Biyokimya Kütüphanesi

Akım Sitometrisi (İmmünfenotipleme)

Akım sitometrisi, kan, kemik iliği ya da vücut sıvılarındaki hücreleri tek tek inceleyerek hangi türe ait olduklarını ortaya koyan bir laboratuvar yöntemidir. İmmünfenotipleme adı, hücrelerin bağışıklık belirteçlerine göre sınıflandırılmasını anlatır. Yöntem, hücrelerin yüzeyinde ve içinde bulunan belirli proteinleri tanıyan floresan boyalı antikorlardan yararlanır. Böylece normal hücre toplulukları ile olağan dışı özellik taşıyan hücreler birbirinden ayrılabilir. Lösemi ve lenfomaların alt tiplendirilmesinde, bağışıklık durumunun değerlendirilmesinde ve tedavi sonrası izlemde başvurulan temel yöntemlerden biridir.

Akım Sitometrisi (İmmünfenotipleme) Nedir ve Hücreler Nasıl Tanınır?

Akım sitometrisi, sıvı içinde asılı duran hücrelerin ince bir akış kanalında tek sıra halinde dizilerek bir lazer ışınının önünden geçirilmesi esasına dayanır. Her hücre ışının önünden geçerken ışığı farklı yönlere saçar ve cihaz bu saçılmayı ayrı ayrı algılar. Işığın ileri yöndeki saçılması hücrenin büyüklüğü hakkında, yana doğru saçılması ise hücre içindeki taneciklerin ve iç yapının karmaşıklığı hakkında bilgi verir. Bu iki özellik bile lenfosit, monosit ve granülosit gibi ana hücre gruplarını birbirinden ayırmaya yardım eder. Asıl ayrıntılı tanıma ise hücreye bağlanan floresan boyalı antikorlarla yapılır. Her antikor yalnızca belirli bir proteini tanır ve lazerle uyarıldığında kendine özgü renkte ışık yayar. Cihaz aynı hücrede birçok farklı rengi eş zamanlı ölçtüğü için bir hücrenin hangi proteinleri taşıdığı birlikte görülebilir. Kısa sürede çok sayıda hücre tek tek ölçüldüğünden küçük hücre toplulukları bile ayırt edilebilir. Elde edilen veriler bilgisayar ortamında grafiklere dönüştürülür ve uzman tarafından hücre kümeleri halinde yorumlanır.

İmmünfenotipleme Hücre Yüzeyindeki Hangi Belirteçleri Değerlendirir?

Akım sitometrisinde incelenen proteinlerin çoğu, uluslararası ortak bir sistemle adlandırılmış ve "CD" kısaltmasıyla başlayan belirteçlerdir. Bu ortak adlandırma sayesinde dünyanın farklı laboratuvarlarında aynı protein aynı adla anılır ve raporlar karşılaştırılabilir. CD45 hemen tüm beyaz kan hücrelerinde bulunur ve hücrelerin olgunluk düzeyine göre farklı yoğunlukta görülerek genç hücrelerin ayırt edilmesine yardım eder. CD3 T lenfositleri tanımlarken CD4 yardımcı T hücrelerini, CD8 ise hücre öldürücü T hücrelerini gösterir. CD19 ve CD20 B lenfosit soyuna ait hücrelerde bulunur. Doğal öldürücü hücreler (NK hücreleri) ise kendilerine özgü belirteç birlikteliğiyle ve T hücre belirtecini taşımamalarıyla tanınır. CD34 genç kök hücrelerin ve öncül hücrelerin göstergesi olarak kullanılır. Miyeloid hücreler, yani granülosit ve monosit soyundan gelen hücreler de kendi belirteç gruplarıyla ayrılır. Yüzey belirteçlerinin yanında bazı proteinler yalnızca hücrenin içinde bulunduğundan, hücre zarı özel işlemlerle geçirgen hale getirilerek iç belirteçler de incelenebilir. Tek bir belirteç çoğu zaman yeterli olmaz; hücre soyu ve olgunluk evresi birden fazla belirtecin birlikte taşınma biçimiyle belirlenir.

Akım Sitometrisi Hangi Durumlarda İstenir?

Akım sitometrisi en sık, kan sayımında açıklanamayan lenfosit artışı görüldüğünde ya da kan yaymasında olağan dışı görünümlü hücreler saptandığında istenir. Lösemi ve lenfoma şüphesinde hastalığın var olup olmadığının araştırılması ve alt tipinin belirlenmesi amacıyla başvurulan yöntemlerden biridir. Kemik iliğinde antikor üreten plazma hücrelerinden kaynaklanan hastalıkların değerlendirilmesinde de kullanılır. Paroksismal noktürnal hemoglobinüri (PNH) araştırmasında belirli yüzey proteinlerini kaybetmiş hücrelerin aranması bu yöntemle yapılır. Sık ya da ağır enfeksiyon geçiren kişilerde bağışıklık yetmezliği araştırılırken T, B ve doğal öldürücü hücrelerin sayısı değerlendirilir. HIV ile yaşayan kişilerde CD4 lenfosit sayısının düzenli izlenmesi bağışıklık durumunun takibinde yer alır. Organ nakli ve kök hücre nakli süreçlerinde toplanan üründeki kök hücrelerin sayılması ve nakil sonrası bağışıklık sisteminin yeniden yapılanmasının izlenmesi için de istenir. Lösemi tedavisi sırasında ve sonrasında geride kalmış çok az sayıdaki hastalıklı hücrenin araştırılması, yani kalıntı hastalık takibi de yöntemin önemli kullanım alanlarındandır.

Akım Sitometrisi İçin Hangi Örnekler Kullanılır ve Nasıl Alınır?

Akım sitometrisi için en sık kullanılan örnek, koldaki toplardamardan alınan periferik kandır. Kan örneği sıradan bir kan alma işlemiyle alınır ve test öncesinde aç kalmak ya da özel bir hazırlık yapmak gerekmez. Kemik iliği aspiratı, kemik iliği incelemesi sırasında ince bir iğneyle çekilen sıvı kısımdır ve kemik iliğindeki hücrelerin tiplendirilmesinde kullanılır. Lenf nodu ya da başka dokulardan alınan biyopsi örnekleri, laboratuvarda parçalanarak hücre süspansiyonu (hücrelerin sıvı içinde dağılmış hali) haline getirildikten sonra incelenebilir. Beyin omurilik sıvısı, belden yapılan girişimle alınır ve hastalığın sinir sistemine yayılıp yayılmadığının araştırılmasında değerlendirilir. Akciğer zarı ile göğüs duvarı arasında biriken plevra sıvısı ve karın boşluğunda biriken sıvı da hücre içeriği açısından incelenebilir. Bronkoalveolar lavaj, bronkoskopi sırasında akciğerin alt bölümlerinin yıkanmasıyla elde edilen sıvıdır ve akciğerdeki hücre dağılımını gösterir. Kan ve kemik iliği örnekleri pıhtılaşmayı önleyen maddeler içeren tüplere alınır; tüp türü laboratuvarın talimatına göre EDTA'lı ya da heparinli olarak seçilir. Pıhtılaşmış bir örnekte hücreler birbirine yapışıp sayılamaz hale geldiğinden bu tür örnekler çalışılamaz.

Örneğin Laboratuvara Ulaştırılmasında Nelere Dikkat Edilir?

Akım sitometrisi canlı ve yapısı bozulmamış hücreler üzerinde çalışır; bu nedenle örneğin taşınma koşulları sonucun güvenilirliğini doğrudan etkiler. Örnekler genellikle oda sıcaklığında tutulur ve laboratuvara mümkün olduğunca hızlı ulaştırılır. Örneğin dondurulması hücre zarını parçaladığı için kabul edilmez. Aşırı sıcakta bekletilmesi ya da güneş altında kalması da hücrelerin bozulmasını hızlandırır. Uzun süre bekleyen örneklerde hücre canlılığı azalır, belirteçlerin ışıma şiddeti değişebilir ve bazı hücre grupları olduğundan az görünebilir. Canlılığın yetersiz bulunduğu durumlarda laboratuvar yeni örnek isteyebilir ve test tekrarlanabilir. Beyin omurilik sıvısında hücreler çok hızlı bozulduğundan bu örneğin bekletilmeden, alınır alınmaz laboratuvara iletilmesi gerekir. Örnek kabının üzerine hasta bilgilerinin, örnek türünün ve alınma zamanının yazılması, laboratuvarın örneğin ne kadar beklediğini değerlendirebilmesini sağlar.

