Peptik ülser hastalığı, dünya genelinde yaklaşık 4 milyon insanı etkileyen ve gastrointestinal sistemin en sık görülen organik patolojilerinden biridir. Global prevalans yüzde 5-10 civarında olup yaşam boyu peptik ülser gelişme riski erkeklerde yüzde 11-14, kadınlarda ise yüzde 8-11 olarak bildirilmektedir. Helicobacter pylori eradikasyon tedavisinin yaygınlaşması ile ülser insidansı son otuz yılda belirgin azalma göstermiş olsa da, yaşlanan popülasyonda artan nonsteroid antiinflamatuar ilaç (NSAİİ) ve asetilsalisilik asit kullanımı nedeniyle komplike ülser oranları halen yüksek seyretmektedir. Türkiye'de H.pylori prevalansı yüzde 60-80 gibi yüksek oranlardadır ve bu durum ülkemizi peptik ülser açısından endemik bölge konumuna getirmektedir. Ülser komplikasyonları olan kanama, perforasyon ve obstrüksiyon ciddi morbidite ve mortaliteye neden olabilen acil cerrahi durumlar olup erken tanı ve etkin tedavi hayati öneme sahiptir.
Ülser Nedir?
Peptik ülser, mide veya duodenum mukozasında asit-pepsin hasarına bağlı olarak gelişen, muskularis mukoza tabakasını aşan doku defektidir. Yüzeyel mukozal hasarlar erozyon olarak adlandırılırken, muskularis mukozayı geçerek submukoza ve daha derin tabakalara uzanan lezyonlar ülser olarak tanımlanır. Anatomik lokalizasyona göre gastrik ülser (mide ülseri) ve duodenal ülser (onikiparmak bağırsağı ülseri) olmak üzere ikiye ayrılır.
Normal koşullarda gastrik ve duodenal mukoza, agresif faktörler (hidroklorik asit, pepsin, safra tuzları) ile koruyucu faktörler (mukus-bikarbonat bariyeri, mukozal kan akımı, epitel hücre yenilenmesi, prostaglandinler) arasındaki denge sayesinde korunur. Peptik ülser, bu dengenin agresif faktörler lehine bozulması sonucu ortaya çıkar. Gastrik ülserlerde koruyucu mekanizmaların zayıflaması, duodenal ülserlerde ise asit hipersekresyonu ön plandadır.
Duodenal ülserler gastrik ülserlerden yaklaşık 4 kat daha sık görülür. Duodenal ülserler genellikle bulbus bölgesinde lokalize olurken, gastrik ülserler en sık antrum ve küçük kurvatur boyunca yerleşir. Gastrik ülserlerde malignite riski nedeniyle endoskopik biyopsi ve takip zorunludur; duodenal ülserlerde ise malignite son derece nadirdir.
Ülser Nedenleri ve Risk Faktörleri
Helicobacter Pylori Enfeksiyonu
H.pylori, peptik ülser hastalığının en sık nedeni olup duodenal ülserlerin yüzde 90-95'inden ve gastrik ülserlerin yüzde 60-80'inden sorumludur. Bu gram-negatif, spiral şekilli, mikroaerofilik bakteri mide mukozasını kolonize ederek kronik aktif gastrite neden olur. H.pylori'nin ürettiği üreaz enzimi üreyi amonyak ve karbondioksite parçalar; oluşan amonyak lokal pH'ı yükselterek bakterinin asidik ortamda hayatta kalmasını sağlar.
H.pylori enfeksiyonu mukozal hasar oluşturan birden fazla mekanizmayı aktive eder. Bakteri tarafından salgılanan vakuolize edici sitotoksin (VacA) ve sitotoksin ilişkili gen A (CagA) proteinleri epitel hücre hasarını artırır. Enfeksiyon kronik inflamasyonu tetikler, mukozal kan akımını bozar ve prostaglandin sentezini azaltır. Antral H.pylori gastritinde gastrin salgılanması artar ve Kısaca, asit hipersekresyonu gelişir; bu durum özellikle duodenal ülser patogenezinde merkezi rol oynar.
Nonsteroid Antiinflamatuar İlaçlar
NSAİİ kullanımı H.pylori'den sonra peptik ülserin en sık ikinci nedenidir. Bu ilaçlar siklooksijenaz (COX) enzimlerini inhibe ederek prostaglandin sentezini baskılar. Prostaglandin E2 ve prostaglandin I2 mukozal kan akımını artırır, mukus ve bikarbonat salgılanmasını uyarır ve epitel hücre proliferasyonunu destekler. Bu koruyucu mekanizmaların baskılanması mukozal savunmayı zayıflatır. Ayrıca NSAİİ'lerin topikal toksik etkisi de mukozal hasara katkıda bulunur.
- Risk artıran faktörler: 65 yaş üstü, yüksek doz NSAİİ kullanımı, birden fazla NSAİİ kullanımı, eşzamanlı kortikosteroid veya antikoagülan kullanımı, H.pylori koenfeksiyonu ve önceden peptik ülser öyküsü NSAİİ ilişkili ülser riskini belirgin artırır.
- COX-2 selektif inhibitörler: Selekoksib gibi COX-2 selektif ilaçlar gastrointestinal toksisitesi daha düşük olmakla birlikte kardiyovasküler risk artışı nedeniyle dikkatli kullanılmalıdır.
Zollinger-Ellison Sendromu
Zollinger-Ellison sendromu, pankreasın veya duodenumun non-beta adacık hücrelerinden kaynaklanan gastrinoma adlı nöroendokrin tümörün aşırı gastrin salgılaması sonucu gelişen bir durumdur. Hipergastrinemi masif asit hipersekresyonuna yol açar ve tekrarlayan, atipik lokalizasyonlu, tedaviye dirençli peptik ülserler oluşur. Tüm peptik ülserlerin yüzde 1'inden azını oluşturmasına rağmen tanınması önemlidir. Gastrinomların yüzde 60-90'ı malign potansiyel taşır ve yüzde 25'i multipl endokrin neoplazi tip 1 (MEN-1) sendromu ile ilişkilidir.
Diğer Nedenler ve Risk Faktörleri
- Sigara kullanımı: Sigara mukozal kan akımını azaltır, bikarbonat salgılanmasını baskılar, gastrik boşalmayı geciktirir ve duodenogastrik reflüyü artırır. Sigara içenlerde ülser riski 2 kat, iyileşme süresi uzamış ve nüks oranı artmıştır.
- Alkol tüketimi: Yüksek konsantrasyonlu alkol doğrudan mukozal hasar oluşturur ve gastrik asit salgılanmasını artırır.
- Stres ülseri: Yoğun bakım hastalarında ciddi travma, sepsis, yanık (Curling ülseri) ve kafa travması (Cushing ülseri) sonrası gelişen akut mukozal lezyonlardır.
- Genetik yatkınlık: Ailede peptik ülser öyküsü riski 2-3 kat artırır. Kan grubu O ile duodenal ülser arasında zayıf bir ilişki bildirilmiştir.
- Kronik hastalıklar: Kronik obstrüktif akciğer hastalığı, kronik böbrek yetmezliği, karaciğer sirozu ve Crohn hastalığı peptik ülser riskini artıran durumlar arasındadır.
Ülser Belirtileri
Peptik ülser hastaların bir kısmında asemptomatik seyredebilir; özellikle NSAİİ ilişkili ülserlerin yüzde 40'ı semptomsuz olup ilk bulgu kanama veya perforasyon gibi komplikasyon olabilir.
- Epigastrik ağrı: Peptik ülserin en karakteristik semptomudur. Karın üst orta bölgede (epigastriumda) yanıcı, kemirici veya açlık hissi şeklinde ağrı tanımlanır. Duodenal ülserde ağrı genellikle yemekten 2-3 saat sonra ve gece ortaya çıkar, yemek yeme ve antasit kullanımıyla hafifler. Gastrik ülserde ise ağrı yemekle artabilir veya yemekle ilişkisiz olabilir.
- Dispepsi: Üst karın bölgesinde rahatsızlık hissi, şişkinlik, erken doyma ve hazımsızlık peptik ülser hastalarında sık görülen semptomlardır.
- Bulantı ve kusma: Özellikle gastrik ülser ve pilorik kanal ülserlerinde belirgin olabilir. Pilor çıkışı obstrüksiyonunda ise projectil kusma ve kilo kaybı gelişir.
- Melena ve hematemez: Melena (siyah, katran renkli, kötü kokulu dışkı) üst gastrointestinal kanamayı gösterir. Hematemez (kanlı kusma) aktif ve ciddi kanama ile ilişkilidir. Peptik ülser, üst gastrointestinal kanamanın en sık nedenidir.
- İştahsızlık ve kilo kaybı: Gastrik ülser hastalarında yemekle artan ağrı nedeniyle besin alımı azalabilir ve kilo kaybı gelişebilir. Belirgin kilo kaybı malignite açısından değerlendirilmelidir.
- Göğüs ağrısı: Yüksek yerleşimli gastrik ülserler ve gastroözofageal reflü birlikteliğinde retrosternal ağrı kardiyak ağrı ile karışabilir.
Ülser Tanısı
Peptik ülser tanısı klinik şüphe, endoskopik değerlendirme ve H.pylori testlerinin birlikte yorumlanmasıyla konur.
- Üst gastrointestinal endoskopi (özofagogastroduodenoskopi): Peptik ülser tanısında altın standart yöntemdir. Endoskopi ülserin yerleşimini, boyutunu, kenar özelliklerini ve aktif kanama varlığını doğrudan değerlendirme imkanı sağlar. Gastrik ülserlerde malignite dışlanması amacıyla ülser kenarından en az 6-8 biyopsi alınması zorunludur. Duodenal ülserlerde rutin biyopsi gerekli değildir. Endoskopi aynı zamanda kanayan ülserlerde terapötik müdahale (enjeksiyon, termal koagülasyon, klip uygulama) imkanı sunar.
- H.pylori tanı testleri: H.pylori enfeksiyonunun saptanması tedavi planlamasında kritik öneme sahiptir. Tanı testleri invaziv ve non-invaziv olarak ikiye ayrılır.
İnvaziv Testler (Endoskopi Sırasında)
- Hızlı üreaz testi (CLO testi): Biyopsi materyalinin üreaz içeren solüsyona yerleştirilmesiyle yapılır. H.pylori üreazı üreyi parçalar ve oluşan amonyak pH değişikliği ile renk değişimine neden olur. Sensitivite yüzde 90-95, spesifisite yüzde 95-100'dür.
- Histopatolojik inceleme: Biyopsi materyalinin mikroskopik incelemesi ile hem H.pylori varlığı hem de gastrit tipi, aktivitesi, atrofi ve intestinal metaplazi değerlendirilir.
- Kültür: Antibiyotik duyarlılık testi yapılabilmesi açısından önemlidir; dirençli olgularda tedavi yönlendirmesinde değerlidir.
Non-invaziv Testler
- Üre nefes testi: Hastaya işaretli karbon (C13 veya C14) içeren üre içirilir. H.pylori üreazı bu üreyi parçalar ve işaretli CO2 nefeste saptanır. Eradikasyon kontrolünde en güvenilir non-invaziv testtir. Sensitivite ve spesifitesi yüzde 95'in üzerindedir.
- Dışkı antijen testi: Dışkıda H.pylori antijenlerinin saptanmasına dayalı immünolojik bir testtir. Monoklonal antikor bazlı testlerin sensitivite ve spesifitesi yüzde 95 civarındadır. Tanı ve eradikasyon kontrolünde kullanılır.
- Serolojik testler: Kanda H.pylori IgG antikorlarının saptanmasına dayanır. Aktif enfeksiyon ile geçirilmiş enfeksiyonu ayırt edemez. Eradikasyon kontrolünde kullanılmamalıdır. Epidemiyolojik çalışmalarda ve PPI kullanan hastalarda diğer testlerin güvenilir olmadığı durumlarda tercih edilir.
Ayırıcı Tanı
Epigastrik ağrı ve dispeptik şikayetler birçok farklı gastrointestinal ve gastrointestinal dışı durumda görülebilir. Doğru ayırıcı tanı gereksiz tedaviden kaçınmak ve ciddi patolojileri gözden kaçırmamak açısından önemlidir.
- Fonksiyonel dispepsi: Üst gastrointestinal endoskopide organik patoloji saptanmayan, kronik veya tekrarlayan dispeptik semptomlarla karakterize fonksiyonel bir bozukluktur. Dispepsi hastalarının yüzde 60-70'inde altta yatan organik neden bulunamaz.
- Gastroözofageal reflü hastalığı (GÖRH): Retrosternal yanma (pirozis) ve regürjitasyon kardinal semptomlarıdır. Ülser ile örtüşen epigastrik ağrı görülebilir.
- Mide kanseri: Özellikle gastrik ülser ayırıcı tanısında en önemli durumdur. İleri yaş, kilo kaybı, iştahsızlık, disfaji ve ailede mide kanseri öyküsü uyarıcı bulgulardır. Endoskopik biyopsi tanıda zorunludur.
- Safra kesesi hastalıkları: Kolesistit ve kolelitiazis sağ üst kadran ağrısı ile başvurmasına rağmen epigastrik ağrı ile de prezente olabilir. Ultrasonografi ayırıcı tanıda yardımcıdır.
- Pankreatit: Akut ve kronik pankreatit epigastrik ve sol üst kadran ağrısı ile başvurabilir. Ağrının sırta yayılması, oturarak öne eğilmekle rahatlaması ve amilaz-lipaz yüksekliği tanıyı destekler.
- Akut koroner sendrom: İnferior miyokard infarktüsü epigastrik ağrı ile başvurabilir ve ülser ağrısı ile karışabilir. Risk faktörleri olan hastalarda EKG ve kardiyak biyobelirteçler mutlaka değerlendirilmelidir.
- Crohn hastalığı: Duodenal Crohn hastalığı peptik ülseri taklit edebilir. Endoskopik biyopsi ve sistemik Crohn bulguları ayırıcı tanıda önemlidir.
Ülser Tedavisi
Peptik ülser tedavisi asit supresyonu, H.pylori eradikasyonu, NSAİİ kullanımının düzenlenmesi ve komplikasyonların yönetimini kapsar.
Asit Supresyon Tedavisi
- Proton pompa inhibitörleri (PPI): Peptik ülser tedavisinin temel taşıdır. Omeprazol, lansoprazol, pantoprazol, rabeprazol ve esomeprazol mide parietal hücrelerindeki H+/K+ ATPaz pompasını irreversibl olarak inhibe ederek asit salgılanmasını yüzde 90'dan fazla baskılar. Duodenal ülserde 4 hafta, gastrik ülserde 8 hafta tedavi süresi önerilir.
- H2 reseptör antagonistleri: Ranitidin, famotidin gibi ilaçlar histamin H2 reseptörlerini bloke ederek bazal ve uyarılmış asit salgılanmasını azaltır. PPI'lara göre asit baskılama güçleri daha düşüktür ve günümüzde ülser tedavisinde ikinci seçenek olarak konumlandırılmıştır.
- Antasitler ve sukralfat: Semptomatik rahatlama sağlamak amacıyla kullanılır. Sukralfat ülser tabanında koruyucu bir bariyer oluşturarak mukozal iyileşmeyi destekler.
H.pylori Eradikasyon Tedavisi
H.pylori pozitif peptik ülser hastalarında eradikasyon tedavisi ülser iyileşmesini hızlandırır ve nüks oranını yüzde 60-80'den yüzde 5'in altına düşürür.
- Üçlü tedavi (triple terapi): Standart birinci basamak tedavi PPI + klaritromisin + amoksisilin veya PPI + klaritromisin + metronidazol kombinasyonundan oluşur ve 14 gün süreyle uygulanır. Ancak klaritromisin direncinin yüzde 15'in üzerine çıktığı bölgelerde etkinliği düşmektedir.
- Dörtlü tedavi (kuadrupl terapi): Bizmut bazlı dörtlü tedavi olarak PPI + bizmut subsalisilat + metronidazol + tetrasiklin kombinasyonu 14 gün süreyle uygulanır. Klaritromisin direncinin yüksek olduğu bölgelerde birinci basamak tedavi olarak önerilir. Eşzamanlı dörtlü tedavi olarak PPI + amoksisilin + klaritromisin + metronidazol kombinasyonu da alternatif bir seçenektir.
- Kurtarma tedavileri: Birinci basamak tedavinin başarısız olduğu olgularda levofloksasin bazlı üçlü tedavi (PPI + amoksisilin + levofloksasin) veya rifabutin bazlı rejimler kullanılabilir. İdeal yaklaşım antibiyotik duyarlılık testine göre tedavi düzenlenmesidir.
- Eradikasyon kontrolü: Tedavi bitiminden en az 4 hafta sonra üre nefes testi veya dışkı antijen testi ile eradikasyon başarısı doğrulanmalıdır. PPI tedavisi testten en az 2 hafta önce kesilmelidir.
Cerrahi Tedavi Endikasyonları
- Perforasyon: Serbest perforasyon acil cerrahi endikasyondur. Graham patch (omentum yaması) ile primer onarım en sık uygulanan tekniktir.
- Kontrol edilemeyen kanama: Endoskopik tedaviye yanıtsız veya tekrarlayan kanamalarda cerrahi müdahale gerekir.
- Gastrik çıkış obstrüksiyonu: Pilorik veya prepilotik ülserlerin fibrozis ve ödeme bağlı obstrüksiyonu endoskopik balon dilatasyona yanıtsızsa cerrahi gerektirir.
- Malignite şüphesi: Endoskopik biyopsilere rağmen malignite dışlanamayan gastrik ülserlerde cerrahi rezeksiyon endikedir.
Ülserin Komplikasyonları
Peptik ülser komplikasyonları tedavi edilmeyen veya yetersiz tedavi edilen hastalarda gelişebilen, hayatı tehdit eden acil durumlardır.
- Kanama: Peptik ülser komplikasyonlarının en sık görülenidir ve peptik ülser hastalarının yüzde 15-20'sinde gelişir. Ülser tabanındaki damar erozyonu sonucu meydana gelir. Hematemez, melena, hematokezya (masif kanamada) ve hemodinamik instabilite ile başvurulur. Endoskopik hemostaz birinci basamak tedavidir; başarısız olgularda anjiyografik embolizasyon veya cerrahi müdahale gerekir.
- Perforasyon: Peptik ülser hastalarının yüzde 5-10'unda gelişir. Ülserin mide veya duodenum duvarını tam kat geçmesi sonucu periton boşluğuna mide içeriği sızar ve akut peritonit tablosu ortaya çıkar. Ani başlayan, şiddetli epigastrik ağrı, tahta karın (defans ve rijidite), serbest hava (pnömoperitoneum) ve hemodinamik bozulma karakteristiktir. Acil cerrahi müdahale gerektirir.
- Gastrik çıkış obstrüksiyonu: Pilotik veya duodenal ülserlerin kronik inflamasyon ve fibrozis sonucu lümen daralmasına neden olmasıyla gelişir. Erken doyma, bulantı, projectil kusma, kilo kaybı ve metabolik alkaloz (hipokloremik, hipokalemik) ile karakterizedir.
- Penetrasyon: Ülserin komşu organlara (pankreas, omentum, karaciğer, kolon) uzanmasıdır. Sırta yayılan sürekli ağrı, amilaz yüksekliği (pankreasa penetrasyon) ve tedaviye yanıtsızlık penetrasyon düşündürür.
- Malignite: Kronik gastrik ülserlerde malign transformasyon riski mevcuttur. H.pylori ilişkili kronik atrofik gastrit ve intestinal metaplazi gastrik adenokarsinom için premalign durumlar olarak kabul edilir. H.pylori enfeksiyonu ayrıca gastrik MALT lenfoma gelişimi ile de ilişkilidir.
Ülserden Korunma
Peptik ülser hastalığının önlenmesi risk faktörlerinin kontrol altına alınması ve koruyucu stratejilerin uygulanmasına dayanır.
- H.pylori eradikasyonu: H.pylori pozitif bireylerde eradikasyon tedavisi ülser gelişme riskini ve ülser komplikasyonlarını belirgin azaltır. Özellikle ülser öyküsü olan, NSAİİ kullanması gereken ve ailede mide kanseri öyküsü olan bireylerde eradikasyon önerilir.
- NSAİİ kullanımının rasyonelleştirilmesi: Mümkün olan en düşük etkili dozda ve en kısa sürede kullanılmalıdır. Alternatif analjezikler (parasetamol) tercih edilmelidir. Kaçınılmaz NSAİİ kullanımında eşzamanlı PPI profilaksisi uygulanmalıdır.
- Gastroprotektif tedavi: Yüksek riskli hastalarda (65 yaş üstü, ülser öyküsü, eşzamanlı antikoagülan veya kortikosteroid kullanımı) NSAİİ ile birlikte PPI veya misoprostol (prostaglandin analoğu) profilaksisi verilmelidir.
- Sigaranın bırakılması: Sigara mukozal savunma mekanizmalarını bozar, ülser iyileşmesini geciktirir ve nüks riskini artırır. Sigaranın bırakılması ülser tedavisinin ayrılmaz bir parçasıdır.
- Alkol kısıtlaması: Aşırı alkol tüketimi doğrudan mukozal hasar oluşturduğundan alkol alımı sınırlandırılmalıdır.
- Dengeli beslenme: Düzenli öğün zamanları, aşırı baharatlı ve asidik gıdalardan kaçınma ve lifli beslenme genel gastrik sağlığı destekler.
- Stres yönetimi: Psikolojik stresin peptik ülser üzerindeki doğrudan etkisi tartışmalı olsa da stres mukozal savunmayı zayıflatabilir ve semptomları artırabilir.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
Peptik ülser hastalığı ciddi komplikasyonlara yol açabildiğinden belirli durumlarda acil tıbbi değerlendirme gereklidir. Uyarı semptomlarının bilinmesi erken tanı ve tedavi açısından kritik öneme sahiptir.
- Üst gastrointestinal kanama bulguları: Hematemez (kan veya kahve telvesi görünümlü kusma), melena (siyah katran renkli dışkı) veya hematokezya (taze kanlı dışkılama) varlığında acil başvuru zorunludur.
- Ani başlayan şiddetli karın ağrısı: Bıçak saplanır tarzda ani epigastrik ağrı, karında sertlik ve yaygın hassasiyet perforasyon düşündürür ve acil cerrahi değerlendirme gerektirir.
- İki haftadan uzun süren dispeptik şikayetler: Kronik veya tekrarlayan epigastrik ağrı, özellikle 50 yaş üstünde, endoskopik değerlendirme için başvuru gerektirir.
- Alarm semptomları: İstemsiz kilo kaybı, progresif disfaji (yutma güçlüğü), persistan kusma, palpable abdominal kitle ve açıklanamayan demir eksikliği anemisi organik patoloji açısından acil araştırılmalıdır.
- Tedaviye yanıtsızlık: PPI tedavisine rağmen 4-8 haftada şikayetleri devam eden hastalar endoskopik değerlendirme ve tedavi revizyonu için başvurmalıdır.
- NSAİİ kullanırken yeni semptom gelişmesi: Kronik NSAİİ kullanımı sırasında yeni başlayan karın ağrısı veya dispeptik şikayetler ülser açısından değerlendirilmelidir.
- Tekrarlayan ülser atakları: Daha önce ülser tanısı almış hastalarda semptomların tekrarlaması H.pylori eradikasyon başarısının kontrolü ve tedavi planının gözden geçirilmesi için başvuruyu gerektirir.
Peptik ülser hastalığı, günümüzün etkin tanı ve tedavi yöntemleriyle büyük ölçüde kontrol altına alınabilen, çoğu olguda tamamen tedavi edilebilen bir durumdur. H.pylori eradikasyonu ülser tedavisinde devrim yaratmış ve nüks oranlarını dramatik biçimde azaltmıştır. Proton pompa inhibitörleri güçlü asit supresyonu sağlayarak ülser iyileşmesini hızlandırır. Ancak tedavinin başarısı doğru tanı, altta yatan nedenin belirlenmesi ve hastanın tedaviye uyumu ile doğru orantılıdır. Komplikasyonların önlenmesi için risk faktörlerinin kontrolü, gereksiz NSAİİ kullanımından kaçınma ve alarm semptomlarının erken fark edilmesi hayati önem taşır. Koru Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü olarak, peptik ülser hastalarımıza ileri endoskopik tanı ve tedavi yöntemleri, kanıta dayalı eradikasyon protokolleri ve bireyselleştirilmiş takip programları sunmaktayız. Dispeptik şikayetleriniz varsa veya ülser risk faktörleriniz mevcutsa, erken değerlendirme için uzman gastroenteroloji hekimlerimize başvurmanızı öneriyoruz.










