Acil Servis

Orbital Kırık Ne Zaman Şüphelenilir?

Koru Hastanesi olarak orbital kırık tedavisinde ileri görüntüleme ile tanı, cerrahi onarım ve göz hareketleri rehabilitasyonunu uzman göz ve yüz cerrahisi ekibimizle sağlıyoruz.

Orbita, göz küresini ve çevresindeki yapısal dokuları barındıran, yüz iskeletinin en önemli anatomik bölgelerinden birini oluşturmaktadır. Orbital kırıklar, yüz travmalarının sık karşılaşılan komplikasyonlarından biri olup, doğru ve zamanında teşhis edilmediklerinde kalıcı fonksiyonel ve estetik sekellere yol açabilmektedir. Acil servis pratiğinde orbital kırık şüphelenmesi, hastanın klinik değerlendirmesinde kritik öneme sahiptir. Özellikle periorbital bölgeye yönelik travmalarda, orbital kırık olasılığı sistematik bir yaklaşımla değerlendirilmelidir.

Orbital duvarlar, frontal kemik, zigomatik kemik, maksilla ve etmoid kemik gibi birden fazla kraniyal ve fasiyal kemiğin bir araya gelmesiyle oluşur. Bu duvarların her birinin farklı kalınlıkları ve kırılganlık dereceleri vardır. Orbital taban ve medial duvar, en ince ve en kırılgan yapılar olarak blow-out kırıklarının en sık görüldüğü lokalizasyonlardır. Lateral duvar ve orbital çatı ise nispeten daha kalın olmakla birlikte, yüksek enerjili travmalarda bu bölgelerde de kırıklar meydana gelebilmektedir.

Orbital kırıkların erken teşhisi, tedavi planlamasının temel taşını oluşturur. Geciken tanı, ekstraoküler kas sıkışması, enoftalmus, diplopi ve infraorbital sinir hasarı gibi komplikasyonların kronikleşmesine neden olabilir. Bu nedenle, acil servis hekimlerinin orbital kırıktan şüphelenmeyi gerektiren klinik senaryoları iyi bilmesi ve uygun görüntüleme yöntemlerini zamanında istemesi büyük önem taşımaktadır.

Orbital Kırıkların Sınıflandırılması ve Tipleri

Orbital kırıklar, anatomik lokalizasyonlarına ve mekanizmalarına göre çeşitli şekillerde sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırma, hem teşhis hem de tedavi stratejisinin belirlenmesinde yol gösterici bir çerçeve sunmaktadır.

Blow-Out Kırıkları

Blow-out kırıkları, orbital rimlerin bütünlüğü korunurken orbital duvarların kırılmasıyla karakterize edilen kırık tipidir. En sık orbital taban ve medial duvarda görülür. Mekanizma olarak, göz küresine veya orbital rime doğrudan uygulanan kuvvet, orbital içi basıncı ani olarak artırarak en zayıf duvarın kırılmasına yol açar. Hidrolik teori ve kemik iletim teorisi olmak üzere iki temel patofizyolojik mekanizma tanımlanmıştır.

Orbital taban blow-out kırıklarında, inferior rektus kası ve periorbital yağ dokusu maksiller sinüs içerisine herniye olabilir. Bu durum, yukarıya bakışta belirginleşen hareket kısıtlılığı ve diplopi ile klinik olarak kendini gösterir. Medial duvar blow-out kırıklarında ise medial rektus kası ve orbital yağ dokusu etmoid sinüs içerisine herniye olabilir ve özellikle abduksiyon ve adduksiyon hareketlerinde kısıtlılık gözlenir.

Blow-In Kırıkları

Blow-in kırıkları, kırık fragmanlarının orbital kavite içerisine doğru yer değiştirmesiyle karakterizedir. Bu durum, orbital hacimde azalmaya ve buna bağlı olarak proptozis ve göz içi basınç artışına neden olabilir. Blow-in kırıkları nispeten daha nadir görülmekle birlikte, özellikle orbital çatı kırıklarında karşılaşılabilmektedir.

