Beyin ve Sinir Cerrahisi

Pediatrik Serebeller Astrositom: Belirtileri • Prognoz

Pediatrik Serebeller Astrositom hastalığını anlamak: nedenleri, belirtileri ve tedavi olanakları hakkında Koru Hastanesi bilgi kaynağı.

Pediatrik serebeller astrositom, çocukluk çağında en sık görülen primer beyin tümörlerinden biri olup, posterior fossa yerleşimli pediatrik tümörlerin yaklaşık yüzde 30-40ını oluşturur. ICD-10 kodlamasında C71.6 başlığı altında yer almaktadır. Çoğunlukla pilositik astrositom (WHO grade 1) histopatolojisinde gözlenen bu tümör, çocukluk çağında en iyi prognoza sahip beyin tümörlerinden biridir; gross total rezeksiyon sonrası 10 yıllık sağkalım yüzde 90 üzerindedir. Tipik olarak 5-15 yaş arasında, cinsiyet farkı belirgin olmaksızın görülür. Klinik tabloya hidrosefali ve serebeller işlev bozuklukları damgasını vurar. Modern nöroşirurji, mikrocerrahi teknikler, intraoperatif nöromonitörizasyon ve nöronavigasyon ile tedavi sonuçları belirgin biçimde iyileşmiştir. Bu yazıda pediatrik serebeller astrositomun sınıflaması, etiyopatogenezi, klinik bulguları, tanı süreci, ayırıcı tanısı, tedavi protokolleri, komplikasyonları, prognozu ve takibi profesyonel düzeyde ele alınmıştır.

Pediatrik Serebeller Astrositom Nedir?

Pediatrik serebeller astrositom, serebellumdan köken alan astrositik nöroglial hücrelerin neoplastik proliferasyonu sonucu gelişen bir tümördür. WHO 2021 sınıflamasında pilositik astrositom (grade 1), pilomiksoid astrositom (grade 2), diffüz astrositom (grade 2), pleomorfik ksantoastrositom (grade 2-3), anaplastik astrositom (grade 3) ve nadiren glioblastom (grade 4) olarak alt gruplara ayrılır. Çocuklarda en sık karşılaşılan tip pilositik astrositomdur ve yüzde 80-85 oranında görülür. Tipik olarak kistik komponent ve mural nodül görünümündedir; gross total rezeksiyon sonrası prognoz mükemmeldir. Patogenezde MAPK sinyal yolu aktivasyonu temel rol oynar; KIAA1549-BRAF füzyonu pilositik astrositomda yüzde 70-80 oranında saptanır. BRAF V600E mutasyonu ise daha çok pleomorfik ksantoastrositom ve gangliogliomada görülür. NF1 hastalarında pilositik astrositom riski 100 kat artmıştır. Histopatolojik olarak bipolar uzantılar, Rosenthal lifleri ve eozinofilik granüler cisimcikler tipik bulgulardır.

Etiyoloji ve Risk Faktörleri

Pediatrik serebeller astrositomun büyük çoğunluğu sporadik olarak ortaya çıkar; ancak bazı genetik sendromlar belirgin risk artışı oluşturur. Nörofibromatozis tip 1 (NF1) en önemli yatkınlık sendromudur; NF1 hastalarında serebeller astrositom riski genel popülasyona göre 100 kat artmıştır. Tüberoskleroz kompleksi, Li-Fraumeni sendromu, Ollier hastalığı, Maffucci sendromu ve Cowden sendromu da risk artışı ile ilişkili genetik durumlardır. Çevresel risk faktörleri arasında prenatal ya da postnatal iyonizan radyasyon maruziyeti yer alır. Önceden kraniospinal ışınlama almış lösemi ve diğer beyin tümörü hastalarında sekonder pilositik astrositom gelişimi rapor edilmiştir. Diğer çevresel faktörler (cep telefonu, beslenme, perinatal etkenler) için kesin kanıt yoktur. Genetik düzeyde KIAA1549-BRAF füzyonu pilositik astrositomda en sık moleküler değişikliktir; bu füzyon MAPK yolunu aktifler. Diğer moleküler değişiklikler arasında BRAF V600E mutasyonu, FGFR1 mutasyonu/füzyonu, NTRK1/2/3 füzyonları, CDKN2A/B kaybı yer alır.

Klinik Belirtiler

Pediatrik serebeller astrositomun klinik tablosu, tümör boyutuna, lokalizasyonuna ve eşlik eden hidrosefali varlığına bağlıdır. Hastaların çoğunda intrakranial basınç artışı bulguları (sabah baş ağrısı, kusma, papilla ödemi) ve serebeller fonksiyon bozukluğu belirtileri (ataksi, dengesizlik, dismetri, dizdiadokokinezi, geniş tabanlı yürüyüş, baş eğikliği, nistagmus) ön plandadır. Bebeklerde fontanel bombeleşmesi, baş çevresinde anormal artış, irritabilite, beslenme bozukluğu görülür. Vermian tutulumda ataksi ve dengesizlik belirginken, hemisferik tutulumda dismetri ve intansiyonel tremor öne çıkar. Tümörün dördüncü ventrikülü tıkamasıyla obstrüktif hidrosefali, kraniyal sinir bulguları (özellikle 6. sinir paralizisi), kafa içi basınç artışı sendromu gelişir. İlerlemiş olgularda bilinç bulanıklığı, koma ve tonsiller herniasyon gözlenebilir.

Belirtiler

  • Sabah baş ağrısı, kusma, papilla ödemi (hidrosefali bulguları).
  • Ataksi, dengesizlik, geniş tabanlı yürüyüş, dismetri, dizdiadokokinezi.
  • Nistagmus, baş eğikliği (kompensatuvar postür), 6. sinir paralizisi.
  • Bebeklerde fontanel bombeleşmesi, baş çevresinde artış, irritabilite.
  • Okul başarısında düşüş, davranış değişiklikleri, yorgunluk.
  • İleri evrede bilinç bulanıklığı, koma, herniasyon bulguları.

Tanı Süreci

Pediatrik serebeller astrositomun tanısında manyetik rezonans görüntüleme altın standarttır. T1, T2, FLAIR, postkontrast T1, difüzyon ağırlıklı görüntüleme, MR spektroskopi ve perfüzyon sekansları kullanılır. Pilositik astrositomun tipik MRG bulgusu kistik bir lezyon ve buna eşlik eden kontrast tutan mural nodül görünümüdür. Solid komponent T1 hipointens, T2 hiperintens olarak görülür ve belirgin kontrastlanma gösterir. Ödem genellikle hafiftir ya da yoktur. MR spektroskopide pilositik astrositomda yüksek kolin/kreatin oranı, laktat varlığı görülebilir; bu paradoks bulgu yüksek dereceli tümörlerle ayrımı zorlaştırır. Difüzyon kısıtlanması belirgin değildir. BT, kalsifikasyon değerlendirmesi ve acil koşullarda kullanılır. Spinal MRG, BOS yoluyla yayılan tümörlerin dışlanması için tercih edilir; pilositik astrositomda spinal yayılım nadirdir ancak bildirilmiştir. Lomber ponksiyon sıklıkla gerekli değildir; hidrosefali varlığında kontrendikedir. Tanı kesinleştirme cerrahi rezeksiyon ya da stereotaktik biyopsi sonrası histopatoloji ve moleküler genetik analizle (KIAA1549-BRAF füzyonu, BRAF V600E mutasyonu, FGFR alterasyonları) yapılır.

Ayırıcı Tanı

  • Meduloblastom: Posterior fossa, daha homojen, daha agresif, BOS yoluyla yayılır, MYC/MYCN amplifikasyonu prognostiktir.
  • Ependimom: Dördüncü ventrikül kaynaklı, foramen Luschka/Magendieden çıkışı tipiktir, kalsifikasyon sıktır.
  • Atipik teratoid rabdoid tümör: 3 yaş altı, agresif, INI-1 kaybı, kötü prognozlu.
  • Hemanjiyoblastom: Kistik, mural nodüllü, von Hippel-Lindau ile ilişkili, daha çok adolesan ve genç erişkinlerde.
  • Beyin sapı gliomu: İntrinsik beyin sapı yerleşimli, çoklu kraniyal sinir bulguları.
  • Posterior fossa abse: Ateş, periferik kontrast tutulumu, difüzyon kısıtlanması; biyopsi-debridman gerekebilir.
  • Kavernom: Hemorajik, T2*GRE bulgularında belirgin susceptibilite.
  • Demiyelinizan hastalık: ADEM, MS varyantları; multifokal lezyonlar.

Tedavi Yaklaşımı ve Cerrahi Stratejiler

Pediatrik serebeller astrositomda altın standart tedavi gross total cerrahi rezeksiyondur. Tam rezeksiyon sonrası 10 yıllık sağkalım yüzde 90-95i aşar ve çoğu olguda adjuvan tedavi gerekmez. Cerrahi yaklaşımda nöronavigasyon, intraoperatif MRG, mikroskop yardımlı mikrocerrahi, intraoperatif ultrason ve nöromonitörizasyon (motor uyandırılmış potansiyel, somatosensoryel uyandırılmış potansiyel, kraniyal sinir monitörizasyonu) kullanılır. Suboksipital midline ya da retrosigmoid kraniotomi en sık tercih edilen yaklaşımlardır. Hemisferik yerleşimli olgularda lateral suboksipital, vermian tümörlerde median suboksipital, dördüncü ventrikül tutulumunda telovelar yaklaşım uygulanır. Hidrosefali yönetimi için cerrahi öncesi endoskopik üçüncü ventrikülostomi (ETV) ya da geçici eksternal ventriküler drenaj uygulanabilir; tümör rezeksiyonu sonrası BOS akımı çoğunlukla normalleşir. Subtotal rezeksiyon kalan tümörlerde adjuvan tedavi seçenekleri arasında düşük doz radyoterapi (54 Gy, fraksiyone), karboplatin + vinkristin kemoterapisi, BRAF V600E mutasyonlu tümörlerde dabrafenib + trametinib hedefe yönelik tedavisi yer alır. KIAA1549-BRAF füzyonu olan tümörlerde MEK inhibitörü selumetinib (NF1 ilişkili pilositik astrositomda onaylanmıştır) tercih edilir. Stereotaktik radyocerrahi (gamma knife, cyberknife) küçük rezidü ya da nüks tümörlerde tercih edilir. Pediatrik popülasyonda kraniospinal ışınlama nörogelişimsel toksisite nedeniyle dikkatle uygulanmalıdır.

Komplikasyonlar ve Prognoz

Pediatrik serebeller astrositomun cerrahi tedavisinde en korkulan komplikasyonlardan biri posterior fossa sendromudur (mutism sendromu); cerrahi sonrası ortaya çıkan akut mutism, ataksi, hipotoni, emosyonel labilite ile karakterizedir ve aylar içinde düzelir ancak bazı vakalarda kalıcı dizartri ve dengesizlik kalabilir. Diğer cerrahi komplikasyonlar arasında BOS sızıntısı, postoperatif kanama, enfeksiyon, hidrosefali persistansı, kraniyal sinir hasarı, postoperatif menenjit, psödomeningosel oluşumu yer alır. Radyoterapi sonrası uzun dönem etkiler arasında nörokognitif gerileme, endokrin bozukluklar, sekonder maligniteler, vasküler hastalıklar bulunmaktadır. Kemoterapi yan etkileri (ototoksisite, nefrotoksisite, miyelosüpresyon) izlenmelidir. Pilositik astrositomun prognozu mükemmeldir: gross total rezeksiyon sonrası 10 yıllık sağkalım yüzde 90-95, subtotal rezeksiyon sonrası yüzde 70-80 civarındadır. Pilomiksoid astrositom, anaplastik ve diffüz astrositom alt tipleri daha agresif seyirlidir.

Korunma ve Erken Tanı

Sporadik pediatrik serebeller astrositomun önlenmesinde kanıta dayalı koruyucu strateji yoktur. NF1, tüberoskleroz, Li-Fraumeni gibi bilinen genetik sendromu olan ailelerde genetik danışmanlık, prenatal tanı ve periyodik MRG takibi önerilir. NF1 hastalarında pediatrik dönemde optik glioma, beyin sapı gliomu ve serebeller astrositom için yıllık göz muayenesi ve gerekli durumlarda kraniyal MRG yapılır. Gereksiz iyonizan radyasyondan kaçınma, kraniyal görüntülemelerde MRG tercihi, perinatal sağlık takibi koruyucu yaklaşımlardır. Erken tanı için ailelerin baş ağrısı, kusma, denge bozukluğu, baş eğikliği gibi belirtilere karşı duyarlı olması, çocuğun büyüme-gelişim takibi ve fundus muayenesi önemlidir.

Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?

Çocukta haftalardır süren, sabahları belirginleşen, kusma ile rahatlayan baş ağrısı; nedeni bilinmeyen kusma atakları; yeni başlayan denge bozukluğu, ataksi, baş eğikliği, görme bozukluğu; çift görme, fasiyal asimetri; nöbet, kişilik değişikliği, davranış değişiklikleri; bebeklerde fontanel bombeleşmesi, baş çevresinde anormal artış, beslenme bozukluğu, gelişme geriliği gibi belirtiler durumunda zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır. NF1 ya da diğer yatkınlık sendromu olan çocuklarda düzenli takip programlarının aksatılmaması da kritik önemdedir.

Klinik Değerlendirme

Koru Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümünde uzman hekimlerimiz, pediatrik serebeller astrositom gibi posterior fossa tümörlerinin tanı ve tedavisinde modern, kapsamlı ve çok-disiplinli bir yaklaşım sunmaktadır. Pediatrik onkoloji, çocuk endokrinolojisi, radyasyon onkolojisi, nöroradyoloji, nöropatoloji ve fizik tedavi bölümleriyle birlikte çalışan ekibimiz, ileri görüntüleme olanakları (3T MRG, MR spektroskopi, traktografi), intraoperatif nöromonitörizasyon, intraoperatif MRG, mikrocerrahi teknikler, gamma knife radyocerrahi, hedefe yönelik tedavi ve psikososyal destek programları ile çocuk hastalarımıza güvenli, etkili ve bireyselleştirilmiş tedavi sunmaktayız. Posterior fossa sendromu, ataksi, dengesizlik gibi cerrahi sonrası tabloların değerlendirilmesi ve rehabilitasyonu için özel ekiplerimiz mevcuttur.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu