Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

Şarbon (Antraks)

Şarbon (Antraks) tanısı, nedenleri ve yaklaşım yöntemleri hakkında merak edilenler. Koru Hastanesi uzmanlarından güvenilir bilgiler.

Şarbon (Antraks), Bacillus anthracis adı verilen büyük, çubuk şeklinde ve dış ortama son derece dayanıklı sporlar oluşturabilen bir bakterinin yol açtığı, esas olarak otçul hayvanlarda görülen ancak insanlara da bulaşabilen ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır. Bakterinin oluşturduğu sporlar toprakta on yıllar boyunca canlı kalabilir; ısıya, kuruluğa, dezenfektanlara, hatta UV ışığına karşı olağanüstü dirençlidir. Bu özellikler bakteriyi hem doğal salgınlarda hem de biyolojik silah olarak kullanılma açısından son derece tehlikeli kılar. Hastalık, bakterinin vücuda hangi yolla girdiğine göre üç ana klinik formda görülür: deri şarbonu (en sık), akciğer şarbonu (en ölümcül), bağırsak şarbonu (genellikle salgın halinde). Son yıllarda eroin kullanımına bağlı bir dördüncü form olan enjeksiyon şarbonu da tanımlanmıştır. Hastalık tedavi edilmediğinde özellikle akciğer ve bağırsak şarbonunda ölüm oranı çok yüksektir; ancak erken tanı ve uygun antibiyotik tedavisi ile çoğu vaka iyileştirilebilir. Türkiye'de özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, kırsal kesimde, hayvancılıkla geçimini sağlayan toplumlarda zaman zaman vakalar görülmektedir. Şarbon, Sağlık Bakanlığı'nın bildirimi zorunlu hastalıklar listesindedir; her vaka derhal yetkili kurumlara bildirilmelidir.

Kimlerde Görülür?

Şarbon hastalığı, neredeyse her zaman enfekte hayvan veya hayvansal ürünlerle doğrudan ya da dolaylı temas sonucu görülen mesleki bir enfeksiyondur. Hastalık dünyanın hemen her bölgesinde görülebilir ancak özellikle Asya, Afrika, Güney Amerika, Doğu Avrupa'nın kırsal kesimleri ile Akdeniz havzasında daha sık karşılaşılır. Türkiye'de Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun yanı sıra Karadeniz, İç Anadolu'nun bazı bölümlerinde sporadik vakalar bildirilmektedir; ülkemiz dünya genelinde endemik (sürekli vaka görülen) ülkeler arasında yer almaktadır.

En yüksek risk grubunu hayvancılıkla doğrudan uğraşan kişiler oluşturur. Çiftçiler, çobanlar, sürü sahipleri, süt sağıcılar, hayvan satıcıları, kasaplar, mezbaha çalışanları, deri yüzme işiyle uğraşanlar enfekte hayvanlardan en yüksek oranda etkilenen meslek gruplarıdır. Veteriner hekimler hasta hayvanları muayene ederken, tedavi ederken ya da ölü hayvanlarda otopsi yaparken doğrudan bakteriyle temas edebilir. Bir başka yüksek risk grubu deri-post-yün işleme atölyelerinde çalışanlardır; tabakhane işçileri, dericilik yapanlar, yün yıkayıp temizleyenler, tutkal ve hayvansal yapıştırıcı üreten tesislerde çalışanlar bakteriye uzun süreli mesleki maruz kalan kesimdir. "Yün ayıklayıcı hastalığı" tabiri tarihsel olarak akciğer şarbonu için kullanılırdı.

Şehirde yaşayan kişilerde şarbon nadir görülür ama tamamen yok denemez. Enfekte hayvanlardan elde edilen, gerekli denetimden geçmemiş ürünler (özellikle kaçak kesilmiş hayvan eti, sokak satıcılarından alınan denetimsiz et, deri ürünleri, yün-kıl içeren ev eşyaları) bulaş kaynağı olabilir. Süs hayvanı (özellikle keçi, koyun derisi davul) yapanlar, geleneksel halı-kilim sanatıyla uğraşanlar, antika hayvan derisi ürünleri toplayanlar nadiren etkilenmiştir.

Yaş ve cinsiyet açısından belirgin fark yoktur; ancak meslek nedeniyle erkeklerde biraz daha sık görülür. Çocuklarda da görülebilir; özellikle kırsal kesimde hayvanlarla iç içe yaşayan çocuklar enfekte hayvana dokunarak, hatta sporlarla kontamine toprakta oynayarak hastalığı kapabilir. Bağışıklığı baskılı kişiler hastalığı daha ağır geçirebilir; ancak şarbon bağışıklığı normal kişilerde de hayati seyredebilir.

Eroin bağımlıları arasında özel bir form olan enjeksiyon şarbonu son yıllarda Avrupa'nın bazı ülkelerinde görülmüştür. Sporlarla kontamine olmuş eroinin damar içine enjekte edilmesiyle yumuşak doku enfeksiyonu, yaygın deri ve kas tutulumu, sepsis tablosu gelişir. Biyoterör kaygısı nedeniyle özellikle 2001 sonrası ABD'de antraks mektupları olayından sonra dünya genelinde sağlık otoriteleri tarafından dikkatle izlenmektedir; bir saldırı durumunda büyük sayıda kişi etkilenebilir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Şarbonun belirtileri, bakterinin vücuda hangi yoldan girdiğine göre belirgin biçimde farklı tablolar oluşturur. Bu üç ana form arasındaki en önemli ortak özellik, hastalığın hızlı seyirli ve potansiyel olarak ölümcül olmasıdır; bu yüzden tanı için zaman kaybedilmemelidir.

Deri şarbonu, vakaların yaklaşık %95'ini oluşturan en sık görülen formdur. Bakteri sporları ciltteki bir kesik, sıyrık, çatlak ya da çok küçük bir yara yoluyla vücuda girer. 1-7 gün içinde (genellikle 2-3 gün) ısırık yerine benzer kırmızı, kaşıntılı bir kabarcık ortaya çıkar; bu kabarcık başlangıçta böcek ısırığı ile karıştırılabilir. Sonraki 1-2 gün içinde kabarcık büyür, içi su veya kanlı sıvı dolu bir kabarcığa (vezikül, pustül) dönüşür ve patlar. Patlayan kabarcığın yerinde önce sarı sonra kahverengi ve son olarak kömür siyahı renkte, kuru, çökmüş bir yara kabuğu (eskar) oluşur; "şarbon" adı Yunanca "kömür" anlamına gelen "anthrakos" sözcüğünden gelmektedir. Bu siyah eskar, hastalığın en karakteristik bulgusudur ve genellikle 1-3 cm çapındadır.

Yarayı çevreleyen alanda belirgin şişlik (ödem) görülür; ödem bazen çok büyük olabilir, yüze yerleşmişse gözleri kapatabilir, boyna yerleşmişse solunum yolunu sıkıştırabilir. İlginç bir özellik olarak, yaranın kendisi ağrısızdır; bu, diğer cilt enfeksiyonlarından ayırıcı önemli bir bulgudur. Ancak çevredeki ödem ve şişlik rahatsızlık verebilir. Bölgesel lenf bezleri büyür, hafif ateş, halsizlik, baş ağrısı görülebilir. Yaranın en sık görüldüğü bölgeler, deriyle teması en fazla olan açık alanlardır: eller, kollar, yüz, boyun. Tedavi edilirse 1-3 hafta içinde eskar düşer ve yara iyileşir; ancak tedavi edilmezse bakteri kan dolaşımına geçip sepsis ve menenjit yapabilir, ölüm oranı tedavisiz %20'ye ulaşır. Antibiyotikle bu oran %1'in altına iner.

Akciğer şarbonu (inhalasyon şarbonu), bakteri sporlarının solunum yoluyla akciğerlere ulaşmasıyla gelişen en ölümcül formdur. Sporlar küçük (1-5 mikrometre) olduğu için akciğerin derinlerine kadar inebilir; orada makrofajlar tarafından alınıp bölgesel lenf bezlerine taşınır ve burada üreyerek toksin üretmeye başlar. Kuluçka süresi 1-6 gün olabilir ancak sporlar haftalar hatta aylar boyunca akciğerlerde uyku halinde kalabilir.

Akciğer şarbonu genellikle iki fazlı seyreder. İlk faz (1-4 gün) gripal benzeri belirtilerle başlar: ateş, kuru öksürük, halsizlik, baş ağrısı, kas-eklem ağrıları, hafif göğüs ağrısı. Bu dönem soğuk algınlığı, grip veya başka viral enfeksiyon sanılabilir. Bazı hastalarda yanıltıcı şekilde geçici iyileşme görülebilir. İkinci faz aniden ve dramatik olarak başlar; yüksek ateş, şiddetli nefes darlığı, hızlı nefes alma, morarma, ciddi göğüs ağrısı, şok belirtileri, bilinç bulanıklığı ortaya çıkar. Bu evrede karakteristik bulgu, geniş mediastinum (akciğerler arası bölgenin lenf bezleri büyümesi) ve hemorajik mediastinit (kanamalı iltihap) tablosudur. Çoğu hastada hemorajik plörezi (akciğer zarları arasında kanlı sıvı toplanması) görülür. Bakterinin kana karışmasıyla menenjit, beyin kanaması gelişebilir. Bu faz başladıktan sonra antibiyotik tedavisi başlansa bile ölüm oranı %50'nin üzerindedir; geç kalınmış vakalarda %85-90'a ulaşır.

Bağırsak şarbonu, enfekte hayvanın çiğ ya da yetersiz pişmiş etinin tüketilmesiyle gelişir. Kuluçka süresi 1-7 gündür. Belirtiler bulantı, kusma, iştahsızlık, ateş ile başlar. Birkaç gün içinde şiddetli karın ağrısı, kanlı ishal, kanlı kusma, karında şişlik ve hassasiyet, bağırsak içinde aşırı sıvı toplanması (asit) ortaya çıkar. Tedavi edilmezse bağırsak delinmesi, ağır kanama, sepsis ve şok gelişebilir; ölüm oranı %25-60 arasındadır. Bağırsak şarbonunun daha sık görülen başka bir alt türü "orofaringeal şarbon"dur; bakteri ağız boşluğuna, dil arkasına, bademciklere yerleşir. Boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, ses kısıklığı, boyunda büyük ödem, lenf bezi şişliği ile seyreder; nefes yolu tıkanması nedeniyle hayatı tehdit edebilir.

Enjeksiyon şarbonu, intravenöz uyuşturucu kullananlarda görülen yeni tanımlanmış bir formdur. Enjeksiyon yapılan bölgede yumuşak doku şişliği, ağrı, doku ölümü, yaygın selülit, kompartman sendromu, sepsis tablosu gelişir. Klasik deri şarbonunun aksine siyah eskar görülmeyebilir, bu yüzden tanı atlanabilir. Tedavi gecikirse ölüm oranı yüksektir.

Şarbon menenjiti, herhangi bir formdan kaynaklanan bakteriyemi sonucu gelişen ölümcül bir komplikasyondur. Şiddetli baş ağrısı, ense sertliği, ışığa hassasiyet, kusma, bilinç değişiklikleri, kasılma, kafa içi kanamalar görülür. Beyin omurilik sıvısı incelemesinde kanlı görünüm tanıyı destekler. Ölüm oranı çok yüksek, %94'e kadar çıkar.

Tanı Nasıl Konulur?

Şarbon tanısı, hastanın şikayetlerinin ayrıntılı değerlendirilmesi, mesleki ve temas öyküsünün sorgulanması, fiziksel muayene bulguları ve laboratuvar testlerinin birleşimiyle konulur. Hekim öncelikle hastanın mesleğini, son zamanlarda hayvanlarla ya da hayvansal ürünlerle temasını, riskli bölgelere yapılan seyahatleri, çiğ et tüketimi, intravenöz uyuşturucu kullanım öyküsünü sorgular. Bu öykü, tanıyı yönlendiren en önemli ipuçlarından biridir.

Deri şarbonunda yaranın klasik görünümü (ağrısız, siyah eskarlı, çevresinde belirgin ödem olan lezyon) tanıyı güçlü şekilde düşündürür. Yara bölgesinden alınan örnek (sürüntü, kabuk altından sıvı, biyopsi) laboratuvarda incelenir. Gram boyamada büyük, gram pozitif, dizi halinde çubuk şeklinde bakteri görülmesi destekleyicidir. Kültür için kanlı agar besi yerine ekilen örnekte 24 saat içinde "kıvırcık saç" benzeri tipik koloniler oluşur. Antibiyotik duyarlılık testi yapılır.

Akciğer şarbonu şüphesinde göğüs röntgeni ve bilgisayarlı tomografi önemlidir. Karakteristik bulgu, akciğerler arası bölgenin (mediastinum) genişlemiş olması (mediastinal lenf bezi büyümesi, hemorajik mediastinit), plevral effüzyon (akciğer zarları arasında sıvı), bazen pulmoner enfiltrasyonlardır. Bu görüntü diğer akciğer enfeksiyonlarından farklıdır ve şarbonu güçlü şekilde düşündürür. Kan kültürü, balgam kültürü, plevral sıvı kültürü ile bakteri saptanmaya çalışılır.

Bağırsak şarbonunda kan, dışkı, kusmuk örneklerinden kültür alınır. Karın ultrasonu, tomografi ile bağırsakta ödem, asit, bağırsak duvar kalınlaşması, mezenter lenf bezi büyümesi görülebilir. Orofaringeal şarbonda boğaz sürüntüsü kültürü, boyun MR/BT alınır.

Menenjit şüphesinde lomber ponksiyon ile beyin omurilik sıvısı alınır; sıvı çoğunlukla kanlı, basıncı yüksek, hücre sayısı artmış, protein yüksek, şeker düşüktür. Gram boyamada bakteri görülmesi ve kültürde Bacillus anthracis üremesi tanı koydurur.

Modern moleküler yöntemler tanıyı hızlandırır. PCR (polimeraz zincir reaksiyonu) ile bakterinin toksin genleri (pXO1, pXO2) saatler içinde saptanabilir. Bu yöntem özellikle biyoterör şüphesinde veya hızlı tanı gerektiğinde değerlidir. Serolojik testler (antikor ölçümü) geç dönemde yardımcı olur ama erken tanıda kullanılmaz. Lateral flow immunoassay (hızlı testler), saha koşullarında kullanılabilen pratik yöntemlerdir.

Kan tahlilleri ek bilgi verir. Tam kan sayımında beyaz kan hücresi artışı, sepsiste tersine düşme görülebilir. C-reaktif protein (CRP), prokalsitonin gibi iltihap göstergeleri yükselir. Karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, koagülasyon testleri, kan gazı analizi, laktat değerlendirilir. DIC (yaygın damar içi pıhtılaşma) gelişebileceği için pıhtılaşma sistemi takip edilmelidir.

Şarbon, ülkemizde bildirimi zorunlu hastalıklar listesindedir. Şüpheli her vaka derhal İl Sağlık Müdürlüğü ve veteriner sağlık otoritelerine bildirilmelidir; ortak salgın araştırması yapılır, kaynak hayvan veya ürün tespit edilip kontrol önlemleri alınır. Laboratuvar tanısı için örnekler özel güvenlik şartlarında (BSL-2 veya BSL-3 laboratuvarlarda) çalışılmalıdır.

Tedavi Süreci Nasıl İşler?

Şarbon tedavisinin temeli, doğru antibiyotiklerin zamanında ve uygun sürede kullanılmasıdır. Bakterinin sporlardan vejetatif (aktif çoğalan) forma geçmesi ve toksin üretmesi başladığında klinik bulgular ortaya çıktığı için tedavi mümkün olduğunca erken başlatılmalıdır. Bekleme, özellikle akciğer ve sistemik formlarda hayati önemde olabilir.

Tedavide ilk seçenek antibiyotikler florokinolonlar (siprofloksasin, levofloksasin), doksisiklin ve penisilin G'dir. Klinik tablonun şiddeti ve formu seçimi belirler. Hafif deri şarbonunda ağızdan tek antibiyotik (siprofloksasin günde 2x500 mg veya doksisiklin günde 2x100 mg) genellikle yeterlidir; 7-10 gün süreyle uygulanır. Toplu vakalarda veya biyoterör şüphesinde tedavi süresi 60 güne çıkar; çünkü solunum yoluyla alınmış sporlar uzun süre uyku halinde kalabilir ve geç dönemde aktive olabilir.

Sistemik şarbon (akciğer, bağırsak, menenjit, sepsisli formlar) çok daha agresif tedavi gerektirir. İlk seçenek olarak en az iki, tercihen üç antibiyotik kombinasyonu damar yoluyla yüksek dozda kullanılır: siprofloksasin + klindamisin (toksin üretimini baskılar) + linezolid veya rifampisin (penetrasyon iyi olduğu için tercih edilir). Menenjit varsa kan-beyin bariyerini geçen ilaçlar (meropenem, vankomisin, linezolid) öne çıkar. Bu yoğun tedavi en az 2-3 hafta damar yoluyla devam ettirilir; ardından 60 güne kadar ağızdan tedavi sürdürülür.

Antitoksin tedavisi, son yıllarda geliştirilen ve sistemik şarbonda tedaviye eklenmesi önerilen yaklaşımdır. Raxibacumab ve obiltoxaximab gibi monoklonal antikor ürünleri ile antraks immunglobulin (AIG), bakteri toksinine bağlanarak hücresel hasarı önler. Bu ürünler özellikle akciğer şarbonu, biyoterör maruziyeti ve ağır vakalarda yararlıdır; ABD'de stratejik ulusal stokta bulunur.

Destek tedavisi çok önemlidir. Damardan sıvı tedavisi, elektrolit dengesi, ateş kontrolü, oksijen desteği, gerektiğinde mekanik ventilasyon, tansiyon yükseltici ilaçlar (vazopresörler), böbrek yetmezliğinde diyaliz, plevral sıvı varsa drenaj uygulanır. Yoğun bakım takibi sistemik vakalarda şarttır. Cerrahi müdahale gerekebilir; akciğer şarbonunda büyük plevral sıvı boşaltılır, bağırsak şarbonunda delinme veya kanama varsa cerrahi onarım yapılır, enjeksiyon şarbonunda nekrotik dokuların debridmanı (temizlenmesi) gerekebilir.

Deri şarbonunda klasik öğreti, yaranın cerrahi olarak kesilmesinin bakteri yayılımına yol açabileceği yönündedir; bu yüzden büyük cerrahi müdahaleler genellikle yapılmaz, antibiyotik tedavisi öne çıkar. Yara bakımı, temiz pansumanlar, ikincil enfeksiyonların önlenmesi önemlidir.

Maruz kalan ancak henüz hastalanmamış kişilere "post-exposure proflaxis" (maruziyet sonrası önleme) uygulanır. Risk altındaki kişilerde 60 günlük siprofloksasin ya da doksisiklin tedavisi yapılır; mümkünse şarbon aşısı da eklenir. Bu yaklaşım özellikle biyoterör saldırısı, laboratuvar kazası, salgın bölgesindeki yakın temaslılar için hayati önem taşır.

Aşılama, mesleki risk grubundaki kişiler için (askeri personel, laboratuvar çalışanları, yüksek riskli mezbaha işçileri, veterinerler) önerilir. ABD'de AVA (Anthrax Vaccine Adsorbed) lisanslıdır; ülkemizde rutin kullanımda değildir. Çiftlik hayvanlarına aşılama yapılır; bu hem hayvan kayıplarını önler hem de insanlara bulaşı azaltır.

Tedavi başarısı klinik düzelmeyle değerlendirilir; ateşin düşmesi, eskarın iyileşmesi, kontrol kültürlerinin negatifleşmesi, görüntülemenin düzelmesi olumlu işaretlerdir. Deri şarbonu tedaviyle hızla iyileşir; sistemik formlarda iyileşme yavaş ve eksik olabilir, kalıcı hasarlar kalabilir. Sistemik şarbon geçirenlerin uzun süreli takibi (akciğer fonksiyonları, nörolojik durum, böbrek fonksiyonları) gereklidir.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Şarbon, zamanında ve uygun şekilde tedavi edilmediğinde çok ciddi komplikasyonlara yol açabilen, ölümcül seyirli bir hastalıktır. Deri şarbonunun en sık komplikasyonu, bakterinin lokal alandan kan dolaşımına geçerek sistemik tablo oluşturmasıdır. Bu durumda yüksek ateş, sepsis, çoklu organ yetmezliği gelişebilir. Yüze yerleşen deri şarbonunda gelişen büyük ödem, göz ve solunum yollarını tıkayabilir, "malign ödem" tablosu hayatı tehdit eder. Boyun bölgesinde çok büyük ödem solunum yolunu sıkıştırabilir.

Akciğer şarbonu komplikasyonları arasında hemorajik mediastinit, masif plevral effüzyon, akut solunum sıkıntısı sendromu (ARDS), septik şok, çoklu organ yetmezliği, koagülopati (pıhtılaşma bozukluğu, DIC), beyin tutulumu (menenjit, beyin kanaması) sayılır. Bu komplikasyonların hepsi yüksek ölüm oranı ile seyreder. Hayatta kalan hastalarda kalıcı akciğer hasarı, fibrozis (yara izi), solunum yetersizliği, egzersize tolerans azalması, kronik yorgunluk kalabilir.

Bağırsak şarbonunun komplikasyonları arasında bağırsak delinmesi (perforasyon), peritonit, masif gastrointestinal kanama, bağırsak tıkanması, septik şok, çoklu organ yetmezliği bulunur. Cerrahi müdahale çoğunlukla gereklidir. Orofaringeal şarbonda solunum yolu tıkanması, derin boyun apseleri, mediastine yayılım hayati komplikasyonlardır.

Şarbon menenjiti, herhangi bir formdan gelişebilen en korkulan komplikasyondur. Beyin omurilik sıvısında kanlı görünüm tipiktir. Yüksek ölüm oranı (%94) ile seyreder. Hayatta kalanlarda kalıcı bilişsel bozukluklar, motor sekel, görme-işitme kaybı, kişilik değişiklikleri, havale, kronik baş ağrısı kalabilir.

Sepsis ve septik şok, vücudun aşırı iltihabi yanıtı sonucu organların yetersizliğe gitmesidir. Tansiyon düşer, böbrekler-karaciğer-akciğer-kalp etkilenir, pıhtılaşma sistemi bozulur (DIC), çoklu organ yetmezliği gelişir. Modern yoğun bakım imkanlarına rağmen şarbon sepsisinde ölüm oranı %50-80 arasındadır.

Enjeksiyon şarbonunda yumuşak dokuda yaygın doku ölümü (nekroz), kompartman sendromu, ekstremite kaybı, derin ven trombozu, sepsis görülür. Cerrahi temizlik, bazen amputasyon gerekebilir.

Uzun vadeli komplikasyonlar arasında deri şarbonu sonrası iz, deformite, lenfödem; akciğer şarbonu sonrası solunum yetersizliği, kronik yorgunluk, depresyon-anksiyete; menenjit sonrası bilişsel-motor sekel, epilepsi sayılır. Hastalığı geçirenlerde uzun süreli takip ve rehabilitasyon programı gerekebilir. Sosyal ve mesleki uyum sorunları, post-travmatik stres bozukluğu yaşanabilir.

Nasıl Bulaşır, Nereden Bulaşır?

Şarbon, asıl olarak otçul hayvanların (özellikle koyun, keçi, sığır, deve, manda, at, eşek) hastalığıdır. Bu hayvanlar otlarken toprakta bulunan bakteri sporlarını yutar, bakterinin vücutlarında aktive olmasıyla hastalanır ve genellikle birkaç gün içinde ölürler. Ölen hayvanın kanı, dokuları, salgıları yoluyla bakteri yeniden çevreye saçılır; oksijene maruz kalan bakteri tekrar spor formuna döner ve toprakta yıllarca, hatta on yıllarca canlı kalabilir. Bu yüzden bir bölgede şarbon görüldüyse, o bölgenin toprağı uzun süre tehlikeli olabilir; özellikle ölen hayvanların gömüldüğü yerler ve mezbaha atıklarının atıldığı bölgeler risk taşır.

İnsanlar şarbon bakterisini neredeyse her zaman enfekte hayvan veya hayvansal ürünlerle temas yoluyla alır. Deri şarbonu, bakteri sporlarının ciltteki küçük çatlak, sıyrık veya yaradan vücuda girmesiyle gelişir. Enfekte hayvana dokunmak, hayvan derisini yüzmek, kasaplık yapmak, sucuk gibi ev yapımı et ürünleri hazırlamak, kontamine hayvansal materyali (yün, kıl, post, kemik tozu) ellemek yaygın bulaş yollarıdır. Ev hanımlarında, evde kaçak hayvan kesimine yardım eden ya da et hazırlayan kişilerde de deri şarbonu görülebilir.

Akciğer şarbonu, sporların hava ile birlikte solunum yoluyla akciğerlere girmesiyle gelişir. Bu, mesleki olarak hayvansal yan ürünlerle çalışanlarda görülür: yün ayıklama-yıkama tesisleri, deri tabakhaneleri, hayvansal yapıştırıcı ve tutkal üretimi yapan tesisler, kemik unu üretim tesisleri. Toz haline gelmiş sporlu materyalin solunması özellikle risklidir. Doğal koşullarda akciğer şarbonu nadirdir; ancak biyolojik silah olarak kullanıldığında yüksek konsantrasyonda spor aerosolüne maruz kalmak çok sayıda kişinin etkilenmesine yol açabilir. 2001'de ABD'de antraks mektupları olayında bu form öne çıkmıştır.

