Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

Pseudomonas Enfeksiyonu

Pseudomonas Enfeksiyonu yönetimi ve sonrası süreç. Hasta yönetimi, komplikasyonlar ve iyileşme hakkında Koru Hastanesi içeriği.

Pseudomonas enfeksiyonu, doğada yaygın biçimde bulunan Pseudomonas aeruginosa adlı bakterinin neden olduğu bir tablodur. Bu bakteri toprakta, suda, nemli yüzeylerde ve hatta hastane ortamlarındaki lavabolarda, musluklarda, solunum cihazlarında uzun süre hayatta kalabilir. Sağlıklı bireylerde çoğu zaman ciddi bir sorun çıkarmazken, bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde, uzun süreli hastane yatışı olan hastalarda ya da yoğun bakım koşullarında ciddi enfeksiyonlara yol açabilir. Bu nedenle hem toplum sağlığı hem de hastane kaynaklı enfeksiyonların yönetimi açısından önemli bir mikroorganizma olarak kabul edilir.

Pseudomonas enfeksiyonunun klinik tablosu oldukça geniştir. Bazen yüzme sonrası gelişen basit bir dış kulak iltihabı, bazen kontakt lens kullanan kişilerde göze yerleşen ciddi bir kornea enfeksiyonu, bazen de geniş yanıkları olan hastalarda hayatı tehdit eden kan dolaşımı enfeksiyonu şeklinde karşımıza çıkabilir. Bakterinin pek çok antibiyotiğe karşı doğal bir direnci olması ve hızlı şekilde yeni direnç mekanizmaları geliştirebilmesi, tedavi sürecini güçleştiren temel etkenlerden biridir. Bu yazıda pseudomonas enfeksiyonunun kimlerde daha sık görüldüğü, hangi belirtilerle kendini gösterdiği ve tanı ile takip aşamalarında nelere dikkat edildiği gündelik bir dille ele alınacaktır.

Kimlerde Görülür?

Pseudomonas enfeksiyonu her yaş grubunda görülebilse de bazı kişilerde risk belirgin biçimde artar. Hastanede uzun süre yatan, yoğun bakımda izlenen, mekanik ventilatör desteği alan ya da damar içi kateter taşıyan hastalar başta gelen risk gruplarını oluşturur. Bu hastalarda hem bağışıklık yanıtının baskılanmış olması hem de cilt bütünlüğünün bozulmuş olması, bakterinin vücuda yerleşmesini kolaylaştırır. Aynı şekilde idrar sondası kullanan bireylerde de idrar yolu enfeksiyonlarının önemli bir nedeni olarak karşımıza çıkar.

Kronik hastalığı bulunan kişilerde de bu enfeksiyona daha sık rastlanır. Kistik fibrozis hastaları, ileri evre kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) bulunanlar, bronşektazisi olanlar pseudomonas için adeta uygun bir zemin oluşturur. Bakteri akciğer içindeki mukus ortamına yerleşip kolonize olabilir ve tekrarlayan alevlenmelere neden olabilir. Şeker hastalığı bulunan kişilerde, özellikle ayak yaralarında ya da dış kulak enfeksiyonlarında pseudomonasın rolü dikkat çeker. Kemoterapi alan kanser hastaları, organ nakli sonrası bağışıklık baskılayıcı ilaç kullananlar ve geniş yanık alanı bulunan hastalar da yüksek risk taşıyan gruplar arasındadır.

Toplum içinde sağlıklı bireylerde daha çok hafif tablolarla karşılaşılır. Sıcak ve nemli havuzlarda, yeterince klorlanmamış jakuzilerde uzun süre vakit geçirenlerde gövdede kaşıntılı kırmızı kabarcıklarla seyreden folikülit görülebilir. Kontakt lens kullanan, lens hijyenine yeterince özen göstermeyen kişilerde göz enfeksiyonu riski artar. Uzun süre kulağı suda kalan yüzücülerde de dış kulak yolu enfeksiyonu sık rastlanan bir tablodur. Bu örnekler, pseudomonasın sadece hastane ortamına özgü olmadığını, gündelik yaşamda da farklı şekillerde karşımıza çıkabildiğini gösterir.

  • Yoğun bakımda yatan ve solunum desteği alan hastalar
  • Kistik fibrozis, KOAH ve bronşektazi gibi kronik akciğer hastalığı bulunanlar
  • Şeker hastalığı, kanser veya organ nakli nedeniyle bağışıklığı zayıflamış bireyler
  • Geniş yanığı, uzun süre iyileşmeyen yarası veya kateteri bulunan hastalar
  • Yetersiz klorlanmış havuz ve jakuzi kullananlar ile kontakt lens kullanıcıları

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Pseudomonas enfeksiyonunun belirtileri, bakterinin yerleştiği bölgeye göre büyük farklılık gösterir. Akciğerlerde geliştiğinde ateş, üşüme titreme, öksürük, koyu renkli ve bazen yeşilimsi balgam, nefes darlığı gibi şikayetler ön plana çıkar. Özellikle yoğun bakımda mekanik solunum desteği alan hastalarda ventilatör ilişkili pnömoni şeklinde ciddi bir tablo oluşabilir. Bu durumda hastanın oksijen ihtiyacı artar, akciğer grafilerinde yeni yayılım alanları izlenir ve genel durumda belirgin bozulma görülür.

İdrar yolu enfeksiyonlarında ise sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, alt karın bölgesinde rahatsızlık hissi, idrarın renginde ve kokusunda değişiklik gibi bulgular gelişebilir. Sondalı hastalarda bu şikayetler daha sessiz seyredebilir; bazen tek bulgu açıklanamayan ateş ya da genel durumda kötüleşme olabilir. Kan dolaşımına geçen pseudomonas enfeksiyonu, sepsis adı verilen ağır tablonun nedenlerinden biri olabilir. Bu durumda yüksek ateş ya da tam tersine vücut sıcaklığında düşme, tansiyon düşüklüğü, hızlı solunum, bilinç bulanıklığı gibi ciddi belirtiler eklenir.

Cilt ve yumuşak doku tablolarında ise daha lokal şikayetler dikkat çeker. Yanık yaralarında ya da uzun süre iyileşmeyen kronik yaralarda yeşilimsi-mavimsi renkli akıntı, tatlımsı bir koku, çevresinde kızarıklık ve şişlik gözlenebilir. Havuz folikülitinde gövdede, kalçada ve uyluk iç yüzünde kaşıntılı, ortasında küçük sarımtırak nokta bulunan kırmızı kabarcıklar belirir. Dış kulak yolunda gelişen enfeksiyonlarda kulakta dolgunluk, akıntı, kaşıntı ve ağrı görülür. Göz tutulumunda ışığa karşı hassasiyet, kızarıklık, ağrı, görmede bulanıklık ve yoğun çapaklanma ön plana çıkar. Belirtilerin bu kadar geniş bir yelpazede olması, doğru tanı için ayrıntılı muayenenin önemini artırır.

Nedenleri Nelerdir?

Pseudomonas aeruginosa, doğada nemli ortamlarda kolayca üreyen bir bakteridir. Toprakta, göl ve nehir sularında, sebze yüzeylerinde, kanalizasyon sistemlerinde, hatta evlerin banyo ve mutfak gibi nemli köşelerinde bulunabilir. Hastane ortamında ise lavabolar, su muslukları, solunum tedavisinde kullanılan nebulizatörler, oksijen tüpleri ve yıkanmamış medikal aletler bakterinin yerleşebileceği başlıca alanlardır. Bakterinin antiseptiklere belirli ölçüde direnç gösterebilmesi ve biyofilm adı verilen koruyucu bir tabaka oluşturabilmesi, bu ortamlarda uzun süre canlı kalmasına olanak tanır.

Enfeksiyonun gelişmesinde en önemli faktör, bakterinin vücuda giriş kapısı bulmasıdır. Sağlam ve bütünlüğü korunmuş bir cilt, pseudomonasa karşı önemli bir engel oluşturur. Ancak yanık, ameliyat kesisi, kateter girişi, sonda yerleştirilmesi, mekanik solunum tüpü ya da uzun süreli yara, bu doğal bariyeri ortadan kaldırır. Bağışıklık sisteminin baskılanması da bakterinin yerleşip çoğalmasını kolaylaştırır. Kemoterapi, uzun süreli kortizon kullanımı, organ nakli sonrası kullanılan ilaçlar ve bazı kronik hastalıklar bu zemini hazırlayabilir.

Çevresel faktörler de hastalığın oluşumunda etkilidir. Yetersiz klorlanmış havuzlar, sıcak su jakuzileri, temiz olmayan kontakt lens solüsyonları, paylaşılan havlular ve hijyen koşulları zayıf spor salonu duşları bakterinin bulaşmasına aracılık edebilir. Hastane içinde ise el hijyenine yeterince özen gösterilmemesi, eldiven ve önlük kullanım kurallarına uyulmaması, ortak kullanılan tıbbi cihazların gereken şekilde temizlenip dezenfekte edilmemesi salgın benzeri kümeleşmelere yol açabilir. Bu yüzden hem bireysel hem de kurumsal düzeyde alınan hijyen önlemleri, pseudomonas enfeksiyonu gelişiminin önüne geçmek için önemli rol üstlenir.

  • Cilt bütünlüğünü bozan yanık, yara, kateter ve sondalar
  • Bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar ve kronik hastalıklar
  • Hijyen koşulları yetersiz havuz, jakuzi ve duş alanları
  • Yıkanmadan kullanılan kontakt lens ve solüsyonları
  • Hastanede ortak kullanılan ve yeterince dezenfekte edilmeyen tıbbi cihazlar

Tanı Nasıl Konulur?

Pseudomonas enfeksiyonunun tanısı, hastanın öyküsü, fizik muayene bulguları ve laboratuvar incelemelerinin bir arada değerlendirilmesiyle konulur. Hekim öncelikle şikayetlerin ne zaman başladığını, kişinin yakın geçmişte hastanede yatıp yatmadığını, kullandığı ilaçları, kronik hastalıklarını, kateter veya sonda öyküsünü ve havuz, jakuzi gibi olası temas alanlarını sorgular. Ardından şikayetin olduğu bölgeye yönelik ayrıntılı bir muayene gerçekleştirir. Akciğer tablolarında dinleme bulguları, idrar yolu tablolarında karın muayenesi, cilt tablolarında ise yaranın görünümü, akıntının rengi ve kokusu değerli ipuçları sunar.

Kesin tanı için bakterinin laboratuvar ortamında üretilmesi gerekir. Bunun için akciğer enfeksiyonu şüphesinde balgam veya solunum yolundan alınan örnekler, idrar yolu enfeksiyonunda idrar kültürü, kan dolaşımı tutulumunda kan kültürü, yara enfeksiyonunda yara sürüntüsü laboratuvara gönderilir. Kültür incelemesi, hem etken mikroorganizmanın belirlenmesini hem de antibiyotik duyarlılık testlerinin yapılmasını sağlar. Pseudomonas aeruginosanın pek çok antibiyotiğe doğal direnç göstermesi ve hızla yeni dirençler kazanabilmesi nedeniyle, antibiyogram sonucu tedavi seçiminde belirleyici rol oynar.

Görüntüleme yöntemleri de tanı sürecinin tamamlayıcı bir parçasıdır. Akciğer tutulumunda akciğer grafisi veya bilgisayarlı tomografi yeni yayılım alanlarını, apse oluşumunu, plevral sıvı birikimini gösterebilir. Yumuşak doku enfeksiyonlarında ultrason ya da manyetik rezonans görüntüleme derin doku tutulumunu değerlendirmek için kullanılabilir. Kan testlerinde lökosit sayısı, C-reaktif protein (CRP) ve prokalsitonin gibi iltihap göstergeleri enfeksiyonun şiddetini ortaya koymada yardımcı olur. Tüm bu veriler birlikte yorumlanarak kişiye özgü bir tanı ve takip planı oluşturulur.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Pseudomonas enfeksiyonu zamanında fark edilmediğinde ya da uygun yaklaşımla yönetilmediğinde ciddi sorunlara yol açabilir. Akciğer tutulumunda enfeksiyon sadece bronşlarda kalmayıp akciğer dokusuna ve plevra adı verilen akciğer zarına yayılabilir. Bu durumda solunum yetmezliği, plevral ampiyem (akciğer zarları arasında iltihap birikimi) ve akciğer apsesi gibi tablolar gelişebilir. Özellikle kistik fibrozis hastalarında bakterinin kalıcı kolonizasyonu, zamanla akciğer fonksiyonlarının belirgin biçimde azalmasına ve solunum kapasitesinin düşmesine yol açabilir.

Kan dolaşımına geçen pseudomonas, sepsis ve septik şok denilen ağır tabloların önemli nedenlerinden biridir. Bu durumda tansiyon düşüklüğü, böbrek yetmezliği, karaciğer fonksiyon bozukluğu, pıhtılaşma sisteminde dengesizlik ve çoklu organ yetmezliği gelişebilir. Bağışıklık sistemi zayıf hastalarda hastalık seyri daha hızlı ve ağır olabilir, yoğun bakım takibi gerekebilir. Bakterinin damar duvarına yerleşmesi sonucu ektima gangrenozum denilen ve ciltte kararmış nekrotik alanlarla seyreden lezyonlar görülebilir; bu bulgu genellikle yaygın enfeksiyonun bir habercisi olarak kabul edilir.

Diğer bölgelerde de farklı komplikasyonlar gelişebilir. Şeker hastalarında dış kulak yolu enfeksiyonunun derinleşmesiyle kafa tabanı kemiklerini tutan ve sinir hasarına yol açabilen ağır bir tablo gelişebilir. Göz enfeksiyonlarında kornea ülseri ilerleyerek görme kaybına neden olabilir; lens kullanan kişilerde bu süreç oldukça hızlı seyredebilir. Yanık yaralarında bakterinin yerleşmesi iyileşme sürecini uzatır, doku kayıplarını artırır ve ek cerrahi girişim ihtiyacını doğurabilir. Tüm bu olası sonuçlar, erken tanının ve uygun takibin neden önemli olduğunu açıkça ortaya koyar.

  • Akciğer apsesi, ampiyem ve solunum yetmezliği
  • Sepsis, septik şok ve çoklu organ yetmezliği
  • Şeker hastalarında ilerleyici dış kulak ve kemik tutulumu
  • Görme kaybına ilerleyebilen kornea ülserleri
  • Yanık ve kronik yaralarda iyileşmenin gecikmesi

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Pseudomonas enfeksiyonu belirtileri çoğu zaman diğer bakteriyel enfeksiyonlarla karışabilir; bu nedenle bazı uyarıcı bulgular ortaya çıktığında zaman kaybetmeden hekime başvurmanız önerilir. Birkaç gün süren yüksek ateş, üşüme titreme, koyu renkli ya da yeşilimsi balgam çıkarma, nefes darlığı ve göğüste sıkışma hissi varsa solunum yolu kaynaklı bir enfeksiyon düşünülmelidir. Özellikle KOAH, bronşektazi ya da kistik fibrozis gibi kronik akciğer hastalığınız varsa şikayetlerinizdeki değişiklikleri yakından izlemeniz ve takip eden hekiminizi bilgilendirmeniz büyük önem taşır.

Yara, yanık ya da ameliyat bölgenizde renk değişikliği, yeşilimsi-mavimsi akıntı, alışılmadık koku, çevresinde yaygın kızarıklık veya ısı artışı fark ederseniz değerlendirme almaktan kaçınmamanız gerekir. Şeker hastalığınız varsa ayak yaralarınızın seyrini günlük olarak gözlemlemeniz, ilerleyen kızarıklık ya da akıntı varlığında hekime başvurmanız önerilir. Kontakt lens kullanıyorsanız ve gözünüzde ağrı, ışığa hassasiyet, ani gelişen kızarıklık veya görmede bulanıklık varsa lensinizi çıkararak en kısa sürede göz hekimine başvurmanız uygun olur.

İdrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, alt karın bölgesinde dolgunluk, ateş yüksekliği ya da idrarda koku ve renk değişikliği gibi şikayetleriniz olduğunda, özellikle sondalı bir takip sürecindeyseniz, mutlaka değerlendirme almanız gerekir. Kulak ağrısı, kulakta akıntı ve dolgunluk yakınmaları birkaç günden uzun sürerse ya da havuz, jakuzi sonrası gövdenizde yaygın kaşıntılı döküntüler belirirse ihmal etmemeniz uygun olur. Bağışıklık sisteminizi etkileyen bir hastalığınız ya da tedaviniz varsa, belirsiz ateş ve halsizlik tablosunda dahi hekime başvurmanız erken tanı şansını artırır.

Son Değerlendirme

Pseudomonas enfeksiyonu, doğada her yerde bulunan ancak özellikle bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde ve hastane ortamında ciddi tablolara yol açabilen önemli bir mikroorganizma olan Pseudomonas aeruginosanın neden olduğu geniş bir hastalık yelpazesidir. Akciğer, idrar yolu, kan dolaşımı, cilt, göz ve kulak gibi pek çok farklı bölgeyi etkileyebilen bu enfeksiyonun yönetiminde erken tanı, doğru örnekleme ile yapılan kültür incelemesi ve antibiyotik duyarlılığına göre planlanan yaklaşım belirleyici unsurdur. Risk faktörlerinin farkında olmak, hijyen önlemlerine uymak ve uyarıcı belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden hekime başvurmak, ağır komplikasyonların önüne geçilmesinde önemli rol oynar.

Koru Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, pseudomonas enfeksiyonu gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Doktorlarımız

Bu alanda deneyimli uzman hekimlerimizle yanınızdayız

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Pseudomonas enfeksiyonu nedir, nasıl bir şey?
Pseudomonas, çevremizde, toprakta ve suda doğal olarak bulunan bir bakteri türüdür. Genelde sağlıklı insanlara zarar vermez ama bağışıklığı düşük olan kişilerde enfeksiyonlara yol açabilir.
Bende pseudomonas enfeksiyonu mu var, nasıl anlarım?
Hangi bölgede enfeksiyon olduğuna göre belirtiler değişir. Eğer idrar yollarındaysa yanma, akciğerlerdeyse balgamlı öksürük ve nefes darlığı, ciltteyse kızarıklık ve iltihaplı yaralar gibi şikayetleriniz olabilir.
Pseudomonas enfeksiyonu bulaşıcı mı, bana nasıl geçer?
Bu bakteri genellikle kişiden kişiye doğrudan bulaşmaz. Daha çok hastane ortamlarında, ortak kullanılan tıbbi cihazlardan veya kontamine olmuş su ve nemli yüzeylerden vücuda girer.
Bu enfeksiyon ölümcül mü, çok mu tehlikeli?
Hafif seyredebildiği gibi, tedavi edilmezse veya bağışıklık sistemi çok zayıfsa ciddi sorunlara yol açabilir. Ancak doğru antibiyotik tedavisiyle çoğu durumda kontrol altına alınabilir.
Pseudomonas enfeksiyonu geçer mi, tedavisi var mı?
Evet, tedavisi vardır. Doktorlar genellikle enfeksiyonun yerleştiği bölgeye göre uygun antibiyotikleri belirler ve bu ilaçlarla bakteri vücuttan temizlenmeye çalışılır.
Bu enfeksiyonu kapmamak için ne yapabilirim, nasıl korunurum?
Özellikle hastane gibi ortamlarda el hijyenine dikkat etmek çok önemlidir. Ayrıca yaralarınızı temiz tutmak ve ortak kullanılan havuz veya jakuzi gibi nemli alanlarda hijyen kurallarına uymak riski azaltır.
Kimler daha çok risk altında, bu enfeksiyonu kimler kapar?
Daha çok hastanede uzun süre yatanlar, bağışıklığı baskılayan ilaç kullananlar, kanser hastaları ve kistik fibrozis gibi kronik akciğer sorunu olan kişilerde daha sık görülür.
Hangi durumda doktora veya acile gitmeliyim?
Yüksek ateş, geçmeyen öksürük, yaralarda kötü koku ve irin, şiddetli halsizlik gibi durumlar varsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmalısınız.
Doğal yöntemler veya bitkisel çaylar bu enfeksiyona iyi gelir mi?
Pseudomonas ciddi bir bakteriyel enfeksiyondur ve tıbbi antibiyotik tedavisi gerektirir. Bitkisel yöntemler bu bakteriyi yok edemez, bu yüzden zaman kaybetmeden doktorunuzun verdiği tedaviyi uygulamalısınız.
Hamilelikte pseudomonas enfeksiyonu riskli mi?
Hamilelikte her türlü enfeksiyon ciddiye alınmalıdır. Bağışıklık sistemi hamilelikte değiştiği için enfeksiyon kapma riski artabilir; bu yüzden belirti hissettiğiniz an mutlaka doktorunuza danışmalısınız.
Çocuklarda bu enfeksiyon nasıl seyrediyor?
Çocuklarda, özellikle bağışıklık sistemi zayıf olanlarda veya kronik rahatsızlığı bulunanlarda enfeksiyon daha dikkatli takip edilmelidir. Belirtiler yetişkinlerle benzerdir ancak çocuklar hızlı kötüleşebildiği için hızlı müdahale gerekebilir.
Yaşlılarda pseudomonas enfeksiyonu daha mı zor atlatılır?
Yaşlılarda bağışıklık sistemi genellikle daha zayıf olduğu için enfeksiyonlar daha ağır seyredebilir. Özellikle hastanede yatan yaşlılarda bu enfeksiyonun takibi çok daha büyük önem taşır.
Bu enfeksiyonu geçirirken nasıl beslenmeliyim, ne yememeli?
Özel bir diyet listesi yoktur ama vücudunuzun dirençli kalması için protein ağırlıklı ve bol vitaminli beslenmek iyidir. Enfeksiyon sürecinde vücudunuzun su ihtiyacı artacağı için bol sıvı tüketmeyi ihmal etmeyin.
Spor yapmaya veya iş hayatıma devam edebilir miyim?
Enfeksiyonun şiddetine ve yerleştiği yere bağlıdır. Genel durumunuz iyiyse günlük işlerinize dönebilirsiniz ancak vücudunuzu yoracak ağır sporlardan iyileşene kadar kaçınmanız daha sağlıklı olur.
Stres veya vitamin eksikliği bu enfeksiyonu tetikler mi?
Stres ve vitamin eksikliği bağışıklık sistemini zayıflattığı için vücudunuzun bakterilere karşı savunmasını düşürür. Bu da enfeksiyon kapmanızı veya iyileşme sürecinizin uzamasını kolaylaştırabilir.
Pseudomonas enfeksiyonu kalıtsal mı, çocuğuma geçer mi?
Hayır, bu enfeksiyon genetik veya kalıtsal bir durum değildir. Tamamen dışarıdan alınan bir bakteri nedeniyle gelişir, bu yüzden çocuğunuza kalıtsal olarak geçmez.
Bu enfeksiyonla yaşamak nasıl, hayatım çok değişir mi?
Enfeksiyon tedavi edildikten sonra genellikle kalıcı bir iz bırakma riski düşüktür ve normal hayatınıza dönersiniz. Ancak kronik bir rahatsızlığınız varsa (örneğin kistik fibrozis), bu enfeksiyonla yaşamayı öğrenmek için doktorunuzla sürekli iletişimde olmanız gerekir.
İdrar yolu enfeksiyonu şikayetlerim var, pseudomonas olabilir mi?
Evet, pseudomonas idrar yollarında enfeksiyona neden olabilir. Eğer idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma veya idrarda renk değişimi varsa, doktorunuzun yapacağı idrar kültürü testiyle bunun pseudomonas olup olmadığı kesin olarak anlaşılabilir.
WhatsApp Online Randevu