Pyojenik granülom, ağız boşluğunda sıklıkla karşılaşılan benign vasküler proliferatif lezyonlardan biridir. Adında "pyojenik" (irin oluşturan) ifadesi bulunmasına rağmen, aslında enfeksiyöz bir süreçle ilişkili değildir ve gerçek bir granülom da değildir. Bu terminolojik yanılgı, lezyonun ilk tanımlandığı dönemden kalmaktadır. Lobüler kapiller hemanjiom olarak da bilinen pyojenik granülom, reaktif hiperplastik bir lezyon olup travma, hormonal değişiklikler ve kronik irritasyon gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak gelişir. Epidemiyolojik veriler incelendiğinde, oral pyojenik granülomun genel popülasyonda %1-5 oranında görüldüğü ve oral lezyonların yaklaşık %3,5-7 kadarını oluşturduğu bildirilmektedir. Kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha sık rastlanır; bu durum özellikle gebelik dönemindeki hormonal değişikliklerle açıklanmaktadır. Gebelerde prevalans %0,5-5 arasında değişmekte olup "gebelik tümörü" (granuloma gravidarum) adıyla da bilinmektedir. Lezyon her yaşta görülebilmekle birlikte, en sık ikinci ve üçüncü dekatta ortaya çıkar. Çocuklarda da nadir olmayan bu lezyon, oral kavitede en sık dişetinde (%75) lokalize olur.
Pyojenik Granülom Tam Olarak Nedir?
Pyojenik granülom, damarsal yapıların anormal proliferasyonu sonucu oluşan reaktif bir lezyondur. Patofizyolojik olarak değerlendirildiğinde, lezyonun temelinde anjiogenez (yeni damar oluşumu) sürecinin düzensiz bir şekilde aktive olması yatmaktadır. Travma veya kronik irritasyon sonrasında doku iyileşme sürecinde vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF), fibroblast büyüme faktörü (FGF) ve diğer anjiogenik sitokinlerin aşırı salınımı gerçekleşir. Bu büyüme faktörleri, kapiller damarların aşırı çoğalmasına ve granülasyon dokusunun kontrolsüz büyümesine neden olur.
Histopatolojik olarak pyojenik granülom, yüzeyel ülsere bir epitel ile örtülü, lobüler düzende organize olmuş kapiller damar proliferasyonundan oluşur. Lobüller arasında fibröz septalar bulunur ve stroma içinde akut ve kronik inflamatuar hücre infiltrasyonu gözlenir. Lezyon genellikle saplı (pedünküle) veya geniş tabanlı (sesil) olarak mukozaya tutunur. Yüzey epiteli sıklıkla ülsere olup fibrinöz bir eksüda ile kaplıdır. Damar duvarları ince ve frajil olduğundan, minimal travmayla bile kolay kanama eğilimi gösterir.
Oral pyojenik granülomun en karakteristik özelliği hızlı büyüme göstermesi ve kolay kanamasıdır. Lezyon genellikle birkaç hafta ile birkaç ay içinde maksimum boyutuna ulaşır. Boyutu birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar değişebilir; ancak çoğu lezyon 2 cm altında kalır. Rengi parlak kırmızıdan koyu mora kadar değişir ve yüzeyi düzgün veya lobüle olabilir.
Pyojenik Granülom Nedenleri ve Risk Faktörleri
Pyojenik granülomun etiyolojisi multifaktöriyeldir. Lezyonun gelişiminde rol oynayan başlıca nedenler ve risk faktörleri şunlardır:
Travma ve Kronik İrritasyon
Ağız içi travma, pyojenik granülom gelişiminde en önemli tetikleyici faktördür. Diş fırçalama sırasında oluşan tekrarlayan mikrotravmalar, keskin diş kenarları, uyumsuz protezler, ortodontik apareyler ve diş taşı birikimi kronik irritasyona yol açarak lezyonun oluşumunu tetikleyebilir. Diş çekimi, küretaj veya cerrahi işlemler sonrasında da pyojenik granülom gelişimi bildirilmiştir. Hastaların yaklaşık %50 kadarında belirgin bir travma öyküsü saptanır.
Hormonal Faktörler
Östrojen ve progesteron gibi kadın cinsiyet hormonları, damarsal yapıların reaktivitesini artırarak pyojenik granülom gelişimine zemin hazırlar. Gebelik döneminde artan hormon seviyeleri, dişeti dokusunun vaskülaritesini ve inflamatuar yanıtını belirgin şekilde artırır. Gebelik granülomu genellikle ilk trimesterde ortaya çıkar ve doğumdan sonra spontan olarak gerileyebilir. Oral kontraseptif kullanan kadınlarda da risk artmıştır.
Yetersiz Ağız Hijyeni
Dental plak birikimi ve periodontal hastalık, dişeti dokusunda kronik inflamasyona neden olarak pyojenik granülom gelişim riskini artırır. Subgingival diş taşı, bakteriyel enfeksiyon ve cep oluşumu gibi periodontal patolojiler lezyonun tetiklenmesinde önemli rol oynar. Yapılan çalışmalarda, pyojenik granülom hastalarının %60-70 kadarında periodontal hastalık bulgularının eşlik ettiği gösterilmiştir.
İlaç Kullanımı
Bazı ilaçların pyojenik granülom gelişimiyle ilişkili olduğu bildirilmiştir. Özellikle siklosporin, takrolimus gibi immünosüpresif ilaçlar, retinoidler (izotretinoin, asitretin) ve bazı anti-VEGF ajanlar risk faktörleri arasında sayılmaktadır. Ayrıca fenitoin, nifedipin ve indinavir gibi ilaçların da dişeti hiperplazisi ve pyojenik granülom gelişimini kolaylaştırabileceği bildirilmiştir.
Diğer Faktörler
Damar malformasyonları, port-wine stain gibi vasküler anomaliler, yanık sonrası iyileşme süreçleri ve bazı dermatozlar pyojenik granülom ile ilişkilendirilmiştir. Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda, diyabet gibi sistemik hastalıklarda ve beslenme bozukluklarında lezyon gelişim riski artmaktadır.
Pyojenik Granülom Belirtileri ve Klinik Bulgular
Pyojenik granülomun klinik prezentasyonu oldukça karakteristiktir ve deneyimli bir klinisyen tarafından kolaylıkla tanınabilir. Başlıca belirti ve bulgular şunlardır:
Görünüm ve Lokalizasyon
- Renk: Parlak kırmızı, koyu kırmızı veya morumsu kırmızı renkte; olgun lezyonlarda pembe-beyaz tonlarına dönüşebilir
- Şekil: Saplı (pedünküle) veya geniş tabanlı (sesil), yuvarlak veya lobüle kitle
- Boyut: Genellikle 0,5-2 cm arasında; nadiren 5 cm üzerine çıkabilir
- Yüzey: Düzgün veya granüler; sıklıkla ülsere ve fibrinöz membranla kaplı
- Lokalizasyon: En sık marjinal ve interdental dişeti (%75); dil, dudak, bukkal mukoza, damak ve dudak komisürü diğer yerleşim yerleridir
Kanama
Pyojenik granülomun en belirgin özelliği kolay ve spontan kanama eğilimidir. Lezyon yüzeyindeki kapiller damarlar çok ince duvarlı ve frajil olduğundan, diş fırçalama, yemek yeme veya hafif dokunma gibi minimal travmalarla bile kanama başlayabilir. Kanama genellikle profüz değildir ancak sık tekrarlayıcı olabilir ve hastayı ciddi şekilde rahatsız eder. Bazı hastalarda kanama uzun süre devam edebilir ve baskı uygulanması gerekebilir.
Ağrı ve Hassasiyet
Pyojenik granülom genellikle ağrısız bir lezyondur. Ancak yüzeyel ülserasyon geliştiğinde veya sekonder enfeksiyon eklendiğinde ağrı ve hassasiyet ortaya çıkabilir. Büyük lezyonlarda çiğneme sırasında mekanik irritasyon nedeniyle rahatsızlık hissedilebilir. Ülsere yüzey, sıcak ve baharatlı yiyeceklerle temas ettiğinde yanma hissi oluşabilir.
Hızlı Büyüme
Lezyon genellikle birkaç hafta içinde hızla büyür ve kısa sürede maksimum boyutuna ulaşır. Bu hızlı büyüme, hastaları ve klinisyenleri malignite şüphesine yönlendirebilir. Ancak pyojenik granülomun büyümesi belirli bir noktada durur ve kendiliğinden gerileme nadirdir (gebelik granülomu hariç). Başlangıçta kırmızı ve vasküler olan lezyon, zamanla olgunlaşarak daha fibröz bir yapı kazanabilir ve rengi solabilir.
Fonksiyonel Bozukluklar
Büyük boyutlu pyojenik granülomlar çiğneme, konuşma ve yutma güçlüğüne neden olabilir. Dişeti yerleşimli lezyonlar diş hareketliliğine, kemik rezorpsiyonuna ve maloklüzyona yol açabilir. Estetik kaygılar da hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkileyen önemli bir faktördür. Tekrarlayan kanama nedeniyle beslenme düzeninde bozulma ve demir eksikliği anemisi gelişebilir.
Pyojenik Granülom Tanısı
Pyojenik granülomun tanısı çoğunlukla klinik muayene ile konulabilir; ancak kesin tanı için histopatolojik inceleme altın standarttır. Tanıda kullanılan yöntemler aşağıda detaylı olarak açıklanmıştır:
Klinik Muayene
Deneyimli bir ağız ve diş sağlığı uzmanı, lezyonun görünümü, lokalizasyonu, büyüme hızı ve kanama öyküsü gibi klinik özellikleri değerlendirerek ön tanı koyabilir. Muayenede lezyonun boyutu, tabanı (saplı veya geniş tabanlı), yüzey özellikleri (ülsere, lobüle, düzgün), kıvamı (yumuşak, elastik) ve rengi detaylı olarak kaydedilir. Palpasyonda lezyon genellikle yumuşak-elastik kıvamdadır ve ağrısızdır. Diaskopi (cam lamı ile basınç) uygulandığında lezyonun solması, vasküler yapısını doğrular.
Radyolojik Değerlendirme
Periapikal ve panoramik radyografiler, lezyonun altındaki kemik dokusunu değerlendirmek için kullanılır. Pyojenik granülom yumuşak doku lezyonu olmasına rağmen, uzun süreli ve büyük lezyonlarda basınç etkisiyle alveol kemiğinde yüzeyel rezorpsiyon gelişebilir. Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (CBCT), kemik tutulumunun derecesini daha detaylı gösterir. Doppler ultrasonografi, lezyonun vasküler yapısını ve kan akım paternini değerlendirmede yardımcı olabilir.
Histopatolojik İnceleme
Kesin tanı, eksize edilen veya biyopsi alınan dokunun histopatolojik incelemesiyle konulur. Mikroskobik olarak lobüler kapiller proliferasyon, fibröz septalar, miks inflamatuar hücre infiltrasyonu ve yüzeyel ülserasyon bulguları saptanır. İmmünohistokimyasal boyamada endotelyal belirteçler olan CD31, CD34 ve Faktör VIII pozitif boyanma gösterir. Ki-67 proliferasyon indeksi genellikle düşüktür (%5-10 arası) ve malign transformasyona işaret etmez.
Laboratuvar Testleri
Rutin laboratuvar testleri tanıda zorunlu değildir; ancak tekrarlayan kanama nedeniyle anemi şüphesi olan hastalarda tam kan sayımı istenmelidir. Hemoglobin değerleri kadınlarda 12 g/dL, erkeklerde 13 g/dL altında ise demir eksikliği anemisi açısından serum ferritin (<30 ng/mL), serum demiri (<60 mcg/dL) ve total demir bağlama kapasitesi (>360 mcg/dL) değerlendirilmelidir. Koagülasyon testleri (PT, aPTT, INR) kanama bozukluğu şüphesi olan hastalarda istenir. Gebelik şüphesi varsa beta-hCG düzeyi kontrol edilmelidir.
Ayırıcı Tanı
Pyojenik granülom, çeşitli benign ve malign oral lezyonlarla karışabilir. Doğru tedavi planlaması için ayırıcı tanının dikkatli yapılması gereklidir:
- Periferik dev hücreli granülom: Dişetine özgü, morumsu-mavimsi renkte, geniş tabanlı bir lezyondur. Pyojenik granülomdan daha sert kıvamlı olup radyografide yüzeyel kemik rezorpsiyonu daha belirgindir. Histopatolojik olarak multinükleer dev hücrelerin varlığı ayırt edicidir.
- Periferik ossifiye fibrom: Dişetinde görülen, sert kıvamlı, pembe-kırmızı renkte nodüler bir lezyondur. Pyojenik granülomdan daha yavaş büyür ve kanama eğilimi daha azdır. Radyografide lezyon içinde kalsifikasyon odakları görülebilir.
- Kaposi sarkomu: Özellikle HIV/AIDS hastalarında görülen vasküler malign bir neoplazmdır. Morumsu-kırmızı maküler veya nodüler lezyonlar şeklinde prezente olur ve multifokal olma eğilimindedir. HHV-8 pozitifliği tanıda önemlidir.
- Skuamöz hücreli karsinom: Ağız boşluğunun en sık malign tümörüdür. İleri yaş, sigara ve alkol kullanımı risk faktörleridir. Endüre tabanlı, düzensiz kenarlı ülsere bir lezyon görünümü tipiktir. Biyopsi ile kesin ayırım yapılır.
- Hemanjiom: Konjenital vasküler bir malformasyondur. Pyojenik granülomdan farklı olarak doğuştan mevcuttur veya erken çocukluk döneminde ortaya çıkar. Diaskopi ile solması tanıda yardımcıdır ancak pyojenik granülom da solabilir.
- Periferal nörofibrom: Nöral kılıf hücrelerinden köken alan benign bir tümördür. Genellikle ağrısız, yavaş büyüyen, sert-elastik kıvamlı bir nodüldür. Nörofibromatozis tip 1 ile ilişkili olabilir.
- Metastatik tümörler: Nadiren ağız boşluğuna metastaz yapan tümörler (böbrek, akciğer, meme kanseri) pyojenik granüloma benzer lezyonlar oluşturabilir. Hızlı büyüme, kemik destrüksiyonu ve atipik lokalizasyon malignite şüphesi uyandırmalıdır.
Pyojenik Granülom Tedavisi
Pyojenik granülomun tedavisinde amaç, lezyonun tamamen ortadan kaldırılması ve nüksün önlenmesidir. Tedavi yaklaşımı lezyonun boyutu, lokalizasyonu, hastanın genel durumu ve gebelik gibi özel durumlara göre planlanır.
Cerrahi Eksizyon
Cerrahi eksizyon, pyojenik granülom tedavisinde altın standart yöntemdir. Lezyon, çevreleyen sağlam dokudan 1-2 mm güvenlik sınırı ile tam kat olarak eksize edilir. Dişeti yerleşimli lezyonlarda periodontal dokuların korunmasına özen gösterilmeli ve gerekirse alttaki kemik yüzeyi kürete edilmelidir. Yetersiz eksizyon en önemli nüks nedenidir; bu nedenle lezyonun tabanındaki periost ve kemik yüzeyi dikkatlice temizlenmelidir. Nüks oranı uygun cerrahi teknikle %5-16 arasında bildirilmektedir.
Lazer Tedavisi
CO2 lazer (10.600 nm), Nd:YAG lazer (1.064 nm) ve diyot lazer (810-980 nm) pyojenik granülom tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır. Lazer tedavisinin avantajları arasında daha az kanama, daha iyi görüş alanı, sterilizasyon etkisi ve daha konforlu iyileşme süreci sayılabilir. Diyot lazer, geniş tabanlı vasküler lezyonlarda özellikle tercih edilir. CO2 lazer ile yapılan eksizyon sonrası nüks oranı %2-8 olarak bildirilmiştir. Lazer gücü genellikle 2-5 Watt sürekli veya darbeli modda uygulanır.
Kriyoterapi
Sıvı nitrojen (-196°C) kullanılarak yapılan kriyoterapi, özellikle küçük boyutlu (<1 cm) lezyonlarda alternatif bir tedavi yöntemidir. Lezyon yüzeyine 10-30 saniye süreyle kriyoprob uygulanır ve iki siklus halinde tekrarlanır. Yöntem basit ve hızlı olmakla birlikte, derin lezyonlarda yetersiz kalabilir ve tam eksize edilen doku histopatolojik incelemeye gönderilemez.
Elektrokoter ve Skleroterapi
Elektrokoter, küçük boyutlu pyojenik granülomların ablasyonunda kullanılabilir. Monopolar veya bipolar elektrokoter ile lezyon tabanından itibaren koagüle edilir. Skleroterapi, büyük vasküler lezyonlarda cerrahi öncesi boyut küçültme amacıyla uygulanabilir. Sodyum tetradesil sülfat (%1-3) veya etanolamin oleat (%5) lezyon içine enjekte edilerek damar endotelinin hasarlanması ve tromboz oluşumu sağlanır.
Farmakolojik Tedavi
Cerrahi tedavinin uygun olmadığı veya nüks gösteren olgularda farmakolojik ajanlar kullanılabilir:
- Topikal timolol maleat (%0,5): Beta-bloker bir ajan olup günde 2-3 kez lezyon üzerine uygulanır. Vasküler proliferasyonu inhibe ederek lezyonun gerilemesini sağlar. Tedavi süresi 4-8 hafta arasında değişir.
- Topikal imikimod (%5): İmmünomodülatör etkili bir kremdir. Haftada 3 kez uygulanarak antianjiogenik etki sağlar. Tedavi süresi 6-8 haftadır.
- Topikal kortikosteroidler: Betametazon valerat (%0,1) veya triamsinolon asetonid (%0,1) orabase formunda günde 2-3 kez uygulanarak inflamasyon ve ödem kontrolü sağlanabilir.
- İntralezyonel kortikosteroid: Triamsinolon asetonid 10-40 mg/mL dozunda lezyon içine enjekte edilerek büyümenin kontrolü sağlanabilir. İki hafta arayla 2-4 seans uygulanabilir.
- Sistemik propranolol: Pediatrik hastalarda dirençli veya multifokal pyojenik granülomlarda 1-3 mg/kg/gün dozunda oral propranolol kullanımı bildirilmiştir. Tedavi süresince kalp hızı ve kan basıncı izlemi gereklidir.
Gebelik Döneminde Tedavi Yaklaşımı
Gebelik granülomunda yaklaşım genellikle konservatiftir. Çoğu lezyon doğumdan sonra spontan olarak geriler. Ancak ciddi kanama, beslenme güçlüğü veya belirgin fonksiyonel bozukluk varsa gebeliğin ikinci trimesterinde cerrahi eksizyon planlanabilir. Lokal anestezi için lidokain %2 (1:100.000 epinefrinli) güvenle kullanılabilir. Gebelik süresince ağız hijyeninin optimize edilmesi ve irritan faktörlerin ortadan kaldırılması önerilir.
Pyojenik Granülom Komplikasyonları
Pyojenik granülom benign bir lezyon olmasına rağmen, tedavi edilmediğinde veya geç tedavi edildiğinde çeşitli komplikasyonlara yol açabilir:
- Kronik kanama ve anemi: Tekrarlayan kanamalar, özellikle büyük boyutlu lezyonlarda kronik kan kaybına neden olabilir. Uzun süreli kanama demir eksikliği anemisine yol açabilir; halsizlik, solukluk, çarpıntı ve efor dispnesi gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
- Sekonder enfeksiyon: Ülsere yüzeyden bakteriyel kontaminasyon gerçekleşebilir. Enfeksiyon bulgularına ateş, bölgesel lenf nodu büyümesi, pürülan akıntı ve artan ağrı eşlik edebilir. Ağır olgularda selülit veya apse gelişimi mümkündür.
- Kemik rezorpsiyonu: Dişeti yerleşimli büyük lezyonlar, basınç etkisiyle alveol kemiğinde yüzeyel rezorpsiyona neden olabilir. Bu durum diş hareketliliği, periodontal cep derinliğinin artması ve diş kaybıyla sonuçlanabilir.
- Fonksiyonel bozukluklar: Büyük lezyonlar çiğneme, konuşma ve yutma fonksiyonlarını olumsuz etkiler. Maloklüzyon, diş dizilim bozuklukları ve temporomandibular eklem problemleri gelişebilir.
- Nüks: Eksizyon sonrası nüks oranı %5-16 arasındadır. Yetersiz eksizyon, altta yatan irritan faktörün ortadan kaldırılmaması ve hormonal faktörlerin devam etmesi başlıca nüks nedenleridir. Multipl nüks gösteren lezyonlarda daha geniş eksizyon ve alttaki kemik küretajı gerekebilir.
- Psikolojik etkiler: Görünür lokalizasyondaki lezyonlar estetik kaygılara ve sosyal izolasyona neden olabilir. Kronik kanama korkusu, beslenme alışkanlıklarında değişiklik ve yaşam kalitesinde düşüş gibi psikolojik sorunlar gelişebilir.
Pyojenik Granülomdan Korunma
Pyojenik granülomun gelişimini tamamen önlemek mümkün olmasa da risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıyla oluşum riski önemli ölçüde azaltılabilir:
- Düzenli ağız hijyeni: Günde en az iki kez yumuşak kıllı diş fırçası ile dişlerin fırçalanması, diş arası temizliğinin diş ipi veya ara yüz fırçası ile sağlanması ve antiseptik gargara kullanımı plak birikimini minimize eder. Ağız hijyeninin sürdürülmesi, periodontal hastalık ve buna bağlı doku irritasyonunun önlenmesinde temel yaklaşımdır.
- Düzenli diş hekimi kontrolleri: Altı ayda bir yapılan rutin kontrollerde diş taşı temizliği, uyumsuz restorasyonların düzeltilmesi ve erken dönem lezyonların tespiti sağlanır. Periodontal tedavi gerektiren durumlarda zamanında müdahale, kronik irritasyon riskini azaltır.
- Protez bakımı: Hareketli protez kullanan hastalarda protezin uyumunun düzenli kontrol edilmesi, gerektiğinde astar veya yeniden yapılması önerilir. Protez kenarlarının mukozayı irrite etmemesi sağlanmalıdır.
- Gebelik döneminde özel bakım: Gebelik planlayan veya gebe olan kadınlarda ağız hijyenine özellikle dikkat edilmelidir. Gebelik öncesi dental kontrol ve gerekli tedavilerin tamamlanması önerilir. Gebelik süresince üç ayda bir diş hekimi kontrolü yapılması uygun olur.
- Travmadan kaçınma: Dudak ısırma, tırnak yeme gibi alışkanlıkların bırakılması, sert kıllı diş fırçası kullanımından kaçınılması ve sporlar sırasında ağız koruyucu kullanılması travma riskini azaltır.
- Beslenme: C vitamini, K vitamini ve demir açısından zengin beslenme, dişeti sağlığını destekler ve doku iyileşmesini hızlandırır. Antioksidan içeriği yüksek meyve ve sebzeler tüketilmelidir.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?
Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir ağız ve diş sağlığı uzmanına başvurulması önerilir:
- Ağız içinde hızla büyüyen kırmızı veya morumsu bir kitle fark edildiğinde
- Dişeti veya ağız mukozasından sık tekrarlayan ve kendiliğinden durmayan kanamalar olduğunda
- Diş fırçalama veya yemek yeme sırasında sürekli kanama yaşandığında
- Ağız içindeki bir lezyonun boyutunun giderek arttığı gözlendiğinde
- Çiğneme, konuşma veya yutma güçlüğü geliştiğinde
- Lezyon üzerinde renk değişikliği, endürasyon veya düzensiz kenar yapısı fark edildiğinde (malignite şüphesi)
- Gebelik döneminde ağız içinde kanamalı bir kitle oluştuğunda
- Daha önce tedavi edilen bir lezyonun tekrar ortaya çıktığında
- Kanama nedeniyle halsizlik, solukluk veya nefes darlığı gibi anemi belirtileri geliştiğinde
Pyojenik granülom, ağız boşluğunda sık karşılaşılan benign vasküler lezyonlar arasında önemli bir yer tutmaktadır. Erken tanı ve uygun tedavi ile mükemmel prognoza sahip olan bu lezyonun tedavisiz bırakılması, kanama, enfeksiyon ve fonksiyonel bozukluklar gibi komplikasyonlara yol açabilir. Ağız içinde hızla büyüyen, kolay kanayan bir kitle fark ettiğinizde mutlaka profesyonel değerlendirme yaptırmanız önerilir. Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, pyojenik granülom ve diğer oral lezyonların tanı ve tedavisinde güncel yaklaşımları uygulayarak hastalarımıza en iyi bakımı sunmaktadır.






