Spinal stenoz, omurga kanalının daralması sonucu sinir yapılarının basıya uğradığı, özellikle ileri yaş grubunda sık karşılaşılan dejeneratif bir omurga patolojisidir. Altmış beş yaş üstü popülasyonda görülme sıklığı %20-30 arasında değişmekte olup, yaşlanan toplumla birlikte prevalansı giderek artmaktadır. Lomber spinal stenoz, 65 yaş üstü bireylerde omurga cerrahisinin en sık endikasyonunu oluşturmaktadır. Epidemiyolojik veriler, semptomatik lomber stenozu olan hastaların yaklaşık %15-20'sinin cerrahi müdahale gerektirdiğini ortaya koymaktadır. Hastalık yürüme mesafesini kısıtlaması ve günlük aktiviteleri belirgin şekilde sınırlandırması nedeniyle yaşam kalitesi üzerinde derin etkiler yaratmaktadır.
Spinal Stenoz Nedir?
Spinal stenoz, omurga kanalı (spinal kanal), sinir kök kanalları (foraminal kanal) veya lateral reses bölgesinin çeşitli nedenlerle daralması sonucu spinal kord, kauda ekuina veya sinir köklerinin kompresyona uğraması ile karakterize bir klinik durumdur. Anatomik olarak spinal kanal, önde vertebra cisimleri ve intervertebral diskler, yanlarda pedikül ve faset eklemler, arkada ise lamina ve ligamentum flavum tarafından sınırlandırılmaktadır.
Anatomik Sınıflandırma
- Santral stenoz: Spinal kanalın merkezi bölümünün daralmasıdır. Dural kese ve içindeki sinir yapıları doğrudan basıya uğrar. Sagittal kanal çapının 12 mm'nin altına düşmesi relatif stenoz, 10 mm'nin altı ise absolü stenoz olarak kabul edilir. Kauda ekuina basısı ile bilateral nörojenik kladikasyon semptomları ortaya çıkar.
- Foraminal stenoz: Sinir kökünün spinal kanaldan çıkış yaptığı nöral foramen bölgesinin daralmasıdır. Genellikle forameni daraltan disk herniyasyonu, osteofitik çıkıntılar veya faset eklem hipertrofisi nedeniyle gelişir. Tek taraflı radiküler semptomlar tipiktir.
- Lateral reses stenozu: Sinir kökünün dural keseden ayrılıp foramine yöneldiği lateral reses bölgesinin daralmasıdır. Üst faset eklem hipertrofisi en sık neden olup, lateral reses derinliğinin 3 mm'nin altına düşmesi stenotik kabul edilir.
Spinal Stenoz Nedenleri ve Risk Faktörleri
Stenoz etiyolojisi konjenital ve edinsel nedenler olmak üzere iki ana grupta incelenir. Hastaların büyük çoğunluğunda edinsel dejeneratif değişiklikler sorumludur.
Dejeneratif Stenoz
Spinal stenozun en sık nedeni yaşlanma ile birlikte gelişen dejeneratif değişikliklerdir. Patofizyolojik süreçte birden fazla yapısal değişiklik bir arada rol oynar. İntervertebral disk dejenerasyonu ile disk yüksekliği azalır ve disk materyali posterior yönde bulging yapar. Bu durum kanal çapını önden daraltırken, disk yükseklik kaybı faset eklemlere binen yükü artırır. Faset eklem hipertrofisi ve osteoartrit gelişerek kanal lateralden daralır. Ligamentum flavum hipertrofisi ve kalsifikasyonu kanalı arkadan daraltır; normal kalınlığı 2-4 mm olan bu bağ, dejeneratif süreçte 6-8 mm'ye kadar kalınlaşabilir. Tüm bu değişikliklerin kümülatif etkisi ile spinal kanal progresif şekilde daralır ve sinir yapıları üzerinde bası oluşur. Dejeneratif spondilolistezis özellikle L4-5 seviyesinde anterior kayma ile santral stenozu ağırlaştıran ek bir faktördür.
Diğer Nedenler
- Konjenital stenoz: Doğuştan dar spinal kanal yapısı olan bireylerde semptomlar daha erken yaşta ve daha az dejeneratif değişiklikle ortaya çıkar. Kısa pedikül yapısı ve trefoil şeklinde kanal morfolojisi karakteristiktir. Akondroplazi konjenital stenozun en bilinen nedenidir.
- İyatrojenik stenoz: Önceki omurga cerrahileri sonrası gelişen skar dokusu, füzyon sonrası komşu segment hastalığı veya posterior enstrümantasyona bağlı kanal daralması bu grupta yer alır.
- Travmatik stenoz: Vertebra kırıklarına bağlı kemik fragmanların kanala yer kaplayması veya kırık sonrası gelişen deformite ile stenoz oluşabilir.
- Metabolik nedenler: Paget hastalığında kemik genişlemesi, fluoroziste ligaman kalsifikasyonu ve diffüz idiyopatik iskelet hiperostozu (DISH) stenoza katkıda bulunabilir.
Spinal Stenoz Belirtileri
Spinal stenozun en karakteristik semptomu nörojenik kladikasyondur. Hasta yürümeye başladıktan belirli bir süre sonra her iki bacakta ağrı, ağırlık, uyuşma ve güçsüzlük gelişir ve yürüme mesafesi giderek kısalır. Bu semptomlar ayakta durmakla da tetiklenebilir. Öne eğilmek, oturmak veya çömelmek ile belirgin rahatlama olması nörojenik kladikasyonun tipik özelliğidir. Bunun nedeni, fleksiyon pozisyonunda spinal kanalın genişlemesi ve sinir yapıları üzerindeki basının azalmasıdır. Hastalar genellikle alışveriş arabasına yaslanarak veya bisiklete binerek (fleksiyon pozisyonu) rahat ettiklerini ancak uzun yürüyüşlerde semptomların arttığını ifade eder.
Bel ağrısı hastaların büyük çoğunluğunda eşlik eden bir semptom olup, dejeneratif sürecin faset eklemleri ve diskleri etkilemesine bağlıdır. Bilateral bacak ağrısı santral stenozda tipiktir; ağrı kalça ve uyluklardan başlayarak bacakların arka veya dış yüzüne yayılır. İleri evrelerde istirahat halinde de ağrı ve uyuşma bulunabilir. Denge bozukluğu ve düşme riski özellikle yaşlı hastalarda ciddi bir sorundur. Servikal stenozda ise miyelopati bulguları ön plandadır; el becerikliliğinde azalma, yürüyüş ataksisi, spastisite ve mesane disfonksiyonu gelişebilir.
Nörojenik ve Vasküler Kladikasyon Ayrımı
Nörojenik kladikasyonun periferik arter hastalığına bağlı vasküler kladikasyondan ayrılması klinik açıdan kritik öneme sahiptir.
- Nörojenik kladikasyon: Semptomlar yürüme ve ayakta durma ile tetiklenir, oturma ve öne eğilme ile rahatlar. Bisiklet sürme genellikle tolere edilir. Ağrı dağılımı dermatomal olabilir ancak çoğunlukla bilateral ve yaygındır. Periferik nabızlar palpabl olup ayak dorsalis pedis ve tibialis posterior nabızları normaldir.
- Vasküler kladikasyon: Semptomlar yalnızca yürüme ile tetiklenir, ayakta durmakla provoke olmaz. Dinlenme ile hızla düzelir, pozisyon değişikliği gerekmez. Ağrı genellikle baldır kaslarında kramp tarzındadır. Periferik nabızlar zayıf veya alınamaz; ayaklarda soğukluk, tüy dökülmesi ve trofik değişiklikler eşlik edebilir. Ankle-brakiyal indeks düşüktür.
Spinal Stenozda Tanı
Tanı klinik bulgular ve görüntüleme yöntemlerinin birlikte değerlendirilmesiyle konulur.
Görüntüleme Yöntemleri
- Manyetik rezonans görüntüleme (MRG): Spinal stenoz tanısında altın standart görüntüleme yöntemidir. Spinal kanal çapı, dural kese kesit alanı, disk patolojileri, ligamentum flavum kalınlığı, faset eklem değişiklikleri ve sinir kökü kompresyonu detaylı şekilde değerlendirilebilir. Aksiyel kesitlerde dural kese kesit alanının 100 mm²'nin altına düşmesi ciddi stenoz olarak kabul edilir. Sagittal kesitlerde kanalın anteroposterior çapı ölçülür.
- Bilgisayarlı tomografi (BT): Kemik yapıların detaylı değerlendirmesinde MRG'ye üstündür. Osteofitik çıkıntılar, faset eklem artriti, kalsifiye disk herniyasyonları ve kanal çapı ölçümlerinde değerli bilgi sağlar. MRG kontrendike olan hastalarda (kalp pili, bazı metalik implantlar) BT miyelografi ile birlikte kullanılarak sinir yapılarının basısı gösterilebilir.
- Dinamik (fleksiyon-ekstansiyon) grafileri: Omurga instabilitesi ve dejeneratif spondilolistezis değerlendirmesinde kullanılır. Fleksiyon ve ekstansiyon pozisyonlarında çekilen lateral grafilerle vertebralar arası kayma miktarı ölçülür. Dört milimetreden fazla translasyon veya on dereceden fazla açısal hareket instabilite lehine değerlendirilir.
- Elektromiyografi (EMG) ve sinir iletim çalışması: Radikülopati seviyesinin belirlenmesinde, periferik nöropati ve polinöropatinin dışlanmasında yardımcı tanısal testlerdir. Klinik ve görüntüleme bulguları arasında uyumsuzluk olduğunda veya eşlik eden periferik sinir patolojisi şüphesinde değerlidir.
Ayırıcı Tanı
Spinal stenoz ayırıcı tanısında birçok klinik durum göz önünde bulundurulmalıdır. Periferik arter hastalığı vasküler kladikasyon ile en önemli ayırıcı tanıdır. Lomber disk herniyasyonu genellikle tek taraflı radiküler ağrı ile seyreder ve daha genç yaş grubunda görülür. Diyabetik polinöropati distal simetrik duyusal kayıp ile karakterizedir ve EMG bulguları ile ayrılır. Kalça osteoartriti inguinal bölgeye yayılan ağrı, kalça hareketlerinde kısıtlılık ve kalça grafisinde artritik değişikliklerle tanınır. Trokanter bursiti lateral kalça ağrısı ile kendini gösterir. Spinal tümörler ve enfeksiyonlar (spondilodiskit) gece ağrısı, ateş, kilo kaybı gibi alarm semptomları ile ayrılır. Kauda ekuina sendromu akut idrar retansiyonu, perineal anestezi ve bilateral alt ekstremite güçsüzlüğü ile acil cerrahi endikasyon oluşturur.
Spinal Stenoz Tedavisi
Tedavi konservatif ve cerrahi yöntemler olmak üzere iki ana başlıkta planlanır. Hastaların önemli bir kısmında konservatif tedavi ile yeterli semptom kontrolü sağlanabilmektedir.
Konservatif Tedavi
- Fizik tedavi ve egzersiz: Lomber fleksiyon egzersizleri, kor stabilizasyon programı ve aerobik kondisyon çalışmaları tedavinin temelini oluşturur. Fleksiyon tabanlı egzersizler (Williams egzersizleri) spinal kanalı genişleterek semptomları azaltır. Yüzme ve bisiklet gibi fleksiyon pozisyonunda yapılan aktiviteler önerilir.
- Farmakolojik tedavi: Non-steroidal antiinflamatuvar ilaçlar (NSAİİ), gabapentinoidler (pregabalin, gabapentin) nöropatik ağrı komponentinde etkilidir. Kas gevşeticiler ve kısa süreli opioid analjezikler şiddetli ağrı dönemlerinde kullanılabilir.
- Epidural steroid enjeksiyonu: Floroskopi veya ultrason eşliğinde kaudal, interlaminar veya transforaminal yaklaşımla epidural aralığa kortikosteroid ve lokal anestezik enjeksiyonu yapılır. Sinir kökü çevresindeki inflamasyonu azaltarak geçici ancak anlamlı ağrı rahatlaması sağlayabilir. Etkinliği genellikle birkaç hafta ile birkaç ay arasında sürer ve yılda üç seanstan fazla uygulanması önerilmez.
Cerrahi Tedavi
Konservatif tedaviye en az altı hafta yanıt vermeyen, ilerleyici nörolojik defisiti olan veya kauda ekuina sendromu gelişen hastalarda cerrahi müdahale endikedir.
- Dekompresif laminektomi: En klasik cerrahi yöntemdir. Stenotik segmentteki lamina ve kalınlaşmış ligamentum flavum çıkarılarak spinal kanala geniş dekompresyon sağlanır. Tek seviye veya çok seviye tutulumunda uygulanabilir. İnstabilite yoksa füzyon eklenmeden tek başına yeterli olabilir.
- Laminotomi ve laminoplasti: Lamina tamamen çıkarılmadan pencere açılarak veya lamina genişletilerek dekompresyon sağlanan minimal invaziv tekniklerdir. Posterior yapıların korunması instabilite riskini azaltır.
- İnterspinöz spacer (process cihazları): Komşu spinöz çıkıntılar arasına yerleştirilen implantlar ile segmentin ekstansiyonu sınırlandırılır ve kanal relatif olarak genişletilir. Hafif-orta stenozda ve özellikle yaşlı komorbid hastalarda minimal invaziv alternatif olarak uygulanabilir.
- Spinal füzyon (TLIF, XLIF, PLIF): İnstabilite veya dejeneratif spondilolistezis eşlik ettiğinde dekompresyona ek olarak füzyon uygulanır. Transforaminal lomber interbody füzyon (TLIF) tek taraflı yaklaşımla interbody cage ve posterior enstrümantasyon kullanılarak yapılır. Ekstremal lateral interbody füzyon (XLIF) lateral yaklaşımla disk aralığından girilerek indirekt dekompresyon ve füzyon sağlar. Minimal invaziv teknikler kas hasarını azaltarak daha hızlı iyileşme sağlamaktadır.
Komplikasyonlar
Tedavi edilmeyen spinal stenozda semptomlar progresif olarak kötüleşebilir. Kronik ağrı sendromu hastanın fiziksel ve psikolojik sağlığını ciddi şekilde etkiler. İlerleyici nörolojik kayıp alt ekstremitelerde güçsüzlük, duyusal defisit ve denge bozukluğuna yol açarak düşme riskini artırır. Kauda ekuina sendromu nadir ancak acil cerrahi gerektiren ciddi bir komplikasyondur; mesane ve bağırsak disfonksiyonu, perineal anestezi ile karakterizedir. Cerrahi tedavinin komplikasyonları arasında dural yırtık, sinir kök hasarı, enfeksiyon, epidural hematom, instabilite ve komşu segment hastalığı sayılabilir. Başarısız bel cerrahisi sendromu hastaların bir kısmında cerrahiye rağmen semptomların devam etmesi veya tekrarlaması şeklinde karşımıza çıkabilir.
Korunma
Spinal stenozun tamamen önlenmesi mümkün olmamakla birlikte, dejeneratif sürecin yavaşlatılması ve semptomların geciktirilmesi için alınabilecek önlemler vardır. İdeal vücut ağırlığının korunması omurgaya binen yükü azaltır. Düzenli egzersiz ve kor stabilizasyon çalışmaları paravertebral kasları güçlendirerek omurga stabilitesine katkıda bulunur. Doğru postür alışkanlıkları, ergonomik çalışma ortamı ve ağır kaldırma tekniklerinin doğru uygulanması omurga sağlığını destekler. Sigara kullanımının bırakılması disk dejenerasyonunu yavaşlatır; nikotin intervertebral diskin beslenme sürecini olumsuz etkilemektedir. Osteoporoz tedavisi vertebral kompresyon kırıklarını önleyerek sekonder stenoz riskini azaltır.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?
Yürüme mesafesinin giderek kısalması, bacaklarda uyuşma ve güçsüzlük, istirahat halinde devam eden ağrı, mesane veya bağırsak fonksiyonlarında değişiklik ve denge bozukluğu gibi belirtiler varlığında bir nöroşirürji veya ortopedi uzmanına başvurulmalıdır. Özellikle ani gelişen bilateral bacak güçsüzlüğü, idrar retansiyonu ve perineal bölgede uyuşma gibi kauda ekuina sendromu bulguları acil tıbbi müdahale gerektirir ve gecikmeden en yakın sağlık kuruluşuna ulaşılmalıdır.
Spinal stenoz, yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkileyen ancak doğru tanı ve uygun tedavi ile başarılı şekilde yönetilebilen bir omurga hastalığıdır. Koru Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi ile Ortopedi ve Travmatoloji bölümleri olarak, spinal stenoz tanı ve tedavisinde ileri görüntüleme teknolojileri, deneyimli cerrahi ekip ve multidisipliner yaklaşım ile hastalarımıza en güncel tedavi protokollerini sunmaktayız. Belirtileriniz günlük yaşamınızı kısıtlıyorsa uzman değerlendirmesi için randevu alabilirsiniz.