Bağırsak şarbonu, enfekte hayvanın çiğ ya da yeterince pişmemiş etinin tüketilmesiyle gelişir. Türkiye gibi endemik bölgelerde sıklıkla hasta veya yeni ölmüş hayvanın bilinçsizce kesilip etinin paylaşılması sonucu toplu vakalar görülür. Bu durumda aynı evi paylaşan veya aynı yemeği yiyen birçok kişi etkilenebilir. Orofaringeal şarbon da et tüketimiyle ilişkilidir; özellikle çiğ etin sözlü işlenmesi (özel hazırlık yöntemleriyle) sırasında bademcik bölgesine bakteri yerleşebilir.

Şarbon kişiden kişiye doğrudan bulaşmaz; bu çok önemli bir noktadır. Hasta bir kişiden bakım eden sağlık personeline, aile üyelerine, ziyaretçilere normal koşullarda bulaşma görülmez. Cilt yarasıyla doğrudan temas çok nadiren bulaşmaya yol açabilir; bu yüzden eldiven kullanımı önerilir. Hasta dışkı, idrar, balgam, terinde bakteri var olabilir ama hava yoluyla bulaşma için spor oluşumu gereklidir; bu hasta vücudunda olmaz. İzolasyon önlemleri standart düzeyde yeterlidir.

Eroin enjeksiyonu yoluyla bulaşma, son yıllarda Avrupa'da ortaya çıkan bir bulaş yoludur. Sporlarla kontamine eroin damar içine enjekte edildiğinde deri ve yumuşak doku enfeksiyonu gelişir. Bu form özellikle İskoçya, Almanya, İngiltere'de bağımlılar arasında salgınlar yapmıştır.

Biyolojik silah olarak şarbon, tarihte ve günümüzde önemli bir kaygı kaynağıdır. Bakteri sporlarının üretilmesi, korunması ve aerosol haline getirilmesi göreceli kolaydır; az miktarda bakteri büyük sayıda kişiyi etkileyebilir. Sovyetler Birliği'nde 1979'da Sverdlovsk'ta gerçekleşen kaza ile en az 66 kişinin hayatını kaybetmesi ve 2001'de ABD'deki antraks mektupları olayında 22 kişinin hastalanıp 5'inin ölmesi bu kaygıyı somutlaştırmıştır. Bu yüzden askeri ve sivil hazırlık planları sürekli güncel tutulmaktadır.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Şarbon, çok hızlı ilerleyebilen, ölümcül komplikasyonlara yol açabilen bir hastalık olduğu için şüphelenildiği an gecikmeden tıbbi yardım alınmalıdır. Hayvancılıkla uğraşıyorsanız, kasap, mezbaha çalışanı, veteriner, deri-yün işleme tesislerinde çalışanıysanız veya yakın zamanda hayvansal ürünlerle temas ettiyseniz, cildinizde açıklanamayan bir yara, şişlik veya değişiklik fark ettiğinizde derhal bir hekime başvurmalısınız. Özellikle şu özelliklere sahip bir yara şarbon için tipik uyarı işaretidir: ağrısız, hızla büyüyen kırmızı kabarcık, ortasında siyah-kahverengi kabuk (eskar), çevresinde belirgin şişlik (ödem).

Akciğer şarbonu belirtileri olarak yorumlanabilecek tablo, özellikle yün-deri tabakhanesinde çalışıyorsanız ya da biyoterör şüphesi olan bir ortamda bulunduysanız hemen değerlendirilmelidir. Grip benzeri başlayan ateş, halsizlik, kuru öksürük, kas-eklem ağrıları, hafif göğüs ağrısı tablosu birkaç gün sonra ani şekilde şiddetli nefes darlığı, göğüs ağrısı, yüksek ateş, morarma, bilinç bulanıklığı ile patlama şeklinde kötüye giderse acil servise başvurulmalıdır.

Bağırsak şarbonu açısından, riskli bölgede yaşıyorsanız ve şüpheli (özellikle ani ölen) hayvanın etinden yedikten sonra ateş, şiddetli karın ağrısı, kanlı ishal, kanlı kusma şikayetleri başladıysa hemen sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Aynı yemeği yiyen başka kişilerde benzer şikayetler varsa toplu vaka söz konusudur; hem bireysel tedavi hem de halk sağlığı açısından önemli olduğu için bildirim gereklidir.

Boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, ses kısıklığı, boyunda hızla büyüyen ödem (özellikle riskli temas sonrası) orofaringeal şarbon açısından değerlendirilmelidir; nefes yolu tıkanması riski hayati tehdit oluşturur. Yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, ense sertliği, bilinç bulanıklığı, kasılma menenjit bulgularıdır ve acil müdahale gerektirir.

Hayvanlarda toplu ölüm, ani ölüm, kandan vücut deliklerinden akıntı gibi durumlar gözlenirse veteriner hekime ve sağlık müdürlüğüne bildirilmelidir. Ölen hayvan ne pahasına olursa olsun açılıp incelenmemeli, derisi yüzülmemeli, eti yenmemeli, kesinlikle kaçak kesim yapılmamalıdır. Ölü hayvan yetkili veteriner gözetiminde uygun şekilde yakılarak veya derin gömme yöntemiyle ortadan kaldırılmalıdır; yüzeysel gömme bakterinin yıllarca toprakta canlı kalmasına neden olur.

Riskli mesleklerde çalışan kişilerin koruyucu önlemler alması (eldiven, maske, koruyucu gözlük, önlük), iş sırasında oluşan küçük yaraları ihmal etmemesi, herhangi bir şüpheli belirtide hemen sağlık birimine başvurması önemlidir. Kendi başına antibiyotik kullanmak şarbonda zararlıdır; yanlış antibiyotik tedavinin başarısız olmasına yol açabilir, doğru tanı için gereken kültür sonuçlarını bozar. Tedavi mutlaka uzman hekim tarafından, tanı doğrulandıktan sonra başlatılmalıdır. Koru Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları bölümü, şarbon şüphesi olan vakalarda doğru tanı, uygun antibiyotik seçimi, gerekli izolasyon ve takip için tüm imkanı sağlar.

Son Değerlendirme

Şarbon, tarihte ve günümüzde insanlığı tehdit eden önemli enfeksiyon hastalıklarından biridir. Antibiyotik öncesi dönemde özellikle akciğer şarbonu neredeyse %100 ölümcül seyrederken, modern antibiyotik tedavisi, antitoksin ürünleri ve yoğun bakım imkanlarıyla deri şarbonu vakalarında ölüm oranı %1'in altına, sistemik vakalarda %50-80'lere indirilmiştir. Ancak hala dünyanın birçok bölgesinde, özellikle hayvancılıkla geçinen kırsal toplumlarda önemli bir halk sağlığı sorunudur. Türkiye'de zaman zaman görülen sporadik ve toplu vakalar, korunma önlemlerinin önemini hatırlatmaktadır.

Korunmanın temeli hayvan sağlığı kontrolü ve denetimli üretimdir. Çiftlik hayvanlarına düzenli şarbon aşısı yapılması (özellikle endemik bölgelerde), hasta veya ani ölen hayvanların yetkili veteriner gözetiminde uygun şekilde yok edilmesi, kaçak hayvan kesiminin önlenmesi, mezbaha ve gıda denetimlerinin sıkı yapılması toplum düzeyinde alınması gereken önlemlerdir. Hasta görünen hayvanların eti satışa sunulmamalı, asla evde kesim yapılmamalı, eti yenmemelidir.

Birey düzeyinde önlemler arasında etlerin güvenilir, denetimli mezbahalardan alınması, etin tamamen pişirilerek tüketilmesi (merkez sıcaklığı 75 derecenin üzerinde), çiğ et tüketiminden kaçınılması, ev yapımı sucuk-sosis-pastırma gibi ürünlerin denetimli kaynaktan et ile ve hijyenik koşullarda yapılması sayılabilir. Hayvancılıkla uğraşan kişilerin koruyucu kıyafet, eldiven, maske kullanması, ciltteki yaraların kapatılması, iş sonrası iyi hijyen sağlanması zorunludur. Tabakhane, yün-deri işleme tesislerinde havalandırma sistemleri, toz kontrolü, koruyucu ekipman kullanımı bulaşı önler.

Hayvansal ürünlerin uluslararası ticaretinde denetim ve karantina kuralları önemlidir; özellikle riskli bölgelerden gelen yün, deri, kıl, kemik unu, tutkal gibi ürünlerin denetlenmesi gerekir. Risk grubundaki mesleki çalışanlar (askeri personel, laboratuvar çalışanları, yüksek riskli işletme çalışanları) için aşılama önerilebilir. Şüpheli durumlarda maruziyet sonrası antibiyotik profilaksisi (60 gün doksisiklin veya siprofloksasin) hayat kurtarıcı olabilir.

Biyoterör hazırlığı kapsamında sağlık otoritelerinin acil durum planları, hızlı tanı laboratuvarları, antibiyotik ve aşı stokları, ilk müdahale protokolleri sürekli güncel tutulmalıdır. Toplumun bilinçlendirilmesi, sağlık personelinin eğitimi, erken uyarı sistemleri vakaların hızlı tespit ve müdahalesinde belirleyicidir.

Şüpheli bir cilt yarası, beklenmedik bir ateş tablosu, akciğer şikayetleri veya bağırsak belirtileri ile karşılaşıldığında kendi başına ilaç alımı yerine Koru Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları bölümünde uzman değerlendirmesi alınmalıdır. Erken tanı şarbon tedavisinin başarısının ve hayat kurtarmanın en önemli koşuludur; her geçen saat kıymetlidir. Doğru zamanda başlanan tedavi, kalıcı sekel ve ölüm riskini büyük ölçüde azaltır.

Bilgilendirme: Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; doktor muayenesi, tanı veya tedavinin yerini tutmaz. Sağlığınızla ilgili kararlar için bir uzman hekime danışın.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Doktorlarımız

Bu alanda deneyimli uzman hekimlerimizle yanınızdayız

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Şarbon nedir, nasıl bir hastalık?
Şarbon, hayvanlardan insanlara geçebilen, bakterilerin neden olduğu ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır. Genellikle deri, akciğer veya sindirim sistemi yoluyla vücuda girerek farklı şekillerde kendini gösterir.
Şarbon olduğumu nasıl anlarım, belirtileri neler?
Belirtiler hastalığın bulaşma şekline göre değişir. Deri şarbonunda kaşıntılı ve ortası siyah kabarcıklar, akciğer şarbonunda ağır nefes darlığı ve ateş, mide şarbonunda ise şiddetli karın ağrısı ve kanlı kusma görülür.
Şarbon bulaşıcı mı, insandan insana geçer mi?
Şarbon insandan insana doğrudan bulaşan bir hastalık değildir. İnsanlar genellikle enfekte hayvanlarla, hayvan ürünleriyle veya bakterinin sporlarıyla temas ettiklerinde hastalanırlar.
Şarbon ölümcül mü?
Evet, şarbon tedavi edilmediğinde oldukça tehlikelidir ve ölümcül olabilir. Ancak erken teşhis edildiğinde antibiyotik tedavisiyle iyileşme şansı oldukça yüksektir.
Şarbonun tedavisi var mı, geçer mi?
Evet, şarbonun tedavisi vardır. Doktorlar genellikle antibiyotik içeren ilaçlar kullanarak bakteriyi vücuttan atmaya çalışırlar. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa iyileşme şansı o kadar artar.
Şarbon kapmaktan nasıl korunurum?
tercih edilen korunma yolu, menşei belli olmayan veya kaçak kesim etlerden uzak durmaktır. Hayvanlarla uğraşan kişilerin koruyucu eldiven ve maske kullanması, ellerini sık sık yıkaması büyük önem taşır.
Şarbon şüphesiyle hangi durumda acile gitmeliyim?
Eğer hayvancılıkla uğraşıyorsanız veya etle temas ettiyseniz ve vücudunuzda açıklanamayan siyah merkezli yaralar, ani başlayan yüksek ateş veya ciddi nefes darlığı yaşıyorsanız vakit kaybetmeden acile gitmelisiniz.
Şarbon kalıtsal mı, çocuğuma geçer mi?
Hayır, şarbon genetik veya kalıtsal bir hastalık değildir. Anne karnında bebeğe geçmesi veya aileden çocuğa kalıtım yoluyla aktarılması söz konusu değildir.
Şarbon aşısı var mı, herkes yaptırmalı mı?
Şarbon aşısı mevcuttur ancak genel halk için rutin bir aşı değildir. Genellikle laboratuvar çalışanları, veterinerler veya askerler gibi yüksek risk altındaki meslek gruplarına uygulanır.
Doğal yöntemler şarbona iyi gelir mi?
Hayır, şarbon ciddi bir bakteriyel enfeksiyondur ve doğal yöntemlerle veya bitkisel karışımlarla tedavi edilemez. Mutlaka doktor gözetiminde tıbbi antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır.
Şarbonlu eti yersem ne olur?
Şarbonlu etin iyi pişirilmeden yenmesi sindirim sistemi şarbonuna yol açabilir. Bu durumda şiddetli karın ağrısı, kanlı ishal ve ateş gibi ciddi belirtiler ortaya çıkar ve acil tıbbi müdahale gerekir.
Şarbon vücutta iz bırakır mı?
Deri şarbonu iyileştikten sonra bölgede genellikle bir yara izi bırakabilir. Tedavi süreci başarılı olsa bile deri üzerinde doku hasarı kalması normal kabul edilir.
Şarbon geçiren biri tekrar şarbon olabilir mi?
Evet, teorik olarak şarbon bakterisiyle tekrar temas edilmesi durumunda kişi yeniden enfekte olabilir. Hastalığı bir kez geçirmek ömür boyu tam bir bağışıklık sağlamaz.
Hamilelikte şarbon riski nedir?
Hamilelikte şarbon enfeksiyonu hem anne hem de bebek için çok ciddi bir risk oluşturur. Bu dönemde tedavi süreci daha hassas yönetilmeli ve mutlaka uzman doktor kontrolünde yapılmalıdır.
Şarbon çocuklarda nasıl seyreder?
Çocuklarda şarbon belirtileri yetişkinlerle benzerdir ancak çocukların bağışıklık sistemi daha hassas olduğu için hastalık daha hızlı ve ağır ilerleyebilir. Herhangi bir şüphede hızlıca tıbbi destek alınmalıdır.
Yaşlılarda şarbon daha mı ağır geçer?
Yaşlı bireylerde kronik hastalıklar ve bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle şarbonun seyri daha ağır olabilir ve komplikasyon riski artabilir.
Şarbon stresi tetikler mi veya stres şarbon yapar mı?
Şarbon tamamen bakteriyel bir enfeksiyondur ve stresle doğrudan bir ilişkisi yoktur. Stres şarbon yapmaz, ancak vücut direncini düşürerek hastalıkla mücadeleyi zorlaştırabilir.
Vitamin eksikliği şarbon yapar mı?
Hayır, vitamin eksikliği tek başına şarbon yapmaz. Şarbonun tek nedeni şarbon bakterisinin vücuda girmesidir; vitamin eksikliği sadece genel bağışıklığınızı zayıflatarak sizi enfeksiyonlara daha açık hale getirebilir.
Şarbonu olan biri normal hayatına nasıl devam eder?
Hastalık döneminde kişi kendini oldukça bitkin ve hasta hissedeceği için dinlenmesi gerekir. İyileşme gerçekleştikten ve doktor onay verdikten sonra kişi işine ve sosyal hayatına dönebilir.
Şarbonun kuluçka süresi ne kadardır?
Şarbonun kuluçka süresi bakterinin vücuda giriş şekline göre değişmekle birlikte genellikle birkaç gün ile birkaç hafta arasında değişebilir.
WhatsApp Online Randevu