Nükleer Tıp

Paratiroid SPECT/CT

Özellikleri, günlük yaşamı etkileyebilen ve doğru takiple yönetilebilen bir durumdur. Klinik özellikleri ve değerlendirme yaklaşımını öğrenin.

Paratiroid bezleri, boyun bölgesinde tiroid bezinin arkasında konumlanan, mercimek tanesi büyüklüğünde dört küçük endokrin organdır. Bu bezlerin başlıca görevi, kanda dolaşan kalsiyum ve fosfor dengesini düzenleyen paratiroid hormonunu (PTH) salgılamaktır. Kalsiyum metabolizmasının kemik sağlığından sinir iletimine, kas kasılmasından pıhtılaşma mekanizmalarına kadar geniş bir yelpazede rol oynadığı düşünüldüğünde, paratiroid bezlerinin işlevindeki bozuklukların vücudun pek çok sisteminde belirgin yansımalar oluşturması beklenen bir durumdur. Hiperparatiroidizm olarak adlandırılan aşırı hormon salgılanması, en sık karşılaşılan paratiroid patolojisi olarak bilinmekte ve altta yatan sebep olarak sıklıkla adenom, hiperplazi ya da nadir görülen karsinom saptanmaktadır. Bu tabloların doğru yönetilebilmesi için sorumlu bezin ya da bezlerin anatomik olarak net biçimde ortaya konulması, klinik değerlendirmenin en önemli aşamalarından birini oluşturmaktadır.

Paratiroid SPECT/CT görüntüleme yöntemi, nükleer tıp uygulamaları içerisinde işlevsel görüntülemenin sağladığı hormonal aktivite bilgisi ile bilgisayarlı tomografinin sunduğu ayrıntılı anatomik verinin tek bir inceleme protokolünde birleştirilmesi ilkesine dayanır. Tek foton emisyon bilgisayarlı tomografi anlamına gelen SPECT ile eş zamanlı düşük doz BT çekimi, hiperaktif paratiroid dokusunun hem hangi bezden kaynaklandığının hem de çevre yapılara göre nerede yer aldığının ayrıntılı biçimde tanımlanmasına olanak sağlar. Bu birleşik yaklaşım, cerrahi öncesi haritalamada klasik iki boyutlu sintigrafi görüntülerine kıyasla üstün duyarlılık ve konumsal doğruluk sunması nedeniyle çağdaş endokrin cerrahi pratiğinde giderek daha yaygın biçimde tercih edilmektedir.

İncelemenin temelinde teknesyum-99m ile işaretlenmiş sestamibi (Tc-99m MIBI) radyofarmasötiği bulunur. Bu ajan, hücrelerin mitokondri yoğunluğuna ve metabolik aktivitesine bağlı olarak dokularda birikim gösterir. Hiperfonksiyone paratiroid hücrelerinin mitokondri sayısı belirgin biçimde arttığından ve p-glikoprotein dışa atım aktiviteleri azaldığından, sestamibinin bu dokularda uzun süre tutulduğu gözlenir. Normal tiroid dokusundan ise ajanın daha hızlı yıkanması, geç dönem görüntülerde hiperaktif paratiroid odaklarının belirgin biçimde ayırt edilmesine imkân tanır. Bu farmakokinetik özellik, incelemenin çift fazlı protokol biçiminde uygulanmasının bilimsel dayanağını oluşturur. Erken ve geç fazda elde edilen görüntülerin karşılaştırılması, patolojik odakların ortaya konulmasında büyük katkı sağlar.

Uygulama öncesinde hasta hazırlığı görece basittir. Aç kalma zorunluluğu bulunmamakla birlikte, tetkikin planlanan zaman aralığına uygun biçimde randevu düzenlemesi yapılır. Hastanın kullandığı ilaçlar hakkında ayrıntılı bilgi alınır; özellikle tiroid fonksiyonlarını etkileyen tedaviler, kalsiyum içeren ürünler ve D vitamini desteklerinin bilinmesi, sonuçların yorumlanmasında yardımcı olur. Metal içeren takı, gözlük ve giysilerin çıkarılması, hem BT hem de SPECT görüntülerinin niteliğinin korunması açısından önemlidir. Hamilelik şüphesi bulunan bireylerde inceleme genellikle ertelenir; emzirme dönemindeki bireylere ise radyofarmasötik uygulaması sonrası belirli bir süre süt vermeyi ara verme önerisi iletilir. Böbrek işlevleri ile ilgili bilinen bir yetersizlik varsa, kontrastlı BT protokolü tercih edilmeden düşük doz nonkontrast tomografi ile inceleme sürdürülür.

Radyofarmasötiğin damar yolu aracılığıyla verilmesinin ardından ilk görüntüler yaklaşık 10 ile 15 dakika içinde alınır. Bu erken faz görüntülerinde hem tiroid hem de olası paratiroid odakları belirgin biçimde izlenir. Ardından hasta bir süre dinlenmeye alınır ve yaklaşık iki saat sonra geç faz görüntüleri elde edilir. Geç fazda tiroid dokusundaki aktivitenin azalmasıyla birlikte, hiperaktif paratiroid dokusunun ısrarlı tutulumu daha net biçimde ortaya çıkar. Planar görüntüleme adımının ardından SPECT/CT çekimi yapılır. Bu aşamada gamma kamera, hasta çevresinde kesintisiz biçimde döner ve üç boyutlu tomografik veriler oluşturulur. Aynı yataklama pozisyonunda yapılan düşük doz BT çekimi ise anatomik referans olarak kullanılır. Böylece işlevsel ve anatomik veriler bilgisayar ortamında üst üste bindirilerek füzyon görüntüler oluşturulur.

SPECT/CT yönteminin klasik iki boyutlu sintigrafiye kıyasla en belirgin üstünlüğü, patolojik odağın anatomik yerleşimini bir milimetre hassasiyetiyle tanımlayabilmesidir. Paratiroid bezleri, embriyolojik gelişim süreçlerine bağlı olarak beklenen konumları dışında da yerleşim gösterebilir. Ektopik olarak adlandırılan bu yerleşim biçimlerinde bezler mediastende, tiroid bezinin arka yüzünde, karotis kılıfının içinde ya da timus bölgesinde saptanabilir. Yalnızca planar görüntülerle bu tür yerleşimlerin doğru biçimde tanımlanması güç olabilir. Buna karşın SPECT/CT ile elde edilen üç boyutlu verilerde, ektopik bezlerin komşu damarsal yapılara, trakeaya, özofagusa ve büyük mediastinal oluşumlara göre konumu ayrıntılı biçimde ortaya konulur. Bu ayrıntı, cerrahi ekibin ameliyat planlamasını hem daha güvenli hem de daha odaklı biçimde yapmasına katkı sağlar.

Primer hiperparatiroidizm tanısı almış bireylerde SPECT/CT uygulaması, minimal invaziv paratiroidektomi kararının alınabilmesi için temel bir aşama olarak kabul edilmektedir. Klasik bilateral boyun eksplorasyonu yerine, yalnızca hiperaktif bezin bulunduğu tarafın hedeflendiği odaklanmış cerrahi yaklaşım son yıllarda giderek yaygınlaşmaktadır. Odaklanmış yaklaşımın uygulanabilmesi için sorumlu bezin ameliyat öncesinde net biçimde tanımlanmış olması gereklidir. SPECT/CT bu haritalamayı yüksek duyarlılıkla sunar ve cerrahi ekibin küçük insizyonlarla daha kısa süreli girişimler yapmasına olanak tanır. Böylece ameliyat süresi kısalır, ameliyat sonrası hastanede kalış süresi azalır ve komplikasyon oranları düşürülür. Bu durum, hastalar için hem konforlu bir süreç hem de sağlık sistemi açısından daha etkin bir kaynak kullanımı anlamına gelir.

Sekonder ve tersiyer hiperparatiroidizm gibi çoklu bez tutulumuna yol açabilen tablolarda SPECT/CT yönteminin katkısı ayrı bir öneme sahiptir. Kronik böbrek yetersizliği zemininde gelişen sekonder hiperparatiroidizmde dört bezin de büyüme eğiliminde olduğu bilinmektedir. Bu tabloda görüntülemenin amacı yalnızca tek bir odağı tespit etmek değil, tüm bezlerin durumunu ortaya koymak ve olası dominant hiperplazik odakları ayırt etmektir. Diyaliz hastalarında ya da böbrek nakli sonrası kalıcı yüksek PTH düzeyleri bulunan bireylerde uygulanan SPECT/CT, cerrahi ekibin subtotal paratiroidektomi ya da total paratiroidektomi ile ototransplantasyon gibi seçenekler arasında karar vermesine yardımcı olur.

Persistan ya da rekürren hiperparatiroidizm olarak adlandırılan, önceki ameliyattan sonra sürmekte olan ya da tekrar eden hastalık durumlarında SPECT/CT özellikle değerlidir. Reoperasyon planlanan bireylerde boyun anatomisi geçirilmiş girişim nedeniyle bozulmuş olabilir. Skar dokusu, değişmiş cerrahi düzlemler ve yer değiştirmiş yapılar, geleneksel görüntüleme yöntemlerinin yorumlanmasını güçleştirebilir. SPECT/CT sunduğu üçlü boyutlu füzyon veriler sayesinde, kalıntı ya da nüks eden hiperfonksiyone dokunun konumunu ayrıntılı biçimde ortaya koyar. Bu sayede yeniden girişimin kapsamı daha net biçimde belirlenir ve tekrar cerrahi kararlarının klinik başarısına katkı sağlanır. Ektopik yerleşim şüphesi bulunan olgularda toraks alanının da inceleme protokolüne dâhil edilmesi mümkündür.

Görüntüleme sürecinin nüanslarından biri de eşlik eden tiroid patolojilerinin varlığıdır. Tiroid bezinde nodüler yapıların bulunması, sestamibi tutulumunun yorumunu güçleştirebilir. Çünkü fonksiyonel tiroid nodülleri de MIBI ajanını uzun süre tutabilir ve paratiroid odaklarını taklit edebilir. SPECT/CT bu durumda ayırıcı tanıya belirgin katkı sağlar; çünkü tomografik kesitlerde tiroid dokusunun içindeki nodüler odaklar ile tiroid bezine bitişik ancak ayrı bir yapı olarak görülen paratiroid odakları farklı biçimde tanımlanabilir. Bu ayrım, gereksiz cerrahi girişim riskini azaltır ve klinik kararların isabetini artırır. Eş zamanlı tiroid ve paratiroid patolojisi bulunan bireylerde, gerektiğinde tek seansta çift patolojiye yönelik girişim planlaması yapılabilmesine de olanak tanınır.

Radyasyon güvenliği konusu, nükleer tıp uygulamalarında sürekli gözetilen bir başlıktır. Paratiroid SPECT/CT tetkikinde alınan efektif doz, yaklaşık 5 ile 12 milisievert aralığında değişmekte olup, tanısal fayda dikkate alındığında kabul edilebilir sınırlar içerisinde bulunmaktadır. Uygulama sırasında kullanılan düşük doz BT protokolleri, tanısal amaçlı standart tomografi çekimlerine kıyasla daha az radyasyon içerir. Bu durum, mümkün olan en az ışın maruziyeti prensibinin (ALARA) klinik pratikte uygulanmasının bir yansımasıdır. Radyofarmasötiğin vücuttan atılımı büyük ölçüde idrar yoluyla gerçekleşir ve bol sıvı tüketimi, atılım sürecinin hızlanmasına katkıda bulunur. Uygulamayı takip eden ilk gün süresince küçük çocuklar ve gebelerle yakın temasın sınırlandırılması genel bir öneri olarak iletilir.

İncelemenin duyarlılığı, hiperfonksiyone paratiroid dokusunun boyutu, hücresel aktivitesi ve konumu ile yakından ilişkilidir. Bir santimetreden büyük adenomların tespit oranı belirgin biçimde yüksek olmakla birlikte, çok küçük odaklarda tanısal başarı azalabilir. Aynı zamanda düşük hücreselli, oksifil hücre içeriği baskın adenomlarda sestamibi tutulumu farklılık gösterebilir. Bu tür sınırda tanısal olgularda SPECT/CT sonuçlarının yüksek çözünürlüklü ultrasonografi, dört boyutlu bilgisayarlı tomografi (4D-CT) ya da manyetik rezonans görüntüleme gibi yöntemlerle bir arada değerlendirilmesi önerilir. Çoklu görüntüleme yöntemlerinin uyumlu sonuç vermesi, cerrahi ekibin karar sürecinde güven duygusunu belirgin biçimde artırır. Multidisipliner değerlendirme, güncel endokrin cerrahi kılavuzlarının merkezi tavsiyelerinden birini oluşturmaktadır.

Sonuçların yorumlanması sürecinde biyokimyasal parametrelerin gözden geçirilmesi büyük önem taşır. Serum kalsiyum, iyonize kalsiyum, PTH, D vitamini, fosfor ve idrar kalsiyum atılımı gibi laboratuvar verileri, görüntüleme bulgularının klinik bağlamına yerleştirilmesine yardımcı olur. Örneğin normokalsemik primer hiperparatiroidizm olarak tanımlanan tabloda kalsiyum düzeyi normal aralıkta bulunsa da PTH yükselmiş olabilir. Bu tür klinik senaryolarda görüntüleme bulgularının biyokimyasal veri ile birlikte değerlendirilmesi, gereksiz girişimlerin önüne geçilmesine katkı sağlar. Görüntülemenin nadiren negatif sonuç verdiği olgularda, bulguların operatif kararı destekleyip desteklemediğine ilişkin kapsamlı değerlendirme yapılır ve gerekli görüldüğünde ileri tetkiklere yönelim planlanır.

Paratiroid SPECT/CT çekimi genellikle iyi tolere edilen, ağrı kontrollü ve gürültüsüz bir işlemdir. Damar yolu açılması sırasında hafif rahatsızlık dışında belirgin bir yan etki beklenmez. Sestamibi enjeksiyonu sonrası nadir de olsa ağız içinde metalik tat, geçici bulantı ya da baş dönmesi gibi durumlar bildirilmiştir. Bu tür belirtiler kısa sürede kendiliğinden geriler. Kapalı ortam kaygısı bulunan bireyler açık yapılı gamma kamera sistemleri sayesinde işlemi rahat biçimde tamamlayabilir. Görüntüleme sırasında hareketsiz kalmanın önemi hastaya açıklanır; çünkü çekim boyunca hareket, füzyon verilerinin doğruluğunu olumsuz etkileyebilir. Yaşlı hastalarda ya da uzun süre aynı pozisyonda kalmakta güçlük yaşayan bireylerde destek yastıkları ve kısa protokol seçenekleri değerlendirilir.

Sonuç raporlaması, nükleer tıp hekimi tarafından hazırlanır ve gerektiğinde radyoloji uzmanı ile ortak biçimde yürütülür. Raporda hiperaktif paratiroid dokusunun tarafı, sayısı, tiroid bezine göre konumu, ektopik yerleşim ihtimali ve olası anatomik varyasyonlar ayrıntılı biçimde belirtilir. Aynı raporda tiroid dokusundaki eşlik eden bulgular ile boyun bölgesinde saptanabilecek diğer önemli oluşumlara da yer verilir. Raporun endokrinoloji, endokrin cerrahi ve nükleer tıp uzmanlarının katıldığı multidisipliner konseylerde değerlendirilmesi, tedavi planlamasının bütüncül biçimde yürütülmesine olanak tanır. Bilgilendirici bir referans niteliği taşıyan bu içerik hekim değerlendirmesinin yerine geçmez; kişiye özel karar süreçleri deneyimli klinik ekiplerin yönlendirmesiyle şekillendirilir.

Kaynakça

  1. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Parathyroid Imagingncbi.nlm.nih.gov/books/NBK551700/
  2. Mayo Clinic — Hyperparathyroidism Diagnosis and Treatmentmayoclinic.org/diseases-conditions/hyperparathyroidism/diagnosis-treatment/drc-20356199
  3. National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) — Primary Hyperparathyroidismniddk.nih.gov/health-information/endocrine-diseases/primary-hyperparathyroidism

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Nükleer Tıp Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

8 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.