Fissür örtücüler (pit and fissure sealants), diş çürüğünün önlenmesinde en etkili koruyucu diş hekimliği uygulamalarından biridir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), fissür örtücülerin oklüzal çürükleri yüzde 60-90 oranında azalttığını bildirmektedir. Amerikan Diş Hekimleri Birliği (ADA) ve Amerikan Pedodontik Akademisi (AAPD), tüm çocuklarda daimi azı dişlerinin sürmesinin ardından fissür örtücü uygulanmasını özellikle önermektedir. Epidemiyolojik veriler, dünya genelinde 6-14 yaş arası çocukların yüzde 60-80'inde en az bir oklüzal çürük lezyonu bulunduğunu göstermektedir. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 12 yaş grubunda DMFT (çürük, çekilmiş, dolgulu diş) indeksi 1,9-3,2 arasında değişmekte olup, çürüklerin yüzde 80-90'ı oklüzal yüzeylerde başlamaktadır. Fissür örtücü uygulama prevalansı gelişmiş ülkelerde yüzde 40-60 iken, Türkiye'de bu oran yüzde 5-15 gibi düşük bir seviyededir. Bu düşük uygulama oranı, fissür örtücünün ebeveynler ve toplum tarafından yeterince tanınmamasıyla doğrudan ilişkilidir. Fissür örtücünün ne olduğunun, nasıl göründüğünün ve ne zaman uygulanması gerektiğinin bilinmesi, koruyucu diş hekimliğinin yaygınlaştırılması açısından büyük önem taşımaktadır.
Fissür Örtücü Nedir?
Fissür örtücü, dişlerin oklüzal (çiğneme) yüzeylerindeki oluk ve çukurcuklara (pit ve fissür) uygulanan ince, akıcı bir koruyucu rezin veya cam iyonomer örtüdür. Patofizyolojik açıdan değerlendirildiğinde, diş çürüğünün başlangıcı fissür morfolojisi ile doğrudan ilişkilidir. Dişlerin oklüzal yüzeylerindeki fissürler anatomik olarak dört tipe ayrılır: V-tipi (geniş ve sığ), U-tipi (dar girişli geniş tabanlı), I-tipi (dar ve derin) ve IK-tipi (dar girişli şişe boynu şeklinde). I ve IK tipi fissürler, 0,1 mm'den dar girisli olup diş fırçası kıllarının (çapı 0,2 mm) ulaşamayacağı derinliktedir. Bu dar ve derin fissürlerde bakteriler, özellikle Streptococcus mutans ve Lactobacillus türleri kolaylıkla kolonize olur. Bakterilerin ürettiği organik asitler (laktik asit, asetik asit, propiyonik asit) mine yüzeyinde pH'ı 5,5'in altına düşürerek demineralizasyonu başlatır. Hidroksiapatit kristalleri çözünür ve mine alt yüzey lezyonu oluşur. Fissür örtücü, bu derin ve dar olukları fiziksel olarak kapatarak bakteri kolonizasyonunu ve asit üretimini engelleyen mekanik bir bariyer oluşturur. Rezin bazlı fissür örtücüler, mine yüzeyinde asitle pürüzlendirme sonrası oluşan mikropörozitelere (5-50 mikrometre derinliğinde rezin taglar) penetrasyonla mikromekanik bağlanma sağlar. Cam iyonomer bazlı örtücüler ise mine ve dentindeki kalsiyum iyonlarıyla kimyasal bağ oluşturur ve ek olarak florür salınımı yapar.
Fissür Örtücü Uygulamasının Nedenleri
Fissür örtücü uygulanmasını gerektiren temel nedenler ve endikasyonlar şunlardır:
- Derin ve dar fissür morfolojisi: I ve IK tipi derin fissürlere sahip dişlerde çürük riski, sığ V-tipi fissürlere göre 8-10 kat daha yüksektir. Fissür derinliği 0,5 mm'yi aştığında örtücü kesinlikle endikedir.
- Yeni sürmüş daimi azı dişleri: Birinci büyük azı dişleri (6 yaş dişleri) ortalama 6-7 yaşında, ikinci büyük azı dişleri 11-13 yaşında sürer. Yeni sürmüş dişlerin minesi tam olgunlaşmamıştır (postsürme olgunlaşma 2-3 yıl sürer) ve çürüğe karşı savunmasızdır. Bu dönemde fissür örtücü uygulaması en yüksek korumayı sağlar.
- Yüksek çürük riski: CAMBRA veya benzeri risk değerlendirme araçları ile yüksek çürük riskli bulunan çocuklarda tüm fissürlü dişlere (premolar dahil) örtücü endikedir. Yüksek risk kriterleri: son 12 ayda yeni çürük lezyonu, yüksek S. mutans kolonizasyonu, düşük tükürük akış hızı (stimüle tükürük < 0,7 ml/dk), düşük sosyoekonomik düzey.
- Süt azı dişlerinde koruma: Süt ikinci azı dişleri 10-12 yaşına kadar ağızda kalır ve oklüzal çürük riski taşır. Kooperasyonu uygun çocuklarda süt azı dişlerine de örtücü uygulanabilir.
- Başlangıç mine çürüğü (beyaz nokta lezyon): Fissür tabanında kavitasyon oluşmamış başlangıç çürüğü (ICDAS kod 1-2) tespit edildiğinde, terapötik fissür örtücü uygulaması lezyonun ilerlemesini yüzde 70-90 oranında durdurur.
- Özel gereksinimli çocuklar: Mental veya fiziksel engelli çocuklarda oral hijyen uygulamalarının zorluğu nedeniyle çürük riski çok yüksektir. Bu çocuklarda fissür örtücü, koruyucu stratejinin temel bileşenidir.
- Ortodontik tedavi görecek hastalar: Braket ve bant uygulanmadan önce fissürlerin korunması, tedavi süresince gelişebilecek oklüzal çürükleri önler.
Fissür Örtücü Nasıl Tanınır? Klinik Belirtiler ve Görünüm
Fissür örtücünün ağızda nasıl göründüğünü bilmek, hem ebeveynlerin hem de hastaların bilinçlenmesi açısından önemlidir:
- Görsel özellikleri: Fissür örtücü, dişin çiğneme yüzeyindeki olukları kaplayan ince, parlak bir tabaka olarak görünür. Rengi kullanılan materyale göre değişir: şeffaf/transparan, beyaz opak veya pembe (renk değiştiren tip). Işıkla sertleşen (fotopolimerize) rezin örtücüler genellikle şeffaf veya hafif beyazımsı görünümdedir. Bazı markalar klinik kontrolü kolaylaştırmak için renkli üretilir.
- Dokunma hissi: Dil ile dokunulduğunda fissür örtücü pürüzsüz bir yüzey hissi verir. Örtücü uygulanmamış dişte fissürler pürüzlü ve girintili hissedilirken, örtücü sonrası yüzey düz ve kaygandır.
- Kalınlığı: Fissür örtücü tabakası ortalama 0,3-0,5 mm kalınlığındadır. Bu ince tabaka oklüzyonu bozmaz ve çiğneme fonksiyonunu etkilemez. Ancak uygulanma anında dil ile hissedilebilir ve birkaç gün içinde adaptasyon sağlanır.
- Sınırları: Örtücü yalnızca fissür ve pit bölgelerini kaplar; dişin tüm yüzeyini değil. Tüberkül tepeleri ve düz mine yüzeyleri açık kalır. Örtücünün sınırları kenar adaptasyonu iyi ise gözle zor seçilir.
- Sağlam örtücü ile bozulmuş örtücü arasındaki fark: Sağlam fissür örtücü parlak, pürüzsüz ve kesintisiz bir tabaka oluşturur. Bozulmaya başlayan örtücüde kenar ayrılması (beyaz çizgi), yüzey pürüzlenmesi, renk değişikliği (sarımsı-kahverengi) veya kısmi kayıp (fissürün bir bölümünün açılması) gözlenebilir.
- Radyografik görünüm: Radyoopak dolgulu fissür örtücüler bite-wing radyografide ince bir radyoopak bant olarak görülür. Şeffaf örtücüler radyografide görülmez.
- UV ışığında görünüm: Bazı fissür örtücüler florasan pigment içerir ve UV ışık (blue-violet dalga boyu, 405 nm) altında parlayarak klinik kontrolü kolaylaştırır.
Tanı ve Değerlendirme
Fissür örtücü endikasyonunun belirlenmesi ve mevcut örtücünün durumunun değerlendirilmesi sistematik bir yaklaşım gerektirir:
- Görsel muayene: Aydınlatma ve hava-su spreyi ile kurutulan diş yüzeyi büyüteç veya dental lup (2,5-3,5x büyütme) ile incelenir. ICDAS (International Caries Detection and Assessment System) skorlama sistemi kullanılır. ICDAS 0: sağlam yüzey; ICDAS 1: kuru halde görülen beyaz/kahverengi opaklaşma; ICDAS 2: ıslak halde görülen opaklaşma; ICDAS 3: mine kırılması ile lokalize kavitasyon.
- Sond ile muayene: Sivri sond ile agresif sondalama artık önerilmemektedir; iyatrojenik mine hasarı oluşturabilir. Bunun yerine WHO CPI sondu (yuvarlak uçlu, 0,5 mm) ile nazik bir şekilde fissür tabanı hissedilir. Sonun takılması derin fissür varlığını, pürüzlü his çürük başlangıcını düşündürür.
- DIAGNOdent (lazer florasan): 655 nm dalga boyunda lazer ışığı kullanarak fissür çürüğünü kantitatif olarak değerlendirir. Değerler: 0-13 sağlam mine, 14-20 başlangıç mine çürüğü (örtücü ile izlem), 21-29 derin mine çürüğü (örtücü veya preventif rezin restorasyon), 30 ve üzeri dentin çürüğü (restorasyon gerekli). DIAGNOdent sensitivitesi yüzde 75-90, spesifisitesi yüzde 80-85 olarak bildirilmiştir.
- Bite-wing radyografi: Oklüzal çürüğün dentin tutulumu değerlendirilir. Mine sınırlı lezyon (D1-D2) fissür örtücü ile yönetilebilir. Dentin tutulumu (D3-D4) restorasyon gerektirir. Radyografik sensitivite oklüzal çürük için yüzde 40-60'tır; bu nedenle klinik muayene ile birlikte değerlendirilmelidir.
- Transillüminasyon (FOTI/DIFOTI): Fiber optik ışık kaynağı ile dişin aydınlatılması, mine-dentin birleşimindeki çürük lezyonlarını koyu gölge olarak gösterir. Non-invaziv ve radyasyon içermeyen bir yöntemdir.
- Tükürük testleri: Çürük risk değerlendirmesinde tükürük akış hızı (stimüle: normal > 1 ml/dk, düşük 0,7-1 ml/dk, çok düşük < 0,7 ml/dk), tükürük tamponlama kapasitesi (pH > 6 yüksek, 4,5-5,5 düşük) ve S. mutans sayımı (> 10^5 CFU/ml yüksek risk) ölçülür.
- Mevcut örtücünün kontrolü: Daha önce uygulanmış fissür örtücünün durumu her 6 aylık kontrolde değerlendirilir. Tam retansiyon (örtücü tamamen yerinde), kısmi retansiyon (bazı bölgelerde kayıp), tam kayıp (örtücü tamamen çıkmış) şeklinde sınıflandırılır. Kısmi veya tam kayıpta yeniden uygulama (reapplication) yapılır.
Ayırıcı Tanı
Fissür örtücü endikasyonu değerlendirilirken ve mevcut örtücünün durumu incelenirken aşağıdaki durumlarla ayırıcı tanı yapılmalıdır:
- Oklüzal çürük ile fissür boyama ayrımı: Fissürlerdeki kahverengi-siyah renk değişikliği her zaman çürük anlamına gelmez. Tannin pigmentasyonu, gıda boyaları veya tabaka benzeri mineral birikimi fissür boyamasına neden olabilir. DIAGNOdent veya radyografi ile ayrım yapılır.
- Mine hipoplazisi: Gelişimsel mine defektleri (hipoplazi, hipomineralizasyon) oklüzal çürük ile karışabilir. MIH (Molar Incisor Hypomineralisation) prevalansı yüzde 2-40 arasında değişir. Opak beyaz-sarı-kahverengi lezyonlar mine yapısı bozukluğuna bağlıdır; çürük değildir. Ancak hipoplazik dişlerde fissür örtücü endikasyonu vardır çünkü zayıf mine çürüğe daha yatkındır.
- Sağlam örtücü ile eski kompozit dolgu ayrımı: Küçük oklüzal kompozit restorasyonlar fissür örtücü ile karışabilir. Restorasyon daha kalın, opak ve kenarları daha belirgindir. Hasta kayıtları ve radyografi ile ayrım yapılır.
- Fissür çürüğü ile mine çatlağı: Oklüzal mine çatlakları (craze lines) çürük fissür ile karışabilir. Çatlak çizgisel bir paterni izler ve transillüminasyonda koyu çizgi olarak görülür.
- Amelogenezis imperfekta: Kalıtsal mine yapısı bozukluğu, yaygın oklüzal mine defektleri oluşturur. Tüm dişlerin etkilenmesi ve aile öyküsü ayırıcı tanıda yardımcıdır.
- Fluorozis: Hafif-orta fluorozis (Dean indeksi 2-3) mine yüzeyinde opak beyaz çizgilenmeler ve lekelenmeler oluşturur. Fissür bölgesinde çürük ile karışabilir. Fluorozis bilateral ve simetriktir; çürük genellikle asimetrik dağılım gösterir.
Tedavi: Fissür Örtücü Uygulama Teknikleri
Rezin Bazlı Fissür Örtücü Uygulama Protokolü
Rezin bazlı fissür örtücüler en yüksek retansiyon oranına sahip olup, altın standart olarak kabul edilmektedir. Uygulama adımları şöyledir:
- Diş yüzeyi temizliği: Döner fırça ve florürsüz pomza patı ile fissür bölgesi mekanik olarak temizlenir. Alternatif olarak air-abrazyon (27-50 mikron alüminyum oksit partikülleri, 40-60 PSI basınç) ile fissür tabanındaki organik debris uzaklaştırılır. Air-abrazyon konvansiyonel temizliğe göre daha derin temizlik sağlar ve bağlanma kuvvetini yüzde 15-25 artırır.
- İzolasyon: Nem kontrolü fissür örtücü başarısının en kritik faktörüdür. İdeal izolasyon rubber dam ile sağlanır. Rubber dam uygulanamıyorsa pamuk rulo izolasyonu ile birlikte tükürük emici (saliva ejektör) kullanılır. Tükürük kontaminasyonu bağlanma kuvvetini yüzde 50'ye kadar düşürür.
- Asitle pürüzlendirme (etching): Yüzde 37 fosforik asit jel, mine yüzeyine 15-20 saniye uygulanır. Süt dişlerinde mine prizmaları daha düzensiz olduğundan uygulama süresi 20-30 saniyeye uzatılabilir. Asit, mine yüzeyinde 5-50 mikrometre derinliğinde mikropöröziteler oluşturarak rezinin mekanik tutunması için ideal bir yüzey yaratır.
- Yıkama ve kurutma: Asit jel 15-20 saniye su spreyi ile yıkanır. Yüzey hava spreyi ile nazikçe kurutulur (over-drying yapılmaz; kollajen yapıların çökmesini önlemek için). Başarılı pürüzlendirme sonrası mine yüzeyi tebeşirsi beyaz, mat bir görünüm kazanır. Bu görünüm yoksa pürüzlendirme tekrarlanır.
- Örtücü uygulaması: Akıcı rezin örtücü (BisGMA veya UDMA bazlı) ince uçlu aplikatör veya fırça ile fissür ve pitlara yerleştirilir. Materyalin fissür tabanına penetrasyonunu sağlamak için aplikatör ile hafif basınç uygulanır. Hava kabarcığı oluşumundan kaçınılır. Örtücü kalınlığı 0,3-0,5 mm olmalıdır.
- Polimerizasyon: LED veya halojen ışık kaynağı (mavi ışık, 430-480 nm dalga boyu, en az 400 mW/cm² yoğunluk) ile 20-40 saniye ışıkla sertleştirilir. Işık ucu diş yüzeyine 1-2 mm mesafede tutulur. Yetersiz polimerizasyon, örtücünün mekanik özelliklerini ve retansiyonunu olumsuz etkiler.
- Oklüzyon kontrolü: Artikülasyon kağıdı ile oklüzal kontaklar kontrol edilir. Yüksek noktalar ince granüllü elmas frez veya beyaz taş ile düzeltilir. Örtücü oklüzyonu bozmamalıdır.
- Florür uygulaması: İşlem sonrası yüzde 2 NaF solüsyonu veya APF jel 1 dakika uygulanarak asitle pürüzlendirilmiş ancak örtücü ile kaplanmamış çevre mine yüzeylerinde remineralizasyon desteklenir.
Cam İyonomer Bazlı Fissür Örtücü
Nem kontrolünün zor olduğu durumlarda (yarı sürmüş dişler, kooperasyonu düşük çocuklar) tercih edilir. Asitle pürüzlendirme gerektirmez. Yüzde 10 poliakrilik asit ile 10-15 saniye kondisyonlama yapılır. Cam iyonomer (GIS) mine ve dentine kimyasal olarak bağlanır. Florür salınımı sayesinde çevre minede remineralizasyon sağlar. Retansiyon oranı rezin bazlı örtücülere göre düşüktür (1 yıllık retansiyon yüzde 50-70 versus yüzde 80-95); ancak örtücü kaybolsa bile florür emdirilmiş mine yüzeyi çürüğe karşı korunmuş kalır.
İlaç ve Destekleyici Tedavi Protokolü
- Topikal florür: Fissür örtücü uygulaması sonrası yüzde 5 NaF vernik (22.600 ppm F) tüm diş yüzeylerine uygulanır. 6 aylık aralıklarla tekrarlanır. Yüksek çürük riskli çocuklarda 3 aylık aralıklarla uygulanabilir.
- CPP-ACP (kazein fosfopeptit - amorf kalsiyum fosfat): MI Paste veya benzeri ürünler fissür örtücü çevresindeki mine yüzeylerine günlük uygulanarak remineralizasyonu destekler. CPP-ACP, tükürükteki kalsiyum ve fosfat iyonlarının biyoyararlanımını artırır.
- Klorheksidin vernik: Yüzde 1 klorheksidin vernik (Cervitec, Chlorzoin) 3-6 ayda bir uygulanarak S. mutans kolonizasyonunu azaltır. Fissür örtücü ile birlikte kullanıldığında çürük koruma etkinliği artar.
- Ksilitol: Günlük 5-8 gram ksilitol tüketimi (sakız veya pastil şeklinde, günde 3-5 kez) S. mutans metabolizmasını bozarak çürük riskini yüzde 30-60 oranında azaltır. 5 yaş üstü çocuklarda önerilir.
Komplikasyonlar
Fissür örtücü uygulamalarında karşılaşılabilecek komplikasyonlar ve sıklıkları şunlardır:
- Retansiyon kaybı (kısmi veya tam): En sık görülen komplikasyondur. Rezin bazlı örtücülerde 1 yıllık tam retansiyon oranı yüzde 80-95, 5 yıllık oran yüzde 50-70'tir. Kısmi retansiyon kaybı tam kayba göre daha tehlikelidir; çünkü örtücünün kaldığı ve kalkmadığı bölge arasındaki kenar aralığında plak birikerek gizli çürük gelişebilir. Nem kontaminasyonu, yetersiz pürüzlendirme ve izolasyon hataları başlıca nedenlerdir.
- Örtücü altı çürük: En korkulan komplikasyondur ancak prevalansı düşüktür (yüzde 1-5). Sağlam (tam retansiyonlu) örtücü altında çürük gelişme riski neredeyse sıfırdır. Kısmi retansiyonlu örtücü altında risk artar. Düzenli kontrol ve şüpheli durumlarda radyografi ile erken tespit sağlanır.
- Oklüzal yükseklik: Örtücünün oklüzyonu bozacak kalınlıkta uygulanması çiğneme sırasında rahatsızlık, temporomandibular eklem (TME) semptomları ve karşıt dişte travmatik oklüzyona neden olabilir. Oklüzyon kontrolü ile kolayca düzeltilir.
- Hava kabarcığı: Örtücü materyali içinde kalan hava kabarcıkları yapısal zayıflık oluşturarak erken kırılmaya ve retansiyon kaybına yol açar. Aplikasyon tekniğine dikkat edilmeli, materyal fissüre basınçla yerleştirilmelidir.
- Yumuşak doku irritasyonu: Örtücü fazlalıklarının interdental papil veya dişeti kenarına taşması lokal inflamasyona neden olabilir. İşlem sırasında fazlalıkların dikkatli temizlenmesi gerekir.
- BPA (Bisfenol A) endişesi: BisGMA bazlı rezin örtücülerin BPA salınımı konusunda endişeler mevcuttur. Güncel araştırmalar, fissür örtücüden salınan BPA miktarının (0,1-1,5 ng) günlük kabul edilebilir alım değerinin (50 mikrogram/kg/gün) çok altında olduğunu göstermektedir. Uygulamadan sonra 30 saniye gargara yapılması potansiyel BPA maruziyetini yüzde 90 oranında azaltır.
- Alerjik reaksiyon: Metakrilat alerjisi nadir olmakla birlikte bildirilmiştir. Kontakt stomatit, labial ödem veya ürtiker şeklinde kendini gösterebilir. Alerjik reaksiyon gelişirse örtücü çıkarılır ve cam iyonomer bazlı alternatif kullanılır.
Korunma ve Bakım Önerileri
Fissür örtücünün uzun süre sağlam kalması ve çürük koruma etkinliğinin sürdürülmesi için aşağıdaki korunma ve bakım önerileri uygulanmalıdır:
- Düzenli oral hijyen: Günde en az 2 kez, 2 dakika süreyle florürlü diş macunu ile fırçalama yapılmalıdır. 6 yaş altı çocuklarda pirinç tanesi kadar (0,1 gram), 6 yaş üstünde bezelye büyüklüğünde (0,25 gram) 1000-1450 ppm florürlü macun kullanılmalıdır. Fissür örtücü bölgesinde yumuşak kıllı fırça ile nazik fırçalama yeterlidir; sert fırçalama örtücüyü aşındırabilir.
- Diyet yönetimi: Şekerli ve asitli gıda tüketimi sınırlandırılmalıdır. Öğün arası atıştırmalık sayısı günde 2-3 ile sınırlı tutulmalıdır. Asitli içecekler (kola, meyve suyu, enerji içecekleri) hem mine erozyonuna hem de örtücü materyalinin degradasyonuna neden olur. pH'ı 4,5'in altındaki içecekler özellikle risklidir.
- Zararlı alışkanlıklardan kaçınma: Buz çiğneme, kalem ısırma, sert şeker kırma gibi alışkanlıklar örtücünün kırılmasına ve kaybına neden olabilir.
- Profesyonel kontroller: Fissür örtücü uygulamasından sonra ilk kontrol 1 hafta-1 ayda yapılır. Ardından her 6 ayda düzenli kontrol önerilir. Her kontrolde örtücünün retansiyonu (tam, kısmi, kayıp), kenar adaptasyonu, renk değişikliği ve çevre mine durumu değerlendirilir.
- Yeniden uygulama (reapplication): Kısmi veya tam örtücü kaybı tespit edildiğinde yeniden uygulama yapılır. Kalan örtücü sağlam ve kenar adaptasyonu iyi ise üzerine yeni örtücü uygulanabilir. Kenar ayrılması veya renklenme varsa kalan örtücü tamamen çıkarılır ve yeni uygulama yapılır.
- Florür takviye programı: Klinik kontrollerde profesyonel florür uygulaması (vernik veya jel) örtücü çevresindeki mine yüzeylerinde remineralizasyonu destekler ve çürük korumasını güçlendirir.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
Fissür örtücü uygulanmış çocuklarda aşağıdaki durumlarda diş hekimine başvurulmalıdır:
- Örtücünün düştüğünün fark edilmesi: Çiğneme yüzeyinde daha önce pürüzsüz olan alanın pürüzlü hissedilmesi, örtücü kaybını gösterir. Korunmasız kalan fissür çürüğe açık hale gelir; en kısa sürede yeniden uygulama yapılmalıdır.
- Dişte renk değişikliği: Örtücünün kenarında veya altında gri-kahverengi renk değişikliği çürük gelişimini düşündürür. Erken müdahale ile çürük ilerlemesi durdurulabilir.
- Ağrı veya hassasiyet: Örtücülü dişte soğuk, sıcak veya tatlıya hassasiyet gelişmesi, örtücü altında çürük ilerlemesinin belirtisi olabilir.
- Çiğneme sırasında rahatsızlık: Örtücünün oklüzal düzlemi bozduğu hissediliyorsa (dişler kapandığında belirli bir noktada baskı hissi), oklüzal uyum yapılması gerekir.
- Örtücüde kırılma veya çatlama: Dil ile hissedilen keskin kenar veya pürüz, örtücünün bozulduğunu gösterir.
- Yeni azı dişlerinin sürmesi: İkinci büyük azı dişleri (11-13 yaş) veya yirmi yaş dişleri sürdüğünde yeni fissür örtücü değerlendirmesi için başvurulmalıdır.
- 6 aylık kontrol zamanı: Herhangi bir şikayet olmasa bile 6 aylık periyodik kontrollerden vazgeçilmemelidir. Örtücü kaybı çoğu zaman hastanın fark edemeyeceği boyutta başlar.
- Dişeti şişliği veya kanaması: Örtücü fazlalığının dişeti irritasyonuna neden olduğu durumlarda dişetinde kızarıklık ve kanama gelişebilir.
Çocuğunuzun Dişlerini Korumak Elinizde
Fissür örtücü, basit, ağrısız ve son derece etkili bir koruyucu diş hekimliği uygulamasıdır. Doğru zamanda ve doğru teknikle uygulandığında, çocuğunuzun kalıcı azı dişlerini çürükten yüzde 80-90 oranında koruyabilir. Örtücünün ağızda nasıl göründüğünü tanıyabilmek, düzenli kontrollerden geçirmek ve herhangi bir değişiklik fark edildiğinde zamanında hekime başvurmak, bu korumanın sürdürülmesinin temel şartlarıdır. Fissür örtücü bir dolgu değil, çürük oluşmadan önce uygulanan koruyucu bir kalkan niteliğindedir. Altı yaş dişleri sürer sürmez yapılacak bir fissür örtücü uygulaması, çocuğunuzun ömür boyu diş sağlığını şekillendirecek kritik bir adımdır. Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, çocuğunuzun diş yapısını en güncel tanı yöntemleriyle değerlendirerek, kişiye özel koruyucu tedavi planı oluşturmaktadır. Fissür örtücü uygulamasından düzenli takibe kadar her aşamada deneyimli pediatrik diş hekimliği ekibimiz, çocuğunuzun sağlıklı gülümsemesi için profesyonel destek sunmaktadır.






