Çocuk Hematoloji ve Onkoloji

KML Çocuklarda Prognoz: Tedavi Yanıtı ve Moleküler Remisyon ve Uzun Dönem Takip Açısından Değerlendirme

Çocuklarda kronik miyeloid löseminin prognozunu, moleküler remisyon takibini ve uzun dönem tedavi yanıtını Koru Hastanesi hematoloji biriminde kapsamlı olarak değerlendiriyoruz.

Kronik miyeloid lösemi (KML), çocukluk çağı lösemilerinin %2-3'ünü oluşturan nadir fakat klinik açıdan son derece önemli bir miyeloproliferatif neoplazmdir. Philadelphia kromozomu t(9;22)(q34;q11.2) translokasyonu sonucu oluşan BCR-ABL1 füzyon onkogeni hastalığın patognomonik moleküler belirtecidir. Çocukluk çağı KML'sinde prognoz değerlendirmesi, tedavi yanıtının izlenmesi ve moleküler remisyon hedefleri erişkin protokollerinden belirgin farklılıklar göstermektedir. Pediatrik KML insidansı yıllık milyonda 1-2 vaka olarak bildirilmekte olup adölesan dönemde rölatif sıklık artışı gözlenmektedir.

Kronik Miyeloid Löseminin Çocuklarda Genel Değerlendirmesi

KML'nin pediatrik formunda hastalık biyolojisi erişkinlerden farklı özellikler taşır. Çocuklarda tanı anında lökosit sayısı genellikle erişkinlere göre daha yüksektir ve splenomegali daha belirgindir. Hastalık üç fazda seyreder: kronik faz, akselere faz ve blastik kriz. Çocukların büyük çoğunluğu kronik fazda tanı almaktadır. Pediatrik KML'de BCR-ABL1 transkript tipi genellikle erişkinlerle benzer şekilde p210 (major BCR-ABL1) formundadır; ancak nadir p190 (minor BCR-ABL1) transkriptleri de bildirilmiştir.

Tanı anında yapılması gereken değerlendirmeler şunlardır:

  • Hemogram ve periferik yayma: Belirgin lökositoz (genellikle 100.000/µL üzeri), bazofili, eozinofili, tüm miyeloid serinin periferik kanda görülmesi
  • Kemik iliği aspirasyonu ve biyopsisi: Miyeloid hiperplazi, megakaryositik proliferasyon, blast oranının faz tayini için değerlendirilmesi
  • Sitogenetik analiz: Philadelphia kromozomunu saptamak için konvansiyonel karyotipleme ve FISH
  • Moleküler testler: RT-qPCR ile BCR-ABL1 transkript düzeyinin kantitatif ölçümü ve transkript tipinin belirlenmesi
  • Prognostik skorlama: Sokal, Hasford ve EUTOS skorları erişkin prognostik skorlama sistemlerinin pediatrik geçerliliği sınırlı olmakla birlikte başlangıç risk değerlendirmesinde kullanılabilir

Patofizyoloji ve Moleküler Mekanizmalar

BCR-ABL1 füzyon proteini konstitütif tirozin kinaz aktivitesi gösteren bir onkoproteindir. Bu anormal protein çok sayıda sinyal yolağını aktive ederek hücre proliferasyonunu artırır, apoptozu inhibe eder ve kemik iliği stromasına adezyonu bozar. RAS/MAPK, PI3K/AKT/mTOR, JAK/STAT ve MYC yolakları BCR-ABL1 tarafından aktive edilen başlıca sinyal kaskatlarıdır.

Çocuklarda hastalık progresyonu sırasında ek genetik anomaliler birikir. İzodisentrik Philadelphia kromozomu i(17q), trizomi 8, ikinci Philadelphia kromozomu ve IKZF1 delesyonları akselere faz ve blastik krize geçişte sıklıkla saptanan anomalilerdir. IKZF1 delesyonu özellikle lenfoid blastik kriz gelişimiyle güçlü korelasyon gösterir ve bağımsız olumsuz prognostik faktördür.

ABL1 kinaz domainindeki nokta mutasyonları tirozin kinaz inhibitörlerine (TKİ) direnç mekanizmalarının en önemlisidir. T315I mutasyonu birinci ve ikinci kuşak TKİ'lerin tümüne direnç oluşturur ve yalnızca ponatinib veya asciminib gibi yeni nesil ajanlarla aşılabilir. Diğer sık direnç mutasyonları arasında E255K, Y253H, F317L ve V299L sayılabilir.

Tedavi Yanıtı Değerlendirmesi ve Milestonelar

Hematolojik Yanıt

Tam hematolojik yanıt (THY), tedavinin ilk 3 ayı içinde hedeflenir. THY kriterleri şunlardır: lökosit sayısının 10.000/µL altına düşmesi, trombosit sayısının 450.000/µL altında olması, periferik yaymada immatür hücrelerin kaybolması ve splenomegalinin gerilemesi. THY sağlanamayan hastalarda tedavi başarısızlığı düşünülmelidir.

Sitogenetik Yanıt

Parsiyel sitogenetik yanıt (Ph+ metafaz %1-35) 3. ayda, tam sitogenetik yanıt (Ph+ metafaz %0) 6. ayda hedeflenir. 12. ayda tam sitogenetik yanıt sağlanamaması optimal olmayan yanıt olarak değerlendirilir ve tedavi değişikliği gündeme gelir.

Moleküler Yanıt

Erken moleküler yanıt (EMY), 3. ayda BCR-ABL1 IS %10 veya altında olarak tanımlanır ve güçlü prognostik öneme sahiptir. Major moleküler yanıt (MMY veya MR3) BCR-ABL1 IS %0.1 veya altıdır ve 12. ayda hedeflenir. Derin moleküler yanıt (DMY) kademeleri MR4 (%0.01 ve altı), MR4.5 (%0.0032 ve altı) ve MR5 (%0.001 ve altı) şeklinde tanımlanır ve tedavi sonlandırma kararlarında belirleyicidir.

Tirozin Kinaz İnhibitörleri ve Dozlama

Birinci Kuşak: İmatinib

İmatinib mesilat pediatrik KML tedavisinde altın standart birinci basamak ajandır. Çocuklarda önerilen doz 260-340 mg/m²/gün olup maksimum günlük doz 600 mg'ı aşmamalıdır. Kapsül veya tablet formunda oral yoldan uygulanır. En sık yan etkiler bulantı, kas krampları, döküntü, ödem ve kemik ağrısıdır. Büyüme üzerine olumsuz etkileri pediatrik hasta grubunda özellikle önem taşır; boy kısalması ve büyüme hormonu aksında değişiklikler bildirilmiştir.

İkinci Kuşak: Dasatinib

Dasatinib, imatinib intoleransı veya direnci durumunda kullanılan güçlü bir ikinci kuşak TKİ'dir. Pediatrik doz 60 mg/m²/gün olup günde tek doz oral yoldan uygulanır. SRC kinaz ailesi üzerinde de etkili olması nedeniyle BCR-ABL1 dışında çoklu kinazları inhibe eder. Plevral efüzyon, pulmoner hipertansiyon ve trombosit fonksiyon bozuklukları önemli yan etkilerindendir. Dasatinibin kan-beyin bariyerini geçme kapasitesi SSS tutulumu olan hastalarda avantaj sağlar.

İkinci Kuşak: Nilotinib

Nilotinib, BCR-ABL1'e yüksek selektivitesi ile öne çıkan bir TKİ'dir. Pediatrik kullanımda 230 mg/m² günde iki kez, aç karnına verilmektedir. QT uzaması, pankreatit, hepatotoksisite ve vasküler olaylar izlenmesi gereken yan etkilerdir. Lipid profili ve glukoz metabolizması düzenli takip edilmelidir. Yiyecekle birlikte alınması biyoyararlanımı önemli ölçüde artırarak toksisiteyi yükselteceğinden mutlaka aç karnına alınmalıdır.

Üçüncü Kuşak ve Yeni Nesil Ajanlar

Ponatinib, T315I mutasyonu dahil tüm bilinen direnç mutasyonlarına etkili olan üçüncü kuşak TKİ'dir. Pediatrik veri sınırlı olmakla birlikte erişkin dozundan vücut yüzey alanına göre ayarlama yapılır. Vasküler oklüzif olaylar en ciddi yan etkisidir. Asciminib, allosterik BCR-ABL1 inhibitörü olarak ATP bağlanma bölgesi dışında bir mekanizmaya sahiptir ve çoklu TKİ direnci olan hastalarda umut vadeder.

Moleküler Remisyon ve Tedavi Sonlandırma

Tedavisiz remisyon (TFR) kavramı, yeterli süre ve derinlikte moleküler yanıt sağlanan hastalarda TKİ tedavisinin güvenle kesilebilmesi anlamına gelir. Erişkin çalışmalarında (STIM, EURO-SKI) en az 2 yıl süren derin moleküler yanıt sonrası tedavi kesildiğinde hastaların %40-60'ının remisyonda kaldığı gösterilmiştir.

Çocuklarda TFR verileri son derece sınırlıdır ve şu kriterler önerilmektedir:

  • En az 3 yıl süreyle kesintisiz derin moleküler yanıt (MR4 veya daha derin)
  • Toplam TKİ tedavi süresinin en az 5 yıl olması
  • Güvenilir ve düzenli moleküler izlem altyapısının bulunması
  • BCR-ABL1 IS düzeyinin aylık olarak en az 12 ay, ardından 6 haftada bir izlenebilmesi
  • Hasta ve ailenin tedavi kesintisi riskleri konusunda bilgilendirilmesi ve uyumunun değerlendirilmesi

Tedavi kesilmesi sonrası moleküler nüks (MMY kaybı) durumunda TKİ yeniden başlandığında hastaların büyük çoğunluğunda tekrar derin moleküler yanıt sağlanabilir. Bu geri dönüşümlülük TFR yaklaşımının güvenlik profilini desteklemektedir.

Ayırıcı Tanı

  • Juvenil miyelomonositik lösemi (JMML): Küçük çocuklarda Philadelphia kromozomu negatif miyeloproliferatif hastalık olup monositoz, hepatosplenomegali ve HbF yüksekliği ile karakterizedir. BCR-ABL1 negatifliği ile KML'den ayrılır.
  • Kronik miyelomonositik lösemi (KMML): Miyelodisplastik ve miyeloproliferatif özelliklerin bir arada görüldüğü, monosit sayısının 1.000/µL üzerinde olduğu bir antitedir.
  • Lökemoid reaksiyon: Ağır enfeksiyonlarda, kronik inflamatuar durumlarda lökosit sayısı 50.000/µL üzerine çıkabilir. LAP skoru yüksektir, BCR-ABL1 negatiftir.
  • Esansiyel trombositemi ve polisitemia vera: Çocuklarda çok nadir görülen diğer miyeloproliferatif neoplazmlar JAK2, CALR veya MPL mutasyonları ile karakterizedir.
  • Akut miyeloid lösemi: KML'nin blastik kriz fazı AML'yi taklit edebilir. Öyküde kronik faz bulguları ve BCR-ABL1 pozitifliği ayırt ettiricidir.
  • Miyelodisplastik sendrom: Sitopeni ve displazi bulguları görülür ancak Philadelphia kromozomu negatiftir ve periferik yaymada tüm miyeloid seri görülmez.

Uzun Dönem Takip Protokolü

Moleküler İzlem Şeması

Tanıdan itibaren ilk yıl 3 ayda bir, ardından her 3-6 ayda bir kantitatif RT-qPCR ile BCR-ABL1 IS düzeyi ölçülmelidir. Uluslararası standardizasyon skalasına (IS) göre raporlama esastır. MMY sağlandıktan sonra 6 ayda bir izlem yeterli olabilir. ABL1 kinaz domain mutasyon analizi tedavi başarısızlığı veya yanıt kaybı durumunda yapılmalıdır.

Büyüme ve Gelişim İzlemi

TKİ tedavisi alan çocuklarda boy uzaması, kemik mineralizasyonu ve pubertal gelişim 6 aylık aralıklarla değerlendirilmelidir. İmatinibin büyüme plağı üzerindeki inhibitör etkisi prepubertal çocuklarda daha belirgindir. Gerekli durumlarda endokrinoloji konsültasyonu planlanmalıdır. Boy kısalması endişesi olan hastalarda dasatinib gibi büyüme üzerine daha az etkili alternatifler değerlendirilebilir.

Organ Fonksiyon Takibi

Karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, tam kan sayımı, lipid profili ve kardiyak değerlendirme düzenli takip protokolünün bileşenleridir. Nilotinib kullanan hastalarda EKG ile QTc aralığı, dasatinib kullanan hastalarda plevral efüzyon açısından akciğer grafisi izlenmelidir.

Komplikasyonlar ve Yan Etki Yönetimi

  • Miyelosupresyon: TKİ tedavisinin erken döneminde nötropeni ve trombositopeni gelişebilir. Grade 3-4 nötropenide doz azaltımı veya geçici ara gerekir. Hemoglobin, nötrofil ve trombosit düzeyleri ilk 3 ay haftalık, ardından aylık izlenmelidir.
  • Büyüme geriliği: İmatinib tedavisinde IGF-1 düzeyinde düşüş ve GH aksında bozulma bildirilmiştir. Final boy kaybı %5-10 oranında görülebilir. Büyüme hızı altı aylık aralıklarla değerlendirilmelidir.
  • Kemik metabolizması: Kalsiyum-fosfor dengesinin bozulması, osteopeni gelişimi mümkündür. D vitamini ve kalsiyum desteği düşünülmelidir.
  • Hepatotoksisite: ALT ve AST yüksekliği tüm TKİ'lerde görülebilir. Normalin 5 katını aşan değerlerde tedavi kesilmeli ve düzeldikten sonra düşük dozla yeniden başlanmalıdır.
  • Kardiyovasküler etkiler: Nilotinib ile periferik arter tıkayıcı hastalık, dasatinib ile pulmoner arteriyel hipertansiyon riski mevcuttur. Kardiyolojik değerlendirme yıllık yapılmalıdır.
  • Fertilite: Erkek hastalarda spermatogenez üzerine potansiyel etkiler nedeniyle adölesan dönemde sperm saklama önerilmelidir.
  • Psikolojik etkiler: Kronik ilaç kullanımı, düzenli hastane kontrolü ve hastalık belirsizliği çocuk ve ergenlerde anksiyete ve depresyon riski oluşturur. Psikolog desteği tedavi planına dahil edilmelidir.

Korunma ve Önleyici Yaklaşımlar

  • Aile eğitimi kapsamında ilaç uyumu, yan etki takibi ve acil başvuru koşulları hakkında kapsamlı bilgilendirme yapılmalıdır
  • CYP3A4 inhibitörleri ve indükleyicileri ile etkileşim riski ailelere anlatılmalı ve greyfurt suyu özellikle nilotinib ile birlikte alınmamalıdır
  • İmmunsupresyon dönemlerinde hepatit B taraması ve gerekli aşılamaların tamamlanması sağlanmalıdır
  • İlaç uyumunun optimal düzeyde tutulması en etkili direnç önleme stratejisidir ve düzensiz kullanım mutasyon gelişim riskini artırır
  • Çocuğun okul ve sosyal hayatının tedavi sürecinde desteklenmesi psikososyal uyum açısından önemlidir

Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?

  • TKİ tedavisi altında açıklanamayan ateş, halsizlik veya kanama bulguları gelişmesi
  • Tedavi sürecinde dalak büyümesinin tekrar artması veya yeni lenf nodu şişlikleri
  • İlaç yan etkisi düşündüren belirgin cilt döküntüsü, ödem, kas krampları veya eklem ağrıları
  • Nefes darlığı, göğüs ağrısı veya çarpıntı gibi kardiyopulmoner semptomlar
  • Boy uzamasında belirgin yavaşlama veya pubertal gelişimde gecikme
  • Moleküler izlemde BCR-ABL1 düzeyinde artış saptanması
  • Tedaviye uyum güçlüğü veya psikolojik destek gereksinimi

Koru Hastanesi'nde Pediatrik KML Takibi

Koru Hastanesi Pediatrik Hematoloji-Onkoloji Bölümü, çocukluk çağı kronik miyeloid lösemisinde uluslararası kılavuzlara uygun tanı, tedavi ve uzun dönem takip hizmetleri sunmaktadır. Moleküler laboratuvarımızda BCR-ABL1 kantitatif izlemi IS standardında gerçekleştirilmekte, bireyselleştirilmiş TKİ tedavi planları oluşturulmakta ve büyüme-gelişim takibi multidisipliner yaklaşımla yürütülmektedir. Çocuğunuzda KML tanısı veya şüphesi söz konusuysa bölümümüze başvurmanızı öneriyoruz.

Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Doktorlarımız

Bu alanda deneyimli uzman hekimlerimizle yanınızdayız

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu