Göğüs Hastalıkları

İnterkostal Sinir Bloğu

Nasıl Anlaşılır, erken tanınması durumunda izlem süreci daha rahat yürütülebilen bir hastalıktır. Tanı süreci ve dikkat edilmesi gerekenlere göz atın.

İnterkostal sinir bloğu, göğüs duvarında kaburgalar arasında seyreden interkostal sinirlerin lokal anestezik ve bazı durumlarda kortikosteroid içeren ilaçlarla geçici olarak iletim kabiliyetinin durdurulması esasına dayanan bir girişimsel yaklaşımdır. Göğüs hastalıkları, algoloji ve göğüs cerrahisi kliniklerinde ağrı yönetimi kapsamında sıklıkla başvurulan yöntemler arasında yer alan bu uygulama, hem tanısal hem de terapötik amaçlarla kullanılmaktadır. Kaburgalar arasındaki dar aralıkta damar ve sinir yapıları birlikte bulunduğundan, bu bölgeye yönelik girişimlerin görüntüleme rehberliğinde yapılması güvenliğin artırılmasında belirleyici bir rol üstlenir. Uygulamanın amacı, ilgili dermatom düzeyinde ortaya çıkan ağrının azaltılması ve hastanın günlük yaşam kalitesinin desteklenmesidir.

Göğüs duvarı ağrısı, birbirinden farklı pek çok klinik tablonun ortak bulgusu olarak karşımıza çıkabilmektedir. Kaburga kırıkları, torakotomi sonrası oluşan post-torakotomi ağrı sendromu, herpes zoster enfeksiyonuna bağlı post-herpetik nevralji, meme cerrahisi sonrası gelişen kronik ağrı ve interkostal nevralji gibi durumlar interkostal sinir bloğunun sıklıkla düşünüldüğü klinik senaryolardır. Bunların yanı sıra malign hastalıklara bağlı göğüs duvarı tutulumlarında ortaya çıkan ağrının yönetiminde de bu yaklaşım paliatif amaçlı olarak değerlendirilmektedir. Ağrının kaynağı, süresi, karakteri ve eşlik eden nörolojik bulgular ayrıntılı biçimde incelendikten sonra girişim endikasyonu netleştirilir.

Anatomik açıdan interkostal sinirler, torakal spinal sinirlerin ön dallarından köken alır ve her kaburganın alt kenarındaki oluk boyunca ilerler. Bu oluk içerisinde sinir, ven ve arter sıralı biçimde yerleşim gösterir. Söz konusu sıralamanın bilinmesi, iğnenin ilerletileceği düzlemin belirlenmesi ve damarsal yapıların korunması açısından önemlidir. Kaburganın alt kenarına yakın seyreden sinir yapısı, cilt, cilt altı doku, kaslar ve fasyalar geçildikten sonra hedeflenir. Plevranın hemen üzerinde konumlanan bu yapıya yönelik girişimlerde plevral boşluğa istenmeyen geçişlerin engellenmesi için görüntüleme desteği belirleyici bir güvenlik unsuru olarak kabul edilir.

Uygulama öncesinde ayrıntılı bir değerlendirme süreci yürütülür. Hastanın öyküsü, ağrının başlangıç şekli, süresi, yayılım paterni ve mevcut ilaç kullanımı sorgulanır. Antikoagülan veya antiagregan ilaç kullanımı olan bireylerde girişimin zamanlaması, ilgili branşlarla eş güdüm içinde planlanır. Lokal anestezik maddelere karşı bilinen alerji öyküsü, cilt enfeksiyonu, koagülasyon bozuklukları ve ciddi solunum yetmezliği gibi durumlar dikkatle sorgulanır. Fizik muayenede ağrılı dermatomların belirlenmesi, palpasyonla hassasiyet noktalarının işaretlenmesi ve nörolojik muayene bulgularının kayıt altına alınması sürecin planlanmasında yol gösterici olarak değerlendirilir.

Görüntüleme yöntemleri, günümüz uygulamalarında girişimin güvenliği ve etkinliği açısından merkezi bir konumdadır. Ultrasonografi eşliğinde yapılan interkostal sinir bloğunda plevra, kaburga ve interkostal kas tabakaları gerçek zamanlı olarak takip edilebilmekte ve iğnenin ilerleyişi görsel olarak doğrulanabilmektedir. Bu yaklaşım özellikle radyasyondan kaçınılması gereken bireylerde tercih edilir. Floroskopi eşliğinde yapılan uygulamalarda ise kemik yapılar üzerinden konumlandırma yapılabilmekte ve kontrast madde ile ilacın dağılımı doğrulanabilmektedir. Bilgisayarlı tomografi rehberliği, anatomik varyasyonların belirgin olduğu ya da onkolojik olguların değerlendirildiği durumlarda tercih edilebilen bir başka yöntemdir.

Girişim, genellikle poliklinik koşullarında ya da girişim odasında steril şartlarda gerçekleştirilir. Hasta pozisyonu, hedeflenen sinir düzeyine göre oturur, yan yatar ya da yüzükoyun pozisyon şeklinde belirlenir. Cilt uygun antiseptik solüsyonlarla temizlendikten sonra steril örtü ile kaplanır. İğnenin gireceği noktaya lokal anestezik infiltrasyonu yapılır. Ardından ince kalibreli spinal veya bloğa uygun özel iğnelerle hedeflenen kaburganın alt kenarına doğru yönlendirme sağlanır. Görüntüleme eşliğinde ilerlenen iğnenin uç konumu doğrulandıktan sonra aspirasyon testi yapılır ve damar içi ya da plevral boşluk içerisinde olunmadığı teyit edildikten sonra ilaç yavaşça verilir. Uygulama süresi seçilen düzey sayısına bağlı olarak değişkenlik gösterir.

Kullanılan ilaç kombinasyonları hedeflenen etki süresine göre belirlenir. Kısa etkili lokal anestezikler tanısal amaçlı uygulamalarda ön plana çıkarken, uzun etkili ajanlar daha uzun süreli ağrı kontrolü hedeflendiğinde tercih edilir. Bazı klinik tablolarda kortikosteroid ilavesi ile inflamatuar bileşenin baskılanmasına yönelik yaklaşım benimsenebilir. Kronik ağrı tablolarında ise pulse radyofrekans, kimyasal nöroliz ya da kriyoablasyon gibi ileri girişimsel yöntemler tanısal bloktan alınan yanıta göre gündeme gelebilmektedir. İlaç seçimi, doz ayarlaması ve girişim sıklığı hastanın klinik durumuna, eşlik eden hastalıklarına ve alınan yanıta göre bireyselleştirilir.

Kaburga kırıklarına bağlı ağrı, interkostal sinir bloğunun sıklıkla düşünüldüğü tablolardan biri olarak öne çıkmaktadır. Travma sonrası ortaya çıkan yoğun ağrı, hastanın derin nefes almasını, öksürmesini ve sekresyon çıkarmasını güçleştirebilir. Bu durum atelektazi, pnömoni ve solunum yetmezliği gibi ikincil sorunların gelişimine zemin hazırlayabilmektedir. Yeterli analjezi ile solunum mekaniklerinin desteklenmesi, komplikasyon riskinin azaltılmasına katkı sağlar. Özellikle çoklu kaburga kırığı bulunan, ileri yaşta olan ya da altta yatan solunum sistemi hastalığı taşıyan bireylerde interkostal blok uygulamaları multimodal analjezi kapsamında değerlendirilen seçenekler arasında yer alır.

Torakotomi sonrası ağrı sendromu, göğüs cerrahisi geçirmiş bireylerde uzun dönemde karşılaşılabilen ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilen bir tablodur. Cerrahi sırasında interkostal sinirlerin gerilmesi, sıkışması ya da hasarlanması bu tablonun temel patofizyolojik mekanizmaları arasında sayılmaktadır. Ağrı çoğu durumda nöropatik nitelik taşır ve yanıcı, karıncalanma tarzında yakınmalarla kendini gösterir. Farmakolojik yaklaşımların yetersiz kaldığı ya da yan etki yükünün belirginleştiği olgularda interkostal sinir bloğu, ağrının azaltılması ve fonksiyonel iyileşmeye katkı sağlanması amacıyla değerlendirilebilen bir seçenek olarak gündeme gelir.

Post-herpetik nevralji, herpes zoster enfeksiyonu sonrasında etkilenen dermatom boyunca devam eden kronik ağrı tablosudur. Toraks bölgesindeki dermatomlar, bu tablonun en sık görüldüğü bölgeler arasında yer almaktadır. İlgili düzeye uygulanan interkostal sinir bloğu, ağrı iletiminin geçici olarak baskılanması yoluyla semptom kontrolüne katkı sağlayabilmektedir. Erken dönemde uygulanan blokların, kronikleşme riskinin azaltılmasına yönelik potansiyel katkısı üzerine yürütülen çalışmalar bulunmaktadır. Bununla birlikte tedavi planlaması sistemik ilaçlar, topikal ajanlar ve girişimsel yaklaşımları kapsayan bütüncül bir çerçevede yürütülür.

Meme cerrahisi sonrası gelişebilen kronik göğüs duvarı ağrısı, özellikle aksiller diseksiyon ve geniş cerrahi girişim uygulanan olgularda karşılaşılabilen bir durumdur. İnterkostobrakiyal sinir ve komşu interkostal sinirlerin cerrahi sırasında etkilenmesi bu tablonun altında yatan mekanizmalar arasında değerlendirilmektedir. Ağrının uzun süre devam etmesi, kol hareketlerinin kısıtlanmasına ve rehabilitasyon sürecinin yavaşlamasına neden olabilmektedir. İnterkostal sinir bloğu, bu olgularda ağrı yönetiminin bir parçası olarak değerlendirilmekte; fizyoterapi ve psikososyal destek uygulamaları ile birlikte planlanmaktadır. Böylece iyileşmeye katkı sağlayan bütüncül bir yaklaşım oluşturulur.

Onkolojik hastalarda göğüs duvarı tutulumuna bağlı ağrı, yaşam kalitesini belirgin biçimde etkileyen bir sorun olarak öne çıkmaktadır. Kaburga metastazları, akciğer kanserinin göğüs duvarına ilerlemesi ve plevra tutulumları bu tabloların örnekleri arasındadır. Sistemik analjezik tedavilere yeterli yanıt alınamayan ya da yan etki nedeniyle doz artırımının güçleştiği olgularda interkostal sinir bloğu paliatif yaklaşımın bir bileşeni olarak değerlendirilebilmektedir. Bu grup hastalarda girişimin planlanması, onkoloji, algoloji ve göğüs hastalıkları uzmanlarının birlikte katıldığı çok disiplinli bir değerlendirme süreci içinde yürütülür.

Girişim sonrasında hastanın belirli bir süre gözlem altında tutulması standart uygulama olarak kabul edilir. Bu süreçte tansiyon, nabız, solunum sayısı ve oksijen satürasyonu düzenli olarak izlenir. Uygulama bölgesinde ağrı, hassasiyet ya da hematom gelişimi açısından değerlendirme yapılır. Nefes darlığı, göğüs ağrısı ya da ani halsizlik gibi bulguların ortaya çıkması durumunda ileri değerlendirme için gerekli tetkikler planlanır. Hastanın taburcu edilmesi öncesinde girişim sonrası dönemde dikkat edilmesi gereken konular hakkında bilgilendirme yapılır ve kontrol randevusu belirlenir. Böylece takip süreci, güvenli ve öngörülebilir bir yapıda sürdürülür.

Olası komplikasyonlar arasında pnömotoraks, damar içi ilaç enjeksiyonu, lokal anestezik toksisitesi, hematom, enfeksiyon ve geçici duyusal değişiklikler yer almaktadır. Pnömotoraks riski, plevraya yakın seyreden anatomik yapı nedeniyle çoğu durumda göz önünde bulundurulur ve görüntüleme rehberliğinde uygulama ile bu risk belirgin biçimde azaltılabilmektedir. Lokal anestezik toksisitesinin engellenmesi amacıyla toplam doz sınırlarına özen gösterilir ve aspirasyon testleri titizlikle uygulanır. Enfeksiyon riskinin azaltılması için steril teknik kurallarına eksiksiz uyum sağlanır. Hastanın komplikasyon belirtileri konusunda bilgilendirilmesi, erken tanı ve müdahale açısından önemli bir basamak olarak değerlendirilir.

İnterkostal sinir bloğunun etkinliği, uygulanan endikasyona, seçilen ilaç kombinasyonuna, girişim tekniğine ve hastanın bireysel özelliklerine göre farklılık gösterebilmektedir. Bazı olgularda tek seansta belirgin bir yanıt elde edilirken, bazı tablolarda tekrarlayan uygulamalar ya da farklı girişimsel yöntemlerle desteklenmiş yaklaşımlar gerekebilmektedir. Girişimin ağrıyı kalıcı olarak ortadan kaldırma iddiası taşımadığı, altta yatan patolojiye yönelik bütüncül bir planın parçası olarak değerlendirildiği unutulmamalıdır. Bu nedenle blok uygulamaları, farmakolojik tedavi, fizyoterapi, psikososyal destek ve gerektiğinde cerrahi seçeneklerle birlikte planlanır.

Multimodal ağrı yönetimi yaklaşımı içerisinde interkostal sinir bloğunun konumu son yıllarda yürütülen çalışmalarla giderek belirginleşmektedir. Opioid tüketiminin azaltılması, hastanede kalış süresinin kısaltılması ve fonksiyonel iyileşmenin desteklenmesi gibi hedefler doğrultusunda bu yöntem cerrahi öncesi ve sonrası dönemde değerlendirilebilmektedir. Özellikle enhanced recovery after surgery olarak bilinen hızlandırılmış iyileşme protokollerinde bölgesel anestezi tekniklerinin önemli bir yer tuttuğu bilinmektedir. Bu çerçevede interkostal blok, erektor spina plan bloğu ve paravertebral blok gibi alternatif bölgesel tekniklerle birlikte değerlendirilerek hastaya en uygun yaklaşım belirlenir.

Hastaların bilgilendirilmiş onam süreci, girişimin planlanmasında önemli bir aşama olarak öne çıkmaktadır. Uygulamanın amacı, beklenen yararları, olası riskleri ve alternatif seçenekler ayrıntılı biçimde aktarılır. Hastanın soruları yanıtlanır ve kararın gönüllülük esasına dayalı olarak alınması sağlanır. Girişim sonrası dönemde ortaya çıkabilecek bulguların takibi, kontrol muayenelerinin planlanması ve gerektiğinde ek değerlendirmelerin yapılması ağrı yönetiminin sürekliliği açısından belirleyici unsurlardır. Böylece klinik süreç, hasta güvenliğini merkeze alan ve bilimsel kanıtlarla desteklenen bir çerçevede yürütülmüş olur; bu yaklaşımla ağrı kontrolü ve yaşam kalitesinin desteklenmesi hedeflenir.

Kaynakça

  1. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Intercostal Nerve Blockwww.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK482273/
  2. MedlinePlus — Nerve Blocksmedlineplus.gov/ency/article/007670.htm
  3. Mayo Clinic — Peripheral Nerve Blockswww.mayoclinic.org/tests-procedures/nerve-blocks/about/pac-20481436

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Göğüs Hastalıkları Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

10 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.