Acil Servis

Karın Travması: Acil Müdahale, Risk Faktörleri ve Korunma Yolları

Koru Hastanesi olarak karın travması tedavisinde organ hasarı tespiti, acil cerrahi müdahale ve hemodinamik stabilizasyonu uzman travma cerrahisi ekibimizle sağlıyoruz.

Karın travması, batın bölgesine yönelik dışarıdan gelen mekanik kuvvetlerin neden olduğu, intraabdominal organların yaralanması ile karakterize edilen klinik bir tablodur. Travma cerrahisi ve acil tıp pratiğinde en sık karşılaşılan ve mortalite oranı yüksek olan durumlardan biri olan karın travması, hem künt hem de penetran mekanizmalarla meydana gelebilir. Abdominal travmalar, politravma hastalarının yaklaşık yüzde yirmi beşinde görülmekte olup, tanı ve tedavideki gecikmeler hayati sonuçlar doğurabilmektedir.

Karın boşluğu; karaciğer, dalak, böbrekler, pankreas, mide, ince ve kalın bağırsaklar, mesane ile büyük damar yapılarını barındıran geniş bir anatomik bölgedir. Bu organların herhangi birinin travmatik hasarı, ciddi kanama, peritonit, sepsis ve multiorgan yetmezliği gibi yaşamı tehdit eden komplikasyonlara yol açabilir. Bu nedenle karın travmasının erken tanısı, doğru triajı ve etkin müdahalesi hayat kurtarıcı öneme sahiptir.

Karın Travmasının Sınıflandırılması

Künt Karın Travması

Künt karın travması, batın duvarının bütünlüğünün bozulmadığı ancak intraabdominal organlara enerji transferi sonucu hasar oluştuğu travma türüdür. Trafik kazaları, yüksekten düşme, spor yaralanmaları ve darp en sık karşılaşılan künt travma nedenleridir. Künt travmada en sık yaralanan organlar dalak ve karaciğerdir. Dalak yaralanmaları tüm künt karın travmalarının yaklaşık yüzde kırk beşini, karaciğer yaralanmaları ise yaklaşık yüzde kırk birini oluşturmaktadır.

Künt travmada hasar mekanizmaları kompresyon, ezilme ve deselerasyon kuvvetleri olarak üç ana grupta incelenir. Kompresyon kuvvetleri solid organlarda parankimal laserasyon ve subkapsüler hematomlara neden olurken, deselerasyon kuvvetleri vasküler pediküllerde ve organ bağlantı noktalarında avülsiyon tipi yaralanmalara yol açar. Özellikle dalak hilusundaki vasküler yapılar ve hepatik venlerin kavajunction bölgesi deselerasyona son derece hassastır.

Penetran Karın Travması

Penetran karın travması, batın duvarının bütünlüğünün bozularak yabancı bir cismin periton boşluğuna girdiği travma türüdür. Ateşli silah yaralanmaları ve kesici-delici alet yaralanmaları en sık görülen penetran travma nedenleridir. Ateşli silah yaralanmalarında kinetik enerji transferi nedeniyle hasar alanı genellikle daha geniş olup, ince bağırsak en sık yaralanan organdır. Kesici-delici alet yaralanmalarında ise karaciğer ve ince bağırsak eşit sıklıkta yaralanmaktadır.

Penetran travmada cerrahi eksplorasyon endikasyonları künt travmaya göre daha belirgindir. Ateşli silah yaralanmalarında peritoneal penetrasyon saptanan hastaların büyük çoğunluğunda laparotomi gerekirken, kesici-delici alet yaralanmalarında selektif nonoperatif yönetim uygulanabilmektedir. Ancak hemodinamik instabilite, peritoneal irritasyon bulguları ve organ eviserasyonu varlığında acil cerrahi müdahale şarttır.

Klinik Değerlendirme ve Fizik Muayene

Karın travmalı hastanın değerlendirilmesi, Advanced Trauma Life Support (ATLS) protokollerine uygun şekilde sistematik bir yaklaşımla gerçekleştirilmelidir. Primer survey sırasında hava yolu, solunum ve dolaşım değerlendirmesi yapılırken, sekonder survey kapsamında detaylı abdominal muayene gerçekleştirilir. Fizik muayenede inspeksiyon, oskültasyon, perküsyon ve palpasyon aşamaları dikkatle uygulanmalıdır.

