Dermatoloji

Paraneoplastik Deri Bulguları

Bulguları, kişinin yaşına ve genel durumuna göre farklı seyir gösterebilen bir hastalıktır. Tanı süreci ve dikkat edilmesi gerekenlere göz atın.

Paraneoplastik deri bulguları, vücutta yerleşik bir kanserin doğrudan invazyonu ya da metastazı ile ilişkili olmaksızın, altta yatan malign sürecin uzaktan etkileriyle ortaya çıkan cilt değişikliklerini kapsar. Bu tablo, tümör hücrelerinin ürettiği çeşitli sitokinler, büyüme faktörleri, hormonlar veya immünolojik yanıtın tetiklediği çapraz reaksiyonlar nedeniyle şekillenir. Deri, iç organlarda gelişen habis oluşumların erken habercisi olabildiğinden, dermatolojik muayenede saptanan bazı özgün değişiklikler, henüz semptom vermeyen bir kanserin tanınmasına önemli katkı sağlayabilmektedir. Bu nedenle paraneoplastik dermatozların doğru tanınması ve yorumlanması, hem dermatoloji hem de dahili tıp disiplinleri açısından kritik bir öneme sahiptir.

Söz konusu tablolar, çoğu durumda spesifik morfolojik özellikler taşımakta ve klinik seyirleri altta yatan malignitenin gidişatı ile paralellik gösterebilmektedir. Cilt bulgularının kanserden önce, eş zamanlı veya sonrasında ortaya çıkabilmesi, hekimin bütüncül bir değerlendirme yapmasını gerektirir. Paraneoplastik dermatozlar, sıklıkla akciğer, mide, meme, over, prostat, lenfoma ve lösemi gibi malignitelerle ilişkilendirilir. Ancak her cilt lezyonu paraneoplastik nitelik taşımamakta; tanının konulabilmesi için hem klinik ölçütler hem de histopatolojik, immünolojik ve görüntüleme temelli değerlendirmelerin birlikte ele alınması gereklidir. Böyle bir yaklaşım, gereksiz endişenin önlenmesine ve altta yatan patolojinin erken saptanmasına aynı anda katkı sağlar.

Acanthosis nigricans malign formu, paraneoplastik dermatozlar arasında en ayrıntılı tanımlanmış örneklerden biridir. Klasik tablo; ense, koltuk altı, kasık, meme altı ve el sırtı gibi bölgelerde koyulaşma, kadifemsi kalınlaşma ve papillomatöz görünüm ile karakterizedir. Malign formda lezyonların hızlı ilerlemesi, mukozal tutulum ve avuç içi tutulumu dikkat çekicidir. Sıklıkla mide adenokarsinomu başta olmak üzere gastrointestinal sistem kanserleri eşlik eder. Değişikliklerin ani başlaması, yaygınlaşması ve alışılmış obeziteye bağlı hiperpigmentasyondan farklı seyretmesi durumunda ileri araştırma yapılması önerilir. Bu bulgunun erken tanınması, henüz yayılım göstermemiş bir iç organ malignitesinin belirlenmesine imkân tanıyabilir.