Akım Sitometri Sonucu Nasıl Değerlendirilir?

Akım sitometri sonucu tek bir sayı olarak değil, örnekteki hücre gruplarının oranları ve bu hücrelerin taşıdığı belirteç profilleri olarak raporlanır. Raporda hangi hücre topluluklarının bulunduğu, bunların hangi CD belirteçlerini taşıdığı ve olağan görünümden sapma olup olmadığı açıklanır. Değerlendirmenin temel sorusu, örnekte anormal özellik gösteren bir hücre topluluğunun bulunup bulunmadığıdır. Tek bir hücreden çoğalmış ve aynı özellikleri taşıyan hücre topluluğuna klonal topluluk denir. Klonal bir topluluğun varlığı kan hastalığını düşündürebilir; ancak bazı enfeksiyon ve iltihabi durumlarda da geçici değişiklikler görülebildiğinden bulgu klinik tabloyla birlikte ele alınır. Normal hücrelerde belirteçler belirli bir sırayla ve belirli yoğunlukta ortaya çıkar; bu düzenin bozulması olağan dışı bir sürece işaret edebilir. Rapor, hematopatoloji alanında deneyimli uzmanlar tarafından yorumlanır ve genellikle bir açıklama bölümüyle birlikte sunulur. Sonucun anlamı, testin hangi amaçla istendiğine göre değişir; tiplendirme, bağışıklık değerlendirmesi ya da izlem amaçlı raporlar farklı bilgiler içerir.

Lösemi ve Lenfoma Alt Tiplerinin Belirlenmesinde Akım Sitometrisi Ne Söyler?

Lösemi ve lenfomalar, köken aldıkları hücre soyuna ve olgunluk evresine göre birçok alt tipe ayrılır. Akım sitometrisi, hastalıklı hücrelerin hangi soydan geldiğini ve ne kadar olgun olduklarını belirteç profili üzerinden ortaya koyar. Akut miyeloid lösemide genç hücreler miyeloid soya ait belirteçler taşırken akut lenfoblastik lösemide B ya da T lenfosit soyuna ait genç hücre belirteçleri öne çıkar. CD34 gibi genç hücre belirteçlerinin varlığı, hücrelerin olgunlaşmamış evrede kaldığını düşündürebilir. Kronik lenfositik lösemide olgun görünümlü B lenfositlerinin kendine özgü bir belirteç birlikteliği taşıdığı görülür. Bazı lenfoma türlerinde de kan, kemik iliği ya da doku örneğindeki hücrelerin belirteç profili alt tipin ayrımına katkı sağlar. Alt tipin belirlenmesi, hastalığın seyrinin öngörülmesine ve tedavi planlamasının yapılmasına yardım eder. Ayrıca hastalığın başlangıçtaki belirteç profili kayıt altına alınır ve sonraki izlem incelemelerinde karşılaştırma için kullanılır. Bu değerlendirme tanı sürecinin bir parçasıdır ve diğer incelemelerle birlikte sonuca ulaşılır.

Akım Sitometrisi Lenfosit Alt Gruplarının Değerlendirilmesinde Nasıl Kullanılır?

Lenfositler tek tip hücreler değildir; T lenfositleri, B lenfositleri ve doğal öldürücü hücreler bağışıklık sisteminde farklı görevler üstlenir. Akım sitometrisi bu grupların her birini ayrı ayrı sayarak bağışıklık sisteminin hangi kolunda sorun olabileceğini gösterir. T lenfositleri CD3 ile, bunların alt grupları ise CD4 ve CD8 ile ayrılır. B lenfositleri CD19 ya da CD20 ile, doğal öldürücü hücreler ise kendi belirteç birlikteliğiyle belirlenir. Sonuçlar hem oran hem de mutlak sayı olarak verilebilir; mutlak sayı hesaplanırken kan sayımındaki lenfosit değeri de hesaba katılır. Doğuştan bağışıklık yetmezliklerinde belirli bir hücre grubunun hiç bulunmaması ya da belirgin azalması tanı sürecine yön verebilir. HIV ile yaşayan kişilerde CD4 lenfosit sayısının zaman içindeki değişimi bağışıklık durumunun izlenmesinde kullanılır. Kök hücre nakli ve organ nakli sonrasında bu grupların yeniden oluşma hızı, bağışıklık sisteminin toparlanmasının değerlendirilmesine yardım eder. Bağışıklığı baskılayan tedaviler alan kişilerde de lenfosit alt gruplarındaki değişiklikler izlenebilir.

Kalıntı Hastalık (MRD) Takibinde Akım Sitometrisinin Yeri Nedir?

Kalıntı hastalık ya da ölçülebilir kalıntı hastalık (MRD), tedavi sonrasında mikroskopla görülemeyecek kadar az sayıda kalmış hastalıklı hücreleri ifade eder. Kan yayması ve kemik iliği incelemesinde her şey olağan görünse bile vücutta çok az sayıda lösemi hücresi kalmış olabilir. Akım sitometrisi, çok sayıda normal hücre arasında bu az sayıdaki anormal hücreyi belirteç profilindeki farklılıklar sayesinde yakalayabilir. Bu amaçla hastalığın başlangıçtaki belirteç özellikleri ve normal kemik iliği hücrelerinin olgunlaşma düzeni referans olarak kullanılır. Kalıntı hastalığın saptanıp saptanmaması, tedaviye verilen yanıtın ne ölçüde derin olduğunu değerlendirmeye yardım eder. Bu bilgi, tedavi sürecinin planlanmasında ve hastalığın yeniden ortaya çıkma olasılığının öngörülmesinde diğer bulgularla birlikte kullanılır. Kalıntı hastalık araştırması genellikle kemik iliği aspiratında yapılır ve örneğin kalitesi sonucun güvenilirliğini belirgin biçimde etkiler. Kanla karışmış bir kemik iliği örneğinde hücreler seyrelebileceği için sonuç olduğundan düşük görünebilir. Akım sitometrisi ile saptanamayan durumlarda moleküler yöntemler tamamlayıcı bilgi sunabilir.

Akım Sitometrisi ile Periferik Yayma ve Kemik İliği Morfolojisi Neden Birlikte Değerlendirilir?

Akım sitometrisi hücrelerin taşıdığı proteinleri gösterir, ancak hücrelerin mikroskop altındaki görünümünü tek başına ortaya koymaz. Periferik yayma ve kemik iliği morfolojisi, hücrelerin şekli, çekirdek yapısı ve olgunluk görünümü hakkında bilgi verir. Bu iki bakış açısı birbirini tamamlar; morfolojide şüpheli görülen hücrelerin kimliği akım sitometrisiyle aydınlatılabilir. Akım sitometrisi tek başına tanı koydurmaz ve bulguları doku incelemesi, sitogenetik testler ve moleküler testlerle birlikte yorumlanır. Sitogenetik ve moleküler testler hücrelerdeki DNA ve kromozom değişikliklerini gösterirken akım sitometrisi hücre yüzeyindeki ve içindeki proteinleri gösterir. Lenfoma şüphesinde lenf nodu dokusunun yapısını gösteren patolojik inceleme, akım sitometrisinin veremeyeceği doku mimarisi bilgisini sağlar. Bazı hastalıklarda örnek süspansiyon haline getirilirken belirli hücreler kaybolabildiğinden doku incelemesi bu eksikliği giderebilir. Tüm bu yöntemlerin sonuçları bir araya getirildiğinde hastalığın sınıflandırılması daha sağlam bir temele oturur.

Akım Sitometri Sonucunu Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Örneğin alınmasından laboratuvara ulaşmasına kadar geçen süre ve bu sürede maruz kaldığı sıcaklık, akım sitometri sonucunu etkileyen başlıca etkenlerdir. Hücre sayısının az olduğu örneklerde, özellikle beyin omurilik sıvısı gibi hücreden fakir sıvılarda, değerlendirilebilecek hücre miktarı yetersiz kalabilir. Pıhtı içeren örneklerde hücreler kümeleşir ve sayım güvenilirliğini yitirir. Hemoliz, yani kırmızı kan hücrelerinin parçalanması, örneğin kalitesini düşürebilir ve yorumlamayı zorlaştırabilir. Yakın zamanda uygulanan kemoterapi, hücre sayılarını azaltabilir ve hastalıklı hücrelerin belirteç özelliklerini değiştirebilir. Steroid yapılı ilaçlar lenfosit sayılarında ve dağılımında belirgin değişikliklere yol açabilir. Hedefe yönelik antikor ilaç grupları, hedef aldıkları belirteci hücre yüzeyinde maskeleyebilir ya da o belirteci taşıyan hücreleri azaltabilir; bu nedenle kullanılan ilaçların laboratuvara bildirilmesi önemlidir. Enfeksiyonlar lenfosit alt gruplarında geçici değişikliklere neden olabilir ve bağışıklık değerlendirmesinin zamanlamasını etkileyebilir. Çocuklarda lenfosit oranları yaşa göre belirgin farklılık gösterdiğinden sonuçlar yaşa uygun referans aralıklarıyla karşılaştırılır.

Akım Sitometri Sonucuyla Hangi Bölüme Başvurulur, Süreç Nasıl İlerler?

Akım sitometrisi çoğunlukla bir uzmanlık bölümünün yürüttüğü tanı ya da izlem sürecinin parçası olarak istenir. Erişkinlerde lösemi, lenfoma ve plazma hücre hastalıkları şüphesinde hematoloji bölümü süreci yönetir. Çocuklarda benzer durumlar çocuk hematolojisi ve onkolojisi bölümünde değerlendirilir. Tekrarlayan ya da ağır enfeksiyonlar nedeniyle bağışıklık yetmezliği araştırılan kişiler immünoloji bölümüne yönlendirilir. HIV ile yaşayan kişilerde CD4 lenfosit izlemi enfeksiyon hastalıkları bölümü tarafından planlanır. Kök hücre nakli merkezleri, nakil öncesinde toplanan kök hücrelerin sayılmasını ve nakil sonrasında bağışıklık sisteminin toparlanmasını bu yöntemle takip eder. Örneklerin incelenmesi ve raporlanması hematopatoloji laboratuvarında yapılır. Rapor çıktıktan sonra sonuçlar, testi isteyen hekim tarafından diğer tetkiklerle birlikte değerlendirilir ve gerekirse ek incelemeler planlanır.

Yayın tarihi:

Merak edilen sorular

15 başlık

Bu değerle en çok ilişkilendirilen soruların yanıtları.

1

Akım Sitometri Testi İçin Aç Kalmak Gerekir mi?

Akım sitometri testi için aç kalmak gerekmez. Test hücrelerin yüzey ve iç proteinlerini incelediği için yemek yemek sonucu etkilemez. Kan örneği günün herhangi bir saatinde alınabilir. Kemik iliği ya da başka bir girişimle örnek alınacaksa bu işlemin kendi hazırlık kuralları ayrıca bildirilir. Kullanılan ilaçların, özellikle son dönemde alınan tedavilerin örnek alınırken belirtilmesi yararlıdır.
2

Akım Sitometri Sonucu Ne Kadar Sürede Çıkar?

Sonucun çıkma süresi sabit değildir ve birkaç etkene göre değişir. Örnek türü önemlidir; doku biyopsisinden hücre süspansiyonu hazırlanması kan örneğine göre ek işlem gerektirir. İstenen belirteç panelinin kapsamı da süreyi etkiler; lenfosit alt grubu sayımı gibi dar paneller, geniş lösemi ve lenfoma tiplendirme panellerine göre daha kısa sürede tamamlanabilir. İlk incelemede olağan dışı bir hücre topluluğu görülürse ek belirteçlerle yeni boyamalar yapılabilir. Kalıntı hastalık araştırması gibi çok sayıda hücrenin incelendiği çalışmalar da daha uzun zaman alabilir.
3

Test İçin Mutlaka Kemik İliği Örneği Gerekir mi?

Her durumda kemik iliği örneği gerekmez. Lenfosit alt grupları, HIV izleminde CD4 sayımı ve kronik lenfositik lösemi gibi kanda dolaşan hücrelerle ilgili pek çok değerlendirme periferik kanla yapılabilir. Hastalıklı hücreler kanda az bulunuyorsa ya da hastalığın kemik iliğini ne ölçüde etkilediği araştırılıyorsa kemik iliği aspiratı tercih edilir. Akut lösemilerin tiplendirilmesinde ve kalıntı hastalık takibinde de genellikle kemik iliği örneği kullanılır. Hangi örneğin alınacağı, araştırılan hastalığa ve kan bulgularına göre belirlenir.
4

Beyin Omurilik Sıvısı ve Diğer Vücut Sıvılarından da Akım Sitometri Çalışılabilir mi?

Beyin omurilik sıvısı, plevra sıvısı, karın boşluğu sıvısı ve bronkoalveolar lavaj sıvısı akım sitometrisiyle incelenebilir. Beyin omurilik sıvısında amaç çoğunlukla lösemi ya da lenfoma hücrelerinin sinir sistemine yayılıp yayılmadığını araştırmaktır. Bu sıvılarda hücre sayısı genellikle az olduğu için örneğin yeterli miktarda alınması ve bekletilmemesi önemlidir. Beyin omurilik sıvısındaki hücreler çok hızlı bozulduğundan örneğin gecikmeden laboratuvara ulaştırılması gerekir. Bronkoalveolar lavajda ise akciğerdeki lenfosit alt gruplarının dağılımı bazı akciğer hastalıklarının değerlendirilmesine katkı sağlayabilir.
5

Kan Örneğinin Hangi Tüpe Alındığı Sonucu Etkiler mi?

Evet, tüp seçimi sonucun güvenilirliğini etkileyebilir. Akım sitometrisi için örnek pıhtılaşmayı önleyen madde içeren tüplere alınır ve laboratuvarın talimatına göre EDTA'lı ya da heparinli tüp kullanılır. Bazı laboratuvarlar örneğin ne kadar bekleyeceğine ve hangi incelemenin yapılacağına göre bu iki tüp türünden birini tercih eder. Pıhtılaştırıcı içeren ya da katkısız tüpe alınan örnekte hücreler pıhtı içinde kalacağından test çalışılamaz. Tüpün yeterince doldurulması ve alındıktan sonra hafifçe alt üst edilerek karıştırılması da pıhtı oluşumunu önlemeye yardım eder.
6

Örnek Alındıktan Sonra Uzun Süre Bekletilirse Test Tekrar Edilmesi Gerekir mi?

Uzun süre bekleyen örneklerde testin tekrarlanması gerekebilir. Akım sitometrisi canlı hücrelerle çalıştığından bekleme süresi uzadıkça hücreler ölmeye ve belirteç özellikleri değişmeye başlar. Laboratuvar örneğin canlılığını değerlendirir ve yetersiz bulursa yeni örnek isteyebilir. Özellikle beyin omurilik sıvısı gibi hücrelerin hızla bozulduğu örneklerde bekleme süresinin etkisi daha belirgindir. Bu nedenle örneklerin oda sıcaklığında, dondurulmadan ve hızla laboratuvara ulaştırılması önem taşır.
7

Akım Sitometri Tek Başına Tanı Koydurur mu?

Akım sitometrisi tek başına tanı koydurmaz, tanı sürecine önemli bilgi katar. Sonuçları kan yayması ve kemik iliği morfolojisi, doku incelemesi, sitogenetik ve moleküler testlerle birlikte yorumlanır. Bazı enfeksiyonlar ve bağışıklık tepkileri de hücre dağılımında değişikliklere yol açabildiğinden bulgular klinik tabloyla birlikte ele alınır. Lenfoma gibi hastalıklarda doku yapısının incelenmesi çoğu zaman sınıflandırma için gereklidir. Tüm bulguların bir araya getirilmesi, hastalığın doğru biçimde adlandırılmasını destekler.
8

Kök Hücre Nakli Sürecinde Akım Sitometri Neden Kullanılır?

Kök hücre naklinde toplanan ürünün yeterli sayıda kök hücre içerip içermediği CD34 belirteci üzerinden akım sitometrisiyle sayılır. Bu sayım, toplama işleminin zamanlamasını ve toplanan ürünün nakil için yeterliliğini değerlendirmeye yardım eder. Toplanan hücrelerin canlılığı da aynı yöntemle incelenebilir. Nakil sonrasında T, B ve doğal öldürücü hücrelerin yeniden oluşma süreci izlenerek bağışıklık sisteminin toparlanması takip edilir. Nakil öncesi lösemisi olan kişilerde kalıntı hastalık araştırması da bu sürecin bir parçası olabilir.
9

Bağışıklık Yetmezliği Araştırmasında Akım Sitometri Neden İstenir?

Bağışıklık yetmezliği araştırmasında amaç, bağışıklık sisteminin hangi hücre grubunda eksiklik olduğunu ortaya koymaktır. Akım sitometrisi T lenfositlerini, B lenfositlerini ve doğal öldürücü hücreleri ayrı ayrı sayarak bu eksikliğin yerini gösterebilir. Doğuştan bağışıklık yetmezliklerinde belirli bir hücre grubunun yokluğu ya da belirgin azlığı tanı sürecine yön verir. Bazı durumlarda hücre sayısı olağan olsa bile hücrelerin olgunlaşma evreleri ya da belirli yüzey proteinlerinin eksikliği incelenir. Bu değerlendirme antikor düzeyleri gibi diğer bağışıklık testleriyle birlikte yorumlanır.
10

Tedaviye Başlanmadan Önce Örnek Alınması Neden Tercih Edilir?

Tedaviye başlanmadan önce alınan örnek, hastalıklı hücrelerin özgün belirteç profilini en açık biçimde gösterir. Kemoterapi ve steroid yapılı ilaçlar hastalıklı hücrelerin sayısını azaltabilir ya da belirteç özelliklerini değiştirebilir. Bu durumda hastalığın alt tipinin belirlenmesi güçleşebilir. Başlangıçta kayıt altına alınan belirteç profili, ileride kalıntı hastalık takibinde karşılaştırma için de kullanılır. Bu nedenle tanı amaçlı örneklerin mümkün olduğunca tedavi öncesinde alınması tercih edilir.
11

Bazı İlaç Grupları Akım Sitometri Sonucunu Etkiler mi?

Bazı ilaç grupları akım sitometri sonucunu belirgin biçimde etkileyebilir. Steroid yapılı ilaçlar kandaki lenfosit sayısını ve alt grupların dağılımını değiştirebilir. Hedefe yönelik antikor ilaç grupları, hedef aldıkları belirteci hücre yüzeyinde maskeleyebilir ya da o belirteci taşıyan hücreleri azaltabilir; bu durumda belirteç taşımayan hücreler yanlış yorumlanabilir. Kemoterapi ve bağışıklığı baskılayan tedaviler de hücre sayılarını ve hücre özelliklerini değiştirebilir. Bu nedenle kullanılan ilaçların örnek alınırken laboratuvara bildirilmesi yorumlamayı kolaylaştırır.
12

Çocuklarda Akım Sitometri Sonuçları Erişkinlerden Farklı mı Yorumlanır?

Çocuklarda akım sitometri sonuçları yaşa uygun referans aralıklarıyla yorumlanır. Bebeklik ve erken çocukluk döneminde lenfosit oranları ve alt grupların dağılımı erişkinlerden belirgin biçimde farklıdır. Bu farklılık, erişkin değerleriyle yapılan bir karşılaştırmada olağan bir sonucun yanlışlıkla anormal görünmesine yol açabilir. Çocuk kemik iliğinde olağan olarak bulunan genç B hücreleri de lösemi hücrelerinden ayırt edilmelidir. Bu nedenle çocuklardaki değerlendirmeler, çocuk hematolojisi ve onkolojisi ile deneyimli laboratuvarlar arasındaki iş birliğiyle yapılır.
13

Akım Sitometri Raporundaki Hücre Belirteci Kısaltmaları Ne Anlama Gelir?

Raporda görülen CD kısaltmaları, hücre yüzeyindeki ve içindeki proteinlerin uluslararası ortak adlandırma sistemindeki adlarıdır. CD45 beyaz kan hücrelerini, CD3 T lenfositlerini, CD4 yardımcı T hücrelerini ve CD8 hücre öldürücü T hücrelerini gösterir. CD19 ve CD20 B lenfosit soyunu, CD34 ise genç kök hücreleri ve öncül hücreleri işaret eder. Bir belirtecin artı ya da eksi olarak raporlanması, o proteinin hücrede bulunup bulunmadığını anlatır. Hücrenin kimliği tek bir kısaltmayla değil, birden fazla belirtecin birlikte taşınma biçimiyle belirlenir.
14

Akım Sitometri ile Genetik (Moleküler) Testler Arasındaki Fark Nedir?

Akım sitometrisi hücrelerin yüzeyindeki ve içindeki proteinleri, yani hücrenin dışarıdan tanınmasını sağlayan özellikleri gösterir. Genetik ve moleküler testler ise hücrelerdeki DNA değişikliklerini, kromozom bozukluklarını ve gen yeniden düzenlenmelerini araştırır. Akım sitometrisi hücrenin hangi soydan geldiğini ve olgunluk evresini ortaya koyarken genetik testler hastalığın altta yatan genetik özelliklerini tanımlar. Lösemi ve lenfomaların sınıflandırılmasında ve hastalığın seyrinin öngörülmesinde her iki bilgi de birlikte kullanılır. Kalıntı hastalık takibinde de iki yöntem birbirini tamamlayıcı bilgi sunabilir.
15

İzlem Sürecinde Akım Sitometri Hangi Aralıklarla Tekrarlanır?

Akım sitometrisinin tekrarlanma aralığı sabit değildir ve hastalığın türüne, tedavi sürecinin evresine göre hekim tarafından belirlenir. Lösemi tedavisinde kalıntı hastalık araştırması genellikle tedavi protokolündeki belirli değerlendirme noktalarında yapılır. HIV ile yaşayan kişilerde CD4 lenfosit izlemi, bağışıklık durumuna ve tedaviye yanıta göre planlanır. Kök hücre nakli sonrasında bağışıklık sisteminin toparlanması belirli dönemlerde yapılan incelemelerle takip edilir. Yeni belirtiler ortaya çıktığında ya da kan sayımında değişiklik görüldüğünde planlanan zamandan önce de test istenebilir.

Önemli Bilgilendirme ve Yasal Uyarı

Bu sayfada yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde tıbbi tanı, teşhis, tedavi ya da kişiye özel sağlık danışmanlığı niteliği taşımaz.

Sitemizdeki tıbbi metinler, Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik kapsamında toplumun sağlık okuryazarlığını artırmak amacıyla tarafsız, nesnel ve kanıta dayalı olarak hazırlanmıştır. Anılan mevzuat uyarınca “bilgilendirme içeriklerinde kurum logosunun yer alması tek başına reklam veya talep yaratma faaliyeti teşkil etmez” ilkesi esas alınmaktadır.

  • Buradaki bilgiler bir hekimin muayenesinin, değerlendirmesinin veya tıbbi görüşünün yerini tutmaz.
  • Tahlil sonuçları; yaş, cinsiyet, kullanılan ilaçlar, mevcut hastalıklar ve laboratuvara göre değişkenlik gösterir. Referans aralıkları her laboratuvarda farklı olabilir.
  • Tahlil sonuçlarınız mutlaka sizi muayene eden bir hekim tarafından, klinik durumunuzla birlikte yorumlanmalıdır.
  • Bu içeriklere dayanarak ilaç kullanmayınız, tedavinizi değiştirmeyiniz veya erteleme yapmayınız.
  • Acil bir sağlık durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayınız veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Koru Sağlık Grubu, bu içeriklerin kişisel yorumlanmasından doğabilecek sonuçlardan sorumlu tutulamaz. İçerikler T.C. Sağlık Bakanlığı mevzuatı gereği bilgilendirme amacıyla sunulmakta olup reklam veya yönlendirme amacı taşımaz.