İnspeksiyonda batın distansiyonu, ekimoz alanları, penetran yaralanma giriş-çıkış delikleri ve kemer izi (seatbelt sign) değerlendirilir. Cullen belirtisi (periumbilikal ekimoz) ve Grey-Turner belirtisi (flank bölgesinde ekimoz) retroperitoneal kanamayı düşündüren önemli bulgulardır. Palpasyonda defans, rijidite ve rebound hassasiyeti peritoneal irritasyonun klasik bulguları olup, acil cerrahi müdahale gereksinimini işaret eder.

Bilinç durumu bozuk olan hastalarda, multipl travmalı politravma olgularında ve spinal kord yaralanması bulunan hastalarda fizik muayene bulguları güvenilir olmayabilir. Bu hasta grubunda ileri görüntüleme yöntemleri ve seri fizik muayeneler ile yakın takip büyük önem taşımaktadır. Rektal muayene ve nazogastrik tüp uygulaması da sekonder survey kapsamında değerlendirilmesi gereken prosedürler arasındadır.

Tanısal Yaklaşım ve Görüntüleme Yöntemleri

FAST Ultrasonografi

Focused Assessment with Sonography for Trauma (FAST), karın travmalı hastaların ilk değerlendirmesinde altın standart olarak kabul edilen hızlı ve noninvaziv bir görüntüleme yöntemidir. FAST ultrasonografi ile hepatorenal aralık (Morrison poşu), splenorenal aralık, pelvik bölge (Douglas veya rektovezikal poş) ve perikardial bölge olmak üzere dört temel anatomik alanda serbest sıvı varlığı araştırılır. FAST incelemesinin serbest intraperitoneal sıvı tespitindeki sensitivitesi yüzde seksen beş ile yüzde doksan altı arasında değişmektedir.

Extended FAST (eFAST) protokolü, standart FAST incelemesine bilateral toraks değerlendirmesinin eklenmesiyle hemotoraks ve pnömotoraks tespitini de mümkün kılmaktadır. Hemodinamik olarak instabil hastalarda FAST pozitifliği acil laparotomi endikasyonu oluştururken, hemodinamik stabil hastalarda bilgisayarlı tomografi ile ileri değerlendirme önerilmektedir. FAST negatif olsa bile klinik şüphe devam ediyorsa seri ultrasonografi veya bilgisayarlı tomografi ile takip edilmelidir.

Bilgisayarlı Tomografi

Kontrastlı abdominal bilgisayarlı tomografi (BT), hemodinamik stabil karın travmalı hastaların değerlendirilmesinde en yüksek tanısal doğruluğa sahip görüntüleme yöntemidir. Multidedektör BT ile solid organ yaralanmalarının derecelendirilmesi, aktif kanama odaklarının tespiti, retroperitoneal yapıların değerlendirilmesi ve vasküler yaralanmaların saptanması mümkündür. BT incelemesinin karın travmasındaki genel sensitivitesi yüzde doksan iki ile yüzde doksan yedi, spesifisitesi ise yüzde doksan sekizin üzerindedir.

Organ yaralanma derecelendirmesinde American Association for the Surgery of Trauma (AAST) sınıflaması kullanılmaktadır. Bu sınıflama sisteminde yaralanmalar Grade I (minimal) ile Grade V (masif) arasında derecelendirilir. BT bulgularına göre yapılan derecelendirme, tedavi stratejisinin belirlenmesinde ve nonoperatif yönetim adaylığının değerlendirilmesinde kritik öneme sahiptir. Arteriyel fazda kontrast ekstravazasyonu aktif kanamayı göstermekte olup, anjiyoembolizasyon veya cerrahi müdahale gerekliliğini işaret etmektedir.

Diagnostik Periton Lavajı

Diagnostik periton lavajı (DPL), BT ve FAST öncesi dönemde karın travmasının değerlendirilmesinde yaygın olarak kullanılan invaziv bir tanı yöntemidir. Günümüzde gelişmiş görüntüleme teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla kullanımı önemli ölçüde azalmış olmakla birlikte, görüntüleme imkanlarının kısıtlı olduğu merkezlerde ve FAST sonuçlarının yetersiz kaldığı durumlarda halen geçerliliğini korumaktadır. DPL aspirasyonunda on mililitreden fazla kan gelmesi veya lavaj sıvısında eritrosit sayısının yüz binin üzerinde olması pozitif kabul edilir.

Acil Müdahale Protokolleri

Karın travmalı hastada acil müdahale, yaşam kurtarıcı girişimlerin önceliklendirilmesi ve sistematik bir yaklaşımla yürütülmesi gereken kritik bir süreçtir. İlk değerlendirmede hava yolu güvenliği sağlandıktan sonra, iki adet geniş çaplı (en az 16 gauge) periferik intravenöz damar yolu açılmalı ve agresif sıvı resüsitasyonu başlatılmalıdır. Hemodinamik instabil hastalarda masif transfüzyon protokolü aktive edilmeli ve eritrosit süspansiyonu, taze donmuş plazma ile trombosit süspansiyonu bir arada uygulanmalıdır.

Damage control resüsitasyon (DCR) stratejisi, travma cerrahisinde paradigma değişikliği yaratan modern bir yaklaşımdır. Bu strateji permisif hipotansiyon, hemostastik resüsitasyon ve hipotermi önlenmesi olmak üzere üç temel prensibe dayanır. Permisif hipotansiyonda sistolik kan basıncı altmış ile yetmiş milimetre cıva arasında tutularak cerrahi hemostaz sağlanana kadar aşırı sıvı yüklemesinden kaçınılır. Hemostastik resüsitasyonda ise kan ürünleri eritrosit, plazma ve trombosit oranı bir bire bir şeklinde uygulanarak koagülopatinin önlenmesi hedeflenir.

Damage control cerrahi (DCS), ağır karın travmalı hastalarda definitif onarım yerine hayat kurtarıcı müdahalelerin öncelendiği aşamalı bir cerrahi yaklaşımdır. İlk ameliyatta kanama kontrolü ve kontaminasyon sınırlandırması gerçekleştirilir, batın geçici olarak kapatılır ve hasta yoğun bakıma alınarak fizyolojik stabilizasyonu sağlanır. Koagülopati, asidoz ve hipotermiden oluşan ölümcül triad düzeltildikten sonra planlı relaparotomi ile definitif onarım yapılır. Bu yaklaşım, ağır travma hastalarında sağkalımı önemli ölçüde artırmıştır.

Organ Bazlı Yaralanma Yönetimi

Dalak Yaralanmaları

Dalak, künt karın travmasında en sık yaralanan solid organdır. Dalak yaralanmalarının yönetiminde son yıllarda nonoperatif tedavi yaklaşımı ön plana çıkmış olup, hemodinamik stabil hastalarda Grade I-III yaralanmalarda nonoperatif yönetim başarı oranı yüzde doksan beşin üzerindedir. Nonoperatif yönetim; yatak istirahati, seri hemoglobin takibi, seri fizik muayene ve gerektiğinde kontrol görüntüleme çalışmalarını kapsamaktadır. Yüksek dereceli yaralanmalarda (Grade IV-V) veya aktif kanama bulgularında dalak arter embolizasyonu adjuvan tedavi olarak uygulanabilmektedir.

Splenektomi endikasyonları arasında hemodinamik instabilite, masif hemoperitoneum, Grade V yaralanma ve nonoperatif yönetim başarısızlığı yer almaktadır. Splenektomi sonrası overwhelming post-splenectomy infection (OPSI) riski nedeniyle hastaların pnömokok, meningokok ve Haemophilus influenzae tip B aşıları ile immunize edilmesi zorunludur. Mümkün olan olgularda parsiyel splenektomi veya splenorafi gibi dalak koruyucu cerrahi yöntemler tercih edilmelidir.

Karaciğer Yaralanmaları

Karaciğer, künt karın travmasında dalaktan sonra en sık yaralanan ikinci solid organdır. Karaciğer yaralanmalarının yönetiminde nonoperatif yaklaşım günümüzde standart tedavi haline gelmiş olup, hemodinamik stabil hastaların yüzde sekseninden fazlası nonoperatif olarak başarıyla tedavi edilmektedir. Kontrastlı BT ile yapılan derecelendirme tedavi stratejisinin belirlenmesinde anahtar rol oynar. Aktif kanama bulgusu olan hastalarda anjiyografik embolizasyon etkili bir alternatif tedavi seçeneği sunmaktadır.

