Kadın Hastalıkları ve Doğum

Miyom Embolizasyonu (UAE)

Myom Embolizasyonu (UAE), doğru tanı ve izlemle yaşam kalitesi üzerinde önemli etki yaratan bir hastalıktır. Belirtiler ve değerlendirme süreci hakkında detaylı bilgi alın.

Miyom embolizasyonu, tıbbi literatürde uterin arter embolizasyonu (UAE) olarak da adlandırılan, rahim içi iyi huylu kitlelerin damar yoluyla küçültülmesine yönelik girişimsel radyoloji yaklaşımıdır. Rahim duvarında farklı boyutlarda ve konumlarda gelişebilen miyomlar, üreme çağındaki kadınların önemli bir bölümünde çeşitli şikayetlere neden olmaktadır. Adet düzensizliği, aşırı kanama, kasık ağrısı, karın alt bölgesinde dolgunluk hissi, sık idrara çıkma ve bazı olgularda gebe kalma güçlüğü gibi belirtiler, miyomların büyüklüğüne ve yerleşim bölgesine göre değişkenlik göstermektedir. Klasik cerrahi seçeneklere alternatif olarak geliştirilen bu damarsal yaklaşım, rahmin korunmasına olanak tanıması ve minimal invaziv olması nedeniyle son yıllarda giderek daha fazla tercih edilen bir seçenek olarak öne çıkmaktadır.

Uterin arter embolizasyonu, temel olarak miyomu besleyen damar yatağının hedeflenmesine dayanmaktadır. Rahmin başlıca beslenmesini sağlayan uterin arterler, aynı zamanda miyomların büyüme ve varlığını sürdürme sürecinde de belirleyici rol oynamaktadır. Girişimsel radyolog tarafından yapılan işlemde, kasık bölgesinden femoral artere veya bilek bölgesinden radial artere ince bir kateter yerleştirilir. Kateter, gelişmiş görüntüleme cihazları eşliğinde ilerletilerek her iki uterin artere ulaştırılır. Ardından mikroskobik boyutta özel partiküller damar içine verilerek miyomu besleyen küçük damar dallarının tıkanması sağlanır. Kanlanması kesilen miyom dokusu zamanla küçülmekte, buna bağlı olarak belirtilerin gerilemesine katkı sağlanmaktadır.

İşlem öncesinde ayrıntılı bir değerlendirme süreci yürütülmektedir. Öncelikle jinekolojik muayene ve pelvik ultrasonografi ile miyomların sayısı, boyutu ve yerleşim yeri incelenir. Manyetik rezonans görüntüleme, miyomların türünü ayırt etmek, damarlanma özelliklerini değerlendirmek ve olası eşlik eden patolojileri belirlemek açısından altın standart olarak kabul edilmektedir. Rutin kan tetkikleri, hormon profili, gerekli durumlarda endometrial örnekleme ve smear testi ile hazırlık tamamlanmaktadır. Kadın hastalıkları uzmanı ile girişimsel radyoloji ekibinin ortak değerlendirmesi, uygun aday seçiminde önemli bir rol üstlenmektedir. Bu çok disiplinli yaklaşım sayesinde her hastaya özgü en uygun yöntemin belirlenmesi mümkün olmaktadır.

Uterin arter embolizasyonu, özellikle rahmini korumak isteyen, cerrahi girişime uygun olmayan ya da miyoma bağlı belirtileri belirgin şekilde yaşam kalitesini etkileyen hastalar için değerli bir seçenek olarak konumlanmaktadır. Aşırı adet kanaması nedeniyle demir eksikliği anemisi gelişen, iş ve sosyal yaşamı olumsuz etkilenen olgularda semptomların gerilemesine katkı sağlanmaktadır. Ayrıca çoklu miyomu bulunan, cerrahi olarak çıkarılması güç konumlarda kitle taşıyan ya da geçirilmiş operasyonlar nedeniyle karın içinde yapışıklık öyküsü olan kadınlarda alternatif bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir. Genel anestezi almanın riskli olduğu, kronik sistemik hastalıkları bulunan hastalarda da lokal anestezi ile uygulanabilir olması bu yöntemi öne çıkaran özellikler arasında yer almaktadır.

Girişimin uygulanmadığı ya da dikkatli değerlendirme gerektiren durumlar da bulunmaktadır. Aktif pelvik enfeksiyon, kontrol edilemeyen kanama bozuklukları, kontrast maddeye karşı belirgin alerji öyküsü ve ileri düzey böbrek yetersizliği gibi tablolarda yöntemin uygunluğu ayrıntılı biçimde tartışılmaktadır. Şüpheli malignite bulguları taşıyan kitlelerde öncelikle patolojik tanı önem kazanmaktadır. Saplı submüköz veya saplı subseröz miyomlar, embolizasyon sonrası dokunun ayrılma riski nedeniyle özenli değerlendirme gerektirmektedir. Gebelik planı bulunan hastalarda yöntemin seçimi, alternatif cerrahi seçeneklerle karşılaştırmalı olarak ele alınmakta; kişisel öykü, yaş, over rezervi ve miyomun konumu birlikte değerlendirilmektedir.

İşlem, girişimsel radyoloji ünitesinde anjiyografi cihazı eşliğinde uygulanmaktadır. Hasta işlem masasına alındıktan sonra genellikle lokal anestezi ve hafif sedasyon tercih edilmektedir. Kasık ya da bilek bölgesindeki giriş noktasından yerleştirilen ince kateter, floroskopi rehberliğinde uterin arterlere kadar ilerletilir. Kontrast madde verilerek damar haritası çıkarılır ve miyomu besleyen dallar tanımlanır. Ardından mikrokateter aracılığıyla polivinil alkol veya trisakril jelatin mikroküreleri gibi özel embolizasyon ajanları uygulanır. Damar akımının belirli bir seviyede kesildiği doğrulandıktan sonra işlem sonlandırılır. Girişim ortalama olarak bir ila iki saat arasında tamamlanmakta, cilt kesisi gerektirmemekte ve yalnızca küçük bir giriş noktası oluşmaktadır.

İşlem sonrası dönemde hastalar genellikle bir gece hastanede gözlem altında tutulmaktadır. En sık karşılaşılan durum, ilk saatlerde ortaya çıkan pelvik ağrıdır. Miyom dokusunun kanlanmasının azalmasına bağlı gelişen bu ağrı, damardan verilen analjezik yaklaşımlarla kontrol altına alınmaktadır. Bulantı, hafif ateş, halsizlik gibi belirtiler post-embolizasyon sendromu adı verilen tablo çerçevesinde birkaç gün sürebilmektedir. Bu tablo, dokunun yeniden şekillenme sürecinin doğal bir parçası olarak değerlendirilmekte ve destekleyici uygulamalarla yönetilmektedir. Taburculuk sonrası ilk hafta içinde ağır kaldırma, yorucu fiziksel etkinlikler ve uzun süreli ayakta kalma gerektiren işlerden kaçınılması önerilmektedir. Çoğu hasta yedi ila on gün içinde günlük yaşamına dönebilmektedir.

Embolizasyon sonrası miyomların küçülmesi zamanla gerçekleşen bir süreçtir. İlk üç ay içinde belirgin boyutsal azalma gözlenmekte, altıncı ayda değişimlerin büyük bölümü tamamlanmaktadır. Aşırı adet kanaması yaşayan hastaların önemli bir bölümünde ilk adet döneminden itibaren kanama miktarında azalma bildirilmektedir. Kasık ağrısı, basıya bağlı idrar şikayetleri, kabızlık gibi mekanik belirtiler de miyom hacmindeki gerileme ile birlikte hafiflemektedir. Kontrol amaçlı manyetik rezonans görüntüleme, üçüncü ve altıncı aylarda planlanmakta; miyomların hacim değişimi, kanlanma durumu ve rahim yapısındaki genel görünüm değerlendirilmektedir. Uzun dönemli takipte, semptomların yeniden ortaya çıkması durumunda ek yaklaşımlar gündeme gelebilmektedir.

Uterin arter embolizasyonu ile klasik cerrahi seçenekler arasındaki karşılaştırma, karar sürecinde önemli bir yer tutmaktadır. Miyomektomi, yalnızca miyomların çıkarıldığı ve rahmin korunduğu cerrahi yaklaşımdır. Histerektomi ise rahmin bütünüyle alınmasını içermektedir. Embolizasyon ise cerrahi kesi gerektirmeyen, hastanede kalış süresi kısa olan ve iyileşme dönemi görece hızlı seyreden bir alternatif olarak değerlendirilmektedir. Uzun süreli izlem çalışmaları, semptom kontrolü açısından embolizasyonun cerrahi seçeneklerle benzer düzeyde iyileşmeye katkı sağladığını göstermektedir. Ancak her yöntemin kendine özgü avantajları, kısıtlılıkları ve olası riskleri bulunmaktadır. Hasta öyküsü, yaşam beklentileri, gelecekteki gebelik planı ve miyom özellikleri, seçim sürecinde belirleyici olmaktadır.

Girişimin gebelik ile ilişkisi, üzerinde titizlikle durulan konulardan biridir. Embolizasyon sonrası gebelik gerçekleşebilmekle birlikte, bu konuda hastanın bireysel özellikleri belirleyici olmaktadır. Yaş, over rezervi, eşlik eden jinekolojik durumlar ve miyomların işlem öncesi konumu, gebelik potansiyeli üzerinde etkili olabilmektedir. Aktif gebelik planı bulunan hastalarda, cerrahi miyomektomi ile embolizasyon arasındaki tercih, kadın hastalıkları uzmanı ve girişimsel radyoloji ekibinin ortak değerlendirmesi ile yapılmaktadır. Embolizasyon sonrası gerçekleşen gebeliklerde, gebelik takibinin deneyimli bir ekip tarafından yürütülmesi önem taşımaktadır. Doğum şekli, plasenta yerleşimi ve rahim duvarındaki değişiklikler açısından bireysel değerlendirmeler yapılmaktadır.

Her tıbbi girişimde olduğu gibi uterin arter embolizasyonunun da olası riskleri bulunmaktadır. Giriş bölgesinde hematom, geçici ağrı, kontrast maddeye bağlı alerjik reaksiyonlar ve nadiren istenmeyen damar tıkanıklığı gibi durumlar yaşanabilmektedir. Post-embolizasyon sendromu adı verilen ateş, halsizlik ve ağrı tablosu genellikle geçici seyir izlemektedir. Nadiren miyom dokusunun rahim içine düşmesi, enfeksiyon, over fonksiyonlarında geçici değişiklikler ve amenore olarak adlandırılan adet kesilmesi gibi durumlar bildirilmektedir. Bu tür durumların önlenmesi ve erken fark edilmesi için titiz bir hazırlık, deneyimli bir ekip ve düzenli takip önem taşımaktadır. İşlem sonrası ortaya çıkabilecek her türlü belirti, ilgili birim tarafından ayrıntılı olarak değerlendirilmektedir.

Uterin arter embolizasyonunun başarısı, çok yönlü bir sürecin sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Doğru hasta seçimi, ayrıntılı görüntüleme ile planlama, deneyimli girişimsel radyoloji ekibi, kadın hastalıkları uzmanı ile yakın iş birliği ve düzenli izlem, sonuçların olumlu seyretmesinde belirleyici rol oynamaktadır. Miyomun boyutu, sayısı, tipi ve kanlanma özellikleri, işlemin planlanması aşamasında dikkatle değerlendirilmektedir. Aynı zamanda hastanın genel sağlık durumu, eşlik eden hastalıkları ve yaşam koşulları da göz önünde bulundurulmaktadır. Kişiye özgü planlama yaklaşımı, yöntemin sağladığı katkının en üst düzeye çıkarılmasına yardımcı olmaktadır. Bu bütüncül bakış açısı, girişimsel yaklaşımların modern kadın sağlığı uygulamalarındaki yerini güçlendirmektedir.

Miyom şikayetleri yaşayan hastaların önemli bir bölümü, uzun süre belirtilerini görmezden gelmekte ya da cerrahi girişimden kaçındığı için değerlendirmeyi ertelemektedir. Oysa erken dönemde yapılan doğru inceleme, uygun yaklaşımın belirlenmesine olanak tanımaktadır. Miyomların büyüme hızı, yerleşim özellikleri ve yol açtığı şikayetlerin niteliği zaman içinde değişebilmektedir. Bu nedenle düzenli jinekolojik kontrollerin sürdürülmesi, olası değişimlerin fark edilmesi açısından değerlidir. Uterin arter embolizasyonu, günümüzde miyoma bağlı belirtilerin yönetiminde kullanılan modern seçeneklerden biri olarak konumlanmakta; cerrahi ve medikal yaklaşımlarla birlikte bütüncül bir çerçeve içinde değerlendirilmektedir. Uygun aday seçildiğinde, yaşam kalitesinin artmasına anlamlı katkı sağlayan bir seçenek olarak öne çıkmaktadır.

Kadın sağlığında miyom yönetimi, sabit tek bir yönteme dayanan değil; bireysel özelliklere göre şekillenen bir alandır. Bir hasta için en uygun görülen yaklaşım, farklı klinik tabloya sahip bir başkası için uygun olmayabilmektedir. Bu nedenle kadın hastalıkları uzmanının yönlendirmesi, girişimsel radyoloji ekibinin değerlendirmesi ve gerektiğinde diğer uzmanlık alanlarının katkısı, bütünsel bir plan oluşturulmasında önem taşımaktadır. Uterin arter embolizasyonu, bu bütünsel yaklaşımın önemli bileşenlerinden biri olarak yerini korumaktadır. Belirtilerin doğru yorumlanması, görüntüleme sonuçlarının deneyimli hekimlerce değerlendirilmesi ve süreç boyunca hasta ile açık iletişim kurulması, sonuçların olumlu seyretmesinde belirleyici olmaktadır. Bu ilkeler doğrultusunda planlanan uygulamalar, kadın sağlığının uzun vadeli korunmasına katkı sağlamaktadır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Miyom embolizasyonu (UAE) nedir?
Uterin Arter Embolizasyonu (UAE), miyom besleyen damarların tıkanarak miyomun küçültülmesini amaçlayan minimal invaziv bir girişimdir. Genel anestezi gerektirmez, kasık damarından kateterle yapılır. Uterus korunur ve menstrüel kanama, ağrı, baskı belirtilerinde azalma sağlar. Cerrahi alternatifi tercih etmeyen hastalar için anlamlı bir seçenektir.
UAE kimlere uygulanır?
Semptomatik miyomu olan, gebelik düşünmeyen, uterus korunmasını isteyen kadınlarda uygulanabilir. Miyomun büyüklüğü, sayısı ve yerleşimi karar verirken önemlidir. Pediküllü submukozal veya seröz miyomlar, aktif pelvik enfeksiyon, gebelik ve damar yapısına uygun olmayan vakalar kontrendikasyon oluşturur. Karar girişimsel radyolog ve jinekolog ortak değerlendirmesi ile verilir.
İşlem nasıl yapılır?
Lokal anestezi ve hafif sedasyon altında kasıktan femoral arter ya da el bileğinden radial arter ponksiyonu yapılır. Kateter floroskopi eşliğinde uterin arterlere yönlendirilir; küçük polivinil alkol veya tris-akril mikrosferleri damarın içine gönderilerek miyom besleyen damarlar tıkanır. İşlem yaklaşık 60-90 dakika sürer. Hasta aynı veya ertesi gün taburcu olur.
UAE sonrası nasıl bir süreç beklenir?
Birinci günde pelvik ağrı ve kramp tarzı şikayetler tipiktir ve “post-embolizasyon sendromu” olarak adlandırılır; ateş, halsizlik eşlik edebilir. Ağrı genellikle 5-7 günde geriler. Miyomlar 3-6 ay içinde küçülür ve şikayetler azalır. Düzenli izlemde ultrasonografi ile değişim takip edilir.
Gebelik planı varsa UAE uygun mudur?
Gebelik planlayan hastalarda UAE birinci tercih değildir, çünkü uterus damar beslenmesini olumsuz etkileyebileceği ve plasental sorunlara yol açabileceği bildirilmiştir. Miyomektomi gibi alternatifler önerilir. Yine de bazı seçilmiş olgularda multidisipliner kararla uygulanabilir. Hastaya tüm seçenekler açıklanmalıdır.
Hangi komplikasyonlar görülebilir?
Pelvik ağrı, ateş, vajinal akıntı, idrar yolu enfeksiyonu, hedef dışı embolizasyon, geçici amenore ve nadiren erken yumurtalık yetmezliği görülebilir. 45 yaş üzeri kadınlarda overlerin etkilenme riski hafif artar. Damar girişim yerinde hematom, kanama olabilir. Ciddi komplikasyon oranı düşüktür.
Miyom büyüklüğü işlem başarısını etkiler mi?
10 cm üzeri büyük miyomlarda da başarı sağlanabilir, ancak küçülme yüzdesi daha düşük olabilir. Çok sayıda küçük miyomda da iyi sonuç alınır. Pediküllü submukozal veya seröz miyomlar embolizasyon için uygun değildir. Önceden MR ile değerlendirme planlama açısından önemlidir.
Cerrahi miyomektomi ile karşılaştırınca avantajları neler?
Cerrahi gerekmemesi, hastanede kısa kalış, hızlı işe dönüş, küçük yara izi ve genel anestezi gerektirmemesi temel avantajlardır. Cerrahi miyomektomide tüm görünür miyomlar çıkarılırken, UAE’de mikroskobik küçük miyomlar da etkilenir ve tekrarlama daha azdır. Ancak gebelik planlayanlarda cerrahi daha çok tercih edilir.
UAE sonrası kontroller nasıl yapılır?
İşlemden 1 ay, 3 ay ve 6 ay sonra rutin kontroller önerilir; pelvik ultrason veya MR ile küçülme değerlendirilir. Şikayetlerin azalması ve menstrüel kanama paterni izlenir. Yıllık jinekolojik muayene sürdürülmelidir. İşleme yanıt vermeyen ya da büyümeye devam eden miyomlarda ek yaklaşım planlanabilir.
WhatsApp Online Randevu