığının arttığını düşündürür. Kişinin yaşı, cinsiyeti, gebelik durumu, aile öyküsü ve şikâyetleri de yorumun parçasıdır. Ultrasonografi bulguları, antikorun tiroid dokusunda gerçek bir iltihaba eşlik edip etmediğini anlamaya yardımcı olabilir. Böylece sonuç, çoğu zaman kişiye özel bir izlem planının oluşturulmasında yol gösterici bir bilgi olarak kullanılır.
Anti-TPO Yüksekliği Ne Anlama Gelir?
Anti-TPO yüksekliği, bağışıklık sisteminin tiroid bezine karşı bir tepki geliştirdiğini gösterir. Bu tepki en sık Hashimoto tiroiditiyle ilişkilidir, ancak Graves hastalığı gibi tiroidin fazla çalıştığı otoimmün durumlarda da antikor saptanabilir. Yükseklik saptanan kişilerde tiroid işlevi normal, azalmış ya da artmış olabilir. İşlevin normal olduğu durumlarda pozitiflik, ileride tiroid yetersizliği gelişme riskinin arttığına işaret edebilir. Antikor düzeyi yükseldikçe bu riskin de artma eğiliminde olduğu bildirilmektedir. Genel toplumda, özellikle orta yaş ve üzerindeki kadınlarda, hiçbir şikâyeti olmayan kişilerde de anti-TPO pozitifliğine rastlanabilir. Bu nedenle yüksek sonuç tek başına bir alarm işareti olarak görülmez ve tiroid işlevinin belirli aralıklarla izlenmesini gerektiren bir bulgu olarak değerlendirilir. Gebelik döneminde ise aynı sonuç, anne ve bebek sağlığı açısından daha yakın takip gerektirebilir.
Anti-TPO Yüksekliğine Yol Açan Durumlar Nelerdir?
Anti-TPO yüksekliğinin en sık nedeni, tiroid bezinin kronik otoimmün iltihabı olan Hashimoto tiroiditidir. Tiroidin aşırı çalışmasına yol açan Graves hastalığında da hastaların önemli bir kısmında antikor pozitif bulunur. Doğumu izleyen dönemde ortaya çıkan ve geçici tiroid işlev bozukluğuna yol açan doğum sonrası tiroidit, anti-TPO ile yakından ilişkilidir. Ağrısız seyreden ve sessiz tiroidit olarak adlandırılan iltihap tablosunda da antikor saptanabilir. Bazı kanser tedavilerinde kullanılan bağışıklığı uyaran ilaç grupları ve bağışıklığı düzenleyici bazı tedaviler, otoimmün tiroid iltihabını tetikleyebilir. Çocukluk çağında başlayan diyabet, çölyak hastalığı, romatoid artrit, sistemik lupus ve vitiligo gibi başka otoimmün hastalıkları olan kişilerde pozitiflik daha sık görülür. Down sendromu ve Turner sendromu gibi bazı kromozom farklılıklarında da otoimmün tiroid hastalığına yatkınlık artmıştır. Ailede otoimmün tiroid hastalığı bulunması ve iyotun beslenmeyle aşırı miktarda alınması da antikor oluşumunda rol oynayabilecek etkenler arasındadır.
Anti-TPO Pozitifliğinde Hangi Belirtiler Eşlik Edebilir?
Anti-TPO pozitifliğinin kendisi bir belirti oluşturmaz ve şikâyetler tiroid bezinin işlevindeki değişime bağlı olarak ortaya çıkar. Tiroid işlevi normal kalan kişilerde çoğu zaman hiçbir yakınma olmaz. Tiroid yetersizliği geliştiğinde yorgunluk, halsizlik, uykuya eğilim, üşüme, kilo alımı ve kabızlık görülebilir. Ciltte kuruluk, saçlarda incelme ve dökülme, tırnaklarda kırılganlık da bu tabloya eşlik edebilir. Unutkanlık, dikkat dağınıklığı, çökkün ruh hali ve adet düzensizlikleri bazı kişilerde öne çıkan şikâyetlerdir. Tiroid bezi büyüdüğünde boyunda dolgunluk, yutkunurken takılma hissi ya da ses değişikliği fark edilebilir. Hastalığın başlangıç evresinde, iltihaplı dokudan hormon salınmasına bağlı olarak kısa süreli çarpıntı, sinirlilik ve terleme gibi aşırı çalışma belirtileri de yaşanabilir. Belirtiler çoğu zaman yavaş geliştiği için yorgunluk ya da kilo alımı gibi yakınmalar uzun süre yaşa veya yoğun tempoya bağlanabilir.
Anti-TPO ile Hashimoto Tiroiditi Arasındaki İlişki Nedir?
Hashimoto tiroiditi, bağışıklık sisteminin tiroid bezine saldırmasıyla gelişen kronik bir iltihaptır ve tiroid yetersizliğinin sık görülen nedenlerinden biridir. Anti-TPO, bu hastalığın laboratuvardaki belirgin göstergelerinden biri kabul edilir. Hashimoto tiroiditi olan kişilerin büyük çoğunluğunda antikor pozitif bulunur, ancak antikoru negatif olan bir hasta grubu da vardır. Tanı süreci; antikor sonucu, tiroid işlev testleri, ultrasonografide bezin görünümü ve kişinin şikâyetlerinin bir arada değerlendirilmesine dayanır. Antikor pozitifliği hastalığın hangi evrede olduğunu doğrudan göstermez, çünkü bazı kişilerde yalnızca antikor vardır, bazılarında ise tiroid yetersizliği gelişmiştir. Bu nedenle Hashimoto tiroiditi tek bir anlık görüntü yerine, zaman içinde ilerleyebilen bir süreç olarak ele alınır. Antikor düzeyinin yüksekliği ile şikâyetlerin şiddeti arasında her zaman paralel bir ilişki bulunmaz. Tiroid yetersizliği gelişen kişilerde gündeme gelen tiroid hormonu yerine koyma tedavisinin amacı antikoru ortadan kaldırmak değil, eksik hormonu tamamlamaktır.
Anti-TPO Pozitifken TSH'nin Normal Olması Ne Anlama Gelir?
Anti-TPO pozitif olduğu hâlde TSH düzeyinin normal bulunması oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Bu tablo, bağışıklık sisteminin tiroide yönelik tepkisinin başladığını ancak bezin hormon üretimini henüz koruyabildiğini gösterir. Tiroid bezi, iltihaba rağmen uzun süre yeterli hormon üretmeye devam edebilir. Bu kişilerin bir kısmında yıllar içinde tiroid yetersizliği gelişebilir, bir kısmında ise işlev hayat boyu normal kalabilir. Belirtisiz pozitiflikte genellikle tiroid işlev testlerinin belirli aralıklarla tekrarlandığı bir izlem yaklaşımı benimsenir. İzlem aralığı; antikor düzeyi, yaş, ultrasonografi bulguları, aile öyküsü ve gebelik planı gibi özelliklere göre kişiye özel belirlenir. Yeni başlayan yorgunluk, kilo değişimi veya boyunda şişlik gibi yakınmalar, planlanan kontrol zamanı beklenmeden değerlendirme yapılmasını gerektirebilir. Gebelik planlayan kadınlarda ise TSH normal olsa bile bu bulgu, gebelik öncesinde ve gebelik süresince daha yakın takibi gündeme getirir.
Anti-TPO ile Anti-Tiroglobulin Arasındaki Fark Nedir?
Anti-TPO ve anti-tiroglobulin (anti-Tg), tiroid bezine yönelik iki farklı otoantikordur. Anti-TPO hormon yapımında görev alan enzime, anti-Tg ise tiroid hormonlarının öncül maddesi olan tiroglobulin proteinine karşı gelişir. Otoimmün tiroid hastalıklarında anti-TPO daha sık pozitif bulunur ve bu nedenle çoğu zaman ilk olarak istenen antikor testidir. Anti-Tg daha az kişide pozitif çıkar ve anti-TPO'su negatif olan bazı kişilerde otoimmün süreci gösterebilir. İki antikorun birlikte pozitif olması, otoimmün bir tiroid sürecini daha güçlü biçimde destekler. Anti-Tg ayrıca tiroid kanseri nedeniyle tedavi görmüş kişilerde tiroglobulin ölçümünün güvenilirliğini değerlendirmek amacıyla kullanılır ve anti-TPO'nun böyle bir izlem rolü yoktur. Bu farklar nedeniyle iki test birbirinin yerine geçmez ve hangi testin isteneceği klinik soruya göre belirlenir. Anti-tiroglobulin hakkında ayrıntılı bilgi, kütüphanedeki ilgili sayfada yer almaktadır.
Gebelikte ve Gebelik Planlarken Anti-TPO Neden Önemlidir?
Gebelikte tiroid hormonlarına duyulan ihtiyaç artar ve bebeğin beyin gelişimi ilk dönemlerde büyük ölçüde annenin tiroid hormonlarına bağlıdır. Anti-TPO pozitif olan kadınlarda tiroid bezi bu artan ihtiyaca yeterince uyum sağlayamayabilir ve gebelik sırasında tiroid yetersizliği ortaya çıkabilir. Bu nedenle gebelik planlayan ve antikoru pozitif olan kadınlarda, gebelik öncesinde ve gebelik boyunca tiroid işlev testlerinin daha sık izlenmesi önerilir. Anti-TPO pozitifliği bazı çalışmalarda düşük, erken doğum ve gebe kalmada güçlük ile ilişkilendirilmiştir, ancak bu ilişkinin ne ölçüde antikorun kendisine bağlı olduğu tartışmalıdır. Antikoru pozitif olan kadınlarda doğum sonrası tiroidit gelişme olasılığı belirgin biçimde artar. Bu tablo çoğu zaman önce kısa süreli bir aşırı çalışma evresi, ardından geçici ya da kalıcı bir az çalışma evresiyle seyredebilir. Doğum sonrası dönemde yaşanan yorgunluk, çökkün ruh hali ve çarpıntı gibi yakınmalar yalnızca yeni annelikle açıklanmayıp tiroid açısından da değerlendirilebilir. Gebelik planı olan kadınlarda antikor sonucunun, kadın hastalıkları ve doğum ile endokrinoloji bölümlerinin birlikte yürüttüğü bir takip planı içinde ele alınması yararlıdır.
Anti-TPO Sonucuyla Hangi Bölüme Başvurulur, Takip Nasıl Yapılır?
Anti-TPO sonucunun değerlendirilmesi için başvurulacak temel bölüm endokrinoloji ve metabolizma hastalıklarıdır. Tiroid işlev testleri normal olan ve şikâyeti bulunmayan kişilerin ilk değerlendirmesi iç hastalıkları bölümünde de yapılabilir. Çocuklarda ve ergenlerde sonuç çocuk endokrinolojisi bölümünde ele alınır. Gebe ya da gebelik planlayan kadınlarda kadın hastalıkları ve doğum bölümüyle endokrinoloji bölümünün birlikte çalışması izlemi kolaylaştırır. Tiroid bezinde büyüme veya ultrasonografide nodül saptandığında, gerekirse genel cerrahi ya da nükleer tıp bölümlerinin görüşü de alınabilir. Takip genellikle tiroid işlev testlerinin belirli aralıklarla tekrarlanmasına ve gerektiğinde ultrasonografi yapılmasına dayanır. Antikor düzeyinin sık aralıklarla yeniden ölçülmesi çoğu zaman izlem kararını değiştirmediği için, takipte asıl belirleyici olan tiroid işlev testleridir. Yeni ortaya çıkan şikâyetler, gebelik haberi ya da tiroid işlevini etkileyebilecek bir tedaviye başlanması, kontrollerin öne alınmasını gerektirebilir.