Cerrahi gerektiren ağır karaciğer yaralanmalarında Pringle manevrası (hepatoduodenal ligaman klemplenmesi) ile geçici vasküler kontrol sağlanabilir. Perihilar vasküler yaralanmalarda total hepatik vasküler izolasyon gerekebilir. Karaciğer yaralanmalarının geç komplikasyonları arasında biliyer fistül, hepatik apse, hemobilia ve arteriyovenöz fistül yer almaktadır. Bu komplikasyonların yönetiminde endoskopik retrograd kolanjiyopankreatografi, perkütan drenaj ve anjiyoembolizasyon gibi minimal invaziv yöntemler sıklıkla kullanılmaktadır.

Bağırsak ve Mezenter Yaralanmaları

İnce bağırsak ve mezenter yaralanmaları, künt karın travmasında solid organ yaralanmalarına göre daha az sıklıkta görülmekle birlikte, tanıdaki gecikme nedeniyle yüksek morbidite ve mortalite ile ilişkilidir. BT incelemesinde serbest hava, mezenterik sıvı, bağırsak duvarı kalınlaşması ve mezenterik kontrast ekstravazasyonu bağırsak yaralanmasını düşündüren bulgulardır. Ancak BT sensitivitesi bağırsak yaralanmalarında solid organ yaralanmalarına kıyasla daha düşüktür ve seri fizik muayene ile klinik takip büyük önem taşır.

Bağırsak perforasyonu saptanan hastalarda cerrahi müdahale zorunludur. Küçük serosal yırtıklar primer onarılabilirken, tam kat perforasyonlarda debridman sonrası primer onarım veya segmenter rezeksiyon ile anastomoz uygulanır. Mezenter yaralanmalarında vasküler hasar derecesine göre primer onarım, ligasyon veya bağırsak rezeksiyonu gerekebilir. Kontaminasyonun yaygın olduğu ve damage control cerrahisi uygulanan olgularda anastomoz yerine stoma oluşturulması daha güvenli bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.

Risk Faktörleri ve Yüksek Riskli Hasta Grupları

Karın travmasında morbidite ve mortaliteyi etkileyen çok sayıda risk faktörü tanımlanmıştır. Yaralanma şiddeti, yaralanma mekanizması, etkilenen organ sayısı, eşlik eden ekstraabdominal yaralanmalar ve hastanın fizyolojik rezervi başlıca prognostik faktörler arasındadır. Injury Severity Score (ISS) değeri yirmi beşin üzerinde olan politravma hastalarında mortalite oranı belirgin şekilde artmaktadır.

  • İleri yaş: Altmış beş yaş üzeri hastalarda fizyolojik rezervin azalması, kardiyovasküler kompensasyon mekanizmalarının yetersizliği ve eşlik eden kronik hastalıklar nedeniyle travma sonrası mortalite oranı genç popülasyona göre iki ila üç kat daha yüksektir.
  • Antikoagülan ve antiagregan kullanımı: Warfarin, yeni nesil oral antikoagülanlar ve asetilsalisilik asit kullanan hastalarda travma sonrası kanama riski önemli ölçüde artmaktadır. Bu hasta grubunda koagülasyon parametrelerinin hızlı değerlendirilmesi ve gerektiğinde reversal ajanların uygulanması kritik öneme sahiptir.
  • Obezite: Vücut kitle indeksi otuzun üzerinde olan hastalarda fizik muayene bulgularının değerlendirilmesi güçleşmekte, görüntüleme kalitesi düşmekte ve cerrahi müdahale teknik olarak zorlaşmaktadır. Ayrıca obez hastalarda venöz tromboembolizm ve yara yeri enfeksiyonu gibi komplikasyonlar daha sık görülmektedir.
  • Gebelik: Gebe hastalarda karın travması hem anne hem de fetüs açısından ciddi riskler taşımaktadır. Uterus büyümesi nedeniyle intraabdominal organların yer değiştirmesi fizik muayene bulgularını değiştirebilir. Plasenta dekolmanı, uterin rüptür ve fetal distres gibi obstetrik aciller gebeliğe özgü komplikasyonlar arasında yer almaktadır.
  • İmmünsüpresif durumlar: Organ transplantasyonu sonrası immünsüpresif tedavi alan hastalar, HIV pozitif bireyler ve kronik steroid kullanan hastalarda enfeksiyöz komplikasyon riski artmış olup, peritoneal irritasyon bulguları maskelenebilmektedir.

Komplikasyonlar ve Takip

Karın travması sonrası erken ve geç dönemde çeşitli komplikasyonlar gelişebilmektedir. Erken dönem komplikasyonları arasında devam eden kanama, abdominal kompartman sendromu, koagülopati ve sepsis yer almaktadır. Abdominal kompartman sendromu, intraabdominal basıncın yirmi milimetre cıva üzerine çıkması ile birlikte yeni organ disfonksiyonunun geliştiği klinik bir tablo olup, tedavi edilmezse multiorgan yetmezliği ve ölüme yol açabilir. Dekompresif laparotomi, abdominal kompartman sendromunun definitif tedavisidir.

Geç dönem komplikasyonları arasında intraabdominal apse, bağırsak obstrüksiyonu, insizyonel herni, enterik fistül ve travma sonrası stres bozukluğu sayılabilir. İntraabdominal apse gelişiminde perkütan drenaj ilk basamak tedavi olarak uygulanmakta, başarısız olduğu durumlarda cerrahi drenaj gerekmektedir. Adeziv bağırsak obstrüksiyonu laparotomi sonrası uzun dönemde en sık görülen komplikasyonlardan biri olup, hastaların yüzde beş ile yüzde yirmisinde gelişebilmektedir.

Nonoperatif yönetim uygulanan hastaların takibinde seri fizik muayene, hemoglobin düzeyi monitörizasyonu ve gerektiğinde kontrol görüntüleme çalışmaları büyük önem taşımaktadır. Dalak yaralanmalarında gecikmiş rüptür riski nedeniyle hastalar en az kırk sekiz ila yetmiş iki saat süreyle monitörize edilmeli, taburculuk sonrası en az iki hafta fiziksel aktivite kısıtlaması uygulanmalıdır. Karaciğer yaralanmalarında ise kontrol BT genellikle yedi ila on gün içinde önerilmektedir.

Korunma Yolları ve Toplumsal Farkındalık

Karın travmasının önlenmesi, birincil ve ikincil korunma stratejilerinin etkin şekilde uygulanmasıyla mümkündür. Birincil korunma, travmanın oluşmasını engelleyen tedbirleri kapsarken, ikincil korunma travma meydana geldikten sonra hasarın en aza indirilmesini hedefler. Toplumsal düzeyde uygulanan korunma programları, karın travmasına bağlı mortalite ve morbiditeyi önemli ölçüde azaltma potansiyeline sahiptir.

  • Emniyet kemeri kullanımı: Motorlu araç kazaları künt karın travmasının en sık nedeni olup, emniyet kemeri kullanımı travmaya bağlı ölümleri yüzde kırk beşe kadar azaltmaktadır. Üç nokta emniyet kemerinin doğru kullanımı, hem torasik hem de abdominal yaralanma riskini belirgin şekilde düşürmektedir.
  • Hız sınırlarına uyum: Araç hızı ile travma şiddeti arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Kentsel alanlarda hız sınırlamalarının etkin uygulanması ve hız denetim sistemlerinin yaygınlaştırılması kazaya bağlı karın travması insidansını azaltmada etkilidir.
  • Alkol ve madde kullanımının kontrolü: Alkol etkisi altında araç kullanımı trafik kazalarının önde gelen nedenlerinden biri olup, karın travması riskini doğrudan artırmaktadır. Alkolmetre denetimlerinin sıklaştırılması ve toplumsal bilinçlendirme kampanyaları bu alanda önemli korunma araçlarıdır.
  • İş güvenliği önlemleri: Endüstriyel ortamlarda karın bölgesini koruyucu ekipman kullanımı, güvenlik protokollerinin uygulanması ve çalışanların düzenli eğitimi iş kazalarına bağlı karın travması insidansını azaltmaktadır.
  • Spor güvenliği: Kontakt sporlarda koruyucu ekipman kullanımı, kural ihlallerine yönelik yaptırımlar ve sporcuların travma farkındalığı eğitimi sporla ilişkili karın travması oranlarını düşürmede etkili stratejilerdir.
  • Çocuklarda güvenlik: Yaşa uygun çocuk oto koltuğu kullanımı, ev içi güvenlik önlemleri ve oyun alanlarının güvenlik standartlarına uygunluğu pediatrik karın travmasının önlenmesinde kritik öneme sahiptir.

Güncel Gelişmeler ve Gelecek Perspektifleri

Karın travmasının tanı ve tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Yapay zeka destekli görüntüleme analiz sistemleri, travma BT değerlendirmesinde radyologlara yardımcı olarak tanı süresini kısaltmakta ve tanısal doğruluğu artırmaktadır. Resüsitatif endovasküler balon oklüzyonu (REBOA), nonkompresbl torso hemorajisinde geçici vasküler kontrol sağlayan yenilikçi bir teknik olarak acil travma yönetiminde giderek artan bir şekilde kullanılmaktadır.

Tromboelastografi ve rotasyonel tromboelastometri gibi viskoelastik testler, travma ilişkili koagülopatinin gerçek zamanlı değerlendirilmesinde standart koagülasyon testlerine üstünlük sağlamaktadır. Bu testler sayesinde kan ürünü transfüzyonu hedefe yönelik olarak yönetilebilmekte ve gereksiz transfüzyon ile ilişkili komplikasyonlar azaltılabilmektedir. Ayrıca mezenkimal kök hücre tedavisi ve biyolojik hemostastik ajanlar gibi rejeneratif tıp yaklaşımları, travmatik organ hasarının tedavisinde umut verici araştırma alanları olarak öne çıkmaktadır.

Travma kayıt sistemlerinin geliştirilmesi ve uluslararası travma veri tabanlarının oluşturulması, kanıta dayalı travma yönetim protokollerinin güncellenmesinde ve travma bakım kalitesinin iyileştirilmesinde önemli katkılar sağlamaktadır. Travma merkezlerinin sertifikasyonu ve bölgesel travma sistemlerinin etkin organizasyonu, karın travmalı hastaların doğru merkeze yönlendirilmesini ve optimal bakımı almasını güvence altına almaktadır.

Multidisipliner Yaklaşımın Önemi

Karın travması yönetimi, acil tıp uzmanları, genel cerrahlar, travma cerrahları, girişimsel radyologlar, anesteziyologlar ve yoğun bakım uzmanlarından oluşan multidisipliner bir ekip çalışmasını gerektirmektedir. Travma ekibinin koordineli çalışması, tanı ve tedavi süreçlerinin hızlandırılmasında ve hasta sonuçlarının iyileştirilmesinde belirleyici rol oynamaktadır. Travma ekip aktivasyonu ile birlikte tüm ekip üyelerinin eş zamanlı olarak hazır bulunması, kritik kararların hızla alınmasını sağlamaktadır.

Travma hemşireliği ve travma koordinatörlüğü, multidisipliner travma yönetiminin vazgeçilmez bileşenlerindendir. Travma hemşireleri, hastanın ilk değerlendirmesinden taburculuk sonrası takibine kadar tüm süreçlerde aktif rol üstlenmektedir. Fizyoterapi ve rehabilitasyon hizmetleri ise travma sonrası fonksiyonel iyileşmenin sağlanmasında ve hastaların günlük yaşam aktivitelerine dönüşünde kritik bir öneme sahiptir. Psikososyal destek hizmetleri de travma sonrası stres bozukluğunun önlenmesi ve tedavisinde göz ardı edilmemesi gereken bir bileşendir.

Karın travması, hızlı tanı ve etkin müdahale gerektiren, yüksek mortalite potansiyeli taşıyan ciddi bir klinik tablodur. Sistematik değerlendirme, uygun görüntüleme yöntemlerinin seçimi, damage control prensiplerinin uygulanması ve multidisipliner ekip yaklaşımı, bu hastaların yönetiminde başarının temel belirleyicileridir. Korunma stratejilerinin toplumsal düzeyde etkin uygulanması ise karın travması insidansının azaltılmasında en kalıcı çözümdür. Koru Hastanesi Acil Servis bölümünde uzman hekimlerimiz, karın travması dahil tüm acil cerrahi ve travma vakalarında en güncel tanı ve tedavi protokollerini uygulayarak hastalarımıza yedi gün yirmi dört saat kesintisiz, yüksek kaliteli sağlık hizmeti sunmaktadır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu