Median romboid glossit (MRG), dilin dorsal yüzeyinin orta hattında, foramen cecum önünde lokalize olan, iyi sınırlı, eritematöz ve papilla kaybıyla karakterize bir oral lezyon olarak tanımlanmaktadır. İlk kez 1914 yılında Brocq tarafından tanımlanan bu durum, uzun yıllar boyunca gelişimsel bir anomali (embriyonik tüberkülüm impar artığı) olarak kabul edilmiştir; ancak güncel kanıtlar, lezyonun büyük oranda kronik Candida enfeksiyonu ile ilişkili olduğunu güçlü şekilde desteklemektedir. Genel popülasyondaki prevalansı %0,01 ile %1 arasında değişmekle birlikte, bazı çalışmalarda %2,6'ya kadar çıkan oranlar bildirilmiştir. Erkeklerde kadınlara oranla 2-3 kat daha sık görülür ve en yüksek insidans 30-50 yaş aralığındadır. Sigara kullanıcılarında prevalans %3-5'e yükselmektedir. İmmünosupresif hastalarda, özellikle HIV pozitif bireylerde ise prevalans %4-6'ya kadar çıkabilir. Diyabet hastalarında genel popülasyona kıyasla 3-5 kat daha sık karşılaşılmaktadır.
Median Romboid Glossit Nedir? Etyopatogenez
Median romboid glossit, dilin posterior dorsal yüzeyinde, orta hatta lokalize olan, simetrik veya asimetrik, oval ya da romboid şekilli, eritematöz, düz veya lobüle yüzeyli bir lezyon olarak kendini gösterir. Lezyonun filiform papilla kaybı göstermesi, çevre doku ile belirgin bir kontrast oluşturur.
Etyopatogenez Teorileri
- Kronik Candida enfeksiyonu (Primer teori): Güncel kanıtların büyük çoğunluğu, MRG'nin kronik atrofik kandidiyazın bir formu olduğunu desteklemektedir. Histopatolojik incelemelerde lezyonların %85-93'ünde Candida hifleri saptanmıştır. Candida albicans en sık izole edilen tür olup, bunu C. tropicalis, C. glabrata ve C. krusei izlemektedir. Candida'nın epitelyal adezyon ve invazyon kapasitesi, proteaz ve fosfolipaz enzimleri aracılığıyla doku hasarı oluşturması, lezyonun patogenezinde anahtar rol oynamaktadır.
- Gelişimsel anomali teorisi (Tarihi teori): Embriyonik dönemde tüberkülüm impar'ın lateral dil tomurcuklarıyla birleşim defekti sonucu oluştuğu öne sürülmüştür. Ancak lezyonun çocuklarda son derece nadir görülmesi, antifungal tedaviye yanıt vermesi ve spontan remisyon-relaps göstermesi bu teoriyi zayıflatmaktadır.
- Kronik travma teorisi: Sürekli mekanik irritasyon (protez kenarları, diş temas noktaları) ve termal travmanın kronik enflamasyona yol açarak papilla kaybına neden olabileceği ileri sürülmüştür.
- Biyofilm teorisi: Candida türlerinin bakteriyel türlerle (özellikle Staphylococcus aureus) oluşturduğu polimikrobiyal biyofilmlerin lezyonun persistansında rol oynadığı gösterilmiştir.
Predispozan Faktörler
MRG gelişimini kolaylaştıran faktörler arasında sigara kullanımı (en güçlü bağımsız risk faktörü), diabetes mellitus (özellikle HbA1c >%7 olan hastalarda), inhaler kortikosteroid kullanımı (astım ve KOAH hastalarında), geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı, immünosupresyon (HIV/AIDS, organ transplantasyonu, kemoterapi), kserostomi, protez kullanımı (özellikle gece boyunca çıkarılmayan protezler) ve demir/B12 vitamini eksikliği yer almaktadır.
Median Romboid Glossitin Nedenleri
MRG gelişiminde birden fazla etiyolojik faktör etkili olup, bu faktörlerin bir arada bulunması lezyon oluşma olasılığını artırmaktadır.
Enfeksiyöz Nedenler
- Candida albicans enfeksiyonu: MRG'nin en temel nedeni olarak kabul edilir. C. albicans'ın hif formuna geçiş kapasitesi, epitelyal hücrelere adezyonu ve doku invazyonu lezyonun oluşumunda kritik rol oynar. Virülans faktörleri arasında sekretuar aspartil proteazlar (SAP1-10), fosfolipazlar ve lipazlar yer alır.
- Polimikrobiyal biyofilm: Candida türlerinin Staphylococcus aureus, Streptococcus türleri ve diğer oral flora elemanlarıyla oluşturduğu karma biyofilmler, lezyonun kronikleşmesinde ve tedaviye dirençte önemli role sahiptir.
- Non-albicans Candida türleri: C. glabrata, C. tropicalis, C. parapsilosis ve C. krusei gibi türler, özellikle immünosupresif hastalarda ve azol direnci geliştirmiş olgularda etken olarak karşımıza çıkabilir.
Sistemik Nedenler
- Diabetes mellitus: Kontrolsüz diyabet, tükürük bileşimindeki değişiklikler (artmış glukoz konsantrasyonu), nötrofil fonksiyon bozukluğu ve mukozal immünitenin zayıflaması yoluyla Candida kolonizasyonunu artırır. HbA1c düzeyinin %7 üzerinde olması, MRG riskini belirgin şekilde yükseltir.
- İmmünosupresyon: HIV/AIDS hastalarında CD4+ T lenfosit sayısının 200 hücre/mm3 altına düşmesi, oral kandidiyaz ve MRG gelişme riskini dramatik şekilde artırır. Organ transplantasyonu sonrası immünosupresif tedavi alan hastalar ve kemoterapi uygulanan onkolojik hastalar da yüksek risk grubundadır.
- Endokrin bozukluklar: Hipotiroidi, Cushing sendromu ve adrenal yetmezlik, immün fonksiyonları etkileyerek fungal enfeksiyonlara yatkınlığı artırır.
- Nutrisyonel eksiklikler: Demir eksikliği anemisi, dil epitelinin yenilenme kapasitesini azaltarak Candida invazyonuna zemin hazırlar. B12 ve folat eksiklikleri de epitelyal atrofiye katkıda bulunur.
Lokal Nedenler
- Sigara kullanımı: Tütün dumanındaki kimyasal maddeler, oral mukozanın immün savunmasını zayıflatır, mukozal kan akımını azaltır ve Candida adezyonunu kolaylaştırır. Günde 20 sigaradan fazla içenlerde MRG riski 4-6 kat artar.
- İnhaler kortikosteroid kullanımı: Astım ve KOAH tedavisinde kullanılan inhaler kortikosteroidler (budesonid, flutikazon, beklometazon), orofarengeal kandidiyaz riskini artırır. Kullanım sonrası ağzın yeterince çalkalanmaması riski belirgin şekilde yükseltir.
- Protez kullanımı: Üst çene tam protezleri, palatal mukozayı kaplayarak anaerobik ortam oluşturur ve Candida biyofilm formasyonunu kolaylaştırır.
- Kserostomi: Tükürük akışının azalması, oral kavitedeki antimikrobiyal peptidlerin (histatin, laktoferrin, lizozim) konsantrasyonunun düşmesine yol açarak fungal aşırı çoğalmayı kolaylaştırır.
Median Romboid Glossitin Belirtileri
MRG, çoğu zaman asemptomatik seyreden ve rastlantısal olarak tespit edilen bir lezyondur. Ancak hastaların bir bölümünde çeşitli semptomlar gözlenebilir.
Klinik Görünüm
- Lokalizasyon: Lezyon karakteristik olarak dilin dorsal yüzeyinde, orta hatta, foramen cecumun hemen önünde (sulcus terminalis ile sirkümvallat papillalar arasında) yer alır.
- Boyut: Genellikle 0,5-3 cm çapında olup nadiren daha büyük boyutlara ulaşabilir.
- Şekil: Oval, romboid veya irregüler sınırlı olabilir. Lezyonun sınırları genellikle iyi tanımlıdır.
- Yüzey: Düz, atrofik veya lobüle (nodüler) görünümde olabilir. Filiform papillalar tamamen kaybolmuştur; bu nedenle lezyon çevre dokudan belirgin şekilde ayırt edilir.
- Renk: Kırmızı veya kırmızımsı-pembe renkte olup, bazen beyazımsı plaklar (Candida pseudomembranları) ile örtülü olabilir.
Semptomlar
- Asemptomatik seyir: Hastaların %60-70'inde lezyon tamamen semptomsuz olup, rutin oral muayene sırasında tesadüfen saptanır.
- Yanma hissi: Semptomatik hastaların %30-40'ında lezyon bölgesinde hafif-orta derecede yanma hissi bildirilir.
- Kaşınma ve irritasyon: Bazı hastalarda lezyon bölgesinde kaşınma ve rahatsızlık hissi mevcuttur.
- Baharatlı gıdalara duyarlılık: Acılı, baharatlı ve asitli yiyeceklerle temas ettiğinde ağrı veya yanma hissinin artması sıktır.
- "Kissing lesion" (Öpücük lezyonu): MRG'nin önemli bir varyantı olup, dildeki lezyona karşılık gelen sert damak bölgesinde eritematöz bir alan (palatal papiller hiperplazi) görülür. Bu bulgu, hastaların %15-25'inde saptanır ve Candida'nın kontakt bulaşını düşündürür.
Tanı Yöntemleri
MRG tanısı genellikle klinik muayeneye dayanmakla birlikte, ayırıcı tanı amacıyla çeşitli laboratuvar ve görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır.
Klinik Muayene
Deneyimli bir klinisyen, lezyonun karakteristik lokalizasyonu, şekli ve görünümüne dayanarak klinik tanı koyabilir. Ancak atipik lezyonlarda, özellikle lobüle veya nodüler formlarda malignite ekartasyonu için ileri tetkik gereklidir. Muayenede lezyonun sert mi yumuşak mı olduğu, ülserasyon varlığı, fikse olup olmadığı ve bölgesel lenfadenopati bulunup bulunmadığı dikkatle değerlendirilmelidir.
Laboratuvar Tetkikleri
- KOH preparatı: Lezyon yüzeyinden alınan kazıntı örneğinin %10-20 KOH ile incelenmesinde Candida hif ve psödohifleri görülebilir. Duyarlılık %40-60 civarındadır.
- Mikrobiyolojik kültür: Sabouraud dekstroz agar üzerinde kültür, Candida türlerinin identifikasyonunda altın standarttır. Koloni sayısının >20 CFU/mL olması patolojik kolonizasyonu düşündürür.
- PAS (Periodic Acid-Schiff) boyama: Biyopsi materyalinin PAS ile boyanması, doku içindeki Candida hiflerinin gösterilmesinde en duyarlı histokimyasal yöntemdir.
- Tam kan sayımı: Hemoglobin (erkek: 13,5-17,5 g/dL, kadın: 12-16 g/dL), MCV (80-100 fL), lökosit sayısı ve formülü değerlendirilir.
- Açlık kan şekeri ve HbA1c: Diyabet taraması için AKS (<100 mg/dL normal) ve HbA1c (<%5,7 normal, %5,7-6,4 prediyabet, ≥%6,5 diyabet) istenir.
- Serum demir ve ferritin: Ferritin (erkek: 12-300 ng/mL, kadın: 12-150 ng/mL), serum demiri (60-170 mcg/dL).
- Serum B12 vitamini: Normal aralık 200-900 pg/mL.
- HIV testi: Risk faktörleri bulunan hastalarda HIV antikor testi ve gerekirse CD4+ T lenfosit sayımı istenmelidir.
Histopatolojik İnceleme
Biyopsi, atipik lezyonlarda ve malignite şüphesinde endikedir. Tipik histopatolojik bulgular şunlardır:
- Parakeratinize veya atrofik yüzey epiteli
- Filiform papilla kaybı
- Psödoepitelyomatöz hiperplazi (yüzey epitelinde irregüler kalınlaşma)
- Subepitelyal kronik enflamatuar infiltrat (lenfositler, plazma hücreleri, histiyositler)
- PAS pozitif hifler (epitelyal tabakada)
- Lamina propriada vasküler proliferasyon
Ayırıcı Tanı
MRG'nin ayırıcı tanısında dikkatle değerlendirilmesi gereken klinik durumlar şunlardır:
- Lingual skuamöz hücreli karsinom: Dildeki persistan endüre lezyon, ülserasyon ve ağrı maligniteyi düşündürmelidir. MRG'den farklı olarak kenarları düzensiz, sert palpasyonlu ve çevre dokulara fikse olabilir. Biyopsi ile kesin ayırım yapılır. Özellikle 40 yaş üstü, sigara ve alkol kullanan erkeklerde malignite şüphesi her zaman akılda tutulmalıdır.
- Granüler hücreli tümör: Dilin anteriorunda yerleşen, sert, ağrısız, iyi sınırlı bir tümördür. Yüzey epiteli intakt olabilir veya psödoepitelyomatöz hiperplazi gösterebilir. Biyopside karakteristik granüler sitoplazmaya sahip hücreler görülür.
- Eritroplaki: Oral mukozada, klinik veya histopatolojik olarak başka bir tanımlanabilir hastalığa bağlanamayan, kırmızı renkli bir plak lezyonudur. Malign transformasyon riski %14-50 arasında olup mutlaka biyopsi ile değerlendirilmelidir.
- Coğrafi dil (Benign migratuar glossit): Dil dorsalinde göçmen, eritematöz, düzensiz sınırlı alanlar ve beyaz kenarlarla karakterizedir. MRG'den farklı olarak lezyonlar yer değiştirir ve spontan olarak iyileşip yeniden oluşur.
- Lingual tiroidal doku (Ektopik tiroid): Foramen cecum bölgesinde lokalize, nodüler bir kitle olarak görülebilir. Tiroid sintigrafisi ve ultrasonografi ile ayırıcı tanı yapılır.
- Sarkoidoz: Oral mukozada granülomatöz lezyonlar oluşturabilir. Biyopside kazeifikasyon nekrozu içermeyen granülomlar karakteristiktir.
- Oral tüberküloz: Dilde kronik ülserler veya nodüler lezyonlar şeklinde prezente olabilir. Biyopside kazeöz granülomlar ve aside dirençli basiller saptanır.
Tedavi Yaklaşımları
MRG tedavisi, lezyonun semptomatik olup olmamasına, altta yatan predispozan faktörlerin varlığına ve histopatolojik bulgulara göre planlanır.
Antifungal Tedavi
- Topikal antifungal ajanlar (Birinci basamak):
- Nistatin oral süspansiyon (100.000 IU/mL): Günde 4 kez, 5 mL ağızda 2-3 dakika tutulup yutulur. Tedavi süresi 14-28 gün. Dirençli olgularda süre uzatılabilir.
- Mikonazol oral jel (%2): Günde 4 kez, 2,5 mL lezyon bölgesine uygulanır. Tedavi süresi 14-21 gün. Varfarin ile etkileşime dikkat edilmelidir.
- Klotrimazol troche (10 mg): Günde 5 kez, ağızda yavaşça eritilir. Tedavi süresi 14 gün.
- Sistemik antifungal ajanlar (İkinci basamak):
- Flukonazol: İlk gün 200 mg yükleme dozu, ardından 100-200 mg/gün dozunda 14-21 gün süreyle. Karaciğer fonksiyon testleri tedavi öncesi ve sırasında izlenmelidir (AST/ALT normal: <40 U/L).
- İtrakonazol: 200 mg/gün dozunda 14-21 gün. Asidik ortamda emilimi artığından aç karnına alınması önerilir. Çok sayıda ilaç etkileşimi nedeniyle dikkatli kullanılmalıdır.
- Posakonazol: Flukonazol ve itrakonazole dirençli Candida türlerinde 400 mg/gün (ikiye bölünerek) dozunda kullanılabilir.
Predispozan Faktörlerin Yönetimi
- Diyabet kontrolü: HbA1c hedefi <%7 olacak şekilde antidiyabetik tedavi optimize edilmelidir.
- İnhaler kortikosteroid tekniği: İnhaler kullanımı sonrası ağzın su ile çalkalanması zorunludur. Spacer cihaz kullanımı orofarengeal Candida kolonizasyonunu azaltır.
- Sigara bırakma: Sigara bırakma desteği (nikotin replasman tedavisi, vareniklin veya bupropion) sağlanmalıdır.
- Protez bakımı: Protezler gece çıkarılmalı, günlük temizlenmeli ve haftada bir kez %0,12 klorheksidin veya %2 sodyum hipoklorit solüsyonunda dezenfekte edilmelidir.
- Nutrisyonel destek: Saptanan eksiklikler (demir, B12, folat) uygun dozda replasman tedavisi ile düzeltilmelidir.
Cerrahi Tedavi
Cerrahi eksizyon, sadece aşağıdaki durumlarda endikedir:
- Biyopside displazi veya malignite saptanması
- Antifungal tedaviye rağmen 4-6 hafta içinde yanıt alınamaması
- Lezyonun progresif büyümesi veya klinik özelliklerinde değişiklik
- Hastanın estetik veya psikolojik endişeleri nedeniyle cerrahi talep etmesi
Komplikasyonlar
MRG genellikle benign bir lezyon olmakla birlikte, bazı durumlarda komplikasyonlara yol açabilir:
- Kronik enfeksiyon ve rekürens: Predispozan faktörler düzeltilmediğinde, antifungal tedavi sonrası lezyonun tekrarlama oranı %20-40 arasındadır. Özellikle sigara içmeye devam eden ve diyabeti kontrolsüz olan hastalarda rekürens riski yüksektir.
- Orofarengeal kandidiyazın yayılması: İmmünosupresif hastalarda MRG'deki Candida enfeksiyonu, özofagusa ve alt solunum yollarına yayılarak özofageal kandidiyaz veya pulmoner kandidiyaz gelişimine neden olabilir.
- Displastik değişim riski: Nadir olmakla birlikte, kronik enflamasyon ve psödoepitelyomatöz hiperplazi zemininde displastik değişiklikler gelişebilir. Bu nedenle lobüle, hızlı büyüyen veya atipik görünümlü lezyonların biyopsi ile değerlendirilmesi önerilir.
- Psikolojik etki: Kanser korkusu (kanserofobik anksiyete) hastaların önemli bir bölümünde görülür ve yaşam kalitesini olumsuz etkiler.
- Yutma ve beslenme güçlüğü: Büyük boyutlu veya semptomatik lezyonlarda baharatlı ve asitli gıdaların tüketiminde güçlük yaşanabilir.
Korunma Yöntemleri
MRG gelişme riskini azaltmak ve tedavi sonrası rekürensı önlemek için uygulanması gereken koruyucu önlemler şunlardır:
- Sigara bırakma: Sigara kullanımının sonlandırılması, MRG riskini azaltmada en etkili bireysel müdahaledir. Sigara bırakmadan 6-12 ay sonra oral Candida kolonizasyonunda belirgin azalma saptanır.
- Kan şekeri kontrolü: Diyabetik hastalarda HbA1c düzeyinin %7 altında tutulması, oral kandidiyaz ve MRG riskini önemli ölçüde azaltır.
- İnhaler tekniği eğitimi: İnhaler kortikosteroid kullanan hastalara doğru inhalasyon tekniği öğretilmeli ve her kullanım sonrası ağzın su ile çalkalanması gerekliliği vurgulanmalıdır.
- Oral hijyen optimizasyonu: Günde en az iki kez diş fırçalama, günlük diş ipi kullanımı ve dil temizleyici ile dil yüzeyinin temizlenmesi önerilir.
- Protez bakımı: Çıkarılabilir protezler her gece çıkarılmalı, mekanik olarak fırçalanmalı ve antimikrobiyal solüsyonda dezenfekte edilmelidir.
- Probiyotik desteği: Oral probiyotikler (özellikle Lactobacillus türleri), Candida kolonizasyonunu azaltmada yardımcı olabilir.
- İmmün sistemin güçlendirilmesi: Dengeli beslenme, düzenli egzersiz, yeterli uyku ve stres yönetimi ile genel immün fonksiyonların optimizasyonu sağlanmalıdır.
- Düzenli diş kontrolü: 6 ayda bir yapılan diş hekimi kontrollerinde oral mukoza sistematik olarak değerlendirilmelidir.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?
Aşağıdaki durumlarda zaman kaybetmeden bir ağız ve diş sağlığı uzmanına başvurulmalıdır:
- Dilde 2 haftadan uzun süren kırmızı, papillasız bir alan fark edildiyse
- Lezyonun boyutunda giderek artış gözleniyorsa
- Lezyon bölgesinde sertlik, nodülarite veya ülserasyon gelişmişse
- Dilde yanma, ağrı veya yutma güçlüğü yaşanıyorsa
- Sert damakta lezyona karşılık gelen eritematöz bir alan (kissing lesion) saptandıysa
- Boyunda elle hissedilebilen şişlik veya lenf nodu büyümesi varsa
- Antifungal tedaviye rağmen lezyon 4 hafta içinde küçülmüyor veya büyümeye devam ediyorsa
- Sigara ve alkol kullanma öyküsü olan bireylerde herhangi bir dil lezyonu fark edildiyse
- Genel sağlık durumunda açıklanamayan kötüleşme (kilo kaybı, yorgunluk, ateş) eşlik ediyorsa
Median romboid glossit, doğru tanı ve uygun tedavi ile başarılı şekilde yönetilebilen bir oral patolojidir. Ancak lezyonun maligniteyi taklit edebilmesi nedeniyle profesyonel değerlendirmenin geciktirilmemesi büyük önem taşımaktadır. Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, median romboid glossit dahil tüm oral mukoza lezyonlarının tanı, ayırıcı tanı ve tedavisinde ileri düzey klinik deneyim ve güncel bilimsel yaklaşımlarla hastalarımıza en kapsamlı sağlık hizmetini sunmaktadır.






