Hematoloji

Paroksismal Nokturnal Hemoglobinüri

Belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebilen ve uzman değerlendirmesini gerektiren bir tablodur. Bulgular ve değerlendirme adımları hakkında bilgi.

Paroksismal nokturnal hemoglobinüri, halk arasında pek bilinmese de hematoloji kliniklerinde özel bir yere sahip olan, kazanılmış bir kan hastalığıdır. Kısaca PNH olarak anılan bu tablo, kemik iliğindeki bir kök hücrede meydana gelen genetik bir değişiklik nedeniyle, alyuvarların kendi bağışıklık sistemimizin bir parçası olan kompleman sistemine karşı korumasız kalmasıyla ortaya çıkar. Bu korumasızlık zamanla alyuvarların parçalanmasına, yani hemolize yol açar ve hastanın günlük yaşamını etkileyen pek çok belirti gelişir.

Hastalığın ismindeki "nokturnal" yani geceyle ilgili kelimesi, eskiden hastaların sabah idrarının koyu kırmızı veya çay rengi olmasının dikkat çekmesinden gelir. Ancak günümüzde biliyoruz ki hemoliz sadece geceleri değil, gün içinde de devam eder. PNH; halsizlik, kansızlık, pıhtı oluşumu ve kemik iliği yetmezliği gibi farklı yüzlerle karşımıza çıkabilen, kronik seyirli ve düzenli takip gerektiren nadir bir hematolojik tablodur. Erken fark edilmesi, ciddi komplikasyonların önüne geçilmesi açısından önem taşır.

Kimlerde Görülür?

Paroksismal nokturnal hemoglobinüri, dünya genelinde milyonda bir-iki kişi civarında görülen oldukça nadir bir hastalıktır. Her yaşta ortaya çıkabilmekle birlikte en sık genç erişkinlik döneminde, yani 30-40 yaşları civarında tanı alır. Kadın ve erkek arasında belirgin bir fark olmadığı, hastalığın her iki cinsiyeti de benzer oranda etkilediği bilinir. Çocukluk çağı PNH vakaları görülebilse de oldukça nadir kabul edilir ve genellikle aplastik anemi gibi başka kemik iliği bozukluklarıyla birlikte saptanır.

Hastalık ailesel geçiş göstermez; yani anne-babadan çocuğa aktarılan kalıtsal bir hastalık değildir. Tetikleyici genetik değişiklik (PIG-A gen mutasyonu) kişinin hayatı boyunca kemik iliğindeki tek bir kök hücrede sonradan oluşur. Bu nedenle aile geçmişinde benzer hastalık öyküsü olmayan kişilerde de gelişebilir. Hastalığın varlığı, kişinin çocuk sahibi olma planlarını doğrudan engellemez fakat gebelik dönemi PNH'li hastalar için özel takip gerektiren riskli bir süreçtir.

PNH, sıklıkla diğer kemik iliği yetmezliği sendromlarıyla iç içe geçer. Özellikle aplastik anemi (kemik iliğinin yeterli kan hücresi üretememesi) tanısı almış hastaların önemli bir kısmında ileri tetkiklerle PNH klonu saptanır. Benzer şekilde miyelodisplastik sendrom (MDS) hastalarında da küçük oranlarda PNH klonuna rastlanabilir. Bu nedenle bu hasta gruplarında düzenli aralıklarla PNH testi yapılması güncel kılavuzlar tarafından önerilir.

Risk profili açısından bakıldığında daha önce açıklanamayan tekrarlayan pıhtı atakları geçirenler, gençlik döneminde inme öyküsü olanlar, koyu renkli idrar nedeniyle defalarca doktora başvuranlar ve uzun süredir nedeni bulunamayan demir eksikliği anemisi yaşayanlar bu hastalık açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken kişiler arasındadır.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Paroksismal nokturnal hemoglobinürinin belirtileri kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterebilir. Bazı hastalar yıllarca hafif halsizlik dışında belirgin bir şikayet yaşamazken, bazıları çok daha ağır bulgularla karşımıza çıkar. En klasik bulgu, sabah idrarının çay rengi veya koyu kırmızı görünmesidir. Bu durum, gece boyunca yıkılan alyuvarlardan açığa çıkan hemoglobinin idrarla atılmasından kaynaklanır. Ancak günümüzde hastaların sadece küçük bir kısmında bu klasik bulgu net şekilde gözlenir.

Hastalığın en sık karşılaşılan belirtisi kronik kansızlığa bağlı halsizlik, çabuk yorulma ve nefes darlığıdır. Hastalar merdiven çıkarken zorlandıklarını, eskiden rahat yaptıkları işlerde tükendiklerini ifade eder. Bunun yanı sıra ciltte ve göz aklarında sarılık (sarımsı renk değişikliği) görülebilir, çünkü yıkılan alyuvarlardan bilirubin düzeyi yükselir. Karın ağrısı, yutma güçlüğü, erkek hastalarda sertleşme problemi gibi düz kasın etkilendiği bulgular da hastalığın tipik şikayetleri arasında yer alır.

PNH'nin en ciddi belirtilerinden biri tromboz, yani damar içinde pıhtı oluşumudur. Bu pıhtılar alışılmadık bölgelerde gelişebilir; karaciğer toplardamarları (Budd-Chiari sendromu), beyin damarları, mezenter damarlar (bağırsakları besleyen damarlar) ya da bacak toplardamarlarında pıhtı atakları görülebilir. Genç bir hastada açıklanamayan bir pıhtı tablosu, doktorun aklına PNH'yi getirmesi gereken önemli ipuçlarından biridir.

Bazı hastalarda hastalık öne çıkan bulgu olarak kemik iliği yetmezliği şeklinde seyreder. Bu durumda yalnız alyuvarlar değil, akyuvarlar ve trombositler de azalır. Sık enfeksiyon geçirme, kolay morarma, dişeti veya burun kanaması yaşama gibi şikayetler ön plana çıkabilir. Belirtilerin geniş bir yelpazede yayılması, tanının zaman zaman gecikmesine ve hastaların farklı bölümler arasında dolaşmasına neden olabilir.

Nedenleri Nelerdir?

Hastalığın temelinde, kemik iliğindeki bir kök hücrede sonradan ortaya çıkan PIG-A gen mutasyonu yer alır. Bu gen, hücre yüzeyinde bulunan GPI (glikozilfosfatidilinositol) adı verilen bir bağlantı molekülünün üretiminden sorumludur. GPI molekülü, alyuvarların yüzeyine CD55 ve CD59 gibi koruyucu proteinleri tutturarak görev yapar. Bu koruyucu proteinler, bağışıklık sistemimizin bir kolu olan kompleman sisteminin kendi hücrelerimize zarar vermesini önler.

PIG-A geninde meydana gelen mutasyon sonucu üretim aksar ve etkilenen alyuvarlar yüzeylerindeki bu koruyucu kalkanı kaybeder. Kalkansız kalan alyuvarlar, normalde dış mikroplara karşı saldıran kompleman sisteminin hedefi haline gelir ve dolaşımda parçalanır. Bu yıkım süreci hem damar içinde hem de karaciğer ve dalakta gerçekleşir. Açığa çıkan serbest hemoglobin damar duvarındaki nitrik oksiti tüketir ve bu durum hem düz kas kasılmalarına hem de pıhtı oluşumuna eğilimi artırır.

PNH'nin neden bir kişide gelişip bir başkasında gelişmediği halen tam olarak bilinmemektedir. Hastalığın özellikle aplastik anemi gibi kemik iliği yetmezliği zemini olan kişilerde daha sık görülmesi, ortamda bir tür "seçilim avantajı" hipotezini gündeme getirmiştir. Bu görüşe göre, baskı altındaki kemik iliğinde sağlıklı kök hücreler azalırken PNH klonu çoğalır ve zamanla hakim hale gelir. Sonuç olarak PNH, kalıtsal bir hastalık değil, kazanılmış bir kemik iliği kök hücre bozukluğudur.

Çevresel faktörler, ilaçlar veya enfeksiyonlar doğrudan PNH'yi başlatan etkenler olarak gösterilmemiştir. Yani belirli bir besinin tüketilmesi, bir mesleki maruziyet ya da bir aşı hastalığın nedeni değildir. Ancak gebelik, ameliyat, enfeksiyon ve bazı ilaçlar mevcut hastalığın daha belirgin hale gelmesine veya hemoliz ataklarının tetiklenmesine yol açabilir.

Tanı Nasıl Konulur?

Paroksismal nokturnal hemoglobinüri tanısında öncelikle hastanın şikayetleri ve fizik muayene bulguları dikkatle değerlendirilir. Hekim; halsizlik, koyu idrar, sarılık, açıklanamayan pıhtı öyküsü veya uzun süreli demir eksikliği gibi ipuçlarını birleştirerek hastalıktan şüphelenir. Kan sayımında düşük hemoglobin, retikülosit (genç alyuvar) sayısında artış, biyokimyasal incelemelerde laktat dehidrogenaz (LDH) düzeyinde belirgin yükselme ve haptoglobin düzeyinde düşme tipik bulgulardandır.

Eskiden kullanılan ham testler (Ham testi) ve şeker su testi günümüzde yerini çok daha duyarlı ve özgül bir yönteme bırakmıştır. Bu yöntem akım sitometrisidir. Akım sitometri ile alyuvarların ve özellikle akyuvarların yüzeyinde CD55 ve CD59 gibi GPI bağlı proteinlerin varlığı incelenir. FLAER adı verilen özel boyama yöntemi, GPI eksikliğini son derece hassas biçimde gösterir ve kesin tanı sağlar. Ayrıca PNH klonunun büyüklüğü (yüzdesi) de bu test ile belirlenir, bu değer tedavi kararlarında yol göstericidir.

Tanı sürecinde sıklıkla kemik iliği biyopsisi de istenir. Bu işlemde kemik iliğinden alınan örnekle hücre üretiminin durumu, başka eşlik eden hastalıkların olup olmadığı değerlendirilir. Özellikle aplastik anemi veya miyelodisplastik sendrom ile birlikteliği saptamak açısından kemik iliği incelemesi büyük değer taşır. Pıhtı atağı şüphesi olan hastalarda damar görüntülemeleri, karın ağrısı yaşayanlarda ultrasonografi veya tomografi gibi ek tetkikler süreci tamamlar.

Tanı konulduktan sonra hastalığın takibi de düzenli laboratuvar testleriyle sürdürülür. LDH düzeyi, hemoglobin değeri, retikülosit sayısı ve PNH klon yüzdesi periyodik olarak izlenir. Bu izlemler hastalığın seyrini, hemoliz şiddetini ve tedavi yanıtını değerlendirmek açısından temel araçlardır.

  • Akım sitometri ile CD55 ve CD59 düzeylerinin incelenmesi
  • LDH, haptoglobin, bilirubin ve retikülosit gibi hemoliz belirteçlerinin ölçülmesi
  • Kemik iliği biyopsisi ile eşlik eden hastalıkların değerlendirilmesi
  • Pıhtı şüphesinde doppler ultrasonografi ve gerektiğinde tomografi
  • Demir, B12 ve folik asit düzeylerinin takip edilmesi

Komplikasyonlar Nelerdir?

PNH, tedavi edilmediği veya yeterince kontrol altına alınmadığı durumlarda ciddi komplikasyonlara yol açabilen bir hastalıktır. Tüm komplikasyonların başında damar içi pıhtı oluşumu, yani tromboz gelir. Hastalığa bağlı pıhtılar sıklıkla alışılmadık yerlerde gelişir; karaciğer toplardamarlarının tıkanmasıyla ortaya çıkan Budd-Chiari sendromu, beyin damarlarındaki pıhtı sonucu gelişen inme veya bağırsak damarlarındaki tıkanmaya bağlı şiddetli karın ağrısı bunlar arasındadır. Bu nedenle PNH hastalarında pıhtıyı önlemeye yönelik yaklaşımlar büyük önem taşır.

Kronik hemoliz sürecinin yol açtığı bir diğer önemli sorun böbrek üzerindeki yüktür. Yıllar içinde böbreklerin filtrasyon işlevi azalabilir ve kronik böbrek yetmezliği gelişebilir. Ayrıca sürekli yıkılan alyuvarlardan açığa çıkan hemoglobinin böbrek tübüllerine zarar vermesi, idrar yoluyla aşırı demir kaybına ve paradoks biçimde demir eksikliği anemisine yol açar. Bu hastalarda safra kesesinde taş oluşma sıklığı da artar.

Hastalığın seyrinde akciğer toplardamar basıncının artması, yani pulmoner hipertansiyon da gelişebilir. Bu tablo nefes darlığını derinleştirir, eforla zorlanmayı belirgin hale getirir ve uzun vadede kalp yetmezliğine zemin hazırlayabilir. Erkek hastalarda sertleşme problemi, yutma güçlüğü ve karın ağrısı atakları düz kasın etkilenmesine bağlı diğer önemli yakınmalar arasında yer alır ve yaşam kalitesini belirgin biçimde düşürür.

Bazı PNH hastalarında zaman içinde kemik iliği yetmezliği derinleşebilir; aplastik anemi tablosu ortaya çıkabilir ya da nadir olarak miyelodisplastik sendrom ve akut lösemi gibi başka kemik iliği hastalıklarına geçiş görülebilir. Bu nedenle PNH tanısı konulan hastaların düzenli aralıklarla hematoloji bölümünde takip edilmesi, hem hastalığın seyrini izlemek hem de komplikasyonları erken evrede yakalayıp uygun yaklaşımla yönetilmesini sağlamak açısından gereklidir.

  • Alışılmadık bölgelerde gelişen damar pıhtıları ve tromboz atakları
  • Kronik böbrek hasarı ve demir eksikliğine bağlı ek anemi
  • Pulmoner hipertansiyon ve buna eşlik eden nefes darlığı
  • Kemik iliği yetmezliğinin derinleşmesi ve aplastik aneminin belirginleşmesi
  • Safra kesesi taşları ve safra yolu sorunları

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Paroksismal nokturnal hemoglobinüri sinsi seyirli bir hastalık olduğu için belirtilerin başlangıçta ihmal edilmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Eğer sabahları idrarınızın koyu kırmızı veya çay rengi olduğunu fark ediyorsanız, halsizliğiniz dinlenmekle geçmiyor ve günlük yaşamınızı belirgin biçimde etkiliyorsa, gözlerinizin akı veya cildiniz zaman zaman sararıyorsa bir hekime başvurmanız doğru bir adım olacaktır. Bu belirtiler farklı hastalıklara ait olabilir; ancak hematolojik bir sürecin atlanmaması için değerlendirilmeleri önemlidir.

Açıklanamayan tekrarlayıcı karın ağrıları, özellikle yemeklerle ilişkisiz şiddetli atak şeklinde gelişen ağrılar, bacaklarda tek taraflı şişlik, nefes darlığı veya ani başlangıçlı baş ağrısı yaşıyorsanız zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmalısınız. Bu belirtiler damar içinde pıhtı oluşumuna işaret edebilir ve hızlı değerlendirilmesi gereken durumlardır.

Daha önce aplastik anemi, miyelodisplastik sendrom veya açıklanamayan demir eksikliği tanısı aldıysanız ve şikayetleriniz devam ediyorsa, PNH açısından değerlendirme istemek için hematoloji bölümüne başvurmanız uygun olur. Hamilelik planlıyor veya hamileyseniz ve hematolojik bir hastalık öykünüz varsa, gebelik öncesi ve süresince düzenli hematolojik takip almak güvenli bir süreç açısından gereklidir. Tanı ne kadar erken konulursa komplikasyonların önlenmesi de o kadar etkili olur.

Son Değerlendirme

Paroksismal nokturnal hemoglobinüri, nadir görülmesine karşın doğru tanı konulduğunda günümüzün gelişmiş yaklaşımlarıyla kontrol altına alınabilen, uzun süreli takip gerektiren bir kemik iliği hastalığıdır. Halsizlik, koyu idrar, sarılık, açıklanamayan pıhtı atakları ve eşlik eden kemik iliği sorunları bu hastalığın akla getirilmesi gereken temel ipuçlarıdır. Düzenli izlem, hemoliz şiddetinin değerlendirilmesi ve komplikasyon riskine yönelik koruyucu yaklaşımlar hasta için belirleyici unsurlardır.

Paroksismal nokturnal hemoglobinüri (pnh) gibi tablolarda ileri görüntüleme yöntemleri, güncel yaklaşımlar ve bütüncül bir bakış açısı birlikte değerlendirilir. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa bir uzman hekime başvurarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Kaynakça

  1. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Paroxysmal Nocturnal Hemoglobinuriancbi.nlm.nih.gov/books/NBK562292/
  2. MedlinePlus — Paroxysmal nocturnal hemoglobinuriamedlineplus.gov/genetics/condition/paroxysmal-nocturnal-hemoglobinuria/
  3. National Institutes of Health (GARD) — Paroxysmal nocturnal hemoglobinuriararediseases.info.nih.gov/diseases/7337/paroxysmal-nocturnal-hemoglobinuria

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Hematoloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

20 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.