Göz Hastalıkları

Dar Açılı Glokomda Göz İçi Delik Açma

Dar Açılı Glokomda Göz İçi Delik Açma nedir ve nasıl ele alınır; bilgilendirici içerik.

Göz, içinde sürekli sıvı üretilen ve bu sıvıyı sürekli boşaltan kapalı bir sistemdir. Üretim ve boşaltma dengede olduğu sürece göz içi basıncı belirli bir aralıkta kalır; bu basınç gözün küresel şeklini korur. Ancak boşaltma yolu kapanırsa, üretim devam ettiği için basınç hızla yükselir. Bu yükseliş, gözün en değerli yapısı olan görme sinirini doğrudan tehdit eder.

Bazı gözlerin yapısı, bu boşaltma yolunun kapanmasına eğilimlidir. Gözün ön bölümü göreceli olarak dardır; sıvının süzülerek çıktığı köşe alanı, açık bir kanal yerine ancak aralık kalan bir yarık gibidir. Bu tür gözlerde, gözbebeğinin genişlediği bir anda ya da yavaş bir süreç içinde bu yarık tamamen kapanabilir. Kapanma ani olursa, saatler içinde görmeyi tehdit eden bir kriz tablosu ortaya çıkar.

Lazer iridotomi, bu riski taşıyan gözlerde uygulanan koruyucu bir işlemdir. Renkli tabakada mikroskobik bir delik açılarak, sıvıya alternatif ve kısa bir geçiş yolu kazandırılır. Bu basit fikir, gözün ön bölümündeki basınç dengesini kökten değiştirir ve kapanma mekanizmasını devre dışı bırakır. Bu yazıda dar açılı glokomun neden tehlikeli olduğu, işlemin nasıl yapıldığı, ne hissedildiği, olası yan etkileri ve koruyuculuğunun ne kadar sürdüğü ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

Lazer İridotomi Nedir?

Lazer iridotomi, gözün renkli tabakası olan iriste lazer ışını kullanılarak küçük bir delik açılması işlemidir. Açılan delik genellikle bir toplu iğne başından bile küçüktür; çapı yarım milimetre dolayındadır. Buna rağmen bu minik açıklık, gözün ön bölümündeki sıvı dolaşımını temelden değiştirecek güçtedir. İşlem, gözün ön yüzeyine yapılan bir kesi olmadan, tamamen dışarıdan gönderilen ışınla gerçekleştirilir.

İşlemin amacını anlamak için gözün sıvı yolunu izlemek gerekir. Göz içi sıvısı, irisin arkasında bulunan bir yapı tarafından üretilir. Üretildiği yerden gözbebeğinden geçerek irisin önüne çıkar, ön bölümü dolaşır ve irisin kök kısmıyla korneanın buluştuğu köşedeki süzgeç ağından dışarı boşalır. Bu, tek yönlü ve tek geçitli bir yoldur. Tüm sıvının gözbebeğinden geçmek zorunda olması, bu sistemin zayıf noktasıdır.

Lazerle açılan delik, bu tek geçide bir yan yol ekler. Artık sıvı, irisin arkasından gözbebeğine ulaşmak zorunda değildir; doğrudan iristeki delikten öne geçebilir. Bu ek yol, irisin arkası ile önü arasındaki basınç farkını ortadan kaldırır. Basınç farkı yoksa, iris öne doğru itilmez; kök kısmı köşe alanına bindirmez ve süzgeç ağı açık kalır. Kısacası delik, kapanma mekanizmasının temelindeki basınç farkını ortadan kaldırır.

İşlemde genellikle YAG lazeri kullanılır; bazı durumlarda öncesinde farklı bir lazerle irisin o bölgesi inceltilir. YAG lazerinin özelliği, çok kısa süreli darbeler halinde çok küçük bir noktaya odaklanmasıdır. Odak noktasında oluşan mikroskobik şok dalgası, dokuyu tam o noktada ayırır. Enerji odak dışında etkisiz olduğu için kornea, mercek ve diğer yapılar zarar görmez. Delik açıldığında kalıcıdır; yara gibi kapanmaz, çünkü kenarları geri çekilir.

Dar Açılı Glokom Neden Tehlikelidir ve Neden İridotomi Gerekir?

Dar açılı glokomun tehlikesi, hızından ve sessizliğinden gelir. Gözdeki basıncın yükselmesinin iki ana biçimi vardır. Açık açılı tipte süzgeç ağı yerinde durur ama süzme yeteneğini yavaş yavaş yitirir; basınç yıllar içinde sinsice yükselir ve kişi hiçbir şey hissetmez. Dar açılı tipte ise mekanik bir kapanma söz konusudur; iris kökü süzgeç ağının önüne gelir ve kanalı fiziksel olarak örter. Bu örtme saniyeler içinde tamamlanabilir.

Kapanma tam olduğunda, sıvı üretimi durmadığı için basınç dramatik biçimde yükselir. Normal düzeyin birkaç katına çıkabilir. Bu, gözün ön bölümünde yoğun bir ödeme, kornea bulanıklığına, şiddetli ağrıya ve görmenin hızla azalmasına yol açar. Ancak asıl tehlike, görme sinirine binen basıncın sinir liflerini boğmasıdır. Sinir lifleri yüksek basınca uzun süre dayanamaz; saatler içinde geri dönüşü olmayan hasar başlar. Bu nedenle akut kapanma krizi, göz hekimliğindeki acil durumlardan biridir.

Kriz tablosu tipik olarak şu belirtilerle gelir: gözde ve o taraf başta şiddetli ağrı, görmede ani bulanıklaşma, ışıklar etrafında gökkuşağı benzeri halkalar görme, gözde belirgin kızarıklık ve bulantı ile kusma. Bulantı ve kusma o kadar baskın olabilir ki, tablo bir mide rahatsızlığı ya da migren sanılabilir ve göz gözden kaçabilir. Bu gecikme, kalıcı hasar açısından maliyetlidir.

Kapanmanın nedenini anlamak, iridotominin mantığını da açıklar. Sıvı, irisin arkasından gözbebeğine ulaşmak için mercek ile iris arasındaki dar aralıktan geçmek zorundadır. Bu aralık daralınca sıvı geçişi zorlaşır ve irisin arkasında basınç birikir. Biriken basınç irisi öne doğru bombeleştirir; şişmiş bir yelken gibi öne kabaran iris, kökünden itibaren köşe alanına yaslanır. Zaten dar olan bu köşe, bu itmeyle tamamen kapanır. Bu mekanizmaya gözbebeği bloğu denir ve dar açılı glokomun en yaygın nedenidir.

İridotomi tam bu mekanizmayı hedef alır. İristeki delik, sıvıya ikinci bir yol sunduğu için arka bölümde basınç birikemez. Basınç birikmezse iris öne kabarmaz; kabarmayınca köşeye yaslanmaz. İris düzleşir ve köşe alanı açık kalır. İşte bu nedenle bu kadar küçük bir delik bu kadar büyük bir koruma sağlar; delik, sorunu ortaya çıktıktan sonra tedavi etmez, ortaya çıkmasını engeller.

Lazer İridotomi Kimlere Uygulanır?

En net uygulama grubu, akut açı kapanması krizi geçirmiş kişilerdir. Kriz ilaçlarla kontrol altına alınıp basınç düşürüldükten ve kornea berraklaştıktan sonra, mümkün olan en kısa sürede iridotomi yapılır. Çünkü ilaçlar krizi geçici olarak çözer ama kapanmaya yol açan yapısal durumu değiştirmez; delik açılmazsa kriz tekrarlar. Bu kişilerde işlem, isteğe bağlı değil, gerekli kabul edilir.

İkinci grup, krizin daha yavaş ve sessiz biçimini yaşayanlardır. Bazı gözlerde köşe alanı bir anda değil, zamanla ve parça parça kapanır. İris kökü ile köşe duvarı arasında yapışıklıklar oluşur; bu yapışıklıklar kalıcıdır ve boşaltma alanını yavaş yavaş daraltır. Kişi hiçbir belirti hissetmez, ancak muayenede köşede yapışıklıklar ve basınçta yükselme saptanır. Bu kişilerde de iridotomi, kalan açık alanı korumak için uygulanır.

Üçüncü ve en kalabalık grup ise henüz hiçbir sorun yaşamamış ama riskli anatomiye sahip olanlardır. Rutin muayenede köşenin dar olduğu saptanan, kapanma açısından yüksek riskli görünen kişilerde iridotomi koruyucu amaçla önerilebilir. Bu karar kolay değildir; çünkü kişi sağlıklıdır ve işlemin kendisi bir risk taşır. Bu nedenle sadece köşenin dar görünmesi yeterli sayılmaz; kapanma tehdidinin gerçekliğini destekleyen ek bulgular aranır.

  • Akut açı kapanması krizi geçirmiş gözler
  • Kriz geçiren gözün diğer eşi olan riskli göz
  • Köşede yapışıklık ve basınç yüksekliği saptanan sessiz seyirli tablolar
  • Muayenede kapanma tehdidi belirgin olan dar köşeli gözler
  • Göz bebeği genişletici damla veya belirli ilaçlarla kriz riski taşıyanlar

Riskli anatomiyi belirleyen belirli özellikler vardır. Uzağı iyi göremeyip yakını rahat gören, yani gözü içe doğru kısa olan kişilerde ön bölüm doğal olarak daha sığdır. İleri yaş bir diğer etkendir; çünkü mercek yaşla birlikte kalınlaşır ve irisi öne doğru iter. Kadınlarda ön bölümün ortalama olarak daha sığ olduğu bilinir. Ailede açı kapanması öyküsü bulunması da riski artırır. Ayrıca gözbebeğini genişleten damlalar ve bazı ilaç grupları riskli gözlerde krizi tetikleyebilir.

Her dar köşe iridotomi gerektirmez. Muayenede köşenin dar görünmesi, kapanacağı anlamına gelmez; birçok kişi ömür boyu sorunsuz yaşar. Karar verirken köşenin ne kadar daraldığı, yapışıklık olup olmadığı, basıncın seyri, diğer gözün durumu, kişinin yaşı ve kullandığı ilaçlar birlikte değerlendirilir. Gereksiz işlem yapmamak da, gerekli işlemi ertelememek kadar önemlidir.

Lazer İridotomi Nasıl Yapılır?

İşlem poliklinik koşullarında, kişi oturur pozisyondayken yapılır. Ameliyathane, damar yolu veya hastanede yatış gerekmez. Öncesinde ayrıntılı muayene yapılır; göz içi basıncı ölçülür, köşe alanı özel bir aynalı lens yardımıyla değerlendirilir ve deliğin açılacağı en uygun bölge belirlenir. Kornea berrak olmalıdır; kriz sırasında kornea ödemli ve bulanıksa, önce ilaçlarla ödemin çözülmesi beklenir çünkü bulanık bir kornea lazerin odaklanmasını engeller.

Kritik bir hazırlık adımı, gözbebeğinin daraltılmasıdır. Bu, katarakt lazerinden en önemli farktır; orada gözbebeği genişletilirken burada tam tersi yapılır. Gözbebeğini daraltan damla uygulandığında iris gerilir ve incelir; germe, kalın bir dokuyu daha ince ve delinmesi kolay hale getirir. Aynı zamanda iris dokusu köşeye doğru toplandığı için, deliğin açılacağı çevresel bölge daha erişilebilir olur. Ayrıca işlem öncesinde göz içi basıncını düşüren koruyucu bir damla verilebilir.

Damlanın etkisini göstermesi için otuz dakika kadar beklendikten sonra, gözün yüzeyi uyuşturucu damla ile hissizleştirilir. Kişi lazer cihazının önüne oturur; çenesini desteğe, alnını banda yaslar. Göze özel bir temas lensi yerleştirilir. Bu lens göz kapaklarını açık tutar, gözün hareketini sınırlar, lazer ışınını hedef bölgeye yoğunlaştırır ve irisin çevresel bölümünü büyütülmüş olarak gösterir. Lens öncesinde koruyucu bir jel damlatılır.

Deliğin yeri özenle seçilir. Genellikle irisin üst kısmı tercih edilir; çünkü bu bölge üst göz kapağı tarafından örtülür ve delikten geçen ışığın rahatsız edici görsel etkiler yaratma olasılığı azalır. Ayrıca irisin çevresel kısmında, doğal olarak daha ince olan bir alan aranır; irisin dokusu her yerde aynı kalınlıkta değildir ve bazı bölgelerde kripta denilen çukurcuklar bulunur. Bu çukurcuklardan biri seçilirse, daha az enerjiyle delik açılabilir. Damar bulunan bölgelerden kaçınılır.

Ardından lazerin odak noktası iris yüzeyine ayarlanır ve atışlar başlar. Her atışta irisin o noktasında küçük bir açılma olur. Doku katman katman ayrılır. Delik tam olarak açıldığında, arkadaki koyu sıvı ile birlikte irisin arkasındaki pigment parçacıkları öne doğru püskürür; bu görüntü, deliğin gerçekten tam kat açıldığının en güvenilir kanıtıdır. Bu doğrulama önemlidir; yarım kalmış bir delik hiçbir işe yaramaz, çünkü sıvı geçişi sağlanmamıştır. Delik biraz genişletilir ve işlem sonlandırılır. Kalın ve koyu renkli irislerde daha fazla atış ve enerji gerekebilir; bazı durumlarda önce farklı bir lazerle bölge inceltilip sonra YAG ile delik tamamlanır.

İşlem Sırasında Ağrı Hissedilir mi, Anestezi Nasıl Yapılır?

İşlem, damla anestezisi ile yapılır. Gözün yüzeyine uygulanan uyuşturucu damla, temas lensinin verdiği rahatsızlığı ortadan kaldırır. İğne yapılmaz, genel anestezi verilmez, damar yolu açılmaz. Bu, işlemin en pratik yönlerinden biridir; kişi kendi başına gelir ve aynı gün evine döner.

Ağrı açısından lazer iridotomi, katarakt sonrası yapılan zar lazerinden biraz daha hissedilir bir işlemdir. Bunun nedeni hedef dokudur. Arka kapsül zarı sinirsiz bir dokudur; iris ise damar ve sinir açısından zengin, canlı bir dokudur. Bu nedenle atışlar sırasında kişi kısa süreli batma, zonklama, iğnelenme veya gözün derinliğinde bir sızı hissedebilir. Bu his her atışta bir saniyeden kısa sürer ve atış bittiğinde kaybolur.

Rahatsızlığın şiddeti kişiden kişiye ve gözden göze değişir. Kalın ve koyu renkli irislerde daha fazla enerji gerekir; bu da daha belirgin his anlamına gelir. İnce ve açık renkli irislerde delik birkaç düşük enerjili atışla açılabilir ve kişi neredeyse hiçbir şey hissetmez. Ayrıca işlem sırasında verilen atış sayısı arttıkça, dokudaki toplam uyarı birikir ve son atışlar ilklerden daha rahatsız edici gelebilir.

Kişilerin bildirdiği diğer duyumlar arasında mikroskobun parlak ışığı, her atıştaki kısa çıt sesi ve gözün içinde bir kıpırtı hissi yer alır. Bazı kişiler işlem sırasında hafif baş dönmesi veya gözde sulanma tarif eder. İşlem boyunca en önemli katkı, gözü sabit tutmak ve istenen noktaya bakmaktır; hareket, odaklamayı bozar ve atışın hedeften kaymasına yol açabilir. Temas lensi bu konuda büyük yardım sağlar.

İşlemden sonra birkaç saat boyunca gözde hafif bir batma, sulanma, kızarıklık ve yabancı cisim hissi olabilir; bu, temas lensinin yüzeyde bıraktığı geçici tahriştendir. Ayrıca gözbebeğini daraltan damlanın etkisiyle ışığa uyum bozulur ve karanlıkta görme zorlaşır; alın bölgesinde hafif bir gerginlik hissedilebilir. Bu etkiler birkaç saat içinde geçer.

Lazer İridotomi İşlemi Ne Kadar Sürer?

Lazer atışlarının yapıldığı asıl bölüm oldukça kısadır. Uygun anatomiye sahip, ince ve açık renkli bir iriste delik iki ile beş dakika içinde açılabilir; bazen birkaç atış yeterlidir. Kalın, koyu renkli veya kripta bulunmayan düz yüzeyli irislerde ise daha fazla atış gerekir ve süre on dakikaya yaklaşabilir. Kriz sonrası ödemli ve kalınlaşmış bir iriste işlem daha zorlayıcıdır.

Toplam hastanede geçirilen süre bundan uzundur. Gözbebeğini daraltan damlanın etkisini göstermesi için beklenen otuz dakika, işlem öncesi muayene ve köşe değerlendirmesi, işlem sonrası basınç kontrolü için beklenen bir ile üç saatlik gözlem hesaba katıldığında kişi genellikle iki ile dört saat kadar kalır. Bu sürenin büyük bölümü bekleme ve gözlemdir; asıl işlem çok kısadır.

Her iki göze işlem planlanmışsa, yaklaşım değişebilir. Bazı durumlarda iki göz aynı seansta yapılır; bu, kişinin ikinci kez gelmesini gerektirmediği için pratiktir. Ancak her iki gözde de aynı anda basınç yükselmesi veya iltihabi tepki gelişme olasılığı vardır; bu nedenle bazı yaklaşımlarda gözler farklı günlerde yapılır. İki göz aynı seansta yapıldığında toplam süre doğal olarak uzar.

İşlemin bir seansta tamamlanamadığı durumlar da olur. Çok kalın bir iriste, tek seferde yüksek enerji vermek yerine işlem yarıda bırakılıp birkaç gün sonra tamamlanabilir. Bu, gereksiz doku hasarını ve şiddetli iltihabi tepkiyi önlemek için tercih edilen bir güvenlik yaklaşımıdır. Benzer şekilde, kriz sırasında kornea çok ödemliyse lazer ertelenir; ödem çözüldükten sonra işleme geçilir.

İşlemden Sonra İyileşme Süreci Nasıldır?

İyileşme süreci hızlı ve büyük ölçüde sorunsuzdur. İşlem sonrası genellikle birkaç gün ile bir hafta arasında iltihap önleyici damla verilir. Lazerin iriste yarattığı uyarı, gözün ön bölümünde hafif bir tepkiye yol açar; bu tepki damla ile kolayca bastırılır. Ayrıca göz içi basıncının geçici yükselmesini önlemek için basınç düşürücü damla eklenebilir. Kişi zaten göz tansiyonu damlası kullanıyorsa, bunlara aksatmadan devam edilir.

Günlük yaşam kısıtlaması hemen hemen yoktur. Ertesi gün işe dönülebilir, banyo yapılabilir, yüz yıkanabilir. Gözün kapatılması, koruyucu bant takılması veya özel bir pozisyonda yatılması gerekmez. Yalnızca işlem günü, gözbebeğini daraltan damlanın etkisi sürerken karanlıkta görüş bozuk olacağı için araç kullanılmaması ve dikkat gerektiren işlerden uzak durulması önerilir. Gözü ovuşturmaktan kaçınmak, ilk günlerdeki tek pratik uyarıdır.

İlk günlerde beklenen bazı duyumlar vardır: hafif kızarıklık, sulanma, gözde batma hissi ve ışığa karşı geçici hassasiyet. Bazı kişilerde görüşte hafif bulanıklık olabilir; bu, iltihabi tepkiye ve pigment parçacıklarının ön bölümde dolaşmasına bağlıdır. Bu parçacıklar birkaç gün içinde emilir ve görüş berraklaşır. Bu belirtilerin tümü günler içinde kendiliğinden geriler.

Kontrol muayeneleri iyileşmenin ayrılmaz parçasıdır. İlk kontrol genellikle işlemden birkaç gün ile bir hafta sonra yapılır. Bu muayenede iki şey aranır: deliğin açık ve tam kat olup olmadığı ve köşe alanının gerçekten açılıp açılmadığı. Delik, ışığın irisin arkasından geçtiği kırmızı bir refle olarak görülür; bu görüntü, deliğin çalıştığını gösterir. Köşe alanı ise özel aynalı lens ile yeniden değerlendirilir; irisin düzleştiği ve köşenin açıldığı doğrulanır.

Bu doğrulama kritik önemdedir çünkü işlem her zaman beklenen sonucu vermeyebilir. Bazı gözlerde köşe kapanmasının nedeni sadece gözbebeği bloğu değildir; irisin kök kısmının kalın ve dik yerleşimli olması gibi ek mekanizmalar bulunabilir. Bu durumda delik açılsa bile köşe tam açılmaz ve ek tedavi gerekir. Ayrıca daha önce oluşmuş kalıcı yapışıklıklar varsa, iridotomi bunları çözemez; sadece yenilerinin oluşmasını engeller. Bu nedenle işlem sonrası köşe değerlendirmesi, işlemin kendisi kadar önemlidir.

Lazer İridotominin Riskleri ve Yan Etkileri Nelerdir?

En sık görülen erken yan etki, göz içi basıncının geçici yükselmesidir. İşlem sırasında irisin arkasından öne püsküren pigment parçacıkları, boşaltma ağının gözeneklerini geçici olarak tıkayabilir. Buna iltihabi tepkinin hücreleri de eklenir. Basınç genellikle ilk saatlerde yükselir, bu nedenle işlem sonrası gözlem yapılır. Çoğu kişide bir gün içinde normale döner; damla ile kontrol edilebilir.

Kanama, bu işlemin katarakt sonrası zar lazerinden ayrılan bir riskidir. İris damar açısından zengindir; lazer atışı bir damara denk gelirse kanama olabilir. Bu genellikle küçük çaplıdır ve temas lensiyle göze birkaç saniye basınç uygulanarak durdurulur. Kan sulandırıcı kullanan kişilerde risk artar; bu nedenle işlem öncesinde kullanılan ilaçlar sorgulanır. Nadiren kan ön bölümde birikip görmeyi geçici olarak bulanıklaştırabilir; birkaç gün içinde emilir.

İltihabi tepki hemen her gözde bir dereceye kadar oluşur ve damla ile hızla geriler. Ancak nadiren şiddetli olabilir; özellikle çok sayıda atış gerekmiş, kalın irisli gözlerde. Şiddetli tepki, ön bölümde yapışıklıklara yol açabilir. Ayrıca lazer atışının hedefi biraz kaçırması durumunda korneada geçici bir bulanıklık veya mercek ön yüzeyinde küçük bir iz oluşabilir. Bu izler genellikle görüşü etkilemez, ancak mercek yüzeyinde zamanla küçük bir bulanıklık gelişebileceği bilinir.

  • İşlem sonrası ilk saatlerde geçici göz içi basınç yükselmesi
  • İristen kaynaklanan küçük kanama
  • Gözün ön bölümünde geçici iltihabi tepki
  • Işık çizgileri, hale veya kamaşma gibi görsel rahatsızlıklar
  • Nadiren mercek ön yüzeyinde iz, kornea bulanıklığı ve deliğin zamanla kapanması

Deliğin kapanması da olası bir sorundur. Küçük açılmış veya yarım kalmış delikler, iris dokusunun kenardan büyümesiyle zamanla kapanabilir. Bu, koruyuculuğun yitirilmesi anlamına gelir ve kişi tekrar risk altına girer. Bu nedenle delik yeterli çapta açılır ve kontrollerde açık olduğu doğrulanır. Kapanma saptanırsa, aynı bölge yeniden açılabilir veya farklı bir bölgede yeni bir delik oluşturulabilir.

Bu risklerin tamamı değerlendirildiğinde, lazer iridotomi genel olarak güvenli bir işlem kabul edilir. Riskler çoğunlukla hafif ve geçicidir. Karşılaştırıldığında, önlemeye çalıştığı durum yani akut açı kapanması krizi, saatler içinde kalıcı görme kaybına yol açabilen bir tablodur. Bu denge, işlemin uygun kişilerde önerilmesinin temel gerekçesidir.

İridotomi Sonrası Işık Çizgisi veya Kamaşma Görülür mü?

Bu, işlem sonrası en çok merak edilen ve bazı kişileri gerçekten rahatsız eden konudur. Evet, bir bölüm kişide görsel rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Kişiler bunu genellikle şöyle tarif eder: görüş alanının bir kenarında ince bir ışık çizgisi, ışık kaynaklarının etrafında ikinci bir hale, hafif bir gölge, yarım ay şeklinde bir parlaklık veya genel bir kamaşma hissi. Bu belirtiler özellikle parlak ortamlarda ve gece ışıklara bakarken belirginleşir.

Bunun mekanizması anlaşılırdır. Normalde iris, gözbebeği dışındaki tüm alanı örten ışık geçirmez bir perdedir; ışık yalnızca gözbebeğinden içeri girer. Açılan delik, bu perdede ikinci bir açıklık yaratır. Bu delikten giren ışık huzmesi, gözbebeğinden gelen ana huzmeyle aynı noktaya odaklanmaz; retinaya farklı bir açıyla düşer. Beyin bu ikinci huzmeyi, esas görüntünün yanında bir çizgi, hale veya gölge olarak yorumlar.

Bu nedenle deliğin yeri özenle seçilir. Üst kısmın tercih edilmesinin başlıca nedeni budur: üst göz kapağı normalde irisin üst bölümünü kısmen örter; kapak deliği de örterse, oradan ışık girmez ve görsel rahatsızlık oluşmaz. Ancak kapağın örtme derecesi kişiden kişiye değişir. Kapağı yüksek olan veya deliğin kapak kenarının tam sınırında kaldığı kişilerde, kapak deliği tam örtmez ve bu kez kenardan sızan ışık, sürekli bir çizgi olarak algılanabilir. Bu nedenle bazı yaklaşımlarda delik, tamamen kapak altında kalacak şekilde ya da tam tersine kapaktan uzak, yan tarafta konumlandırılır.

Deliğin boyutu da etkilidir. Çok büyük bir delik daha fazla ışık geçirir ve rahatsızlık olasılığını artırır. Bu nedenle delik, işlevini görecek en küçük çapta tutulmaya çalışılır. Ayrıca kişinin iris renginin açık olması, irisin zaten bir miktar ışık geçirmesi anlamına gelir; bu kişilerde ek deliğin katkısı görece azdır.

Rahatsızlığın seyri hakkında iyi haber şudur: çoğu kişide zamanla belirgin şekilde azalır. Bunun iki nedeni vardır. Birincisi, beyin zamanla bu ek uyarıyı bastırmayı öğrenir; buna uyum denir ve haftalar içinde gelişir. İkincisi, bazı kişilerde delik çevresindeki iris dokusunda hafif bir değişim olur ve geçen ışık miktarı azalır. Kalıcı ve rahatsız edici düzeyde şikâyet, kişilerin küçük bir bölümünde görülür. Bu durumda kısmen ışık geçirmeyen özel kontakt lensler gibi seçenekler değerlendirilebilir.

İki Göze de İridotomi Yapılması Gerekir mi?

Bu sorunun yanıtı çoğu durumda evettir ve bunun güçlü bir gerekçesi vardır. Gözün ön bölümünün darlığı, kişinin genetik yapısıyla belirlenen bir anatomik özelliktir. İki göz aynı bedende, aynı genetik plana göre gelişir. Bu nedenle bir gözde kapanmaya yol açacak kadar dar bir yapı varsa, diğer gözün de büyük olasılıkla benzer bir yapıya sahip olduğu kabul edilir.

Bu, özellikle bir gözde akut kriz geçirmiş kişilerde kesin bir kural haline gelir. Kriz geçirmiş gözün diğer eşi, hiçbir belirti vermemiş olsa bile ciddi risk altındadır. Bu gözlerde, önlem alınmazsa yıllar içinde kriz gelişme olasılığının yüksek olduğu bilinir. Bu nedenle diğer göze koruyucu iridotomi, hastalıklı gözün tedavisiyle birlikte planlanır ve genellikle geciktirilmez.

Bu yaklaşımın mantığı basittir. Kriz geçirmiş göz, geç kalınmışsa bir miktar kalıcı hasar almış olabilir. O gözün görme yedeği azalmıştır. Bu durumda diğer göz, kişinin görme kapasitesinin büyük bölümünü taşır. Bu tek sağlam gözün de bir krizde kaybedilmesi, kişinin bağımsız yaşamını doğrudan tehdit eder. Küçük bir işlemle bu riskin ortadan kaldırılabilecek olması, kararı kolaylaştırır.

İşlemlerin zamanlaması yaklaşım farkı gösterebilir. Bazı durumlarda her iki göz aynı seansta yapılır; bu, tek gelişle işi bitirdiği için pratiktir. Bazı yaklaşımlarda ise gözler ayrı günlerde yapılır; böylece her iki gözde aynı anda basınç yükselmesi, kanama veya iltihabi tepki gelişmesi olasılığı ortadan kalkar ve kişi bir gözü işlem sonrası dönemdeyken diğeriyle rahatça görebilir. Bu tercih, kişinin durumuna ve genel değerlendirmeye göre belirlenir.

Nadir durumlarda diğer göze işlem yapılmayabilir. Örneğin diğer gözün anatomisi belirgin biçimde farklıysa ve köşesi geniş olarak değerlendirilmişse, işlem gerekmeyebilir. Ya da o gözde başka bir nedenle görme tamamen kaybolmuşsa, koruyucu işlemin anlamı kalmayabilir. Bunun dışında, kişinin işlemi kabul etmemesi durumunda yakın izlem ve gözbebeğini genişleten ilaçlardan kaçınma gibi önlemler konuşulur; ancak bu, iridotominin sağladığı korumanın yerini tutmaz.

Lazer İridotomi Göz Tansiyonu Krizini Önler mi, Kalıcı mıdır?

Lazer iridotomi, gözbebeği bloğuna bağlı açı kapanmasını önlemede oldukça etkilidir. Bu mekanizma, dar açılı glokomun büyük çoğunluğundan sorumludur ve iridotomi tam bu mekanizmayı hedef alır. Delik açıldıktan sonra irisin arkasında basınç birikemez; iris öne kabarmaz ve köşeye yaslanmaz. Bu nedenle işlem sonrası akut kriz riski büyük ölçüde ortadan kalkar. Kriz geçirmiş bir gözde iridotomi yapıldıktan sonra aynı tür krizin tekrarlaması beklenmez.

Delik kalıcıdır. Yeterli çapta açılmış ve tam kat olan bir delik, ömür boyu açık kalır. Kenarları geri çekildiği için kapanma eğilimi göstermez. Küçük bir bölüm kişide, özellikle delik yeterince büyük açılmamışsa veya işlem sonrası şiddetli iltihabi tepki gelişmişse, iris dokusu kenardan büyüyerek deliği kapatabilir. Bu nedenle kontrollerde deliğin açıklığının doğrulanması önemlidir; kapanma saptanırsa yeniden açılabilir.

Ancak koruyuculuğun sınırları vardır ve bu, işlemin doğru anlaşılması açısından kritiktir. İridotomi yalnızca gözbebeği bloğunu çözer. Bazı gözlerde köşe kapanmasının başka mekanizmaları da vardır. İrisin kök kısmının kalın olması ve köşeye adeta bir kalabalık gibi dolması, göz içi merceğin yaşla birlikte kalınlaşıp irisi öne itmesi ya da irisin arkasındaki yapıların irisi öne yaslaması gibi durumlarda delik açılsa bile köşe dar kalabilir. Bu kişilerde ek tedaviler gerekir.

Bir diğer önemli sınır, daha önce oluşmuş kalıcı yapışıklıklardır. Eğer iris kökü köşe duvarına yapışıp bir bağ dokusu oluşturmuşsa, bu yapışıklık iridotomi ile açılmaz. Delik, yeni yapışıklıkların oluşmasını engeller ama mevcut olanları çözmez. Yapışıklık ne kadar geniş bir alanı kapsıyorsa, boşaltma kapasitesi o kadar azalmış demektir. Bu kişilerde basınç, iridotomiye rağmen yüksek kalabilir ve damla tedavisi ya da başka girişimler gerekebilir.

Son olarak, iridotomi olan bir gözde zamanla açık açılı tipte bir basınç yüksekliği gelişebilir. Bunlar birbirinden bağımsız durumlardır; birinin varlığı diğerinden korumaz. Ayrıca yaş ilerledikçe mercek kalınlaşmaya devam eder ve ön bölüm daha da sığlaşabilir. Bu nedenle iridotomi yapılmış kişilerde takip sona ermez. Düzenli aralıklarla göz içi basıncı ölçülmeli, köşe alanı yeniden değerlendirilmeli, görme siniri incelenmeli ve görme alanı testi yapılmalıdır. İşlem, riski büyük ölçüde azaltan güçlü bir koruma sağlar; ancak takibin yerine geçmez.

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, muayene ve tedavinin yerine geçmez. Şikayetleriniz için lütfen ilgili uzman hekime başvurunuz.

Yayın tarihi: Son güncelleme:

Kaynakça

  1. National Eye Institute (NEI) — Glokom türleri ve tedavisinei.nih.gov/learn-about-eye-health/eye-conditions-and-diseases/glaucoma
  2. National Center for Biotechnology Information - StatPearls (NCBI) — Akut açı kapanması glokomuncbi.nlm.nih.gov/books/NBK430857
  3. Mayo Clinic — Dar açılı glokom belirti ve tedavisimayoclinic.org/diseases-conditions/glaucoma/diagnosis-treatment/drc-20372846

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Göz Hastalıkları Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

15 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.