Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

Anaplastik Tiroid Kanseri

Anaplastik Tiroid Kanseri, günlük yaşamı etkileyebilen ve doğru takiple yönetilebilen bir durumdur. Belirtiler, nedenler ve yaklaşım hakkında bilgi alın.

Anaplastik tiroid kanseri, tiroid bezinden kaynaklanan, tıp dünyasında "anaplastik" terimiyle tanımlanan, yani hücrelerin normal yapılarını ve işlevlerini tamamen kaybetmiş, hızla büyüyen ve agresif bir kanser türüdür. Bu hastalık, boyun bölgesindeki kelebek şeklindeki tiroid bezinin hücrelerinin kontrolsüz ve çok hızlı bir şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkar. Diğer tiroid kanseri türlerine kıyasla çok daha nadir görülmekle birlikte, en agresif seyreden ve en zorlu tiroid kanseri formu olarak kabul edilir. Hastalığın bu kadar ciddi olmasının temel nedeni, sadece tiroid bezinde kalmayıp, çevre dokulara (soluk borusu, yemek borusu, sinirler ve damarlar) hızla yayılma eğilimi göstermesi ve vücudun uzak bölgelerine (akciğerler, kemikler gibi) hızla metastaz (yayılım) yapabilmesidir. Bu hızlı ve yıkıcı ilerleyişi nedeniyle, anaplastik tiroid kanseri hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler ve tedavi süreçlerini oldukça karmaşık hale getirir. Genellikle ileri yaş grubundaki bireylerde, özellikle 60 yaş ve üzerindeki kişilerde daha sık rastlanır. Hastalığın bulaşıcı bir yönü bulunmamaktadır; yani kişiden kişiye geçmez. Temelinde, tiroid hücrelerinin genetik yapısında meydana gelen ve kontrolsüz büyümeye yol açan hasarlar yatar. Türkiye'de de diğer ülkelerde olduğu gibi nadir görülen bir tiroid kanseri türüdür, ancak tanısı konulduğunda hızla multidisipliner bir tedavi yaklaşımı gerektirir. Erken teşhis, bu kanserin doğası gereği genellikle zordur çünkü belirtiler çok kısa sürede ortaya çıkar ve hızla ilerler. Ancak yine de, belirtilerin fark edilmesi ve hızla bir uzmana başvurulması, uygulanacak tedavi seçeneklerinin belirlenmesinde ve hastanın genel durumunun yönetilmesinde kritik bir rol oynar. Modern tıp, bu agresif kanser türüne karşı cerrahi, radyoterapi (ışın tedavisi), kemoterapi (ilaçla tedavi) ve özellikle son yıllarda geliştirilen hedefe yönelik tedaviler gibi çeşitli yöntemlerle mücadele etmektedir. Tedavinin ana amacı, hastalığın ilerleyişini yavaşlatmak, hastanın semptomlarını hafifletmek ve yaşam kalitesini mümkün olan en iyi seviyede tutmaktır. Bu kapsamlı yaklaşım, hastaların bu zorlu süreçte daha iyi bir destek almasını sağlamaktadır.

Kimlerde Görülür?

Anaplastik tiroid kanseri, tiroid kanserlerinin en nadir görülen ancak en agresif türüdür. Genellikle belirli risk faktörleri taşıyan kişilerde ortaya çıkma eğilimindedir. Bu risk faktörlerini detaylıca incelemek, hastalığın kimlerde daha sık görülebileceğini anlamamıza yardımcı olur. En belirgin risk faktörü, ileri yaştır. Anaplastik tiroid kanseri, genellikle 60 yaş ve üzerindeki bireylerde teşhis edilir; ortalama tanı yaşı 65-70 civarındadır. Genç yaşlarda çok nadiren görülmekle birlikte, yaş ilerledikçe görülme sıklığı önemli ölçüde artar. Yaşlanmayla birlikte vücuttaki hücrelerin genetik yapısında biriken hasarların ve mutasyonların artması, bu tür agresif kanserlerin ortaya çıkma riskini yükseltebilir.

Cinsiyet faktörüne baktığımızda, anaplastik tiroid kanseri kadınlarda erkeklere oranla biraz daha sık görülmektedir. Ancak bu fark, diğer tiroid kanseri türlerinde (örneğin papiller tiroid kanseri) olduğu kadar belirgin değildir. Bu durum, kadınların genel olarak tiroid hastalıklarına daha yatkın olmalarıyla ilişkilendirilebilir. Hormonal faktörlerin bu farkta rol oynayabileceği düşünülse de, anaplastik tiroid kanseri özelinde cinsiyetin kesin mekanizması tam olarak aydınlatılamamıştır.

Daha önce var olan tiroid hastalıkları da anaplastik tiroid kanseri için önemli bir risk faktörüdür. Özellikle uzun süredir devam eden, tedavi edilmemiş basit tiroid guatrları veya nodülleri olan kişilerde riskin arttığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, geçmişte papiller veya foliküler tiroid kanseri gibi daha az agresif tiroid kanseri türleri geçirmiş ve tedavi görmüş bireylerde, zamanla bu kanser hücrelerinin genetik değişimlere uğrayarak anaplastik forma dönüşme olasılığı bulunmaktadır. Bu dönüşüm, "dediferansiyasyon" olarak adlandırılır ve kanser hücrelerinin normal özelliklerini kaybederek çok daha agresif bir yapı kazanması anlamına gelir. Bu nedenle, uzun yıllardır tiroid nodülü veya guatrı olan hastaların düzenli takip altında olması büyük önem taşır.

Çevresel faktörler ve yaşam tarzı alışkanlıkları da risk faktörleri arasında yer alabilir. Boyun bölgesine geçmiş yıllarda radyasyon tedavisi almış kişilerde, tiroid kanseri riskinin genel olarak arttığı bilinmektedir. Bu, özellikle çocukluk çağında lenfoma, akne veya diğer durumlar için boyun bölgesine radyasyon maruziyeti olan bireyler için geçerlidir. Radyasyon, tiroid hücrelerinin DNA'sında hasara yol açarak kanser gelişimini tetikleyebilir. Sigara içmek ve alkol tüketimi gibi yaşam tarzı faktörleri, genel kanser riskini artırdığı gibi, anaplastik tiroid kanseri gelişiminde de dolaylı olarak rol oynayabilir, ancak doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi henüz tam olarak kanıtlanmamıştır.

Aile geçmişinde tiroid kanseri öyküsü bulunan kişilerde, anaplastik tiroid kanseri riskinin bir miktar daha yüksek olabileceği düşünülmektedir. Ancak anaplastik tiroid kanseri, genetik geçişli sendromlarla doğrudan bağlantılı olmaktan ziyade, genellikle sporadik (yani kendiliğinden ortaya çıkan) bir kanser türüdür. Bazı genetik mutasyonların (örneğin TP53, BRAF, TERT promoter) bu kanserin gelişiminde rol oynadığı bilinmekle birlikte, bu mutasyonlar genellikle sonradan kazanılmış mutasyonlardır ve kalıtsal değildir.

Türkiye'deki genel tiroid kanseri prevalansı (yaygınlığı) göz önüne alındığında, anaplastik tiroid kanseri tüm tiroid kanserleri içinde çok küçük bir paya sahiptir. Ancak yine de, özellikle kırsal bölgelerde iyot eksikliğine bağlı guatrın yaygın olduğu düşünüldüğünde, uzun süreli guatr öyküsü olan yaşlı bireylerde riskin artabileceği akılda tutulmalıdır. Bu nedenle, Türkiye'de de risk altındaki bireylerin düzenli sağlık kontrollerini aksatmaması ve boyun bölgesindeki herhangi bir değişikliği ciddiye alması büyük önem taşımaktadır.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Anaplastik tiroid kanseri, adının da çağrıştırdığı gibi oldukça agresif bir seyir gösterir ve belirtileri genellikle ani başlar, hızla ilerler. Hastalığın en çarpıcı ve dikkat çekici özelliği, boyun bölgesinde çok hızlı büyüyen, sert ve genellikle ağrılı bir şişlik veya kitle ortaya çıkmasıdır. Bu şişlik, genellikle birkaç hafta, hatta bazen günler gibi kısa bir süre içinde gözle görülür derecede büyüyebilir ve çevre dokulara hızla yayılarak ciddi semptomlara yol açabilir. Bu hızlı büyüme, anaplastik tiroid kanserini diğer tiroid hastalıklarından ayıran temel özelliklerden biridir.

Hastalığın ilerlemesiyle birlikte, tümörün boyundaki hayati yapılara (soluk borusu, yemek borusu, ses tellerini kontrol eden sinirler, büyük damarlar) baskı yapması veya bu yapıları istila etmesi nedeniyle çeşitli belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtiler genellikle çok rahatsız edici ve yaşam kalitesini düşürücü niteliktedir:

  • Yutkunma Güçlüğü (Disfaji): Tümörün yemek borusuna baskı yapması veya onu işgal etmesi sonucu ortaya çıkar. Başlangıçta katı gıdaları yutmakta zorlanma ile başlar, ilerleyen dönemlerde sıvı gıdaları bile yutmak güçleşebilir. Yemek yerken boğazda takılma, lokmanın aşağı inmemesi hissi veya ağrılı yutkunma (odinofaji) sıkça görülür. Bu durum, yetersiz beslenmeye ve kilo kaybına yol açabilir.
  • Ses Kısıklığı veya Ses Tonunda Değişiklikler (Disfoni): Laringeal sinirlerin (ses tellerini kontrol eden sinirler) tümör tarafından sıkıştırılması veya doğrudan istila edilmesi sonucunda ortaya çıkar. Ses kısıklığı genellikle aniden başlar ve kalıcı hale gelir. Sesin çatallanması, nefesli konuşma veya sesin tamamen kaybolması (afoni) görülebilir. Bu durum, hastaların iletişim kurma yeteneğini ciddi şekilde etkiler.
  • Nefes Darlığı (Dispne): Tümörün soluk borusuna (trakea) baskı yapması veya onu daraltması sonucu ortaya çıkar. Başlangıçta eforla birlikte nefes darlığı hissedilirken, hastalık ilerledikçe dinlenirken bile nefes almakta zorlanma, hırıltılı solunum (stridor) veya boğulma hissi yaşanabilir. Özellikle yatarken nefes darlığı artabilir çünkü yerçekimi tümörün soluk borusuna daha fazla baskı yapmasına neden olur. Bu, hayati tehlike arz eden bir durumdur ve acil müdahale gerektirebilir.
  • Boyun Ağrısı: Kanser hücrelerinin çevre dokulara, kaslara veya sinirlere yayılması sonucu ortaya çıkan lokal bir ağrıdır. Bu ağrı, boyundan başlayarak kulaklara, çeneye veya omuza yayılabilir. Ağrının şiddeti genellikle artar ve ağrı kesicilere dirençli olabilir.
  • Boyundaki Lenf Bezlerinin Şişmesi (Lenfadenopati): Anaplastik tiroid kanseri, bölgesel lenf bezlerine çok hızlı yayılma eğilimindedir. Boyun bölgesinde, özellikle tümörün olduğu tarafta birden fazla, sert ve büyümüş lenf bezi ele gelebilir. Bu, hastalığın yayılımını gösteren önemli bir bulgudur.
  • Açıklanamayan Ani Kilo Kaybı ve Sürekli Yorgunluk Hissi (Kaşeksi): Tüm kanser türlerinde olduğu gibi, anaplastik tiroid kanseri de vücudun enerji depolarını tüketerek açıklanamayan kilo kaybına ve genel bir halsizlik, yorgunluk, bitkinlik hissi olan kaşeksiye yol açabilir. Yutkunma güçlüğüne bağlı beslenme bozuklukları da kilo kaybını tetikler.
  • Öksürük ve Boğazda Sürekli Bir Baskı Hissi: Soluk borusu üzerindeki baskı veya tahriş nedeniyle ortaya çıkabilir. Öksürük genellikle inatçıdır ve balgamlı veya kuru olabilir. Boğazda bir yumru veya yabancı cisim hissi de sıkça dile getirilen şikayetlerdendir.

Bu belirtilerin tamamı, kanserin etrafındaki dokulara, yemek borusuna veya soluk borusuna doğrudan baskı yapması veya bu yapıları istila etmesi nedeniyle ortaya çıkar. Anaplastik tiroid kanserinin agresif doğası gereği, bu semptomlar genellikle aynı anda veya çok kısa bir süre içinde belirgin hale gelir ve hızla kötüleşir. Diğer tiroid kanserlerinin aksine, anaplastik tiroid kanseri genellikle erken evrede bile şiddetli semptomlarla kendini gösterir, bu da hastaların hızla tıbbi yardım aramasını gerektiren bir durumdur.

Çocuklarda anaplastik tiroid kanseri son derece nadir görülür ve genellikle ileri yaş grubunun bir hastalığıdır. Yaşlı hastalarda ise belirtiler bazen altta yatan başka kronik hastalıklarla karıştırılabilir veya hastanın genel durumu nedeniyle daha geç fark edilebilir. Ancak her yaş grubunda, boyunda hızla büyüyen, sert bir kitle varlığı ve yukarıda bahsedilen semptomların ani başlangıcı, anaplastik tiroid kanseri şüphesini akla getirmelidir. Bu nedenle, bu tür belirtileri fark eden kişilerin vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması hayati önem taşır.

Tanı Nasıl Konulur?

Anaplastik tiroid kanseri tanısı, hastalığın hızlı ilerlemesi nedeniyle zaman kaybetmeden ve doğru bir şekilde konulması gereken kritik bir süreçtir. Tanı süreci genellikle hastanın şikayetlerinin dinlenmesi (öykü) ve fiziksel muayene ile başlar, ardından çeşitli laboratuvar ve görüntüleme yöntemleriyle desteklenir. Bu agresif kanser türünde doğru tanı, tedavi planlaması için hayati önem taşır.

1. Öykü ve Fizik Muayene: Doktor, öncelikle hastanın şikayetlerini dinler. Hastanın boynunda ne zaman bir şişlik fark ettiği, şişliğin ne kadar sürede büyüdüğü, yutkunma güçlüğü, ses kısıklığı, nefes darlığı, boyun ağrısı gibi belirtilerin başlangıcı ve şiddeti hakkında detaylı bilgi alınır. Fizik muayenede ise doktor, boyun bölgesini dikkatlice elle muayene eder. Şüpheli kitlenin büyüklüğü, sertliği, hareketliliği (çevre dokulara yapışık olup olmadığı), ağrılı olup olmadığı ve boyundaki lenf bezlerinin durumu değerlendirilir. Anaplastik tiroid kanserinde kitle genellikle çok sert, çevre dokulara yapışık ve hızla büyüyen bir yapıya sahiptir. Ayrıca, ses tellerinin hareketini değerlendirmek için laringoskopi (gırtlak muayenesi) yapılabilir.

2. Tiroid Ultrasonu: Bu, tiroid bezindeki kitlenin yapısını, büyüklüğünü, sınırlarını, iç yapısını (kistik mi, solid mi, kalsifikasyon içeriyor mu) ve çevre dokularla ilişkisini detaylıca incelemek için kullanılan ilk ve en önemli görüntüleme yöntemidir. Ultrason aynı zamanda boyundaki lenf bezlerinin durumunu da değerlendirmeye olanak tanır. Anaplastik tiroid kanserinde ultrason genellikle düzensiz sınırlı, heterojen (düzensiz yapıda), hızlı büyüyen ve çevre dokulara invazyon (yayılım) gösteren büyük bir kitleyi gösterir.

3. İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi (İİAB): Ultrason eşliğinde, şüpheli tiroid kitlesinden ince bir iğne yardımıyla hücre örneği alınması işlemidir. Bu örnek, patologlar tarafından mikroskop altında incelenir. Anaplastik tiroid kanseri hücreleri, mikroskop altında karakteristik olarak düzensiz şekilli, çok büyük veya çok küçük, hızlı bölünen, normal tiroid hücrelerine benzemeyen (yani "anaplastik" veya farklılaşmamış) yapılarla kolayca ayırt edilebilir. Bu biyopsi, anaplastik tiroid kanseri tanısında altın standart yöntemlerden biridir. Ancak bazen tümörün heterojen yapısı veya kanlanmasının fazla olması nedeniyle İİAB yeterli sonuç vermeyebilir. Bu durumda, daha geniş bir doku örneği almak için "core biyopsi" veya açık cerrahi biyopsi gerekebilir.

4. Görüntüleme Yöntemleri (Bilgisayarlı Tomografi - BT ve Manyetik Rezonans Görüntüleme - MR): Bu yöntemler, tümörün lokal yayılımını ve uzak metastazlarını (yayılımlarını) değerlendirmek için kullanılır. Bilgisayarlı tomografi (BT), tümörün boyun damarlarına, soluk borusuna, yemek borusuna ve çevre kaslara ne kadar yayıldığını, lenf bezlerinin durumunu ve akciğer metastazlarını göstermede etkilidir. Manyetik rezonans görüntüleme (MR) ise yumuşak doku invazyonunu ve sinir tutulumunu daha detaylı gösterebilir. Bu görüntülemeler, cerrahi planlaması ve radyoterapi alanlarının belirlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.

5. Pozitron Emisyon Tomografisi (PET-CT): Bu ileri görüntüleme yöntemi, kanser hücrelerinin vücudun diğer bölgelerine sıçrayıp sıçramadığını (uzak metastazları) kontrol etmek için yapılan detaylı bir taramadır. Kanser hücreleri yüksek metabolik aktiviteye sahip oldukları için radyoaktif glikozu yoğun bir şekilde tutar ve PET-CT taramasında parlak alanlar olarak görünürler. Anaplastik tiroid kanseri gibi agresif ve metastaz eğilimi yüksek kanserlerde, hastalığın evrelemesi için sıkça kullanılır.

6. Moleküler Testler: Son yıllarda, anaplastik tiroid kanseri tedavisinde hedefe yönelik ilaçların geliştirilmesiyle birlikte, tümör dokusunda belirli genetik mutasyonların (örneğin BRAF, TERT promoter, TP53, RAS) varlığının araştırılması büyük önem kazanmıştır. Bu moleküler testler, biyopsi materyalinden yapılarak hastanın hangi hedefe yönelik tedaviden fayda görebileceğini belirlemeye yardımcı olur ve kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının temelini oluşturur.

Tanı konulurken zaman kaybetmemek hayati önem taşır çünkü bu kanser türü çok hızlı ilerleme özelliğine sahiptir. Tüm bu yöntemler bir araya getirilerek kesin tanı konulur ve multidisipliner bir ekip tarafından en uygun tedavi planı hızla oluşturulur. Ayırıcı tanıda ise boyundaki diğer hızlı büyüyen kitleler (lenfoma, metastatik skuamöz hücreli karsinom, diğer agresif tiroid kanserleri veya enfeksiyonlar) dışlanmalıdır.

Tedavi Süreci Nasıl İşler?

Anaplastik tiroid kanserinin tedavisi, hastalığın agresif doğası ve hızlı ilerleyişi nedeniyle oldukça karmaşık ve zorlayıcıdır. Tedavi planı, hastanın genel sağlık durumu, tümörün büyüklüğü, çevre dokulara yayılımı ve uzak organlara metastaz yapıp yapmadığı gibi birçok faktör göz önünde bulundurularak kişiye özel olarak belirlenir. Koru Hastanesi gibi gelişmiş sağlık kuruluşlarında, anaplastik tiroid kanseri tedavisinde multidisipliner (çoklu uzmanlık dalını içeren) bir yaklaşım benimsenir. Bu ekip genellikle endokrinoloji uzmanları, cerrahlar (genel cerrahi veya baş-boyun cerrahisi), medikal onkologlar, radyasyon onkologları, patologlar ve palyatif bakım uzmanlarından oluşur.

1. Cerrahi Müdahale: Anaplastik tiroid kanseri genellikle tanı anında çevre dokulara yayılmış olduğu için, cerrahi tek başına nadiren küratif (tamamen iyileştirici) olabilir. Ancak, eğer tümör sınırlı bir alandaysa ve hastanın genel durumu uygunsa, cerrahi müdahale ilk seçenek olarak değerlendirilebilir. Cerrahinin amaçları şunlar olabilir: tümörü mümkün olduğunca küçültmek (debulking), solunum yolunu açmak (soluk borusu üzerindeki baskıyı kaldırmak), yutkunmayı kolaylaştırmak veya biyopsi için yeterli doku örneği almak. Tümörün soluk borusuna baskı yapması durumunda, solunum sıkıntısını gidermek için trakeostomi (soluk borusuna delik açma) işlemi gerekebilir. Cerrahinin kapsamı, tümörün yayılımına göre değişir ve bazen sadece palyatif (belirtileri hafifletici) amaçlı yapılabilir.

2. Radyoterapi (Işın Tedavisi): Cerrahi sonrası veya cerrahi yapılamayan durumlarda, lokal kontrolü sağlamak ve tümörün büyümesini yavaşlatmak amacıyla radyoterapi uygulanır. Yüksek enerjili ışınlar kullanılarak kanser hücreleri hedef alınır ve yok edilmeye çalışılır. Anaplastik tiroid kanserinde radyoterapi, tümörü küçültme, lokal nüksleri (tekrarlamaları) engelleme ve ağrı gibi semptomları hafifletme konusunda önemli bir rol oynar. Genellikle eksternal ışın radyoterapisi şeklinde verilir ve bazen kemoterapi ile eş zamanlı olarak (kemoradyoterapi) uygulanarak tedavinin etkinliği artırılmaya çalışılır.

3. Kemoterapi (İlaçla Tedavi): Sistemik bir tedavi yöntemi olan kemoterapi, vücuttaki hızlı bölünen kanser hücrelerini hedef alır. Anaplastik tiroid kanserinde, özellikle uzak metastazların (vücudun diğer bölgelerine yayılımın) olduğu durumlarda veya radyoterapi ile birlikte lokal kontrolü artırmak için kullanılır. Kemoterapi ilaçları damar yoluyla veya ağızdan verilebilir. Farklı ilaç kombinasyonları kullanılabilir ve tedavi süresi hastanın yanıtına ve yan etkilerine göre ayarlanır. Kemoterapi, tümörün büyümesini yavaşlatarak semptomları hafifletmeye ve yaşam süresini uzatmaya yardımcı olabilir.

4. Hedefe Yönelik Tedaviler (Targeted Therapies): Son yıllarda anaplastik tiroid kanseri tedavisinde en umut vadeden gelişmelerden biri, hedefe yönelik tedavilerdir. Bu ilaçlar, kanser hücrelerinin büyümesini ve yayılmasını sağlayan spesifik moleküler yolları veya genetik mutasyonları (örneğin BRAF V600E mutasyonu) hedef alarak çalışır. Tümör dokusundan alınan örneklerde moleküler testler yapılarak, hastanın hangi genetik mutasyonu taşıdığı belirlenir. Eğer hastada BRAF mutasyonu pozitif ise, dabrafenib ve trametinib gibi BRAF inhibitörleri kullanılabilir. Bu ilaçlar, kanser hücrelerinin büyümesini durdurarak veya küçülterek daha etkili sonuçlar alınmasına yardımcı olabilir. Hedefe yönelik tedaviler, geleneksel kemoterapiden daha az yan etkiyle daha seçici bir etki gösterebilir.

5. İmmünoterapi: Bağışıklık sistemi kontrol noktası inhibitörleri olarak bilinen immünoterapi ilaçları, vücudun kendi bağışıklık sistemini kanser hücrelerini tanıması ve yok etmesi için aktive eder. Anaplastik tiroid kanserinde immünoterapinin rolü henüz araştırma aşamasında olmakla birlikte, bazı hastalarda olumlu sonuçlar bildirilmiştir. Özellikle diğer tedavilere yanıt vermeyen veya ilerlemiş hastalığı olan seçilmiş hastalarda bir seçenek olarak değerlendirilebilir.

6. Destekleyici ve Palyatif Bakım: Anaplastik tiroid kanseri gibi agresif bir hastalıkta, tedavi sürecinin başından itibaren destekleyici ve palyatif bakımın entegre edilmesi büyük önem taşır. Palyatif bakım, hastalığın kendisinden veya tedavisinden kaynaklanan semptomları (ağrı, nefes darlığı, yutkunma güçlüğü, bulantı, yorgunluk gibi) hafifletmeye odaklanır. Hastanın yaşam kalitesini artırmayı, fiziksel ve psikolojik rahatlığını sağlamayı amaçlar. Beslenme desteği, ağrı yönetimi, solunum desteği ve psikolojik danışmanlık bu sürecin önemli bileşenleridir. Bu yaklaşım, hastaların tedaviye daha iyi uyum sağlamasına ve zorlu süreçle başa çıkmasına yardımcı olur.

Tedavi süresi ve takibi, hastalığın seyrine göre değişiklik gösterir. Tedaviler genellikle uzun soluklu olup, hastanın tedaviye yanıtı ve yan etkileri düzenli olarak değerlendirilir. Görüntüleme yöntemleri (BT, MR, PET-CT) ve klinik muayenelerle hastalığın durumu takip edilir. Tedavinin ana hedefi, hastanın solunum ve beslenme gibi temel fonksiyonlarını korumak, semptomları kontrol altına almak ve yaşam kalitesini mümkün olan en üst seviyede tutarken, yaşam süresini uzatmaktır. Bu zorlu süreçte hastaların ve ailelerinin doğru bilgilendirilmesi ve psikososyal destek alması da tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Anaplastik tiroid kanseri, agresif ve hızla ilerleyen doğası gereği, teşhis anından itibaren ve tedavi süreci boyunca ciddi komplikasyonlara yol açabilen bir hastalıktır. Bu komplikasyonlar, hem tümörün lokal yayılımı hem de uzak organlara metastaz yapması nedeniyle ortaya çıkar ve hastanın yaşam kalitesini ve süresini olumsuz etkiler. Komplikasyonların erken tanınması ve yönetimi, hastaların konforu ve prognozu (hastalığın seyri) açısından kritik öneme sahiptir.

1. Solunum Yolu Tıkanıklığı ve Yutma Güçlüğü: En sık ve en ciddi lokal komplikasyonlardan biridir. Tümörün soluk borusuna (trakea) hızla baskı yapması veya doğrudan içine yayılması, nefes darlığına, hırıltılı solunuma (stridor) ve hatta tam solunum yolu tıkanıklığına yol açabilir. Bu durum, acil müdahale gerektiren hayati tehlike arz eden bir durumdur ve solunum yolunu açmak için trakeostomi (soluk borusuna delik açma) işlemi gerekebilir. Benzer şekilde, tümörün yemek borusuna (özofagus) baskı yapması veya onu işgal etmesi, yutkunma güçlüğüne (disfaji) neden olur. Bu durum, yetersiz beslenmeye, kilo kaybına, dehidrasyona (sıvı kaybı) ve aspirasyon pnömonisine (yutulan gıdaların akciğerlere kaçmasıyla oluşan zatürre) yol açabilir. İlerlemiş vakalarda beslenme desteği için nazogastrik sonda veya gastrostomi (karından mideye tüp yerleştirme) gerekebilir.

2. Ses Teli Felci ve Ses Değişiklikleri: Tiroid bezinin yakınından geçen ve ses tellerinin hareketini sağlayan rekürren laringeal sinirlerin tümör tarafından sıkıştırılması veya doğrudan istila edilmesi, ses teli felcine (vokal kord paralizisi) neden olabilir. Bu durum, kalıcı ses kısıklığı (disfoni), sesin tamamen kaybı (afoni) veya yutkunma sırasında boğulma hissi gibi sorunlara yol açar. Ses teli felci, hastanın iletişim kurma yeteneğini ciddi şekilde etkiler ve yaşam kalitesini düşürür.

3. Ağrı: Kanser hücrelerinin çevre kaslara, sinirlere ve kemiklere yayılması, şiddetli boyun ağrısına neden olabilir. Bu ağrı, kulaklara, çeneye veya omuza yayılabilir ve ağrı kesicilere dirençli olabilir. Uzak metastazlar (özellikle kemik metastazları) da şiddetli ağrıya yol açabilir ve yaşam kalitesini ciddi şekilde bozabilir. Ağrı yönetimi, anaplastik tiroid kanseri tedavisinin önemli bir parçasıdır.

4. Kanama ve Büyük Damar Tutulumu: Tümörün boyundaki ana damarları (şah damarı - karotis arteri, iç şah damarı - juguler ven) istila etmesi, ciddi kanamalara veya kan dolaşımı sorunlarına yol açabilir. Bu durum, hayati tehlike arz edebilir ve acil cerrahi müdahale gerektirebilir. Damar tutulumu, cerrahi seçenekleri de kısıtlayabilir.

5. Uzak Metastazlar (Yayılımlar): Anaplastik tiroid kanserinin en önemli ve ölümcül komplikasyonlarından biri, vücudun uzak organlarına hızla yayılmasıdır. En sık metastaz görülen organlar akciğerler, kemikler, beyin ve karaciğerdir. Akciğer metastazları nefes darlığı, öksürük ve göğüs ağrısına yol açabilir. Kemik metastazları şiddetli ağrı, kemik kırıkları ve omurilik sıkışmasına neden olabilir. Beyin metastazları baş ağrısı, nöbetler, felçler ve diğer nörolojik semptomlara yol açabilir. Karaciğer metastazları ise karaciğer fonksiyon bozukluklarına neden olabilir. Bu uzak yayılımlar, hastalığın tedavisini daha da karmaşık hale getirir ve prognozu kötüleştirir.

6. Genel Kötüleşme (Kaşeksi) ve Enfeksiyonlar: Kanser hastalığının ilerlemesiyle birlikte, hastaların genel durumu kötüleşebilir. Yetersiz beslenme, sürekli yorgunluk ve kas kaybı ile karakterize olan kaşeksi durumu ortaya çıkabilir. Ayrıca, kemoterapi gibi tedaviler bağışıklık sistemini zayıflatarak hastaları enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale getirebilir. Özellikle solunum yolu enfeksiyonları ve yara yeri enfeksiyonları sıkça görülebilir.

Anaplastik tiroid kanseri, tüm bu komplikasyonlar nedeniyle yüksek mortalite (ölüm oranı) oranına sahip bir hastalıktır. Ancak modern tıp ve multidisipliner yaklaşımlar sayesinde, bu komplikasyonların birçoğu yönetilebilir hale gelmiş, hastaların yaşam kalitesini artırmak ve yaşam süresini uzatmak mümkün olmuştur. Palyatif bakım ve semptom yönetimi, bu zorlu süreçte hastaların konforunu sağlamak için büyük önem taşır.

Nasıl Gelişir?

Anaplastik tiroid kanseri, bulaşıcı bir hastalık değildir; yani kişiden kişiye geçmez, herhangi bir enfeksiyon veya mikrop kaynaklı bir durum değildir. Bu hastalık, tamamen tiroid bezindeki hücrelerin kendi iç yapısında meydana gelen genetik değişimler ve mutasyonlar sonucunda ortaya çıkar. Anaplastik tiroid kanserinin nasıl geliştiğini anlamak için, tiroid hücrelerinin normal işleyişinden sapmasını ve kanserli hale gelmesini sağlayan mekanizmalara bakmak gerekir.

Anaplastik tiroid kanseri, tiroid bezinin normal foliküler hücrelerinden köken alır. Bu foliküler hücreler, normalde tiroid hormonları üreten ve vücudun metabolizmasını düzenleyen hücrelerdir. Ancak çeşitli nedenlerle bu hücrelerin genetik materyalinde (DNA) hasarlar veya mutasyonlar meydana gelebilir. Bu mutasyonlar, hücrelerin büyümesini, bölünmesini ve hayatta kalmasını kontrol eden genlerde (onkogenler ve tümör süpresör genler) meydana geldiğinde, hücreler kontrolsüz bir şekilde çoğalmaya başlar ve kanserli hale gelir.

Anaplastik tiroid kanserinin gelişiminde en önemli mekanizmalardan biri, "dediferansiyasyon" olarak adlandırılan süreçtir. Dediferansiyasyon, kanser hücrelerinin normal tiroid hücrelerinin özelliklerini (örneğin tiroid hormonu üretme yeteneği, iyot tutma yeteneği) kaybetmesi ve daha ilkel, olgunlaşmamış, agresif bir yapıya dönüşmesi anlamına gelir. Bu nedenle, anaplastik kanser hücreleri mikroskop altında normal tiroid hücrelerinden tamamen farklı, düzensiz ve hızlı bölünen yapılar olarak görülür. Bu hücreler, normal tiroid hücrelerinin aksine, iyot tutma yeteneğini kaybettikleri için radyoaktif iyot tedavisine yanıt vermezler.

Bu dediferansiyasyon süreci genellikle iki ana yolla gerçekleşir:

  1. Önceden Var Olan Tiroid Hastalıklarından Dönüşüm: Anaplastik tiroid kanserlerinin önemli bir kısmı, daha önce var olan ve daha az agresif olan tiroid kanseri türlerinden (örneğin papiller tiroid kanseri veya foliküler tiroid kanseri) veya uzun süredir devam eden iyi huylu tiroid nodüllerinden/guatrlarından zamanla genetik değişimlere uğrayarak ortaya çıkar. Bu, "anaplastik dönüşüm" olarak bilinir. Yani, başlangıçta iyi huylu veya yavaş seyirli bir tiroid hastalığı olan bir bireyde, zaman içinde hücrelerde biriken genetik hasarlar sonucunda kanser hücreleri daha agresif bir forma dönüşebilir.
  2. De Novo (Yeni Ortaya Çıkma): Bazı durumlarda ise anaplastik tiroid kanseri, hiçbir öncül tiroid hastalığı olmadan, doğrudan normal tiroid hücrelerinden spontane genetik mutasyonlar sonucu aniden ortaya çıkabilir. Bu durum "de novo" gelişim olarak adlandırılır.

Anaplastik tiroid kanserinin gelişiminde rol oynayan başlıca genetik mutasyonlar arasında BRAF, TERT promoter, TP53 ve RAS genlerindeki mutasyonlar bulunmaktadır. Bu mutasyonlar, hücre büyümesini düzenleyen sinyal yollarında bozukluklara yol açarak kontrolsüz çoğalmayı tetikler. Örneğin, BRAF mutasyonu, hücre büyümesini ve hayatta kalmasını sağlayan bir proteinin aşırı aktif olmasına neden olur. TERT promoter mutasyonları ise hücrelerin sınırsız bölünme yeteneği kazanmasına katkıda bulunur. TP53 ise normalde hücrelerin DNA hasarı olduğunda intihar etmesini sağlayan bir tümör süpresör gendir; bu gendeki mutasyonlar, hasarlı hücrelerin kontrolsüzce çoğalmasına izin verir.

Risk faktörleri de bu genetik değişimlerin ortaya çıkma olasılığını artırabilir. İleri yaş, boyun bölgesine geçmişte radyasyon maruziyeti ve uzun süreli, tedavi edilmemiş tiroid guatrları veya nodülleri, bu hücresel değişimlerin tetikleyicisi olabilir. Ancak, bu faktörler her zaman kansere yol açmaz ve bazı kişilerde hiçbir bilinen risk faktörü olmadan da anaplastik tiroid kanseri gelişebilir. Kısacası, anaplastik tiroid kanseri, vücudun kendi içindeki hücresel değişimler, genetik hasarlar ve moleküler bozukluklarla ilgili karmaşık bir süreç sonucunda ortaya çıkan, bulaşıcı olmayan bir hastalıktır.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Anaplastik tiroid kanseri, belirtileri hızla ortaya çıkan ve acil müdahale gerektiren agresif bir hastalıktır. Bu nedenle, boyun bölgesinde fark ettiğiniz herhangi bir değişikliği veya yeni ortaya çıkan şikayeti asla hafife almamalı ve vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmalısınız. Erken evrede yakalanan her hastalıkta olduğu gibi, bu durumda da hızlı hareket etmek, tanı ve tedavi süreçlerini olumlu yönde etkileyebilir, ancak anaplastik tiroid kanserinin doğası gereği "erken evre" kavramı diğer kanser türlerinden farklılık gösterebilir.

Özellikle aşağıdaki belirtilerden herhangi birini fark ederseniz, derhal bir doktora başvurmanız gerekmektedir:

  • Boyunda Hızla Büyüyen Şişlik: Boynunuzda, özellikle tiroid bezinin olduğu bölgede (adem elması altında), birkaç hafta veya hatta günler içinde belirgin şekilde büyüyen, dokunduğunuzda sert gelen ve hareket ettirilemeyen (çevre dokulara yapışık gibi duran) bir şişlik fark ederseniz, bu en önemli uyarı işaretlerinden biridir. Bu durum, anaplastik tiroid kanseri için en belirgin göstergelerden biridir ve acil tıbbi değerlendirme gerektirir.
  • Ani Başlayan ve Geçmeyen Ses Kısıklığı veya Ses Değişikliği: Sesinizde aniden ortaya çıkan, giderek artan ve birkaç haftadan uzun süren bir kısıklık, çatallanma veya ses tonunda kalıcı bir değişiklik, ses tellerini kontrol eden sinirlerin tümör tarafından etkilenmiş olabileceğine işaret edebilir. Bu tür bir şikayeti asla "grip oldum" diyerek geçiştirmemelisiniz.
  • Yutkunma Güçlüğü ve Takılma Hissi: Yemek yerken boğazınızda takılma hissi, lokmaları yutmakta zorlanma, ağrılı yutkunma veya yiyeceklerin boğazınızdan aşağı inmemesi gibi sorunlar yaşıyorsanız, tümörün yemek borusuna baskı yapma ihtimali vardır. Bu durum, beslenme sorunlarına yol açmadan önce değerlendirilmelidir.
  • Nefes Darlığı veya Hırıltılı Solunum: Özellikle eforla başlayan, ardından dinlenirken bile devam eden nefes darlığı, hırıltılı solunum (stridor) veya boğulma hissi gibi semptomlar, tümörün soluk borusuna baskı yaptığını ve solunum yolunu daralttığını gösterebilir. Bu durum acil tıbbi müdahale gerektiren, hayati tehlike taşıyan bir durumdur. Özellikle yatarken nefes almakta zorlanıyorsanız, vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmalısınız.
  • Boyun Ağrısı ve Lenf Bezi Şişliği: Boyun bölgesinde, özellikle şişliğin olduğu tarafta ortaya çıkan ve giderek artan ağrı, kulaklara veya çeneye yayılıyorsa, ayrıca boyundaki lenf bezlerinin gözle görülür şekilde şiştiğini fark ederseniz, bu da önemli bir uyarı işaretidir.

Bu belirtiler genellikle kanserin etrafındaki dokulara, yemek borusuna veya soluk borusuna baskı yapması nedeniyle ortaya çıkar. "Zamanla geçer" diyerek beklemek veya belirtileri başka nedenlere bağlamak, anaplastik tiroid kanseri gibi hızlı seyreden durumlarda ciddi riskler doğurabilir ve tedavi seçeneklerini kısıtlayabilir. Özellikle ileri yaş grubunda olanlar, uzun süredir tiroid nodülü veya guatrı bulunanlar veya boyun bölgesine geçmişte radyasyon tedavisi almış kişiler, bu belirtilere karşı daha dikkatli olmalı ve risk grubunda olduklarını unutmamalıdır.

Boynunuzda fark ettiğiniz herhangi bir şüpheli şişlik veya yukarıda belirtilen semptomlardan bir veya birkaçını yaşıyorsanız, Koru Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları bölümü veya Genel Cerrahi bölümüne başvurarak uzman bir hekim tarafından muayene edilmeniz büyük önem taşımaktadır. Hızlı ve doğru tanı, bu agresif kanser türüyle mücadelede atılacak ilk ve en önemli adımdır. Unutmayın, sağlığınızla ilgili şüphe duyduğunuzda profesyonel tıbbi yardım almak her zaman en doğru yaklaşımdır.

Son Değerlendirme

Anaplastik tiroid kanseri, tiroid bezinin en agresif ve nadir görülen kanser türü olması nedeniyle hem hastalar hem de sağlık profesyonelleri için önemli zorluklar barındıran bir hastalıktır. Hızla büyüme, çevre dokulara yayılma ve uzak metastaz yapma eğilimi, bu hastalığı diğer tiroid kanserlerinden ayırır ve tedavi yaklaşımını daha karmaşık hale getirir. Ancak, güncel tıp teknolojileri ve yeni nesil ilaç tedavileri sayesinde, anaplastik tiroid kanseri ile mücadelede önemli adımlar atılmakta, hastaların yaşadığı zorlukları azaltmak ve süreci daha yönetilebilir kılmak için çeşitli yaklaşımlar geliştirilmektedir.

Bu zorlu hastalıkla başa çıkmada en kritik faktörlerden biri, belirtilerin hızlı bir şekilde fark edilmesi ve zaman kaybetmeden bir uzman hekime başvurulmasıdır. Boyunda hızla büyüyen sert bir şişlik, ani başlayan ve geçmeyen ses kısıklığı, yutkunma güçlüğü veya nefes darlığı gibi belirtiler asla ihmal edilmemeli, derhal tıbbi değerlendirme istenmelidir. Erken tanı, bu kanserin ilerleyişini yavaşlatmak ve tedavi seçeneklerini daha etkili kullanabilmek adına hayati öneme sahiptir. Koru Hastanesi gibi multidisipliner yaklaşımları benimseyen merkezlerde, endokrinologlar, cerrahlar, medikal onkologlar ve radyasyon onkologlarından oluşan bir ekip, hastanın durumuna özel en uygun tedavi planını belirlemek için birlikte çalışır.

Tedavi süreçleri genellikle cerrahi müdahale, radyoterapi, kemoterapi ve özellikle genetik mutasyonlara yönelik hedefe yönelik tedavileri içerebilir. Her hastanın durumu birbirinden farklı olduğu için, genel geçer öneriler yerine, uzman bir hekim tarafından yapılacak kişisel değerlendirme ve tedavi planlaması en doğru yol haritasını sunacaktır. Tedaviye uyum, düzenli takip ve destekleyici bakım, hastaların yaşam kalitesini artırmada ve hastalığın seyrini yönetmede büyük rol oynar. Unutulmamalıdır ki, tıbbi gelişmeler sayesinde anaplastik tiroid kanseriyle mücadelede yeni umutlar doğmakta ve hastaların bu süreçte yalnız olmadıkları, kapsamlı bir destekle ilerleyebilecekleri vurgulanmaktadır.

Bilgilendirme: Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; doktor muayenesi, tanı veya tedavinin yerini tutmaz. Sağlığınızla ilgili kararlar için bir uzman hekime danışın.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Anaplastik tiroid kanseri tam olarak nedir, neden bu kadar korkutucu?
Bu, tiroid bezinden kaynaklanan ve çok hızlı büyüyen, oldukça nadir görülen bir kanser türüdür. Diğer tiroid kanserlerine göre çok daha agresif seyrettiği ve vücudun diğer bölgelerine çabuk yayılabildiği için tıbbi olarak ciddi bir durum kabul edilir.
Boynumda bir şişlik var, anaplastik tiroid kanseri miyim?
Boyundaki her şişlik kanser demek değildir ancak anaplastik tiroid kanserinde genellikle boyunda hızla büyüyen, sert ve ağrısız bir kitle fark edilir. Şişliğin boyutu kısa sürede değişiyorsa vakit kaybetmeden bir genel cerrahi uzmanına görünmelisiniz.
Anaplastik tiroid kanseri olduğumu nasıl anlarım, belirtileri nelerdir?
Genellikle boyunda hızla büyüyen bir kitle, yutkunma güçlüğü, nefes darlığı ve ses kısıklığı en yaygın belirtilerdir. Eğer bu şikayetleriniz birkaç hafta içinde hızla kötüleşiyorsa mutlaka bir doktora danışmanız gerekir.
Bu hastalık ölümcül mü, kurtulma şansı var mı?
Anaplastik tiroid kanseri oldukça zorlu bir hastalıktır ve genellikle ileri evrede teşhis edilir. Tedavi süreci hastanın genel sağlık durumuna ve kanserin yayılımına göre değişse de, tıbbi yaklaşımlar genellikle yaşam kalitesini artırmaya ve hastalığı kontrol altına almaya odaklanır.
Anaplastik tiroid kanseri bulaşıcı mıdır?
Hayır, anaplastik tiroid kanseri bulaşıcı bir hastalık değildir. Başka bir insandan size geçmesi veya sizin çevrenizdekilere bulaştırmanız mümkün değildir.
Bu kanser genetik mi, çocuğuma geçer mi?
Anaplastik tiroid kanserinin doğrudan kalıtsal olduğu kanıtlanmamıştır. Genellikle yaşla birlikte hücrelerde meydana gelen mutasyonlar sonucu gelişir, bu yüzden çocuklarınıza geçme riski hakkında endişelenmenize gerek yoktur.
Anaplastik tiroid kanseri için doğal yöntemler işe yarar mı?
Doğal yöntemler veya bitkisel destekler bu tür agresif kanserlerin tedavisinde tek başına etkili değildir. Tıbbi tedaviyi aksatacak herhangi bir yöntemi denemek yerine mutlaka doktorunuzun önerdiği tedavi planına uymalısınız.
Hangi durumda acile gitmeliyim?
Eğer nefes almakta zorlanıyorsanız, yutkunamıyorsanız veya sesiniz aniden tamamen kısıldıysa vakit kaybetmeden en yakın acil servise başvurmalısınız. Bu belirtiler boyundaki kitlenin soluk borusuna baskı yaptığını gösterebilir.
Anaplastik tiroid kanseri teşhisi konulursa normal bir hayat sürebilir miyim?
Tedavi süreci oldukça yoğun ve yorucu olabilir. Çoğu hasta tedavi sırasında günlük rutinlerini kısıtlamak zorunda kalır, ancak tedavi sonrası süreçte destekleyici bakımlarla yaşam kalitesini korumak için çaba gösterilir.
Tedavi sürecinde ne yememeli, nasıl beslenmeliyim?
Özel bir yasaklı liste olmasa da, vücudun dirençli kalması için protein ve vitamin açısından zengin beslenmek önemlidir. Yutkunma güçlüğü varsa doktorunuz veya bir diyetisyen eşliğinde yutulması kolay, yumuşak gıdalar tercih edilmelidir.
Anaplastik tiroid kanseri stresle ilgili mi?
Stresin doğrudan bu kansere yol açtığına dair bir kanıt yoktur. Ancak stres bağışıklık sistemini zayıflatabilir, bu yüzden tedavi sürecinde psikolojik destek almak genel sağlığınız için faydalı olabilir.
Yaşlılarda bu hastalık daha mı hızlı ilerler?
Anaplastik tiroid kanseri genellikle 60 yaş ve üzerindeki bireylerde daha sık görülür. Yaş ilerledikçe vücudun tedaviye verdiği yanıt ve genel direnç değişebileceği için doktorlar tedavi planını hastanın yaşına göre özel olarak belirler.
Vitamin veya mineral eksikliği bu kanseri tetikler mi?
Vitamin veya mineral eksikliğinin doğrudan anaplastik tiroid kanserine neden olduğu bilinmemektedir. Dengeli beslenmek genel sağlık için önemlidir ancak kanser oluşumunda genetik faktörler ve çevresel etkiler daha baskındır.
Hamilelikte anaplastik tiroid kanseri görülür mü?
Hamilelikte bu kanserin görülmesi oldukça nadirdir. Eğer böyle bir durum şüphesi varsa, hem annenin hem de bebeğin sağlığını korumak adına radyoloji ve onkoloji uzmanları tarafından çok özel bir tedavi stratejisi izlenir.
İş hayatım veya sosyal hayatım tedaviden nasıl etkilenir?
Tedavinin yoğunluğu nedeniyle işinize bir süre ara vermeniz gerekebilir. Fiziksel yorgunluk ve tedaviye bağlı yan etkiler sosyal aktivitelerinizi sınırlayabilir, bu süreçte dinlenmeye öncelik vermeniz önerilir.
Anaplastik tiroid kanseri için cerrahi her zaman gerekli mi?
Kanserin yayılımına ve kitlenin boyutuna göre cerrahi bazen bir seçenek olabilir. Ancak tümör çok yayılmışsa, cerrahi yerine kemoterapi veya radyoterapi gibi yöntemler ön plana çıkabilir.
Bu kanserden nasıl korunurum?
Anaplastik tiroid kanserini önlemenin kesin bir yolu yoktur. Ancak genel tiroid sağlığını korumak için düzenli sağlık kontrolleri yaptırmak ve boyun bölgesini radyasyondan korumak genel bir tedbirdir.
Anaplastik tiroid kanseri ile diğer tiroid kanserleri arasındaki fark nedir?
Diğer tiroid kanserleri genellikle yavaş ilerler ve tedavisi daha başarılıdır. Anaplastik tiroid kanseri ise hücrelerin çok hızlı değiştiği ve kontrolsüzce büyüdüğü, tedaviye daha dirençli olan bir türdür.
WhatsApp Online Randevu