Genel Cerrahi

İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi

İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi nasıl yapılır ve hangi durumlarda gerekir; işleme dair genel bilgilendirme.

İnce iğne aspirasyon biyopsisi, kısaca İİAB olarak anılan ve uluslararası literatürde Fine Needle Aspiration adıyla geçen sitolojik örnekleme yöntemi, günümüz genel cerrahi pratiğinde palpe edilebilen ya da görüntüleme rehberliğinde ulaşılabilen kitle karakterli lezyonların ayırıcı tanısında ilk basamağı oluşturur. Yirmi bir ile yirmi yedi Gauge arasında değişen kalınlıklarda çok ince bir iğne aracılığıyla hedef dokudan hücresel materyal çekilerek elde edilen örnek, sitopatoloji laboratuvarında morfolojik açıdan değerlendirilir ve nodülün benign, malign ya da belirsiz karakterde olup olmadığı konusunda son derece kıymetli bilgiler sunar. Genel Cerrahi bölümü olarak, tiroid nodülünden meme kitlesine, servikal lenfadenopatiden tükürük bezi büyümesine kadar geniş bir yelpazede İİAB uygulamalarını, ultrasonografi eşliğinde ve deneyimli sitopatolog desteğiyle güvenle sürdürmekteyiz.

İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi Nasıl Tanımlanır?

İnce iğne aspirasyon biyopsisi, tıp literatüründe kısa adıyla İİAB ve İngilizce karşılığıyla Fine Needle Aspiration olarak yer alan, hedef lezyondan yalnızca hücresel düzeyde örnek alınmasına dayanan minimal invaziv bir tanı yöntemidir. Standart olarak yirmi bir ila yirmi yedi Gauge kalınlığında, üç ila on santimetre uzunluğunda tek kullanımlık iğneler kullanılır ve bunlara on ya da yirmi mililitrelik bir enjektör bağlanır. İğnenin çapı, tıpkı damardan kan alırken kullanılan iğneden daha ince ya da eş büyüklüktedir; bu incelik hem hasta konforu açısından hem de çevre dokulara verilen mekanik hasarın en aza indirilmesi bakımından belirleyici bir avantajdır. Elde edilen materyal, doku bütünlüğünü koruyan bir parça değil, hücre kümeleri, tekil hücreler ve zemin sıvısından oluşan aspiratifik bir örnektir; bu nedenle değerlendirme sitoloji dalı içerisinde yürütülür.

Yöntemin tanımlayıcı özelliği, sadece hücre örneklemesi yapılmasıdır. Doku mimarisi, yani hücrelerin birbirleriyle olan ilişkisi, kapsül yapısı ve stromal örüntü tam olarak korunmadığı için tanısal güç bazı lezyonlarda sitolojinin sınırları içinde kalır. Bununla birlikte tiroid nodülü, meme kitlesi, boyun lenf nodu ve tükürük bezi büyümesi gibi yüzeyel yerleşimli patolojilerde tanısal doğruluk son derece yüksektir. Endoskopik ultrasonografi eşliğinde uygulanan EUS-FNA, pankreas kitleleri ve mediastinal lenf nodu değerlendirmesi için kullanılır; endobronşiyal ultrasonografi ile birleştirilen EBUS-TBNA ise akciğer kanseri evrelemesinde altın standartlardan biri hâline gelmiştir. Perkütan yaklaşım karaciğer, akciğer ve derin yumuşak doku lezyonları için bilgisayarlı tomografi rehberliğinde uygulanabilir.

Endikasyon havuzu oldukça geniştir. Tiroid Bethesda 2017 sınıflandırmasında yer bulan nodüller, BI-RADS 4 ve 5 kategorisindeki meme lezyonları, açıklanamayan servikal ya da aksiller lenfadenopatiler, tükürük bezi kitleleri, pankreas başı kitleleri ve akciğer soliter nodülleri temel klinik gruplardır. Kontrendikasyonlar sınırlı olmakla birlikte düzeltilemeyen koagülopati, INR bir buçuğun üzerinde seyreden değerler, trombosit sayısının elli binin altına düşmesi, biyopsi bölgesinde aktif enfeksiyon varlığı ve hasta uyumsuzluğu rölatif ya da mutlak kontrendikasyon oluşturabilir. Gebelik döneminde yararı riskine göre değerlendirilir; ancak yüzeyel tiroid ve meme biyopsileri gebelikte de büyük çoğunlukla güvenle uygulanabilmektedir.

Sitolojik Değerlendirmenin İncelikleri Nelerdir? Tek Bir İğne Girişinden Öte Neler Yapılır?

İnce iğne aspirasyon biyopsisinin tanısal başarısı, iğnenin lezyona ulaşmasıyla değil, alınan materyalin patoloji laboratuvarında usulüne uygun işlenmesiyle şekillenir. Tek bir iğne girişinden elde edilen hücresel örneğin nasıl tespit edildiği, hangi boyama yöntemleriyle incelendiği ve hangi ek testlere tabi tutulduğu, sonucun güvenilirliğini doğrudan belirler. Klasik yaklaşımda alınan aspirat lam üzerine düzgün bir hareketle yayılır ve buna direkt yayma ya da smear adı verilir; ardından bir kısım lamlar havada kurutularak Diff-Quik boyası ile hızlıca değerlendirilirken, bir kısmı alkolde tespit edilerek Papanicolaou ya da May-Grünwald-Giemsa boyaları için hazırlanır. Diff-Quik, dakikalar içinde sonuç vermesi nedeniyle işlem sırasında örnek yeterliliğinin kontrolüne olanak sağlar ve Rapid On-Site Evaluation, kısa adıyla ROSE tekniğinin temel bileşenidir.

Günümüzde sıvı bazlı sitoloji yöntemleri klasik smearlerin yanına eklenmiştir. ThinPrep ve SurePath gibi sistemler, materyalin homojen bir sıvı ortamda saklanmasını ve arka plandaki kan ile mukus artefaktlarının temizlenmesini sağlar; bu sayede tek katman hâlinde hazırlanan preparatlar daha kolay incelenebilir. Cell block hazırlığı ise özellikle immünohistokimyasal boyalar ve moleküler testler için kritik önemdedir. Formalinle tespit edilen aspirat parafine gömülerek ince kesitler alınabilir ve neredeyse doku biyopsisi kadar zengin bir değerlendirme yapılabilir. Böylelikle tek bir iğne girişinden hem sitolojik hem de küçük ölçekli histolojik bilgiye ulaşılabilir.

Modern moleküler çağla birlikte İİAB materyali sadece morfolojik değerlendirmeyle sınırlı kalmamaktadır. Bethesda üç ve dört sınıfına giren belirsiz tiroid örneklerinde Afirma gen ekspresyon sınıflandırıcısı, ThyroSeq mutasyon paneli ve RosettaGX mikroRNA testi gibi platformlar cerrahi kararın daha isabetli verilmesini sağlar; bu testler gereksiz tiroidektomi oranını azaltır. Meme kitlelerinden alınan hücrelerde östrojen ve progesteron reseptör durumu ile HER2 ekspresyonu araştırılabilir; lenfoma şüpheli olgularda ise akım sitometrisi çalışması yapılarak lenfositer alt gruplar tanımlanabilir. Rapid On-Site Evaluation uygulaması, özellikle EUS-FNA ve EBUS-TBNA gibi kompleks işlemlerde patoloğun işlem odasında bulunarak örnek yeterliliğini anında değerlendirmesine olanak verir ve ikinci bir seans gereksinimini önemli ölçüde ortadan kaldırır. Klinik pratiğimizde tüm bu ileri hazırlık yöntemlerini deneyimli sitopatolog uzman kadroyla eşgüdüm içinde yürütmekteyiz.

Güncel Tanı Ölçütleri Işığında Tiroid İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi Nasıl Değerlendirilir?

Tiroid nodüllerinin değerlendirilmesinde ince iğne aspirasyon biyopsisi, dünya genelinde altın standart konumundadır ve karar süreci Bethesda Sistemi çerçevesinde yürütülür. Bethesda Sistemi 2007 yılında yayımlanmış, 2017 yılında güncellenmiş ve yakın zamanda da revize edilmiş altı basamaklı bir raporlama biçimidir. Birinci kategori olan nondiagnostik ya da unsatisfactory örnekler, örnek yetersizliği nedeniyle güvenilir yorum yapılamayan grupları temsil eder ve tekrar biyopsi ile çözümlenir; genellikle tüm örneklerin yüzde beş ila on kadarını oluşturur. İkinci kategori olan benign sonuçlar, tüm örneklerin altmışta biriyle yetmişte biri arasında görülür ve malignite riski son derece düşüktür; bu hastalarda ultrasonografi ile takip yeterlidir.

Üçüncü kategori olan atypia of undetermined significance ya da follicular lesion of undetermined significance, kısaca AUS/FLUS, malignite riski yüzde on ile yüzde otuz arasında değişen belirsiz bir gruptur. Bu hastalarda tekrar biyopsi, moleküler test uygulaması ya da tanısal lobektomi seçenekleri klinik bağlama göre değerlendirilir. Dördüncü kategori olan follicular neoplasm ya da suspicious for follicular neoplasm sınıfı, foliküler yapıda hücrelerin belirgin şekilde gözlendiği ancak kapsül invazyonu değerlendirmenin sitolojik olarak mümkün olmadığı grubu tanımlar; malignite oranı yüzde yirmi beş ile kırk arasındadır ve genellikle diagnostik lobektomi önerilir. Beşinci kategori suspicious for malignancy, yüzde altmış ile yetmiş beş arasında değişen yüksek malignite olasılığı taşır ve cerrahi kararın alınmasında öncelikli grubu oluşturur.

Altıncı kategori olan malignant örneklerde papiller karsinom, medüller karsinom, anaplastik karsinom ve tiroide sekonder metastatik lezyonlar gibi kesin tanıları içerir; malignite kesinliği yüzde doksan yedi ile doksan dokuz arasındadır. Bu hastalarda cerrahi yaklaşımın kapsamı, tümör tipine ve boyutuna göre şekillendirilir. Ultrasonografi rehberliğinde uygulanan tiroid İİAB, iyi eğitimli ellerde yüzde altmış beş ile yüzde doksan sekiz arasında değişen sensitivite ve yüzde yetmiş iki ile yüz arasında spesifisiteye ulaşabilir. American Thyroid Association kılavuzları, sonografik risk skoruna göre bir santimetre altındaki nodüllerde de İİAB gerekliliğini tanımlamıştır. Belirsiz kategorilerde moleküler testlerin kullanımı, tanısal cerrahi oranını yaklaşık yüzde elli düşürmüş ve gereksiz total tiroidektomi sayısını belirgin biçimde azaltmıştır.

Tükürük Bezi ve Lenf Nodunda İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi Hangi Amaçlarla Kullanılır?

Tükürük bezi kitleleri, İİAB uygulamasının en sık ve en verimli endikasyon alanlarından biridir. Parotis, submandibular ve minör tükürük bezlerinde ortaya çıkan kitleler klinik olarak birbirine çok benzer görünse de patolojik açıdan pleomorfik adenom, Warthin tümörü, mukoepidermoid karsinom, adenoid kistik karsinom, asinik hücreli karsinom ve diğer benign ile malign varyantları içeren geniş bir yelpazededir. Milan Sistemi olarak bilinen ve altı kategoriden oluşan tükürük bezi sitopatoloji raporlama şeması, bu ayrımı standart hâle getirmiştir. Uygulama sırasında lezyona ultrasonografi eşliğinde ulaşmak, fasiyal sinire yakın komşuluk gösteren derin lob parotis kitlelerinde son derece kritik bir güvenlik önlemidir. Bu şekilde yapılan İİAB, gereksiz açık cerrahiyi önleyerek Warthin tümörü gibi konservatif izlenebilecek lezyonların önceden tanınmasına olanak verir.

Lenf nodu tutulumları ise ince iğne aspirasyonunun sıklıkla başvurulan bir diğer alanıdır. Servikal, aksiller ya da inguinal bölgede iki santimetreyi aşan, sertlik gösteren ya da hızla büyüyen lenf nodları özellikle şüpheli malignite açısından değerlendirilmelidir. Metastatik karsinom şüphesi taşıyan boyun lenf nodlarında İİAB, primer tümörün tespitine yönlendirici bilgi sağlar; nazofarenks, tiroid, akciğer ya da meme kaynaklı metastazlar sitolojik olarak ayırt edilebilir. Reaktif hiperplazi, granülomatöz lenfadenit ya da tüberküloz gibi enfeksiyöz nedenler de sitoloji ile tespit edilebilir; ancak lenfoma şüphesi varsa yalnızca sitolojik değerlendirme yeterli olmayabilir. Bu durumlarda alınan materyal akım sitometrisi ile desteklenir ya da eksizyonel biyopsi ile tanı tamamlanır.

Bazı özel durumlarda İİAB, tanı basamağının ötesine geçer ve tedaviye kılavuzluk eden moleküler bilgi kaynağına dönüşür. Akciğer kanseri metastazı düşünülen lenf nodlarında EGFR, ALK, ROS1 ve PD-L1 gibi biyobelirteçler cell block preparatlarından incelenebilir; bu bilgi hedefe yönelik tedavi seçiminde belirleyici olur. Meme kanseri metastazı olan aksiller lenf nodlarında hormon reseptör durumu değerlendirilerek sistemik tedavi planlanabilir. Boyunda saptanan kistik lezyonlarda ise tiroid ya da nazofarenks kaynaklı papiller karsinom metastazı akla getirilmelidir; sıvı içeriğinden hazırlanan preparatlar ile Bethesda altıncı kategoride tanı konabilir. Bu geniş kullanım yelpazesi, İİAB’yi tükürük bezi ve lenfadenopati değerlendirmesinde vazgeçilmez bir tanı aracı hâline getirir.

İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi Adım Adım Nasıl Gerçekleştirilir?

İnce iğne aspirasyon biyopsisi, iyi organize edilmiş bir işlem odasında ya da poliklinik ortamında, herhangi bir yatış gerektirmeksizin ayaktan gerçekleştirilebilen bir prosedürdür. Süreç, ayrıntılı bilgilendirme ve hastadan yazılı onam alınmasıyla başlar. Kullanılan ilaçlar, geçirilmiş cerrahi öykü, kanama diyatezi varlığı ve alerji özellikleri gözden geçirilir. Ardından hasta muayene masasına uygun pozisyonda alınır; tiroid biyopsisi için başın hafifçe geriye doğru ekstansiyonu sağlanır, meme biyopsisi için sırtüstü ya da yarı yan pozisyon tercih edilebilir, boyun lenf nodu için baş karşı tarafa döndürülür. Cilt povidon-iyot ya da klorheksidin gibi antiseptik solüsyonlarla temizlenir ve steril örtü ile bölge sınırlanır. İşlem alanındaki tüm malzemeler ve kişisel koruyucu donanımlar hazır bulundurulur.

Ultrasonografi rehberliğinde yapılan uygulamalarda transdüsere steril kılıf geçirilir ve steril jel kullanılarak lezyonun en uygun görüntüsü elde edilir. Lokal anestezi, iğne inceliği nedeniyle çoğu tiroid ve meme İİAB uygulamasında gerekmemekle birlikte, hasta konforu için yüzde iki lidokain ile cilt altına birkaç mililitre infiltrasyon yapılabilir. İşlem sırasında bir el ile lezyon sabitlenirken, diğer el ile iğne ciltten geçirilerek kitlenin içine kadar ilerletilir. Aspirasyon tekniğinde enjektörle hafif negatif basınç oluşturulur; non-aspirasyon adıyla bilinen ve French tekniği olarak da anılan yöntemde ise sadece kapiler etki kullanılır ve kanla kontamine örnek oranı azaltılır. İğne kitle içerisinde farklı yönlere doğru üç ile beş kez ileri geri hareket ettirilir; bu manevra hücre yakalama başarısını belirgin şekilde artırır.

Örnek alım aşaması tamamlandığında iğne çıkarılmadan önce negatif basınç serbest bırakılır; aksi halde materyal enjektör içine geçerek preparat hazırlığını zorlaştırır. İğne çekildikten sonra alınan hücresel materyal lam üzerine düzgün bir hareketle yayılır ya da doğrudan sıvı taşıyıcıya aktarılır. Beş ile on dakika süreyle işlem bölgesine bası uygulanarak hemostaz sağlanır; küçük bir yapıştırıcı bant yara yerine yerleştirilir. Rapid On-Site Evaluation seçeneği mevcutsa patolog örneğin yeterliliğini bildirene kadar hasta beklenir ve gerekirse ek geçiş yapılır. Tüm süreç ortalama beş ila on beş dakika arasında tamamlanır. Hasta işlemden hemen sonra günlük aktivitelerine dönebilir; ağır fiziksel efor ise yirmi dört saat kısıtlanır. Sonuçlar sitopatoloji laboratuvarında yirmi dört ile yetmiş iki saat içinde raporlanır ve cerrahi ekiple paylaşılır.

Tru-cut Biyopsi ile İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi (İİAB) Arasında Güvenlik ve Teknik Açıdan Ne Fark Vardır?

Tru-cut biyopsi ile ince iğne aspirasyon biyopsisi, dış görünüş olarak benzer teknikler gibi algılansa da örnek alım prensibi, elde edilen materyal türü ve klinik uygulama alanları açısından temelden ayrılırlar. Tru-cut biyopsi, on dört ile on sekiz Gauge arasında değişen kalın kesici uçlu bir iğne kullanarak silindir şeklinde bir doku parçası alır; bu nedenle core needle biopsy adıyla da anılır. Alınan örnek doku mimarisini korur ve histopatolojik olarak incelenir; kapsül invazyonu, stromal reaksiyon, damar tutulumu ve tümörün mikroanatomik yayılımı gibi ayrıntılar değerlendirilebilir. İİAB ise yirmi bir ile yirmi yedi Gauge arasında değişen çok daha ince bir iğne ile hücresel örnek toplar ve doku mimarisi korunmadığından sitolojik değerlendirmeye yönelik bilgi sağlar.

Güvenlik profili açısından İİAB, oldukça geniş bir üstünlük gösterir. Kullanılan iğne inceliği damar ve sinir yaralanma riskini son derece düşük düzeyde tutar; küçük hematom, hafif ekimoz ve geçici ağrı en sık gözlenen istenmeyen etkilerdir. Enfeksiyon riski neredeyse yok denecek kadar düşüktür ve tümör iğne yolu boyunca yayılım anlamına gelen tümör seeding olasılığı ihmal edilebilir düzeydedir. Tru-cut biyopside ise iğne kalınlığı nedeniyle kanama riski, hematom oluşumu, ağrı ve daha nadir olarak seeding riski göreceli olarak yüksektir. Akciğer ve karaciğer gibi organlarda uygulanan core biyopsilerde pnömotoraks ve önemli intraabdominal kanama oranları İİAB’ye kıyasla belirgin şekilde daha yüksektir. Bu nedenle kanama diyatezi olan hastalarda İİAB büyük ölçüde tercih edilir.

Tanısal güç ve klinik seçim açısından iki yöntem birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısıdır. Tiroid nodülü, tükürük bezi kitlesi ve boyun lenf nodu gibi yerleşimlerde İİAB genellikle yeterli tanısal başarıya ulaşır ve ilk basamak yöntem olarak önerilir. Meme lezyonlarında ise özellikle BI-RADS dört ve beş kategorisindeki şüpheli malign lezyonlarda Tru-cut biyopsi tercih edilir; çünkü invaziv karsinom ile in situ karsinom ayrımı, hormon reseptör analizi ve HER2 durumu histolojik doku üzerinde daha güvenilir belirlenir. Yumuşak doku sarkomlarında ve lenfomalarda da Tru-cut biyopsi ön plana çıkar. Foliküler tiroid neoplazmı gibi kapsül invazyonu değerlendirmesi gerektiren durumlarda ise sitolojik yöntemin sınırları belirgindir ve tanısal lobektomi doğrudan önerilir. Sonuç olarak yöntem seçimi, lezyonun tipi, lokalizasyonu, olası tanı yelpazesi ve hastanın klinik durumu birlikte değerlendirilerek yapılır.

İnce İğne Aspirasyonunun (İİA) Sağladığı Faydalar Nelerdir?

İnce iğne aspirasyonunun ilk ve en belirgin faydası, minimal invaziv olma özelliğidir. Cerrahi bir kesi gerektirmemesi, hastanın günlük hayatını kesintiye uğratmaması ve iz bırakmaması, hem kozmetik hem de fonksiyonel açıdan büyük bir avantajdır. İşlem bir poliklinik odasında yapılabilir; genel anestezi ihtiyacı yoktur ve çoğunlukla lokal anestezi bile gerekmez. Hastanın hastanede yatışa alınmasına gerek kalmaz, işlemden hemen sonra evine dönebilir ve iş hayatına ara vermek zorunda kalmaz. Bu özellikler, İİAB’yi hem hasta konforu hem de sağlık ekonomisi açısından ideal bir tanı yöntemi hâline getirir. Aynı zamanda çocuklardan ileri yaştaki hastalara, komorbid hastalıkları olan bireylerden hafif ile orta düzeyde koagülopatili olgulara kadar geniş bir hasta grubunda güvenle uygulanabilir.

Tanısal doğruluk açısından İİAB, seçilmiş endikasyonlarda cerrahi biyopsiye yakın hatta eş değer sonuçlar üretebilir. Tiroid nodüllerinde sensitivite yüzde altmış beş ile yüzde doksan sekiz arasında, spesifisite ise yüzde yetmiş iki ile yüz arasındadır. Meme lezyonlarında sensitivite yüzde seksen beş ile doksan sekiz arasında bildirilmiştir. Lenf nodu metastazlarında yüzde seksen ile doksan beş arasında sensitiviteye ulaşılabilir. Pankreas kitleleri için endoskopik ultrasonografi eşliğinde uygulanan EUS-FNA yüzde seksen beş ile doksan beş arasında sensitivite gösterir. Akciğer nodüllerinde bilgisayarlı tomografi rehberliğinde uygulanan FNA yüzde doksan ile doksan beş oranında tanısal başarı sağlar. Tüm bu rakamlar, deneyimli klinisyen ve sitopatolog eşliğinde çalışıldığı takdirde İİAB’nin ne denli kritik bir tanı basamağı olduğunu ortaya koyar.

Ekonomik ve süreçsel açıdan da İİAB büyük avantaj sağlar. İşlem maliyeti cerrahi biyopsiye kıyasla oldukça düşüktür; sarf malzemeleri sınırlıdır ve ameliyathane kullanımı gerektirmez. Sonuçlar yirmi dört ila yetmiş iki saat içinde çıkar ve tedavi kararı hızlıca alınabilir. Rapid On-Site Evaluation seçeneği mevcut olduğunda örnek yeterliliği anında değerlendirildiği için ikinci bir seans gereksinimi ortadan kalkar. Aynı seansta birden fazla lezyondan örnek alınabilmesi de büyük bir avantajdır; örneğin multinodüler bir tiroidde şüpheli görülen tüm nodüllerden ayrı ayrı biyopsi alınabilir. Moleküler testler ve immünohistokimyasal boyalar için yeterli materyal sağlanabildiği takdirde İİAB, tanının ötesine geçerek tedavi seçimini de yönlendirir. Genel Cerrahi bölümü olarak bu avantajlardan tam anlamıyla yararlanılması için ultrasonografi cihazlarımızı işlem odalarında hazır bulunduruyor ve deneyimli ekiplerimizle hastalarımıza kesintisiz hizmet sunulmaktadır.

İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi Öncesinde Kan Sulandırıcı İlaç Kullanımı, Açlık ve Diğer Hazırlıklar Nasıl Planlanmalıdır?

İnce iğne aspirasyon biyopsisi öncesinde hazırlık süreci, uygulanacak bölgeye ve hastanın kullandığı ilaçlara göre planlanır; ancak genel hatlarıyla oldukça basittir ve çoğu hasta için özel bir hazırlık gerektirmez. Kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalarda ise ayrıntılı bir değerlendirme yapılmalıdır. Asetilsalisilik asit yani aspirin, düşük dozda kardiyoprotektif amaçla kullanılıyorsa çoğu yüzeyel İİAB uygulamasında kesilmesine gerek yoktur; küçük iğne kalınlığı nedeniyle klinik olarak anlamlı kanama son derece nadirdir. Klopidogrel, tikagrelor ve prasugrel gibi güçlü antiagregan tedaviler ise klinik gerekliliğe göre üç ile beş gün önceden kesilebilir ya da hasta bazında sürdürülebilir. Warfarin kullanan hastalarda INR değerinin bir buçuğun altında olması hedeflenir ve gerekirse üç ile beş gün önceden ilaç kesilerek köprüleme tedavisi planlanır. Yeni nesil oral antikoagülanlar olarak bilinen apiksaban, rivaroksaban, dabigatran ve edoksaban için yarı ömre göre yirmi dört ile kırk sekiz saatlik ara verilmesi genellikle yeterlidir.

Açlık açısından çoğu yüzeyel İİAB uygulamasında herhangi bir kısıtlama gerekmez. Tiroid, meme, boyun lenf nodu ve tükürük bezi biyopsileri için hastalar öğün atlamadan gelebilirler. Endoskopik ultrasonografi eşliğinde uygulanan EUS-FNA ya da endobronşiyal ultrasonografi eşliğinde uygulanan EBUS-TBNA gibi sedasyon gerektiren derin işlemler için ise standart preoperatif açlık kuralları uygulanır; katı gıdalar için altı saat, berrak sıvılar için iki saatlik açlık önerilir. İşlem öncesinde hasta genellikle basit kan tetkikleri ile değerlendirilir; tam kan sayımı ve koagülasyon paneli (INR, aPTT) rutin olarak istenir. Alerji öyküsü, kronik hastalıklar ve gebelik durumu sorgulanır. Ultrasonografi rehberliğinde yapılacak işlemler için lezyonun görüntüleme raporu ve önceden yapılmış radyolojik incelemeler hazır bulundurulur.

İşlem günü hastaların rahat kıyafetler tercih etmesi ve biyopsi bölgesine kolay ulaşımı sağlayacak giysiler seçmesi önerilir; tiroid biyopsisi için boynu açıkta bırakacak yaka, meme biyopsisi için önden düğmeli bluz uygun olur. Kolye, küpe, kolye zinciri gibi metal aksesuarların çıkarılması istenir. İşlem sonrasında hasta ağır fiziksel aktivite yapmamalı, sıcak duş ve sauna gibi vazodilatör etkili uygulamalardan yirmi dört saat kaçınmalıdır. Biyopsi bölgesine buz kompresi uygulanması hem ekimoz gelişimini hem de ağrıyı azaltır. Nadiren gelişebilen komplikasyonlar açısından hasta bilgilendirilmelidir; ateş, biyopsi bölgesinde giderek büyüyen şişlik, kontrol edilemeyen kanama ya da nefes darlığı gibi belirtiler ortaya çıkarsa mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Bu yazı, ince iğne aspirasyon biyopsisi hakkında genel bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır ve tıbbi tavsiye yerine geçmez; kişiye özel değerlendirme için mutlaka hekime danışılması gerekir. Genel Cerrahi bölümü olarak, uygulanacak biyopsi öncesi tüm hazırlıkları hastalarımızın klinik profiline göre ayrı ayrı planlıyor ve sonuç raporlarıyla birlikte tedavi yol haritasını en kısa sürede oluşturuyoruz.

Kaynakça

  1. National Cancer Institute (NCI) — İnce iğne aspirasyon biyopsisi tanımı ve kullanımıcancer.gov/publications/dictionaries/cancer-terms/def/fine-needle-aspiration-biopsy
  2. American Thyroid Association (ATA) — Tiroid nodüllerinde ince iğne aspirasyon biyopsisi rehberithyroid.org/thyroid-nodules
  3. StatPearls - National Center for Biotechnology Information (NCBI) — İnce iğne aspirasyon sitolojisi tekniğincbi.nlm.nih.gov/books/NBK559157
  4. Mayo Clinic — İnce iğne aspirasyon biyopsisi hazırlık ve işlemmayoclinic.org/tests-procedures/needle-biopsy/about/pac-20394749

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Sık Sorulan Sorular

15 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.