Zigomatik kemik, yüzün lateral bölgesinde yer alan ve yüz estetiğinin en belirleyici yapıtaşlarından birini oluşturan bir kemiktir. Anatomik olarak elmacık kemiği adıyla da bilinen bu yapı, orbita tabanının ve lateral duvarının oluşumuna katılması, maksilla ve temporal kemik ile eklemleşmesi nedeniyle hem fonksiyonel hem de estetik açıdan kritik bir öneme sahiptir. Zigomatik kemik kırıkları, maksillofasiyal travmaların önemli bir bölümünü oluşturur ve uygun şekilde tedavi edilmediğinde kalıcı fonksiyonel bozukluklara ve estetik deformitelere yol açabilir. Bu kapsamlı rehberde, zigomatik kemik kırıklarının anatomik temelleri, etiyolojisi, sınıflandırması, klinik bulguları, tanı yöntemleri, tedavi yaklaşımları ve komplikasyonları profesyonel bir bakış açısıyla ele alınmaktadır.
Zigomatik Kemiğin Anatomik Yapısı ve Önemi
Zigomatik kemik, yüz iskeletinin orta katında yer alan çift ve düzensiz şekilli bir kemiktir. Dört ana çıkıntısı bulunur: frontal çıkıntı (processus frontalis), temporal çıkıntı (processus temporalis), maksiller çıkıntı ve orbital çıkıntı. Bu çıkıntılar aracılığıyla zigomatik kemik, frontal kemik, sfenoid kemiğin büyük kanadı, temporal kemik ve maksilla ile eklemleşir. Bu dört sütür hattı, kemiğin yapısal bütünlüğünü sağlar ve kırık paternlerini belirleyen kritik noktalardır.
Zigomatik kemik, orbita lateral duvarının ve tabanının büyük bir kısmını oluşturur. Bu nedenle zigomatik kemik kırıkları sıklıkla orbital yapıları da etkiler. Kemiğin iç yüzeyi temporal fossa ve infratemporal fossa ile komşuluk gösterir. Masseter kası zigomatik arkusa, temporalis kası ise temporal fossaya yapışır. Bu kas yapışma noktaları, kırık fragmanlarının deplase olma yönünü ve derecesini doğrudan etkiler.
Zigomatik kemiğin gövdesinden geçen infraorbital sinir (nervus infraorbitalis), alt göz kapağı, burun lateral yüzeyi ve üst dudak bölgesinin duyusal innervasyonunu sağlar. Bu sinirin kırık hattında sıkışması veya hasarlanması, ilgili bölgelerde parestezi veya anesteziye neden olur ve klinik değerlendirmede önemli bir bulgu olarak karşımıza çıkar.
Zigomatik Kemik Kırıklarının Etiyolojisi ve Epidemiyolojisi
Zigomatik kemik kırıkları, maksillofasiyal travmalar arasında nazal kemik kırıklarından sonra en sık görülen ikinci kırık tipidir. Epidemiyolojik çalışmalar, bu kırıkların erkeklerde kadınlara oranla yaklaşık üç ila dört kat daha fazla görüldüğünü ortaya koymaktadır. En sık etkilenen yaş grubu 20-40 yaş aralığıdır.
Etiyolojik açıdan değerlendirildiğinde, zigomatik kemik kırıklarının en sık nedenleri arasında şunlar yer alır:
- Trafik kazaları: Motorlu taşıt kazaları, özellikle emniyet kemeri kullanılmayan durumlarda yüze doğrudan travma ile zigomatik kemik kırıklarının en önemli nedenini oluşturur
- Darp ve fiziksel saldırı: Yüze yönelik yumruk veya sert cisimle yapılan darbeler, özellikle genç erkek popülasyonda sık görülen bir etiyolojik faktördür
- Düşme: Yüksekten düşme veya aynı seviyede düşme sonucu yüzün sert bir zemine çarpması kırığa neden olabilir
- Spor yaralanmaları: Boks, futbol, basketbol gibi temas sporları ve bisiklet kazaları önemli etiyolojik faktörler arasında yer alır
- Endüstriyel kazalar: İş kazaları sırasında yüze isabet eden nesneler veya makinelerle temas sonucu kırıklar oluşabilir
- Patolojik kırıklar: Nadir olmakla birlikte kemik metastazları, osteomiyelit veya benign tümörler nedeniyle zayıflayan kemik dokusunda minimal travma ile kırık gelişebilir
Zigomatik Kemik Kırıklarının Sınıflandırması
Zigomatik kemik kırıklarının sistematik sınıflandırılması, tedavi planlamasında ve prognoz değerlendirmesinde büyük önem taşır. Günümüzde en yaygın kullanılan sınıflandırma sistemleri arasında Knight ve North sınıflandırması ile Zingg sınıflandırması yer almaktadır.
Knight ve North Sınıflandırması
Bu sınıflandırma sistemi, kırık fragmanlarının yer değiştirme derecesine ve yönüne göre altı gruba ayrılır:
- Grup I - Deplase olmamış kırıklar: Radyolojik olarak kırık hattı görülmesine rağmen fragmanlar anatomik pozisyonundadır ve cerrahi müdahale genellikle gerekmez
- Grup II - Ark kırıkları: İzole zigomatik ark kırıkları olup, temporal fossaya doğru çökme mevcuttur ve ağız açma kısıtlılığına neden olabilir
- Grup III - Rotasyonsuz aşağı deplase kırıklar: Zigomatik gövde inferior ve mediale deplase olmuştur ancak rotasyon yoktur
- Grup IV - Mediale rotasyonlu kırıklar: Kırık fragmanı mediale doğru rotasyon gösterir ve infraorbital rim deplasmanı belirgindir
- Grup V - Laterale rotasyonlu kırıklar: Kırık fragmanı laterale doğru rotasyon yapmıştır ve bu durum daha az sıklıkla görülür
- Grup VI - Kompleks kırıklar: Birden fazla kırık hattı ve parçalanma mevcut olup, sıklıkla cerrahi müdahale gerektirir
Zingg Sınıflandırması
Daha modern bir sınıflandırma olan Zingg sistemi, kırıkları üç ana tipe ayırır:
- Tip A - İzole kırıklar: Zigomatik arkın (A1), lateral orbital duvarın (A2) veya infraorbital rimin (A3) izole kırıkları
- Tip B - Monofragmanter kırıklar: Tüm sütür hatlarının ayrıldığı ancak zigomatik gövdenin tek parça halinde kaldığı klasik tripod veya tetrapod kırıkları
- Tip C - Multifragmanter kırıklar: Zigomatik gövdenin parçalandığı, yüksek enerjili travmalarda görülen kompleks kırıklar
Klinik Bulgular ve Semptomatoloji
Zigomatik kemik kırıklarının klinik prezentasyonu, kırığın tipine, deplasmanın derecesine ve eşlik eden yumuşak doku hasarının yaygınlığına bağlı olarak değişkenlik gösterir. Detaylı bir klinik muayene, tanı sürecinin temel basamağını oluşturur.
Akut dönemde en belirgin klinik bulgu, kırık bölgesinde gelişen ödem ve ekimozdur. Periorbital ekimoz ("rakun gözü") sıklıkla görülür ve orbital yapıların tutulumuna işaret eder. Subkonjonktival hemoraji, orbital yağ dokusundan kaynaklanan kanama nedeniyle gelişir ve posterior sınırı görülemez; bu bulgu orbital taban kırığını güçlü bir şekilde düşündürür.
Zigomatik kemiğin deplasmanı, yüzde belirgin bir asimetri oluşturur. Elmacık çıkıntısının düzleşmesi veya çökmesi, karşı tarafla kıyaslandığında kolayca fark edilebilir. Ancak akut dönemde şiddetli ödem bu asimetriyi maskeleyebilir; bu nedenle klinik değerlendirmenin ödemin gerilemesiyle tekrarlanması önemlidir.
İnfraorbital sinir hasarına bağlı olarak alt göz kapağı, burun lateral yüzeyi ve üst dudak bölgesinde uyuşukluk veya his kaybı gelişir. Bu bulgu, hastaların büyük çoğunluğunda mevcuttur ve kırık tanısını destekleyen önemli bir klinik veridir. Sinir hasarının derecesine bağlı olarak bu durum geçici nörapraksi şeklinde olabileceği gibi, kalıcı nörotmezis şeklinde de seyredebilir.
Orbital taban kırığının eşlik ettiği durumlarda diplopi (çift görme) gelişebilir. Bu durum, inferior rektus kasının veya orbital yağ dokusunun kırık hattına herniasyonu sonucu göz hareketlerinin kısıtlanmasıyla ortaya çıkar. Özellikle yukarı bakışta belirginleşen vertikal diplopi, cerrahi müdahale endikasyonlarından birini oluşturur. Enoftalmus (göz küresinin geriye doğru yer değiştirmesi), orbital hacmin artmasına bağlı olarak gelişir ve geç dönemde belirginleşir.
Zigomatik ark kırıklarında koronoid çıkıntının hareket alanının daralması nedeniyle trismus (ağız açma kısıtlılığı) gelişir. Mandibula hareketleri sırasında koronoid çıkıntının çökmüş ark fragmanlarına teması, ağrılı ve kısıtlı ağız açmaya neden olur. Bu bulgu, izole ark kırıklarının en karakteristik klinik özelliğidir.
Tanı Yöntemleri ve Görüntüleme
Zigomatik kemik kırıklarının tanısında klinik muayene ile birlikte görüntüleme yöntemlerinin kullanılması esastır. Doğru tanı, uygun tedavi planlamasının temelini oluşturur.
Radyolojik Değerlendirme
Konvansiyonel radyografi, ilk değerlendirme aracı olarak kullanılabilir. Waters projeksiyonu (oksipitomental grafi), zigomatik kemik kırıklarının değerlendirilmesinde en yararlı konvansiyonel görüntüleme yöntemidir. Bu projeksiyonda infraorbital rim, zigomatikomaksiller sütür ve maksiller sinüs duvarları net olarak değerlendirilir. Submentoverteks projeksiyonu ise zigomatik arkın değerlendirilmesinde tercih edilir.
Bilgisayarlı tomografi (BT), zigomatik kemik kırıklarının tanısında altın standart görüntüleme yöntemidir. Aksiyel ve koronal kesitler, kırık hatlarının lokalizasyonunu, fragman deplasmanının derecesini ve yönünü, orbital taban bütünlüğünü ve maksiller sinüs tutulumunu detaylı olarak ortaya koyar. Üç boyutlu BT rekonstrüksiyonları, kırık paterninin üç boyutlu olarak görselleştirilmesini sağlar ve cerrahi planlama açısından büyük avantaj sunar.
Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT/CBCT), konvansiyonel BT ile karşılaştırıldığında daha düşük radyasyon dozu ile yüksek çözünürlüklü görüntüler elde edilmesini sağlar. Özellikle dental implant planlaması veya izole kırıkların değerlendirilmesinde tercih edilebilir.
Klinik Testler
Zorlu düksiyon testi (forced duction test), ekstraoküler kas sıkışmasını değerlendirmek için uygulanan önemli bir klinik testtir. Bu testte göz küresi forseps yardımıyla hareket ettirilir; hareket kısıtlılığı saptanması, kasın veya çevre dokunun kırık hattında sıkıştığını gösterir. Hertel egzoftalmometrisi ile göz küresinin anteroposterior pozisyonu ölçülür ve enoftalmus miktarı kantitatif olarak belirlenir.
Tedavi Yaklaşımları ve Cerrahi Teknikler
Zigomatik kemik kırıklarının tedavisi, kırığın tipi, deplasmanın derecesi, fonksiyonel bozuklukların varlığı ve hastanın genel durumu göz önünde bulundurularak planlanır. Tedavi seçenekleri konservatif izlemden açık redüksiyon ve internal fiksasyona kadar geniş bir yelpazede yer alır.
Konservatif Tedavi
Deplase olmamış veya minimal deplase kırıklarda (Knight ve North Grup I), konservatif tedavi yaklaşımı benimsenebilir. Bu durumda hastaya yumuşak diyet önerilir, kırık bölgesine doğrudan basınç uygulanmasından kaçınılması gerektiği bildirilir ve burun sümkürme işlemi yasaklanır. Düzenli klinik ve radyolojik takip yapılır. Antibiyotik tedavisi, özellikle maksiller sinüs tutulumu olan kırıklarda profilaktik olarak başlanabilir.
Kapalı Redüksiyon Teknikleri
Deplase zigomatik kemik kırıklarında ilk tedavi seçeneği olarak kapalı redüksiyon teknikleri değerlendirilebilir. Gillies yaklaşımı, temporal bölgeden yapılan küçük bir insizyon aracılığıyla temporal fasya altından elevatör yerleştirilerek zigomatik kemiğin kaldırılması esasına dayanır. Bu teknik, özellikle izole ark kırıklarında ve minimal deplase gövde kırıklarında etkili sonuçlar verir.
Keen yaklaşımı, bukkal sulkustan (üst vestibül) yapılan intraoral insizyon aracılığıyla zigomatik kemiğin altından elevatör yerleştirilerek redüksiyon sağlanmasını içerir. Carroll-Girard vidası tekniği ise zigomatik gövdeye perkutanöz olarak vidalanan bir kanca aracılığıyla kontrollü traksiyon uygulanarak redüksiyonun sağlanmasına olanak tanır.
Açık Redüksiyon ve Internal Fiksasyon (ARİF)
Belirgin deplasmanı olan, kapalı redüksiyonla stabil pozisyon elde edilemeyen veya orbital taban rekonstrüksiyonu gerektiren kırıklarda açık redüksiyon ve internal fiksasyon endikedir. Bu prosedür, kırık hatlarının direkt görüş altında anatomik olarak redükte edilmesini ve titanyum plak-vida sistemleri ile tespit edilmesini içerir.
Cerrahi yaklaşım yolları kırığın lokalizasyonuna göre seçilir. İnfraorbital rim ve orbital taban kırıkları için subsilier, subtarsal veya transkonjunktival insizyonlar kullanılır. Transkonjunktival yaklaşım, görünür skar bırakmaması nedeniyle giderek artan sıklıkla tercih edilmektedir. Frontozigomatik sütür bölgesi için lateral kaş insizyonu veya üst göz kapağı kıvrımı insizyonu uygulanır. Zigomatikomaksiller buttress için üst bukkal sulkus insizyonu tercih edilir.
Titanyum mini plak ve mikro plak sistemleri, günümüzde zigomatik kemik kırıklarının fiksasyonunda standart olarak kullanılmaktadır. Genellikle en az iki noktadan (frontozigomatik sütür ve infraorbital rim veya zigomatikomaksiller buttress) fiksasyon uygulanması, üç boyutlu stabilite açısından önerilmektedir. Biyoemilebilir plak sistemleri de alternatif olarak kullanılabilir; ancak mekanik dayanıklılıkları titanyum sistemlere göre daha düşüktür.
Orbital Taban Rekonstrüksiyonu
Zigomatik kemik kırıklarına sıklıkla eşlik eden orbital taban kırıkları, ayrıca değerlendirilmesi ve gerektiğinde rekonstrükte edilmesi gereken önemli bir patolojidir. Orbital taban defektlerinin onarılmaması, enoftalmus, hipoftalmus ve persistan diplopi gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir.
Orbital taban rekonstrüksiyonunda kullanılan materyaller arasında otojen kemik greftleri (iliak krest, kalvaryal kemik, mandibula simfizi), alloplastik materyaller (titanyum mesh, poroz polietilen implantlar, hidroksiapatit) ve biyoemilebilir membranlar yer alır. Titanyum mesh ve poroz polietilen implantlar (Medpor), günümüzde en yaygın kullanılan alloplastik materyallerdir. Bilgisayar destekli tasarım ve üretim teknolojileri, hasta spesifik implantların üretilmesine olanak tanıyarak rekonstrüksiyon sonuçlarını iyileştirmektedir.
Orbital taban rekonstrüksiyonunun endikasyonları arasında 2 mm üzerinde enoftalmus, büyük orbital taban defektleri (defekt alanı orbita tabanının yarısından fazla), persistan diplopi ve orbital içerik herniasyonu yer alır. Cerrahi sırasında navigasyon sistemlerinin kullanılması, implant pozisyonunun doğruluğunu artırır ve komplikasyon riskini azaltır.
Postoperatif Bakım ve Rehabilitasyon
Cerrahi sonrası dönemde uygun postoperatif bakım, komplikasyonların önlenmesi ve optimal iyileşmenin sağlanması açısından büyük önem taşır. Hastaya operasyon sonrası ilk 48 saat boyunca soğuk uygulama yapılması önerilir; bu uygulama ödem ve ekimozun kontrolünde etkilidir.
Antibiyotik profilaksisi, özellikle maksiller sinüs ile ilişkili kırıklarda ve açık redüksiyon yapılan olgularda cerrahi sırasında başlanır ve genellikle 5-7 gün süreyle devam edilir. Analjezik tedavi, hastanın konforunu sağlamak ve erken mobilizasyonu kolaylaştırmak amacıyla düzenlenir. Non-steroid antiinflamatuar ilaçlar ilk basamak analjezik olarak tercih edilir.
Hastaya burun sümkürmekten kaçınması, hapşırırken ağzını açık tutması, operasyon tarafında çiğnemekten kaçınması ve ağır fiziksel aktivitelerden en az altı hafta süreyle uzak durması önerilir. Temas sporlarına dönüş, kemik iyileşmesinin tamamlandığı 8-12 hafta sonrasında değerlendirilir.
Postoperatif takip protokolü, ilk hafta, ikinci hafta, birinci ay, üçüncü ay ve altıncı ayda klinik ve radyolojik değerlendirmeyi içerir. İnfraorbital sinir fonksiyonunun düzenli olarak değerlendirilmesi, göz hareketlerinin ve görme keskinliğinin kontrolü takip sürecinin önemli bileşenleridir.
Komplikasyonlar ve Yönetimi
Zigomatik kemik kırıklarının tedavisinde erken ve geç dönem komplikasyonlar gelişebilir. Bu komplikasyonların erken tanınması ve uygun şekilde yönetilmesi, tedavi başarısını doğrudan etkiler.
Erken Dönem Komplikasyonlar
- Enfeksiyon: Cerrahi alan enfeksiyonu, özellikle intraoral yaklaşım uygulanan olgularda gelişebilir. Uygun antibiyotik profilaksisi ve aseptik cerrahi teknik ile risk minimize edilir
- Hematom: Operasyon bölgesinde kan toplanması, bası etkisi oluşturabilir ve gerektiğinde drenaj uygulanmalıdır
- Yara iyileşme problemleri: Cilt insizyonlarında dehisens veya nekroz gelişebilir; özellikle diyabetik hastalarda ve sigara kullanan bireylerde risk artmıştır
- Geçici diplopi: Postoperatif ödem nedeniyle görülebilir ve genellikle ödemin gerilemesiyle birlikte düzelir
Geç Dönem Komplikasyonlar
- Maloklüzyon (uyumsuz kapanış): Zigomatik kemiğin yanlış pozisyonda kaynaması, özellikle zigomatikomaksiller buttress deplasmanı ile birlikte oklüzal bozukluğa yol açabilir
- Enoftalmus: Orbital hacmin genişlemesi nedeniyle göz küresinin geriye çökmesi, geç dönemde belirginleşen ve estetik açıdan en rahatsız edici komplikasyonlardan biridir. İkincil rekonstrüksiyon gerektirebilir
- Kalıcı infraorbital sinir hasarı: Travmanın şiddetine ve sinir hasarının derecesine bağlı olarak alt göz kapağı, burun yan yüzeyi ve üst dudakta kalıcı his kusuru gelişebilir
- Persistan diplopi: Ekstraoküler kas sıkışmasının yetersiz serbestleştirilmesi veya orbital taban rekonstrüksiyonunun yetersizliği nedeniyle görülebilir
- Yüz asimetrisi: Zigomatik kemiğin anatomik olmayan pozisyonda kaynaması, belirgin yüz asimetrisine neden olabilir ve düzeltici osteotomi gerektirebilir
- Trismus: Zigomatik ark kırıklarının yanlış kaynaması veya fibrozisin gelişmesi, mandibula hareketlerini kalıcı olarak kısıtlayabilir
- Plak ve vida komplikasyonları: Fiksasyon materyallerinin palpasyonla hissedilmesi, soğukta rahatsızlık vermesi veya enfeksiyon odağı oluşturması nedeniyle çıkarılması gerekebilir
Pediatrik Zigomatik Kemik Kırıkları
Çocuklarda zigomatik kemik kırıkları, yetişkinlere kıyasla daha nadir görülür; bu durum çocuk yüz iskeletinin daha esnek yapıda olması ve paranazal sinüslerin tam gelişmemiş olmasıyla açıklanır. Pediatrik popülasyonda yeşil ağaç kırıkları (greenstick fracture) ve eksik kırıklar daha sık gözlenir.
Çocuklarda tedavi yaklaşımı, büyüme ve gelişmenin devam ettiği göz önüne alınarak planlanmalıdır. Konservatif tedavi, deplase olmamış kırıklarda ilk tercih olarak değerlendirilir. Cerrahi müdahale gerektiğinde, büyüme merkezlerine zarar vermekten kaçınılmalı ve mümkün olduğunca minimal invaziv teknikler tercih edilmelidir. Biyoemilebilir fiksasyon materyalleri, ikincil ameliyat gereksinimini ortadan kaldırması nedeniyle pediatrik hastalarda avantaj sağlar.
Uzun dönem takip, çocuklarda özellikle önemlidir. Yüz büyümesinin asimetrik olarak etkilenmesi, orta yüz hipoplazisi veya orbital gelişim bozuklukları açısından ergenlik döneminin sonuna kadar düzenli değerlendirme yapılmalıdır.
Güncel Gelişmeler ve İleri Tedavi Yöntemleri
Zigomatik kemik kırıklarının tedavisinde teknolojik gelişmeler, cerrahi sonuçların iyileştirilmesine önemli katkılar sağlamaktadır. Bilgisayar destekli cerrahi planlama ve navigasyon sistemleri, kırık redüksiyonunun doğruluğunu artırır ve cerrahi süreyi kısaltır. Sanal cerrahi planlama yazılımları, preoperatif olarak kırık fragmanlarının üç boyutlu manipülasyonuna ve optimal redüksiyon stratejisinin belirlenmesine olanak tanır.
Hasta spesifik titanyum implantlar, bilgisayar destekli tasarım ve üretim teknolojileri kullanılarak üretilmektedir. Bu implantlar, hastanın sağlam tarafının ayna görüntüsü baz alınarak tasarlanır ve mükemmel anatomik uyum sağlar. Üç boyutlu baskı teknolojisi, cerrahi öncesi modellerin ve kılavuzların üretilmesinde de kullanılmaktadır.
Endoskopik teknikler, özellikle zigomatik ark kırıklarının tedavisinde minimal invaziv bir alternatif olarak geliştirilmiştir. Endoskopik yardımlı redüksiyon, daha küçük insizyonlar aracılığıyla direkt görüş altında kırık redüksiyonu sağlar ve kozmetik sonuçları iyileştirir. Piezoelektrik cerrahi aletleri, kemik kesilerinde yumuşak doku hasarını minimize eder ve daha hassas osteotomiler yapılmasına olanak tanır.
Rejeneratif tıp alanındaki gelişmeler, kemik iyileşmesini hızlandırmak amacıyla trombositten zengin plazma (PRP), trombositten zengin fibrin (PRF) ve kemik morfogenetik proteinleri (BMP) gibi biyolojik ajanların kullanılmasını gündeme getirmiştir. Bu ajanlar, özellikle büyük kemik defektlerinde ve gecikmiş kaynamalarda tamamlayıcı tedavi olarak değerlendirilmektedir.
Prognoz ve Uzun Dönem Sonuçlar
Zigomatik kemik kırıklarının prognozu, kırığın tipi, deplasmanın derecesi, tedavinin zamanlaması ve uygulanan cerrahi tekniğe bağlı olarak değişkenlik gösterir. Erken tanı konulan ve uygun şekilde tedavi edilen olgularda genel prognoz oldukça iyidir. Deplase olmamış kırıklarda konservatif tedavi ile mükemmel sonuçlar elde edilir.
Cerrahi tedavi uygulanan olgularda, anatomik redüksiyon sağlanan ve stabil fiksasyon uygulanan hastalarda fonksiyonel ve estetik sonuçlar genellikle tatmin edicidir. Travma sonrası ilk iki hafta içinde yapılan cerrahi müdahalelerde, geç dönem cerrahilere göre daha iyi sonuçlar elde edildiği bildirilmektedir. İki haftayı aşan gecikmelerde fibröz doku oluşumu ve erken kaynama nedeniyle redüksiyon güçleşir ve sekonder osteotomi gereksinimi artar.
İnfraorbital sinir fonksiyonunun geri dönüşü, hastaların önemli bir kısmında altı ay ile bir yıl içinde gerçekleşir; ancak hastaların yaklaşık yüzde yirmisinde kalıcı his kusuru bildirilmektedir. Diplopi, uygun orbital taban rekonstrüksiyonu yapılan hastaların büyük çoğunluğunda düzelir. Enoftalmus, en zor düzeltilen komplikasyonlardan biri olmaya devam etmektedir ve ikincil rekonstrüksiyon oranları yüzde beş ile yüzde on beş arasında bildirilmektedir.
Zigomatik kemik kırıkları, maksillofasiyal travmatolojinin sık karşılaşılan ve multidisipliner yaklaşım gerektiren önemli bir klinik tablosudur. Detaylı klinik muayene, ileri görüntüleme yöntemleri ile desteklenen doğru tanı ve hastaya özgü tedavi planlaması, başarılı sonuçların temel belirleyicileridir. Kırığın ciddiyetine ve eşlik eden patolojilere göre konservatif izlemden ileri cerrahi tekniklere kadar geniş bir tedavi yelpazesi mevcuttur. Teknolojik gelişmelerin cerrahi planlama ve uygulama süreçlerine entegrasyonu, tedavi sonuçlarını sürekli olarak iyileştirmekte ve hastaların yaşam kalitesinin korunmasına katkıda bulunmaktadır. Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, zigomatik kemik kırıkları dahil tüm maksillofasiyal travmalarda en güncel tanı ve tedavi yöntemlerini uygulayarak hastalarımıza kapsamlı ve bireyselleştirilmiş tedavi hizmeti sunmaktadır.






