Gastroenteroloji

Lupus ve Sindirim Sistemi

GİS ve SLE, kişinin yaşına ve genel durumuna göre farklı seyir gösterebilen bir hastalıktır. Belirtiler, nedenler ve yaklaşım hakkında bilgi alın.

Sistemik lupus eritematozus (SLE), bağışıklık sisteminin kendi dokularına karşı antikor üretmesiyle gelişen, çok sistemli bir otoimmün hastalıktır. Klinik seyri oldukça değişken olan bu hastalık; deri, eklem, böbrek, akciğer ve sinir sistemi gibi pek çok organı etkileyebilmektedir. Sazaltma sistemi tutulumu ise lupusun daha az bilinen ancak yaşam kalitesini belirgin biçimde etkileyebilen bir yönüdür. Ağız boşluğundan başlayarak yemek borusu, mide, ince ve kalın bağırsaklar, karaciğer, safra yolları ve pankreası kapsayan geniş bir yelpazede bulgular ortaya çıkabilmektedir. Sazaltma sistemine ait şikayetlerin bir kısmı doğrudan hastalığın kendisinden kaynaklanırken, önemli bir bölümü kullanılan ilaçların istenmeyen etkileri veya eşlik eden diğer otoimmün süreçlerle ilişkilidir. Bu nedenle SLE'de karın ağrısı, bulantı, ishal veya kilo kaybı gibi yakınmaların değerlendirilmesi çok yönlü bir yaklaşım gerektirir.

Lupusa bağlı gastrointestinal tutulumun sıklığı literatürde geniş bir aralıkta bildirilmektedir. Hastaların hastalık seyri boyunca yaklaşık yarısında bir dönem sazaltma sistemine ait yakınmalar gözlemlenmektedir. Bu tablo; ağız içi aftlardan otoimmün hepatite, mezenter vaskülitten protein kaybettiren enteropatiye kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkabilmektedir. Bulguların bir kısmı sessiz ilerlerken, bir kısmı akut karın tablosu şeklinde acil değerlendirme gerektirebilir. Erken tanı; hem hastalığın sistemik aktivitesinin doğru okunmasına hem de olası ciddi komplikasyonların önlenmesine katkı sağlar. Bu bakımdan romatoloji ve gastroenteroloji uzmanlarının ortak değerlendirmesi klinik izlemin önemli bir bileşenini oluşturur.

Ağız içi bulgular, SLE'nin sazaltma sistemine ait en sık gözlemlenen erken belirtilerinden biridir. Sert damakta, yanak mukozasında ve dil kenarlarında görülen, çoğunlukla ağrısız seyreden aftöz lezyonlar hastalığın sınıflama ölçütleri arasında yer almaktadır. Bu lezyonların bir kısmı hastalık alevlenmesiyle eş zamanlı ortaya çıkarken, bir kısmı sessiz seyredebilir. Ağız kuruluğu ise beraberinde bulunabilen sekonder Sjögren sendromuyla ilişkilendirilmektedir. Tükürük salgısındaki azalma; çürük oluşumuna, tat almada değişikliğe ve yutma güçlüğüne yol açabilir. Diş hekimliği ile romatoloji izleminin birlikte yürütülmesi, ağız sağlığının korunması açısından önem taşır.

Yemek borusu tutulumu SLE hastalarında dispeptik yakınmalar arasında sıklıkla dile getirilen bir sorundur. Özofagus motilitesindeki azalma, alt özofagus sfinkter basıncındaki düşüklük ve reflüye yatkınlık; retrosternal yanma, yutma güçlüğü ve göğüs ağrısı gibi bulgularla kendini gösterebilir. Uzun süreli reflü, özofagus mukozasında inflamasyona ve nadiren darlıklara yol açabilmektedir. Ayrıca hastalığın kendisi kadar, kortikosteroid ve non-steroid antiinflamatuvar ilaçların uzun süreli kullanımı da özofagus ve mide mukozasında hasar oluşturabilir. Bu nedenle şikayeti süregelen hastalarda üst gastrointestinal endoskopi ile değerlendirme önerilmektedir.

Mide ve duodenum bölgesindeki tutulum çoğunlukla ilaç ilişkili gastropati şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Kortikosteroidler ve non-steroid antiinflamatuvar ilaçlar; mukozal koruyucu bariyeri zayıflatarak eroziv gastrit ve peptik ülser gelişimini kolaylaştırabilir. Bu tabloya sıklıkla epigastrik ağrı, bulantı, iştahsızlık ve nadiren üst gastrointestinal kanama eşlik etmektedir. SLE hastalarında proton pompa inhibitörleri ile koruyucu yaklaşım; özellikle uzun süreli kortikosteroid tedavisi alan bireylerde önerilen bir uygulamadır. Helicobacter pylori enfeksiyonunun eş zamanlı taranması ve gerektiğinde eradike edilmesi de mukozal hasarın önlenmesine katkı sağlar. Semptomların dirençli seyrettiği durumlarda endoskopik değerlendirme sürecin doğru yönetilmesinde belirleyici olur.

Karın ağrısı, SLE hastalarında en dikkat çekici sazaltma sistemi bulgularından biridir. Ayırıcı tanıda mezenter vasküliti, lupus enteriti, akut pankreatit, peptik ülser ve intestinal psödoobstrüksiyon gibi tablolar öne çıkmaktadır. Lupus mezenter vasküliti; ince bağırsağı besleyen küçük ve orta çaplı damarlarda gelişen inflamasyonla karakterizedir. Klinik olarak yaygın karın ağrısı, kusma, ishal ve karın gerginliği ile kendini gösterir. Bilgisayarlı tomografide bağırsak duvarında ödem, ‘hedef tabelası' görünümü ve mezenterik damarlarda çentiklenme dikkat çekicidir. Erken tanı konulup uygun yaklaşımla yönetildiğinde tablo geriletilebilirken, gecikmiş olgularda bağırsak perforasyonu ve iskemi gelişebilir. Bu nedenle şiddetli karın ağrısıyla başvuran lupus hastalarında mezenter vaskülit olasılığı akılda bulundurulmalıdır.

Lupus enteriti ise mezenter vaskülitin klinik ve radyolojik yansımalarını içeren geniş bir tanımdır. Genellikle diğer organ tutulumlarıyla birlikte, hastalığın aktif olduğu dönemlerde ortaya çıkar. Serolojik olarak düşük kompleman düzeyleri, yüksek anti-dsDNA titreleri ve artmış hastalık aktivitesi indeksi eşlik edebilir. Görüntülemede özellikle ince bağırsak segmentlerinde duvar kalınlaşması, submukozal ödem ve komşu mezenterde damarlanma artışı saptanabilmektedir. Yüksek doz kortikosteroid ve immünosupresif ilaçlarla planlanan yaklaşımla süreç yönetilir. Klinik yanıt genellikle günler içinde alınmakla birlikte, nüks riski nedeniyle idame tedavisinin sürdürülmesi önerilir.

Protein kaybettiren enteropati, SLE'nin görece nadir fakat klinik olarak önemli bir sazaltma sistemi bulgusudur. Bağırsak mukozasından lenfatik kanallar aracılığıyla albümin ve diğer proteinlerin kaybı sonucu ortaya çıkan hipoalbüminemi; yaygın ödem, plörezi, perikardiyal effüzyon ve asit ile kendini gösterebilir. Böbrek kaynaklı protein kaybının dışlanması tanı sürecinin ilk basamağıdır. Alfa-1 antitripsin klirensinin ölçümü ve sintigrafik çalışmalar tanıya katkı sağlar. Tablo çoğunlukla immünosupresif ilaçlara olumlu yanıt vermekte, hastalık kontrol altına alındığında protein kaybı gerilemektedir. Beslenme desteği ve elektrolit dengesinin sürdürülmesi eş zamanlı yürütülmesi gereken önemli bileşenlerdir.

İntestinal psödoobstrüksiyon; mekanik bir engel olmaksızın bağırsak hareketlerinin belirgin biçimde azaldığı, kliniği ileusa benzeyen bir tablodur. SLE'de düz kas ve enterik sinir sisteminin otoimmün süreçten etkilenmesi bu tablonun temelini oluşturmaktadır. Karın şişkinliği, kusma, kabızlık ve karın ağrısı öne çıkan bulgulardır. Görüntülemede dilate bağırsak ansları ve hava-sıvı seviyeleri izlenebilir. Cerrahi bir engelin bulunmadığı bu durumda; sıvı-elektrolit dengesi, nazogastrik dekompresyon, prokinetik ajanlar ve immünosupresif yaklaşımla süreç yönetilir. Üreter tutulumu ile eş zamanlı görülebilmesi klinik olarak ayrıca dikkate alınması gereken bir bulgudur.

Karaciğer tutulumu SLE'de sıklıkla karşılaşılan ancak klinik olarak çoğu kez sessiz seyreden bir alandır. Rutin biyokimyasal incelemelerde hafif transaminaz yüksekliği ile fark edilebilir. Ayırıcı tanıda ilaç kaynaklı hepatotoksisite, viral hepatitler, otoimmün hepatit ve nadir olarak lupus hepatiti yer almaktadır. Lupus hepatiti; hastalığın aktif olduğu dönemlerde ortaya çıkan, otoimmün hepatitten farklı olarak genellikle daha ılımlı seyreden bir tablodur. Histopatolojik incelemede lobüler inflamasyon belirgin iken, otoimmün hepatitte periportal alan tutulumu ön plandadır. Doğru tanı; ileri tetkikler, oto-antikor profilinin incelenmesi ve gerektiğinde karaciğer biyopsisi ile konulmaktadır. İki tablonun ayırt edilmesi, izlenecek yolun belirlenmesi açısından belirleyicidir.

Pankreatit, SLE hastalarında hem doğrudan hastalığa hem de kullanılan ilaçlara bağlı gelişebilen ciddi bir tablodur. Otoimmün süreç, pankreas dokusunu besleyen küçük damarlarda vasküliti tetikleyerek akut pankreatit gelişimine zemin hazırlayabilir. Klinik tablo; sırta vuran şiddetli üst karın ağrısı, bulantı, kusma ve laboratuvarda amilaz-lipaz yüksekliği ile karakterizedir. Azatiyoprin, kortikosteroid ve mikofenolat mofetil gibi ilaçların da tabloyu tetikleyebildiği bilinmektedir. Prognozu belirleyen etkenler arasında hipokalsemi, yüksek hastalık aktivitesi ve eşlik eden organ yetmezliği yer almaktadır. Erken dönemde sıvı-elektrolit desteği, ağrı yönetimi ve immünosupresif düzenleme ile süreç yönetilir; şiddetli olgularda yoğun bakım izlemi gerekebilir.

Safra yolları ve safra kesesi de SLE seyrinde etkilenebilen alanlardır. Akalküloz kolesistit; taş bulunmaksızın gelişen safra kesesi inflamasyonu şeklinde tanımlanır ve otoimmün süreçlerle ilişkilendirilebilmektedir. Klinik olarak sağ üst kadran ağrısı, bulantı ve ateş öne çıkar. Ultrasonografik incelemede safra kesesi duvar kalınlığında artış, distansiyon ve perikolesistik sıvı dikkat çekicidir. Ayrıca primer biliyer kolanjit ve otoimmün kolanjit gibi eş zamanlı görülebilen tablolar; kronik kolestaz bulgularıyla kendini gösterebilir. Alkalen fosfataz ve gama-glutamil transferaz düzeylerinin yükselmesi bu alanda değerlendirmeyi gerekli kılan önemli laboratuvar bulgularıdır.

Peritoneal tutulum, lupusa özgü seröziti yansıtan bulgulardan biridir. Karın zarında gelişen inflamasyon; karın ağrısı, karında sıvı birikimi ve bulantı ile ortaya çıkabilir. Enfeksiyöz peritonit, malignite ve karaciğer kaynaklı asit dışlandıktan sonra tanı düşünülmektedir. Sıvı incelemesinde steril, eksüda niteliğinde bir sıvı saptanır. Kortikosteroid ve immünosupresif ilaçlarla planlanan yaklaşımla yönetim sağlanır. Peritoneal tutulum çoğu durumda diğer organ tutulumlarıyla birlikte görüldüğünden, sistemik hastalık aktivitesinin bütüncül biçimde değerlendirilmesi önem taşır.

SLE hastalarında sazaltma sistemi tutulumunun değerlendirilmesinde ayrıntılı bir öykü ile başlayan çok basamaklı bir yol izlenmektedir. Yakınmaların hastalık aktivitesiyle ilişkisi, kullanılan ilaçlar, beslenme alışkanlıkları ve eşlik eden otoimmün hastalıkların sorgulanması ilk aşamayı oluşturur. Fizik muayenede karın hassasiyeti, defans, organomegali ve serözite bulguları dikkatle değerlendirilir. Laboratuvar incelemelerinde tam kan sayımı, karaciğer ve pankreas enzimleri, albümin, akut faz göstergeleri, kompleman düzeyleri ve anti-dsDNA titreleri belirleyicidir. Görüntüleme yöntemleri arasında ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme; klinik gerekliliğe göre planlanır. Endoskopik değerlendirme ise mukozal lezyonların doğrudan gözlemlenmesi ve biyopsi alınması açısından önemli bir araçtır.

Beslenme desteği, sazaltma sistemi tutulumu bulunan SLE hastalarının izleminde göz ardı edilmemesi gereken bir bileşendir. Uzun süreli kortikosteroid kullanımı; kilo artışı, kan şekeri dengesizliği, kemik yoğunluğunda azalma ve elektrolit değişikliklerine yol açabilmektedir. Yeterli protein alımı, kalsiyum ve D vitamini desteği, tuz kısıtlaması ve dengeli bir diyet uygulaması izlem sürecinde önerilen yaklaşımlar arasında yer alır. Ayrıca mide koruyucu ilaçların düzenli kullanımı, alkol tüketiminin azaltılması ve sigaranın bırakılması hem sazaltma sisteminin hem de sistemik hastalık aktivitesinin kontrolüne katkı sağlar. Aşılamanın planlı biçimde sürdürülmesi ise enfeksiyöz komplikasyon riskini azaltmaktadır.

SLE'de sazaltma sistemi tutulumunun izlenmesi ve yönetimi; romatoloji, gastroenteroloji, iç hastalıkları ve beslenme uzmanlarının birlikte çalıştığı bir sürece dayanmaktadır. Hastalığın çok yüzlü doğası, aynı hastada zaman içinde farklı organ tutulumlarının ortaya çıkabilmesine yol açabilmektedir. Bu nedenle düzenli kontroller, laboratuvar takibi ve yeni ortaya çıkan yakınmaların erken bildirilmesi klinik seyrin daha iyi yönetilmesine katkı sağlar. Kişiye özgü belirlenen yaklaşımla yönetildiğinde, sazaltma sistemine ait bulguların büyük bölümü kontrol altına alınabilmekte ve yaşam kalitesi belirgin biçimde korunabilmektedir. Multidisipliner izlem anlayışı; hem hastalık aktivitesinin sürdürülebilir biçimde denetlenmesinde hem de olası komplikasyonların erken saptanmasında belirleyici rol üstlenmektedir.

Kaynakça

  1. StatPearls (NCBI) — Systemic Lupus Erythematosuswww.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK535405/
  2. MedlinePlus — Systemic Lupus Erythematosusmedlineplus.gov/lupus.html
  3. Mayo Clinic — Lupuswww.mayoclinic.org/diseases-conditions/lupus/symptoms-causes/syc-20365789
  4. American College of Rheumatology — Lupusrheumatology.org/patients/lupus

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Gastroenteroloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

9 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.