Çocuk Endokrinolojisi

Noonan Sendromunda Boy Kısalığı

Çocuklarda Noonan Sendromu Süreci ve Endokrin Sorunlar ve Boy Kısalığı, sık karşılaşılan bir tablodur ve farklı yaş gruplarında değişik şekillerde ortaya.

Noonan sendromu, otozomal dominant kalıtım örüntüsü gösteren, RAS-MAPK sinyal yolağındaki çeşitli gen mutasyonları ile ortaya çıkan genetik bir bozukluktur. Bu sendromda en sık karşılaşılan klinik bulgulardan biri büyüme geriliği ve buna bağlı gelişen boy kısalığıdır. Doğumda boy ve kilo genellikle normal sınırlarda seyrederken, ilerleyen aylarda büyüme hızında belirgin bir yavaşlama gözlenir. Çocukluk çağı boyunca büyüme eğrisinin persantil değerleri kademeli olarak düşer ve etkilenen bireylerin büyük çoğunluğunda erişkin boy, toplum ortalamasının önemli ölçüde altında kalır. Çocuk endokrinolojisi kliniklerinde değerlendirilen boy kısalığı olgularının bir kısmı, ayırıcı tanı sürecinde Noonan sendromu açısından incelenmektedir.

Sendromun moleküler temeli, RAS-MAPK yolağında görev alan genlerdeki fonksiyon kazanımı niteliğindeki değişikliklere dayanır. PTPN11 geni, etkilenen olguların yaklaşık yarısında sorumlu tutulan başlıca gendir. SOS1, RAF1, KRAS, NRAS, BRAF, MAP2K1, RIT1 ve LZTR1 gibi diğer genlerdeki değişiklikler de farklı oranlarda fenotipe katkıda bulunur. Bu sinyal yolağı; hücre büyümesi, farklılaşması ve apoptoz gibi temel süreçlerde belirleyici bir rol üstlendiğinden, yolağın aşırı aktivasyonu büyüme plağındaki kondrosit fonksiyonlarını, büyüme hormonu sinyal iletimini ve insülin benzeri büyüme faktörü-1 üretimini olumsuz yönde etkilemektedir. Genetik heterojenite, klinik tabloda gözlenen değişkenliği büyük ölçüde açıklamaktadır.

Büyüme geriliğinin altında yatan mekanizmalar çok yönlü bir biyolojik temele sahiptir. Büyüme hormonu salınımının kısmen yetersiz kalması, salınan hormonun periferik dokulardaki etkinliğinin azalması ve büyüme hormonu duyarsızlığı olarak tanımlanan klinik durum, Noonan sendromlu çocuklarda sıklıkla bildirilmektedir. Serum IGF-1 düzeylerinin yaşa göre beklenen aralığın altında saptanması, post-reseptör sinyal iletimindeki bozulmanın bir göstergesi olarak yorumlanmaktadır. Ayrıca büyüme plağındaki kondrosit proliferasyonu ve matriks üretimi de RAS-MAPK aşırı aktivasyonundan etkilenmekte, bu da uzun kemik büyümesinin yavaşlamasına yol açmaktadır.

Doğum öncesi dönemde bazı bulgular tanıya yönelik ipuçları sunabilir. Artmış nukal saydamlık, polihidramniyoz, kistik higroma ve plevral efüzyon gibi prenatal ultrasonografi bulguları, ileri genetik değerlendirme gerektiren durumlar arasında yer alır. Yenidoğan döneminde geniş alın, hipertelorizm, aşağı eğimli palpebral fissürler, düşük yerleşimli ve arkaya rotasyonlu kulaklar, kısa ve perdeli boyun, geniş veya kalkan biçimli göğüs, sternum deformiteleri ve pulmoner kapak darlığı başta olmak üzere kardiyak anomaliler dikkat çeker. Bu fenotipik özellikler yaşla birlikte değişkenlik gösterebileceğinden, erişkin yaşlarda tanı koymak daha güç olabilmektedir.

Büyüme paterninin değerlendirilmesinde sendroma özgü büyüme eğrilerinin kullanılması önemli bir yer tutar. Genel popülasyon için hazırlanmış persantil eğrileri, Noonan sendromlu çocuklarda büyümenin gerçek seyrini doğru biçimde yansıtmadığı için sendroma özgü referans değerleri tercih edilmektedir. Doğum sonrası ilk aylarda beslenme güçlükleri, emme-yutma koordinasyon bozukluğu, kusma ve gastroözofageal reflü tablosu büyüme geriliğine katkıda bulunabilir. Bu erken dönem sorunları, bazı olgularda nazogastrik sonda ile beslenme desteği gerektirebilecek düzeye ulaşabilmektedir. Süt çocukluğu döneminde tartı alımı yetersizliği, ilerleyen yıllarda lineer büyüme yavaşlaması olarak klinik tabloda belirginleşir.

Ergenlik dönemi, Noonan sendromunda boy büyümesi açısından kritik bir aşamayı temsil eder. Etkilenen çocuklarda pubertal gelişim sıklıkla gecikir; kızlarda menarş, erkeklerde testiküler büyüme ve sekonder cinsiyet karakterlerinin ortaya çıkışı yaşıtlarına göre daha geç gözlenir. Pubertal büyüme atağının amplitüdü azalmış olabilir ve epifiz kapanması zaman zaman gecikebilir. Bu durum, bir kısım olguda büyümenin geç dönemde bir miktar yakalanmasına olanak tanırken, erişkin boyun toplum ortalamasının altında kalmasını engellemez. Erişkin boy ortalamaları, etkilenen erkeklerde yaklaşık 162-167 cm, kadınlarda ise 151-155 cm civarında bildirilmektedir.

Tanı süreci klinik değerlendirme ile başlar ve genetik incelemelerle desteklenir. Ayrıntılı aile öyküsü, prenatal dönem bilgileri, doğum sonrası büyüme paterni, beslenme öyküsü, gelişimsel basamaklar ve eşlik eden sistemik bulgular sistematik biçimde sorgulanır. Fizik muayenede dismorfik yüz özellikleri, kardiyak oskültasyon bulguları, iskelet sistemi anomalileri ve genitoüriner sistem değerlendirmesi titizlikle yapılır. Van der Burgt klinik kriterleri, tanıya yönelik standardize edilmiş bir değerlendirme aracı olarak kullanılmaktadır. Şüpheli olgularda yeni nesil dizileme yöntemleriyle RASopati panelleri taranır; saptanan varyantın patojenisitesi uluslararası rehberler doğrultusunda yorumlanır.

Endokrinolojik değerlendirme, boy kısalığı olan Noonan sendromlu çocuklarda kapsamlı bir laboratuvar incelemesini gerektirir. Tam kan sayımı, biyokimyasal parametreler, tiroid fonksiyon testleri, çölyak hastalığı taraması ve böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesi rutin tetkikler arasında yer alır. IGF-1 ve IGFBP-3 düzeyleri yaş ve cinsiyete göre yorumlanır. Büyüme hormonu eksikliği şüphesi olan olgularda klonidin, glukagon veya insülin tolerans testi gibi uyarı testleri uygulanabilir. Kemik yaşı sol el-el bileği grafisi ile değerlendirilir; kemik yaşının kronolojik yaşa göre geri kalması, sendroma özgü tipik bir bulgudur. Kardiyak ekokardiyografi, pulmoner kapak darlığı, hipertrofik kardiyomiyopati ve septal defektler açısından mutlaka yapılmalıdır.

Büyüme hormonu uygulaması, Noonan sendromunda boy kısalığına yönelik onaylanmış bir yaklaşımla yönetilir. Bu uygulama, büyüme hızında artış sağlanmasına ve erişkin boya ulaşmada iyileşmeye katkı sağlar. Yapılan klinik çalışmalar, büyüme hormonu uygulamasının erken dönemde başlatıldığı olgularda yıllık büyüme hızında belirgin bir artış sağladığını ortaya koymaktadır. Uygulama dozları ve süresi, olgunun yaşına, pubertal evresine, kemik yaşına ve eşlik eden bulgulara göre bireyselleştirilir. Subkutan yolla genellikle akşam saatlerinde uygulanan büyüme hormonu, fizyolojik salınım örüntüsünü taklit edecek biçimde planlanır.

Büyüme hormonu uygulamasının kararı verilirken eşlik eden kardiyak patolojiler özellikle dikkatle değerlendirilir. Hipertrofik kardiyomiyopati öyküsü olan olgularda büyüme hormonunun olası kardiyak etkileri göz önünde bulundurulur ve kardiyoloji ekibiyle ortak değerlendirme yapılır. Ayrıca RAS-MAPK yolağındaki aşırı aktivasyon nedeniyle malignite riskinin kuramsal olarak artmış olabileceği bilgisi, izlem sürecinde klinisyenler tarafından göz önünde tutulur. Bu nedenle düzenli onkolojik takip, kan basıncı ölçümü, glukoz metabolizması değerlendirmesi ve skolyoz açısından muayene tedavi sürecinin gerekli bileşenleri arasında yer alır. Tiroid fonksiyonları ve IGF-1 düzeyleri belirli aralıklarla kontrol edilir.

Büyüme hormonu uygulamasına yanıt; başlangıç yaşı, başlangıçtaki boy kısalığının derecesi, altta yatan genetik mutasyonun türü, kemik yaşı, pubertal durum ve uygulama süresi gibi pek çok değişkenden etkilenir. PTPN11 mutasyonu taşıyan olgularda yanıtın diğer genetik alt gruplara göre bir miktar daha düşük olabileceği bildirilmiştir; bunun nedeni olarak bu gendeki değişikliklerin büyüme hormonu duyarsızlığını daha belirgin biçimde tetiklediği öne sürülmektedir. Buna karşın bireysel yanıtlar arasında önemli farklılıklar gözlenmekte olup tek tip bir öngörü yapılması güçtür. Tedavi sürecinin etkinliği üçer aylık aralıklarla değerlendirilir.

Multidisipliner yaklaşım, Noonan sendromu izleminin temel unsurlarındandır. Çocuk endokrinolojisi, çocuk kardiyolojisi, klinik genetik, çocuk nörolojisi, ortopedi, kulak-burun-boğaz, oftalmoloji, çocuk hematolojisi ve gerektiğinde çocuk psikiyatrisi bölümlerinin ortak çalışması, olguların bütüncül biçimde değerlendirilmesini olanaklı kılar. Beslenme uzmanının sürece katılımı, özellikle süt çocukluğu döneminde yetersiz tartı alımı yaşayan olgularda kalori ve makro besin destekleri açısından önem taşır. Fizyoterapi ve gelişimsel destek programları, motor gecikme veya hipotoni eşlik eden olgularda yararlı olur. Eğitim ortamında bireyselleştirilmiş destek planları, öğrenme güçlüğü tablosu olan çocuklarda akademik başarıya katkı sağlar.

Boy kısalığının psikososyal yansımaları ihmal edilmemesi gereken bir boyutu oluşturur. Akran ilişkilerinde yaşıtlarından farklı görünme, sosyal kabul, beden imgesi ve özgüven konuları, çocuk ve ergenlerin yaşam kalitesini etkileyebilmektedir. Aile içi iletişim, psikolojik danışmanlık ve gerektiğinde profesyonel ruh sağlığı desteği, sürecin önemli halkalarındandır. Eğitim kurumlarıyla işbirliği, çocuğun okul yaşamında karşılaşabileceği güçlüklerin azaltılmasında belirleyici olur. Aile bireylerine sendromun doğası, kalıtım örüntüsü, izlem gereklilikleri ve uzun dönem beklentileri konusunda kapsamlı bilgilendirme yapılması, sürece uyumu artırır.

Genetik danışmanlık, hem etkilenen birey hem de aile için bilgilendirici bir hizmet olarak sunulur. Otozomal dominant kalıtım nedeniyle etkilenen bir bireyin çocuklarına geçiş riski yaklaşık yüzde elli olarak hesaplanmaktadır. Bununla birlikte yeni mutasyonlar yoluyla ortaya çıkan olgular azımsanmayacak bir oranda bildirilmektedir. Aile üyelerinin klinik ve gerektiğinde genetik açıdan değerlendirilmesi, taşıyıcılık durumunun aydınlatılması ve gelecekteki gebeliklere yönelik bilgilendirme, danışmanlık sürecinin bileşenlerindendir. Prenatal tanı seçenekleri ve preimplantasyon genetik tanı yöntemleri konusunda ailelere bilimsel veriler ışığında bilgi verilmektedir.

Uzun dönem izlem planı, çocukluk çağından erişkinliğe geçişi kapsayacak biçimde tasarlanır. Erişkin yaşa ulaşan bireylerde kardiyovasküler izlem, lenfatik sistem değerlendirmesi, üreme sağlığı, kemik mineral yoğunluğu ve metabolik parametreler düzenli aralıklarla kontrol edilmelidir. Geçiş dönemi kliniklerinin varlığı, çocuk hekimliği ile erişkin hekimliği arasındaki sürekliliği sağlamada önemli rol oynar. Olguya özgü hazırlanan bir izlem takvimi, geç ortaya çıkabilecek bulguların erken saptanmasına ve gerekli sağlık girişimlerinin zamanında planlanmasına olanak verir. Bu kapsamlı yaklaşım, bireyin yaşam kalitesinin korunmasına ve sürdürülebilir bir sağlık düzeyinin oluşturulmasına katkı sağlar.

Noonan sendromuna eşlik edebilen ek bulgular arasında hematolojik anomaliler, lenfatik gelişim bozuklukları, kriptorşidizm, işitme kaybı, görme sorunları ve nadiren bazı malignite eğilimleri yer alır. Bu bulgular, boy kısalığı izleminin yanı sıra ayrı klinik değerlendirmeleri gerektirir. Pıhtılaşma faktörlerindeki eksiklikler veya trombosit fonksiyon bozuklukları, cerrahi girişim planlanan olgularda önceden ayrıntılı biçimde araştırılır. Çocukluk çağında jüvenil miyelomonositik lösemi gibi hematolojik bozuklukların ortaya çıkma olasılığı, özellikle PTPN11 mutasyonlu olgularda göz önünde bulundurulur. Bu nedenle periyodik kan sayımı kontrolleri izlem protokolüne dahil edilmektedir.

Klinik araştırmaların ilerlemesi, RAS-MAPK yolağını hedef alan moleküler yaklaşımlar konusunda umut verici veriler sunmaktadır. MEK inhibitörleri ve diğer hedefe yönelik ajanlar üzerine sürdürülen çalışmalar, gelecekte sendromun klinik bulgularının yönetiminde yeni seçeneklerin oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Bununla birlikte bu yaklaşımların boy büyümesi üzerindeki etkileri henüz tam olarak aydınlatılmamıştır ve uzun dönem güvenlilik verileri toplanma sürecindedir. Mevcut uygulamada büyüme hormonu uygulaması, beslenme desteği, eşlik eden bulguların ayrı ayrı yönetimi ve düzenli izlem, kanıta dayalı temel yaklaşımı oluşturmaya devam etmektedir. Bu bütüncül izlem modeli, etkilenen bireylerin gelişimsel potansiyelinin en üst düzeyde desteklenmesine katkı sağlar.

Kaynakça

  1. National Center for Biotechnology Information, StatPearls (NCBI/StatPearls) — Noonan sendromu tanı ve yönetimincbi.nlm.nih.gov/books/NBK532269
  2. MedlinePlus, U.S. National Library of Medicine (MedlinePlus) — Noonan sendromu genel bilgimedlineplus.gov/genetics/condition/noonan-syndrome
  3. Mayo Clinic (Mayo Clinic) — Büyüme hormonu eksikliği ve boy kısalığımayoclinic.org/diseases-conditions/growth-hormone-deficiency/symptoms-causes/syc-20567088

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Endokrinolojisi Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

12 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.