Endovenöz lazer ablasyon, tıbbi kısaltmasıyla EVLA (Endovenous Laser Ablation), yüzeyel ven yetmezliğine bağlı gelişen varis hastalığının tedavisinde son yirmi yılda altın standart hâline gelmiş minimal invaziv damar cerrahisi yöntemidir. İşlem, klasik cerrahi safen ven çıkarma (stripping) operasyonunun yerini büyük ölçüde almış, hastalara daha az ağrı, daha hızlı iyileşme ve estetik açıdan çok daha tatmin edici bir seçenek sunmuştur. Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi, kronik venöz yetmezlik tanısı almış hastalar için endovenöz lazer ablasyon başta olmak üzere radyofrekans ablasyon, siyanoakrilat yapıştırıcı, mekanokimyasal ablasyon ve köpük skleroterapi seçeneklerini bütüncül bir tedavi algoritması içinde sunmaktadır. Bu yazıda EVLA yönteminin tanımı, çalışma prensibi, uygulama alanları, hazırlık aşamaları, işlem sırasında yaşananlar, iyileşme süreci, olası komplikasyonlar ve uygun olmayan hasta profilleri klinik ayrıntılarla ele alınmıştır. Amaç, bacak varisleri konusunda karar aşamasında olan hastaların bilinçli tercih yapabilmesi için tıbbi doğruluğu yüksek, güncel bir başvuru kaynağı sunmaktır.
Lazer Ablasyon Nasıl Tanımlanır?
Endovenöz lazer ablasyon, yetmezlik gelişmiş yüzeyel toplardamarların içine ultrason eşliğinde ince bir kateter aracılığıyla lazer fiberi yerleştirilmesi ve verilen yüksek enerjili ışıkla damar duvarında kontrollü termal hasar oluşturularak damarın kalıcı olarak kapatılması esasına dayanan endovasküler bir işlemdir. İşlemin ilk klinik uygulaması 1999 yılında Bone tarafından tanımlanmış, 2000'li yıllarda diode lazer teknolojisinin gelişmesi ve radial fiber jenerasyonunun devreye girmesiyle günümüzdeki modern hâline kavuşmuştur. Yöntem, damarı fiziksel olarak çıkarmak yerine yerinde termal olarak yok ettiği için stripping ameliyatındaki insizyonel travmayı, hematom miktarını ve iş gücü kaybını belirgin biçimde azaltır.
Lazer ablasyon terimi kalp ritim bozukluklarında kullanılan kardiyak ablasyon işlemleriyle karıştırılmamalıdır. Bu iki uygulama benzer isimlere sahip olsa da tamamen farklı hasta gruplarına, farklı klinik amaçlara ve farklı teknik ekipmanlara sahiptir. EVLA, kalp ve damar cerrahisi disiplininin damar hastalıkları alt uzmanlık alanına ait bir işlem olup büyük safen ven, küçük safen ven ve aksesuar safen dallarındaki kaçak akımın giderilmesi amacıyla uygulanır. Kardiyak ablasyon ise kardiyoloji tarafından atriyum veya ventrikül duvarındaki aritmi odaklarını hedefleyen ayrı bir girişimdir.
Yöntemin biyofiziksel temeli, lazer ışığının damar duvarında ve damar içindeki kan öğelerinde soğrulması sonucu ısı üretmesi, bu ısının kollajen liflerini denatüre etmesi, endotelyal tabakayı hasarlaması ve damarın fibrotik doku ile kalıcı olarak kapanmasını sağlamasıdır. Kapatılan damar zamanla küçük bir bağ dokusu şeridi hâline dönüşür ve fonksiyonel olarak dolaşımdan çıkar. Kanın normal akış yönünde derin ven sistemine yönlendirilmesi sayesinde reflü sona erer, semptomlar geriler ve ilerleyici komplikasyonların önüne geçilmiş olur. Böylece bacaklardaki venöz hipertansiyon tablosu ortadan kalkar, kılcal damar yatağındaki mikrosirkülatuvar bozukluk düzelir ve dokuların oksijenlenmesi normalleşir. Uzun vadede sadece semptomatik iyileşme değil, hastalığın progresyonunun durdurulması ve komplikasyon riskinin azaltılması da hedeflenir.
Lazer Ablasyonun Ana İşleyiş Mekanizması Nasıldır?
Endovenöz lazer ablasyonun temel işleyiş prensibi, seçilen dalga boyundaki lazer ışığının damar içindeki hemoglobin veya sudaki soğurulma katsayısı yüksek hedeflere odaklanması ve enerjinin ısıya dönüşerek damar duvarına aktarılmasıdır. İlk jenerasyon cihazlarda 810 nanometre dalga boyunda diode lazer kullanılmış, bu dalga boyu hemoglobin tarafından yoğun biçimde soğurulmuştur. Sonraki yıllarda 940, 980 ve 1064 nanometre dalga boyları geliştirilmiş, ardından 1319, 1320, 1470, 1500 ve 1540 nanometre gibi su moleküllerince soğurulan uzun dalga boylu cihazlar tercih edilir olmuştur. Günümüzde en yaygın kullanılan seçenek, 1470 nanometre dalga boylu radial fiberdir ve daha düşük ekimoz, daha az postoperatif ağrı sağladığı için altın standart kabul edilmektedir.
Fiber tipi de sonuçları belirleyen kritik bir faktördür. Erken dönemde kullanılan bare tip fiberler enerjiyi ucun ön yüzeyinden bir noktaya yoğun biçimde ilettiği için damar perforasyonu ve fokal termal hasar riski taşımıştır. Radial fiberler ise enerjiyi 360 derece çevresel şekilde uniform biçimde dağıttığından damar duvarında homojen ısı üretimi sağlar, bu da ekimoz oranını düşürür ve klinik başarıyı artırır. Tulip ve gold-tip gibi hibrit fiber jenerasyonları da belirli endikasyonlarda kullanılmaktadır. Seçilen fiberin tipi hem işlem başarısını hem de hastanın işlem sonrası konforunu doğrudan etkiler.
İşlemin dozimetrisi doğrusal endovenöz enerji yoğunluğu, kısaca LEED (Linear Endovenous Energy Density) parametresi ile ifade edilir ve santimetre başına 60 ila 100 joule aralığında verilmesi önerilir. Yetersiz enerji verilmesi damarın tam kapanmamasına ve rekanalizasyona yol açarken, aşırı enerji verilmesi çevre dokuda termal hasar ve komplikasyon riskini artırır. Lazer aktivasyonu sırasında fiber, damar içinde saniyede bir ila iki milimetre hızla geri çekilir veya otomatik çekim sistemleri kullanılır. Bu süreç boyunca ultrason görüntüleme ile eş zamanlı olarak fiber ucunun konumu, safenofemoral bileşke ile mesafesi ve tumesan sıvının yeterliliği devamlı kontrol edilir.
Lazer Ablasyonun Çok Branşlı Kullanım Sahaları ve Kapsamı Nelerdir?
Endovenöz lazer ablasyon, kalp ve damar cerrahisi pratiğinde en yaygın olarak kronik venöz yetmezliğe bağlı büyük safen ven, küçük safen ven ve aksesuar anterior veya posterior safen dallardaki reflü tedavisinde kullanılır. Semptomatik varikoz venlerin eşlik ettiği; bacaklarda ağrı, kramp, ağırlık hissi, yorgunluk, kaşıntı, ödem, retiküler venler ve telanjiektazi tablosu olan hastalarda EVLA öncelikli girişimsel seçenek olarak gündeme gelir. Ayrıca ilerlemiş venöz hastalık zemininde gelişen lipodermatoskleroz, hiperpigmentasyon, egzama ve iyileşmemiş venöz ülser tablolarında da hasar veren ana ven kaçağı EVLA ile ortadan kaldırıldığında ülser iyileşmesi belirgin biçimde hızlanır.
Uluslararası CEAP sınıflaması, uygulama kapsamının belirlenmesinde temel referanstır. Sınıflamanın C2 evresinde varikoz venler, C3 evresinde ödem, C4a evresinde pigmentasyon ve egzama, C4b evresinde lipodermatoskleroz, C5 evresinde iyileşmiş ülser ve C6 evresinde aktif ülser bulunmaktadır. Endovenöz lazer ablasyon, konservatif tedavi ile yeterli klinik yanıt alınamayan C2 ve üzeri tüm evrelerde önerilmektedir. Konservatif tedavi kapsamına düzenli medikal kompresyon çorabı kullanımı, kilo kontrolü, düzenli yürüyüş, bacak elevasyonu ve venotonik ilaçlar girmektedir. Bu önlemlere rağmen semptomlar sürüyor ya da ilerliyorsa girişimsel tedavi gündeme gelir.
Kalp ve damar cerrahisi disiplini içinde EVLA sadece izole bir işlem olarak değil, kombine tedavi algoritmalarının bir parçası olarak da uygulanır. Ana safen ven kapatıldıktan sonra kalan yüzeyel varikoz paketleri için ambulatuvar flebektomi veya köpük skleroterapi eş seansta yapılabilir. Perforan ven yetmezliği olan olgularda perforan lazer ablasyonu; küçük çaplı retiküler ven ve telanjiektazilerde ise transdermal lazer veya sıvı skleroterapi tamamlayıcı yöntem olarak devreye alınır. Böylece bacaktaki tüm patolojik yüzeyel ven ağı bütüncül biçimde tedavi edilir ve estetik sonuç en üst düzeye çıkarılır. Radyofrekans ablasyon 120 santigrat derecelik enerjiyle 20 saniyelik segmentler halinde damarı büzüştüren bir alternatif iken; mekanokimyasal ablasyon dönen bir tel ile eş zamanlı skleroterapi yapar ve tumesan anestezi gerektirmez. Siyanoakrilat bazlı VenaSeal sistemi ise özel bir yapıştırıcıyla damarı kapatır ve postoperatif kompresyon çorabı ihtiyacını ortadan kaldırır. Tüm bu seçenekler arasında karar, hastanın ven anatomisi, alerji öyküsü ve beklentileri gözetilerek verilir.
Lazer Ablasyon İşlemi Öncesinde Hangi Hazırlıklar ve Tetkikler Gereklidir?
İşlem öncesi hazırlık aşamasının en kritik unsuru ayrıntılı bir venöz dupleks ultrasonografi incelemesidir. Bu tetkik hem tanı hem tedavi planlaması için altın standart olarak kabul edilir. Ayakta pozisyonda yapılan dupleks ultrason ile safenofemoral bileşkede yarım saniyeden, tributer ven ve perforan venlerde ise 0.35 saniyeden uzun süren geri kaçak akım varlığı reflü olarak tanımlanır. Ven çapı, safen aksının seyri, tortiyozite, yüzey ile mesafe, anevrizmatik dilatasyon ve derin ven sisteminin açıklığı ayrıntılı biçimde haritalandırılır. Bu haritalama sayesinde fiber giriş noktası, işlem yapılacak segmentin uzunluğu ve verilecek toplam enerji miktarı önceden planlanır.
Ayrıntılı öykü ve fizik muayene, hazırlık aşamasının diğer temel unsurudur. Hastanın geçirilmiş derin ven trombozu, pulmoner emboli, koagülasyon bozukluğu, gebelik ve emzirme durumu, hormonal tedavi kullanımı, geçirilmiş bacak ameliyatları, periferik arter hastalığı belirtileri ve sistemik hastalıkları detaylı sorgulanır. Ayrıca daha önce uygulanmış varis tedavileri ve bunların sonuçları öğrenilir. Fizik muayenede bacaklardaki ödem, cilt renk değişiklikleri, ülser varlığı, palpabl variköz paketler ve ayak nabızları değerlendirilir. Periferik arter hastalığı şüphesinde ayak bileği kol indeksi ölçümü yapılır ve indeksin 0.6 altında olduğu vakalarda kompresyon çorap kullanımı riski nedeniyle strateji yeniden değerlendirilir.
Rutin laboratuvar tetkikleri arasında tam kan sayımı, koagülasyon testleri, açlık kan şekeri, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri ile enfeksiyon markerleri yer alır. Antikoagülan ilaç kullanan hastalarda ilaç kesim veya köprüleme planı önceden yapılır. İşlem günü hasta rahat kıyafetlerle gelmesi, bacaklarının traş edilmiş olması, işlem öncesi hafif bir kahvaltı yapması ve yanında bir refakatçi bulundurması konusunda bilgilendirilir. Ayrıca postoperatif dönemde giymesi gereken 20-30 mmHg basınç sınıfındaki medikal kompresyon çorabı işlem öncesinde ölçülerine göre temin edilir. Bu ayrıntılı hazırlık, hem işlem güvenliğini hem uzun dönem klinik başarıyı doğrudan etkiler.
Lazer Ablasyon Sırasında Hangi Anestezi Yöntemi Uygulanır ve İşlem Ne Kadar Sürer?
Endovenöz lazer ablasyon işleminin en belirgin avantajlarından biri, genel anestezi gerektirmemesidir. Standart uygulama, işlem yapılacak damarın çevresine perivenöz olarak enjekte edilen tumesan lokal anestezi yöntemine dayanır. Tumesan solüsyonu, izotonik sodyum klorür içine seyreltilmiş lidokain (yaklaşık %0.1 konsantrasyonda), adrenalin ve gerektiğinde bikarbonat katılarak hazırlanır ve ultrason eşliğinde damar çevresine 50 ila 200 mililitre hacimlerde uygulanır. Bu solüsyon üç ayrı işlevi bir arada görür: damarı çevre dokudan mekanik olarak izole eder, cilt ile damar arasındaki mesafeyi artırarak termal cilt yanığı riskini azaltır ve lokal anestezik etki ile hastanın ağrıyı hissetmesini engeller.
Ağrı eşiği düşük, anksiyeteli veya çift taraflı işlem planlanan hastalarda tumesan anesteziye ek olarak intravenöz sedasyon uygulanabilir. Genel anestezi ise nadir ve özel durumlarda tercih edilir. İşlem sırasında hasta genellikle uyanıktır, ekiple iletişim kurabilir, ancak damar içinde herhangi bir ağrı, yanma veya rahatsızlık hissetmez. Ultrason eşliğinde gerçekleştirilen ven punksiyonu ile 5-7 French kalibrede küçük bir kılıf yerleştirilir, ardından lazer fiber damar içinde ilerletilir. Fiber ucunun konumu safenofemoral veya safenopopliteal bileşkenin yaklaşık iki santimetre distaline getirilerek işlem başlar.
Tek taraflı bir safen ven ablasyonu, deneyimli ellerde ortalama 30 ila 60 dakika sürer. Çift taraflı işlemlerde bu süre 60 ila 90 dakika arasında değişir. Eş seansta yapılan ambulatuvar flebektomi veya köpük skleroterapi eklendiğinde toplam süre daha da uzayabilir. Buna karşın hasta genellikle işlem günü hastaneden ayrılır ve gece hastanede kalmaz. Günübirlik cerrahi mantığı içinde EVLA, hem hasta konforu hem hastane kaynak kullanımı hem de iş gücü kaybı açısından son derece verimli bir uygulamadır. İşlem sonrası hemen ayağa kalkılabilmesi ve kısa mesafede yürüyüş yapılabilmesi, yöntemin en belirgin ayırt edici özelliklerindendir.
Lazer Ablasyon Sonrası İyileşme Süreci Nasıl İlerler ve Günlük Hayata Ne Zaman Dönülür?
Endovenöz lazer ablasyon sonrası iyileşme süreci, klasik cerrahi stripping ameliyatı ile karşılaştırıldığında belirgin biçimde kısadır. İşlem biter bitmez bacak, elastik bandaj veya doğrudan medikal kompresyon çorabı ile sarılır ve hastanın ayağa kalkması istenir. İlk yürüyüş genellikle işlem masasından iner inmez yapılır ve bu erken mobilizasyon derin ven trombozu profilaksisi açısından çok kıymetlidir. Hasta işlem sonrası bir ila iki saat gözlem altında tutulduktan sonra evine gönderilir. Aynı gün hafif ev içi aktivitelere dönebilir, ancak uzun süre ayakta durma, ağır kaldırma, sıcak duş, sauna, hamam ve yoğun spor gibi aktivitelerden ilk hafta kaçınması önerilir.
Kompresyon çorabı kullanımı iyileşmenin en önemli unsurlarındandır. Standart uygulamada işlem sonrası ilk 24-48 saat çorap gece dahil çıkarılmadan giyilir. Sonraki dönemde gündüzleri düzenli, gece çıkarılabilir şekilde bir ila dört hafta arasında kullanım önerilir. Süre; işlem yapılan damarın çapı, verilen enerji miktarı, hastanın CEAP evresi ve klinisyenin protokolüne göre bireyselleştirilir. Ayrıca düşük moleküler ağırlıklı heparin ile kısa süreli tromboemboli profilaksisi, yüksek riskli hastalarda uygulanabilir. Ağrı kesici ihtiyacı çoğunlukla parasetamol veya nonsteroid antiinflamatuvarlar ile karşılanır ve genellikle üç dört gün içinde belirgin biçimde azalır.
Günlük hayata dönüş sürecinde ofis işi yapan hastalar ortalama iki üç gün içinde iş başı yapabilir. Fiziksel iş yapan, uzun süre ayakta duran veya ağır kaldıran meslek gruplarında ise yedi ila on dört gün istirahat önerilir. Yürüyüş, düzenli olarak günde birkaç kez tekrarlanan on beş dakikalık seanslar hâlinde teşvik edilir. Yüzme, koşu, bisiklet ve fitness gibi sporlara dönüş genellikle iki ila dört hafta sonrasına ertelenir. Sonuçların değerlendirilmesi için üçüncü gün, birinci ay, üçüncü ay, altıncı ay ve birinci yılda dupleks ultrason kontrolleri planlanır. Ven kapanmasının kalıcılığı, EHIT gelişip gelişmediği ve rekanalizasyon olup olmadığı bu kontroller sırasında değerlendirilir. Klinik başarı beş yıllık takiplerde yüzde 90 ile 98 arasında bildirilmekte, hastaların yaşam kalitesinde AVVQ ve CIVIQ gibi ölçeklerle belgelenmiş belirgin düzelme sağlanmaktadır.
Lazer Ablasyonun Olası Yan Etkileri ve Komplikasyon Riskleri Nelerdir?
Endovenöz lazer ablasyon oldukça güvenli bir işlem olmakla birlikte her tıbbi girişim gibi bazı yan etki ve komplikasyon risklerini barındırır. En sık karşılaşılan yan etkiler geçici karakterlidir ve büyük çoğunluğu klinik anlam taşımaz. İşlem sonrası ilk hafta boyunca fiber trasesi boyunca hafif orta düzeyde ağrı, gerginlik, hassasiyet ve ekimoz görülebilir. Bacakta yer yer morarma, hafif şişlik ve trasenin sertleşmesi hemen tüm hastalarda bir ölçüde bulunur ve iki üç hafta içinde kendiliğinden geriler. Radial fiber kullanımı ve doğru tumesan uygulaması bu yan etkilerin şiddetini belirgin biçimde azaltır. Safen sinire yakın segmentlerde geçici parestezi görülebilir ve bu durum genellikle birkaç hafta içinde spontan olarak düzelir.
Orta düzeyli komplikasyonların başında endovenöz ısı kaynaklı tromboz, tıbbi kısaltmasıyla EHIT (Endovenous Heat-Induced Thrombus) gelir. Bu komplikasyon safenofemoral veya safenopopliteal bileşkeye yakın segmentlerdeki termal etki ile ilişkilidir ve dört sınıfta değerlendirilir. Birinci sınıfta trombüs safen ven içinde sınırlı kalırken, dördüncü sınıfta trombüs derin ven içine doğru ilerlemiştir. Görülme sıklığı yüzde 1 ila 5 arasında bildirilmiş olup büyük çoğunluğu düşük dereceli tiptedir. Rutin postoperatif dupleks kontrolleri ile erken tanı konur ve aspirin veya düşük moleküler ağırlıklı heparin ile başarıyla tedavi edilir. Yüksek dereceli EHIT olguları antikoagülan tedavi altında yakın izlem gerektirir.
Ciddi komplikasyonlar oldukça nadirdir ancak bilinmelidir. Derin ven trombozu sıklığı yüzde 0.5 ile 1 arasında, semptomatik pulmoner emboli ise çok daha düşük oranda bildirilmektedir. Yetersiz tumesan uygulaması sonrasında ciltte termal yanık gelişebilir ve nadir olsa da skar oluşumuna yol açabilir. İşlem alanında enfeksiyon sıklığı yüzde 1 altında olup steril teknik ile en aza indirilir. İşlemden aylar sonra gelişebilecek geç dönem yan etkiler arasında hiperpigmentasyon ve matting olarak adlandırılan yeni retiküler ven ağı gelişimi yer alır. Rekürens oranı beş yıllık takipte bare fiber kullanımında yüzde 5 ila 10, radial fiber kullanımında ise yüzde 2 ila 5 arasında değişmektedir ve reoperasyon ihtiyacı yüzde 3 ile 8 aralığındadır. SVS, AVF, ESVS ve NICE gibi uluslararası kılavuzlar EVLA'yı yüksek düzey kanıtlı, güvenli ve etkin bir tedavi seçeneği olarak önermektedir.
Lazer Ablasyon Hangi Hastalarda Uygulanamaz ve Kimler İçin Uygun Değildir?
Endovenöz lazer ablasyon için kesin kontrendikasyonların başında aktif derin ven trombozu, geçirilmiş pulmoner emboli sonrası akut dönem ve tespit edilmiş belirgin trombofilik durumlar gelir. Bu hasta gruplarında yüzeyel ven sisteminin kapatılması, kollateral akım dinamiğini bozarak derin ven trombozu riskini artırabilir. Gebelik döneminde işlem uygulanmaz; doğum sonrası altıncı ayın tamamlanmasının ardından, emzirmenin de sonlanmasıyla birlikte tekrar değerlendirme yapılır. Uzun süreli hareketsizlik gerektiren ciddi nörolojik veya ortopedik durumlar, işlem sonrası mobilizasyon yapılamayacağı için EVLA'nın uygulanmasına engeldir. Aktif sistemik enfeksiyon, ateş ve girişim bölgesinde lokal cilt enfeksiyonu varlığı da işlemin ertelenmesini gerektirir.
Periferik arter hastalığı da işlemin uygulanabilirliğini sınırlayan önemli bir durumdur. Ayak bileği kol indeksinin 0.6 altında olduğu ileri arter hastalığında zorunlu olan medikal kompresyon çorabı kullanımı arteriyel dolaşımı daha da bozabileceğinden EVLA rutin olarak önerilmez. Ayrıca ven anatomisiyle ilgili bazı özellikler görece kontrendikasyon oluşturur. Ven çapının 15 milimetre üzerinde olduğu belirgin ektazik olgularda termal ablasyon başarısı düşer ve alternatif olarak siyanoakrilat yapıştırıcı veya klasik cerrahi düşünülür. Safen venin cilde bir santimetreden daha yakın seyrettiği yüzeyel segmentlerde termal cilt yanığı riski nedeniyle bölgesel yaklaşım değiştirilir. Aşırı tortiyoz ve düz ilerlemeyen ven trasesi de fiber yerleştirilmesini teknik olarak zorlaştırır.
Bu koşullardan bir veya birkaçının bulunduğu hastalarda kalp ve damar cerrahisi ekibi alternatif tedavi yöntemleri gündeme getirir. Radyofrekans ablasyon, mekanokimyasal ablasyon, siyanoakrilat yapıştırıcı ile ven kapatma, köpük skleroterapi ve seçilmiş olgularda klasik cerrahi stripping seçenekleri hastanın anatomisi, klinik evresi, eşlik eden hastalıkları ve tercihleri doğrultusunda bireyselleştirilir. Karar süreci multidisipliner bir yaklaşımla, dermatoloji, hematoloji ve gerektiğinde kardiyoloji uzmanlarıyla ortak yürütülür. Doğru hasta seçimi, EVLA'nın hem güvenlik hem uzun dönem klinik başarı açısından en yüksek performansı sergilemesini sağlayan temel unsurdur.
Bu yazıda yer alan bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde bireysel tanı, tedavi veya tıbbi öneri yerine geçmez. Bacaklarda ağrı, kramp, ödem, varis, cilt renk değişikliği veya ülser gibi kronik venöz yetmezlik belirtileri fark ettiğinizde vakit kaybetmeden bir kalp ve damar cerrahisi uzmanına başvurmanız kritik önem taşır. Erken dönemde tanı konulan yüzeyel ven yetmezliği hem daha kısa hem daha az komplikasyonlu tedavi süreçleriyle yönetilebilirken, geciken olgularda kalıcı cilt değişiklikleri ve iyileşmeyen venöz ülser gibi geri dönüşü zor tablolar gelişebilir. Kalp ve Damar Cerrahisi kliniğinde deneyimli ekip, ayrıntılı dupleks ultrason değerlendirmesinin ardından endovenöz lazer ablasyon başta olmak üzere tüm modern venöz tedavi seçeneklerini bireyselleştirilmiş algoritmalar içinde sunmaktadır. Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi, doğru zamanda doğru yöntemin uygulanmasını sağlayacak biçimde randevu ve muayene süreçlerinde size destek olmak üzere hazırdır.