Tripe palms olarak adlandırılan avuç içlerinin kadifemsi, hipertrofik ve belirginleşmiş çizgilerle seyreden görünümü, sıklıkla akciğer ve mide kanserlerine eşlik eden bir diğer paraneoplastik tablodur. Bu bulgu, çoğunlukla acanthosis nigricans ile birlikte gözlemlense de bağımsız olarak da ortaya çıkabilmektedir. Avuç içinde belirginleşen dermatoglifik yapının değerlendirilmesi, klinik pratikte kolay atlanabilen ancak tanısal değeri yüksek bir ipucu sağlar. Leser-Trelat belirtisi ise çok sayıda seboreik keratozun kısa süre içinde ani biçimde ortaya çıkışı ile karakterizedir. Bu durum, hastanın önceki cilt görünümüne göre belirgin bir değişiklik oluşturur ve altta yatan gastrointestinal veya lenfoproliferatif bir malignitenin habercisi olabilir. Yaşla birlikte kademeli gelişen olağan seboreik keratozlardan ayırt edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Dermatomyozit, kas güçsüzlüğü ile birlikte seyreden ve özgün deri bulguları içeren otoimmün bir tablodur. Göz kapaklarında mor-menekşe renkli heliotrop döküntü, el eklemleri üzerinde Gottron papülleri, dekolte bölgesinde şal işareti ve tırnak yatağında kılcal damar değişiklikleri karakteristik bulgular arasındadır. Yetişkinlerde ortaya çıkan dermatomyozit vakalarının önemli bir bölümünde eş zamanlı ya da sonradan ortaya çıkan bir malignite saptanabilmektedir. Over, akciğer, mide, kolorektal bölge, pankreas ve nazofarengeal alan bu ilişkinin en sık gözlendiği yerlerdir. Bu nedenle yeni tanı alan yetişkin dermatomyozit olgularında kapsamlı bir malignite taraması önerilmekte ve izlem sürecinde risk değerlendirmesinin tekrarlanması gerekmektedir.

Paraneoplastik pemfigus, tanısı zor ancak seyri ağır olan mukokutanöz bir hastalıktır. Klinik tabloya şiddetli, dirençli stomatit hâkimdir; dudak, dil ve orofarengeal mukozada erozyonlar belirgindir. Deri bulguları polimorf yapıdadır; likenoid papüller, hedef benzeri lezyonlar, büller ve erozyonlar bir arada görülebilir. Non-Hodgkin lenfoma, kronik lenfositik lösemi ve Castleman hastalığı en sık eşlik eden malignitelerdir. Histopatolojik olarak suprabazal akantoliz, likenoid infiltrat ve interfaz dermatiti bulguları birlikte gözlemlenir. Direkt immünofloresan incelemede intersellüler ve bazal membranda birlikte boyanma dikkat çekicidir. Solunum yolu tutulumu ve bronşiyolitis obliterans gelişimi, bu tablonun ciddi seyretmesine ve prognozu belirleyen faktörler arasında yer almasına neden olmaktadır.

Eritema gyratum repens, hızlı yer değiştiren, ağaç yıllık halkalarını andıran girlant tarzı kırmızı lezyonlarla karakterize son derece nadir bir dermatozdur. Genellikle akciğer kanseri başta olmak üzere meme ve özofagus kanserleri ile ilişkilendirilir. Nekrolitik migratuar eritem ise pankreasın glukagon salgılayan tümörlerine eşlik eden özgün bir bulgudur. İntertriginöz bölgelerde, karın alt kısmında ve perinede erozif, halka şeklinde lezyonlar ve pruritus ile seyreder. Glossit, keilit ve kilo kaybı sıklıkla eşlik eder. Bu spesifik cilt tablosunun tanınması, altta yatan glukagonoma tanısının konmasını hızlandırmakta ve endokrinolojik değerlendirmenin başlatılmasına zemin hazırlamaktadır.

Sweet sendromu olarak da bilinen akut febril nötrofilik dermatoz, ani başlangıçlı ateş, yüz, boyun ve üst ekstremitelerde hassas eritematöz plaklar ve nötrofil hâkim histopatolojik infiltrat ile karakterizedir. Sweet sendromunun paraneoplastik formu, sıklıkla akut miyeloid lösemi ve miyelodisplastik sendromlarla birlikte görülür. Klasik enfeksiyon sonrası veya ilaç ilişkili tablolardan farklı olarak paraneoplastik formda anemi, trombositopeni ve olağandışı histolojik özellikler daha sık saptanır. Piyoderma gangrenozum, bacaklarda hızla genişleyen, üzeri nekrotik, mor kenarlı ülserlerle seyreder ve inflamatuar barsak hastalıklarının yanı sıra hematolojik malignitelerle de ilişkilendirilir. Erken dönemde altta yatan sürecin araştırılması, dermatolojik tablonun yönetimine katkı sağlar.

Hipertrikoz lanuginosa akizita, vücutta ince, uzun, pigmentsiz lanugo tipi tüylerin yaygın biçimde çıkması ile karakterize nadir bir paraneoplastik bulgudur. Kolorektal, akciğer ve meme kanserleri en sık eşlik eden malignitelerdir. Bulgunun yüz, kulak ve gövdede belirgin şekilde gözlemlenmesi tipik özelliktir. Bazex sendromu olarak bilinen akrokeratosis paraneoplastika ise el, ayak, burun, kulak ve dizlerde psöriyaziform hiperkeratotik lezyonlarla seyreder. Genellikle üst solunum ve sazaltma yolu skuamöz hücreli karsinomlarıyla ilişkilendirilir. Cilt bulgularının simetrik dağılımı ve topikal yaklaşımlara direnç göstermesi, altta yatan malignitenin araştırılmasını zorunlu kılan önemli bir ipucudur.

Karsinoid sendrom, seratonin ve diğer vazoaktif maddeler salgılayan nöroendokrin tümörlere bağlı olarak yüz ve boyunda flushing, telenjiektaziler, ishal ve bronkospazm ile seyreder. Cilt bulguları arasında pellagra benzeri değişiklikler de tanımlanmıştır; çünkü aşırı seratonin üretimi triptofan rezervlerini tüketmekte ve niasin eksikliğine yol açmaktadır. Böylece güneşe maruz bölgelerde hiperpigmente, deskuamatif, keskin sınırlı lezyonlar gözlemlenebilir. Cushing sendromunun ektopik ACTH üretimine bağlı formlarında ise ay yüzü, purpurik cilt fragilitesi, mor stria ve akne benzeri erupsiyonlar dikkat çeker. Küçük hücreli akciğer karsinomu bu tablonun sık nedenlerinden biridir. Cilt bulgularının hormonal endokrin değerlendirme ile birlikte yorumlanması, tanısal doğruluk açısından belirleyicidir.

Kaşıntı, altta yatan sistemik hastalıkların en sık cilt yansımalarından biridir ve paraneoplastik nitelik taşıyabilir. Hodgkin lenfoma, polisitemia vera, mikozis fungoides ve bazı solid tümörler, deri lezyonu bulunmadan kronik jeneralize kaşıntıya yol açabilmektedir. Aquagenic pruritus, özellikle miyeloproliferatif hastalıklara eşlik edebilen bir alt tablodur. Nedeni açıklanamayan, uzun süredir devam eden ve alışılmış yaklaşımlara yanıt vermeyen kaşıntı olgularında sistemik değerlendirmenin planlanması önerilir. Kronik ürtiker ve anjiyoödem tabloları da bazı hematolojik hastalıklarla ilişkilendirilebilmekte ve klinik seyirdeki değişiklikler dikkatli izlemeyi gerektirmektedir.

Paraneoplastik vaskülit tabloları, deri damarlarını etkileyen palpabl purpura, ürtikeryal vaskülit, livedo retikülaris ve dijital iskemi gibi klinik görünümlere yol açabilir. Küçük damar vasküliti tablosunda alt ekstremitelerde palpabl purpura klasik bir görünümdür ve altta yatan lenfoproliferatif veya miyelodisplastik süreçlerin habercisi olabilmektedir. Kriyoglobulinemik vaskülit ise multipl miyelom, Waldenström makroglobulinemisi ve bazı lenfomalar ile ilişkilendirilir. Poliarteritis nodoza benzeri tablolar, tüylü hücreli lösemi başta olmak üzere hematolojik hastalıklarda gözlemlenebilir. Deri biyopsisi, doğrudan immünofloresan inceleme ve laboratuvar taraması, bu tabloların ayırıcı tanısında belirleyici rol oynamaktadır.

Paraneoplastik dermatoz şüphesi bulunan hastalarda tanısal yaklaşım, ayrıntılı öykü ve tam sistemik muayene ile başlar. Kilo kaybı, gece terlemesi, ateş, iştahsızlık, dışkılama alışkanlığında değişiklik, hematüri, hemoptizi veya kanama eğilimi gibi kırmızı bayrak semptomların sorgulanması önemlidir. Yaşa ve cinsiyete uygun kanser tarama programlarının güncel tutulması, sigara ve alkol kullanımının değerlendirilmesi, aile öyküsünün ayrıntılandırılması tanısal sürecin temel adımlarıdır. Cilt lezyonlarının süresi, dağılımı, morfolojik özellikleri ve önceki dermatolojik yaklaşımlara verdiği yanıt kayıt altına alınır. Şüpheli tablolarda biyopsi alınması, histopatolojik ve immünopatolojik incelemelerle desteklenmesi gerekli bir aşamadır. Görüntüleme yöntemleri, endoskopik değerlendirmeler ve tümör belirteçleri klinik olasılığa göre planlanır.

Yaklaşım stratejisi bütüncül bir çerçevede kurgulanır. Cilt tablosunun kontrol altına alınmasına yönelik dermatolojik uygulamalar önemli olmakla birlikte, altta yatan malignitenin yönetimi klinik seyrin belirleyici unsurudur. Onkolojik yaklaşımın başarısı, cilt bulgularının gerilemesinde belirleyici bir etken olarak öne çıkar; nitekim birçok paraneoplastik dermatoz, tümör yükünün azalmasıyla birlikte iyileşmeye eğilim gösterir. Multidisipliner değerlendirme; dermatoloji, tıbbi onkoloji, hematoloji, gastroenteroloji, romatoloji ve endokrinoloji disiplinlerinin iş birliğini gerektirir. Bu yaklaşımla yönetilen olgularda hem cilt yaşam kalitesi hem de sistemik hastalığın izlemi daha etkin biçimde sürdürülebilir. Hasta iletişiminde bilgilendirme, psikososyal destek ve düzenli izlem sürecin önemli bileşenleridir.

Paraneoplastik deri bulguları, çoğunlukla altta yatan malignitenin biyolojik seyri ile yakından ilişkili olduğundan izlem sürecinde önemli bir belirteç olarak değerlendirilir. Cilt bulgularının yeniden alevlenmesi, uzun süreli remisyon dönemindeki bir kanserin nüksü açısından uyarıcı bir işaret olabilir. Bu nedenle periyodik dermatolojik değerlendirme, düzenli laboratuvar takibi ve görüntüleme yöntemleriyle desteklenen izlem planı önerilir. Hastaların yeni ortaya çıkan cilt lezyonları, kaşıntı, halsizlik veya sistemik yakınmalar açısından farkındalık kazanması, erken başvurunun önemli bir unsurudur. Erken tanı ve zamanında müdahale, hem dermatolojik tablonun yönetiminde hem de sistemik hastalık gidişatında olumlu sonuçların elde edilmesine katkı sağlamaktadır. Bilinçli izlem ve düzenli sağlık kontrolleri, bu grup hastalıkların yönetiminde temel bir yaklaşım olarak öne çıkmaktadır.

Kaynakça

  1. StatPearls (NCBI) — Paraneoplastic Syndromeswww.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK507890/
  2. Merck Manual — Skin Manifestations of Internal Diseasewww.merckmanuals.com/professional/dermatologic-disorders/approach-to-the-dermatologic-patient/skin-manifestations-of-internal-disease
  3. Cleveland Clinic — Paraneoplastic Syndromesmy.clevelandclinic.org/health/diseases/17938-paraneoplastic-syndromes
  4. MedlinePlus — Skin Conditionsmedlineplus.gov/skinconditions.html

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Dermatoloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

10 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.