Tripod Kırıkları

Zigomatik kompleks kırıkları olarak da bilinen tripod kırıklarında, zigomatik kemiğin üç bağlantı noktasından ayrılması söz konusudur: zigomatikofrontal sütür, zigomatikomaksiller butres ve zigomatik ark. Bu kırık tipi, orbital taban ve lateral duvarın birlikte etkilenmesine yol açarak kompleks orbital deformitelere neden olabilir. Klinik olarak yanak düzleşmesi, trismus, infraorbital hipestezi ve orbital semptomlar birlikte gözlenir.

Naso-Orbito-Etmoidal Kırıklar

Naso-orbito-etmoidal (NOE) kırıklar, nazal kemikler, etmoid kemik ve medial orbital duvarın birlikte etkilendiği kompleks kırık paternidir. Medial kantal tendonun tutunma noktasının etkilenmesi nedeniyle telekantus ve epifora gibi karakteristik bulgular ortaya çıkar. Bu kırıklar genellikle yüksek enerjili travmalarla ilişkilidir ve sıklıkla intrakraniyal yaralanmalarla birlikte görülebilir.

Orbital Kırıktan Ne Zaman Şüphelenilmelidir?

Acil servis pratiğinde orbital kırık şüphelenmesini gerektiren klinik senaryolar, travma mekanizması ve hastanın fizik muayene bulgularına dayanmaktadır. Aşağıdaki durumların herhangi birinin varlığı, orbital kırık olasılığını güçlü bir şekilde düşündürmeli ve ileri görüntüleme planlanmalıdır.

Travma Mekanizması Açısından Şüphe Gerektiren Durumlar

  • Doğrudan periorbital darbe: Yumruk, top çarpması, düşme sırasında göz çevresine çarpma gibi doğrudan travmalar orbital kırık için en sık neden olarak kabul edilmektedir.
  • Motorlu taşıt kazaları: Özellikle hava yastığı açılması veya direksiyona çarpma durumlarında orta yüz ve orbital bölge travması sık görülmektedir.
  • Spor yaralanmaları: Raket sporları, boks, futbol ve basketbol gibi temas sporlarında orbital bölgeye yönelik travmalar sık karşılaşılan yaralanma mekanizmalarıdır.
  • Düşme ve iş kazaları: Özellikle yaşlı hastalarda düşme sonrası yüz travmaları ve endüstriyel iş kazalarında orbital kırık riski yüksektir.
  • Saldırı ve şiddet olayları: Yumruk veya sert cisimle periorbital bölgeye yönelik darbeler, blow-out kırıklarının en yaygın nedenlerinden birini oluşturmaktadır.

Fizik Muayenede Şüphe Uyandıran Bulgular

  • Periorbital ekimoz ve ödem: Belirgin periorbital morluk ve şişlik, orbital kırık için nonspesifik ancak uyarıcı bir bulgudur. Özellikle bilateral periorbital ekimoz (rakun gözü), anterior kafa tabanı kırığını da akla getirmelidir.
  • Subkonjonktival hemoraji: Posterior sınırı belirlenemeyen subkonjonktival kanama, orbital kırık için anlamlı bir bulgudur ve orbital duvar bütünlüğünün bozulduğunu düşündürmektedir.
  • Enoftalmus: Göz küresinin orbita içerisinde geri çekilmesi, orbital hacim artışına işaret eder ve blow-out kırığının karakteristik bulgularından biridir. Akut dönemde ödem nedeniyle maskelenebilir ve ödem çözüldükçe belirginleşebilir.
  • Diplopi: Çift görme, orbital kırıkların en sık şikayetlerinden biridir. Özellikle yukarıya ve aşağıya bakışta artan diplopi, inferior rektus kasının kırık hattında sıkışması veya ödeme bağlı hareket kısıtlılığını düşündürmektedir.
  • Göz hareketlerinde kısıtlılık: Ekstraoküler kas fonksiyonlarının değerlendirilmesinde, özellikle vertikal bakış yönlerinde kısıtlılık saptanması orbital taban kırığını, horizontal bakış kısıtlılığı ise medial veya lateral duvar kırığını düşündürmektedir.
  • İnfraorbital hipestezi: İnfraorbital sinirin orbital tabandaki seyrinde hasar görmesi sonucu alt göz kapağı, burun laterali ve üst dudak bölgesinde uyuşukluk veya hissizlik gelişir. Bu bulgu orbital taban kırığının önemli bir göstergesidir.
  • Subkütanöz amfizem: Burun üstleme veya hapırma sonrası periorbital bölgedeki hava birikimi, orbital duvar kırığının paranazal sinüslerle ilişkisini gösterir ve orbital kırık için patognomonik bir bulgudur.

Klinik Değerlendirme ve Sistematik Muayene Yaklaşımı

Orbital kırık şüphesi olan hastaların klinik değerlendirmesi, sistematik ve kapsamlı bir muayene protokolüne dayanmalıdır. Acil servis koşullarında, hayati tehdit eden durumların dışlanmasının ardından, orbital bölgenin detaylı muayenesi gerçekleştirilmelidir.

Görsel Keskinlik Değerlendirmesi

Her orbital travma hastasında ilk adım olarak görsel keskinlik değerlendirilmelidir. Snellen eşeli veya yatak başı görme testleri ile görme düzeyi kayıt altına alınmalıdır. Görme kaybı varlığı, glob rüptürü, retrobülber hematom veya optik sinir hasarı gibi acil müdahale gerektiren durumları akla getirmelidir. Görsel keskinlikte belirgin azalma saptanan hastalarda, oftalmoloji konsültasyonu acil olarak istenmelidir.

Pupil Muayenesi

Her iki pupilin boyutu, şekli ve ışık refleksi değerlendirilmelidir. Relatif afferent pupil defekti (Marcus Gunn pupili) varlığı, optik sinir hasarını düşündüren önemli bir bulgudur. Pupil muayenesi, özellikle retrobülber hematoma bağlı orbital kompartman sendromu gelişiminin erken teşhisinde kritik öneme sahiptir.

Ekstraoküler Kas Fonksiyonu

Göz hareketleri altı kardinal bakış yönünde değerlendirilmelidir. Hareket kısıtlılığı, özellikle zorlu düksiyon testi ile mekanik kısıtlılık ve paretik kısıtlılık ayrımının yapılması tedavi planlaması açısından önemlidir. İnferior rektus kasının kırık hattında sıkışması durumunda, yukarıya bakışta belirgin kısıtlılık ve ağrı gözlenir. Bu durumda, hastanın bulantı ve kusma ile başvurması nedeniyle klinik tablo bazen akut batın tablosuyla karıştırılabilmektedir; bu fenomen okulokardiyak refleks olarak bilinir.

Palpasyon ve İnspeksiyon

Orbital rim boyunca palpasyonda hassasiyet, basamak deformitesi veya krepitasyon saptanması, kırık varlığı açısından anlamlı bulgulardır. Periorbital bölgede subkütanöz amfizem varlığı palpasyonla tespit edilebilir ve paranazal sinüslere açılan bir kırık hattının göstergesidir. Yüz iskeletinin simetrisi değerlendirilmeli, zigomatik çıkıntıların ve orbital rimlerin karşılaştırmalı muayenesi yapılmalıdır.

Görüntüleme Yöntemleri ve Radyolojik Değerlendirme

Klinik olarak orbital kırıktan şüphelenilen hastalarda, tanı doğrulaması ve kırık karakterizasyonu için görüntüleme çalışması yapılması zorunludur. Görüntüleme, kırığın lokalizasyonunu, boyutunu, deplasmanını ve yumuşak doku herniasyonunun varlığını ve derecesini ortaya koyarak tedavi planlamasına yön verir.

Bilgisayarlı Tomografi

Orbital kırıkların teşhisinde altın standart görüntüleme yöntemi, ince kesitli bilgisayarlı tomografidir. Aksiyel ve koronal planlarda, tercihen 1-2 mm kesit kalınlığıyla çekilen BT görüntüleri, kemik ve yumuşak doku pencereleri ile değerlendirilmelidir. Koronal rekonstrüksiyonlar özellikle orbital taban kırıklarının değerlendirilmesinde büyük önem taşımaktadır. BT görüntülemede kırık hattı, kemik fragmanlarının deplasmanı, orbital içeriğin sinüs içerisine herniasyonu, ekstraoküler kasların pozisyonu ve retrobülber hematom varlığı değerlendirilmelidir.

Konvansiyonel Radyografi

Düz grafiler, orbital kırıkların teşhisinde düşük duyarlılığa sahip olmakla birlikte, BT imkânı olmayan merkezlerde tarama amaçlı kullanılabilir. Waters pozisyonunda çekilen grafide, orbital tabandaki opasifikasyon veya havalama paternindeki değişiklikler orbital taban kırığını düşündürebilir. Ancak günümüzde, BT'nin yaygın erişilebilirliği nedeniyle konvansiyonel radyografinin orbital kırık teşhisindeki yeri oldukça sınırlı kalmıştır.

Manyetik Rezonans Görüntüleme

MRG, orbital yumuşak dokuların değerlendirilmesinde BT'ye göre üstün kontrast rezolüsyonu sunmaktadır. Özellikle ekstraoküler kas sıkışması, optik sinir hasarı ve orbital hematom değerlendirilmesinde tamamlayıcı bir görüntüleme yöntemi olarak kullanılabilir. Ancak kemik detayın gösterilmesinde BT'ye göre yetersiz kalması ve çekim süresinin uzunluğu nedeniyle, akut dönemde birincil görüntüleme yöntemi olarak tercih edilmemektedir.

Orbital Kompartman Sendromu: Acil Müdahale Gerektiren Tablo

Orbital kompartman sendromu, orbital kavite içindeki basıncın akut olarak artması sonucu görme kaybına yol açabilen, oftalmolojik bir acil durumdur. Orbital kırık ile birlikte veya bağımsız olarak gelişebilir ve tedavide dakikaların önem taşıdığı nadir fakat yıkıcı bir komplikasyondur.

Retrobülber hematom, orbital kompartman sendromunun en sık nedenidir. Orbital travma sonrası gelişen hematom, orbital içi basıncı hızla artırarak retinal ve optik sinir perfüzyonunu bozar. Tedavi edilmezse kalıcı görme kaybına neden olabilir. Klinik olarak; şiddetli göz ağrısı, hızla artan proptozis, görme keskinliğinde azalma, afferent pupil defekti, göz içi basıncında belirgin artış ve göz hareketlerinde ileri derecede kısıtlılık saptanır.

Orbital kompartman sendromu teşhis edildiğinde, acil lateral kantotomi ve kantoliz işlemi uygulanarak orbital basınç azaltılmalıdır. Bu işlem, acil servis koşullarında yatak başında uygulanabilecek, görme kurtarıcı bir prosedürdür. İşlemin gecikmesi, geri dönüşümsüz görme kaybına yol açabileceğinden, kesin tanı beklenmeden klinik şüphe varlığında müdahalenin başlatılması önerilmektedir.

Çocuk Hastalarda Orbital Kırık Özellikleri

Pediatrik popülasyonda orbital kırıklar, yetişkinlerden farklı klinik özellikler gösterir ve teşhiste özel dikkat gerektirir. Çocuklarda orbital kemikler daha elastik yapıda olduğundan, trapdoor tipi kırıklar sık görülür. Bu kırık tipinde, kemik fragmanı kırılıp yer değiştirdikten sonra eski pozisyonuna geri döner ve arada kalan yumuşak dokuyu sıkıştırır.

Pediatrik trapdoor kırıklarında, görüntülemede belirgin kemik defekti saptanmayabilir; bu durum teşhisi zorlaştırır. Çocuklarda inferior rektus kası sıkışması sonucu gelişen okulokardiyak refleks, bradikardi, bulantı ve kusmaya yol açabilir. Bu semptomlar bazen gastroenterit veya akut batın tablosuyla karıştırılabilir ve tanı gecikmesine neden olabilir. Bu nedenle, periorbital travma öyküsü olan çocuklarda bulantı ve kusma varlığında orbital kırık mutlaka akla getirilmelidir.

Çocuklarda orbital kırıklarda cerrahi endikasyon, yetişkinlere göre daha acil olabilir. Trapdoor kırıklarında kas sıkışması hızla iskemiye ve kalıcı fibrozise yol açabileceğinden, erken cerrahi müdahale önerilmektedir. Genel olarak, çocuklarda orbital kırıklarda 24-48 saat içerisinde cerrahi müdahale planlanması uygun kabul edilmektedir.

Tedavi Yaklaşımı ve Cerrahi Endikasyonlar

Orbital kırıkların tedavisi, kırığın tipine, boyutuna, klinik bulguların şiddetine ve hastanın genel durumuna göre konservatif veya cerrahi olarak planlanır. Tedavi kararında, görüntüleme bulguları ve klinik muayene birlikte değerlendirilmelidir.

Konservatif Tedavi

Küçük ve deplase olmayan kırıklarda, anlamlı yumuşak doku herniasyonu ve ekstraoküler kas sıkışması yoksa konservatif tedavi uygulanabilir. Konservatif tedavi; burun üstlemekten kaçınma, dekonjestan kullanımı, geniş spektrumlu antibiyotik profilaksisi ve yakın klinik takipten oluşur. Hastalara hapırmaması, burun silerek basınç oluşturmaması ve ağır kaldırmaması konusunda bilgi verilmelidir. Subkütanöz amfizem gelişmesini önlemek için burun üfleme manevralarından kaçınılması gerekmektedir.

Cerrahi Tedavi Endikasyonları

  • Belirgin enoftalmus: 2 mm veya daha fazla enoftalmus varlığı veya görüntülemede orbital taban defektinin yüzey alanının orbital tabanın %50'sinden fazlasını oluşturması cerrahi endikasyon olarak kabul edilmektedir.
  • Diplopi ve göz hareket kısıtlılığı: İki haftalık gözlem süresinde düzelmeyen, zorunlu düksiyon testinde mekanik kısıtlılık saptanan ve görüntülemede kas sıkışması doğrulanan olgularda cerrahi planlanmalıdır.
  • Büyük kemik defektleri: Orbital duvar defektinin büyük olması, ilerleyen dönemde enoftalmus gelişimi riskini artırdığından, erken cerrahi müdahale önerilmektedir.
  • Okulokardiyak refleks: Özellikle çocuklarda, kas sıkışması nedenli okulokardiyak refleks varlığı acil cerrahi endikasyon olarak değerlendirilmelidir.
  • Retrobülber hematom: Orbital kompartman sendromuna ilerleyen retrobülber hematom varlığı, acil cerrahi dekompresyon gerektirir.

Cerrahi Zamanlama

Acil cerrahi gerektiren durumlar dışında, orbital kırık onarımının zamanlaması hâlâ tartışmalı bir konudur. Genel yaklaşım olarak, ödemin çözülmesi için 1-2 hafta beklenmesi ve bu süreçte klinik bulguların yeniden değerlendirilmesi önerilmektedir. Ancak belirgin kas sıkışması, erken dönemde artan enoftalmus veya çocuk hastalarda trapdoor kırığı varlığında daha erken cerrahi planlanmalıdır.

Orbital Kırıklarda Komplikasyonlar ve Prognoz

Orbital kırıkların erken ve geç dönem komplikasyonları, hastanın yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Komplikasyonların önlenmesi ve yönetimi, multidisipliner bir yaklaşım gerektirmektedir.

Erken Dönem Komplikasyonlar

Orbital enfeksiyon, özellikle paranazal sinüslerle ilişkili kırıklarda görülebilir. Orbital selülit veya subperiosteal apse gelişimi, intravenöz antibiyoterapi ve gerektiğinde cerrahi drenaj gerektirebilir. Retrobülber hematom ve orbital kompartman sendromu, en ciddi erken dönem komplikasyonlarındandır ve acil müdahale edilmezse kalıcı görme kaybına yol açabilir. Optik sinir hasarı, doğrudan travma veya hematoma bağlı indirekt mekanizmayla gelişebilir ve görme prognozu açısından belirleyici önem taşır.

Geç Dönem Komplikasyonlar

Kronik enoftalmus, orbital hacim artışının yeterli düzeltilmemesi durumunda kalıcı olarak görülebilir ve estetik açıdan hastalar için önemli bir şikâyet kaynağı oluşturur. Persistan diplopi, ekstraoküler kas fibrozisi veya sinir hasarına bağlı olarak gelişebilir ve strabismus cerrahisi gerektirebilir. İnfraorbital sinir hasarına bağlı kalıcı hipestezi, hastaların günlük yaşam konforunu etkileyen sık bir komplikasyondur. Ektropion, alt göz kapağının cerrahi sonrası pozisyon bozukluğu olarak gelişebilir ve ek cerrahi düzeltme gerektirebilir.

Ayırıcı Tanı ve Eşlik Edebilecek Yaralanmalar

Orbital kırık şüphesinde, ayırıcı tanıda diğer orbital ve periorbital patolojiler de göz önünde bulundurulmalıdır. Glob rüptürü, orbital kırık ile birlikte görülebilecek en ciddi eşlik eden yaralanmadır ve cerrahi onarım önceliği glob bütünlüğünün sağlanmasına verilmelidir.

Orbital kırıklara sıklıkla eşlik eden yaralanmalar arasında; zigomatik ark kırığı, Le Fort kırıkları, nazal kemik kırığı, mandibula kırığı ve intrakraniyal yaralanmalar sayılabilir. Özellikle yüksek enerjili travmalarda, servikal omurga yaralanması olasılığı da değerlendirilmeli ve uygun immobilizasyon sağlanmalıdır.

Kornea abrazyonu, hifema, lens dislokasyonu, vitreus hemorajisi ve retina dekolmanı gibi göz içi yaralanmalar da orbital travma sonrası gelişebilecek önemli patolojilerdir. Bu nedenle, her orbital kırık hastasında kapsamlı bir oftalmolojik muayene yapılması veya oftalmoloji konsültasyonu istenmesi önerilmektedir.

Multidisipliner Yaklaşım ve Konsültasyon Gerekliliği

Orbital kırıkların yönetimi, tek bir branşın sınırları içerisinde kalmayan, multidisipliner bir yaklaşım gerektiren bir klinik tablodur. Acil servis hekimi, ilk değerlendirme ve stabilizasyondan sorumlu olup, gerekli konsültasyonları zamanında planlamalıdır.

Plastik ve rekonstrüktif cerrahi, kulak burun boğaz, göz hastalıkları, beyin ve sinir cerrahisi, ağız diş ve çene cerrahisi gibi branşlar, orbital kırık yönetiminde aktif rol alan disiplinler arasında yer almaktadır. Özellikle kompleks kırıklarda, birden fazla cerrahi branşın ortak değerlendirmesi tedavi başarısını artırmaktadır.

Acil serviste orbital kırık şüphesi ile değerlendirilen hastalarda, görüntüleme öncesi ve sonrası sistematik bir yaklaşım izlenmeli, hasta uygun şekilde bilgilendirilmeli ve gereken konsültasyonlar gecikmeksizin planlanmalıdır. Hastaların takip sürecinde, cerrahi sonrası dönemde de oftalmolojik kontrollerin düzenli olarak sürdürülmesi, olası komplikasyonların erken teşhisi açısından önem taşımaktadır.

Özet ve Klinik Öneriler

Orbital kırıklar, acil servis pratiğinde sık karşılaşılan ve doğru yaklaşım izlenmediğinde ciddi fonksiyonel ve estetik sekellere yol açabilen yaralanmalardır. Periorbital bölgeye yönelik her travmada orbital kırık olasılığı sistematik olarak değerlendirilmeli, uygun görüntüleme ve konsültasyonlar zamanında planlanmalıdır.

Klinik pratikte, diplopi, göz hareket kısıtlılığı, infraorbital hipestezi, subkütanöz amfizem ve enoftalmus gibi bulguların varlığı orbital kırık tanısını güçlü bir şekilde desteklemektedir. Bu bulguların herhangi birinin saptanması durumunda, ince kesitli BT görüntüleme istenmelidir. Pediatrik popülasyonda trapdoor kırıkları ve okulokardiyak refleks gibi özelliklerin bilinmesi, tanısal gecikmelerin önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.

Orbital kompartman sendromu, görme kurtarıcı acil müdahale gerektiren bir tablo olarak her zaman akılda tutulmalı ve klinik şüphe varlığında lateral kantotomi gecikmeksizin uygulanmalıdır. Tedavi kararı, konservatif ve cerrahi seçenekler arasında hastanın klinik bulguları ve görüntüleme sonuçlarına göre bireysel olarak verilmelidir.

Koru Hastanesi Acil Servis bölümünde uzman hekimlerimiz, orbital kırık şüphesi dahil olmak üzere tüm yüz ve orbita travmalarında, ileri görüntüleme yöntemleri ve multidisipliner tedavi yaklaşımı ile hastaların hızlı tanı ve etkin tedavi süreçlerini yürütmektedir. Deneyimli kadromuz, 7/24 hizmet anlayışıyla acil travma hastalarının değerlendirilmesi ve tedavisi için hazır bulunmaktadır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu