Acil Servis

Retina Dekolmanı Nasıl Oluşur?

Koru Hastanesi olarak retina dekolmanı tedavisinde acil vitreoretinal cerrahi, lazer fotokoagülasyon ve görme koruma protokollerini uzman retina cerrahisi ekibimizle uyguluyoruz.

Retina dekolmanı, göz sağlığını tehdit eden ve acil müdahale gerektiren ciddi bir oftalmolojik patolojidir. Retinanın alttaki retina pigment epitelinden (RPE) ayrılması olarak tanımlanan bu durum, tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabilmektedir. Retina, gözün arka duvarını kaplayan ve görsel bilgiyi işleyerek optik sinir aracılığıyla beyne ileten nörosensöriyel bir dokudur. Bu kritik yapının yerinden ayrılması, fotoreseptör hücrelerin beslenme kaynağından koparılması anlamına gelmekte ve hücresel dejenerasyonun hızla başlamasına neden olmaktadır. Koru Hastanesi Acil Servis bölümü olarak, retina dekolmanının erken tanı ve tedavisinin görme prognozu açısından hayati önem taşıdığını vurgulamak isteriz.

Retinanın Anatomik Yapısı ve Fizyolojisi

Retina dekolmanının patofizyolojisini anlamak için öncelikle retinanın karmaşık anatomik yapısını detaylı olarak incelemek gerekmektedir. Retina, embriyolojik olarak ön beyin vezikülünden kaynaklanan ve histolojik olarak on farklı tabakadan oluşan sofistike bir nöral dokudur. En dışta yer alan retina pigment epiteli (RPE), Bruch membranı aracılığıyla koroide tutunmakta ve fotoreseptör hücrelerin metabolik desteğini sağlamaktadır.

Fotoreseptör tabakası, yaklaşık 120 milyon çubuk (rod) ve 6 milyon koni (kon) hücresi içermektedir. Çubuk hücreleri periferik retinada yoğunlaşarak düşük ışık koşullarında görmeyi sağlarken, koni hücreleri fovea bölgesinde konsantre olarak keskin merkezi görme ve renk algısını mümkün kılmaktadır. Bu fotoreseptörlerin dış segmentleri, RPE hücreleriyle interdigitasyon adı verilen bir mekanizma ile iç içe geçmiş durumdadır. Ancak bu bağlantı gerçek bir yapısal tutunma olmayıp, potansiyel bir ayrılma düzlemi oluşturmaktadır.

Nörosensöriyel retinanın RPE üzerinde tutunmasını sağlayan mekanizmalar arasında subretinal alandaki negatif onkotik basınç, RPE hücrelerinin aktif sıvı pompalaması, fotoreseptör-RPE interdigitasyonu ve vitreöz jelin retinaya uyguladığı basınç sayılabilir. Bu mekanizmaların herhangi birinin bozulması, retina dekolmanı için zemin hazırlamaktadır.

Retina Dekolmanının Sınıflandırılması

Retina dekolmanı, oluşum mekanizmasına göre üç ana kategoride sınıflandırılmaktadır. Her bir tipin patogenezi, klinik seyri ve tedavi yaklaşımı farklılık göstermektedir. Bu sınıflandırma, klinisyenin doğru tedavi stratejisini belirlemesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Regmatojen Retina Dekolmanı

En sık görülen tip olan regmatojen retina dekolmanı, retinada oluşan bir yırtık veya delik aracılığıyla sıvılaşmış vitreözün subretinal alana geçmesi sonucu meydana gelmektedir. Regma kelimesi Yunancadan gelmekte olup yırtık anlamını taşımaktadır. Bu tip dekolmanın gelişimi üç temel aşamada gerçekleşmektedir: öncelikle vitreus dejenerasyonu ve posterior vitreus dekolmanı (PVD) oluşmakta, ardından retinal yırtık meydana gelmekte ve son olarak sıvı subretinal alana geçerek nörosensöriyel retinayı RPE den ayırmaktadır.

Posterior vitreus dekolmanı, yaşlanma sürecinde vitreus jelinin likefikasyonu (sıvılaşması) ve ardından posterior hyaloid membranın retina iç yüzeyinden ayrılması ile karakterize fizyolojik bir süreçtir. Ancak vitreöz ile retina arasında anormal yapışıklıkların bulunduğu bölgelerde, vitreus çekilmesi retinada traksiyonel kuvvetler oluşturarak yırtık oluşumuna neden olabilmektedir. Bu yırtıklar en sık üst temporal kadranda ve ekvator bölgesinde gözlemlenmektedir.

Traksiyonel Retina Dekolmanı

Traksiyonel retina dekolmanı, vitreoretinal ara yüzde oluşan fibröz veya fibrovasküler membranların retinayı RPE den çekmesi ile meydana gelmektedir. Bu tip en sık proliferatif diyabetik retinopati zemininde görülmekle birlikte, prematürite retinopatisi, retinal ven oklüzyonları, penetran göz travmaları ve kronik üveit gibi durumlarda da gelişebilmektedir. Traksiyonel dekolmanda retina yüzeyi genellikle konkav bir görünüm sergiler ve dekolman alanı traksiyonun en yoğun olduğu bölgede en belirgindir.

Eksüdatif (Seröz) Retina Dekolmanı

Eksüdatif retina dekolmanı, retinal yırtık olmaksızın subretinal alanda sıvı birikmesi ile karakterizedir. Bu sıvı birikimi, retinal veya koroidal damarlardan sızıntı sonucu gerçekleşmektedir. İnflamatuar hastalıklar (Vogt-Koyanagi-Harada sendromu, posterior sklerit), vasküler patolojiler (koroidal hemanjiom, polipoid koroidal vaskülopati), tümörler (koroidal melanom, metastatik koroidal tümörler) ve hipertansif koroidopati bu tip dekolmanın başlıca nedenleri arasında yer almaktadır.

Etiyoloji ve Risk Faktörleri

Retina dekolmanının gelişiminde çok sayıda risk faktörü tanımlanmıştır. Bu faktörlerin bilinmesi, yüksek riskli bireylerin tanımlanması ve koruyucu önlemlerin alınması açısından kritik öneme sahiptir.

  • Miyopi: Altı diyoptrinin üzerindeki yüksek miyopi, retina dekolmanı riskini önemli ölçüde artırmaktadır. Miyopik gözlerde aksiyel uzunluğun artması, retina ve skleral dokunun incelmesine, vitreus dejenerasyonunun erken başlamasına ve lattice dejenerasyonu gibi periferik retinal patolojilerin sıklığının artmasına yol açmaktadır.
  • Yaş: İnsidans 50 ile 70 yaş arasında en yüksek düzeye ulaşmaktadır. Yaşlanma ile birlikte vitreus dejenerasyonu hızlanmakta ve posterior vitreus dekolmanı riski artmaktadır.
  • Göz cerrahisi öyküsü: Katarakt cerrahisi sonrasında retina dekolmanı riski artış göstermektedir. Özellikle komplike katarakt cerrahisinde posterior kapsül rüptürü ve vitreus kaybı gelişen olgularda bu risk belirgin şekilde yükselmektedir.
  • Travma: Künt veya penetran göz travmaları, retina yırtığı ve dekolman için önemli risk faktörleridir. Genç erkeklerde travmatik retina dekolmanı en sık karşılaşılan etiyolojik nedendir.
  • Aile öyküsü: Birinci derece akrabalarda retina dekolmanı öyküsü, bireyin riskini artırmaktadır. Bu durum, vitreoretinal ara yüzün yapısal özelliklerinin genetik olarak aktarılması ile ilişkilendirilmektedir.
  • Periferik retinal dejenerasyonlar: Lattice dejenerasyonu, atrofik delikler ve retinal tufting gibi periferik retinal patolojiler, retina dekolmanı için predispozan faktörler olarak kabul edilmektedir.
  • Karşı gözde retina dekolmanı öyküsü: Tek gözünde retina dekolmanı gelişen hastalarda diğer gözde dekolman riski genel popülasyona kıyasla belirgin şekilde artmaktadır.

Patofizyolojik Süreçler ve Oluşum Mekanizması

Regmatojen retina dekolmanının patofizyolojisi, birbirine bağlı bir dizi moleküler ve mekanik süreç içermektedir. Vitreus humor, kollajen fibriller ve hiyalüronik asitten oluşan jel kıvamında bir yapıdır. Yaşlanma ile birlikte kollajen fibrillerin agregasyonu ve hiyalüronik asit konsantrasyonunun azalması sonucunda vitreus likefikasyonu (sinezis) başlamaktadır. Bu süreç, vitreus kavitesinde sıvı dolu lakünlerin oluşmasına yol açmaktadır.

Likefikasyon ilerledikçe, posterior hyaloid membranı destekleyen yapısal bütünlük zayıflamakta ve sonunda posterior vitreus dekolmanı meydana gelmektedir. PVD sırasında vitreus, retina yüzeyinden ayrılırken normalde zararsız bir süreç izlemektedir. Ancak vitreoretinal yapışıklıkların güçlü olduğu bölgelerde, vitreöz traksiyonu retina dokusunda mekanik gerilime neden olmaktadır. Bu gerilim retinal yırtık oluşumunu tetikleyebilmektedir.

Retinal yırtık oluştuktan sonra, sıvılaşmış vitreus yırtık kenarlarından subretinal alana doğru geçiş yapmaya başlamaktadır. RPE nin aktif sıvı pompalaması başlangıçta bu sıvı akışını kompanse edebilmekte, ancak sıvı akışı pompalama kapasitesini aştığında retina dekolmanı gelişmektedir. Subretinal sıvı birikimi ile fotoreseptörlerin RPE ile teması kesilmekte ve metabolik destek kaybedilmektedir. Bu durum fotoreseptör dış segmentlerinin dejenerasyonuna ve ardından apoptotik hücre ölümüne yol açmaktadır.

Dekolmanın ilerleyiş hızı, yırtığın boyutu ve lokalizasyonu, vitreus sıvılaşmasının derecesi ve hastanın pozisyonu gibi faktörlere bağlıdır. Üst retinal yırtıklarda yerçekimi etkisiyle sıvı daha hızlı yayılmakta ve dekolman daha süratle ilerlemektedir. Buna karşın alt retinal yırtıklarda ilerleme nispeten daha yavaş seyredebilmektedir.

Klinik Bulgular ve Semptomatoloji

Retina dekolmanının klinik prezentasyonu, dekolmanın tipi, yaygınlığı ve makula tutulumuna göre değişkenlik göstermektedir. Hastaların büyük çoğunluğu karakteristik semptomlar ile başvurmakta, ancak bazı olgularda dekolman asemptomatik olarak ilerleyebilmektedir. Semptomların doğru değerlendirilmesi, erken tanı ve zamanında müdahale açısından belirleyici rol oynamaktadır.

Fotopsi, yani ışık çakmaları, posterior vitreus dekolmanı sırasında vitreöz traksiyonunun retinayı mekanik olarak uyarması sonucu ortaya çıkan en erken semptomlardan biridir. Hastalar genellikle karanlık ortamda veya göz hareketleri sırasında temporal görme alanında kısa süreli ışık parıltıları algıladıklarını ifade etmektedir. Bu semptom, vitreoretinal traksiyonun devam ettiğini göstermekte ve retinal yırtık açısından uyarıcı bir bulgu olarak değerlendirilmektedir.

Floaterlar (uçuşan cisimler), vitreus kavitesine dağılan kan veya pigment hücrelerinin retina üzerine gölge düşürmesi sonucu algılanan görsel fenomenlerdir. Ani başlangıçlı, çok sayıda yeni floater görülmesi retinal yırtık veya vitreus hemorajisi ile ilişkili olabilmektedir. Hastaların bu semptomu sinek uçuşması, örümcek ağı veya is tanecikleri şeklinde tarif ettiği görülmektedir.

Görme alanı defekti, subretinal sıvının retinayı kaldırması sonucu ortaya çıkmakta ve hastalar tarafından perde inmesi veya karanlık gölge olarak tanımlanmaktadır. Görme alanı kaybının lokalizasyonu, dekolmanın retinal topografisi ile korelasyon göstermektedir. Üst retinal dekolmanda alt görme alanında, alt retinal dekolmanda ise üst görme alanında defekt gelişmektedir. Bu semptom genellikle dekolmanın ilerlemiş aşamalarında ortaya çıkmaktadır.

Makula tutulumu durumunda merkezi görme keskinliğinde dramatik düşüş meydana gelmektedir. Makula-on (makula tutulmamış) dekolmanlarda görme keskinliği korunmuş olabilirken, makula-off (makula tutulmuş) dekolmanlarda görme keskinliği belirgin şekilde azalmaktadır. Makula tutulumunun süresi, cerrahi sonrası görme prognozunu doğrudan etkileyen en kritik faktörlerden biridir.

Tanısal Yaklaşım ve Görüntüleme Yöntemleri

Retina dekolmanının tanısı, kapsamlı bir oftalmolojik muayene ve ileri görüntüleme tekniklerinin kombinasyonu ile konulmaktadır. Tanısal süreçte sistematik bir yaklaşım benimsenmeli ve olası komplikasyonlar değerlendirilmelidir.

Biyomikroskopik muayene, dilate fundus muayenesi ile birlikte retina dekolmanının tanısında temel yöntemdir. Goldman üç ayna lensi veya 90 diyoptrilik asferik lens kullanılarak vitreus, retina ve periferik retinal yapılar detaylı olarak incelenmektedir. Muayene sırasında yırtık lokalizasyonu, dekolmanın yaygınlığı, subretinal sıvının dağılımı, proliferatif vitreoretinopati (PVR) bulgularının varlığı ve makulanın tutulum durumu değerlendirilmektedir.

İndirekt oftalmoskopi, geniş görüş alanı sağlaması ve periferik retinal patolojilerin detaylı değerlendirilmesine olanak tanıması nedeniyle retina dekolmanı tanısında altın standart olarak kabul edilmektedir. Skleral çökertme ile kombine edildiğinde, retinal yırtıkların lokalizasyonu ve ora serrata bölgesinin incelenmesi kolaylaşmaktadır.

Optik koherens tomografi (OCT), retinanın mikro yapısal değişikliklerini yüksek çözünürlükte görüntüleyebilmekte ve özellikle subklinik maküler dekolmanların, vitreomaküler traksiyonun ve epiretinal membran oluşumunun değerlendirilmesinde büyük katkı sağlamaktadır. Swept-source OCT teknolojisi, daha derin penetrasyon derinliği ile koroid ve skleral yapıların da görüntülenmesine imkan tanımaktadır.

B-mod ultrasonografi, vitreus hemorajisi veya yoğun katarakt nedeniyle fundus görüntülemenin mümkün olmadığı durumlarda retina dekolmanının tanısında vazgeçilmez bir araçtır. Ultrasonografik inceleme ile dekolmanın yaygınlığı, vitreus durumu, koroidal patolojiler ve intraoküler tümörlerin ayırıcı tanısı yapılabilmektedir. Ayrıca dinamik ultrasonografi, traksiyonel komponentlerin ve vitreoretinal ilişkinin değerlendirilmesinde ek bilgi sağlamaktadır.

Fundus floresein anjiyografi (FFA), eksüdatif retina dekolmanlarında altta yatan vasküler patolojinin belirlenmesi ve santral seröz korioretinopati ile ayırıcı tanıda yardımcı olmaktadır. İndosiyanin yeşili anjiyografi ise koroidal patolojilerin detaylı değerlendirilmesinde tercih edilen bir görüntüleme yöntemidir.

Tedavi Stratejileri ve Cerrahi Yöntemler

Retina dekolmanının tedavisi esas olarak cerrahidir ve tedavinin temel amacı retinal yırtıkların kapatılması, subretinal sıvının drene edilmesi ve retinanın anatomik olarak yeniden yerine oturmasının sağlanmasıdır. Tedavi yönteminin seçimi, dekolmanın tipi, yaygınlığı, kronisitesi, yırtığın lokalizasyonu ve PVR varlığına göre belirlenmektedir.

Pnömatik Retinopeksi

Pnömatik retinopeksi, seçilmiş olgularda ofis ortamında uygulanabilen minimal invaziv bir tedavi yöntemidir. İntravitreal gaz enjeksiyonu (SF6 veya C3F8) ile retinal yırtığın tamponade edilmesi ve ardından kriyopeksi veya lazer fotokoagülasyon ile yırtığın çevresinde koriyoretinal adezyon oluşturulması prensibine dayanmaktadır. Bu yöntem, üst retinal bölgede tek veya yakın yerleşimli birkaç yırtığı olan, PVR bulunmayan ve dekolmanın sınırlı olduğu olgularda tercih edilmektedir.

Skleral Çökertme (Scleral Buckling)

Skleral çökertme, retina dekolmanı cerrahisinin klasik yöntemlerinden biri olup halen birçok olguda başarıyla uygulanmaktadır. Bu teknikte, silikon sünger veya bant materyal kullanılarak sklera üzerinde bir çökertme oluşturulmakta, böylece göz duvarı retinal yırtığa doğru yaklaştırılmaktadır. Bu mekanik yaklaşım vitreoretinal traksiyonu azaltmakta ve RPE ile nörosensöriyel retina arasındaki temasın yeniden sağlanmasına olanak tanımaktadır. Skleral çökertme, özellikle genç hastalarda, fakik gözlerde ve PVR gelişmemiş olgularda tercih edilen bir yöntemdir.

Pars Plana Vitrektomi (PPV)

Pars plana vitrektomi, modern retina cerrahisinin temel taşlarından birini oluşturmakta ve retina dekolmanı tedavisinde en sık uygulanan cerrahi yöntemlerden biri haline gelmiştir. Bu teknikte vitreus kavitesine mikrocerrahi aletlerle girilmekte, vitreus jeli çıkarılmakta, retinal yırtıklar lazer fotokoagülasyon ile çevrelenmekte ve göz içi tamponad (gaz veya silikon yağı) uygulanmaktadır. Küçük kalibreli (23G, 25G veya 27G) vitrektomi sistemlerinin geliştirilmesi, cerrahi travmayı azaltmış ve iyileşme sürecini hızlandırmıştır.

Vitrektomi, özellikle posterior yırtıklar, dev retinal yırtıklar, proliferatif vitreoretinopati, traksiyonel retina dekolmanı ve vitreus hemorajisi ile komplike olgularda endike olmaktadır. Kombine skleral çökertme ve vitrektomi prosedürleri, kompleks retina dekolmanı olgularında anatomik başarı oranını artırabilmektedir.

Proliferatif Vitreoretinopati ve Komplikasyonlar

Proliferatif vitreoretinopati (PVR), retina dekolmanının en ciddi komplikasyonu ve cerrahi başarısızlığın en önemli nedenidir. PVR, retinal pigment epitel hücreleri, glial hücreler, fibroblastlar ve makrofajların proliferasyonu ve membran oluşturması ile karakterize patolojik bir süreçtir. Bu membranlar retina yüzeyinde ve altında kontraktil özellik kazanarak retinayı distorsiyona uğratmakta ve redetaşmana yol açabilmektedir.

PVR gelişiminde retinal yırtığın büyüklüğü, dekolmanın kronisitesi, vitreus hemorajisi varlığı, çoklu cerrahi girişim öyküsü ve inflamatuar mediatorlerin düzeyi belirleyici faktörler olarak tanımlanmıştır. PVR sınıflandırması, retina cerrahisinde standart bir terminoloji oluşturmak ve tedavi planlamasını kolaylaştırmak amacıyla geliştirilmiştir. Grade A ile Grade C arasında derecelendirilen bu sınıflamada, Grade C anterior ve posterior olmak üzere alt gruplara ayrılmaktadır.

PVR tedavisinde membranların soyulması, retinektomi, perfluorokarbon sıvıları ve uzun süreli silikon yağı tamponadı gibi ileri cerrahi teknikler kullanılmaktadır. Farmakolojik ajanlar (5-florourasil, düşük molekül ağırlıklı heparin, daunorubicin) ile PVR profilaksisi üzerine çalışmalar devam etmekle birlikte, henüz klinik pratikte rutin kullanıma giren etkin bir farmakolojik tedavi bulunmamaktadır.

Cerrahi sonrası gelişebilecek diğer komplikasyonlar arasında katarakt progresyonu, glokom, endoftalmi, koroidal dekolman, maküler pucker (epiretinal membran), maküler ödem ve hipotoni sayılabilir. Bu komplikasyonların erken tanınması ve uygun tedavisi, uzun dönem görsel prognozun iyileştirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Prognoz ve Görsel Sonuçlar

Retina dekolmanı cerrahisinde anatomik başarı oranları, modern cerrahi tekniklerin gelişimi ile birlikte belirgin şekilde artmıştır. Komplike olmayan regmatojen retina dekolmanlarında tek operasyonla anatomik başarı oranı yüzde 85 ile 95 arasında bildirilmektedir. Ancak anatomik başarı, her zaman fonksiyonel başarı ile paralel seyretmemektedir. Görsel prognoz, makulanın tutulum durumu ve süresi, dekolmanın kronisitesi, PVR varlığı ve uygulanan cerrahi yöntem gibi çok sayıda faktöre bağlıdır.

Makula-on retina dekolmanlarında cerrahi sonrası görme keskinliği genellikle iyi düzeylerde korunmakta veya hafif azalma göstermektedir. Buna karşın makula-off dekolmanlarda, makulanın detaşman süresi uzadıkça görsel prognoz kötüleşmektedir. Yedi günden kısa süreli maküler dekolmanlarda görme keskinliğinin anlamlı düzeyde geri kazanılabildiği bildirilmekteyken, kronik maküler dekolmanlarda fotoreseptör hasarının geri dönüşümsüz olduğu ve görsel iyileşmenin sınırlı kaldığı gözlemlenmektedir.

Traksiyonel retina dekolmanlarında prognoz, altta yatan hastalığın ciddiyetine ve dekolmanın yaygınlığına bağlıdır. Proliferatif diyabetik retinopatiye bağlı traksiyonel dekolmanlarda anatomik başarı oranları regmatojen dekolmanlara kıyasla daha düşük olmakta ve görsel sonuçlar daha değişken seyretmektedir. Erken cerrahi müdahale ve agresif retinal hastalık yönetimi, bu olgularda prognozu iyileştirebilmektedir.

Profilaksi ve Koruyucu Yaklaşımlar

Retina dekolmanının önlenmesinde, risk faktörlerinin erken tanınması ve uygun profilaktik tedavilerin uygulanması büyük önem taşımaktadır. Yüksek riskli bireylerde düzenli dilate fundus muayenesi ile periferik retinal patolojilerin taranması, retina dekolmanının önlenmesinde temel stratejidir.

Semptomatik retinal yırtıklar, yani fotopsi ve yeni başlangıçlı floaterlar ile birlikte saptanan yırtıklar, profilaktik tedavi için kesin endikasyon oluşturmaktadır. Bu yırtıklara lazer fotokoagülasyon veya kriyopeksi uygulanarak yırtık çevresinde koriyoretinal adezyon oluşturulmakta ve subretinal sıvı geçişi engellenmektedir. Lazer fotokoagülasyonda argon veya diod lazer ile yırtık çevresine iki ile üç sıra spot uygulanmakta, kriyopekside ise kriyoprob ile yırtık bölgesinde dondurma işlemi gerçekleştirilmektedir.

Asemptomatik retinal yırtıkların tedavisi ise tartışmalı olup, yırtığın morfolojisi, lokalizasyonu, eşlik eden subklinik sıvı varlığı ve hastanın risk profili göz önünde bulundurularak bireyselleştirilmiş karar verilmelidir. Lattice dejenerasyonu saptanan ancak yırtık veya delik bulunmayan olgularda profilaktik tedavi genellikle önerilmemektedir. Bununla birlikte, karşı gözde retina dekolmanı öyküsü olan veya yüksek miyopi gibi ek risk faktörleri bulunan hastalarda profilaktik lazer tedavisi tartışılabilir.

Hasta eğitimi, retina dekolmanı profilaksisinin ayrılmaz bir parçasıdır. Yüksek riskli bireylere fotopsi, ani başlangıçlı floaterlar ve görme alanı defekti gibi uyarıcı semptomlar hakkında detaylı bilgi verilmeli ve bu semptomların ortaya çıkması durumunda gecikmeksizin oftalmolojik değerlendirme yapılması gerektiği vurgulanmalıdır.

Acil Müdahale ve Zamanlamanın Önemi

Retina dekolmanı, oftalmolojik aciller arasında özel bir yere sahiptir ve tedavinin zamanlaması görsel sonuçları doğrudan etkilemektedir. Makula henüz tutulmamış olan retina dekolmanlarında cerrahi müdahalenin mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirilmesi, merkezi görmenin korunması açısından hayati öneme sahiptir. Bu olgularda müdahale idealde 24 saat içinde, en geç 72 saat içinde planlanmalıdır.

Makulanın tutulduğu dekolmanlarda da cerrahi tedavi geciktirilmemelidir. Maküler dekolmanın süresi uzadıkça fotoreseptör hasarı derinleşmekte ve geri dönüşümsüz hale gelmektedir. İlk bir hafta içinde yapılan cerrahilerde görme keskinliğinde anlamlı iyileşme sağlanabilmekteyken, kronikleşmiş olgularda görsel kazanım sınırlı kalmaktadır. Bu nedenle retina dekolmanı şüphesi olan her hastanın acil oftalmolojik değerlendirmeye yönlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Acil servise başvuran hastalarda retina dekolmanı ön tanısı düşünüldüğünde, pupil dilatasyonu ile detaylı fundus muayenesi yapılmalı, gerektiğinde B-mod ultrasonografi değerlendirmesi istenmeli ve retina cerrahisi deneyimine sahip bir oftalmoloji uzmanına konsültasyon sağlanmalıdır. Hastanın pozisyonlandırılması da acil yaklaşımın önemli bir parçasıdır. Üst retinal dekolmanlarda hastanın dik pozisyonda tutulması, alt retinal dekolmanlarda ise yüz üstü pozisyon önerilmesi, dekolmanın makulaya doğru ilerlemesinin yavaşlatılmasına katkıda bulunabilmektedir.

Retina dekolmanı, erken tanı konulduğunda ve zamanında cerrahi müdahale uygulandığında tedavi edilebilir bir durumdur. Ancak geç kalınan olgularda kalıcı ve ağır görme kayıpları kaçınılmaz hale gelmektedir. Bu bağlamda, hem sağlık profesyonellerinin hem de hastaların retina dekolmanının aciliyeti konusunda bilinçlendirilmesi, toplum sağlığı açısından kritik bir gerekliliktir. Koru Hastanesi Acil Servis bölümünde uzman hekimlerimiz, retina dekolmanı dahil tüm oftalmolojik acil durumlarda 7 gün 24 saat hizmet vermekte olup, ileri tanısal donanım ve cerrahi altyapı ile hastaların en kısa sürede değerlendirilmesini ve uygun tedavi sürecinin başlatılmasını sağlamaktadır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu